Borçlu olmadığının tespiti
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2020/2899 E. 2021/2319 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Usul tespitleri
- Dava şartı
- dava şartı
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
re'sen inceleme↗ 5718 sayılı möhuk↗ adil yargılanma hakkı↗ menfi tespit davası↗ kısıtlılık↗ möhuk 47↗ tespit davası↗ derdestlik↗ tenfiz↗ yetkisizlik kararı↗ menfi tespit↗ dava sebebi↗ cy/cy kaydı↗ ibraz↗ kesin hüküm↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
İlk Derece Mahkemesi’nce, davacının arsa satışı nedeniyle davalıya verdiği 500.000,00 TL bedelli senedin ödendiğini, buna rağmen davalının takibe devam ettiğini iddia ederek menfi tespit davası açtığı, taraflar arasında aynı konuda Tübingen Eyalet Mahkemesi’nde devam eden bir dava bulunduğu, alınan bilirkişi raporunda karar kesinleşmemiş olsa da milletlerarası derdestliğin söz konusu olacağının belirtildiği, davalı vekilinin karara itiraz edildiğine ve yargılamanın devam ettiğine dair belge örneklerini ibraz ettiği, yargılamanın devam ettiği, dolayısıyla milletlerarası derdestliğin söz konusu olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekili tarafından istinaf edilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi’nce, somut olay bakımından uyuşmazlığın derdestlik bulunup bulunmadığına ilişkin olduğu, 5718 sayılı MÖHUK’ta milletlerarası derdestlik konusunda özel bir düzenleme bulunmamakla birlikte 41. ve 47. maddelerindeki hükümlerde yabancı derdestliğin dikkate alınacağının kabul edildiği, Türk Milletlerarası Usul Hukuku sisteminde yer alan ve derdestliğin kabulüne cevaz veren bu iki hükme Türkiye'nin taraf olduğu milletlerarası anlaşmalardan doğan derdestlik hallerini de eklemek gerektiği, buna göre davanın daha önce açıldığı devlet mahkemesinde verilecek kararın Türkiye'de tanınması ve tenfizi mümkün ise milletlerarası derdestliğin kabul edilmesi gerektiği, 6100 sayılı HMK'nun 114/ı maddesi uyarınca derdestliğin dava şartı olduğu, eldeki davanın 13.08.2014 tarihinde açıldığı, davacı ... tarafından Tübingen Eyalet Mahkemesi'nde açılan davanın 31.01.2014 tarihinde kayda alındığı, yargılamasının devam ettiği, eldeki davaya konu iddia ve istemler ile Almanya'da açılan davadaki iddia ve istemlerin aynı olduğu, açıklanan gerekçelerle ilk derece mahkemesi kararının usul ve yasaya uygun bulunduğu gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Karar, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava şartları, mahkemece bir davanın esası hakkında yargılama yapılabilmesi için gerekli olan koşullardır. Yargılamanın her aşamasında dava şartlarının var olup olmadığı mahkemece re’sen incelenmelidir.
6100 sayılı HMK’nın “dava şartları” başlıklı 114. maddesinin birinci fıkrasının (ı) bendinde; “Aynı davanın, daha önceden açılmış ve hâlen görülmekte olmaması”, yani derdestlik, iç hukukumuzda dava şartı olarak öngörülmüştür. Derdestliğin ilk koşulu, tarafları, konusu ve sebebi aynı olan bir davanın daha önce açılmış olmasıdır. İkinci koşulu, daha önce açılmış bulunan davanın halen görülmekte ve kesin hükümle sonuçlanmamış olmasıdır. Bu iki koşulun birlikte bulunması durumunda derdestlik söz konusu olmaktadır.
Yukarıda açıklanan ilkeler çerçevesinde derdestlik, iç hukukumuzda bir dava şartı olarak düzenlenmesine rağmen 5718 sayılı MÖHUK’ta milletlerarası derdestlik konusunda herhangi bir düzenleme yapılmamıştır. 6100 sayılı HMK’da olduğu gibi açık bir düzenleme olmadığı sürece yabancı ülkede açılan ve görülmekte olan bir davanın, iç hukukumuzdaki bir dava bakımından derdestlik teşkil edeceğini kabul etmek doğru değildir. Böyle bir kabul, Türk Mahkemelerinin yargı yetkisinin, buna bağlı olarak bir bakıma egemenlik hakkının kısıtlanması sonucunu doğuracaktır. Öte yandan yabancı bir ülkede açılmış ve görülmekte olan bir dava sonucunda verilecek kararın tanınıp tenfiz edileceği de belli olmadığından milletlerarası derdestliğin kabul edilmesi, yargılamanın gecikmesine sebebiyet vererek davacının adil yargılanma hakkının zedelenmesine neden olacaktır. Yabancı bir mahkemede açılan ve görülen bir davada verilip kesinleşen bir karar bile, ülkemizde ancak tanınıp tenfiz edildiğinde hukuki sonuç doğurmaktadır. Bu gerçeklik karşısında yabancı bir ülkede henüz görülmekte olan bir davanın iç hukukumuz bakımından derdestlik teşkil edeceğini kabul etmek Yasa Koyucu’nun amacına da uygun değildir.
Somut uyuşmazlığa gelindiğinde ilk derece mahkemesince yukarıda yapılan açıklamalar çerçevesinde Almanya’da daha önce açılan, tarafları, konusu ve sebebinin aynı olduğu iddia edilen davanın eldeki dava bakımından derdestlik teşkil etmeyeceği kabul edilerek davanın esası hakkında inceleme ve araştırma yapılıp deliller hep birlikte değerlendirilerek varılacak uygun sonuç çerçevesinde bir hüküm kurulması gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi ve davacı vekilinin istinaf başvurusunun Bölge Adliye Mahkemesince reddedilmesi doğru görülmediğinden, temyize konu Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulması gerekmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yabancı mahkeme kararının tenfizi
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2011/15020 E. 2012/21151 K.
Ortak:tespit davası · tenfiz
İncelediğiniz kararda… e Mahkemesi’nce, davacının arsa satışı nedeniyle davalıya verdiği 500.000,00 TL bedelli senedin ödendiğini, buna rağmen davalının takibe devam ettiğini iddia ederek «menfi tespit davası» açtığı, taraflar arasında aynı konuda Tübingen Eyalet Mahkemesi’nde devam eden bir dava bulunduğu, alınan bilirkişi raporunda karar kesinleşmemiş olsa da milletlerarası «derdestliğin» söz konusu olacağının belirtildiği, davalı vekilinin karara itiraz edildiğine ve yargılamanın devam ettiğine dair belge örneklerini «ibraz» ettiği, yargılamanın devam ettiği, dolayısıyla milletlerarası derdestliğin söz konusu olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekili taraf …
Bölge Adliye Mahkemesi’nce, somut olay bakımından uyuşmazlığın «derdestlik» bulunup bulunmadığına ilişkin olduğu, 5718 sayılı MÖHUK’ta milletlerarası derdestlik konusunda özel bir düzenleme bulunmamakla birlikte 41. ve 47. maddelerindeki hükümlerde yabancı derdestliğin dikkate alınacağının kabul edildiği, Türk Milletlerarası Usul Hukuku sisteminde yer alan ve derdestliğin kabulüne cevaz veren bu iki hükme Türkiye'nin taraf olduğu milletlerarası anlaşmalardan doğan derdestlik hallerini de eklemek gerektiği, buna göre davanın daha önce açıldığı devlet mahkemesinde verilecek kararın Türkiye'de tanınması ve «tenfizi» mümkün ise milletlerarası derdestliğin kabul edilmesi gerektiği, 6100 sayılı HMK'nun 114/ı maddesi uyarınca derdestliğin dava şartı olduğu, eldeki davanın 13.08.2014 tarihinde açıldığı, davacı ... tarafından Tübingen Eyalet Mahkemesi'nde açılan davanın 31.01.2014 tarihinde «kayda» alındığı, yargılamasının devam ettiği, eldeki davaya konu iddia ve istemler ile Almanya'da açılan davadaki iddia ve istemlerin aynı olduğu, açıklanan gerekçelerle …
Öte yandan yabancı bir ülkede açılmış ve görülmekte olan bir dava sonucunda verilecek kararın tanınıp «tenfiz» edileceği de belli olmadığından milletlerarası «derdestliğin» kabul edilmesi, yargılamanın gecikmesine sebebiyet vererek davacının «adil yargılanma hakkının» zedelenmesine neden olacaktır.
Benzer bu kararda3- Dava, yabancı mahkeme kararının «tenfizi» istemine ilişkin olup, tenfiz davalarının «eda davası» değil «tespit davası» niteliğinde olması nedeniyle, mahkemece yargılama harcı ile davacı yararına takdir edilen «vekalet ücretinin», nispi değil maktu olarak belirlenmesi gereklidir.
Mahkemece tüm dosya kapsamına göre, «tenfizi» istenilen yabancı mahkeme kararının 5718 sayılı Kanun'un 54. maddesinde sayılan şartları taşıdığı gerekçesiyle davanın kabulüne, Tübingen Eyalet Mahkemesi'nin 3 O 1/06 sayılı kararının tenfizine karar verilmiştir.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Bozma ↔ benzerinde Kısmen bozma🔶 iki emsal
Farklı:nispi harç · eda davası · nispi vekalet ücreti · harç · vekalet ücreti
Benzer bu karardaBu durum karşısında mahkemece, «nispi harç» ile davacı yararına «nispi vekalet ücretine» hükmedilmesi doğru olmamış, kararın bu nedenlerle bozulması gerekmiş ise de yapılan yanlışlığın yeniden yargılamayı gerektirmemesi nedeniyle hükmün, HUMK’nun 438/7. maddesi uyarınca düzeltilerek onanması gerekmiştir.
3- Dava, yabancı mahkeme kararının «tenfizi» istemine ilişkin olup, tenfiz davalarının «eda davası» değil «tespit davası» niteliğinde olması nedeniyle, mahkemece yargılama harcı ile davacı yararına takdir edilen «vekalet ücretinin», nispi değil maktu olarak belirlenmesi gereklidir.
-
Yabancı mahkeme kararının tenfizi | Tenfiz
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2012/6936 E. 2012/13948 K.
Ortak:tenfiz · dava şartı
İncelediğiniz karardaBölge Adliye Mahkemesi’nce, somut olay bakımından uyuşmazlığın «derdestlik» bulunup bulunmadığına ilişkin olduğu, 5718 sayılı MÖHUK’ta milletlerarası derdestlik konusunda özel bir düzenleme bulunmamakla birlikte 41. ve 47. maddelerindeki hükümlerde yabancı derdestliğin dikkate alınacağının kabul edildiği, Türk Milletlerarası Usul Hukuku sisteminde yer alan ve derdestliğin kabulüne cevaz veren bu iki hükme Türkiye'nin taraf olduğu milletlerarası anlaşmalardan doğan derdestlik hallerini de eklemek gerektiği, buna göre davanın daha önce açıldığı devlet mahkemesinde verilecek kararın Türkiye'de tanınması ve «tenfizi» mümkün ise milletlerarası derdestliğin kabul edilmesi gerektiği, 6100 sayılı HMK'nun 114/ı maddesi uyarınca derdestliğin dava şartı olduğu, eldeki davanın 13.08.2014 tarihinde açıldığı, davacı ... tarafından Tübingen Eyalet Mahkemesi'nde açılan davanın 31.01.2014 tarihinde «kayda» alındığı, yargılamasının devam ettiği, eldeki davaya konu iddia ve istemler ile Almanya'da açılan davadaki iddia ve istemlerin aynı olduğu, açıklanan gerekçelerle …
Öte yandan yabancı bir ülkede açılmış ve görülmekte olan bir dava sonucunda verilecek kararın tanınıp «tenfiz» edileceği de belli olmadığından milletlerarası «derdestliğin» kabul edilmesi, yargılamanın gecikmesine sebebiyet vererek davacının «adil yargılanma hakkının» zedelenmesine neden olacaktır.
Yabancı bir mahkemede açılan ve görülen bir davada verilip kesinleşen bir karar bile, ülkemizde ancak tanınıp «tenfiz» edildiğinde hukuki sonuç doğurmaktadır.
Benzer bu kararda2- Davacı vekilinin temyiz itirazlarına gelince, dava, yabancı mahkeme kararının «tenfizi» istemine ilişkin olup, mahkemece, davalılardan ... yönünden taraflar arasında hukuki ilişki bulunmadığı gerekçesiyle tenfiz isteminin «husumetten» reddine karar verilmiş ise de, usulünce kesinleşmiş yabancı mahkeme kararlarının 5718 sayılı MÖHUK’un 54. maddesinde belirtilen şartlara aykırı olmadığı sürece tenfizine karar verilmesi gerekmektedir.
Somut olayda, «tenfizi» istenen Traunstein Eyalet Mahkemesi tarafından verilen kararın adı geçen davalıya Adalet Bakanlığı Uluslararası Hukuk ve Dış İlişkiler Genel Müdürlüğü aracılığı il …
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:husumet
Benzer bu kararda2- Davacı vekilinin temyiz itirazlarına gelince, dava, yabancı mahkeme kararının «tenfizi» istemine ilişkin olup, mahkemece, davalılardan ... yönünden taraflar arasında hukuki ilişki bulunmadığı gerekçesiyle tenfiz isteminin «husumetten» reddine karar verilmiş ise de, usulünce kesinleşmiş yabancı mahkeme kararlarının 5718 sayılı MÖHUK’un 54. maddesinde belirtilen şartlara aykırı olmadığı sürece tenfizine karar verilmesi gerekmektedir.
-
Yabancı mahkeme kararının tenfizi | Tenfiz
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2012/6931 E. 2012/13947 K.
Ortak:tenfiz · dava şartı
İncelediğiniz karardaBölge Adliye Mahkemesi’nce, somut olay bakımından uyuşmazlığın «derdestlik» bulunup bulunmadığına ilişkin olduğu, 5718 sayılı MÖHUK’ta milletlerarası derdestlik konusunda özel bir düzenleme bulunmamakla birlikte 41. ve 47. maddelerindeki hükümlerde yabancı derdestliğin dikkate alınacağının kabul edildiği, Türk Milletlerarası Usul Hukuku sisteminde yer alan ve derdestliğin kabulüne cevaz veren bu iki hükme Türkiye'nin taraf olduğu milletlerarası anlaşmalardan doğan derdestlik hallerini de eklemek gerektiği, buna göre davanın daha önce açıldığı devlet mahkemesinde verilecek kararın Türkiye'de tanınması ve «tenfizi» mümkün ise milletlerarası derdestliğin kabul edilmesi gerektiği, 6100 sayılı HMK'nun 114/ı maddesi uyarınca derdestliğin dava şartı olduğu, eldeki davanın 13.08.2014 tarihinde açıldığı, davacı ... tarafından Tübingen Eyalet Mahkemesi'nde açılan davanın 31.01.2014 tarihinde «kayda» alındığı, yargılamasının devam ettiği, eldeki davaya konu iddia ve istemler ile Almanya'da açılan davadaki iddia ve istemlerin aynı olduğu, açıklanan gerekçelerle …
Öte yandan yabancı bir ülkede açılmış ve görülmekte olan bir dava sonucunda verilecek kararın tanınıp «tenfiz» edileceği de belli olmadığından milletlerarası «derdestliğin» kabul edilmesi, yargılamanın gecikmesine sebebiyet vererek davacının «adil yargılanma hakkının» zedelenmesine neden olacaktır.
Yabancı bir mahkemede açılan ve görülen bir davada verilip kesinleşen bir karar bile, ülkemizde ancak tanınıp «tenfiz» edildiğinde hukuki sonuç doğurmaktadır.
Benzer bu kararda2- Davacı vekilinin temyiz itirazlarına gelince, dava, yabancı mahkeme kararının «tenfizi» istemine ilişkin olup, mahkemece, davalılardan ... yönünden taraflar arasında hukuki ilişki bulunmadığı gerekçesiyle tenfiz isteminin «husumetten» reddine karar verilmiş ise de, usulünce kesinleşmiş yabancı mahkeme kararlarının 5718 sayılı MÖHUK’un 54. maddesinde belirtilen şartlara aykırı olmadığı sürece tenfizine karar verilmesi gerekmektedir.
Somut olayda, «tenfizi» istenen Heidelberg Eyalet Mahkemesi tarafından verilen kararın adı geçen davalıya Adalet Bakanlığı Uluslararası Hukuk ve Dış İlişkiler Genel Müdürlüğü aracılığı il …
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:husumet
Benzer bu kararda2- Davacı vekilinin temyiz itirazlarına gelince, dava, yabancı mahkeme kararının «tenfizi» istemine ilişkin olup, mahkemece, davalılardan ... yönünden taraflar arasında hukuki ilişki bulunmadığı gerekçesiyle tenfiz isteminin «husumetten» reddine karar verilmiş ise de, usulünce kesinleşmiş yabancı mahkeme kararlarının 5718 sayılı MÖHUK’un 54. maddesinde belirtilen şartlara aykırı olmadığı sürece tenfizine karar verilmesi gerekmektedir.
2 benzer karar daha
-
Yabancı mahkeme kararının tenfizi | Tenfiz
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2012/14701 E. 2013/1006 K.
Ortak:tespit davası · tenfiz · dava şartı
İncelediğiniz kararda… e Mahkemesi’nce, davacının arsa satışı nedeniyle davalıya verdiği 500.000,00 TL bedelli senedin ödendiğini, buna rağmen davalının takibe devam ettiğini iddia ederek «menfi tespit davası» açtığı, taraflar arasında aynı konuda Tübingen Eyalet Mahkemesi’nde devam eden bir dava bulunduğu, alınan bilirkişi raporunda karar kesinleşmemiş olsa da milletlerarası «derdestliğin» söz konusu olacağının belirtildiği, davalı vekilinin karara itiraz edildiğine ve yargılamanın devam ettiğine dair belge örneklerini «ibraz» ettiği, yargılamanın devam ettiği, dolayısıyla milletlerarası derdestliğin söz konusu olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekili taraf …
Bölge Adliye Mahkemesi’nce, somut olay bakımından uyuşmazlığın «derdestlik» bulunup bulunmadığına ilişkin olduğu, 5718 sayılı MÖHUK’ta milletlerarası derdestlik konusunda özel bir düzenleme bulunmamakla birlikte 41. ve 47. maddelerindeki hükümlerde yabancı derdestliğin dikkate alınacağının kabul edildiği, Türk Milletlerarası Usul Hukuku sisteminde yer alan ve derdestliğin kabulüne cevaz veren bu iki hükme Türkiye'nin taraf olduğu milletlerarası anlaşmalardan doğan derdestlik hallerini de eklemek gerektiği, buna göre davanın daha önce açıldığı devlet mahkemesinde verilecek kararın Türkiye'de tanınması ve «tenfizi» mümkün ise milletlerarası derdestliğin kabul edilmesi gerektiği, 6100 sayılı HMK'nun 114/ı maddesi uyarınca derdestliğin dava şartı olduğu, eldeki davanın 13.08.2014 tarihinde açıldığı, davacı ... tarafından Tübingen Eyalet Mahkemesi'nde açılan davanın 31.01.2014 tarihinde «kayda» alındığı, yargılamasının devam ettiği, eldeki davaya konu iddia ve istemler ile Almanya'da açılan davadaki iddia ve istemlerin aynı olduğu, açıklanan gerekçelerle …
Öte yandan yabancı bir ülkede açılmış ve görülmekte olan bir dava sonucunda verilecek kararın tanınıp «tenfiz» edileceği de belli olmadığından milletlerarası «derdestliğin» kabul edilmesi, yargılamanın gecikmesine sebebiyet vererek davacının «adil yargılanma hakkının» zedelenmesine neden olacaktır.
Benzer bu karardaDairemizce «tenfiz» davaları nitelikleri itibariyle «eda davası» değil, «tespit davası» mahiyetinde kabul edilmesi nedeniyle maktu harca hükmedilmesi gerekirken, mahkemece nisbi harca hükmedilmesi doğru olmayıp kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.
2- Dava, yabancı mahkeme kararının «tenfizi» istemine ilişkindir.
3- Davacı vekilinin temyiz itirazlarına gelince, dava, yabancı mahkeme kararının «tenfizi» istemine ilişkin olup, mahkemece, davalılardan ... yönünden taraflar arasında hukuki ilişki bulunmadığı gerekçesiyle tenfiz isteminin «husumetten» reddine karar verilmiş ise de, usulünce kesinleşmiş yabancı mahkeme kararlarının 5718 sayılı MÖHUK’un 54. maddesinde belirtilen şartlara aykırı olmadığı sürece tenfizine karar verilmesi gerekmektedir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:eda davası · husumet
Benzer bu karardaDairemizce «tenfiz» davaları nitelikleri itibariyle «eda davası» değil, «tespit davası» mahiyetinde kabul edilmesi nedeniyle maktu harca hükmedilmesi gerekirken, mahkemece nisbi harca hükmedilmesi doğru olmayıp kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.
3- Davacı vekilinin temyiz itirazlarına gelince, dava, yabancı mahkeme kararının «tenfizi» istemine ilişkin olup, mahkemece, davalılardan ... yönünden taraflar arasında hukuki ilişki bulunmadığı gerekçesiyle tenfiz isteminin «husumetten» reddine karar verilmiş ise de, usulünce kesinleşmiş yabancı mahkeme kararlarının 5718 sayılı MÖHUK’un 54. maddesinde belirtilen şartlara aykırı olmadığı sürece tenfizine karar verilmesi gerekmektedir.
-
Yabancı mahkeme kararının tenfizi | Tenfiz
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2012/6908 E. 2012/13946 K.
Ortak:tenfiz · dava şartı
İncelediğiniz karardaBölge Adliye Mahkemesi’nce, somut olay bakımından uyuşmazlığın «derdestlik» bulunup bulunmadığına ilişkin olduğu, 5718 sayılı MÖHUK’ta milletlerarası derdestlik konusunda özel bir düzenleme bulunmamakla birlikte 41. ve 47. maddelerindeki hükümlerde yabancı derdestliğin dikkate alınacağının kabul edildiği, Türk Milletlerarası Usul Hukuku sisteminde yer alan ve derdestliğin kabulüne cevaz veren bu iki hükme Türkiye'nin taraf olduğu milletlerarası anlaşmalardan doğan derdestlik hallerini de eklemek gerektiği, buna göre davanın daha önce açıldığı devlet mahkemesinde verilecek kararın Türkiye'de tanınması ve «tenfizi» mümkün ise milletlerarası derdestliğin kabul edilmesi gerektiği, 6100 sayılı HMK'nun 114/ı maddesi uyarınca derdestliğin dava şartı olduğu, eldeki davanın 13.08.2014 tarihinde açıldığı, davacı ... tarafından Tübingen Eyalet Mahkemesi'nde açılan davanın 31.01.2014 tarihinde «kayda» alındığı, yargılamasının devam ettiği, eldeki davaya konu iddia ve istemler ile Almanya'da açılan davadaki iddia ve istemlerin aynı olduğu, açıklanan gerekçelerle …
Öte yandan yabancı bir ülkede açılmış ve görülmekte olan bir dava sonucunda verilecek kararın tanınıp «tenfiz» edileceği de belli olmadığından milletlerarası «derdestliğin» kabul edilmesi, yargılamanın gecikmesine sebebiyet vererek davacının «adil yargılanma hakkının» zedelenmesine neden olacaktır.
Yabancı bir mahkemede açılan ve görülen bir davada verilip kesinleşen bir karar bile, ülkemizde ancak tanınıp «tenfiz» edildiğinde hukuki sonuç doğurmaktadır.
Benzer bu kararda2- Davacılar vekilinin temyiz itirazlarına gelince, dava, yabancı mahkeme kararının «tenfizi» istemine ilişkin olup, mahkemece, davalılardan ... yönünden taraflar arasında hukuki ilişki bulunmadığı gerekçesiyle tenfiz isteminin «husumetten» reddine karar verilmiş ise de, usulünce kesinleşmiş yabancı mahkeme kararlarının 5718 sayılı MÖHUK’un 54. maddesinde belirtilen şartlara aykırı olmadığı sürece tenfizine karar verilmesi gerekmektedir.
Somut olayda, «tenfizi» istenen Dortmund Eyalet Mahkemesi tarafından verilen kararın adı geçen davalıya Adalet Bakanlığı Uluslararası Hukuk ve Dış İlişkiler Genel Müdürlüğü aracılığı ile …
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:husumet
Benzer bu kararda2- Davacılar vekilinin temyiz itirazlarına gelince, dava, yabancı mahkeme kararının «tenfizi» istemine ilişkin olup, mahkemece, davalılardan ... yönünden taraflar arasında hukuki ilişki bulunmadığı gerekçesiyle tenfiz isteminin «husumetten» reddine karar verilmiş ise de, usulünce kesinleşmiş yabancı mahkeme kararlarının 5718 sayılı MÖHUK’un 54. maddesinde belirtilen şartlara aykırı olmadığı sürece tenfizine karar verilmesi gerekmektedir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2020/2899 E. , 2021/2319 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 16. HUKUK DAİRESİ
Taraflar arasında görülen davada İstanbul 15. Asliye Ticaret Mahkemesince verilen 10.11.2016 tarih ve 2014/264 E. - 2016/788 K. sayılı kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf isteminin esastan reddine dair İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi'nce verilen 15.03.2019 tarih ve 2017/1563 E. - 2019/559 K. sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi Dr. ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, davacı ile davalının Bozcaada'da bulunan arsaların alım satımı konusunda anlaştıklarını ve davacının 500.000,00 TL bedelli senedi davalıya verdiğini, davalının bu senede dayalı olarak Almanya'daki Bochum Eyalet Mahkemesi'nde alacak davası açtığını, mahkemenin davanın kabulüne karar verdiğini, bunun üzerine davacının Ham Yüksek Eyalet Mahkemesi'ne temyiz başvurusunda bulunduğunu, ancak Ham Yüksek Eyalet Mahkemesi'nin 500.000,00 TL'nin ödenmesine ve 5 puan faize hükmettiğini, bunun üzerine davacının, davalının Almanya'daki hesabına 500.000,00 TL'lik senede karşılık 03.06.2013, 10.06.2013 ve 18.06.2013 tarihlerinde toplam 275.287,63 EURO ödeme yaptığını, bu ödemelere rağmen davalının İstanbul 10.
İcra Müdürlüğü'nün 2009/5882 esas sayılı dosyasında aynı senedi takip dayanağı yapmak suretiyle mükerrer tahsilat yoluna gittiğini iddia ederek davacının davalıya borçlu olmadığının tespitine ve davalı aleyhine %20 oranında tazminata karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davacının aynı konuda Tübingen Eyalet Mahkemesi'nde 5 O 19/14 sayılı ile dava açtığını ve aynı iddiaları ileri sürerek senedin kendisine iadesi ile takibin iptalini istediğini, davanın halen devam etmekte olduğunu, ayrıca menfi tespit talep edilen miktarın belli olmadığını, icra takibinin 2009 yılında kesinleştiğini, davacının borcun sebebine yönelik Bozcaada Asliye Hukuk Mahkemesi’nde açtığı davanın reddedildiğini, yine icra hukuk mahkemesinde açtığı takibin iptali davasının da reddedildiğini, borcun ödendiği iddiasının doğru olmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
İlk Derece Mahkemesi’nce, davacının arsa satışı nedeniyle davalıya verdiği 500.000,00 TL bedelli senedin ödendiğini, buna rağmen davalının takibe devam ettiğini iddia ederek menfi tespit davası açtığı, taraflar arasında aynı konuda Tübingen Eyalet Mahkemesi’nde devam eden bir dava bulunduğu, alınan bilirkişi raporunda karar kesinleşmemiş olsa da milletlerarası derdestliğin söz konusu olacağının belirtildiği, davalı vekilinin karara itiraz edildiğine ve yargılamanın devam ettiğine dair belge örneklerini ibraz ettiği, yargılamanın devam ettiği, dolayısıyla milletlerarası derdestliğin söz konusu olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekili tarafından istinaf edilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi’nce, somut olay bakımından uyuşmazlığın derdestlik bulunup bulunmadığına ilişkin olduğu, 5718 sayılı MÖHUK’ta milletlerarası derdestlik konusunda özel bir düzenleme bulunmamakla birlikte 41. ve 47. maddelerindeki hükümlerde yabancı derdestliğin dikkate alınacağının kabul edildiği, Türk Milletlerarası Usul Hukuku sisteminde yer alan ve derdestliğin kabulüne cevaz veren bu iki hükme Türkiye'nin taraf olduğu milletlerarası anlaşmalardan doğan derdestlik hallerini de eklemek gerektiği, buna göre davanın daha önce açıldığı devlet mahkemesinde verilecek kararın Türkiye'de tanınması ve tenfizi mümkün ise milletlerarası derdestliğin kabul edilmesi gerektiği, 6100 sayılı HMK'nun 114/ı maddesi uyarınca derdestliğin dava şartı olduğu, eldeki davanın 13.08.2014 tarihinde açıldığı, davacı ...
tarafından Tübingen Eyalet Mahkemesi'nde açılan davanın 31.01.2014 tarihinde kayda alındığı, yargılamasının devam ettiği, eldeki davaya konu iddia ve istemler ile Almanya'da açılan davadaki iddia ve istemlerin aynı olduğu, açıklanan gerekçelerle ilk derece mahkemesi kararının usul ve yasaya uygun bulunduğu gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Karar, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava şartları, mahkemece bir davanın esası hakkında yargılama yapılabilmesi için gerekli olan koşullardır. Yargılamanın her aşamasında dava şartlarının var olup olmadığı mahkemece re’sen incelenmelidir.
6100 sayılı HMK’nın “dava şartları” başlıklı 114. maddesinin birinci fıkrasının (ı) bendinde; “Aynı davanın, daha önceden açılmış ve hâlen görülmekte olmaması”, yani derdestlik, iç hukukumuzda dava şartı olarak öngörülmüştür. Derdestliğin ilk koşulu, tarafları, konusu ve sebebi aynı olan bir davanın daha önce açılmış olmasıdır. İkinci koşulu, daha önce açılmış bulunan davanın halen görülmekte ve kesin hükümle sonuçlanmamış olmasıdır. Bu iki koşulun birlikte bulunması durumunda derdestlik söz konusu olmaktadır.
Yukarıda açıklanan ilkeler çerçevesinde derdestlik, iç hukukumuzda bir dava şartı olarak düzenlenmesine rağmen 5718 sayılı MÖHUK’ta milletlerarası derdestlik konusunda herhangi bir düzenleme yapılmamıştır. 6100 sayılı HMK’da olduğu gibi açık bir düzenleme olmadığı sürece yabancı ülkede açılan ve görülmekte olan bir davanın, iç hukukumuzdaki bir dava bakımından derdestlik teşkil edeceğini kabul etmek doğru değildir. Böyle bir kabul, Türk Mahkemelerinin yargı yetkisinin, buna bağlı olarak bir bakıma egemenlik hakkının kısıtlanması sonucunu doğuracaktır. Öte yandan yabancı bir ülkede açılmış ve görülmekte olan bir dava sonucunda verilecek kararın tanınıp tenfiz edileceği de belli olmadığından milletlerarası derdestliğin kabul edilmesi, yargılamanın gecikmesine sebebiyet vererek davacının adil yargılanma hakkının zedelenmesine neden olacaktır.
Yabancı bir mahkemede açılan ve görülen bir davada verilip kesinleşen bir karar bile, ülkemizde ancak tanınıp tenfiz edildiğinde hukuki sonuç doğurmaktadır. Bu gerçeklik karşısında yabancı bir ülkede henüz görülmekte olan bir davanın iç hukukumuz bakımından derdestlik teşkil edeceğini kabul etmek Yasa Koyucu’nun amacına da uygun değildir.
Somut uyuşmazlığa gelindiğinde ilk derece mahkemesince yukarıda yapılan açıklamalar çerçevesinde Almanya’da daha önce açılan, tarafları, konusu ve sebebinin aynı olduğu iddia edilen davanın eldeki dava bakımından derdestlik teşkil etmeyeceği kabul edilerek davanın esası hakkında inceleme ve araştırma yapılıp deliller hep birlikte değerlendirilerek varılacak uygun sonuç çerçevesinde bir hüküm kurulması gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi ve davacı vekilinin istinaf başvurusunun Bölge Adliye Mahkemesince reddedilmesi doğru görülmediğinden, temyize konu Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulması gerekmiştir.
SONUÇ
Yukarıdaki açıklanan nedenlerle İlk Derece Mahkemesince verilen karara yönelik istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULARAK KALDIRILMASINA, HMK’nın 373/1. maddesi uyarınca dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, ödediği peşin temyiz harcının isteği halinde temyiz eden davacıya iadesine, 11.03.2021 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/652512700 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz