6102TTK Türk Ticaret Kanunu

Örtülü kazanç aktarımında dava açma yetkisi münhasıran SPK'ya aittir

İstanbul BAM 12. Hukuk Dairesi · 2023/1655 E. 2023/1354 K. · · İlk derece: İSTANBUL ANADOLU 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

İtirazın iptaliistinaf başvurusunun esastan reddiKesinlik belirsiz

★ EmsalDava şartı (hukuki yarar / ehliyet / kesin hüküm)

Davacının nitelemesi: Banka Dışındaki Diğer Kredi Kuruluşlarına İlişkin Düzenlemelerden Kaynaklanan mahkemenin nitelemesiyle örtüşüyor

sermaye piyasası

Gerekçe özeti

6362 sayılı Sermaye Piyasası Kanunu'nun 21. maddesi kapsamında tespit edilen örtülü kazanç aktarımı işlemleri nedeniyle aktarılan tutarın iadesi talebiyle dava açma yetkisi, Kanun'un 94/1. maddesi uyarınca münhasıran Sermaye Piyasası Kurulu'na tanınmıştır; malvarlığı azaldığı ileri sürülen ilgili şirketin (zarar gören ortaklığın) bu davayı bizzat açma yetkisi bulunmadığından, şirket tarafından açılan bu tür davalar dava takip yetkisi (dava şartı) yokluğu nedeniyle usulden reddedilir.

Ele alınan sorunlar

Örtülü kazanç aktarımı nedeniyle iadeye ilişkin davada dava takip yetkisinin kime ait olduğu → ret

İddia: Davacı vekili, SPK'nın 94. maddesindeki dava açma yetkisinin, maddi hukuka göre doğrudan zarar görenlerin dava haklarını ortadan kaldırmadığını, SerPK 21/4 uyarınca zarar gören şirketin de aktarılan tutarı talep edebileceğini, SPK'nın dava açma yetkisinin diğer ilgililerin dava takip yetkisini ortadan kaldırdığının kabulü halinde SPK dava açmadığı durumda zarara uğrayan şirketin dava hakkının ortadan kalkacağını ileri sürmüştür.

Gerekçe: 6362 sayılı Sermaye Piyasası Kanunu'nun 21. maddesi örtülü kazanç aktarımını düzenlemekte, son fıkrasında kazanç aktarımının Kurulca tespiti hâlinde ilgili ortaklığın, kendilerine kazanç aktarımı yapılan taraflardan aktarılan tutarın iadesini talep edeceği öngörülmektedir. Örtülü kazanç aktarımına dair tespit edilen hukuka aykırılıklar nedeniyle dava açma yetkisi ise Kanun'un 94. maddesinde düzenlenmiştir. 94/1 uyarınca Kurul, 21. maddede belirtilen işlemlerde bulundukları tespit edilen halka açık ortaklıklar ve ilgili kuruluşlardan denetleme sonuçlarının duyurulmasını istemeye ve Kurulca belirlenen tutarın iadesi için dava açmaya yetkili kılınmıştır. Kanun'un 94/1. maddesinde açıkça ifade edildiği üzere, 21. madde kapsamında tespit edilen hukuka aykırılıklarla ilgili dava açma yetkisi düzenleyici idari otorite olarak Sermaye Piyasası Kurulu'na tanınmıştır; örtülü kazanç aktarımı niteliğindeki işlemler sonucunda malvarlığı azaldığı ileri sürülen ilgili şirketin dava açma yetkisi bulunmamaktadır. Somut olayda dava takip yetkisi Sermaye Piyasası Kurulu'na tanındığından, davacı şirket iflas idaresinin dava açma yetkisi bulunmamaktadır.

Gerekçe kaynağı: özgün

Emsal değeri

6362 sayılı Kanun'un 21 ve 94. maddeleri kapsamında örtülü kazanç aktarımı nedeniyle aktarılan tutarın iadesi talepli davalarda dava açma/takip yetkisinin münhasıran SPK'ya ait olduğu, zarar gören ortaklığın bu davayı bizzat açamayacağı yönündeki tespit açısından emsal niteliktedir.

Usul tespitleri

Dava şartı
Dava takip yetkisi (HMK 114/1-e uyarınca dava şartı olup, örtülü kazanç aktarımı nedeniyle iade talepli davalarda 6362 sayılı Kanun'un 94. maddesi uyarınca münhasıran Sermaye Piyasası Kurulu'na aittir; zarar gören ortaklığın bu davayı açma yetkisi bulunmadığından dava şartı yokluğu oluşur.)

Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
örtülü kazanç aktarımı dava takip yetkisi dava şartı Sermaye Piyasası Kurulu'nun dava açma yetkisi itirazın iptali

Karar metni

Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster

T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
12. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO 2023/1655

KARAR NO 2023/1354

TÜRK MİLLETİ ADINA

İSTİNAF KARARI

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ İSTANBUL ANADOLU 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ 09/03/2022

NUMARASI 2022/189 Esas - 2022/210 Karar

DAVA

Banka Dışındaki Diğer Kredi Kuruluşlarına İlişkin Düzenlemelerden Kaynaklanan (İtirazın İptali)

İSTİNAF KARAR TARİHİ 15/09/2023

Davanın usulden reddine ilişkin kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;

DAVA

Davacı vekili, İstanbul Anadolu 9. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2018/1190 Esas sayılı dosyasına tevzi edilen dava dilekçesinde özetle; müvekkili Müflis ... Bankası hakkında 01/01/2013 ile 03/02/2015 döneminde gerçekleştirilen sermaye piyasası aracı ve yatırım hizmetleri hakkında 6362 sayılı Sermaye Piyasası Kanunu ile ilgili mevzuat gereğince Sermaye Piyasası Kurumu (bundan sonra SPK diye anılacaktır) tarafından yapılan inceleme ile 15/12/2017 tarih ve XXIV-14/5-5, XXV-/29-6 sayılı denetleme raporunda, borçlunun 30/07/2013 tarihinde 333.325 adet payı 1 TL nominal bedel yerine 1,6588-TL beden üzerinden müvekkiline satılmış olduğunun tespit edildiğini, işbu satış sebebiyle müvekkilinin 219.601-TL zarara uğratıldığı yönündeki SPK raporuna istinaden borçlu aleyhine İstanbul Anadolu ...

İcra Müdürlüğününü ... Esas sayılı dosyası ile icra takibi başlatıldığı ancak borçlu tarafından haksız olarak bu takibe itiraz ettiğini beyanla İstanbul Anadolu ... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyasına borçlu tarafından yapılan itirazın iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

CEVAP

Davalı vekili, İstanbul Anadolu 9. Asliye Ticaret Mahkemesi 2018/1190 Esas sayılı dosyasına sunduğu cevap dilekçesinde özetle; davanın zamanaşımına uğradığını, davanın en geç 23.06.2016 tarihine kadar açılması gerektiğini, Sermaye Piyasası Kurulu tarafından açılan davanın 4. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2018/461 esas sayılı dosyasında açtığı davanın derdest olduğunu, davacının davayı açmada yetkisinin bulunmadığını ayrıca SPK tarafından açılan dava nedeniyle derdestliğin söz konusu olduğunu, davacı tarafından davalıya ödeme talebinin iletilmediğini, ödeme isteminden icra takibi ile haberdar olduklarını, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

Mahkemece, HMK'nin 53. maddesinde dava takip yetkisi düzenlendiği, buna göre, dava takip yetkisi; talep sonucu hakkında hüküm alabilme yetkisi olduğu, bu yetki, kanunda belirtilen istisnai durumlar dışında maddi hukuktaki tasarruf yetkisine göre tayin edileceği, dava takip yetkisinin bulunması HMK'nin 114/1-e maddesi uyarınca dava şartlarından olup HMK. m. 115/1 uyarınca mahkeme tarafından re'sen dikkate alınacağı, bu nedenle işbu istemle ilgili dava takip yetkisi münhasıran Sermaye Piyasası Kurulu'na ait olduğundan müsnet davanın, davacı ... Bankası A.Ş.'nin dava takip yetkisine sahip olmaması nedeniyle usulden reddine karar vermek gerektiği, yine de belirtmek gerekir ki, davacı ... Bankası A.Ş.'nin de SPK ile birlikte dava takip yetkisinin bulunduğu kabul edilse dahi, mahkemenin 2018/461 Esas sayılı dosyasında Sermaye Piyasası Kanununun 94'üncü maddesi uyarınca müsnet davanın davalısı ile birlikte diğer davalılara aktarılan paranın ...

Bankası A.Ş.'ye iadesini talep etmiş olup, bu durumda da aynı nedenle farklı davacılar tarafından önce 2018/461 Esas sayılı dosyadaki dava açılmış olduğu ve ... Bankası A.Ş.'nin istediği hukuki sonucu SPK 20/18/461 esas sayılı dosyada alabilecek durumdayken aynı istemle ilgili ikinci kez dava açılmış olacağından, bu durumda da davacılar farklı olduğundan derdest dava olmayacağından işbu davanın bu kez davacının bu davayı açmakta hukuki yararı bulunmaması nedeniyle yine dava şartı yokluğu nedeniyle usulden reddi gerektiği kanaatine varılarak dava takip yetkisine ilişkin dava şartı yokluğu nedeniyle usulden reddine karar verilmiştir.

İSTİNAF SEBEPLERİ

Davacı vekili, Kararda müvekkilin dava açma yetkisinin bulunmadığı değerlendirmesinin dayanağı olarak Ser.P.K' nın (94). maddesi gösterilmiş ise de, maddede Kurula verilmiş olan dava açma yetkisinin, maddi hukuka göre doğrudan zarar görenlerin dava haklarını ortadan kaldırmadığını, SPK' nın (21/4) maddesinde zarar gören şirketin, kendilerine kazanç aktarımı yapılan taraflardan aktarılan tutarı talep edebileceği yasal düzenlemeye bağlandığı, SPK'nın dava yetkisinin, diğer ilgililerin dava takip yetkisini ortadan kaldırdığı kabul edilirse, SPK'nın dava açması gerekip açmadığı durumlarda zarara uğrayan şirketin yargı mercileri önünde davasını yürütme hakkı kaldırılmış olacağını, olaydaki gibi aynı talep sonucunu içeren, iki farklı davacının açtığı, ayrı birer dava bulunması durumunda davalardan biri hakkında davanın hukuki yarar dava şartı yokluğundan reddine karar verilemeyeceğini, bu durumda iki davanın birleştirilip, birlikte karara bağlanması ve biri hakkında hüküm kurulduktan sonra diğeri hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verilmesi gerektiğini, ileri sürerek kararın kaldırılmasını talep etmiştir.

GEREKÇE

Davacı müflis banka hakkında 01/01/2013 ile 03/02/2015 döneminde gerçekleştirilen sermaye piyasası aracı ve yatırım hizmetleri hakkında 6362 sayılı Sermaye Piyasası Kanunu ile ilgili mevzuat gereğince Sermaye Piyasası Kurumu (bundan sonra SPK diye anılacaktır) tarafından yapılan inceleme ile 15/12/2017 tarih ve XXIV-14/5-5, XXV-/29-6 sayılı denetleme raporunda, borçlunun 30/07/2013 tarihinde 333.325 adet payı 1 TL nominal bedel yerine 1,6588-TL beden üzerinden müvekkiline satılmış olduğunun tespit edildiğini, işbu satış sebebiyle müvekkilinin 219.601-TL zarara uğratıldığı yönündeki SPK raporuna istinaden borçlu aleyhine İstanbul Anadolu ... İcra Müdürlüğününü ... Esas sayılı dosyası ile icra takibi başlatıldığı ancak borçlu tarafından haksız olarak bu takibe itiraz ettiğini beyanla İstanbul Anadolu ...

İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyasına borçlu tarafından yapılan itirazın iptaline ilişkin İstanbul Anadolu 9. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2018/1190 Esas sayılı davası açılmıştır. Örtülü kazanç aktarımı 6362 Sayılı Sermaye Piyasası Kanunu'nun 21. Maddesinde düzenlenmiştir. Bu hükme göre; halka açık ortaklıklar ve kolektif yatırım kuruluşları ile bunların iştirak ve bağlı ortaklıklarının; yönetim, denetim veya sermaye bakımından doğrudan veya dolaylı olarak ilişkide bulundukları gerçek veya tüzel kişiler ile emsallerine uygunluk, piyasa teamülleri, ticari hayatın basiret ve dürüstlük ilkelerine aykırı olarak farklı fiyat, ücret, bedel veya şartlar içeren anlaşmalar veya ticari uygulamalar yapmak veya işlem hacmi üretmek gibi işlemlerde bulunmak suretiyle kârlarını veya malvarlıklarını azaltarak veya kârlarının veya malvarlıklarının artmasını engelleyerek kazanç aktarımında bulunmaları yasaklanmıştır.

Bu hükme aykırılığın tespitinde izlenmesi gereken usul ve esasların Kurul tarafından belirleneceği düzenlenmiştir. Hükmün son fıkrasında ise "kazanç aktarımının Kurulca tespiti hâlinde halka açık ortaklıklar, kolektif yatırım kuruluşları ile bunların iştirak ve bağlı ortaklıkları, Kurulca belirlenecek süre içinde kendilerine kazanç aktarımı yapılan taraflardan, aktarılan tutarın kanuni faizi ile birlikte mal varlığı veya kârı azaltılan ortaklığa veya kolektif yatırım kuruluşuna iadesini talep eder. Kendilerine kazanç aktarımı yapılan taraflar Kurulca belirlenecek süre içinde aktarılan tutarı kanuni faizi ile birlikte iade etmek zorundadır. Örtülü kazanç aktarımı yasağının ihlali ile ilgili 94 üncü ve 110 uncu maddeler ile ilgili mevzuatta öngörülen hukuki, cezai ve idari yaptırımlar saklıdır." denilmiştir.

Örtülü kazanç aktarımına dair tespit edilen hukuka aykırılıklar nedeniyle dava açma yetkisi ise kanunun 94. maddesinde düzenlenmiştir.Anılan 94/1 uyarınca Kurul; 21 inci maddede belirtilen işlemlerde bulundukları tespit edilen halka açık ortaklıklar, kolektif yatırım kuruluşları ve bunların bağlı ortaklıkları ile iştiraklerinden denetleme sonuçlarının Kurul tarafından belirlenecek usul ve esaslar dâhilinde ortaklara duyurulmasını istemeye, Kurulca belirlenen tutarın tayin edilen süre içinde iadesi için dava açmaya yetkili kılınmıştır. Ayrıca SerPK m. 94/2’de yapılan atıf gereği, Kurul’un, sermayenin veya malvarlığının azalmasına veya kaybına neden olan işlemleri tespit etmesi durumunda; ilk olarak 6102 sayılı TK hükümleri saklı kalmak kaydıyla ilgililerden aykırılıkların giderilmesi için tedbir alınmasını ve öngörülen işlemlerin yapılmasını isteme ve gerekirse durumu ilgili mercilere intikal ettirme yetkisi bulunmaktadır (SerPK m.

92/1-a). Ayrıca Kurul tarafından, sermayeyi veya malvarlığını azaltıcı işlemlerin hukuka aykırılığının tespiti hâlinde, Kurul'un tespit tarihinden itibaren üç ay ve her hâlde durum ve işlemin gerçekleşmesinden itibaren üç yıl içinde iptal davası ve beş yıl içinde butlan veya yokluğun tespiti davası açma yetkisi bulunmaktadır (SerPK m. 92/1-b). Bu durum ve işlemlerin mevcudiyetinin ilk derece mahkeme kararı ile tespit edilmesi veya bu karar beklenmeksizin Kurulun talebi üzerine mahkeme tarafından karar verilmesi hâlinde bu işlemlerde sorumluluğu bulunanların imza yetkilerinin kaldırılması, ilgililer hakkında suç duyurusunda bulunulması hâlinde yargılama sonuçlanıncaya kadar ilgililerin görevden alınması, ilk genel kurul toplantısına kadar görevden alınan yönetim kurulu üyelerinin yerine yenilerinin atanması hususunda da Kurul yetkili kılınmıştır (SerPK m.

92/1-c). Kanun'un 94/1. maddesinde açıkça ifade edildiği üzere, Kanun'un 21. Maddesi kapsamında tespit edilen hukuka aykırılıklarla ilgili dava açma yetkisi düzenleyici idari otorite olarak Sermaye Piyasası Kurulu'na tanınmıştır. Bahsi geçen düzenlemede örtülü kazanç aktarımı niteliğindeki işlemler sonucunda malvarlığı azaldığı ileri sürülen ilgili şirketin dava açma yetkisi bulunmamaktadır. Somut olayda dava takip yetkisi Sermaye Piyasası Kurulu'na tanındığından, davacı şirket iflas idaresinin dava açma yetkisi bulunmadığından mahkemece davanın dava şartı yokluğu nedeniyle usulden reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir. Açıklanan nedenlerle; mahkemece davanın dava şartı yokluğu nedeniyle usulden reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmadığından davacı vekilinin yerinde görülmeyen istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

HÜKÜM

Yukarıda açıklanan nedenlerle: Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nun 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, Alınması gereken 269,85-TL istinaf karar harcından davacı tarafından peşin yatırılan 179,90-TL harcın mahsubu ile bakiye 89,95-TL harcın davacıdan alınarak Hazine'ye gelir kaydına, Davalı tarafından yapılan 20-TL istinaf yargı giderinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, davacı tarafından yapılan giderlerin üzerinde bırakılmasına, Gerekçeli kararın bir örneğinin taraf vekillerine tebliğine, HMK 'nun 361/1. maddesi uyarınca kararın tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde temyiz yoluna başvurulabileceğine, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oy birliğiyle karar verildi.

15/09/2023

Kaynak: https://6102ttk.com/karar/64842 · sınıflandırıcı v3.2 · görünüm damgası: kmk_oncesi

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi temyiz incelemesi

Bu istinaf kararı Yargıtay 11. Hukuk Dairesince temyiz incelemesinden geçmiştir.

Onandı

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2023/5790 E. 2024/7572 K. · Onandı

SPKn 21 kapsamındaki zararda dava yetkisi münhasıran Kurul'dadır

Gerekçe özeti

6362 sayılı Kanun'un 21 inci maddesi kapsamında tespit edilen hukuka aykırılıklardan doğan zarar için dava açma ve takip yetkisi, aynı Kanun'un 94 üncü maddesi uyarınca münhasıran Sermaye Piyasası Kurulu'na aittir; zarara uğradığı ileri sürülen şirketin kendisi bu davayı açamaz ve açtığı dava dava şartı yokluğundan usulden reddedilir.

Emsal değeri

6362 sayılı Kanun'un 21 ve 94 üncü maddeleri uyarınca dava takip yetkisinin münhasıran Sermaye Piyasası Kurulu'na ait olduğu ve zarara uğrayan şirketin bizzat açtığı davanın usulden reddedileceği yönündeki çözüm Yargıtay'ca onanmıştır.

Kavramlar: dava takip yetkisi sıfat dava şartı usulden ret itirazın iptali halka açık şirket Sermaye Piyasası Kurulu

Yargıtay 11. HD kararının tam metni

11. Hukuk Dairesi         2023/5790 E.  ,  2024/7572 K.

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi

SAYISI 2023/1655 Esas, 2023/1354 Karar

HÜKÜM

Esastan Ret

İLK DERECE MAHKEMESİ İstanbul Anadolu 4. Asliye Hukuk Mahkemesi

SAYISI 2022/189 E., 2022/210 K.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

KARAR

I. DAVA

Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili Müflis ... Katılım Bankası hakkında 01.01.2013 ile 03.02.2015 döneminde gerçekleştirilen sermaye piyasası aracı ve yatırım hizmetleri hakkında 6362 sayılı Sermaye Piyasası Kanunu (6362 sayılı Kanun) ile ilgili mevzuat gereğince Sermaye Piyasası Kurumu (SPK) tarafından yapılan inceleme ile 15.12.2017 tarih ve XXIV-14/5-5, XXV-/29-6 sayılı denetleme raporunda, borçlunun 30.07.2013 tarihinde 333.325 adet payı 1 TL nominal bedel yerine 1,6588 TL bedel üzerinden müvekkiline satılmış olduğunun tespit edildiğini, işbu satış sebebiyle müvekkilinin 219.601,00 TL zarara uğratıldığı yönündeki SPK raporuna istinaden borçlu aleyhine icra takibi başlatıldığı ancak borçlu tarafından haksız olarak bu takibe itiraz ettiğini belirterek borçlu tarafından yapılan itirazın iptaline karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP

Davalı vekili cevap dilekçesinde; davanın zamanaşımına uğradığını, davanın en geç 23.06.2016 tarihine kadar açılması gerektiğini, Sermaye Piyasası Kurulu tarafından açılan davanın 4. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2018/461 E. sayılı dosyasında açtığı davanın derdest olduğunu, davacının davayı açmada yetkisinin bulunmadığını ayrıca SPK tarafından açılan dava nedeniyle derdestliğin söz konusu olduğunu, davacı tarafından davalıya ödeme talebinin iletilmediğini, ödeme isteminden icra takibi ile haberdar olduklarını, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, 6362 sayılı Kanun'un 94 üncü madde hükmünde açıkça ifade edildiği üzere, aynı kanunun 21 inci maddesi kapsamında tespit edilen hukuka aykırılıklar ile ilgili dava açma yetkisinin SPK'ya ait olduğu, kanun koyucunun, halka açık şirketlerde bu davayı açma hakkını açıkça SPK'ya verdiği, bu nedenle müsnet davada, 6362 sayılı Kanun'un 94 üncü maddesi uyarınca davacı müflis bankanın davalıdan dava konusu bedeli isteme yetkisi bulunmadığı, dava takip yetkisi münhasıran Sermaye Piyasası Kurulu'na ait olduğundan müsnet davanın, davacı ... Katılım Bankası A.Ş.'nin dava takip yetkisine sahip olmaması nedeniyle usulden reddine karar vermek gerektiği gerekçesiyle davanın usulden reddine karar verilmiş hüküm davacı vekili tarafından istinaf edilmiştir.

IV. BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, dosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, mahkemece davanın dava şartı yokluğu nedeniyle usulden reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmediği gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş, karar davacı vekilince temyiz edilmiştir.

V. TEMYİZ İNCELEMESİ

1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme

Uyuşmazlık, davacı bankanın zararının tahsili için başlatılan icra takibine itirazın iptali istemine ilişkindir.

2. İlgili Hukuk

6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 67 nci maddesi, 6362 sayılı Kanun'un 21 inci ve 94 üncü maddeleri.

3. Değerlendirme

Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun 6100 sayılı Kanun'un 353 üncü maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinin (1) numaralı alt bendi uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.

VI. SONUÇ

Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacının temyiz isteminin reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, aynı Kanun'un 372 nci maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, davacı harçtan muaf olduğundan, harç alınmasına yer olmadığına, 24.10.2024 tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.

Bu sitedeki içerik bilgilendirme amaçlıdır; hukuki görüş veya tavsiye değildir. Resmî metin için mevzuat.gov.tr esastır.