İtirazın iptali
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2020/2965 E. 2021/1284 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
karşılıksız çek↗ kovuşturmaya yer olmadığına dair karar↗ bekletici mesele↗ karine↗ ticari defter ve kayıtlar↗ ticari defter kayıtları↗ istinaf incelemesi↗ kötü niyet tazminatı↗ ispat yükü↗ uyuşmazlık konusu↗ bono↗ kötü niyet↗ ticari defter↗ çek↗ cy/cy kaydı↗ eksik inceleme↗ ibraz↗ teslim↗ e-defter↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
İlk Derece Mahkemesince, yapılan yargılama, toplanan deliller ve mahkemece benimsenen bilirkişi raporuna göre, davacının ticari defter kayıtlarında uyuşmazlık konusu alacağın ödendiğinin tespit edildiği, bilirkişi raporunun sunulmasından sonra, davacının, ticari defter kayıtlarının gerçeğe aykırı tutulması sebebiyle muhasebeci hakkında suç duyurusunda bulunduğu, bu suç duyurusunun neticesinin iç ilişki olması sebebiyle bekletici mesele yapılamayacağından davanın reddine, davalının da kötü niyet tazminatı isteminin reddine karar verilmiş, hükme karşı davacı vekili tarafından istinaf yasa yoluna başvurulmuştur.
Bölge Adliye Mahkemesince, taraflar arasındaki uyuşmazlığın, davacı tarafından davalıya satılıp teslim edilen mal bedelinin, davalı tarafca ödenip ödenmediği hususuna ilişkin olduğu, davalı sözleşmesel ilişkiyi, malın kendisine teslim edildiğini ve borcu inkâr etmediği, ilk derece mahkemesince alınan bilirkişi raporu ile, davacının ticari defter kayıtlarında davalının faturaya bağlanmış tüm borçlarını ödediğinin tespit edildiği, davacının, muhasebecinin gerçeğe aykırı işlemler yaptığı, dava konusu alacağın ödenmediğine ilişkin iddiasını yazılı delille ispatlaması gerektiği, her ne kadar ilk derece mahkemesince davalı şirket yetkilileri ve muhasebeci hakkındaki Kazan Cumhuriyet Savcılığı’nca yürütülen hazırlık soruşturmasının sonucu beklenmeden karar verilmişse de, istinaf incelemesi sırasında Kazan Cumhuriyet Başsavcılığı’nın 2016/894 soruşturma nolu dosyasında kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verildiği, davacının, ticari defter kayıtlarının usulüne uygun tutulmadığı, gerçeğe aykırı tutulan kayıtların dolanlı işleme dayandığı iddiasını usulüne uygun delillerle kanıtlayamadığı gerekçesiyle davacının istinaf isteminin esastan reddine karar verilmiş, hükme karşı davacı vekili tarafından temyiz yoluna başvurulmuştur.
Dava, faturalara dayalı alacağın tahsiline yönelik icra takibine yapılan itirazın iptali istemine ilişkindir. Mahkemece alınan bilirkişi raporunda davacının ticari defterlerinde herhangi bir alacak kaydının olmadığı, tüm borçların ödendiğinin tespit edildiği davalının ticari defterler kayıtlarında ise davalının davacıya 15.781,27 TL borçlu olduğu kaydının bulunduğu belirtilmiştir. Mahkemece davacının ticari defterlerinde herhangi bir alacak kaydı bulunmadığı gerekçe gösterilerek davanın reddine karar verilmiştir. Ancak bilirkişi raporunda belirtildiği üzere davacı ve davalı ticari defterlerinde faturalara karşılık yapılan ödemelerin karşılığının çek ve bono olduğu açıklamasına yer verilmiştir. Davacı, davalı tarafından verilen çek ve bonoların ödenmediğini ileri sürmüştür. Çek ve bono verilmesi borcun ödendiğini göstermez. Ancak söz konusu çek ve bonolardaki bedellerin ödendiğinin belirlenmesi gerekir. Mahkemece davacıya davalı tarafından verildiği iddia edilen çek ve bono asıllarının ibrazının sağlanması, şayet söz konusu belge asılları davacıda ise, davacıda olmasının ödeme yapılmadığına karine teşkil ettiği, bu karinenin aksinin davalı tarafından ispatlanması gerektiği gözetilmelidir. Mahkemece çek ve bonolarla ilgili ödemelerin yapılıp yapılmadığı araştırılmaksızın ve yine davalının ticari defterlerine göre de davalının davacıya 15.781,27 TL borçlu olduğunun kayıtlı olmasına ve bu borcun ödendiğini ispat yükünün davalıda olduğu gözetilmeksizin mahkemece eksik inceleme ve yanılgılı gerekçe ile yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2022/4655 E. 2023/3971 K.
Ortak:karşılıksız çek · kovuşturmaya yer olmadığına dair karar · bekletici mesele · ticari defter ve kayıtlar · ticari defter kayıtları · istinaf incelemesi · kötü niyet tazminatı · ispat yükü · İtirazın iptali
İncelediğiniz karardaİlk Derece Mahkemesince, yapılan yargılama, toplanan deliller ve mahkemece benimsenen bilirkişi raporuna göre, davacının «ticari defter kayıtlarında» «uyuşmazlık konusu» alacağın ödendiğinin tespit edildiği, bilirkişi raporunun sunulmasından sonra, davacının, «ticari defter kayıtlarının» gerçeğe aykırı tutulması sebebiyle muhasebeci hakkında suç duyurusunda bulunduğu, bu suç duyurusunun neticesinin iç ilişki olması sebebiyle «bekletici mesele» yapılamayacağından davanın reddine, davalının da «kötü niyet tazminatı» isteminin reddine karar verilmiş, hükme karşı davacı vekili tarafından istinaf yasa yoluna başvurulmuştur.
Bölge Adliye Mahkemesince, taraflar arasındaki uyuşmazlığın, davacı tarafından davalıya satılıp «teslim» edilen mal bedelinin, davalı tarafca ödenip ödenmediği hususuna ilişkin olduğu, davalı sözleşmesel ilişkiyi, malın kendisine teslim edildiğini ve borcu inkâr etmediği, ilk derece mahkemesince alınan bilirkişi raporu ile, davacının «ticari defter kayıtlarında» davalının faturaya bağlanmış tüm borçlarını ödediğinin tespit edildiği, davacının, muhasebecinin gerçeğe aykırı işlemler yaptığı, dava konusu alacağın ödenmediğine ilişkin iddiasını yazılı delille ispatlaması gerektiği, her ne kadar ilk derece mahkemesince davalı şirket yetkilileri ve muhasebeci hakkındaki Kazan Cumhuriyet Savcılığı’nca yürütülen hazırlık soruşturmasının sonucu beklenmeden karar verilmişse de, «istinaf incelemesi» sırasında Kazan Cumhuriyet Başsavcılığı’nın 2016/894 soruşturma nolu dosyasında «kovuşturmaya yer olmadığına» dair karar verildiği, davacının, «ticari defter kayıtlarının» usulüne uygun tutulmadığı, gerçeğe aykırı tutulan kayıtların dolanlı işleme dayandığı iddiasını usulüne uygun delillerle kanıtlayamadığı gerekçesiyle davacının ist …
Mahkemece alınan bilirkişi raporunda davacının «ticari defterlerinde» herhangi bir alacak «kaydının» olmadığı, tüm borçların ödendiğinin tespit edildiği davalının «ticari defterler kayıtlarında» ise davalının davacıya 15.781,27 TL borçlu olduğu kaydının bulunduğu belirtilmiştir.
Benzer bu karardaİLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin 16.11.2016 tarihli ve 2015/647 E., 2016/599 K. sayılı kararıyla davacının «ticari defter kayıtlarında» «uyuşmazlık konusu» alacağın ödendiğinin tespit edildiği, bilirkişi raporunun sunulmasından sonra, davacının, «ticari defter kayıtlarının» gerçeğe aykırı tutulması sebebiyle muhasebeci hakkında suç duyurusunda bulunduğu, bu suç duyurusunun neticesinin iç ilişki olması sebebiyle «bekletici mesele» yapılamayacağından davanın reddine, davalının da «kötü niyet tazminatı» isteminin reddine karar verilmiştir.
… onuç Bölge Adliye Mahkemesinin 14.03.2019 tarihli ve 2017/1148 E., 2019/453 K. sayılı kararıyla taraflar arasındaki uyuşmazlığın, davacı tarafından davalıya satılıp «teslim» edilen mal bedelinin, davalı tarafca ödenip ödenmediği hususuna ilişkin olduğu, davalı sözleşmesel ilişkiyi, malın kendisine teslim edildiğini ve borcu inkâr etmediği, ilk derece mahkemesince alınan bilirkişi raporu ile, davacının «ticari defter kayıtlarında» davalının faturaya bağlanmış tüm borçlarını ödediğinin tespit edildiği, davacının, muhasebecinin gerçeğe aykırı işlemler yaptığı, dava konusu alacağın ödenmediğine ilişkin iddiasını yazılı delille ispatlaması gerektiği, her ne kadar ilk derece mahkemesince davalı şirket yetkilileri ve muhasebeci hakkındaki Kazan Cumhuriyet Savcılığınca yürütülen hazırlık soruşturmasının sonucu beklenmeden karar verilmişse de, «istinaf incelemesi» sırasında Kazan Cumhuriyet Başsavcılığının 2016/894 soruşturma numaralı dosyasında «kovuşturmaya yer olmadığına» dair karar verildiği, davacının, «ticari defter kayıtlarının» usulüne uygun tutulmadığı, gerçeğe aykırı tutulan kayıtların dolanlı işleme dayandığı iddiasını usulüne uygun delillerle kanıtlayamadığı gerekçesiyle davacının ist …
Dairemizin 16.02.2021 tarih, 2020/2965 E.ve 2021/1284 K. sayılı kararıyla davacı ve davalı «ticari defterlerinde» faturalara karşılık yapılan ödemelerin «karşılığının çek» ve «bono» olduğu açıklamasına yer verildiği, çek ve bono verilmesinin borcun ödendiğini göstermeyeceği, ancak söz konusu çek ve bonolardaki bedellerin ödendiğinin belirlenmesi gerektiği, bu durumda çek ve bonolarla ilgili ödemelerin yapılıp yapılmadığı araştırılmaksızın ve yine davalının ticari defterlerine göre de davalının davacıya 15.781,27 TL borçlu olduğunun kayıtlı olması ve bu borcun ödendiğini «ispat yükünün» davalıda olduğunun gözetilmeksizin «eksik inceleme» ile karar verilmiş olduğu gerekçesiyle Bölge Adliye Mahkemesi kararının kaldırılmasına ve İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:cari hesap sözleşmesi · cari hesap · ba formu · maddi hata · eş rızası · kesin süre · fatura · icra inkar tazminatı
Benzer bu karardaTemyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; davalı/borçlu tarafından hiçbir zaman borca karşılık müvekkiline senet veya «çek» verilmediğini, davalı şirkete toplam 631.975,53 TL'lik mal satışı yapıldığını, bu borca karşılık müvekkiline 243.318,50 TL ödendiğini ancak 386.656,97 TL bedelin ödenmemesi üzerine takip başlatıldığını, davalının savunmalarında taraflar arasındaki ticari ilişkiyi reddettiğini, bu durumda davalının savunmasına göre olmayan ticari ilişkiye dayanılarak ödeme yapılması ve senet verilmesinin de sözkonusu olamayacağını, bilirkişi raporunda ceza evinde iken müvekkili adına işlemlere devam edildiği ve hatta dava konusu alacağın («bono», çek ve nakit ödemesi kaydıyla) tahsil edildiği tespitinin yapıldığını, ancak şahıs firması olan müvekkilinin çalışanı, vekili, «temsilciliği», şubesi ve acentasının bulunmadığını, dolayısıyla 07.01.2015 tarihinden sonraki işlemlerin müvekkiline ait olması, müvekkiline bono, çek «teslim» edilmiş olması ve bu evrakların tahsilatının müvekkiline elden ödenmiş olmasının fiilen mümkün olmadığını, 17.01.2015 tarihinden önceki tüm ödemeler banka aracılığıyla yapılmış olmasına rağmen 17.01.2015 tarihinden sonraki tüm ödemelerin bono, çek teslimi ve elden ödeme şeklinde «defterlere» işlendiğini, davalının müvekkiline ödeme yapmadığını, hayali senetlerle borcun ödendiğinin iddia edilemeyeceğini, somut olarak hangi senetlerin verildiğinin ve bu senetlerin ödenip ödenmediğinin, ödenmiş ise ne şekilde ödendiğinin borçlu/davalı tarafından ispat edilmesi gerektiğini, muhasebecinin uhdesinde bulunan 2015 yılı «ticari defterlerine» müvekkilinin bilgisi ve onayı olmadan, gerçeğe aykırı olan birtakım kayıtlar girildiğini, ticari defterlerdeki «maddi hatalar» ve defter sahibinin «rızası» hilafına yapılan kayıtların aksinin tespit ve ispatının mümkün olduğunu, davalı yanın evrakları kime nasıl teslim ettiği, ödemeleri ne şekilde gerçekleştirdiği yönünde araştırma yapılmasının ve taraflarınca kabul edilmeyen döneme ilişkin davalı ve davacı BA-BS «formlarının» ilgili vergi dairelerinden celbi ile ek rapor alınması gerektiğini, senetlerin tesliminin yanı sıra borcun ödendiğinini de davalı tarafça ispatı gerektiğini belirt …
DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; davacının davalıya «fatura» karşılığı mal satıp «teslim» ettiğini, davalının bakiye 388.657,03 TL mal bedelini ödemediğini, alacağın tahsili için başlatılan icra takibine davalının itiraz ettiğini ileri sürerek itirazın iptali ile takibin devamına, davalı aleyhine «icra inkar tazminatına» karar verilmesini talep etmiştir.
CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; davalının icra takibinin dayanağı olan faturalara istinaden davacıya herhangi bir borcu bulunmadığı gibi, taraflar arasında «cari hesap sözleşmesinin» de olmadığını savunarak davanın reddine ve davalı aleyhine «kötü niyet tazminatına» karar verilmesini istemiştir.
İlk Derece Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile alacak ve borç «kaydı» yönünden taraf «defterlerinin» uyuşmadığı, ancak alacağa mahsuben «çek» ve «bono» verildiği hususunun her iki tarafın defterlerinde de kayıtlı olduğu, bu nedenle defterlerin bu hususta delil olarak kabul edilebileceği, buna göre davacıya çek ve bononun sunulması için verilen «kesin süreye» rağmen çek ve bono sunulmadığı, o halde borcun ödenmiş olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2020/2965 E. , 2021/1284 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 22. HUKUK DAİRESİ
Taraflar arasında görülen davada Ankara Batı Asliye Ticaret Mahkemesi'nce verilen 16.11.2016 tarih ve 2015/647 E. - 2016/599 K. sayılı kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf isteminin esastan reddine dair Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 22. Hukuk Dairesi'nce verilen 14.03.2019 tarih ve 2017/1148 E. - 2019/453 K. sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, davacının davalıya fatura karşılığı mal satıp teslim ettiğini, davalının bakiye 388.657,03 TL mal bedelini ödemediğini, alacağın tahsili için başlatılan icra takibine davalının itiraz ettiğini ileri sürerek, itirazın iptaline, takibin devamına, davalı aleyhine icra inkar tazminatına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davalının icra takibinin dayanağı olan faturalara istinaden davacıya herhangi bir borcu bulunmadığı gibi, taraflar arasında cari hesap sözleşmesinin de olmadığını belirterek, davanın reddine ve davalı aleyhine kötü niyet tazminatına karar verilmesini istemiştir.
İlk Derece Mahkemesince, yapılan yargılama, toplanan deliller ve mahkemece benimsenen bilirkişi raporuna göre, davacının ticari defter kayıtlarında uyuşmazlık konusu alacağın ödendiğinin tespit edildiği, bilirkişi raporunun sunulmasından sonra, davacının, ticari defter kayıtlarının gerçeğe aykırı tutulması sebebiyle muhasebeci hakkında suç duyurusunda bulunduğu, bu suç duyurusunun neticesinin iç ilişki olması sebebiyle bekletici mesele yapılamayacağından davanın reddine, davalının da kötü niyet tazminatı isteminin reddine karar verilmiş, hükme karşı davacı vekili tarafından istinaf yasa yoluna başvurulmuştur.
Bölge Adliye Mahkemesince, taraflar arasındaki uyuşmazlığın, davacı tarafından davalıya satılıp teslim edilen mal bedelinin, davalı tarafca ödenip ödenmediği hususuna ilişkin olduğu, davalı sözleşmesel ilişkiyi, malın kendisine teslim edildiğini ve borcu inkâr etmediği, ilk derece mahkemesince alınan bilirkişi raporu ile, davacının ticari defter kayıtlarında davalının faturaya bağlanmış tüm borçlarını ödediğinin tespit edildiği, davacının, muhasebecinin gerçeğe aykırı işlemler yaptığı, dava konusu alacağın ödenmediğine ilişkin iddiasını yazılı delille ispatlaması gerektiği, her ne kadar ilk derece mahkemesince davalı şirket yetkilileri ve muhasebeci hakkındaki Kazan Cumhuriyet Savcılığı’nca yürütülen hazırlık soruşturmasının sonucu beklenmeden karar verilmişse de, istinaf incelemesi sırasında Kazan Cumhuriyet Başsavcılığı’nın 2016/894 soruşturma nolu dosyasında kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verildiği, davacının, ticari defter kayıtlarının usulüne uygun tutulmadığı, gerçeğe aykırı tutulan kayıtların dolanlı işleme dayandığı iddiasını usulüne uygun delillerle kanıtlayamadığı gerekçesiyle davacının istinaf isteminin esastan reddine karar verilmiş, hükme karşı davacı vekili tarafından temyiz yoluna başvurulmuştur.
Dava, faturalara dayalı alacağın tahsiline yönelik icra takibine yapılan itirazın iptali istemine ilişkindir. Mahkemece alınan bilirkişi raporunda davacının ticari defterlerinde herhangi bir alacak kaydının olmadığı, tüm borçların ödendiğinin tespit edildiği davalının ticari defterler kayıtlarında ise davalının davacıya 15.781,27 TL borçlu olduğu kaydının bulunduğu belirtilmiştir. Mahkemece davacının ticari defterlerinde herhangi bir alacak kaydı bulunmadığı gerekçe gösterilerek davanın reddine karar verilmiştir. Ancak bilirkişi raporunda belirtildiği üzere davacı ve davalı ticari defterlerinde faturalara karşılık yapılan ödemelerin karşılığının çek ve bono olduğu açıklamasına yer verilmiştir.
Davacı, davalı tarafından verilen çek ve bonoların ödenmediğini ileri sürmüştür. Çek ve bono verilmesi borcun ödendiğini göstermez. Ancak söz konusu çek ve bonolardaki bedellerin ödendiğinin belirlenmesi gerekir. Mahkemece davacıya davalı tarafından verildiği iddia edilen çek ve bono asıllarının ibrazının sağlanması, şayet söz konusu belge asılları davacıda ise, davacıda olmasının ödeme yapılmadığına karine teşkil ettiği, bu karinenin aksinin davalı tarafından ispatlanması gerektiği gözetilmelidir. Mahkemece çek ve bonolarla ilgili ödemelerin yapılıp yapılmadığı araştırılmaksızın ve yine davalının ticari defterlerine göre de davalının davacıya 15.781,27 TL borçlu olduğunun kayıtlı olmasına ve bu borcun ödendiğini ispat yükünün davalıda olduğu gözetilmeksizin mahkemece eksik inceleme ve yanılgılı gerekçe ile yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiştir.
SONUÇ
Yukarıda açıklanan nedenlerle hükmün BOZULMASINA, dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, ödediği peşin temyiz harcının isteği halinde temyiz eden davacıya iadesine, 16.02.2021 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/646209800 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz