İtirazın İptali
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2020/3059 E. 2021/2749 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
ticari kredi↗ müteselsil kefil↗ icra takibine itiraz↗ genel kredi sözleşmesi↗ tbk 99↗ kefil↗ bilirkişi incelemesi↗ kredi sözleşmesi↗ taahhütname↗ eksik inceleme↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
İlk derece mahkemesince, yapılan yargılama, toplanan deliller ve benimsenen bilirkişi raporlarına göre, dava dışı borçlu şirket ile davacı banka arasında imzalanan farklı tarihlere ait dört adet genel kredi sözleşmesi bulunduğu, davalının sadece ilk sözleşme olan 03.02.2012 tarihli sözleşmede kefil sıfatıyla imzasının bulunduğu, bilirkişi incelemesi neticesinde, icra takibine konu kredi alacağının davalının kefil olduğu ilk sözleşmeden kaynaklanmadığı, davalının kefil olduğu sözleşmeye göre kullandırılan kredinin kapandığının tespit edildiği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, hükme karşı davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.
Bölge Adliye Mahkemesince, davalı ...'ın 03.02.2012 tarihli 500.000 TL limitli taahhütnamede müteselsil kefil sıfatıyla imzasının alındığı, bu taahhütnamenin 818 Sayılı BK döneminde imzalandığı, bilirkişi incelemesi neticesinde 6098 Sayılı TBK döneminde imzalanan ve davalının imzası bulunmayan genel kredi sözleşmelerine istinaden dava dışı şirkete ticari kredi kullandırıldığı tespit edildiğinden ilk derece mahkemesince davanın reddine dair verilen kararın usul ve yasaya uygun olduğu gerekçesiyle davacının istinaf isteminin reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, genel kredi sözleşmesi nedeniyle kefil aleyhine başlatılan icra takibine itirazın iptali istemine ilişkindir. Mahkemece davanın reddine karar verilmiş ise de hükme esas alınan bilirkişi raporu yeterli incelemeyi ihtiva etmediği gibi denetime açık mahiyette de değildir. Yeniden seçilecek bankacılık konusunda uzman bilirkişi kurulundan banka kayıtları üzerinde yerinde inceleme yapılmak suretiyle takip ve dava konusu edilen kredinin hangi sözleşmeye göre kullandırıldığının araştırılarak alınacak bilirkişi raporu doğrultusunda oluşacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekir. Eksik inceleme ile konusunda uzman olmayan avukat bilirkişi tarafından tanzim edilen rapora göre yazılı şekilde karar verilmesi isabetsizdir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2023/2578 E. 2024/715 K.
Ortak:ticari kredi · müteselsil kefil · genel kredi sözleşmesi · kefil · kredi sözleşmesi · taahhütname · eksik inceleme
İncelediğiniz karardaBölge Adliye Mahkemesince, davalı ...'ın 03.02.2012 tarihli 500.000 TL limitli «taahhütnamede» «müteselsil kefil» sıfatıyla imzasının alındığı, bu taahhütnamenin 818 Sayılı BK döneminde imzalandığı, «bilirkişi incelemesi» neticesinde 6098 Sayılı TBK döneminde imzalanan ve davalının imzası bulunmayan «genel kredi sözleşmelerine» istinaden dava dışı şirkete «ticari kredi» kullandırıldığı tespit edildiğinden ilk derece mahkemesince davanın reddine dair verilen kararın usul ve yasaya uygun olduğu gerekçesiyle davacının istinaf istemin …
… an yargılama, toplanan deliller ve benimsenen bilirkişi raporlarına göre, dava dışı borçlu şirket ile davacı banka arasında imzalanan farklı tarihlere ait dört adet «genel kredi sözleşmesi» bulunduğu, davalının sadece ilk sözleşme olan 03.02.2012 tarihli sözleşmede «kefil» sıfatıyla imzasının bulunduğu, «bilirkişi incelemesi» neticesinde, icra takibine konu kredi alacağının davalının kefil olduğu ilk sözleşmeden kaynaklanmadığı, davalının kefil olduğu sözleşmeye göre kullandırılan kredi …
Dava, «genel kredi sözleşmesi» nedeniyle «kefil» aleyhine başlatılan «icra takibine itirazın» iptali istemine ilişkindir.
Benzer bu karardaGerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin 05.04.2019 tarih, 2019/384 E. ve 2019/423 K. sayılı kararıyla davalı ...'ın 03.02.2012 tarihli 500.000,00 TL limitli «taahhütnamede» «müteselsil kefil» sıfatıyla imzasının alındığı, bu taahhütnamenin «genel kredi sözleşmesi» olmadığı gibi, 818 sayılı Borçlar Kanunu döneminde imzalandığı, daha sonradan imzalanan genel kredi sözleşmelerinde davalının imzası bulunmadığı ve 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu (6098 sayılı Kanun) döneminde imzalanan genel kredi sözleşmelerine istinaden dava dışı şirkete «ticari kredi» kullandırıldığı, bu kredi sözleşmelerinde davalının imzasının bulunmadığı, davalının imzaladığı Genel Taahhütname Hükümlerine dayanılarak 6098 sayılı Kanuna tabi olan kredi sözleşmelerinden dolayı davalının sorumlu kılınmasının yerinde olmayacağı gerekçesi ile «istinaf başvurusunun reddine» karar verilmiştir.
… rece Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacı bankanın davadışı asıl borçluya genel «taahhütnameye» dayalı olarak 45.000,00 TL limitli kredi kullandırdığı, davalının işbu taahhütnameye konu krediye «kefil» olduğu, davalının kefil olduğu iş bu kredinin 08.03.2013 tarihinde ödeme yapılarak kapandığı, böylece davalının bu sözleşmeden kaynaklı «kefaletinin» sona erdiği, davacı hakkında yapılan icra takibine konu kredi borcunun ise 03.12.2012 ve 27.04.2014 tarihlerinde «genel kredi sözleşmesine» istinaden kullandırılan kredilerden kaynaklandığı, davacının bu genel kredi sözleşmelerinde kefil sıfatıyla imzasının bulunmadığı, bu nedenle imzalarının bulunmadığı kredi sözleşmesinden dolayı kefil sıfatıyla sorumlu olamayacağı, kefilin daha önceden imzaladığı sözleşmesindeki kefil sıfatlarının daha sonradan düzenlenen kredi sözleşmelerinde de geçerli olmayacağı, «kefalet sözleşmesinde» geçen ve gelecekteki kullandırılacak kredilerden dolayı davalının da sorumlu olacağına dair süresi ve miktarı belirsiz kayıtların davalı için bir sorumluluk doğurm …
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin 12.02.2019 tarih, 2016/ 1189 E. ve 2019/80 K. sayılı kararıyla dava dışı «kefil» olunan şirketin ilki 03.02.2012 olmak üzere farklı tarihlere ait 4 adet «genel kredi sözleşmesi» bulunduğu, davalının bu sözleşmelerden sadece ilk sözleşme olan 03.02.2012 tarihli sözleşmede kefil sıfatıyla imzasının bulunduğu, icra takibine konu kredi alacağının kefil olduğu ilk sözleşmeden kaynaklanmadığı, ilk sözleşmeye göre çekilen kredinin kapatılmış olduğu açıkça anlaşılması üzerine yerleşik Yargıtay uygulamalarına göre ilk sözleşmedeki kefillik «cari hesap» şeklinde işleyen sonraki kredileri de kapsamakta ise de icra takibine konu kredinin davacının kefil olmadığı sonraki sözleşmelerden kaynaklandığı, kefili süresiz bir şekilde sonraki sözleşmelerden bile sorumlu tutmanın hukuka ve «hakkaniyete» uygun olmayacağı davanın reddine karar verilmiştir.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Bozma ↔ benzerinde Kısmen bozma🔶 iki emsal
Farklı:müteselsil kefalet · kefalet sözleşmesi · istinaf başvurusunun reddi · ilamsız icra takibi · cari hesap · hakkaniyet · muacceliyet · denetime elverişlilik
Benzer bu karardaDAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; davalının müşterek borçlu ve «müteselsil kefaleti» ile Özyalçın Yapı Şirketine «ticari kredi» kullandırıldığını, kredi borcunun ödenmemesi üzerine borçlu şirket ve «kefillerine» 27.01.2016 tarihli «ihtarname» keşide edildiğini, borcun «muaccel» hale geldiğini, ihtarname tebliğine rağmen borcun ödenmemesi üzerine davalı aleyhine «ilamsız icra takibi» başlatıldığını, davalı tarafından borca, işlemiş ve işleyecek faize itiraz edildiğini, yapılan itirazın haksız ve kötü niyetli olduğunu belirterek itirazın iptalin …
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin 12.02.2019 tarih, 2016/ 1189 E. ve 2019/80 K. sayılı kararıyla dava dışı «kefil» olunan şirketin ilki 03.02.2012 olmak üzere farklı tarihlere ait 4 adet «genel kredi sözleşmesi» bulunduğu, davalının bu sözleşmelerden sadece ilk sözleşme olan 03.02.2012 tarihli sözleşmede kefil sıfatıyla imzasının bulunduğu, icra takibine konu kredi alacağının kefil olduğu ilk sözleşmeden kaynaklanmadığı, ilk sözleşmeye göre çekilen kredinin kapatılmış olduğu açıkça anlaşılması üzerine yerleşik Yargıtay uygulamalarına göre ilk sözleşmedeki kefillik «cari hesap» şeklinde işleyen sonraki kredileri de kapsamakta ise de icra takibine konu kredinin davacının kefil olmadığı sonraki sözleşmelerden kaynaklandığı, kefili süresiz bir şekilde sonraki sözleşmelerden bile sorumlu tutmanın hukuka ve «hakkaniyete» uygun olmayacağı davanın reddine karar verilmiştir.
Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin 05.04.2019 tarih, 2019/384 E. ve 2019/423 K. sayılı kararıyla davalı ...'ın 03.02.2012 tarihli 500.000,00 TL limitli «taahhütnamede» «müteselsil kefil» sıfatıyla imzasının alındığı, bu taahhütnamenin «genel kredi sözleşmesi» olmadığı gibi, 818 sayılı Borçlar Kanunu döneminde imzalandığı, daha sonradan imzalanan genel kredi sözleşmelerinde davalının imzası bulunmadığı ve 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu (6098 sayılı Kanun) döneminde imzalanan genel kredi sözleşmelerine istinaden dava dışı şirkete «ticari kredi» kullandırıldığı, bu kredi sözleşmelerinde davalının imzasının bulunmadığı, davalının imzaladığı Genel Taahhütname Hükümlerine dayanılarak 6098 sayılı Kanuna tabi olan kredi sözleşmelerinden dolayı davalının sorumlu kılınmasının yerinde olmayacağı gerekçesi ile «istinaf başvurusunun reddine» karar verilmiştir.
Dairemizin 23.03.2021 tarih, 2020/3059 E. ve 2021/2749 K. sayılı kararıyla hükme esas alınan bilirkişi raporunun yeterli incelemeyi ihtiva etmediği, «denetime elverişli» olmadığı, yeniden seçilecek bankacılık konusunda uzman bilirkişi kurulundan banka kayıtları üzerinde yerinde inceleme yapılmak suretiyle takip ve dava konusu edilen kredinin hangi sözleşmeye göre kullandırıldığının araştırılarak alınacak bilirkişi raporu doğrultusunda oluşacak sonuca göre bir karar verilmesi gerektiği, «eksik inceleme» ile konusunda uzman olmayan avukat bilirkişi tarafından tanzim edilen rapora göre yazılı şekilde karar verilmesinin isabetsiz olduğu gerekçesiyle Bölge Adliye Mahk …
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2016/13911 E. 2018/5148 K.
Ortak:genel kredi sözleşmesi · kredi sözleşmesi
İncelediğiniz kararda… an yargılama, toplanan deliller ve benimsenen bilirkişi raporlarına göre, dava dışı borçlu şirket ile davacı banka arasında imzalanan farklı tarihlere ait dört adet «genel kredi sözleşmesi» bulunduğu, davalının sadece ilk sözleşme olan 03.02.2012 tarihli sözleşmede «kefil» sıfatıyla imzasının bulunduğu, «bilirkişi incelemesi» neticesinde, icra takibine konu kredi alacağının davalının kefil olduğu ilk sözleşmeden kaynaklanmadığı, davalının kefil olduğu sözleşmeye göre kullandırılan kredi …
Bölge Adliye Mahkemesince, davalı ...'ın 03.02.2012 tarihli 500.000 TL limitli «taahhütnamede» «müteselsil kefil» sıfatıyla imzasının alındığı, bu taahhütnamenin 818 Sayılı BK döneminde imzalandığı, «bilirkişi incelemesi» neticesinde 6098 Sayılı TBK döneminde imzalanan ve davalının imzası bulunmayan «genel kredi sözleşmelerine» istinaden dava dışı şirkete «ticari kredi» kullandırıldığı tespit edildiğinden ilk derece mahkemesince davanın reddine dair verilen kararın usul ve yasaya uygun olduğu gerekçesiyle davacının istinaf istemin …
Dava, «genel kredi sözleşmesi» nedeniyle «kefil» aleyhine başlatılan «icra takibine itirazın» iptali istemine ilişkindir.
Benzer bu kararda… ının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına ve 818 sayılı Borçlar Kanunu döneminde imzalanan «genel kredi sözleşmelerinden» kaynaklı kesintilere yönelik verilen kararda bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davacı vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir. ...- …
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:genel işlem koşulu denetimi · belirlilik ilkesi · sözleşme serbestisi · genel işlem koşulu · tacir · dosya masrafı · ilan
Benzer bu karardaBu durumda, 6098 sayılı TBK'nın yürürlük tarihi olan 01/07/2012 tarihinden sonra akdedilmiş olan sözleşme yönünden ise 20. madde ve devamındaki «genel işlem koşullarına» ilişkin hükümlerinin uygulanmasına dair ilkeler doğrultusunda sözleşmenin «genel işlem koşulu denetimine» tabi tutulması ve sözleşme hükmünün bu nitelikte olduğunun tespiti ve yazılmamış sayılması sonucuna varılması halinde 09.....2006 tarihli Resmi Gazete’de Merkez Bankası tarafından yayınlanan Mevduat ve Kredi Faiz Oranları ve Katılma Hesapları Kâr ve Zarara Katılma Oranları İle Kredi İşlemlerinde Faiz Dışında Sağlanacak Diğer Menfaatler Hakkında 2006/1 sayılı Tebliğ’in 6. maddesi gereğince gerekli «ilan» ve yayımların yapılıp yapılmadığının da değerlendirilerek ortaya çıkan boşluğun doldurularak varsa davacıdan kesilen fazla «masrafların» iadesine karar verilmesi gerekir.
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, tarafların «tacir» oldukları, «sözleşme serbestisi» gereğince karşılıklı imzaladıkları sözleşme şartlarının geçerli olduğu, sözleşmeye aykırı bir kesinti veya tahsilat bulunmadığı, yine yapılan tahsilat miktarlarının taraflarca önceden imzalanmış sözleşmeye ve mevzuata uygun olduğu, kesinti oran ve tutarlarının davalı tarafça «ilan» edilen ve Merkez Bankasına bildirilen tutar ve oranların daha altında kaldığı, tüm bu nedenlerle davacı tarafça iadesi istenebilecek bir miktar bulunmadığı gerekçe …
Mahkemece, yukarıda «belirlenen ilkeler» doğrultusunda değerlendirme yapılmaksızın davanın reddine karar verilmesi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2020/3059 E. , 2021/2749 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 3. HUKUK DAİRESİ
Taraflar arasında görülen davada Çorum 3. Asliye Hukuk Mahkemesince verilen 12.02.2019 tarih ve 2016/1189 E- 2019/80 K. sayılı kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf isteminin esastan reddine dair Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi'nce verilen 05.04.2019 tarih ve 2019/384 E- 2019/423 K. sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, bazı noksanlıkların ikmali için mahalline gönderilen dosyanın eksikliklerin giderilmesinden sonra gönderildiği anlaşılmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, davalının müşterek borçlu ve müteselsil kefaleti ile dava dışı Özyalçın .... Ltd. Şti.'ne ticari kredi kullandırıldığını, borçlu şirket ve kefillere keşide edilen ihtarnaye rağmen borcun ödenmemesi üzerine, başlatılan takibe, davalının itiraz ettiğini ileri sürerek, itirazın iptali, takibin devamı ile davalı aleyhine icra inkar tazminatına hükmedilmesini istemiştir.
Davalı asil, davanın dayanağı icra takibine konu kredinin kefil olduğu sözleşmeden kaynaklanmadığını belirterek, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
İlk derece mahkemesince, yapılan yargılama, toplanan deliller ve benimsenen bilirkişi raporlarına göre, dava dışı borçlu şirket ile davacı banka arasında imzalanan farklı tarihlere ait dört adet genel kredi sözleşmesi bulunduğu, davalının sadece ilk sözleşme olan 03.02.2012 tarihli sözleşmede kefil sıfatıyla imzasının bulunduğu, bilirkişi incelemesi neticesinde, icra takibine konu kredi alacağının davalının kefil olduğu ilk sözleşmeden kaynaklanmadığı, davalının kefil olduğu sözleşmeye göre kullandırılan kredinin kapandığının tespit edildiği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, hükme karşı davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.
Bölge Adliye Mahkemesince, davalı ...'ın 03.02.2012 tarihli 500.000 TL limitli taahhütnamede müteselsil kefil sıfatıyla imzasının alındığı, bu taahhütnamenin 818 Sayılı BK döneminde imzalandığı, bilirkişi incelemesi neticesinde 6098 Sayılı TBK döneminde imzalanan ve davalının imzası bulunmayan genel kredi sözleşmelerine istinaden dava dışı şirkete ticari kredi kullandırıldığı tespit edildiğinden ilk derece mahkemesince davanın reddine dair verilen kararın usul ve yasaya uygun olduğu gerekçesiyle davacının istinaf isteminin reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, genel kredi sözleşmesi nedeniyle kefil aleyhine başlatılan icra takibine itirazın iptali istemine ilişkindir. Mahkemece davanın reddine karar verilmiş ise de hükme esas alınan bilirkişi raporu yeterli incelemeyi ihtiva etmediği gibi denetime açık mahiyette de değildir. Yeniden seçilecek bankacılık konusunda uzman bilirkişi kurulundan banka kayıtları üzerinde yerinde inceleme yapılmak suretiyle takip ve dava konusu edilen kredinin hangi sözleşmeye göre kullandırıldığının araştırılarak alınacak bilirkişi raporu doğrultusunda oluşacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekir. Eksik inceleme ile konusunda uzman olmayan avukat bilirkişi tarafından tanzim edilen rapora göre yazılı şekilde karar verilmesi isabetsizdir.
SONUÇ
Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz isteminin kabulü ile İlk Derece Mahkemesince verilen karara yönelik istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULARAK KALDIRILMASINA, HMK'nın 373/1. maddesi uyarınca dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, ödediği peşin temyiz harcının isteği halinde temyiz eden davacıya iadesine, 23.03.2021 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/645981700 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz