Limited şirket pay devrinde noter onayı olmayan protokole dayalı teminat senedinin bedelsizlik iddiası
İstanbul BAM 12. Hukuk Dairesi · 2025/766 E. 2025/857 K. · · İlk derece: BAKIRKÖY 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
Menfi tespit / İstirdatistinaf başvurusunun esastan reddiKesinlik belirsiz
★ Emsal
Gerekçe özeti
Limited şirket payının devrine veya devir vaadine ilişkin sözleşmelerde imzaların noterce onanması geçerlilik koşuludur; bu şekle uyulmadan yapılan devir protokolü geçersizdir ve bu geçersizlik nedeniyle alınan bedellerin iadesi sebepsiz zenginleşme hükümlerine tabidir. Buna karşılık, bir borç ilişkisinde doğacak alacağın tahsili için verilmesi öngörülen kambiyo senedi, teknik anlamda teminat değil ifa uğruna verilmiş sayılır; senedin teminat amacıyla verilmiş olması onu doğrudan bedelsiz kılmaz, teminat ihtiyacı ortadan kalkmadıkça senet bedelsiz hâle gelmez. Tarafların icra takibine konu edilmesini önceden kararlaştırdığı bir senedin bu doğrultuda takibe konulması, iyiniyet kuralına aykırılık oluşturmaz.
Ele alınan sorunlar
Limited şirket pay devri protokolünün geçerliliği (TTK 595) → tartışılmadı
Gerekçe: TTK'nın 595. maddesi gereğince esas sermaye payının devri ve devir borcu doğuran sözleşmeler yazılı şekilde yapılır ve tarafların imzaları noterce onanır. Taraflar sözleşmeyi 'adi ortaklık protokolü' olarak adlandırmış olsalar da, bu adlandırma sonuca etkili değildir; hukukumuzda şirketler bakımından gizli ortaklık tanınmamıştır. Limited şirket payının devri veya devir vaadinde imzaların noterce onanması geçerlilik koşulu olduğundan, haricen yapılan bu protokol %50 payın devrine ilişkin geçersiz bir sözleşmedir. Sözleşmenin geçersizliği nedeniyle davacı, pay devri karşılığı aldığı bedelleri sebepsiz zenginleşme kurallarına göre iade ile yükümlüdür.
Gerekçe kaynağı: özgün
Ödemelerin protokol kapsamında pay bedeli ödemesi olarak kabulü → ret
İddia: Davacılar, banka havalelerinde pay devrine ilişkin açıklama bulunmadığını, cari hesap ekstresindeki ödemelerin protokol tarihinden sonra ve icra takibinden sonra yapıldığını, bu nedenle pay bedeli ödemesi olarak kabul edilemeyeceğini ileri sürmüştür.
Gerekçe: Cari hesap ekstresi başlıklı belge üzerindeki davacı imzası inkar edilmemiştir. Ödemeler büyük oranda banka havaleleri ile yapılmış olup, havalelerde açıklama bulunmaması ödemelerin pay bedeli karşılığı olarak kabul edilmesine engel değildir; ekstrede yapılan ödemeler yazılı olup, personel ödemesi vs. açıklamalarla yapılan ödemenin protokol tarihinden sonra yapıldığı anlaşıldığından, bunların protokol kapsamında yapılan ödemeler olduğunun kabulü gerekir. HMK'nın 145. maddesi kapsamında savunması inkar hududunda kalan davalının ödeme belgelerinin dikkate alınmasında hukuka aykırılık bulunmamaktadır.
Gerekçe kaynağı: özgün
Teminat senedinin bedelsizlik iddiası ve senedin ifa uğruna verilmiş sayılması → ret
İddia: Davacılar, senedin pay devri gerçekleşmediği takdirde ödenecek bedele karşılık teminat olarak verildiğini, davalının pay devrini talep etmeden bir gün sonra senedi icraya koyduğunu, dolayısıyla senedin bedelsiz olduğunu ileri sürmüştür.
Gerekçe: Bir borç ilişkisi gereği taraflardan biri lehine bir para alacağı doğacağı kesin ise ve sözleşmede doğacak alacakların tahsili için bir kambiyo senedi verileceği öngörülmüş ise, bu kambiyo senedinin teknik anlamda teminat gayesiyle değil, ifa uğruna verildiğinin kabulü gerekir. Kambiyo senedi, düzenlenmesine esas teşkil eden temel ilişkiden bağımsız, kayıtsız şartsız bir bedelin ödenmesi taahhüdünü içeren mücerret bir borç ilişkisini ifade eder; soyutluk prensibi ispat açısından önem taşır ve borçlu olmadığını iddia eden kişi bunu ispatla yükümlüdür. Kambiyo senedinin teminat amacıyla verilmesi, senedin doğrudan bedelsizliğine yol açmaz; teminat altına alınan borcun yerine getirilmesi ve teminat ihtiyacının ortadan kalkması ile senet bedelsiz hâle gelir. Davalı, davacıya yapacağı ödemeleri teminat altına almak üzere senedi almış ve davacı tarafın rızasıyla protokolde kararlaştırıldığı şekilde icra takibine konu etmiştir. Protokol ile senedin tanziminden sonra icra takibine konu edileceği açıkça kararlaştırıldığından, teminat senedinin takibe konu edilemeyeceğinin ileri sürülmesi TMK'nın 2. maddesine aykırıdır. Ayrıca protokol tarihinden sonra davalı tarafından %50 hisseye karşılık 1.000.000 TL'nin davacıya ödendiği anlaşıldığından senedin bedelsiz olmadığı sabittir; senedin teminat fonksiyonu devam ettiğinden davacıların senedin bedelsiz olduğuna yönelik istinaf nedeni yerinde değildir.
Gerekçe kaynağı: özgün
Emsal değeri
Limited şirket pay devri protokollerinde noter onayı şartının geçerlilik koşulu olduğu ve teminat amacıyla verildiği ileri sürülen kambiyo senedinin ifa uğruna verilmiş sayılacağına, bedelsizliğin teminat ihtiyacı ortadan kalkmadıkça oluşmayacağına ilişkin değerlendirmeler yönünden bölgesel emsal niteliği taşımaktadır.
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
menfi tespit↗ limited şirket pay devri↗ TTK 595 noter onayı↗ gizli ortaklık↗ sebepsiz zenginleşme↗ teminat senedi↗ ifa uğruna verme↗ kambiyo senedinin soyutluğu (mücerretlik)↗ bedelsizlik iddiası↗ HMK 145 inkar↗
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
12. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO 2025/766
KARAR NO 2025/857
TÜRK MİLLETİ ADINA
İSTİNAF KARARI
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ BAKIRKÖY 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ 19/02/2025
NUMARASI 2023/756 Esas 2025/144 Karar
DAVA
Menfi Tespit (Alım Satım)
Davanın reddine ilişkin kararın davacılar vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;
DAVA
Davacı vekili; müvekkili ...'nun diğer davacı şirketin %100 pay sahibi olduğunu,payının %50 sinin Davalı ...'e devri hususunda 21.08.2019 tarihinde "Adi Ortaklık Protokol"u imzaladığını, bu sözleşmenin 1. maddesinde şirketin tamamına 2.000.000-TL değer biçilip, 2. maddesinde de devre konu %50 paya karşılık davalı tarafça müvekkil ...'na 1.000.000-TL ödenmesi kararlaştırıldığını, davaya konu senet İstanbul ... İcra Dairesinin ... esas sayılı dosyası ile icraya konularak müvekkili şirketin işletme ruhsatına haciz konulduğunu, davalının müvekkilin maddi sıkıntılarından faydalanarak 13.11.2019 tarihinde bu kez yine İstanbul ... İcra Dairesinin ... esas sayılı dosyasıyla cezai şart adı altında 2.000.000-TL bedelli bir icra takibi daha yaptığını ve bu dosyadan da tekrar hacizler konulduğunu, İstanbul ...
İcra Dairesinin ... esas sayılı icra dosyasına ve bu takibe konu 26.08.2019 vade tarihli 1.000.000-TL bedelli senet yönünden borçlu olmadığının tespitine, davalı kötü niyetli olduğundan müvekkili lehine %20 tazminatın tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
CEVAP
Davalı süresinde cevap vermemekle birlikte davalı vekili sunduğu dilekçede ; taraflar arasında akdedilen adi ortaklık protokolüne göre müvekkilinin davacı şirkete 50 pay ile ortak olması karşılığında davacı ...'na 1.000.000-TL ödeme yapması kararlaştırıldığını ,müvekkili tarafından 1.000.000-TLödemenin, elden nakit, banka havalesi (veya EFT) ve hisse devir bedelinden mahsup edilmek üzere yapıldığını , yapılan ödemeler davacı ... 'nun da imzası bulunan ... carisinde göründüğünü, müvekkilinin adi ortaklık protokolünden kaynaklanan edimlerini yerine getirdiği 09.09.2020 tarihli anlaşma ile açıkça sabit olup, davacının aksi yöndeki iddiaları tümüyle gerçek dışı olduğunu, şirketin ticaret sicilinde kayden tamamı kendi adına gözüken ve fakat gerçekte müvekkile ait olan yüzde 50 hissesini, adi ortaklık protokolünün 7.maddesine aykırı olarak müvekkilin yazılı onayı olmaksızın bir başkasına devrettiğini ileri sürerek davanın reddini istemiştir.
İLK DERECE MAHKEME KARARI
Mahkemece; davalı tarafından şirketin % 50 hissesi karşılığı ödemelerin, davacı ...'nun imzası bulunan 09.09.2020 tarihli anlaşma içeriğinde yer alan ve davalı ile davacı ... arasındaki hisse devir bedeli ödemelerini içeren "..." başlıklı hesap ekstresi içerisinde taraflarca mutabakat altına alındığı, davalının sunduğu dilekçe ve ekinde ödeme belgelerinin bulunduğu, her iki tarafın da imzaları bulunan ve davalı yanca toplam 1.087.050,43 TL tutarında ödeme yapıldığının davacı ... tarafından kabul edildiği, davalı tarafın, Adi Ortaklık Sözleşmesi’nin 2. maddesi uyarınca üstlendiği 1.000.000 TL tutarındaki pay devir bedelini ödediğinin karara elverişli bilirkişi heyet kök ve ek raporuyla sabit olmakla davalının davacının sözleşmenin 8.
maddesine aykırı davranışı nedeniyle 1.000.000- TL tutarındaki senedi icra takibine konu etmesinin mümkün olduğu gerekçesiyle davanın reddine,yasal koşulları oluşmadığından davacılar hakkında tazminata hükmedilmesine yer olmadığına karar verilmiştir.
İSTİNAF SEBEBLERİ
Davacılar vekili; davalı süresinde cevap dilekçesi sunmadığı,süresi dışında cevap ve delil sunulmasına muvafakatları olmadığını, davalı tarafından şirketin % 50 payı karşılığı olarak ödeme yapıldığı tespitinin hatalı olduğunu, ödeme dekontlarında pay devrine ilişkin olduğuna dair açıklama olmadığını, müvekkilleri tarafından sözleşme (21.08.2019) ile aynı tarihte davalıya 21/08/2019 tanzim,26/08/2019 vade tarihli 1.000.000-TLbedelli senedin teminat olarak verildiğini, davalının 1 gün sonra (pay devri konusunda talepte bulunmadan) 27/08/2019 tarihinde davaya konu senedi İstanbul ... İcra Dairesinin ... esas sayılı dosyası ile icra konulduğunu ve müvekkil şirketin işletme ruhsatına haciz konulduğunu,ancak payın devir edilmemesi halinde ödeyeceği %50 paya karşılık teminat olarak verildiğinden sunulan cari hesap ekstresi adlı yazıda geçen ve bilirkişi tarafından da pay bedeli ödemesi olarak kabul edilen ödemelerin tarihleri 2019-2020 olup, icra takip tarihinden sonra olduğunu,bir an için cari hesap yazısında yazılı ödemeler kabul edilecek dahi olsa, davalının takipden önce ödeme yaptığının kabul edilemeyeceğini,halen sözleşme konusu payları devretmeye hazır olduğunu,cari hesapdaki yazıyı ve içeriğini kabul etmediklerini, yapılan ödeme açıklamalarında pay bedeli olduğunun yazılmadığını ,Protokolün 5.
maddesinde "Şirkete yapılacak yatırımlar ortaklar arasında eşit karşılanacaktır." hükmüne yer verildiğini, ödemelerin bir kısmının habersiz hisse devredildiğini iddia ettikleri ... adlı kişiye yapıldığını, davaya konu senedin, karşılıklı edimlerin yerine getirilmesinin teminatı olduğunu ileri sürerek kararın kaldırılarak davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.
GEREKÇE
Dava; davacılar tarafından davalıya adi ortaklık protokolü nedeniyle verildiği iddia olunan bir adet teminat senedine dayalı başlatılan takip nedeniyle borçlu olmadığının tesbitine ilişkindir. TTK'nın 595. maddesi gereğince esas sermaye payının devri ve devir borcu doğuran sözleşmeler yazılı şekilde yapılır ve tarafların imzaları noterce onanır. Taraflar; davacı ...'nun davacının şirketteki paylarının yarısını davalının göstereceği kişiye istediğinde devir edeceği, davacı şirketin yarısının davalıya ait olduğu hususunda anlaşmış iseler de limited şirket payının devri veya devri vaadinin imzalarının Noterce onanması şartı geçerlilik koşulu olup, hukukumuzda şirketler bakımından gizli ortaklık tanınmamıştır.Tarafların sözleşmeyi "adi ortaklık protokolü" olarak adlandırmaları sonuca etkili olmayıp;
protokol haricen limited şirketin %50 payının davalıya devrine ilişkin geçersiz sözleşme olup; sözleşmenin geçersizliği nedeniyle davacı pay devri karşılığı aldığı bedelleri sebebsiz zenginleşme kurallarına göre iade ile yükümlüdür.
21. 8.2019 tarihli "adi ortaklık protokolü" başlıklı belgede " Davacı ...'nun diğer davacı şirketde %100 pay sahibi olduğu, davacı ...'nun sahibi olduğu bu hisselerin %50'sinin davalıya devir edileceği, sözleşmenin 1. maddesinde şirketin tamamına 2.000.000-TL değer biçildiği, 2. maddesinde de davalı tarafça davacı ...'na 1.000.000-TL ödeneceği 100.000-TL nin ödendiği, 8 madde de yasal zorunluluk nedeniyle şirkete resmi ortak olmadığı için sadece ... üzerinden faaliyette bulunacak şirkette gerçekte yarı payı bulunan davalının herhangi bir zaman diliminde ortak olmaya uygun bir kişiyi belirleyip %50 payın kısmen veya tamamen devrini talep ettiğinde; ...'nun üç gün içinde devri yapmak zorunda olduğu, davalı alıcının haklarının korunması için 1 milyon TL bedelli teminat senedi verileceği kararlaştırılmıştır.
Davacılar senedin teminat senedi olduğunu, bir taraftan %50 hissenin devrine hazır olduğunu belirtirken diğer yandan cari hesap ekstresi imzalı belgenin geçerliliği olmadığını ileri sürmekte ise de, belge üzerinde ki davacı imzası inkar edilmemiştir. Ayrıca; ödemeler büyük oranda banka havaleleri ile yapılmıştır. Davacılar havalelerde açıklama olmadığını bu sebeble pay bedeli karşılığı ödendiğinin kabul edilemeyeceğini ileri sürmüş iseler de; ödemelerin yazılı olduğu ekstrede yapılan ödemeler yazılı olup; ayrıca personel ödemesi, vs açıklamalar ile yapılan ödemenin elde ki protokol tarihinden sonra yapıldığı anlaşılmakla protokol kapsamında yapılan ödemeler olduğunun kabulü gerekir. Bir borç ilişkisi gereği taraflardan biri lehine bir para alacağı doğacağı kesin ise ve bu sözleşmede doğacak alacakların tahsili için bir kambiyo senedi verileceği öngörülmüş ise bu kambiyo senedinin teknik anlamda teminat gayesiyle değil, ifa uğruna verildiğinin kabulü gerekir.
Çoğu hâlde, alacaklı kambiyo senedinin takibi daha kolay olduğundan borçludan bir kambiyo senedi vermesini ister. Bu senet ifa uğruna, temel borcun ifasını teminen düzenlendiğinden, alacaklı öncelikle senede dayanarak icra takibi yapmak isteyecektir. Teminat senedi verilmesi durumunda ise, ya temel ilişkide bir alacağın doğup doğmadığı kesin değildir, ya da senedi düzenleyen kişinin borcu, paradan başka bir edimdir. Kambiyo senedi niteliğinde olan bono, düzenlenmesine esas teşkil eden temel ilişkiden bağımsız, karşı edimin ödenmesi şartına bağlanamayan, kayıtsız şartsız bir bedelin ödenmesi taahüdünü içeren mücerret (soyut) bir borç ilişkisini ifade etmektedir. Kambiyo senetlerinde soyutluk prensibinin en önemli işlevi ispat açısından kendisini gösterir.
Buna göre, bir kambiyo senediyle borç altına giren kimse, borçlu olmadığını iddia ediyor ise bu hususu ispat etmekle yükümlüdür. Kambiyo senedinin teminat amacıyla verildiği iddiası, temelinde bedelsizliğe dayalı bir iddiadır. Ancak kural olarak kambiyo senedinin teminat olarak verilmesi senedin doğrudan bedelsizliğine yol açmaz, teminat altına alınan borcun yerine getirilmesi ve teminat ihtiyacının ortadan kalkması ile senet bedelsiz hâle gelir. Davalı davacıya yapacağı ödemeleri teminat altına almak üzere elde ki senedi almış, davacı tarafın rızasıyla protokolde kararlaştırıldığı şekilde icra takibine konu etmiştir. Protokol ile senedin tanziminden sonra icra takibine konu edileceği açıkça kararlaştırıldığından teminat senedinin takibe konu edilemeyeecğinin ileri sürülmesi MK nın 2 maddesine aykırıdır.
Ayrıca; protokol tarihinden sonra davalı tarafından %50 hisseye karşılık 1.000.000-TL yi davacıya ödediği,böylelikle benedin bedelsiz olmadığı anlaşılmaktadır. Senedin teminat fonksiyonu devam ettiğinden davacıların senedin bedelsiz olduğuna yönelik istinaf nedeni yerinde değildir. Açıklanan nedenlerle ;protokol tarihinden sonra ödemelerin yapıldığı, HMK nın 145 maddesi kapsamında savunması inkar hududunda kalan davalının ödeme belgelerinin dikkate alınmasında hukuka aykırılık bulunmadığından istinaf nedenleri yerinde olmayan davacılar vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
HÜKÜM
Yukarıda açıklanan nedenlerle: Davacılar vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nun 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, Peşin harcın karar harcına mahsubuna başkaca harç alınmasına yer olmadığına, Davacılar tarafından yapılan giderlerin üzerinde bırakılmasına, davalı tarafından yapılan 30-TL istinaf yargı giderinin davacılardan alınarak davalıya verilmesine, Gerekçeli kararın bir örneğinin taraf vekillerine tebliğine, HMK 'nun 361/1. maddesi uyarınca kararın tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde temyiz yoluna başvurulabileceğine, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oy birliğiyle karar verildi. 29/05/2025
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/6457 · sınıflandırıcı v3.2 · görünüm damgası: kmk_oncesi