6102TTK Türk Ticaret Kanunu

Ayrılma hakkını kullanan ortağın TTK 202/2 davasında aktif husumeti

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2019/2780 E. 2021/1132 K. · · İlk derece: 9. Asliye Ticaret Mahkemesi

OnandıKesin

★ Emsal

Mahkemenin nitelemesi: Banka / kredi / finans

Gerekçe özeti

TTK 202/2 uyarınca hakimiyetin hukuka aykırı kullanılmasından doğan tazminat davası ancak dava tarihi itibariyle 'pay sahibi' olanlarca açılabilir; SPK mevzuatı gereği ayrılma hakkını kullanarak bağlı şirketten ayrılıp pay sahipliğini yitiren ortağın bu davayı açma sıfatı (aktif husumeti) bulunmaz. Ayrıca ayrılma hakkı şarta bağlı olarak (ihtirazi kayıtla) kullanılamaz; ihtirazi kayıt taraf sıfatını korumaya yetmez.

Ele alınan sorunlar

SPK ayrılma hakkını kullanarak pay sahipliğini yitiren ortağın TTK 202/2 uyarınca tazminat davası açma sıfatı (aktif husumet) → ret

İddia: Davacı, hakim ortağın örtülü kazanç aktarımı yaptığını, kendisinin genel kurulda muhalefet şerhi işleterek SPK'nın tanıdığı ayrılma hakkını ihtirazi kayıtla kullandığını, ödenen ayrılma bedelinin hakkaniyete uygun olmadığını ileri sürerek TTK 202/2 uyarınca tazminat talep etmiştir.

Gerekçe: TTK 202/2 maddesine dayalı tazminat davası ancak dava tarihi itibariyle 'pay sahibi' olanlar tarafından açılabilir. Davacı, pay sahibi olarak bu maddedeki seçimlik haklardan (zararının tazmini veya payının gerçek değeri üzerinden satın alınması) birini değil, SPK mevzuatı gereği ayrılma hakkını kullanma yolunu seçmiştir; bu hak ise şarta bağlı olarak (ihtirazi kayıtla) kullanılamaz. Ayrılma hakkını kullanarak pay sahipliğini yitiren davacının TTK 202/2 uyarınca dava açma sıfatı bulunmadığından davanın aktif husumet yokluğundan reddi yerindedir. (Yargıtay'ca onanan İlk Derece Mahkemesi gerekçesi)

Emsal değeri

SPK ayrılma hakkını kullanarak pay sahipliğini yitiren ortağın TTK 202/2 tazminat davasında aktif husumetinin bulunmaması ve ayrılma hakkının ihtirazi kayıtla kullanılamaması bakımından emsal değer taşır.

Usul tespitleri

Dava şartı
aktif husumet (taraf sıfatı)

Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
aktif husumet taraf sıfatı TTK 202/2 tazminat ayrılma hakkı muhalefet şerhi ihtirazi kayıt örtülü kazanç aktarımı pay sahipliği sıfatı

Atıf yapılan mevzuat: TTK — TTK 202/2 · SPK — SPK 23SPK 24/1

Karar metni

Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster

11. Hukuk Dairesi         2019/2780 E.  ,  2021/1132 K.

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 12. HUKUK DAİRESİ

Taraflar arasında görülen davada İstanbul Anadolu 9. Asliye Ticaret Mahkemesince verilen 21.11.2017 tarih ve 2017/658 E. - 2017/1020 K. sayılı kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf isteminin esastan reddine dair İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi'nce verilen 18.04.2019 tarih ve 2018/890 E. - 2019/558 K. sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi duruşmalı olarak davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, duruşma için belirlenen 09.02.2021 günü hazır bulunan davacı vekili Av. ... ile davalı vekili Av. ... dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı.

Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:

Davacı vekili, dava dışı Park Elektrik Üret. Mad. San. ve Tic. A.Ş'nin halka açık bir anonim ortaklık olduğuna, bakır üretimine 2006 yılında başladığını, 2014 yılından beri tek faaliyet alanının bakır madenciliği olduğunu, davalı şirketin hakim ortak olduğunu, müvekkilinin ise %0,5038 oranında A grubu hissedar olduğunu, ancak hissedarı olduğu şirketin bünyesinde bulunan bakır madenini bağımsız değerlemeye ihtiyaç duyulmaksızın gerçek değerinden çok daha düşük fiyatla bir başka gruba sattığını, bu satıştan elde edilen kârın ise hukuka aykırı değerleme fiyatı ile şişirilmiş hisselerin satın alınması yoluyla davalıya aktarıldığını, bu işlemin TTK ve SPK mevzuatı ilkelerine aykırı olduğunu, zira bu işlemle bağlı şirket ve pay sahipleri kayba ve zarara sürüklenirken hakim ortaklığın örtülü kazanç elde ettiğini, SPK’da öngörülen önemli nitelikteki işlemlerle ilgili olarak genel kurulda bu karara red oyu verip muhalefet şerhini genel kurul tutanağına işleten pay sahiplerinin hisselerini ortaklığa devrederek ayrılma hakkına sahip olduklarını, müvekkilinin de genel kurula katılarak gündem maddelerine red oyu kullandığını ve muhalefetini tutanağa işlediğini, işlemlerin çok açık şekilde örtülü kazanç aktarımı görüntüsü vermesi ve tam olarak bilgi sahibi olunmasının engellenmesi nedeniyle müvekkilinin davalı hakim ortağa gönderdiği ihtarname ile hisselerinin gerçek değeri üzerinden satın alınmasını talep ettiğini, ancak davalının ayrılma hakkı kullanım süresinde cevap vermemesi üzerine müvekkilinin son gün “paylara ilişkin tüm dava ve tazminat haklarının saklı tutulmasına ilişkin” ihtirazi kayıtla ayrılma hakkını kullandığını, ancak müvekkiline ödenen ayrılma hakkı bedelinin hakkaniyete uygun olmadığını ileri sürerek, TTK’nın 202/2.

maddesi uyarınca müvekkilinin maddi zararının tam ve kesin olarak belirlenebilmesinin mümkün olduğu anda artırılmak üzere şimdilik 70.000.- TL maddi tazminatın dava tarihinden itibaren reeskont faiziyle davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

Davalı vekili, TTK 202/2. maddesi uyarınca tazminat davasının ancak bağlı şirket pay sahipleri tarafından açılabileceğini, davacının hissesini devrederken ihtirazi kayıt koymasının pay devrine etkisinin olmadığını, dolayısıyla davacının taraf sıfatının bulunmadığını, somut olayda TTK 202/2 koşullarının da bulunmadığını, zira dava konusu maden tesislerinin devri ve hisse alım işlemlerinin bu hükmün kapsamına girmediğini, davacının bu işlemler nedeniyle zarar iddiasını da ispat etmesi gerektiğini, bu işlemlerde hiçbir hukuka aykırılığın olmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.

İlk derece mahkemesince, davacının hissedarı olduğu dava dışı şirketin aktifleri arasında yer alan bakır madeninin satılmasının SPK 23. maddesine göre önemli bir işlem olduğu, davacının bakır madeni satışının görüşüldüğü 10.05.2017 tarihli genel kurul toplantısına katıldığı, oylamada olumsuz oy vererek muhalefetini genel kurul tutanağına geçirttiği, SPK’nın kendisine tanıdığı ayrılma hakkını kullanarak 29.05.2017 tarihinde ihtirazi kayıtla ve paylara bağlı tüm dava ve tazminat haklarının saklı tutulması beyanı ile şirket ortaklığından ayrıldığı, davacı ayrılma hakkını kullanarak devrettiği pay karşılığı bedelin belirlenme şeklinin ve esas alınan değerlerin yasaya ve usule aykırı olduğunu iddia ederek zararın oluştuğundan bahisle hakim ortak davalıdan TTK 202.

maddesi uyarınca fark bedel tahsilini talep etmekte ise de, bu maddeye dayalı olarak ancak bağlı şirketin pay sahiplerinin dava açabilecekleri, öte yandan davacının ödenen pay bedellerinin SPK’na aykırı şekilde hesaplandığı ve öngörülen usule uygun bir şekilde ayrılma payının hesaplanmadığı iddiasının ise davacı hisselerini devralan şirkete yöneltilebileceği gerekçesiyle davanın aktif husumet yokluğundan reddine karar verilmiş; bu karara karşı davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

Bölge Adliye Mahkemesi tarafından, uyuşmazlığın SPK 24/1. maddesi uyarınca bağlı şirketten ayrılma hakkını kullanan ortağın, TTK 202/2. maddesi uyarınca zararının tazmini istemiyle dava açıp açamayacağı noktasında toplandığı, TTK 202/2 madde metni ve hükmün gerekçesi incelendiğinde, bu davanın ancak dava tarihi itibariyle “pay sahibi” olanlar tarafından tarafından açılabileceği, davacının ise pay sahibi olarak bu maddede belirtilen seçimlik haklarından zararının tazmini veya payının gerçek değeri üzerinden satın alınması talebiyle dava açma yolunu seçmediği, SPK mevzuatı gereği ayrılma hakkını kullandığı, bu hakkın ise şarta bağlı olarak (ihtirazi kayıtla) kullanılmasının mümkün olamayacağı, ilk derece mahkemesinin davanın aktif husumet yokluğundan reddi yönündeki kararında bir isabetsizlik olmadığı gerekçesiyle, davanın esastan reddine karar verilmiştir.

Kararı davacı vekili temyiz etmiştir.

Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun HMK'nın 353/b-1 maddesi uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.

SONUÇ

Yukarda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz isteminin reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK'nın 370/1. maddesi uyarınca ONANMASINA, HMK'nın 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, aşağıda yazılı bakiye 14,90 TL temyiz ilam harcının temyiz eden davacıdan alınmasına, takdir olunan 3.050,00 TL duruşma vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, 11.02.2021 tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.

Kaynak: https://6102ttk.com/karar/644240200 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz

İncelenen istinaf kararı — İst. BAM 12. HD

Bu Yargıtay 11. HD kararı, aşağıdaki İstinaf Dairesi kararının temyiz incelemesidir. Temyiz sonucu: Onandı

İstanbul BAM 12. Hukuk Dairesi · 2018/890 E. 2019/558 K.

Ayrılma hakkını kullanan pay sahibinin TTK 202/2 tazminat davası açamaması

Gerekçe özeti

SPK 24/1 maddesi uyarınca önemli nitelikteki işlemlere muhalefet ederek ayrılma hakkını kullanan ve payını halka açık ortaklığa devreden pay sahibi, dava tarihi itibariyle pay sahibi sıfatını kaybettiğinden TTK 202/2 maddesi uyarınca hakim teşebbüsten zararın tazmini davasını açamaz; zira TTK 202/2 davası ancak dava tarihinde pay sahibi olanlarca açılabilir ve ayrılma hakkının ihtirazi kayıtla, şarta bağlı olarak kullanılması da mümkün değildir.

Emsal değeri

SPK 24/1 uyarınca ayrılma hakkını kullanarak payını devreden pay sahibinin, dava tarihinde pay sahibi sıfatını taşımadığından TTK 202/2 uyarınca tazminat davası açamayacağı ve ayrılma hakkının ihtirazi kayıtla, şarta bağlı kullanılamayacağı yönündeki tespit bakımından emsal niteliktedir.

Kavramlar: TTK 202/2 hakim teşebbüsten tazminat davası SPK 24/1 ayrılma hakkı aktif husumet (dava ehliyeti/sıfatı) muhalefet şerhi önemli nitelikteki işlem ihtirazi kayıt

İstinaf (12. HD) kararının tam metni

T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
12. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO 2018/890

KARAR NO 2019/558

TÜRK MİLLETİ ADINA

İSTİNAF KARARI

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ İSTANBUL ANADOLU 9. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ 21/11/2017

NUMARASI 2017/658 2017/1020

DAVA

Tazminat

İSTİNAF KARAR TARİHİ 18/04/2019

İlk derece mahkemesince davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün davacı vekilince istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü.

DAVA

Davacı vekili, dava dışı .... San. Ve Tic. A.Ş. halka açık olup 2006 yılında bakır üretimine başladığını ve 2014 yılından beri tek faaliyet alanının bakır madenciliği olduğunu, davalının şirketin bu şirketin hakim ortağı olduğunu, müvekkilinin ise %0,5038 oranında A grubu hissedarı olduğunu, ancak hissedarı olduğu şirketin bünyesinde bulunan bakır madenini bağımsız değerlemeye ihtiyaç duyulmaksızın gerçek değerinden çok daha düşük fiyata bir başka gruba sattığını, bu satıştan elde edilen kârın ise hukuka aykırı değerleme fiyatı ile şişirilmiş hisselerinin satın alınması yoluyla davalıya aktarıldığını, bu işlemin TTK ve SPK mevzuatı ilkelerine aykırı olduğunu, zira bu işlemle bağlı şirket ve pay sahipleri kayba ve zarara sürüklenirken hakim ortaklığın örtülü kazanç elde etmekte olduğunu, SPK’nda öngörülen önemli nitelikteki işlemlerle ilgili olarak genel kurulda bu işlemlerle ilgili red oyu verip muhalefet şerhini genel kurul tutanağına işleten pay sahiplerinin hisselerini ortaklığa devrederek ayrılma hakkına sahip olduklarını, müvekkilinin de genel kurula katılarak gündem maddelerine red oyu kullandığını ve muhalefetini tutanağa işlediğini, işlemlerin çok açık şekilde örtülü kazanç aktarımı görüntüsü vermesi ve tam olarak bilgi sahibi olmasının engellenmesi nedeniyle müvekkilinin davalı hakim ortağa gönderdiği ihtarname ile hisselerinin gerçek değeri üzerinden satın alınmasını talep ettiğini, ancak davalının ayrılma hakkı kullanım süresinde cevap vermemesi üzerine müvekkilinin son gün “paylara ilişkin tüm dava ve tazminat haklarının saklı tutulmasına ilişkin” ihtirazi kayıtla ayrılma hakkını kullandığını, ancak müvekkiline ödenen ayrılma hakkı fiyatının hakkaniyete uygun olmadığını ileri sürerek TTK’nun 202/2 maddesi uyarınca müvekkilinin maddi zararının tam ve kesin olarak belirlenebilmesinin mümkün olduğu anda artırılmak üzere şimdilik 70.000-TL maddi tazminatın dava tarihinden itibaren reeskont faiziyle davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

CEVAP

Davalı vekili, TTK 202/2 maddesi uyarınca tazminat davasının ancak bağlı şirket pay sahipleri tarafından açılabileceğini, davacının hissesini devrederken ihtirazi kayıt koymasının pay devrine etkisinin olmadığını, dolayısıyla davacının taraf sıfatının bulunmadığını, somut olayda TTK 202/2 koşullarının da bulunmadığını, zira dava konusu maden tesislerinin devri ve hisse alım işlemleri bu hükmün kapsamına girmediği gibi davacının bu işlemler nedeniyle zarar iddiasını da ispat etmesi gerektiğini, bu işlemlerde hiçbir hukuka aykırılığın olmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ

İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda, davacının hissedarı olduğu dava dışı şirketin aktifleri arasında yer alan bakır madeninin satılmasının SPK 23. maddesine göre önemli bir işlem olduğu, davacının bakır madeni satışının görüşüldüğü 10/05/2017 tarihli genel kurul toplantısına katıldığı, oylamada olumsuz oy vererek muhalefetini genel kurul tutanağına geçirttiği, SPK’nun kendisine tanıdığı ayrılma hakkını kullanarak 29/05/2017 tarihinde ihtirazi kayıtla ve paylara bağlı tüm dava ve tazminat haklarının saklı tutulması beyanı ile şirket ortaklığından ayrıldığı,davacı ayrılma hakkını kullanarak devrettiği pay karşılığında belirlenen bedelin belirlenme şeklinin ve esas alınan değerlerin yasaya ve usule aykırı olduğunu iddia ederek zararın oluştuğundan bahisle hakim ortak davalıdan TTK 202.maddesi uyarınca tahsilini talep etmekte ise de bu maddeye dayalı olarak ancak bağlı şirketin pay sahiplerinin dava açabilecekleri, öte yandan davacının ödenen pay bedellerinin SPK’na aykırı şekilde hesaplandığı ve öngörülen usule uygun bir şekilde ayrılma payının hesaplanmadığı iddiasının ise davacı hisselerini devralan şirkete yöneltilebileceği gerekçesiyle davanın aktif husumet yokluğundan reddine karar verilmiştir.

İSTİNAF SEBEPLERİ

Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle;

1- Davanın TTK 202/1 maddesi uyarınca değil TTK 202/2 maddesi uyarınca açıldığını, müvekkili talebinin TTK 202/2 maddesi şartlarını taşıdığını, zira müvekkilinin ayrılma hakkını kullandığını bildirdiği ihtarnamede hakkaniyete uygun gerçek fiyat arasındaki farka ilişkin tüm tazminat ve dava haklarını saklı tuttuğunu bildirdiğini, müvekkilinin iş bu davada, SPK 24.maddesi uyarınca belirlenen ayrılma hakkı fiyatı ile TTK 202/2 uyarınca belirlenmesi gereken ayrılma hakkı bedeli arasındaki hakkaniyete aykırı farkın tahsilini zarar olarak talep etmekte olduğunu, 2-Müvekkkilinin davacılık sıfatının, maddi hukukta zarar kavramı çerçevesinde ele alınması gerektiğini, müvekkili zararının davalı holdingin yönlendirmesi ile alınan kararlar neticesinde oluştuğunu, müvekkilinin genel kurula katılıp muhalefet eden pay sahibi olduğunu, dava tarihinde de pay sahibi olmasına gerek olmadığını belirterek kararın kaldırılarak davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.

GEREKÇE

Dava, TTK 202/2 maddesi uyarınca tazminat istemine ilişkindir.Davacı, %0,5038 oranında hissedarı olduğu halka açık ...San. Ve Tic. A.Ş.’nin, bünyesinde bulunan bakır madenini gerçek değerinden çok daha düşük fiyata bir başka gruba sattığını, bu satıştan elde edilen kârın ise hakim ortak olan davalının hisselerinin satın alınması yoluyla davalıya aktarıldığını, bu işlem TTK ve SPK mevzuatı ilkelerine aykırı olup hakim ortak örtülü kazanç elde ederken bağlı şirket ve diğer hissedarların zarara uğratıldığını, müvekkilinin de genel kurula katılarak gündem maddelerine red oyu kullandığını ve muhalefetini tutanağa işlediğini, davalıya gönderdiği ihtarname ile hisselerinin gerçek değeri üzerinden satın alınmasını talep ettiğini, ancak davalının ayrılma hakkı kullanım süresinde cevap vermemesi üzerine müvekkilinin “paylara ilişkin tüm dava ve tazminat haklarının saklı tutulmasına ilişkin” ihtirazi kayıtla SPK’nun kendisine tanıdığı ayrılma hakkını kullandığını, ancak müvekkiline ödenen ayrılma hakkı fiyatının hakkaniyete uygun olmadığını ileri sürerek TTK’nun 202/2 maddesi uyarınca müvekkilinin maddi zararının tazmini talep etmiş, davalı ise bu davanın ancak bağlı şirket pay sahipleri tarafından açılabileceğini, dolayısıyla davacının taraf sıfatının bulunmadığını, TTK 202/2 koşullarının da bulunmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.Dosya kapsamında mevcut bağlı şirket ...

San. Ve Tic. A.Ş.’nin 10/05/2017 tarihli Genel Kurul Tutanağı incelendiğinde, 10 nolu gündem maddesinin bakır üretim faaliyet ile ilgili varlıklarının satışına ilişkin olduğu, 12 nolu gündem maddesinin ise davalının bir kısım hisselerinin bağlı şirket tarafından satın alınmasına ilişkin olduğu, davacının bu kararlara muhalefet şerhi sunduğunun belirtildiği görülmüştür.Bakırköy .... Noterliği’nin .... yevmiye nolu 22/05/2017 tarihli ihtarnamesi incelendiğinde, davacı tarafından davalı ile bağlı şirket ve diğer hissedara yönelik düzenlendiği, genel kurul 10 ve 12 nolu gündem maddeleri ile alınan kararlar sonucu şirketin ve küçük hissedarların zarara uğratıldığı belirtilerek davacı payının hakim ortak olan davalı tarafından gerçek değeri ile satın alınmasının talep edildiği, aksi halde SPK uyarınca ayrılma hakkını kullanması halinde tüm dava ve talep haklarının saklı tutulduğunun, ayrılma hakkı ödemesinin ihtirazi kayıtla alınacağının ihtar edildiği görülmüştür.Yine dosya kapsamında mevcut “...

San. Ve Tic. A.Ş. Ayrılma Hakkı Kullanım Formu” başlıklı 29/05/2017 tarihli formun düzenlendiği, bu formun ekli beyan ve ihtirazi kayıt ile imza edildiğinin şerh düşüldüğü görülmüş,ekli davacı beyanı incelendiğinde 10/05/2017 tarihli genel kurul toplantısında muhalefet ettiği işlemler nedeniyle pay sahipliğine bağlı tüm dava ve talep haklarını saklı tuttuğunu, gerçeğe uygun olmayan ve pay niteliğine bağlı belirlenmemiş ayrılma hakkı fiyatına itiraz ettiğini, formda belirtilen ayrılma hakkı tutarının ihtirazi kayıtla tarafına ödenmesini kabul ettiğini bildirdiği görülmüştür.6762 sayılı TTK’unda karşılığı bulunmayan 6102 sayılı TTK’nun 202/2 maddesi “Hâkimiyetin uygulanması ile gerçekleştirilen ve bağlı şirket bakımından açıkça anlaşılabilir haklı bir sebebi bulunmayan, birleşme, bölünme, tür değiştirme, fesih, menkul kıymet çıkarılması ve önemli esas sözleşme değişikliği gibi işlemlerde, genel kurul kararına red oyu verip tutanağa geçirten veya yönetim kurulunun bu ve benzeri konulardaki kararlarına yazılı olarak itiraz eden pay sahipleri;

hâkim teşebbüsten, zararlarının tazminini veya paylarının varsa en az borsa değeriyle, böyle bir değer bulunmuyorsa veya borsa değeri hakkaniyete uygun düşmüyorsa, gerçek değerle veya genel kabul gören bir yönteme göre belirlenecek bir değerle satın alınmasını mahkemeden isteyebilirler. Değer belirlenirken mahkeme kararına en yakın tarihteki veriler esas alınır. ....” şeklinde düzenlenmiştir. 6362 sayılı SPK 24/1 maddesi ise “(1) 23 üncü maddede belirtilen önemli nitelikteki işlemlere ilişkin genel kurul toplantısına katılıp da olumsuz oy kullanan ve muhalefet şerhini toplantı tutanağına işleten pay sahipleri, paylarını halka açık ortaklığa satarak ayrılma hakkına sahiptir. Halka açık ortaklık bu payları pay sahibinin talebi üzerine, söz konusu önemli nitelikteki işlemin kamuya açıklandığı tarihten önceki otuz gün içinde borsada oluşan ağırlıklı ortalama fiyatların ortalamasından satın almakla yükümlüdür.” hükmünü haizdir.Somut olayda, uyuşmazlık, SPK 24/1 maddesi uyarınca bağlı şirketten ayrılma hakkını kullanan ortağın, TTK 202/2 maddesi uyarınca zararının tazmini istemiyle dava açıp açamayacağı noktasında toplanmaktadır.

TTK 202/2 madde metni ve hükmün gerekçesi incelendiğinde, bu davanın ancak dava tarihi itibariyle “pay sahibi” olanlar tarafından tarafından açılabileceği sonucuna varılmaktadır. Davacı ise pay sahibi olarak bu maddede belirtilen seçimlik haklarından zararının tazmini veya payının gerçek değeri üzerinden satın alınması talebiyle dava açma yolunu seçmemiş, SPK mevzuatı gereği ayrılma hakkını kullanmış olup bu hakkın ise şarta bağlı olarak(ihtirazi kayıtla) kullanılmasının mümkün olamayacağı sonuç ve kanaatine varılmıştır.O halde ilk derece mahkemesinin davanın aktif husumet yokluğundan reddi yönündeki kararında bir isabetsizlik görülmemiş olup, açıklanan gerekçelerle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine dair aşağıdaki şekilde karar verilmiştir.

HÜKÜM

Yukarıda açıklanan nedenlerle;Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, Alınması gereken 44,40-TL istinaf karar harcından davacı tarafından peşin yatırılan 35,90- TL nin mahsubu ile bakiye 8,50- TL harcın davacıdan alınarak hazineye gelir kaydına,İstinaf yoluna başvuran davacı tarafından yapılan giderlerin üzerinde bırakılmasına,Gerekçeli kararın birer örneğinin taraflara tebliğine, HMK 'nun 361/1. maddesi uyarınca kararın tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde temyiz yoluna başvurulabileceğine, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oy birliğiyle karar verildi. 18/04/2019

Bu sitedeki içerik bilgilendirme amaçlıdır; hukuki görüş veya tavsiye değildir. Resmî metin için mevzuat.gov.tr esastır.