Alacak
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2020/3616 E. 2021/855 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
kıstelyevm↗ talep aşımı↗ temerrüt tarihi↗ kesinlik sınırı↗ işlemiş faiz↗ içtihadı birleştirme kararı↗ dahili dava↗ avans faizi↗ temerrüt↗ kesin hüküm↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece bozma ilamına uyularak yapılan yargılama ve benimsenen bilirkişi raporuna göre, davacının 5 yıllık süre için aldığı teknik yardım bedelinin, 18.09.2010 sonrası kullanılmayan kısma isabet eden güncellenmiş bedelinin KDV dahil bedelinin 96.115,02 TL olduğu, davacının tahsil etmiş olduğu tutarın ise KDV dahil 108.768,94 TL olduğu, bu itibarla davacıdan fazla yapılan tahsilat tutarının ise (108.768,94 - 96.115,02) 12.653,92 TL olduğu, davacının fazla tahsil edilen tutar için davalıdan ayrıca 427,07 TL avans faizi alacağının olduğunun tespit edildiği gerekçesiyle, davanın kısmen kabulü ile 427,07 TL'nin 11.11.2010 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiş, hüküm taraf vekillerince temyiz edilmiştir.
1-5219 sayılı Kanun ile yapılan değişiklik sonucu Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun (HUMK) 427. maddesinde öngörülen kesinlik sınırı, 5236 sayılı Kanun'un 19. maddesiyle HUMK’a eklenen Ek-Madde 4’te öngörülen yeniden değerleme oranı da dikkate alındığında 2019 yılı için 3.200.- TL’dir.
Davalı vekilinin temyize konu ettiği miktarın 427,07 TL olması nedeniyle 06.05.2019 tarihli karar davalı yönünden kesin niteliktedir. Kesin olan kararların temyiz istemleri hakkında mahkemece bir karar verilebileceği gibi, 01.06.1990 gün 3/4 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı uyarınca Yargıtay tarafından da temyiz isteminin reddine karar verilebilir. Açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz isteminin kesinlik nedeniyle reddine karar verilmiştir.
2-Mahkemece gerekçeli kararda davacıdan fazla tahsilat tutarının 12.653,92 TL ve ayrıca 427,07 TL avans faizi alacağının tespit edildiği belirtilmiş olmasına rağmen hüküm fıkrasında 427,07 TL’nin 11.11.2010 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile davalıdan tahsili ile hüküm kurulmuş olup, hüküm ile gerekçe arasındaki bu çelişki nedeniyle HMK’nın 294 ve 297. maddeleri uyarınca hükmün bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
Kabule göre de, bilirkişi hesaplamasında davalı tarafından davacıya sözleşme başlangıç tarihinde ödenen işletme teknik yardım bedelinin sözleşmenin süresinden önce sona ermesi nedeniyle bakiye süreye isabet eden bedelin hesaplanmasında güncellenmiş değer hesabı yapılarak davalı alacağının belirlenmesi doğru görülmemiştir. Güncelleme yapılmaksızın kıstelyevm metoduyla, bakiye süreye ilişkin davalı alacağı tespit edilerek buna göre alacak borç durumunun hesaplanması gerekir.
Davacı dava dilekçesinde işlemiş faiz isteminde bulunmayıp temerrüt tarihinden itibaren faizin başlangıcı talebinde bulunmuş olup mahkemece temerrüt tarihi tespit edilerek bu tarihten davacı alacağına faiz hükmedilmesi gerekirken ayrıca işlemiş faiz alacağına da hükmedilmesi HMK'nın 26. maddesi uyarınca talep aşımı oluşturup bu hususun da re'sen dikkate alınması gerektiğinden mahkemenin buna yönelik hükmü doğru görülmemiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2023/6216 E. 2024/3682 K.
Ortak:kıstelyevm · talep aşımı · temerrüt tarihi · işlemiş faiz · dahili dava · avans faizi · temerrüt · Alacak
İncelediğiniz karardaDavacı dava dilekçesinde «işlemiş faiz» isteminde bulunmayıp «temerrüt» tarihinden itibaren faizin başlangıcı talebinde bulunmuş olup mahkemece «temerrüt tarihi» tespit edilerek bu tarihten davacı alacağına faiz hükmedilmesi gerekirken ayrıca işlemiş faiz alacağına da hükmedilmesi HMK'nın 26. maddesi uyarınca «talep aşımı» oluşturup bu hususun da re'sen dikkate alınması gerektiğinden mahkemenin buna yönelik hükmü doğru görülmemiştir.
… bilirkişi raporuna göre, davacının 5 yıllık süre için aldığı teknik yardım bedelinin, 18.09.2010 sonrası kullanılmayan kısma isabet eden güncellenmiş bedelinin KDV «dahil» bedelinin 96.115,02 TL olduğu, davacının tahsil etmiş olduğu tutarın ise KDV dahil 108.768,94 TL olduğu, bu itibarla davacıdan fazla yapılan tahsilat tutarının ise (108.768,94 - 96.115,02) 12.653,92 TL olduğu, davacının fazla tahsil edilen tutar için davalıdan ayrıca 427,07 TL «avans faizi» alacağının olduğunun tespit edildiği gerekçesiyle, davanın kısmen kabulü ile 427,07 TL'nin 11.11.2010 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalı …
2-Mahkemece gerekçeli kararda davacıdan fazla tahsilat tutarının 12.653,92 TL ve ayrıca 427,07 TL «avans faizi» alacağının tespit edildiği belirtilmiş olmasına rağmen hüküm fıkrasında 427,07 TL’nin 11.11.2010 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile davalıdan tahsili ile hüküm kurulmuş olup, hüküm ile gerekçe arasındaki bu çelişki nedeniyle HMK’nın 294 ve 297. maddeleri uyarınca hükmün bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
Benzer bu kararda… arıyla davalı vekilinin temyiz isteminin kesinlik nedeniyle reddine, mahkemece gerekçeli kararda davacıdan fazla tahsilat tutarının 12.653,92 TL ve ayrıca 427,07 TL «avans faizi» alacağının tespit edildiği belirtilmiş olmasına rağmen hüküm fıkrasında 427,07 TL’nin 11.11.2010 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile davalıdan tahsili ile hüküm kurulduğu, hüküm ile gerekçe arasındaki bu çelişki nedeniyle hükmün bozulmasına, kabule göre de, bilirkişi hesaplamasında davalı tarafından davacıya sözleşme başlangıç tarihinde ödenen işletme teknik yardım bedelinin sözleşmenin süresinden önce sona ermesi nedeniyle bakiye süreye isabet eden bedelin hesaplanmasında güncellenmiş değer hesabı yapılarak davalı alacağının belirlenmesi doğru görülmediği, güncelleme yapılmaksızın «kıstelyevm» metoduyla, bakiye süreye ilişkin davalı alacağı tespit edilerek buna göre alacak borç durumunun hesaplanması gerektiği ve davacının dava dilekçesinde «işlemiş faiz» isteminde bulunmayıp «temerrüt» tarihinden itibaren faizin başlangıcı talebinde bulunduğuna göre mahkemece «temerrüt tarihi» tespit edilerek bu tarihten davacı alacağına faiz hükmedilmesi gerekirken ayrıca işlemiş faiz alacağına da hükmedilmesinin «talep aşımı» oluşturduğu, bu hususun da re'sen dikkate alınması gerektiğine işaret edilerek bozulmuştur.
… esas ve karar sayısı belirtilen kararı ile bozma ilamına uyularak yapılan yargılama, toplanan deliller ve hükme esas alınan bilirkişi raporuna göre, davacı tarafın, «muafiyet» sonrası davalıya iade etmesi gereken teknik yardım bedeli 73.956,92 TL + KDV = 87.269,17 TL olduğu, davacının tahsil etmiş olduğu tutarın ise KDV «dahil» 108.768,98 TL olduğu, davacıdan fazla yapılan tahsilat tutarının ise 21.499,77 TL olduğu, davacı tarafından davalıya Bulancak Noterliğinden 29.11.2010 tarih ve 091162 sayılı «ihtarname» gönderilmiş olup söz konusu ihtarnamenin 4 maddesi kapsamında 7 gün «mehil» verildiği, ancak söz konusu ihtarnamede tebliğ «şerhinin» bulunmadığı, hal böyle olduğundan söz konusun ihtarnamenin tebliği ile ilgili 6 günlük süreye (hafta sonları dikkate alındığında) ihtarnamede verilen 7 günlük önelin ilave edilmesi durumunda davalının «temerrüt tarihinin» 13.12.2010 olduğu tespit edildiği gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne gerekçesiyle karar verilmiş, davalı vekilince temyiz edilmiştir.
… bilirkişi raporuna göre, davacının 5 yıllık süre için aldığı teknik yardım bedelinin, 18.09.2010 sonrası kullanılmayan kısma isabet eden güncellenmiş bedelinin KDV «dahil» bedelinin 96.115,02 TL olduğu, davacının tahsil etmiş olduğu tutarın ise KDV dahil 108.768,94 TL olduğu, bu itibarla davacıdan fazla yapılan tahsilat tutarının ise (108.768,94 - 96.115,02) 12.653,92 TL olduğu, davacının fazla tahsil edilen tutar için davalıdan ayrıca 427,07 TL «avans faizi» alacağının olduğunun tespit edildiği gerekçesiyle, davanın kısmen kabulü ile 427,07 TL'nin 11.11.2010 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalı …
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:sürenin hesaplanması · atıfet mehli · keşide tarihi · ek mehil · tebliğ tarihi · bilirkişi raporuna itiraz · tanıma · muafiyet
Benzer bu karardaTemyiz Sebepleri Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; «temerrüde» konu edilen «ihtarnamenin» tebliğ «şerhi» bulunmaksızın ihtarnamenin «keşide tarihine» göre «temerrüt tarihi» belirlenmesi ve buna göre de faiz hesabı yapılarak davalı aleyhine hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olduğu, hükme esas alınan «bilirkişi raporuna itirazlarının» dikkate alınmadığını, ihtarnamenin tanzim tarihinden itibaren verilen «sürenin hesaplanmasının» hatalı ve hukuka aykırı olduğu ve tebliğ şerhine ilişkin dosyada delilin olmaması halinde faiz talebinin ispatlanamaması nedeniyle davanın reddi gerektiğini, alaca …
… esas ve karar sayısı belirtilen kararı ile bozma ilamına uyularak yapılan yargılama, toplanan deliller ve hükme esas alınan bilirkişi raporuna göre, davacı tarafın, «muafiyet» sonrası davalıya iade etmesi gereken teknik yardım bedeli 73.956,92 TL + KDV = 87.269,17 TL olduğu, davacının tahsil etmiş olduğu tutarın ise KDV «dahil» 108.768,98 TL olduğu, davacıdan fazla yapılan tahsilat tutarının ise 21.499,77 TL olduğu, davacı tarafından davalıya Bulancak Noterliğinden 29.11.2010 tarih ve 091162 sayılı «ihtarname» gönderilmiş olup söz konusu ihtarnamenin 4 maddesi kapsamında 7 gün «mehil» verildiği, ancak söz konusu ihtarnamede tebliğ «şerhinin» bulunmadığı, hal böyle olduğundan söz konusun ihtarnamenin tebliği ile ilgili 6 günlük süreye (hafta sonları dikkate alındığında) ihtarnamede verilen 7 günlük önelin ilave edilmesi durumunda davalının «temerrüt tarihinin» 13.12.2010 olduğu tespit edildiği gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne gerekçesiyle karar verilmiş, davalı vekilince temyiz edilmiştir.
Davacı tarafından alacağın ödenmesi talebiyle davalıya Bulancak Noterliğinden 29.11.2010 tarih ve 091162 sayılı «ihtarname» gönderildiği ve bu ihtarnamenin tebliğ tarihinden itibaren 7 gün içinde ödenmesi, aksi halde hukuki ve cezai yollara müracaat edileceği «ihtar» edildiğine göre, verilen «atıfet mehline» göre, mahkemece «temerrüt tarihi» belirlenmesi için ihtarnamenin «tebliğ tarihinin» noterden sorulması gerekirken söz konusu ihtarnamede tebliğ «şerhinin» bulunmadığından söz konusun ihtarnamenin tebliği ile ilgili 6 günlük süreye (hafta sonları dikkate alındığında) ihtarnamede verilen 7 günlük önelin ilave edilerek …
Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, taraflar arasında aktedilen 28.03.2008 tarihinde 5 yıl süreli işletme «bayilik sözleşmesi» ve 07.08.2003 tarihli 10 yıl süreli «kira sözleşmesi» uyarınca davalı ... şirketi ile davacı bayii arasında imzalanan sözleşme uyarınca sözleşmenin 19.09.2010 tarihinde rekabet kurumunun 2002/2 ve 2003/3 sayılı tebliğleri uyarınca sözleşmenin kararlaştırılan tarihten daha önceki bir tarihte sona ermesi nedeniyle davacı bayiinin davalı şirkete fazladan yaptığı ödeme bedeli ile taşıt «tanıma» sisteminden mütevellit alacak istemine ilişkindir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2020/3616 E. , 2021/855 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ TİCARET MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada İstanbul 18. Asliye Ticaret Mahkemesince bozmaya uyularak verilen 06.05.2019 tarih ve 2014/989-2019/403 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesinin taraf vekilleri tarafından istenildiği ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, davacı ile davalı arasında bayilik sözleşmesi bulunduğunu, Rekabet Kurulu'nun 2002/2 sayılı tebliği ile taraflar arasındaki bayilik sözleşmesinin davalı tarafından feshedildiğini, davalı tarafından sözleşme feshedilmesine karşın içeriği açıklanmayan 31.10.2010 tarih ve 108.768,94 TL bedelli faturanın davacıya tebliğ edildiğini, faturaya davacı tarafından yasal süresi içerisinde itiraz edildiğini, buna karşın davalının davacıya ait borçlandırma sistemli kredi hesabından davacının taşıt tanıma sisteminden alacaklı olduğu 21.934,83 TL mahsup edilerek 86.834,11 TL'nin haksız olarak tahsil ettiğini, ayrıca davacının davalıdan 10.900,00 TL daha taşıt tanıma sistemi nedeniyle alacaklı olduğunu ileri sürerek, davalı tarafından haksız olarak tahsil edilen 108.768,94 TL'nin ödeme tarihi olan 11.11.2010 tarihinden itibaren en yüksek banka mevduat faizi üzerinden ve taşıt tanıma sisteminden kaynaklanan 10.900.- TL alacağının davalının temerrüte düştüğü 18.09.2010 tarihinden itibaren reeskont faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece bozma ilamına uyularak yapılan yargılama ve benimsenen bilirkişi raporuna göre, davacının 5 yıllık süre için aldığı teknik yardım bedelinin, 18.09.2010 sonrası kullanılmayan kısma isabet eden güncellenmiş bedelinin KDV dahil bedelinin 96.115,02 TL olduğu, davacının tahsil etmiş olduğu tutarın ise KDV dahil 108.768,94 TL olduğu, bu itibarla davacıdan fazla yapılan tahsilat tutarının ise (108.768,94 - 96.115,02) 12.653,92 TL olduğu, davacının fazla tahsil edilen tutar için davalıdan ayrıca 427,07 TL avans faizi alacağının olduğunun tespit edildiği gerekçesiyle, davanın kısmen kabulü ile 427,07 TL'nin 11.11.2010 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiş, hüküm taraf vekillerince temyiz edilmiştir.
1-5219 sayılı Kanun ile yapılan değişiklik sonucu Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun (HUMK) 427. maddesinde öngörülen kesinlik sınırı, 5236 sayılı Kanun'un 19. maddesiyle HUMK’a eklenen Ek-Madde 4’te öngörülen yeniden değerleme oranı da dikkate alındığında 2019 yılı için 3.200.- TL’dir.
Davalı vekilinin temyize konu ettiği miktarın 427,07 TL olması nedeniyle 06.05.2019 tarihli karar davalı yönünden kesin niteliktedir. Kesin olan kararların temyiz istemleri hakkında mahkemece bir karar verilebileceği gibi, 01.06.1990 gün 3/4 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı uyarınca Yargıtay tarafından da temyiz isteminin reddine karar verilebilir. Açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz isteminin kesinlik nedeniyle reddine karar verilmiştir.
2-Mahkemece gerekçeli kararda davacıdan fazla tahsilat tutarının 12.653,92 TL ve ayrıca 427,07 TL avans faizi alacağının tespit edildiği belirtilmiş olmasına rağmen hüküm fıkrasında 427,07 TL’nin 11.11.2010 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile davalıdan tahsili ile hüküm kurulmuş olup, hüküm ile gerekçe arasındaki bu çelişki nedeniyle HMK’nın 294 ve 297. maddeleri uyarınca hükmün bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
Kabule göre de, bilirkişi hesaplamasında davalı tarafından davacıya sözleşme başlangıç tarihinde ödenen işletme teknik yardım bedelinin sözleşmenin süresinden önce sona ermesi nedeniyle bakiye süreye isabet eden bedelin hesaplanmasında güncellenmiş değer hesabı yapılarak davalı alacağının belirlenmesi doğru görülmemiştir. Güncelleme yapılmaksızın kıstelyevm metoduyla, bakiye süreye ilişkin davalı alacağı tespit edilerek buna göre alacak borç durumunun hesaplanması gerekir.
Davacı dava dilekçesinde işlemiş faiz isteminde bulunmayıp temerrüt tarihinden itibaren faizin başlangıcı talebinde bulunmuş olup mahkemece temerrüt tarihi tespit edilerek bu tarihten davacı alacağına faiz hükmedilmesi gerekirken ayrıca işlemiş faiz alacağına da hükmedilmesi HMK'nın 26. maddesi uyarınca talep aşımı oluşturup bu hususun da re'sen dikkate alınması gerektiğinden mahkemenin buna yönelik hükmü doğru görülmemiştir.
SONUÇ
Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz isteminin miktardan reddine, (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle hükmün BOZULMASINA, ödedikleri peşin temyiz harcının istekleri halinde temyiz eden taraflara iadesine, 04.02.2021 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/643758400 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz