Menfi Tespit
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2020/1015 E. 2021/675 K. ·
Kısmen onandı, kısmen bozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
zapta karşı tekeffül↗ ihbar yükümlülüğü↗ rücu hakkı↗ satış sözleşmesi↗ basiretli tacir↗ 818 sayılı borçlar kanunu↗ hisse devir sözleşmesi↗ istinaf incelemesi↗ üçüncü kişi↗ rücu↗ sebepsiz zenginleşme↗ tüzel kişilik↗ kâr dağıtımı↗ ihbar↗ yargılama gideri↗ tacir↗ dahili dava↗ avans faizi↗ teslim↗ kesin hüküm↗ i̇i̇k 72/son↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece tüm dosya kapsamına göre; davacı ile davalı arasında 24/07/2006 tarihli İşletme Hakkı Devir Sözleşmesi (İHDS) aktedildiği, Beyoğlu 1. (İstanbul 46) Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 21.03.2006 tarih 2004/366 Esas 2006/85 Karar sayılı kararının Yargıtay'da onanıp kesinleşmesi üzerine davacısı olan On Görüntü Sanatlar Ltd. Şti. tarafından Şişli 2. İcra Müdürlüğünün 2006/10442 numaralı dosyasında ilamlı takip konusu yapıldığı, davacının icra dosyası borcunu ve yargılama giderlerini ödediği, dosya içeriğine uygun ve gerekçesi yerinde olan son alınan bilirkişi raporunun da bu hususu doğruladığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, 64.030,85 TL'nin dava tarihinden itibaren avans faiziyle davalıdan tahsiline karar verilmiş, karar aleyhine davacı vekili ile davalı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.
Bölge Adliye Mahkemesince, dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesinde; taraflar arasında imzalanan 24.07.2006 tarihli İşletme Hakkı Devir Sözleşmesi'nin 7. maddesi gereğince yapılan ödemenin İHDS’nin imzalandığı tarihten önceki döneme isabet eden olaya dayandığından, tazminata dayanak olan Beyoğlu 1. (İstanbul 46) Asliye Ticaret Mahkemesi'nin davacısı On Görüntü Sanatlar Ltd. Şti. bu sözleşme çerçevesinde üçüncü kişi konumunda bulunduğu ve davacı şirketin açılan davaya ve yapılan icra takibini davalı şirkete ihbar yükümlülüğü bulunmadığından aynı sözleşmenin 7.4 ve 7.6 maddeleri gereğince de ödemiş olduğu tüm bedeli davalıdan rücuen talep ve dava hakkı bulunmakla ilk derece mahkemesince davanın kabulüne yönelik kararında bir isabetsizlik görülmediğinden, ayrıca Hisse Devir Sözleşmesi'nin 9.4. maddesinin İşletme Hakkı Devir Sözleşmesindeki hükümler saklı kalmak kaydıyla; 22. maddenin "f" bendinde alıcı ihale konusu hisseleri devir aldığı tarihten önceki döneme ilişkin olarak İHDS’deki hükümler saklı kalmak kaydıyla hükümleri dikkate alındığından, alacak taraflar arasında imzalanan İşletme Hakkı Devir Sözleşmesi'ne dayandığından bu davada uygulanması gerekli olan zaman aşımı süresi 818 sayılı Borçlar Kanunu'nun 125. maddesine (Türk Borçlar Kanunu'nun 146. maddesi) göre 10 yıllık süreye tabi olduğundan ve davanın da yasal süre içerisinde açıldığından davalı vekilinin istinaf itirazlarına itibar edilmemiş, davacının mal varlığındaki eksilme ödeme tarihinde gerçekleştiğinden ödeme gününden itibaren her iki tarafta tacir olduğundan avans faizi talep edilebileceğinden (Yargıtay 11 Hukuk Dairesinin 13.04.2016 tarih ve 2016/2239-2016/4044 E.-K. sayılı emsal kararı) davacı vekilinin bu yöndeki istinaf talebi kabul edilmiş, neticeten davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, davacı vekilinin istinaf başvurusunun ise faiz başlangıcı yönünden kabulü ile ilk derece mahkemesinin kararının kaldırılmasına, davanın kabulü ile, 64.030,85 TL alacaktan 59.466,32 TL'sine 15.01.2007 tarihinden, 2.629,15 TL'sine 30.01.2007 tarihinden ve 1.935,38 TL'sine ise dava tarihi olan 08.01.2015 tarihinden itibaren değişen oranlarda ticari avans faiziyle davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
İlk Derece Mahkemesince verilen karara yönelik olarak yapılan istinaf başvurusu üzerine HMK'nın 355 vd. maddeleri kapsamında yöntemince yapılan inceleme sonucunda Bölge Adliye Mahkemesince esastan verilen nihai kararda, dosya kapsamına göre saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kurallarına aykırı bir yön olmadığı gibi HMK'nın 369/1. ve 371. maddelerinin uygulanmasını gerektirici nedenlerin de bulunmamasına göre usul ve yasaya uygun Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin temyiz isteminin reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK'nın 370/1. maddesi uyarınca ONANMASINA, HMK'nın 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, aşağıda yazılı bakiye 3.279,95 TL temyiz ilam harcının temyiz eden davalıdan alınmasına, 01.02.2021 tarihinde kesin olarak oyçokluğuyla karar verildi.
KARŞIOY
Enerji sektöründeki özelleştirmelerin 4046 sayılı Kanun hükümleri çerçevesinde Özelleştirme İdaresi Başkanlığı tarafından gerçekleştirileceği 4628 sayılı Yasa ile düzenlenmiş, 02.04.2004 tarih ve 2004/22 sayılı Özelleştirme Yüksek Kurulu Kararı ile TEDAŞ özelleştirme kapsam ve programına alınmış, davacı şirketinde dahil olduğu 20 şirket, Türkiye'deki dağıtım bölgelerinde dağıtım lisansına sahip olarak 01.03.2005 tarihi itibariyle sermayesinin tamamı TEDAŞ'a ait olmakla birlikte, TEDAŞ'tan ayrı birer tüzel kişiliğe sahip olarak faaliyete başlamıştır.
TEDAŞ tarafından 20 adet dağıtım şirketi kurulduktan sonra herbiri ile ayrı ayrı 24.07.2006 tarihli İşletme Hakkı Devir Sözleşmesi imzalanmıştır.
Davacı şirket, tüm hisseleri davalı TEDAŞ'a ait olmak üzere 28.06.2013 tarihine kadar faaliyet göstermiş, bu süreçte özelleştirme işlemleri yürütülmüş, özelleştirmenin tamamlanmasıyla birlikte davacı şirketin hisselerinin tamamı Beda Enerji Dağıtım ve Perakende Satış Hizmetleri devredilerek 28.05.2013 tarihli hisse satış sözleşmesi akdedilmiştir.
Dava konusu ödeme, davacıya ait hisselerin tamamının kamuya ait olduğu, 28.05.2013 tarihli hisse satış sözleşmesinden önce yapılmıştır.
Özelleştirme aşamasında Boğaziçi EDAŞ tarafından düzenlenen ve beyan edilen devre esas mizan kayıtları temel alınarak “devre esas” bilanço düzenlemeleri yapılmak suretiyle geçmişe yönelik borç ve alacak işlemleri kesinleştirilmiş olup dava konusu ödeme bilançoda yer almaksızın işlemler ikmal edilmek suretiyle Boğaziçi EDAŞ'ın özel sektöre devri gerçekleştirilmiştir.
Bu halde, devre esas bilanço düzenlemeleri yapılmak suretiyle geçmişe yönelik borç ve alacak işlemleri kesinleştirildiğinden, davalı TEDAŞ'tan geçmiş döneme ilişkin herhangi bir talepte bulunulamaz.
Keza, 28/05/2013 günlü Hisse Satış Sözleşmesi'nin 9.3 maddesinde de “alıcının, basiretli bir tacir gibi davranmak suretiyle” ...... şirketlerin sözleşme tarihi itibariyle mevcut ve fiziki durumunu bilerek hisseleri devir ve teslim aldığı, şirketler hakkında kendisine verilen bilgilerin gerçek durumu yansıtmadığı veya benzer iddiaları ileri süremeyeceği, hisselerin devrinin gerçekleşmesinin ardından, ayıba ve zapta karşı tekeffül hükümleri başta olmak üzere yürürlükteki mevzuat kapsamında herhangi bir fiili veya hukuki nedene dayanarak talepte bulunamayacağı .....” hükmü karşısında da davalının sorumluluğundan söz edilmesi mümkün değildir.
Diğer taraftan 28.05.2013 günlü sözleşmenin 9.4 maddesinde düzenlenen “şirketlerde yapılmış olan her türlü işlemden kaynaklanan borç ve yükümlülüklerden, kayıtlara intikal etmemiş olsa dahi şirketlerin sorumlu olduğu, bu hususlarda alınmış karar ve yapılmış sözleşmelerle ilgili olarak alıcının ve şirketlerin idare ve TEDAŞ'ı ilzam edecek hiçbir başvuru ve rücu hakkı bulunmadığı” hükmü de davalının sorumluluğunun olmadığını göstermektedir.
Ayrıca, özelleştirme sürecinde, taraflarca takip edilen dosyalara ilişkin listeler hazırlanarak tesbit tutanakları düzenlenmiş olup, dava konusu ödemeye ilişkin dava ve icra dosyası bu tutanaklarda yer almamaktadır.
Hisselerin tamamının kamuya ait olduğu 28.05.2013 tarihi öncesi yapılan ödeme nedeniyle davacının (devir öncesi) 24.07.2006 tarihli İşletme Hakkı Devir Sözleşmesi'ne istinaden yine hisselerinin tamamı kamuya ait bulunan davalı TEDAŞ'tan dava konusu alacağı talep etmesi nasıl mümkün değil ise, 28.05.2013 tarihli hisse devir sözleşmesi ile tamamen el değiştiren davacının, kendisi tarafından yapılmayan ödemeyi, kesinleşen devre esas bilançolarda yer almaması nedeniyle davalıdan talep etmesi de hukuken mümkün değildir.
Aksi düşüncenin kabulü, davacı yönünden sebepsiz zenginleşme, davalı yönünden ise ikinci kez aynı parayı ödeme sonucu doğuracaktır.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2019/3657 E. 2020/1068 K.
Ortak:zapta karşı tekeffül · rücu hakkı · satış sözleşmesi · hisse devir sözleşmesi · rücu · sebepsiz zenginleşme · tüzel kişilik · kâr dağıtımı
İncelediğiniz kararda… lı Yasa ile düzenlenmiş, 02.04.2004 tarih ve 2004/22 sayılı Özelleştirme Yüksek Kurulu Kararı ile TEDAŞ özelleştirme kapsam ve programına alınmış, davacı şirketinde «dahil» olduğu 20 şirket, Türkiye'deki «dağıtım» bölgelerinde dağıtım lisansına sahip olarak 01.03.2005 tarihi itibariyle sermayesinin tamamı TEDAŞ'a ait olmakla birlikte, TEDAŞ'tan ayrı birer «tüzel kişiliğe» sahip olarak faaliyete başlamıştır.
Diğer taraftan 28.05.2013 günlü sözleşmenin 9.4 maddesinde düzenlenen “şirketlerde yapılmış olan her türlü işlemden kaynaklanan borç ve yükümlülüklerden, kayıtlara intikal etmemiş olsa dahi şirketlerin sorumlu olduğu, bu hususlarda alınmış karar ve yapılmış sözleşmelerle ilgili olarak alıcının ve şirketlerin idare ve TEDAŞ'ı ilzam edecek hiçbir başvuru ve «rücu hakkı» bulunmadığı” hükmü de davalının sorumluluğunun olmadığını göstermektedir.
TEDAŞ tarafından 20 adet «dağıtım» şirketi kurulduktan sonra herbiri ile ayrı ayrı 24.07.2006 tarihli İşletme Hakkı Devir Sözleşmesi imzalanmıştır.
Benzer bu kararda… lı yasa ile düzenlenmiş, 02.04.2004 tarih ve 2004/22 sayılı Özelleştirme Yüksek Kurulu Kararı ile TEDAŞ özelleştirme kapsam ve programına alınmış, davacı şirketinde «dahil» olduğu 20 şirket, Türkiyedeki «dağıtım» bölgelerinde dağıtım lisansına sahip olarak 01.03.2005 tarihi itibariyle sermayesinin tamamı TEDAŞ'a ait olmakla birlikte, TEDAŞ'tan ayrı birer «tüzel kişiliğe» sahip olarak faaliyete başlamıştır.
Diğer taraftan 28/05/2013 günlü sözleşmenin 9.4 maddesinde düzenlenen “şirketlerde yapılmış olan her türlü işlemden kaynaklanan borç ve yükümlülüklerden, kayıtlara intikal etmemiş olsa dahi şirketlerin sorumlu olduğu, bu hususlarda alınmış karar ve yapılmış sözleşmelerle ilgili olarak alıcının ve şirketlerin idare ve TEDAŞ'ı ilzam edecek hiçbir başvuru ve «rücu hakkı» bulunmadığı” hükmü de davalının sorumluluğunun olmadığını göstermektedir.
TEDAŞ tarafından 20 adet «dağıtım» şirketi kurulduktan sonra herbiri ile ayrı ayrı 24.07.2006 tarihli İşletme Hakkı Devir Sözleşmesi imzalanmıştır.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:harç · dosya masrafı · istinaf yoluna başvurulabilirlik
Benzer bu karardaİlk derece mahkemesince, 24/07/2006 tarihli İHDS'nin 7. maddesi gereğince sözleşme öncesi dönemle ilgili davalardan doğan mali yükümlülüklerin TEDAŞ'a ait olduğu, temyiz «harç» ve «masraflarına» ilişkin ödeme belgesi sunulmadığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Karara karşı, davalı vekili tarafından «istinaf yoluna başvurulmuştur».
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2019/3186 E. 2020/1064 K.
Ortak:zapta karşı tekeffül · rücu hakkı · satış sözleşmesi · hisse devir sözleşmesi · rücu · sebepsiz zenginleşme · tüzel kişilik · kâr dağıtımı
İncelediğiniz kararda… lı Yasa ile düzenlenmiş, 02.04.2004 tarih ve 2004/22 sayılı Özelleştirme Yüksek Kurulu Kararı ile TEDAŞ özelleştirme kapsam ve programına alınmış, davacı şirketinde «dahil» olduğu 20 şirket, Türkiye'deki «dağıtım» bölgelerinde dağıtım lisansına sahip olarak 01.03.2005 tarihi itibariyle sermayesinin tamamı TEDAŞ'a ait olmakla birlikte, TEDAŞ'tan ayrı birer «tüzel kişiliğe» sahip olarak faaliyete başlamıştır.
Diğer taraftan 28.05.2013 günlü sözleşmenin 9.4 maddesinde düzenlenen “şirketlerde yapılmış olan her türlü işlemden kaynaklanan borç ve yükümlülüklerden, kayıtlara intikal etmemiş olsa dahi şirketlerin sorumlu olduğu, bu hususlarda alınmış karar ve yapılmış sözleşmelerle ilgili olarak alıcının ve şirketlerin idare ve TEDAŞ'ı ilzam edecek hiçbir başvuru ve «rücu hakkı» bulunmadığı” hükmü de davalının sorumluluğunun olmadığını göstermektedir.
TEDAŞ tarafından 20 adet «dağıtım» şirketi kurulduktan sonra herbiri ile ayrı ayrı 24.07.2006 tarihli İşletme Hakkı Devir Sözleşmesi imzalanmıştır.
Benzer bu kararda… lı yasa ile düzenlenmiş, 02.04.2004 tarih ve 2004/22 sayılı Özelleştirme Yüksek Kurulu Kararı ile TEDAŞ özelleştirme kapsam ve programına alınmış, davacı şirketinde «dahil» olduğu 20 şirket, Türkiyedeki «dağıtım» bölgelerinde dağıtım lisansına sahip olarak 01.03.2005 tarihi itibariyle sermayesinin tamamı TEDAŞ'a ait olmakla birlikte, TEDAŞ'tan ayrı birer «tüzel kişiliğe» sahip olarak faaliyete başlamıştır.
Diğer taraftan 28/05/2013 günlü sözleşmenin 9.4 maddesinde düzenlenen “şirketlerde yapılmış olan her türlü işlemden kaynaklanan borç ve yükümlülüklerden, kayıtlara intikal etmemiş olsa dahi şirketlerin sorumlu olduğu, bu hususlarda alınmış karar ve yapılmış sözleşmelerle ilgili olarak alıcının ve şirketlerin idare ve TEDAŞ'ı ilzam edecek hiçbir başvuru ve «rücu hakkı» bulunmadığı” hükmü de davalının sorumluluğunun olmadığını göstermektedir.
TEDAŞ tarafından 20 adet «dağıtım» şirketi kurulduktan sonra herbiri ile ayrı ayrı 24.07.2006 tarihli İşletme Hakkı Devir Sözleşmesi imzalanmıştır.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:mahsup · vekalet ücreti · istinaf yoluna başvurulabilirlik
Benzer bu kararda… rihli İHDS'nin 7. maddesi gereğince sözleşme öncesi dönemle ilgili davalardan doğan mali yükümlülüklerin TEDAŞ'a ait olduğu, davacının icra dosyasına ödeme yaparken «mahsup» ettiğini belirttiği lehine hüküm altına alınan «vekalet ücreti» ve «yargılama gideri» yönünden davalıdan talepte bulunamayacağı, mahsup işleminin ödeme olarak değerlendirilemeyeceği gerekçesi ile davanın kısmen kabulüne 337.087,66 TL'nin ödeme tarihlerinden itibaren işleyecek «avans faizi» ile davalıdan tahsiline, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmişti.
Karara karşı, taraf vekilleri tarafından «istinaf yoluna başvurulmuştur».
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2019/3335 E. 2020/1067 K.
Ortak:zapta karşı tekeffül · rücu hakkı · satış sözleşmesi · hisse devir sözleşmesi · rücu · sebepsiz zenginleşme · tüzel kişilik · kâr dağıtımı
İncelediğiniz kararda… lı Yasa ile düzenlenmiş, 02.04.2004 tarih ve 2004/22 sayılı Özelleştirme Yüksek Kurulu Kararı ile TEDAŞ özelleştirme kapsam ve programına alınmış, davacı şirketinde «dahil» olduğu 20 şirket, Türkiye'deki «dağıtım» bölgelerinde dağıtım lisansına sahip olarak 01.03.2005 tarihi itibariyle sermayesinin tamamı TEDAŞ'a ait olmakla birlikte, TEDAŞ'tan ayrı birer «tüzel kişiliğe» sahip olarak faaliyete başlamıştır.
Diğer taraftan 28.05.2013 günlü sözleşmenin 9.4 maddesinde düzenlenen “şirketlerde yapılmış olan her türlü işlemden kaynaklanan borç ve yükümlülüklerden, kayıtlara intikal etmemiş olsa dahi şirketlerin sorumlu olduğu, bu hususlarda alınmış karar ve yapılmış sözleşmelerle ilgili olarak alıcının ve şirketlerin idare ve TEDAŞ'ı ilzam edecek hiçbir başvuru ve «rücu hakkı» bulunmadığı” hükmü de davalının sorumluluğunun olmadığını göstermektedir.
TEDAŞ tarafından 20 adet «dağıtım» şirketi kurulduktan sonra herbiri ile ayrı ayrı 24.07.2006 tarihli İşletme Hakkı Devir Sözleşmesi imzalanmıştır.
Benzer bu kararda… lı yasa ile düzenlenmiş, 02.04.2004 tarih ve 2004/22 sayılı Özelleştirme Yüksek Kurulu Kararı ile TEDAŞ özelleştirme kapsam ve programına alınmış, davacı şirketinde «dahil» olduğu 20 şirket, Türkiyedeki «dağıtım» bölgelerinde dağıtım lisansına sahip olarak 01.03.2005 tarihi itibariyle sermayesinin tamamı TEDAŞ'a ait olmakla birlikte, TEDAŞ'tan ayrı birer «tüzel kişiliğe» sahip olarak faaliyete başlamıştır.
Diğer taraftan 28/05/2013 günlü sözleşmenin 9.4 maddesinde düzenlenen “şirketlerde yapılmış olan her türlü işlemden kaynaklanan borç ve yükümlülüklerden, kayıtlara intikal etmemiş olsa dahi şirketlerin sorumlu olduğu, bu hususlarda alınmış karar ve yapılmış sözleşmelerle ilgili olarak alıcının ve şirketlerin idare ve TEDAŞ'ı ilzam edecek hiçbir başvuru ve «rücu hakkı» bulunmadığı” hükmü de davalının sorumluluğunun olmadığını göstermektedir.
TEDAŞ tarafından 20 adet «dağıtım» şirketi kurulduktan sonra herbiri ile ayrı ayrı 24.07.2006 tarihli İşletme Hakkı Devir Sözleşmesi imzalanmıştır.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:istinaf yoluna başvurulabilirlik
Benzer bu karardaKarara karşı, davalı vekili tarafından «istinaf yoluna başvurulmuştur».
5 benzer karar daha
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2019/2329 E. 2020/772 K.
Ortak:zapta karşı tekeffül · rücu hakkı · satış sözleşmesi · hisse devir sözleşmesi · rücu · sebepsiz zenginleşme · tüzel kişilik · kâr dağıtımı
İncelediğiniz kararda… lı Yasa ile düzenlenmiş, 02.04.2004 tarih ve 2004/22 sayılı Özelleştirme Yüksek Kurulu Kararı ile TEDAŞ özelleştirme kapsam ve programına alınmış, davacı şirketinde «dahil» olduğu 20 şirket, Türkiye'deki «dağıtım» bölgelerinde dağıtım lisansına sahip olarak 01.03.2005 tarihi itibariyle sermayesinin tamamı TEDAŞ'a ait olmakla birlikte, TEDAŞ'tan ayrı birer «tüzel kişiliğe» sahip olarak faaliyete başlamıştır.
Diğer taraftan 28.05.2013 günlü sözleşmenin 9.4 maddesinde düzenlenen “şirketlerde yapılmış olan her türlü işlemden kaynaklanan borç ve yükümlülüklerden, kayıtlara intikal etmemiş olsa dahi şirketlerin sorumlu olduğu, bu hususlarda alınmış karar ve yapılmış sözleşmelerle ilgili olarak alıcının ve şirketlerin idare ve TEDAŞ'ı ilzam edecek hiçbir başvuru ve «rücu hakkı» bulunmadığı” hükmü de davalının sorumluluğunun olmadığını göstermektedir.
TEDAŞ tarafından 20 adet «dağıtım» şirketi kurulduktan sonra herbiri ile ayrı ayrı 24.07.2006 tarihli İşletme Hakkı Devir Sözleşmesi imzalanmıştır.
Benzer bu kararda… lı yasa ile düzenlenmiş, 02.04.2004 tarih ve 2004/22 sayılı Özelleştirme Yüksek Kurulu Kararı ile TEDAŞ özelleştirme kapsam ve programına alınmış, davacı şirketinde «dahil» olduğu 20 şirket, Türkiyedeki «dağıtım» bölgelerinde dağıtım lisansına sahip olarak 01.03.2005 tarihi itibariyle sermayesinin tamamı TEDAŞ'a ait olmakla birlikte, TEDAŞ'tan ayrı birer «tüzel kişiliğe» sahip olarak faaliyete başlamıştır.
Diğer taraftan 28/05/2013 günlü sözleşmenin 9.4 maddesinde düzenlenen “şirketlerde yapılmış olan her türlü işlemden kaynaklanan borç ve yükümlülüklerden, kayıtlara intikal etmemiş olsa dahi şirketlerin sorumlu olduğu, bu hususlarda alınmış karar ve yapılmış sözleşmelerle ilgili olarak alıcının ve şirketlerin idare ve TEDAŞ'ı ilzam edecek hiçbir başvuru ve «rücu hakkı» bulunmadığı” hükmü de davalının sorumluluğunun olmadığını göstermektedir.
İlk Derece Mahkemesince, 24/07/2006 tarihli İHDS'nin 7. maddesi gereğince sözleşme öncesi dönemle ilgili davalardan doğan mali yükümlülüklerin TEDAŞ'a ait olduğu, davacı tarafından fazladan ödenen 1.233,67 TL faiz miktarı düşüldükten sonra 79.379,83 TL miktarla davacının «rücu» talebinde haklı olduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:mahsup · vekalet ücreti · istinaf yoluna başvurulabilirlik
Benzer bu karardaAnkara Bölge Adliye Mahkemesince, tüm dosya kapsamına göre, davacı tarafın «rücuya» dayanak ilamdaki hak sahibi üçüncü şahısın alacağından «mahsup» ettiği lehine takdir edilen «vekalet ücretini» davalı TEDAŞ'dan istenmesinin mümkün olmadığı, ödeme tarihi 05/03/2013 olmasına rağmen hükümde 04/03/2013 olarak yazılmasının da yerinde olmadığı gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/(1)-b.2 maddesi gereğince kabulüne, yerel mahkeme hükmünün kaldırılmasına, davanın kısmen kabulüne, 65.451,98 TL'nin 05/03/2013 ödeme tarihinden itibaren işleyecek «avans faizi» ile davalıdan tahsiline, davacının fazlaya ilişkin isteminin reddine karar verilmiştir.
Karara karşı, taraf vekilleri tarafından «istinaf yoluna başvurulmuştur».
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2020/79 E. 2020/1073 K.
Ortak:zapta karşı tekeffül · rücu hakkı · satış sözleşmesi · hisse devir sözleşmesi · üçüncü kişi · rücu · sebepsiz zenginleşme · tüzel kişilik
İncelediğiniz karardaDiğer taraftan 28.05.2013 günlü sözleşmenin 9.4 maddesinde düzenlenen “şirketlerde yapılmış olan her türlü işlemden kaynaklanan borç ve yükümlülüklerden, kayıtlara intikal etmemiş olsa dahi şirketlerin sorumlu olduğu, bu hususlarda alınmış karar ve yapılmış sözleşmelerle ilgili olarak alıcının ve şirketlerin idare ve TEDAŞ'ı ilzam edecek hiçbir başvuru ve «rücu hakkı» bulunmadığı” hükmü de davalının sorumluluğunun olmadığını göstermektedir.
Şti. bu sözleşme çerçevesinde «üçüncü kişi» konumunda bulunduğu ve davacı şirketin açılan davaya ve yapılan icra takibini davalı şirkete «ihbar yükümlülüğü» bulunmadığından aynı sözleşmenin 7.4 ve 7.6 maddeleri gereğince de ödemiş olduğu tüm bedeli davalıdan rücuen talep ve dava hakkı bulunmakla ilk derece mahkemesince davanın kabulüne yönelik kararında bir isabetsizlik görülmediğinden, ayrıca Hisse Devir Sözleşmesi'nin 9.4. maddesinin İşletme Hakkı Devir Sözleşmesindeki hükümler saklı kalmak kaydıyla; 22. maddenin "f" bendinde alıcı ihale konusu hisseleri devir aldığı tarihten önceki döneme ilişkin olarak İHDS’deki hükümler saklı kalmak kaydıyla hükümleri dikkate alındığından, alacak taraflar arasında imzalanan İşletme Hakkı Devir Sözleşmesi'ne dayandığından bu davada uygulanması gerekli olan zaman aşımı süresi 818 sayılı Borçlar Kanunu'nun 125. maddesine (Türk Borçlar Kanunu'nun 146. maddesi) göre 10 yıllık süreye tabi olduğundan ve davanın da yasal süre içerisinde açıldığından davalı vekilinin istinaf itirazlarına itibar edilmemiş, davacının mal varlığındaki eksilme ödeme tarihinde gerçekleştiğinden ödeme gününden itibaren her iki tarafta «tacir» olduğundan «avans faizi» talep edilebileceğinden (Yargıtay 11 Hukuk Dairesinin 13.04.2016 tarih ve 2016/2239-2016/4044 E.-K. sayılı emsal kararı) davacı vekilinin bu yöndeki istinaf talebi …
… lı Yasa ile düzenlenmiş, 02.04.2004 tarih ve 2004/22 sayılı Özelleştirme Yüksek Kurulu Kararı ile TEDAŞ özelleştirme kapsam ve programına alınmış, davacı şirketinde «dahil» olduğu 20 şirket, Türkiye'deki «dağıtım» bölgelerinde dağıtım lisansına sahip olarak 01.03.2005 tarihi itibariyle sermayesinin tamamı TEDAŞ'a ait olmakla birlikte, TEDAŞ'tan ayrı birer «tüzel kişiliğe» sahip olarak faaliyete başlamıştır.
Benzer bu karardaDiğer taraftan 28/05/2013 günlü sözleşmenin 9.4 maddesinde düzenlenen “şirketlerde yapılmış olan her türlü işlemden kaynaklanan borç ve yükümlülüklerden, kayıtlara intikal etmemiş olsa dahi şirketlerin sorumlu olduğu, bu hususlarda alınmış karar ve yapılmış sözleşmelerle ilgili olarak alıcının ve şirketlerin idare ve TEDAŞ'ı ilzam edecek hiçbir başvuru ve «rücu hakkı» bulunmadığı” hükmü de davalının sorumluluğunun olmadığını göstermektedir.
Şti. lehine 8.«194»,00 TL «vekalet ücreti», 1.351,74 TL «yargılama giderine» hükmedildiği, BEDAŞ aleyhine de 4.788,00 TL karar harcına hükmedildiği, ayrıca dayanak ilamda «asıl alacak», KDV ve faiz alacağından başka davalı BEDAŞ'ın 14.333,74 TL vekalet ücreti, yargılama gideri ve karar ilam harcı olmak üzere 14.333,74 TL'den sorumlu tutulduğu, davacının İHDS tarihinden sonraki dönemi istemeyeceğinden davalının 86.880,87 TL asıl alacaktan sorumlu olduğu, bunun dışında dayanak ilamdaki diğer miktarlardan ve icra takibindeki miktarlardan hak sahibi «üçüncü kişi» konumundaki şirketin İHDS tarihinden önceye tekabül eden 86.880,87 TL alacağının ilamda hükmedilen toplam 88.670,27 TL alacağına olan oranına göre sorumlu tutulması gerektiği gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/(1)-b.2. maddesi gereğince kısmen kabulü ile yerel mahkeme kararının kaldırılmasına, davanın kısmen kabulüne 117.122,73 TL davalıdan tahsiline, bu tutarın 112.431,17 TL'sine 30/05/2008, 1.175,78 TL'sine 20/03/2008 ve 3.515,78 TL'sine 15/05/2009 tarihinden itibaren değişen oranlarda «avans faizi» yürütülmesine, fazlaya dair istemin reddine karar verilmiştir.
… lı yasa ile düzenlenmiş, 02.04.2004 tarih ve 2004/22 sayılı Özelleştirme Yüksek Kurulu Kararı ile TEDAŞ özelleştirme kapsam ve programına alınmış, davacı şirketinde «dahil» olduğu 20 şirket, Türkiyedeki «dağıtım» bölgelerinde dağıtım lisansına sahip olarak 01.03.2005 tarihi itibariyle sermayesinin tamamı TEDAŞ'a ait olmakla birlikte, TEDAŞ'tan ayrı birer «tüzel kişiliğe» sahip olarak faaliyete başlamıştır.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:i̇i̇k 194 · asıl alacak · vekalet ücreti · istinaf yoluna başvurulabilirlik
Benzer bu karardaŞti. lehine 8.«194»,00 TL «vekalet ücreti», 1.351,74 TL «yargılama giderine» hükmedildiği, BEDAŞ aleyhine de 4.788,00 TL karar harcına hükmedildiği, ayrıca dayanak ilamda «asıl alacak», KDV ve faiz alacağından başka davalı BEDAŞ'ın 14.333,74 TL vekalet ücreti, yargılama gideri ve karar ilam harcı olmak üzere 14.333,74 TL'den sorumlu tutulduğu, davacının İHDS tarihinden sonraki dönemi istemeyeceğinden davalının 86.880,87 TL asıl alacaktan sorumlu olduğu, bunun dışında dayanak ilamdaki diğer miktarlardan ve icra takibindeki miktarlardan hak sahibi «üçüncü kişi» konumundaki şirketin İHDS tarihinden önceye tekabül eden 86.880,87 TL alacağının ilamda hükmedilen toplam 88.670,27 TL alacağına olan oranına göre sorumlu tutulması gerektiği gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/(1)-b.2. maddesi gereğince kısmen kabulü ile yerel mahkeme kararının kaldırılmasına, davanın kısmen kabulüne 117.122,73 TL davalıdan tahsiline, bu tutarın 112.431,17 TL'sine 30/05/2008, 1.175,78 TL'sine 20/03/2008 ve 3.515,78 TL'sine 15/05/2009 tarihinden itibaren değişen oranlarda «avans faizi» yürütülmesine, fazlaya dair istemin reddine karar verilmiştir.
Karara karşı, davalı vekili tarafından «istinaf yoluna başvurulmuştur».
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2021/1408 E. 2022/7149 K.
Ortak:zapta karşı tekeffül · rücu hakkı · satış sözleşmesi · hisse devir sözleşmesi · rücu · sebepsiz zenginleşme · tüzel kişilik · kâr dağıtımı
İncelediğiniz kararda… lı Yasa ile düzenlenmiş, 02.04.2004 tarih ve 2004/22 sayılı Özelleştirme Yüksek Kurulu Kararı ile TEDAŞ özelleştirme kapsam ve programına alınmış, davacı şirketinde «dahil» olduğu 20 şirket, Türkiye'deki «dağıtım» bölgelerinde dağıtım lisansına sahip olarak 01.03.2005 tarihi itibariyle sermayesinin tamamı TEDAŞ'a ait olmakla birlikte, TEDAŞ'tan ayrı birer «tüzel kişiliğe» sahip olarak faaliyete başlamıştır.
Diğer taraftan 28.05.2013 günlü sözleşmenin 9.4 maddesinde düzenlenen “şirketlerde yapılmış olan her türlü işlemden kaynaklanan borç ve yükümlülüklerden, kayıtlara intikal etmemiş olsa dahi şirketlerin sorumlu olduğu, bu hususlarda alınmış karar ve yapılmış sözleşmelerle ilgili olarak alıcının ve şirketlerin idare ve TEDAŞ'ı ilzam edecek hiçbir başvuru ve «rücu hakkı» bulunmadığı” hükmü de davalının sorumluluğunun olmadığını göstermektedir.
TEDAŞ tarafından 20 adet «dağıtım» şirketi kurulduktan sonra herbiri ile ayrı ayrı 24.07.2006 tarihli İşletme Hakkı Devir Sözleşmesi imzalanmıştır.
Benzer bu kararda… faaliyetin TEDAŞ tarafından yürütüldüğü işlemden kaynaklanan Aykome bedelinin ödenmemesinden davalının sorumluğu olduğu, davacının yaptığı ödeme nedeniyle davalıya «rücu hakkının» bulunduğu, İHDS'nin 7/4. maddesinde «ihbar şartının» aranmadığı, bu nedenlerle yapılan tüm ödemeyi davacının talep edebileceği gerekçeleriyle davanın kabulü ile 27.166.513,32 TL alacağın, 43.545,50 TL yönünden 21/09/2006, 281.214,39 TL yönünden 21/05/2013,26.276.597,93 TL yönünden 12/04/2013 ve 565.155,50 TL yönünden 12/03/2009 tarihinden itibaren işleyecek «avans faizi» ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine karar verilmiştir.
… lı yasa ile düzenlenmiş, 02.04.2004 tarih ve 2004/22 sayılı Özelleştirme Yüksek Kurulu Kararı ile TEDAŞ özelleştirme kapsam ve programına alınmış, davacı şirketinde «dahil» olduğu 20 şirket, Türkiyedeki «dağıtım» bölgelerinde dağıtım lisansına sahip olarak 01.03.2005 tarihi itibariyle sermayesinin tamamı TEDAŞ'a ait olmakla birlikte, TEDAŞ'tan ayrı birer «tüzel kişiliğe» sahip olarak faaliyete başlamıştır.
Diğer taraftan 28/05/2013 günlü sözleşmenin 9.4 maddesinde düzenlenen “şirketlerde yapılmış olan her türlü işlemden kaynaklanan borç ve yükümlülüklerden, kayıtlara intikal etmemiş olsa dahi şirketlerin sorumlu olduğu, bu hususlarda alınmış karar ve yapılmış sözleşmelerle ilgili olarak alıcının ve şirketlerin idare ve TEDAŞ'ı ilzam edecek hiçbir başvuru ve «rücu hakkı» bulunmadığı” hükmü de davalının sorumluluğunun olmadığını göstermektedir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:ihbar şartı · vekalet ücreti · istinaf yoluna başvurulabilirlik
Benzer bu kararda… faaliyetin TEDAŞ tarafından yürütüldüğü işlemden kaynaklanan Aykome bedelinin ödenmemesinden davalının sorumluğu olduğu, davacının yaptığı ödeme nedeniyle davalıya «rücu hakkının» bulunduğu, İHDS'nin 7/4. maddesinde «ihbar şartının» aranmadığı, bu nedenlerle yapılan tüm ödemeyi davacının talep edebileceği gerekçeleriyle davanın kabulü ile 27.166.513,32 TL alacağın, 43.545,50 TL yönünden 21/09/2006, 281.214,39 TL yönünden 21/05/2013,26.276.597,93 TL yönünden 12/04/2013 ve 565.155,50 TL yönünden 12/03/2009 tarihinden itibaren işleyecek «avans faizi» ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine karar verilmiştir.
Karara karşı, davalı vekili «istinaf yoluna başvurmuştur».
… arınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, takdir olunan 8.400,00 TL duruşma «vekalet ücretinin» davalıdan alınarak davacıya verilmesine, aşağıda yazılı bakiye 1.391.807,52 TL temyiz ilam harcının temyiz eden davalıdan alınmasına, 19/10/2022 tarihinde «kesin» olarak oyçokluğuyla karar verildi.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2020/1534 E. 2021/708 K.
Ortak:zapta karşı tekeffül · rücu hakkı · satış sözleşmesi · hisse devir sözleşmesi · rücu · sebepsiz zenginleşme · tüzel kişilik · kâr dağıtımı
İncelediğiniz kararda… lı Yasa ile düzenlenmiş, 02.04.2004 tarih ve 2004/22 sayılı Özelleştirme Yüksek Kurulu Kararı ile TEDAŞ özelleştirme kapsam ve programına alınmış, davacı şirketinde «dahil» olduğu 20 şirket, Türkiye'deki «dağıtım» bölgelerinde dağıtım lisansına sahip olarak 01.03.2005 tarihi itibariyle sermayesinin tamamı TEDAŞ'a ait olmakla birlikte, TEDAŞ'tan ayrı birer «tüzel kişiliğe» sahip olarak faaliyete başlamıştır.
Diğer taraftan 28.05.2013 günlü sözleşmenin 9.4 maddesinde düzenlenen “şirketlerde yapılmış olan her türlü işlemden kaynaklanan borç ve yükümlülüklerden, kayıtlara intikal etmemiş olsa dahi şirketlerin sorumlu olduğu, bu hususlarda alınmış karar ve yapılmış sözleşmelerle ilgili olarak alıcının ve şirketlerin idare ve TEDAŞ'ı ilzam edecek hiçbir başvuru ve «rücu hakkı» bulunmadığı” hükmü de davalının sorumluluğunun olmadığını göstermektedir.
TEDAŞ tarafından 20 adet «dağıtım» şirketi kurulduktan sonra herbiri ile ayrı ayrı 24.07.2006 tarihli İşletme Hakkı Devir Sözleşmesi imzalanmıştır.
Benzer bu kararda… lı Yasa ile düzenlenmiş, 02.04.2004 tarih ve 2004/22 sayılı Özelleştirme Yüksek Kurulu Kararı ile TEDAŞ özelleştirme kapsam ve programına alınmış, davacı şirketinde «dahil» olduğu 20 şirket, Türkiyedeki «dağıtım» bölgelerinde dağıtım lisansına sahip olarak 01.03.2005 tarihi itibariyle sermayesinin tamamı TEDAŞ'a ait olmakla birlikte, TEDAŞ'tan ayrı birer «tüzel kişiliğe» sahip olarak faaliyete başlamıştır.
Diğer taraftan 28/05/2013 günlü sözleşmenin 9.4 maddesinde düzenlenen “şirketlerde yapılmış olan her türlü işlemden kaynaklanan borç ve yükümlülüklerden, kayıtlara intikal etmemiş olsa dahi şirketlerin sorumlu olduğu, bu hususlarda alınmış karar ve yapılmış sözleşmelerle ilgili olarak alıcının ve şirketlerin idare ve TEDAŞ'ı ilzam edecek hiçbir başvuru ve «rücu hakkı» bulunmadığı” hükmü de davalının sorumluluğunun olmadığını göstermektedir.
TEDAŞ tarafından 20 adet «dağıtım» şirketi kurulduktan sonra herbiri ile ayrı ayrı 24.07.2006 tarihli İşletme Hakkı Devir Sözleşmesi imzalanmıştır.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:asıl alacak · harç · dosya masrafı
Benzer bu kararda… ilamına uyularak yapılan yargılamaya iddia, savunma, bilirkişi raporuna, toplanan deliller ve tüm dosya kapsamına göre; davacının talep edebileceği miktarla ilgili «asıl alacak», «harç» ve «masraflar» hususunda tespiitlerin yapıldığı ek rapor hükme esas alınarak davanın kısmen kabulüyle 20.192,89 TL'nin ödeme tarihi olan 12.03.2010 tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle ve 866,20 TL olarak ödenen mahkeme harcının da ödeme tarihi olan 26.08.2009 tarihinden itibaren işleyecek «avans faizi» ile birlikte davalıdan tahsiline, fazlaya ilişkin istemin reddine, karar verilmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2018/897 E. 2019/3329 K.
Ortak:zapta karşı tekeffül · rücu hakkı · satış sözleşmesi · hisse devir sözleşmesi · rücu · sebepsiz zenginleşme · tüzel kişilik · kâr dağıtımı
İncelediğiniz kararda… lı Yasa ile düzenlenmiş, 02.04.2004 tarih ve 2004/22 sayılı Özelleştirme Yüksek Kurulu Kararı ile TEDAŞ özelleştirme kapsam ve programına alınmış, davacı şirketinde «dahil» olduğu 20 şirket, Türkiye'deki «dağıtım» bölgelerinde dağıtım lisansına sahip olarak 01.03.2005 tarihi itibariyle sermayesinin tamamı TEDAŞ'a ait olmakla birlikte, TEDAŞ'tan ayrı birer «tüzel kişiliğe» sahip olarak faaliyete başlamıştır.
Diğer taraftan 28.05.2013 günlü sözleşmenin 9.4 maddesinde düzenlenen “şirketlerde yapılmış olan her türlü işlemden kaynaklanan borç ve yükümlülüklerden, kayıtlara intikal etmemiş olsa dahi şirketlerin sorumlu olduğu, bu hususlarda alınmış karar ve yapılmış sözleşmelerle ilgili olarak alıcının ve şirketlerin idare ve TEDAŞ'ı ilzam edecek hiçbir başvuru ve «rücu hakkı» bulunmadığı” hükmü de davalının sorumluluğunun olmadığını göstermektedir.
TEDAŞ tarafından 20 adet «dağıtım» şirketi kurulduktan sonra herbiri ile ayrı ayrı 24.07.2006 tarihli İşletme Hakkı Devir Sözleşmesi imzalanmıştır.
Benzer bu kararda… lı yasa ile düzenlenmiş, 02.04.2004 tarih ve 2004/22 sayılı Özelleştirme Yüksek Kurulu Kararı ile TEDAŞ özelleştirme kapsam ve programına alınmış, davacı şirketinde «dahil» olduğu 20 şirket, Türkiyedeki «dağıtım» bölgelerinde dağıtım lisansına sahip olarak 01.03.2005 tarihi itibariyle sermayesinin tamamı TEDAŞ'a ait olmakla birlikte, TEDAŞ'tan ayrı birer «tüzel kişiliğe» sahip olarak faaliyete başlamıştır.
Diğer taraftan 28/05/2013 günlü sözleşmenin 9.4 maddesinde düzenlenen “şirketlerde yapılmış olan her türlü işlemden kaynaklanan borç ve yükümlülüklerden, kayıtlara intikal etmemiş olsa dahi şirketlerin sorumlu olduğu, bu hususlarda alınmış karar ve yapılmış sözleşmelerle ilgili olarak alıcının ve şirketlerin idare ve TEDAŞ'ı ilzam edecek hiçbir başvuru ve «rücu hakkı» bulunmadığı” hükmü de davalının sorumluluğunun olmadığını göstermektedir.
TEDAŞ tarafından 20 adet «dağıtım» şirketi kurulduktan sonra herbiri ile ayrı ayrı 24.07.2006 tarihli İşletme Hakkı Devir Sözleşmesi imzalanmıştır.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:rücuen tazmin
Benzer bu kararda… abul edildiği, kararın onandığı, mahkeme ilamına dayalı olarak icra takibi yapıldığı, icra dosyasına davacı tarafından yatırılan para ile hazineye yatırılan paranın «rücuen tazmini» için açılan bu davada, bilirkişinin raporunda tespit ettiği gibi hizmetin 24/07/2006 tarihli İHDS'den önce verildiği, İHDS'nin 7.1, 7.4 ve 7.6 maddeleri gereğince ihtilaf sözleşmenin imzalanmasından önceki bir tarihte ortaya çıktığı tespit edildiğinden sorumluluğun TEDAŞ'ta olacağı gerekçesiyle, davanın kabulü ile 1.036.977,52 TL alacağın, 1.006.053,80 TL yönünden ödeme tarihi olan 25/05/2011, 7.786,90 TL yönünden ödeme tarihi olan 29/12/2010 ve 23.136,80 TL yönünden 26/04/2011 tarihinden itibaren işleyecek «avans faizi» ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine karar verilmiştir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2020/1015 E. , 2021/675 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 21. HUKUK DAİRESİ
Taraflar arasında görülen davada Ankara 11. Asliye Ticaret Mahkemesince verilen 23.05.2018 tarih ve 2015/19 E- 2018/403 K. sayılı kararın taraf vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf isteminin esastan reddine-kabulüne dair Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21. Hukuk Dairesi'nce verilen 18.12.2019 tarih ve 2018/1676 E- 2019/1585 K. sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkili ile davalı arasında 24.07.2006 tarihli İşletme Hakkı Devir Sözleşmesi (İHDS) akdedildiğini, davalı TEDAŞ tarafından faaliyetlerin yürütüldüğü dönemde dava dışı On Görüntü Sanatları Yapım Yönetim Limited Şirketi tarafından davacı şirket aleyhine bu dava dışı şirket ile TEDAŞ Genel Müdürlüğü arasında imzalanan 22.04.2002 tarihli sözleşme ve ekleri gereğince davacı Göngören işletme belgesinde endeksör ile endeks okuma işini üstlendiği, işin kesintisiz yürütülebilmesi için sözleşme süresinin uzatıldığı, sözleşmenin feshedildiği ve 2 yıl için kira bedeli olarak hak edişlerden haksız para kesildiği ileri sürülerek 35.840,43 TL'nin faizi ile tahsili için menfi tespit davası açıldığını, Beyoğlu 1.
(İstanbul 46) Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 21.03.2006 tarih 2004/366 Esas 2006/85 Karar sayılı dosyası ile davanın kabulüne karar verildiğini, kararın Yargıtay denetiminden geçerek kesinleştiğini, Şişli 2. İcra Müdürlüğünün 2006/10442 esas sayılı dosyası ile başlatılan icra takibi nedeni ile 30.01.2007 tarihinde 2.629,15 TL, 15.01.2007 tarihinde 59.466,32 TL'nin icra dosyasına ödenmek durumunda kaldığını, taraflar arasındaki İHDS’nin 7.4 maddesine göre, ödenen bedellerden davalının olduğunu ileri sürerek fazlaya ilişkin haklar saklı kalmak üzere 2.629,15 TL'nin 30.01.2007 tarihinden 59.466,32 TL'nin 15.01.2007 tarihinden ve 1.935,38 TL temyiz harç ve masraflarının ödeme tarihlerinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsilini talep etmiştir.
Davalı vekili, davanın zamanaşımına uğradığını, devre esas bilanço düzenlemeleri yapılmak suretiyle geçmişe yönelik borç ve alacak işlemlerinin kesinleştirildiğini, hisselerin el değiştirmesinden önce bitmiş her türlü işlemin sorumluluğunun davacıya ait olduğunu, hisse satış sözleşmesi ve İHDS'nin birlikte değerlendirilmesi gerektiğini, kendilerine ihbarda bulunulmadığını, davacının davaya ilişkin faiz ve takip giderlerini müvekkilinden talep edemeyeceğini savunarak davanın reddini talep etmiştir.
Mahkemece tüm dosya kapsamına göre; davacı ile davalı arasında 24/07/2006 tarihli İşletme Hakkı Devir Sözleşmesi (İHDS) aktedildiği, Beyoğlu 1. (İstanbul 46) Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 21.03.2006 tarih 2004/366 Esas 2006/85 Karar sayılı kararının Yargıtay'da onanıp kesinleşmesi üzerine davacısı olan On Görüntü Sanatlar Ltd. Şti. tarafından Şişli 2. İcra Müdürlüğünün 2006/10442 numaralı dosyasında ilamlı takip konusu yapıldığı, davacının icra dosyası borcunu ve yargılama giderlerini ödediği, dosya içeriğine uygun ve gerekçesi yerinde olan son alınan bilirkişi raporunun da bu hususu doğruladığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, 64.030,85 TL'nin dava tarihinden itibaren avans faiziyle davalıdan tahsiline karar verilmiş, karar aleyhine davacı vekili ile davalı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.
Bölge Adliye Mahkemesince, dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesinde; taraflar arasında imzalanan 24.07.2006 tarihli İşletme Hakkı Devir Sözleşmesi'nin 7. maddesi gereğince yapılan ödemenin İHDS’nin imzalandığı tarihten önceki döneme isabet eden olaya dayandığından, tazminata dayanak olan Beyoğlu 1. (İstanbul 46) Asliye Ticaret Mahkemesi'nin davacısı On Görüntü Sanatlar Ltd. Şti. bu sözleşme çerçevesinde üçüncü kişi konumunda bulunduğu ve davacı şirketin açılan davaya ve yapılan icra takibini davalı şirkete ihbar yükümlülüğü bulunmadığından aynı sözleşmenin 7.4 ve 7.6 maddeleri gereğince de ödemiş olduğu tüm bedeli davalıdan rücuen talep ve dava hakkı bulunmakla ilk derece mahkemesince davanın kabulüne yönelik kararında bir isabetsizlik görülmediğinden, ayrıca Hisse Devir Sözleşmesi'nin 9.4.
maddesinin İşletme Hakkı Devir Sözleşmesindeki hükümler saklı kalmak kaydıyla;
22. maddenin "f" bendinde alıcı ihale konusu hisseleri devir aldığı tarihten önceki döneme ilişkin olarak İHDS’deki hükümler saklı kalmak kaydıyla hükümleri dikkate alındığından, alacak taraflar arasında imzalanan İşletme Hakkı Devir Sözleşmesi'ne dayandığından bu davada uygulanması gerekli olan zaman aşımı süresi 818 sayılı Borçlar Kanunu'nun 125. maddesine (Türk Borçlar Kanunu'nun 146. maddesi) göre 10 yıllık süreye tabi olduğundan ve davanın da yasal süre içerisinde açıldığından davalı vekilinin istinaf itirazlarına itibar edilmemiş, davacının mal varlığındaki eksilme ödeme tarihinde gerçekleştiğinden ödeme gününden itibaren her iki tarafta tacir olduğundan avans faizi talep edilebileceğinden (Yargıtay 11 Hukuk Dairesinin 13.04.2016 tarih ve 2016/2239-2016/4044 E.-K.
sayılı emsal kararı) davacı vekilinin bu yöndeki istinaf talebi kabul edilmiş, neticeten davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, davacı vekilinin istinaf başvurusunun ise faiz başlangıcı yönünden kabulü ile ilk derece mahkemesinin kararının kaldırılmasına, davanın kabulü ile, 64.030,85 TL alacaktan 59.466,32 TL'sine 15.01.2007 tarihinden, 2.629,15 TL'sine 30.01.2007 tarihinden ve 1.935,38 TL'sine ise dava tarihi olan 08.01.2015 tarihinden itibaren değişen oranlarda ticari avans faiziyle davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
İlk Derece Mahkemesince verilen karara yönelik olarak yapılan istinaf başvurusu üzerine HMK'nın 355 vd. maddeleri kapsamında yöntemince yapılan inceleme sonucunda Bölge Adliye Mahkemesince esastan verilen nihai kararda, dosya kapsamına göre saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kurallarına aykırı bir yön olmadığı gibi HMK'nın 369/1. ve 371. maddelerinin uygulanmasını gerektirici nedenlerin de bulunmamasına göre usul ve yasaya uygun Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ
Yukarıda açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin temyiz isteminin reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK'nın 370/1. maddesi uyarınca ONANMASINA, HMK'nın 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, aşağıda yazılı bakiye 3.279,95 TL temyiz ilam harcının temyiz eden davalıdan alınmasına, 01.02.2021 tarihinde kesin olarak oyçokluğuyla karar verildi.
KARŞIOY
Enerji sektöründeki özelleştirmelerin 4046 sayılı Kanun hükümleri çerçevesinde Özelleştirme İdaresi Başkanlığı tarafından gerçekleştirileceği 4628 sayılı Yasa ile düzenlenmiş, 02.04.2004 tarih ve 2004/22 sayılı Özelleştirme Yüksek Kurulu Kararı ile TEDAŞ özelleştirme kapsam ve programına alınmış, davacı şirketinde dahil olduğu 20 şirket, Türkiye'deki dağıtım bölgelerinde dağıtım lisansına sahip olarak 01.03.2005 tarihi itibariyle sermayesinin tamamı TEDAŞ'a ait olmakla birlikte, TEDAŞ'tan ayrı birer tüzel kişiliğe sahip olarak faaliyete başlamıştır.
TEDAŞ tarafından 20 adet dağıtım şirketi kurulduktan sonra herbiri ile ayrı ayrı 24.07.2006 tarihli İşletme Hakkı Devir Sözleşmesi imzalanmıştır.
Davacı şirket, tüm hisseleri davalı TEDAŞ'a ait olmak üzere 28.06.2013 tarihine kadar faaliyet göstermiş, bu süreçte özelleştirme işlemleri yürütülmüş, özelleştirmenin tamamlanmasıyla birlikte davacı şirketin hisselerinin tamamı Beda Enerji Dağıtım ve Perakende Satış Hizmetleri devredilerek 28.05.2013 tarihli hisse satış sözleşmesi akdedilmiştir.
Dava konusu ödeme, davacıya ait hisselerin tamamının kamuya ait olduğu, 28.05.2013 tarihli hisse satış sözleşmesinden önce yapılmıştır.
Özelleştirme aşamasında Boğaziçi EDAŞ tarafından düzenlenen ve beyan edilen devre esas mizan kayıtları temel alınarak “devre esas” bilanço düzenlemeleri yapılmak suretiyle geçmişe yönelik borç ve alacak işlemleri kesinleştirilmiş olup dava konusu ödeme bilançoda yer almaksızın işlemler ikmal edilmek suretiyle Boğaziçi EDAŞ'ın özel sektöre devri gerçekleştirilmiştir.
Bu halde, devre esas bilanço düzenlemeleri yapılmak suretiyle geçmişe yönelik borç ve alacak işlemleri kesinleştirildiğinden, davalı TEDAŞ'tan geçmiş döneme ilişkin herhangi bir talepte bulunulamaz.
Keza, 28/05/2013 günlü Hisse Satış Sözleşmesi'nin 9.3 maddesinde de “alıcının, basiretli bir tacir gibi davranmak suretiyle” ...... şirketlerin sözleşme tarihi itibariyle mevcut ve fiziki durumunu bilerek hisseleri devir ve teslim aldığı, şirketler hakkında kendisine verilen bilgilerin gerçek durumu yansıtmadığı veya benzer iddiaları ileri süremeyeceği, hisselerin devrinin gerçekleşmesinin ardından, ayıba ve zapta karşı tekeffül hükümleri başta olmak üzere yürürlükteki mevzuat kapsamında herhangi bir fiili veya hukuki nedene dayanarak talepte bulunamayacağı .....” hükmü karşısında da davalının sorumluluğundan söz edilmesi mümkün değildir.
Diğer taraftan 28.05.2013 günlü sözleşmenin 9.4 maddesinde düzenlenen “şirketlerde yapılmış olan her türlü işlemden kaynaklanan borç ve yükümlülüklerden, kayıtlara intikal etmemiş olsa dahi şirketlerin sorumlu olduğu, bu hususlarda alınmış karar ve yapılmış sözleşmelerle ilgili olarak alıcının ve şirketlerin idare ve TEDAŞ'ı ilzam edecek hiçbir başvuru ve rücu hakkı bulunmadığı” hükmü de davalının sorumluluğunun olmadığını göstermektedir.
Ayrıca, özelleştirme sürecinde, taraflarca takip edilen dosyalara ilişkin listeler hazırlanarak tesbit tutanakları düzenlenmiş olup, dava konusu ödemeye ilişkin dava ve icra dosyası bu tutanaklarda yer almamaktadır.
Hisselerin tamamının kamuya ait olduğu 28.05.2013 tarihi öncesi yapılan ödeme nedeniyle davacının (devir öncesi) 24.07.2006 tarihli İşletme Hakkı Devir Sözleşmesi'ne istinaden yine hisselerinin tamamı kamuya ait bulunan davalı TEDAŞ'tan dava konusu alacağı talep etmesi nasıl mümkün değil ise, 28.05.2013 tarihli hisse devir sözleşmesi ile tamamen el değiştiren davacının, kendisi tarafından yapılmayan ödemeyi, kesinleşen devre esas bilançolarda yer almaması nedeniyle davalıdan talep etmesi de hukuken mümkün değildir.
Aksi düşüncenin kabulü, davacı yönünden sebepsiz zenginleşme, davalı yönünden ise ikinci kez aynı parayı ödeme sonucu doğuracaktır.
Sonuç olarak, taraflar arasındaki uyuşmazlığın 24.07.2006 tarihli İşletme Hakkı Devir Sözleşmesi kapsamında bulunmaması nedeniyle 28.05.2013 günlü Hisse Satış Sözleşmesi hükümlerine göre çözümlenmesi gerektiğinden, 28.05.2016 günlü sözleşmeden önce gerçekleşen dava konusu ödemeden dolayı, 28.05.2013 sözleşmenin 9.3 ve 9.4 maddeleri gereğince davalının sorumluluğu bulunmadığından dava reddedilmek üzere yerel mahkeme kararının bozulmasına karar verilmesi gerekirken, bu yöne ilişkin davalının temyiz isteminin reddi ve yazılı gerekçe ile kararın onanmasına ilişkin sayın çoğunluk görüşüne karşıyız.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/643571100 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz