6102TTK Türk Ticaret Kanunu

Yabancı mahkeme ilamının tenfizinde gıyapta karar ve tebligat usulü

İstanbul BAM 12. Hukuk Dairesi · 2023/1858 E. 2023/1569 K. · · İlk derece: İSTANBUL ANADOLU 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

Tanıma ve tenfizistinaf başvurusunun esastan reddiTemyiz yolu açık

★ EmsalTanıma-tenfiz usulü

Gerekçe özeti

MÖHUK 54/ç fıkrasında düzenlenen, davalının usulüne uygun çağrılmaması veya gıyabında/yokluğunda hüküm verilmesi hâllerinin tenfiz engeli oluşturup oluşturmadığı değerlendirilirken, esas alınacak usul hukuku tenfiz kararını verecek Türk mahkemesinin değil, tenfize konu ilamın verildiği ülkenin kanunlarıdır. Davalının, ilamın verildiği ülke usul kurallarına uygun şekilde tebliğ/ihzar edilmiş ve gıyabında karar verilebileceği kendisine ihtar edilmiş olması hâlinde, gıyapta karar verilmiş olması tek başına MÖHUK 54/ç kapsamında tenfiz engeli oluşturmaz.

Ele alınan sorunlar

Tenfiz şartlarının (karşılıklılık, münhasır yetki, kamu düzeni) oluşup oluşmadığı → ret

İddia: Davalı vekili, kanunun tenfiz için aradığı şartların yerine getirilmediğini ve tenfiz koşullarının oluşmadığını ileri sürmüştür.

Gerekçe: Tenfiz kararı verilebilmesi için Türkiye ile ilamın verildiği devlet arasında karşılıklılık esasına dayanan anlaşma veya kanun hükmü/fiilî uygulama bulunması, ilamın Türk mahkemelerinin münhasır yetkisine girmeyen bir konuda verilmiş olması, hükmün kamu düzenine açıkça aykırı olmaması ve davalının usulüne uygun çağrılmış olması gerekir. Türkiye ile Bulgaristan arasında 28/10/1978 tarihinde yürürlüğe giren Adli Yardım Sözleşmesi ile karşılıklılık bulunduğu, ilamın Türk mahkemelerinin münhasır yetkisine girmeyen bir konuda verildiği, tenfizi istenen kararın Türk kamu düzenine açıkça aykırı olmadığı, kararın verildiği ülke usul hukukuna göre verilmiş ve usulünce kesinleştirilmiş bir ilam olduğu anlaşılmaktadır.

Gerekçe kaynağı: özgün

MÖHUK 54/ç uyarınca gıyapta karar verilmesinin tenfiz engeli oluşturup oluşturmadığı → ret

İddia: Davalı vekili, tenfizi istenen ilamın tüm yargılamasının müvekkilinin yokluğunda devam ettiğini, müvekkilinin herhangi bir savunma yapamadığını ve itirazda bulunamadığını, adil yargılanma ve hukuki dinlenilme hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

Gerekçe: MÖHUK'un 54. maddesinin (ç) fıkrasındaki düzenleme uyarınca, kendisine karşı tenfiz istenen kişinin hükmü veren mahkemeye usulüne uygun bir şekilde çağrılmaması, mahkemede temsil edilmemesi ve bu kanunlara aykırı bir şekilde gıyabında karar verilmesi tenfiz engeli olarak öngörülmüştür. Ancak bu fıkrada belirtilen hususlar için gözetilmesi gereken hukuk, tenfiz kararı verecek yer mahkemesinin usule ilişkin hükümleri değil, tenfize konu kararın verildiği ülke kanunlarıdır; zira fıkranın giriş cümlesi 'o yer kanunları uyarınca' şeklindeki belirlemeyi aynı cümle içinde ikinci kez 'bu kanunlara aykırı bir şekilde' ifadesiyle tekrarlamaktadır. Bu nedenle fıkrada belirtilen hususların ihlal edilip edilmediği tenfizi istenilen kararın verildiği yer kanunlarına göre belirlenecektir (Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 26/11/2014 tarih 2013/11-1136 E., 2014/974 K. sayılı içtihadı). Somut olayda tenfizi istenen mahkeme kararında davalıya usulüne uygun şekilde tebligat yapılarak ihzar edildiği, davalının cevap vermediği ve kendisine yargılamanın gıyabında yapılabileceğinin ihtar edildiği hususunun yazılı olduğu görülmektedir. Bu durumda tenfizi istenilen kararın Bulgaristan kanunlarına uygun olarak verildiği ve MÖHUK'un 54. maddesinin (ç) fıkrası anlamında tenfiz engeli bulunmadığı anlaşılmıştır.

Gerekçe kaynağı: özgün

Emsal değeri

MÖHUK 54/ç fıkrası kapsamında, davalının usulüne uygun çağrılmaması veya gıyabında hüküm verilmesi hususunun hangi ülke hukukuna göre değerlendirileceği konusunda (tenfiz mahkemesinin değil, ilamın verildiği ülkenin usul hukukunun esas alınacağı) Yargıtay Hukuk Genel Kurulu içtihadına da atıfla açık bir norm yorumu getirdiğinden, bölgesel ölçekte ikna edici emsal niteliği taşımaktadır.

Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
tanıma ve tenfiz MÖHUK karşılıklılık esası münhasır yetki kamu düzenine aykırılık gıyapta karar usulüne uygun tebligat/ihzar

Atıf yapılan mevzuat: 5718 sayılı Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Hakkında Kanun (MÖHUK) — MÖHUK 50MÖHUK 54MÖHUK 54(ç)

Karar metni

Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster

T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
12. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO 2023/1858

KARAR NO 2023/1569

TÜRK MİLLETİ ADINA

İSTİNAF KARARI

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ İSTANBUL ANADOLU 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ 14/06/2023

NUMARASI 2023/143 Esas - 2023/541 Karar

DAVA

Tanıma Ve Tenfiz

İSTİNAF KARAR TARİHİ 19/10/2023

Davanın kabulüne ilişkin kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;

DAVA

Davacı vekili, davalı tarafın müvekkiline bir çok taşıma işlemi yaptırdığını, ancak yapılan işler karşılığında müvekkiline hiçbir ödemenin yapılmadığını, müvekkilince davalı taraf aleyhine Bulgaristan'da bir çok alacak davası açıldığını, bu davalardan bir kısmı devam ederken bir kısmının ise kesinleştiğini ve lehe sonuçlandığını, iş bu davaya konu ve tanıma tenfizi istenen Sofya Şehir Mahkemesi Ticaret Bölümü 1863 sayılı, 260150 karar numaralı ve 25/02/2022 tarihli kararı ile 10/03/2022 tarihli icra hükmü kararının kabulüne karar verildiğini ve kararın kesinleştiğini, davalının vadesi gelmiş olduğu iddia edilen borcunu uzun süredir ödemediğini ve Bulgaristan Mahkemesi kararı ile açılan alacak davasında müvekkilinin haklılığının ispatlandığını belirterek Sofya Şehir Mahkemesi Ticaret Bölümü'nün VI-20.

Heyeti'nin 1863 sayılı, ... karar numaralı ve 25/02/2022 tarihli kararı ile 10/03/2022 tarihli icra hükmünün tanınmasına ve tenfizine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

CEVAP

Davalı vekili, kanunun tenfiz için aradığı şartların yerine getirilmediğini, tenfizi istenen ilamın bütün yargılamasının müvekkilinin yokluğunda devam ettiğini, müvekkilinin herhangi bir savunma yapamadığını ve itirazda bulunamadığını, müvekkilinin davacıya borcunun bulunmadığını, davacı tarafından müvekkiline verilmeyen hizmetlerin faturasının kesildiğini ve kendi kayıtlarında müvekkilinden alacaklı olarak gösterildiğini, ihtiyati haciz şartlarının oluşmadığını ve mahkememizce verilen ihtiyati haciz talebinin reddi kararının yerinde olduğunu, davanın görevli mahkemede açılmadığını ve davanın asliye hukuk mahkemelerinde açılması gerektiğini, ayrıca davacının şirket merkezinin yurt dışında olduğunu, bu nedenle dosyaya teminat depo etmesi gerektiğini belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

Mahkemece, tanıma ve tenfizi istenen Sofya Şehir Mahkemesi kararının Apostil şerhli, yeminli tercümesinin ve icra hükmünün sunulduğu, kararın kesin nitelikte olduğu, mahkeme tarafından davalının Lahey Sözleşmesi'nin 5. maddesine göre, usulüne uygun şekilde tebligat yapılarak ihzar edildiği, davalının cevap vermediği, kendisine yapılan ihtarda davaya cevap vermediği ve takip etmediği için davalının gıyabında karara bağlanmasının mümkün olduğu husunun bildirildiği, Bulgaristan Medeni Usul Kanun hükümlerine göre davalının gıyabında karar verilmesi koşullarının oluştuğu tespit edilerek yargılama yapıldığı, yargılama sonucunda 82.335,90-Leva, 8.805,37-Leva, 5.652,28-Leva tutarında borcun davalı tarafından ödenmesine karar verildiği, kararın kesin nitelikte olduğu, mahkemenin icra hükmünü ayrıca vermiş olduğu, tanıma ve tenfizi istenen kararın Milletlerarası Özel Hukuk kurallarına, kamu düzenine ve kanuna açıkça aykırılık taşımadığı, tanıma ve tenfiz şartlarının mevcut olduğu gerekçesiyle davanın kabulüne, Sofya Şehir Mahkemesi Ticaret Bölümü VI- 20 Heyetinin ...

nolu, 25/02/2022 tarihli, ... sayılı ilamının tanınmasına ve tenfizine karar verilmiştir.

İSTİNAF SEBEPLERİ

Davacı vekili istinaf dilekçesinde; asliye hukuk mahkemelerinin görevli olduğunu, davacının Türkiye'de herhangi bir mal varlığının bulunmaması nedeniyle teminat depo etmesi gerektiğini, tenfizin istenen kararın müvekkilinin yokluğunda verildiği, yargılamanın müvekkilinin gıyabında yapılması nedeniyle müvekkilinin herhangi bir itiraz ileri süremediğini, Kanundaki tenfiz koşullarının oluşmadığını, müvekkilinin adil yargılanma ve hukuki dinlenilme hakkının ihlal edildiğini, müvekkilinin davacıya herhangi bir borcunun bulunmadığını, davacı tarafından müvekkiline verilmeyen hizmetlerin faturasının kesildiğini belirterek kararın kaldırılmasını talep etmiştir.

GEREKÇE

Dava; taraflar arasındaki taşıma sözleşmesinden kaynaklanan alacağın tahsili için davacı tarafından davalı aleyhine açılan davada verilen Bulgaristan Sofya Şehir Mahkemesi Ticaret Bölümü VI-20. Heyeti'nin 25/02/2022 tarihli, ... sayılı ve ... nolu mahkeme kararının 5718 sayılı MÖHUK 50 vd. maddeleri gereğince, tanınması ve tenfizi istemine ilişkindir. Tenfiz kararı verilebilmesi için; Türkiye Cumhuriyeti ile ilâmın verildiği devlet arasında karşılıklılık esasına dayanan bir anlaşma yahut o devlette Türk mahkemelerinden verilmiş ilâmların tenfizini mümkün kılan bir kanun hükmünün veya fiilî uygulamanın bulunması, ilamın Türk mahkemelerinin münhasır yetkisine girmeyen bir konuda verilmiş olması veya davalının itiraz etmesi şartıyla ilâmın dava konusu veya taraflarla gerçek bir ilişkisi bulunmadığı hâlde kendisine yetki tanıyan bir devlet mahkemesince verilmiş olmaması, hükmün kamu düzenine açıkça aykırı bulunmaması, o yer kanunları uyarınca kendisine karşı tenfiz istenen kişinin hükmü veren mahkemeye usulüne uygun bir şekilde çağrılmamış veya o mahkemede temsil edilmemiş yahut bu kanunlara aykırı bir şekilde gıyabında veya yokluğunda hüküm verilmiş ve bu kişinin yukarıdaki hususlardan birine dayanarak tenfiz istemine karşı Türk mahkemesine itiraz etmemiş olması şarttır.Türkiye Cumhuriyeti ile ilâmın verildiği Bulgaristan devleti arasında 28/10/1978 tarihlinde yürürlüğe giren Adli Yardım Sözleşmesi ile karşılıklılık bulunduğu, ilâmın Türk mahkemelerinin münhasır yetkisine girmeyen bir konuda verildiği, tenfizi istenen yabancı mahkeme kararının Türk kamu düzenine açıkça aykırı olmadığı, tenfizi istenen kararın, verildiği ülke usul hukukuna göre verilmiş ve usulünce kesinleştirilmiş bir ilam olduğu anlaşılmaktadır.

Davalı tarafından gıyabında karar verildiği, savunma hakkının kısıtlandığı iddia edilmektedir. MÖHUK’un 54. maddesinin (ç) fıkrasındaki düzenleme uyarınca, o yer kanunları uyarınca, kendisine karşı tenfiz istenen kişinin hükmü veren mahkemeye usulüne uygun bir şekilde çağrılmaması, mahkemede temsil edilmemesi ve bu kanunlara aykırı bir şekilde gıyabında karar verilmesi tenfiz engeli olarak belirtilmiştir. MÖHUK’un 54. maddesinin (ç) fıkrasında düzenlenen hususlar için gözetilmesi gereken hukuk, tenfiz kararı verecek yer mahkemesinin usule ilişkin hükümleri değil, tenfize konu kararın verildiği ülke kanunlarıdır. Zira bu konuda yasa hükmü açık olup, anılan fıkranın giriş cümlesi “o yer kanunları uyarınca,” şeklinde bir belirleme içermekte olup, aynı fıkrada aynı cümle içinde ikinci kez tekrar edilmek suretiyle aynı husus vurgulanmış ve “bu kanunlara aykırı bir şekilde” kelime dizisi kullanılarak konu açıklanmıştır.

Bu da göstermektedir ki, bu fıkrada belirtilen hususların ihlal edilip edilmediği tenfizi istenilen kararın verildiği yer kanunlarına göre belirlenecektir. (Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 26/11/2014 tarih 2013/11-1136-E. 2014/974 K. Sayılı içtihadı). Somut olayda da tenfizi istenen mahkeme kararında davalıya usulüne uygun şekilde tebligat yapılarak, ihzar edildiği, davalının cevap vermediği, kendisine yargılamanın gıyabında yapılabileceğinin ihtar edildiği husunun yazılı olduğu görülmektedir. Bu durumda, tenfizi istenilen kararın, Bulgaristan kanunlarına uygun alarak verildiği ve MÖHUK’un 54. maddesinin (ç) fıkrası anlamında da tenfiz engeli bulunmadığı anlaşıldığından mahkemece davanın kabulüne karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir.Açıklanan nedenlerle;

mahkemece yabancı mahkeme ilamının tenfizine dair kararında bir isabetsizlik bulunmadığı anlaşıldığından davalı vekilinin yerinde görülmeyen istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

HÜKÜM

Yukarıda açıklanan nedenlerle: Davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, Alınması gereken 68.107,89-TL istinaf karar harcından peşin yatırılan 17.026,97‬-TL harcın mahsubu ile bakiye 51.080,92-TL harcın davalıdan alınarak Hazine'ye gelir kaydına, Davacı tarafından yapılan 50-TL istinaf yargı giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, davalı tarafından yapılan istinaf giderlerin üzerinde bırakılmasına, Gerekçeli kararın bir örneğinin taraf vekillerine tebliğine, HMK'nın 361/1. maddesi uyarınca kararın tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde temyiz yoluna başvurulabileceğine, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oy birliğiyle karar verildi.

19/10/2023

Kaynak: https://6102ttk.com/karar/63973 · sınıflandırıcı v3.2 · görünüm damgası: kmk_oncesi

Bu sitedeki içerik bilgilendirme amaçlıdır; hukuki görüş veya tavsiye değildir. Resmî metin için mevzuat.gov.tr esastır.