6102TTK Türk Ticaret Kanunu

Hatalı istifleme yükletence yapıldıysa doğan masraflardan yükleten/gönderen sorumludur

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2020/1501 E. 2021/395 K. · · İlk derece: İstanbul 17. Asliye Ticaret Mahkemesi

OnandıKesin

★ Emsal

Mahkemenin nitelemesi: Deniz ticareti

Gerekçe özeti

Konteynerin istiflenmesi ve ambalajlanması bizzat yükleten/gönderen tarafından yapılmışsa, hatalı istif veya eşyaya uygun olmayan ambalajdan kaynaklanan sızıntı ve buna bağlı aktarma/liman/sörvey masraflarından TTK 1196/3 uyarınca yükleten-gönderen sorumludur; taşıyanın kusuru bulunmadığı hallerde bu masraflar ona yüklenemez.

Ele alınan sorunlar

Hatalı istifleme nedeniyle doğan aktarma, liman ve sörvey masraflarından sorumluluk → kabul

İddia: Davalı yükleten, taşıyanın mevzuata uymadığını ve yükümlülüklerini gereği gibi ifa etmediğini, sızıntının taşıma koşullarından kaynaklanmış olabileceğini savunmuştur.

Gerekçe: TTK'nın 1196/3. maddesi uyarınca navlun sözleşmesine konu ürünlerin hatalı istiflenmesi nedeniyle yapılan masraflardan davalı gönderen/yükleten sorumludur. Somut olayda varillerin konteyner içine yüklenmesi, istiflenmesi, sabitlenmesi ve mühürlenmesi davalı yükleten tarafından yapılmış; usulüne uygun sörvey/hasar raporuna göre sızıntı, asetik asit içeren varillerin (üst sıraların ağırlığıyla alt sıranın çökmesine yol açan) istiflenmesinden kaynaklanmıştır; ambalaj da davalıca yapıldığından ambalajın eşyaya uygun olmamasından doğan zarardan da davalı sorumludur. Taşıyanın kusuru bulunmadığından aktarma, liman ve sörvey masraflarından yükleten-gönderen sorumludur.

Gerekçe kaynağı: özgün

Emsal değeri

İstiflemeyi ve ambalajı yapan yükleten/gönderenin, hatalı istiften doğan masraflardan TTK 1196/3 uyarınca sorumlu olduğu yönünden emsal değeri vardır.

Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
hatalı istifleme yükleten/gönderenin sorumluluğu navlun sözleşmesi ambalaj sorumluluğu sörvey/hasar tespiti

Atıf yapılan mevzuat: TTK — TTK 1196/3TTK 1148TTK 1185

Karar metni

Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster

11. Hukuk Dairesi         2020/1501 E.  ,  2021/395 K.

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 12. HUKUK DAİRESİ

Taraflar arasında görülen davada İstanbul 17. Asliye Ticaret Mahkemesince verilen 12.02.2018 tarih ve 2016/474 E- 2018/28 K. sayılı kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf isteminin esastan reddine dair İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi'nce verilen 23.01.2020 tarih ve 2018/927 E- 2020/84 K. sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:

Davacı vekili; davalı şirkete ait emtiaların taşımasının müvekkili şirket tarafından üstlenildiğini, taşınan konteyner muhteviyatı yükün aktarma limanında tahliye edildiğinde konteynerden sızma olduğunun görülüp survey yaptırıldığını, konteynerin havuza alınarak içinde bulunan bidonların değiştirildiğini, konteynerin değiştirilerek tekrardan Kazablanka'ya sevkedildiğini, hasar ile ilgili masrafların armatör davacı tarafından ödendiğini, davalıdan bedelinin tahsil edilmediğini, sızıntı sebebiyle müvekkili tarafından ödenmek zorunda kalınan masraflara istinaden fatura düzenlenerek davalıya gönderildiğini, davalı tarafından iadesi üzerine yeniden fatura düzenlenerek davalıya gönderildiğini, oluşan sörvey ve aktarma masraflarının davalı yükleyicinin sorumluluğunda olduğunu ileri sürerek masrafların davalıdan tahsili amacıyla İstanbul 19.

İcra Dairesinin 2016/26354 esas sayılı dosyası ile başlatılan icra takibine itirazın iptaline, takibin devamına, icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiştir.

Davalı vekili; müvekkili şirketin faaliyet konusunun aşındırıcı - yanıcı tehlikeli ürünler kapsamında olduğunu ve tehlikeli eşyanın ticaret gemileri ile taşınması hususunun Uluslararası Denizcilik Örgütü yönetmeliklerinde belirlendiğini, taşıyanın kusurlu olarak söz konusu mevzuat hükümlerine uymadığını, taşıyan tarafından yükümlülüklerin gereği gibi ifa edilmediğini, müvekkilinin yıllardır bu nevi ürünleri ihraç ettiğini ve konunun uzmanı olduğunu, tehlikeli eşyaların uzun süre bekletilmesi halinde bulunduğu varili etkileyerek sızdırma yapabileceğini, asetik asitin varillere konulduktan sonra geminin nerede, hangi şartlar altında ve ne kadar beklediğinin bilinmediğini, eşyanın bir kısmının zayi olup malın alıcısına geç ve eksik teslim edildiğini, sızıntı nedeniyle aktarma limanında havuza alındığı ve elleçleme yapılarak varillerin değiştirildiğini, istifleme ve yeniden yüklemenin yapıldığı bildiriminin gecikmiş bildirim niteliğinde olduğunu, zamanında bildirim yapılsaydı masraf ve ziya durumunun minumum düzeyde tutulabileceğini belirterek davanın reddini talep etmiştir.

Mahkemece, tüm dosya kapsamına göre; 700 varil asetik asit emtiasının konteynerin içerisine yüklenmesi, istiflenmesi, sabitlenmesi ve sayımı ile konteynerin mühürlenmesi işlemlerinin davalı yükleten tarafından yapıldığı, emtianın konteyner içine 5 kat halinde istiflenmesi nedeniyle en alt sıranın, üst sıradakilerin ağırlığından çökmesi nedeniyle sızıntının oluşup bu durumun gerek eksper gerekse bilirkişi raporundan anlaşıldığı, dolayısıyla davalının hasara ilişkin aktarma ve liman masrafları ile survey masraflarından davalının sorumlu olduğu, TTK'nın 1185. maddede zıya ve hasarın taşıyana bildiriminden bahsedilmiş olmakla davacı taşıyan tarafından taşımada oluşan sızıntı nedeniyle yapılan Liman ve sörvey gideri talebinde bildirime ilişkin söz konusu maddelerin somut olayda uygulanabilirliğinin bulunmadığı, davacı tarafından ibraz edilen konteynere ilişkin yapılan işlemlere dair faturaların sunulup harcamalarının toplamı 38.317,18 USD alacağının tespit edildiği, yapılan harcamalardan davalının yükleten-gönderen olarak sorumlu olduğu, davacının kusuru bulunmadığı gerekçesiyle davanın kabulüne, likit olmayan nedeniyle icra inkar tazminatı talebinin reddine karar verilmiş, karara karşı davalı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.

Bölge Adliye Mahkemesince, dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesinde; sızıntı; konşimentoda öngörülen taşıma süresi içerisinde meydana geldiği, ambalajlama davalı tarafından yapılmış olup, ambalajın eşyaya uygun olmamasından kaynaklanan zararlardan da davalı sorumlu olduğu, aktarma limanı kimyagerinin katılımı ile yapılan sörvay incelemesi sonucunda hasar tespit edilmiş olup, sırf davalının incelemeye katılmamış olması bu expertiz işlemini geçersiz ve usulsüz hale getirmeyeceği, TTK'nın 1148. maddesi uyarınca tehlikeli madde taşınması sırasında meydana gelen tehlikenin giderilmesi için davacının gerekli önlemleri alma yetkisi bulunmakta olup davalıya ihbarda bulunma zorunluluğu da bulunmadığı, usulüne uygun yapılan expertiz, Hasar Survey Raporuna göre sızıntı asetik asit içeren varillerin istiflenmesinden kaynaklandığı, istifleme davalı tarafından yapılmış ve davacının bundan kaynaklanan bir sorumluluğu ve kusuru bulunmadığı, davacının aktarma limanında oluşan hasara ilişkin yapılan survey, aktarma ve liman masraflarından davalı yükleten-gönderen olarak sorumlu gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir.

Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.

Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına ve 6102 sayılı TTK'nın 1196/3. maddesi uyarınca navlun sözleşmesine konu ürünlerin hatalı istiflenmesi nedeniyle yapılan masraflardan davalı gönderen/yükletenin sorumlu kılınmasında isabetsizlik bulunmamasına göre yapılan istinaf başvurusunun HMK'nın 353/b-1 maddesi uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.

SONUÇ

Yukarda açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin temyiz istemlerinin reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK'nın 370/1. maddesi uyarınca ONANMASINA, HMK'nın 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, aşağıda yazılı bakiye 5.747,67 TL temyiz ilam harcının temyiz eden davalıdan alınmasına, 25.01.2021 tarihinde kesin olarak oyçokluğuyla karar verildi.

KARŞI OY

Uyuşmazlık, Bölge Adliye Mahkemesince davalının istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesi, bu kararında temyiz incelemesi sonucunda onanması durumunda gerek Bölge Adliye Mahkemesi ve gerekse Yargıtayca hükmedilecek istinaf red harcı ile temyiz onama harcının maktu mu yoksa nisbi mi olacağına ilişkindir.

492 sayılı Harçlar Yasası'nın 2. maddesinde "Yargı işlemlerinden bu kanuna bağlı (1) sayılı tarifede yazılı olanların yargı harçlarına tabi olacağı",

(1) sayılı Tarifenin III karar ve ilam harcı başlıklı 1/a madddesinde "Konusu belli bir değerle ilgili bulunan davalarda esas hakkında karar verilmesi halinde hüküm altına alınan anlaşmazlık konusu değer üzerinden binde 68.31 oranında nisbi harç alınacağı",

1/e maddesinde de "yukarıdaki nisbetlerin Bölge Adliye Mahkemeleri, Bölge İdare Mahkemeleri, Danıştay, ve Yargıtay'ın tasdik veya işin esasını hüküm altına aldığı kararları içinde aynen uygulanacağı" düzenlenmiştir.

Bölge Adliye Mahkemelerinde işin esasını hüküm altına aldığı kararlar, ilk derece mahkemesinin yerine geçerek verdiği ve icrai kabiliyeti söz konusu olan kararlardır. Bu kararlar ise, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak 6100 sayılı HMK 353/1-b-2,3 maddelerine göre davanın kabulü veya reddi yönünde verilen kararlardır. İlk Derece Mahkemesi Kararının İstinaf incelemesi sonucunda doğru bulunarak verilen "istinaf başvurusunun esastan reddi" kararı davanın esası hakkında verilen ve işin esasına bölge adliye mahkemesince girilip verilmiş ve icra edilecek bir karar değildir. İlk Derece mahkemesi kararı geçerliliğini sürdürmektedir. Bu itibarla konusu belli bir değere ilişkin davada, davalının istinaf başvurusunun reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararı 1 sayılı Tarifenin III-1-a maddesinde ifade edilen "esas hakkında" karar niteliğinde bulunmadığından Bölge Adliye mahkemesince nisbi değil, maktu karar ve ilam harcının alınması gerekmektedir.

Başvurunun esastan reddinde, aslında davanın esasına girilmemekte, ilk derece mahkemesi kararı doğru bulunduğundan dava hakkında ayrıca karar verilmemektedir. Kanun koyucunun buradaki "esastan" ifadesini, istinaf başvurusu sırasında dilekçeye, harca, süreye vb. şekli hususlara ilişkin bir eksiklik olmaması, istinaf sebeplerinin incelenerek ilk derece kararında usul veya esas yönünden hukuka aykırılık bulunmamasıdır. (Pekcanıtez-Usul-Medeni Usul Hukukun Sh. 2270 vd)

Keza İstinaf başvurusunun reddine ilişkin karar temyiz incelemesi olmadığı için onama kararı niteliğinde de değildir.(Pekcanıtez-Atalay-Özekes Sh. 583, Konuralp, Uluslararası Toplantı Sh. 260, Özekes-100 soruda İstinaf ve Temyiz sh.

99)

1) Sayılı Tarifenin III-1-e maddesi tasdik (onama) edilen kararlar için nisbi karar ve ilam harcı alınacağını düzenlemiş olduğundan Bölge Adliye Mahkemesinin kararı niteliğine göre nisbi karar ve ilam harcına hükmedilmesi mümkün olmayıp bu nedenle de maktu harç alınmalıdır.

Aksi düşüncenin kabulü T.C. Anayasası'nın 73/3 maddesindeki "Vergi, resim, harç ve benzeri mali yükümlülüklerin kanunla konulacağı, değiştirileceği veya kaldırılacağına" ilişkin temel hükme de aykırılık teşkil edecektir ki vergi ve harç yükümlülüğü konusunda kıyas veya yorum yoluyla yükümlülük getirilmesi mümkün değildir.

Somut uyuşmazlıkta, nisbi değere tabi bulunan davada, davanın kabulüne ilişkin ilk derece mahkemesi kararı aleyhinde davalı tarafça istinaf kanun yoluna başvurulmuş olup, Bölge Adliye Mahkemesince davalının istinaf başvurusunun esastan reddine ve nisbi karar ve ilam harcının davalıdan tahsiline karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı hükmedilen karar ve ilam harcı yönünden yukarıda açıklanan yasal düzenlemelere aykırılık teşkil etmektedir.

Diğer taraftan davalı, istinaf başvurusunun esastan reddi kararını temyiz etmiş olup, red kararının temyiz incelemesi sonucunda alınması gereken onama harcı (1) sayılı Tarifenin 2.a maddesi gereğince Bölge Adliye Mahkemesi Kararına, alınan harcın niteliğine göre maktu olmalıdır.

Bu halde, Bölge Adliye Mahkemesi kararındaki nisbi karar ve ilam harcının maktu karar ve ilam harcı olarak düzeltilmesi suretiyle HMK 370/1. maddesi gereğince kararın onanması, Daire onama ilamında da nisbi yerine maktu onama harcına hükmedilmesi gerekirken karar ve ilam harçları konusunda yanılgılı değerlendirme sonucu yazılı şekilde karar verilmesine ilişkin sayın çoğunluk görüşüne katılamıyorum.

Kaynak: https://6102ttk.com/karar/638888700 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz

İncelenen istinaf kararı — İst. BAM 12. HD

Bu Yargıtay 11. HD kararı, aşağıdaki İstinaf Dairesi kararının temyiz incelemesidir. Temyiz sonucu: Onandı

İstanbul BAM 12. Hukuk Dairesi · 2018/927 E. 2020/84 K.

Mühürlü konteynerde taşıyanın istifden sorumsuzluğu ve masraf tahsili

Gerekçe özeti

Konşimentoda "Shipper's Stow, Load, Count and Seal" kaydı bulunan mühürlü konteynerde eşyanın istiflenmesi, sabitlenmesi ve mühürlenmesi yükleyici/gönderen tarafından yapılmışsa, taşıyanın bu işlemlere müdahale ve kontrol imkânı bulunmadığından sorumluluğu konteynerin gemiye usulüne uygun yüklenmesine nezaret etmekle sınırlıdır; istiften kaynaklanan sızıntı/hasardan yükleyici sorumludur. TTK 1185 uyarınca ziya/hasar bildirimi ve incelemenin tarafların katılımıyla yapılması gerekliliği, tarafın katılmamış olması ekspertizi geçersiz kılmaz ve tehlikeli madde taşımasında TTK 1148 gereği taşıyanın önlem alma yetkisi bulunduğundan taşıyanın ayrıca ihbar yükümlülüğü yoktur.

Emsal değeri

Mühürlü ve 'Shipper's Stow, Load, Count and Seal' kaydını taşıyan konteyner taşımalarında taşıyanın istif/sabitleme/mühürleme işlemlerinden sorumlu tutulamayacağı ve TTK 1185'teki bildirim usulünün tarafların katılımını zorunlu kılmadığı yönündeki değerlendirme, benzer deniz ticareti uyuşmazlıklarında bölgesel ikna edici emsal niteliği taşımaktadır.

Kavramlar: konişmento Shipper's Stow, Load, Count and Seal kaydı FCL/FCL kaydı Free In Free Out kaydı gemi ve yük alacaklılığı itirazın iptali survey/ekspertiz raporu taşıyanın gözetim yükümlülüğü tehlikeli madde taşınması

İstinaf (12. HD) kararının tam metni

T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
12. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO 2018/927

KARAR NO 2020/84

TÜRK MİLLETİ ADINA

İSTİNAF KARARI

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ İSTANBUL 17. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ 12/02/2018

NUMARASI 2016/474 Esas 2018/28 Karar

DAVA

İtirazın İptali (Gemi Ve Yük Alacaklılığından Kaynaklanan)

İSTİNAF KARAR TARİHİ 23/01/2020

Davanın kabulüne ilişkin hükmün davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;

DAVA

Davacı vekili ; davalı şirkete ait emtiaların taşımasının müvekkili şirket tarafından üstlenildiğini, taşınan konteyner muhteviyatı yükün aktarma limanında tahliye edildiğinde konteynerden sızma olduğunun görülüp survey yaptırıldığını ve konteynerin havuza alınarak içinde bulunan bidonların değiştirildiğini ve son olarak da konteynerin değiştirilerek tekrardan Kazablanka'ya sevkedildiğini, hasar ile ilgili masrafların armatör davacı tarafından ödendiğini, davalıdan bedelinin tahsil edilmediğini, sızıntı sebebiyle müvekkili tarafından ödenmek zorunda kalınan masraflara istinaden fatura düzenlenerek davalıya gönderildiğini, davalı tarafından iadesi üzerine yeniden fatura düzenlenerek davalıya gönderildiğini, oluşan sörvey ve aktarma masraflarının davalı yükleyicinin sorumluluğunda olduğunu,masrafların davalıdan tahsili amacıyla İstanbul ...

İcra Dairesinin ... esas sayılı dosyası ile başlatılan icra takibine davalının itirazı ile takibin durduğunu belirterek, itirazın iptaline,takibin devamına, icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiştir.

CEVAP

Davalı vekili cevap dilekçesinde; müvekkili şirketin faaliyet konusunun aşındırıcı - yanıcı tehlikeli ürünler kapsamında olduğunu ve tehlikeli eşyanın ticaret gemileri ile taşınması hususunun Uluslararası Denizcilik Örgütü yönetmeliklerinde belirlendiğini, taşıyanın kusurlu olarak söz konusu mevzuat hükümlerine uymadığını, taşıyan tarafından yükümlülüklerin gereği gibi ifa edilmediğini, müvekkilinin yıllardır bu nevi ürünleri ihraç ettiğini ve konunun uzmanı olduğunu, tehlikeli eşyaların uzun süre bekletilmesi halinde bulunduğu varili etkileyerek sızdırma yapabileceğini, asetik asitin varillere konulduktan sonra geminin nerede, hangi şartlar altında ve ne kadar beklediğinin bilinmediğini, eşyanın bir kısmının zayi olup malın alıcısına geç ve eksik teslim edildiğini, sızıntı nedeniyle aktarma limanında havuza alındığı ve elleçleme yapılarak varillerin değiştirildiğini, istifleme ve yeniden yüklemenin yapıldığı bildiriminin gecikmiş bildirim niteliğinde olduğunu, zamanında bildirim yapılsaydı masraf ve ziya durumunun minumum düzeyde tutulabileceğini, 3 ay boyunca eşyanın akıbetine yanıt arandığını belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

Mahkemece; 700 varil asetik asit emtiasının konteynerin içerisine yüklenmesi, istiflenmesi , sabitlenmesi ve sayımı ile konteynerin mühürlenmesi işlemlerinin davalı yükleten tarafından yapıldığı, mühürlü konteynerde kaptanın konteynerin dış görünümü itibariyle nezaret yükümlülüğü olabileceği, emtianın konteyner içine 5 kat halinde istiflenmesi nedeniyle en alt sıranın, üst sıradakilerin ağırlığından çökmesi nedeniyle sızıntının oluşup bu durumun gerek eksper gerekse bilirkişi raporundan anlaşıldığı, dolayısıyla davalının hasara ilişkin aktarma ve liman masrafları ile survey masraflarından davalının sorumlu olduğu, TTK 1185.maddede zıya ve hasarın taşıyana bildiriminden bahsedilmiş olmakla davacı taşıyan tarafından taşımada oluşan sızıntı nedeniyle yapılan Liman ve sörvey gideri talebinde bildirime ilişkin söz konusu maddelerin somut olayda uygulanabilirliğinin bulunmadığı, davacı tarafından ibraz edilen konteynere ilişkin yapılan işlemlere dair faturaların sunulup harcamalarının toplamı 13.927,92 -euroya gemi acentesinin 20.695-euro tutarındaki faturası eklenerek hasar miktarının 34.622,92-euro olarak hesaplandığı, davacının 38.317,18 -usd alacağının tespit edildiği, yapılan harcamalardan davalının yükleten-gönderen olarak sorumlu olduğu, davacının kusuru bulunmadığı gerekçesiyle davanın kabulüne,likit olmayan nedeniyle icra inkar tazminatı talebinin reddine karar verilmiştir.

İSTİNAF SEBEPLERİ

Davalı vekili; yeniden bilirkişi incelemesi yapılması talebinin reddedildiğini, eksik inceleme ile karar verildiğini, taşıyanın, yükün kaybından, zarar görmesinden ve teslimatının gecikmesinden sorumlu olduğunu, tehlikeli eşya vasfını haiz olan malların uzun süre bekletilmesi halinde sızma yapıp yapmayacağı belirlendikten sonra sorumluluğunun belirlenmesi gerektiği halde bu konuda hiçbir inceleme yapılmadığını, survey raporunun davacı tarafından hazırlatıldığı, raporu hazırlayanın kimliğinin belirli olmadığını, akrediteye uygun olmadığını, teslim limanında farkedildiği iddia edilen sızıntının yüklemeden mi yoksa yolda meydana gelen aksaklıktan mı olduğunun tespiti gerektiğini, müvekkilinin malı teslimiyle sorumluluğunun sona erdiğinin göz önünde bulundurulması gerektiğini, zarar meydana geldiğinde müvekkiline bildirilmesi halinde zararın azaltılabileceğini , müvekkilinin ısrarlı taleplerine rağmen malın akıbetinin bildirilmediğini, bu durumun sorumluluk hesabında dikkate alınmadığını, TTK 1066.maddesi gereğince ihbar yapılmadığını, davacı şirket tarafından yapılan masrafların sürüm değerinde olmadığını, konişmentoda “Shipper’s stow, load, count and seal” kaydı yer alsa dahi taşıyanın sorumluluğunun devam ettiğini, kararın kaldırılarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

GEREKÇE

Dava; konteyner içerisinde gemi ile taşınan emtiada meydana gelen sızıntı nedeniyle yolculuk sırasında yapılan masrafların tahsili için başlatılan icra takibine itirazın iptali istemine ilişkindir. Davacı tarafından 12.11.2014 tarihinde düzenlenenn ... no.lu konişmento uyarınca davalı yükleyen/gönderen " tarafından Fas Casablanca'da yerleşik alıcı dava dışı şirkete gönderilmek üzere 700 varilde brüt 24.010-kg. "ASETİK ASİT " emtiası ... no.lu kapalı konteyner içerisine istiflendikten sonra, 12.11.2014 tarihinde İstanbul Ambarlı limanında ... isimli konteyner gemisine yüklenerek varış yeri olan Casablanca limanına sevk edildiği anlaşılmaktadır. Davalı, davacı taşıyanın eşyanın taşınması sırasında gözetim sorumluluğu bulunması nedeniyle yüklerin kaybından, zarar görmesinden ,sorumlu olduğunu, hasarın kendisine geç bildirildiğini ve kendisini hazır bulunmaksızın yapılan hasar tespiti sonucu düzenlenen sörvey raporunun usulüne uygun olmadığını ve talep edilen masrafların sürüm bedeli olmadığını yine tehlikeli eşyaların uzun süre bekletilmesi halinde sızdırma yapabileceğini hususunun bilirkişi tarafından tespit edilmediğini iddia etmektedir.

Taraflar arasındaki taşıma sözleşmesi uyarınca düzenlenen konşimento üzerindeki “FCL /FCL" kaydından konteynerin tümünün yükleyici davalı tarafından yüklendiğini ve yine tek bir alıcıya (...) sevk edildiği "Free In Free Out" kaydının ise, konteynerin yükleme ve tahliye ücretlerinin navluna dahil edilmemiş olduğu "Shıpper's Stow, Load Count And Seal" kaydından taşıması yapılan emtianın konteyner içerisinde yüklenmesi , istifi lashingi ( sabitlenmesi), sayımı ve konteynerin mühürlenmesi işlemlerinin bizzat yükleyici davalı tarafından yapıldığı anlaşılmaktadır.Buna göre taşıyan davacının mühürlü konteyner içindeki istif ve leasingi kontrol etmesi mümkün olmadığından davacı taşıyan mühürlü konteyner içerisindeki ambalajlamaya müdahale edemeyecektir.

Taşıyan'ın sorumluluğu konteynerin gemiye usulüne uygun yüklenmesine nezaret etmek ile sınırlı olacaktır. Konteynerin, aktarma limanı olan Cagliari Limanı'nda sızıntı yaptığı görülmesi üzerine konteyner Limandaki sızıntı havuzuna alınmış ve yapılan inceleme sonucunda Hasar Survey Raporunda sızıntının asetik asit içeren varillerin istiflenmesinden kaynaklandığı ve taşımanın bu şekilde gerçekleşemeyeceği tespit edilmesi üzerine söz konusu asetik asit emteası, başka varillerin içerisine aktarılmış ve yine başka bir konteynere yükleme yapılarak varma limanına taşınmıştır. Sızıntı; konşimentoda öngörülen taşıma süresi içerisinde meydana gelmiştir. Taşınan eşya uzun süre bekletilmemiştir. Ambalajlama davalı tarafından yapılmış olup, ambalajın eşyaya uygun olmamasından kaynaklanan zararlardan da davalı sorumlu tutulacaktır.

TTK'nun 1185. maddesinde taşıma sırasında meydana gelen ziya ve hasarın taşıyana bildirimi ve tarafların katılımıyla eşyanın incelenmesi ya da expertiz incelemesi yapılması halinde ihbara gerek olmadığı ilişkin düzenleme uyarınca deniz taşımasına ilişkin yapılacak tespit ya da expertiz incelemesinin muhakkak tarafların hazır bulunduğu halde yapılması gerektiği, aksi halde geçersiz ya da usulsüz olacağı yönünde bir sonuç çıkarılamaz. Somut olayda davacı taşıyan tarafından taşımada oluşan sızıntı nedeniyle yapılan masrafları yönünden uygulanma ihtimali bulunmamaktadır. Aktarma Limanı kimyagerinin katılımı ile yapılan sörvay incelemisi sonucunda hasar tespit edilmiş olup, sırf davalının incelemeye katılmamış olması bu expertiz işlemini geçersiz ve usulsüz hale getirmez.

TTK 1148. maddesi uyarınca tehlikeli madde taşınması sırasında meydana gelen tehlikenin giderilmesi için davacının gerekli önlemleri alma yetkisi bulunmakta olup davalıya ihbarda bulunma zorunluluğu da bulunmamaktadır.Buna göre usulüne uygun yapılan expertiz, Hasar Survey Raporuna göre sızıntı asetik asit içeren varillerin istiflenmesinden kaynaklanmıştır.İstifleme davalı tarafından yapılmış ve davacının bundan kaynaklanan bir sorumluluğu ve kusuru bulunmamaktadır. Davacının aktarma limanında oluşan hasara ilişkin yapılan survey, aktarma ve Liman masraflarından davalı yükleten-gönderen olarak sorumludur. Bu durumda benimsenen bilirkişi raporunda exper raporu ile uyumlu usulüne uygun olarak tespit edilen davacının sızıntı nedeniyle yaptığı konteyner (sızıntı yapan konteyner ile emtianın aktarıldığı konteyner )olarak yapılan giderlere ilişkin işlemler ve acente tarafından yapıldığı tespit edilen harcama tutarlarının davalıdan tahsiline karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmamaktadır.Açıklanan nedenlerle istinaf sebepleri yerinde görülmeyen davalı vekilinin istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir.

HÜKÜM

Yukarıda açıklanan nedenlerle: Davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK 'nun 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, Alınması gereken 7.663,62- TL istinaf karar harcından davalı tarafından peşin yatırılan 1.916- TL harcın mahsubu ile bakiye 5.747,62- TL harcın davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına, Davalı tarafından yapılan istinaf yargı giderlerinin üzerinde bırakılmasına, hükümden sonra davacı yan gider avansından karşılanan 6,50-TL posta masrafının davalıdan alınarak davacıya verilmesine, Gerekçeli kararın bir örneğinin taraf vekillerine tebliğine, HMK 'nun 361/1. maddesi uyarınca kararın tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde temyiz yoluna başvurulabileceğine, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oy birliğiyle karar verildi.23/01/2020

Bu sitedeki içerik bilgilendirme amaçlıdır; hukuki görüş veya tavsiye değildir. Resmî metin için mevzuat.gov.tr esastır.