Menfi tespit
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2020/3558 E. 2021/509 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
yetki belgesi↗ borç ikrarı↗ kabul beyanı↗ imza incelemesi↗ ciranta↗ ihtisas mahkemesi↗ ikrar↗ tespit davası↗ havale↗ yetki↗ çek↗ taşıyan↗ menfi tespit↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece bozma ilamına uyularak yapılan yargılamaya ve benimsenen bilirkişi raporuna göre, Konya 8. İcra Müdürlüğü'nün 2002/4719 esas sayılı takip dosyasına tarihsiz dilekçe ile davacı ... vekilleri tarafından takibe konu borcun kabulüne ilişkin dilekçe sunulduğu, Adli Tıp Fizik İhtisas Dairesi Başkanlığı tarafından ilgili mal beyanına ve borcun kabulüne ilişkin dilekçedeki imzaların ... vekillerine ait olmadığının tespit edildiği bu nedenle dilekçe içeriğinin davacı ... yönünden bağlayıcı olmadığı, takibe ve davaya konu 31/06/2001 tarihli çekteki ciranta imzasının davacı ...'e ait olup olmadığının tespiti için davaya konu çek aslının temini için yapılan araştırmalara rağmen çek aslının bulunamadığı, Konya 2. Ağır Ceza Mahkemesi'nin 2004/62 esas sayılı dosyasında 13/11/2006 tarihli bilirkişi raporu ile davaya konu çekte yer alan ciranta imzasının davacı ...'e ait olmadığının tespit edildiği, çek aslının temin edilememesi nedeniyle yeni bir imza incelemesi yaptırılmasının mümkün olmadığı bu nedenle 13/11/2006 tarihli bilirkişi raporuna itibar edilerek davacı ... bakımından menfi tespit davasının kabulüne,davacı ... ve davacı ...'ün davaları yönünden yeniden hüküm tesisine yer olmadığına karar verilmiştir.
Karar, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava icra takibine konu 1 adet çekten dolayı borçlu olmadığının tespiti istemine ilişkindir. Yargıtay (Kapatılan) 19. Hukuk Dairesi’nin 2013/1823 esas ve 2013/6954 karar sayılı ve 16/04/2013 tarihli ilamında belirtildiği üzere, icra dosyasında davacı borçlu ... vekilleri Av. ... ve Av. ... imzasını taşıyan mal beyanı dilekçesinde açıkça borcu kabul beyanları bulunmaktadır. Mahkemece bozma ilamından sonra alınan bilirkişi raporunda dilekçe altındaki imzaların borçlu vekillerine ait olmadığı tespit edilerek yazılı şekilde karar verilmiş ise de aynı bilirkişi raporunda 14/11/2007 havale tarihli yetki belgesindeki imza ile ...'ın mukayese imzaları arasında ise uygunluk ve benzerlikler saptandığından söz konusu imzanın ... eli ürünü olduğu tespit edilmiştir. 18.06.2008 tarihli duruşmada beyanı alınan davalı borçlu vekili ..., 3 adet mal beyanı ve borç ikrarını içeren dilekçelerdeki ismi altındaki imzanın kendisine ait olduğunu kabul etmiş olup bu durumda artık söz konusu dilekçeler altındaki imzanın borçlu davalılar vekiline ait olduğu kabul edilmelidir. Av. ... tarafından da Av. ...’a 14/11/2007 havale tarihli yetki belgesi ile yetki verildiğinden ... imzasının bulunduğu dilekçelerdeki borcu kabul beyanı davacıları bağlar. Bu nedenle mahkemece borcun kabul edilmesi nedeniyle davanın reddine karar verilmesi gerekirken yanılgılı gerekçeyle yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2024/1683 E. 2024/2893 K.
Ortak:yetki belgesi · borç ikrarı · kabul beyanı · imza incelemesi · ciranta · ikrar · tespit davası · havale · Menfi tespit
İncelediğiniz karardaAv. ... tarafından da Av. ...’a 14/11/2007 «havale» tarihli «yetki belgesi» ile yetki verildiğinden ... imzasının bulunduğu dilekçelerdeki borcu «kabul beyanı» davacıları bağlar.
Ağır Ceza Mahkemesi'nin 2004/62 esas sayılı dosyasında 13/11/2006 tarihli bilirkişi raporu ile davaya konu çekte yer alan «ciranta» imzasının davacı ...'e ait olmadığının tespit edildiği, «çek» aslının temin edilememesi nedeniyle yeni bir «imza incelemesi» yaptırılmasının mümkün olmadığı bu nedenle 13/11/2006 tarihli bilirkişi raporuna itibar edilerek davacı ... bakımından «menfi tespit» davasının kabulüne,davacı ... ve davacı ...'ün davaları yönünden yeniden hüküm tesisine yer olmadığına karar verilmiştir.
18.06.2008 tarihli duruşmada beyanı alınan davalı borçlu vekili ..., 3 adet mal beyanı ve «borç ikrarını» içeren dilekçelerdeki ismi altındaki imzanın kendisine ait olduğunu kabul etmiş olup bu durumda artık söz konusu dilekçeler altındaki imzanın borçlu davalılar vekiline ait olduğu kabul edilmelidir.
Benzer bu karardaAv. ... tarafından da Av. ...’a 14/11/2007 «havale» tarihli «yetki belgesi» ile yetki verildiğinden ... imzasının bulunduğu dilekçelerdeki borcu «kabul beyanı» davacıları bağlar.
18.06.2008 tarihli duruşmada beyanı alınan davalı borçlu vekili ..., 3 adet mal beyanı ve «borç ikrarını» içeren dilekçelerdeki ismi altındaki imzanın kendisine ait olduğunu kabul etmiş olup bu durumda artık söz konusu dilekçeler altındaki imzanın borçlu davalılar vekiline ait olduğu kabul edilmelidir.
… atfen yer alan imzanın Adli Tıp Kurumu Fizik İhtisas Dairesi Adli Belge İnceleme Şubesi 24.08.2017 tarihli raporu ile Av. ...'a ait olmadığı tespit edildiğinden, bu «borç ikrarını» içerir dilekçenin davacı ... yönünden bağlayıcı olmadığı kabul edilmelidir.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Bozma ↔ benzerinde Kısmen bozma🔶 iki emsal
Farklı:kıymet takdiri · çelişkili davranış yasağı · takip talebi · borca itiraz · ödeme emri · icazet · borçlu olunmadığının tespiti · menfi tespit davası
Benzer bu karardaHukuk Genel Kurulunda yapılan görüşmeler sırasında; icra dosyasında yer alan «takip talebi» ve «ödeme emrinin» düzenlenme tarihi 01.07.2002 olup, dava dilekçesine ekli davacı vekili Av. ...'ın davacı ...’ün vekili olduğunu gösteren vekâletnamenin ise 17.05.2001 tarihli olduğu, buna göre her ne kadar Av. ... yargılama aşamalardaki beyanlarında icra dosyasında davacı ...'ü «temsilen» vekâletnamenin icra dosyasında bulunmadığını ve adı geçen davacının vekili olmadığını ileri sürmüş ise de, eldeki dava davacı hakkında başlatılan kambiyo senetlerine özgü «haciz» yoluyla icra takibinden kaynaklanan «menfi tespit davası» olduğundan, eldeki dava dosyasında yer alan vekâletnamenin icra dosyasında geçerli olmadığını ileri sürmenin dava dosyası ile icra dosyası birbiriyle bağlantılı olduğundan «çelişkili davranış yasağına» aykırılık oluşturacağı, mahkemece Özel Daire bozma kararına uyularak yapılan yargılama sonucunda verilen ikinci kararda, davacı ... tarafından bizzat verilen 30.09.2002 tarihli dilekçede borç ile bir ilgisinin bulunmadığının açıkça belirtildiği vurgulanmış ise de, beyanda bulunan kişi dava ve icra takibiyle ilgisi olmayan 1952 doğumlu ... olup, eldeki davada davacı olan ... ise 1950 doğumlu olup, bu hususların icra dosyasında açıkça belirtildiği, her ne kadar Av. ... dava konusu icra dosyasında davacı ...’ün vekili olmadığını ve buna ilişkin bir vekâletnamenin dosyada bulunmadığını iddia etse de, bu icra dosyasında; Av. ...’ın davacı-borçlu ... vekili olarak 25.11.2002 tarihli dilekçeyle Konya İcra Mahkemesi nezdinde «kıymet takdirine» itiraz ettiği; 02.08.2003 tarihli dilekçeyle de icra takibi konusu alacakla ilgili olarak imza inkârına dayalı «borca itirazda» bulunduklarını iddia ederek satışın durdurulması talebinde bulunduğu anlaşılmakta olup, davacı- borçlu asıl ...'ün bu işlemlere karşı herhangi bir itirazı da bulunmadığından, «yetki» belgesindeki imzanın Av. ...’a ait olduğu bilirkişi raporuyla sabit olduğu dikkate alındığında Av. ...’a daha sonradan verilen «yetki belgesi» ile daha önceden davacılar adına yapmış olduğu tüm işlemlere «icazet» verildiğinden, Av. ... tarafından verilen mal beyanı dilekçesindeki beyanlar davacı ...’ü bağlayacağı ve onun aleyhine sonuç doğuracağı, başka bir deyişle; davacı ... ile vekili Av. ... arasında geçerli bir vekâlet ilişkisi kurulduğunu kabul etmek gerektiği, bu hususlara ilâveten dava dosyasında yer alan vekâletnamede vekilin davayı kabul ve tevkil gibi yetkileri bulunmakta olup, borcu kabulün de davayı kabul yetkisi içinde değerlendirilmesi gerektiği, bu nedenlerle «direnme» kararının bozulması gerektiği görüşü ileri sürülmüş ise de bu görüş yukarıda açıklanan nedenlerle Kurul çoğunluğunca benimsenmemiştir.
D.Hukuk Genel Kurulu Kararı Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 14.06.2023 tarih, 2022/11-455 E. ve 2023/618 K. sayılı ilâmı ile; ".... eldeki dava, takip konusu çekte «keşideci» (...) ve «ciranta» (... ve ...) konumunda bulunan davalılar hakkında başlatılan kambiyo senetlerine özgü «haciz» yoluyla icra takibi yönünden «borçlu olunmadığının tespiti» istemine ilişkin olup, Konya 8.
… dosyasında davacı takip borçlusu ... tarafından Av. ... ile Av. ...'a verilen bir vekaletnâme bulunmadığı gibi, davacı ... tarafından avukatlarca yapılan işlemlere «icazet» edildiğine ilişkin bir beyanda bulunulmadığı anlaşılmaktadır.
Avukatın icra dosyasında işlem yapabilmesi için vekâletname «ibraz» etmesi zorunlu olup, avukat tarafından vekâletname ibraz edilmeden yapılan işlemlere asılın «icazet» göstermemesi hâlinde bu işlemler «geçersiz» olacaktır.
-
Kararın Yargıtayca incelenmesi
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2013/10567 E. 2014/920 K.
Ortak:imza incelemesi
İncelediğiniz karardaAğır Ceza Mahkemesi'nin 2004/62 esas sayılı dosyasında 13/11/2006 tarihli bilirkişi raporu ile davaya konu çekte yer alan «ciranta» imzasının davacı ...'e ait olmadığının tespit edildiği, «çek» aslının temin edilememesi nedeniyle yeni bir «imza incelemesi» yaptırılmasının mümkün olmadığı bu nedenle 13/11/2006 tarihli bilirkişi raporuna itibar edilerek davacı ... bakımından «menfi tespit» davasının kabulüne,davacı ... ve davacı ...'ün davaları yönünden yeniden hüküm tesisine yer olmadığına karar verilmiştir.
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma, benimsenen bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, «imza incelemesi» ile senet altındaki imzanın davacı ... eli ürünü olduğunun tespit edildiği, davacının senede konu borcu ödediğini yazılı delille kanıtlayamadığı, davacı ...'ün açtığı davayı takip etmediği gerekçesiyle, davacı ... yönünden davanın reddine, diğer davacı yönünden «davanın açılmamış sayılmasına» karar verilmiştir.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Bozma ↔ benzerinde Kısmen bozma🔶 iki emsal
Farklı:davanın açılmamış sayılması · açılmamış sayılma
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma, benimsenen bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, «imza incelemesi» ile senet altındaki imzanın davacı ... eli ürünü olduğunun tespit edildiği, davacının senede konu borcu ödediğini yazılı delille kanıtlayamadığı, davacı ...'ün açtığı davayı takip etmediği gerekçesiyle, davacı ... yönünden davanın reddine, diğer davacı yönünden «davanın açılmamış sayılmasına» karar verilmiştir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2020/3558 E. , 2021/509 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ TİCARET MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada Konya 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nce bozmaya uyularak verilen 21/02/2019 tarih ve 2014/1185-2019/132 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesinin davalı vekili tarafından istenildiği ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacılar vekili, davalı tarafından davacılardan ... aleyhine girişilen takibe müsnet çekteki imza ve yazının ...’e ait olmadığını, davacının davalıya herhangi bir borcunun bulunmadığını, takibin diğer davacılar Hasan ve ... yönünden de iptalinin gerektiğini zira yapılan sahtecilikle çekin kambiyo vasfını yitirdiğini, çekin ön yüzünden anlaşılacağı üzere davalı ...' ın çeki dava dışı şirket Söz-Pa AŞ' ye keşide ettiğini ancak özellikle sahte imzayla borçlandırılmaya çalışılan ...' e müracaat edebilmek için lehtar kısmının karalandığını, söz konusu parafın ...' e ait olmadığını belirterek, davacıların borçlu olmadığının tespitine, müsnet çekten dolayı davalının diğer davacılar keşideci ... ile ciranta ...' e de müracaat kabiliyetinin olmadığının tespitine ve takibin ayrı ayrı iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davanın öncelikle görevli mahkeme icra mahkemesi olduğundan görev yönünden reddine karar verilmesini, esasa ilişkin olarak ise, davacılardan ...' ün takip konusu çekte bulunan cirosuna karşılık imza itirazında bulunmasının kötüniyetli ve haksız olduğunu, ödeme emrinin borçlulara tebliğ edildiğini, davacı borçluların mal beyanı dilekçelerinde takip konusu borcu kabul ettiklerini ve en kısa zamanda ödeyeceklerini beyan ettiklerini, buna rağmen dava açmalarının ve borçlu bulunmadıklarını ileri sürmelerinin kötüniyetlerini gösterdiğini, borcu kabul eden bir borçlunun çekin çek vasfında olmadığının tespitini istemekte hukuki yararının bulunmadığından davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Mahkemece bozma ilamına uyularak yapılan yargılamaya ve benimsenen bilirkişi raporuna göre, Konya 8. İcra Müdürlüğü'nün 2002/4719 esas sayılı takip dosyasına tarihsiz dilekçe ile davacı ... vekilleri tarafından takibe konu borcun kabulüne ilişkin dilekçe sunulduğu, Adli Tıp Fizik İhtisas Dairesi Başkanlığı tarafından ilgili mal beyanına ve borcun kabulüne ilişkin dilekçedeki imzaların ... vekillerine ait olmadığının tespit edildiği bu nedenle dilekçe içeriğinin davacı ... yönünden bağlayıcı olmadığı, takibe ve davaya konu 31/06/2001 tarihli çekteki ciranta imzasının davacı ...'e ait olup olmadığının tespiti için davaya konu çek aslının temini için yapılan araştırmalara rağmen çek aslının bulunamadığı, Konya 2.
Ağır Ceza Mahkemesi'nin 2004/62 esas sayılı dosyasında 13/11/2006 tarihli bilirkişi raporu ile davaya konu çekte yer alan ciranta imzasının davacı ...'e ait olmadığının tespit edildiği, çek aslının temin edilememesi nedeniyle yeni bir imza incelemesi yaptırılmasının mümkün olmadığı bu nedenle 13/11/2006 tarihli bilirkişi raporuna itibar edilerek davacı ... bakımından menfi tespit davasının kabulüne,davacı ... ve davacı ...'ün davaları yönünden yeniden hüküm tesisine yer olmadığına karar verilmiştir.
Karar, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava icra takibine konu 1 adet çekten dolayı borçlu olmadığının tespiti istemine ilişkindir. Yargıtay (Kapatılan) 19. Hukuk Dairesi’nin 2013/1823 esas ve 2013/6954 karar sayılı ve 16/04/2013 tarihli ilamında belirtildiği üzere, icra dosyasında davacı borçlu ... vekilleri Av. ... ve Av. ... imzasını taşıyan mal beyanı dilekçesinde açıkça borcu kabul beyanları bulunmaktadır. Mahkemece bozma ilamından sonra alınan bilirkişi raporunda dilekçe altındaki imzaların borçlu vekillerine ait olmadığı tespit edilerek yazılı şekilde karar verilmiş ise de aynı bilirkişi raporunda 14/11/2007 havale tarihli yetki belgesindeki imza ile ...'ın mukayese imzaları arasında ise uygunluk ve benzerlikler saptandığından söz konusu imzanın ...
eli ürünü olduğu tespit edilmiştir.
18. 06.2008 tarihli duruşmada beyanı alınan davalı borçlu vekili ..., 3 adet mal beyanı ve borç ikrarını içeren dilekçelerdeki ismi altındaki imzanın kendisine ait olduğunu kabul etmiş olup bu durumda artık söz konusu dilekçeler altındaki imzanın borçlu davalılar vekiline ait olduğu kabul edilmelidir. Av. ... tarafından da Av. ...’a 14/11/2007 havale tarihli yetki belgesi ile yetki verildiğinden ... imzasının bulunduğu dilekçelerdeki borcu kabul beyanı davacıları bağlar. Bu nedenle mahkemece borcun kabul edilmesi nedeniyle davanın reddine karar verilmesi gerekirken yanılgılı gerekçeyle yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiştir.
SONUÇ
Yukarıda açıklanan nedenlerle hükmün BOZULMASINA, ödediği peşin temyiz harcının isteği halinde temyiz eden davalıya iadesine, 27.01.2021 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/638782300 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz