Alacak
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2019/3278 E. 2021/806 K. ·
Kısmen onandı, kısmen bozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
ödeme savunması↗ franchise sözleşmesi↗ bedel iadesi↗ ortaklar kurulu kararı↗ hisse devir sözleşmesi↗ sebepsiz zenginleşme↗ istirdat↗ geçersizlik↗ taahhütname↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece, bozma ilamına uyularak alınan bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, 106.000 USD’nin faizi ile birlikte davalıdan tahsiline dair verilen kararın davalı vekilince temyizi üzerine karar Dairemizce onanmıştır.
Davalı vekili, bu kez karar düzeltme isteminde bulunmuştur.
1- Dosyadaki delillere, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davalı vekilinin HUMK 440. maddesinde sayılan hallerden hiç birisini ihtiva etmeyen ve yerinde görülmeyen aşağıdaki bent dışındaki sair karar düzeltme itirazlarının reddine karar verilmiştir.
2- Dava, harici şirket ortaklığı sebebiyle verilen bedelin istirdadı istemine ilişkindir.
Davacı vekili, müvekkilinin davalının franchise sözleşmesiyle işlettiği üç adet restorana haricen ortak olduğunu, bu uğurda bir takım ödemeler yaptığını, daha sonra tarafların verdikleri paraların iadesi ile ortaklığın bitirilmesinin kararlaştırıldığını, ancak davalının borcunu ödemediğini ileri sürerek 106.000 USD’nin istirdadını talep etmiştir.
Davalı vekili savunmasında, taraflar arasında yapılan sözleşmelerin batıl olduğunu, böyle bir sözleşmeye dayalı olarak talepte bulunulamayacağını, davacının müvekkiline ödediği bedelin ise iade edildiğini savunarak davanın reddini talep etmiştir.
Davalının ABD Illionis eyaletinde üç adet restoranı franchise ile işlettiği ... Inc. İsimli şirkete, 28.11.2006 tarihli sözleşme ile davacının 01.10.2005 tarihinden itibaren geçerli olmak üzere 1/3 oranında, dava dışı ...1/3 oranında ve davalı ... 1/3 oranında ortak olacağının kabul edildiği, şirkete ortak olacak kişilerin toplamda 150.000 USD ödedikleri, restoranlar için de 01.10.2005 tarihi itibariyle toplam borcun 666.000 USD olduğu hükümlerinin yer aldığı görülmektedir.
Davacı ile davalı arasında imzalanan 13.10.2007 tarihli sözleşme ile davacının ... Inc. Şirketinde sahip olduğu 1/3 hissenin davalıya devrine mukabil, davalının davacıya toplamda 106.000 USD ödemeyi taahhüt ettiği anlaşılmaktadır.
Dairemizin uyulan bozma ilamı doğrultusunda, Mahkemece, alınan bilirkişi raporuna istinaden, taraflar arasındaki hukuki ilişkiye uygulanması gerekli maddi hukukun ABD Illionis Eyaletinde geçerli maddi hukuk olduğuna ilişkin tespiti yerindedir. Buna göre olaya uygulanacak Illionis Business Act isimli kanunun 7.10.maddesi uyarınca, şirket ortaklar kurulu kararı olmaksızın yapılan hisse devir sözleşmelerinin de geçersiz olduğu ve kurulan bu tür geçersiz ortaklıkların tasfiyesinin de sebepsiz zenginleşme hükümlerince gerçekleştirilmesi gerektiği anlaşılmaktadır.
Somut olayda, uyuşmazlığa uygulanacak Illionis Business Act isimli kanunun 7.10.maddesi uyarınca, taraflar arasında imzalanan ... Inc. Şirketinin 1/3 hissesinin davalıdan davacıya devrini öngören 28.11.2006 tarihli sözleşme geçersiz olduğu bu hususta taraflar arasında bir görüş ayrılığı bulunmadığı gibi, hisselerin tekrar davacı tarafından davalıya devrini öngören 12.12.2010 tarihli ikinci sözleşmenin de geçersiz olduğunu kabul etmek gerekir. Bu durumda, geçersiz ilk sözleşmeden dolayı davacının sözleşmede yer alan 666.000 USD şirket borçlarından, davalının da davacıya geçersiz ikinci sözleşmeden kaynaklanan 106.000 USD borçtan sorumlu tutulamayacakları, ancak davacının geçersiz ilk sözleşme doğrultusunda davalıya ödediği miktarı talep edebileceğinin kabulü gerekir. O halde Mahkemece, geçersiz ilk sözleşme ilişkisi çerçevesinde dosyadaki ödeme belgelerine göre davacının davalıya ödediği meblağ tespit edilerek ve davalının da bu uğurda ödeme savunması üzerinde durularak henüz istirdadı gerçekleşmeyen miktara hükmedilmesi gerekirken, geçersiz ikinci sözleşmedeki miktar üzerinden davanın kabulüne karar verilmesi doğru olmamış ve bu nedenle davalı vekilinin karar düzeltme talebinin kabulü ile Dairemizin onama ilamının kaldırılarak hükmün mümeyyiz davalı lehine bozulması gerekmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2024/1601 E. 2024/2300 K.
Ortak:ödeme savunması · hisse devir sözleşmesi · sebepsiz zenginleşme · istirdat · geçersizlik · Alacak
İncelediğiniz karardaBuna göre olaya uygulanacak Illionis Business Act isimli kanunun 7.10.maddesi uyarınca, şirket «ortaklar kurulu» kararı olmaksızın yapılan «hisse devir sözleşmelerinin» de «geçersiz» olduğu ve kurulan bu tür geçersiz ortaklıkların tasfiyesinin de «sebepsiz zenginleşme» hükümlerince gerçekleştirilmesi gerektiği anlaşılmaktadır.
O halde Mahkemece, «geçersiz» ilk sözleşme ilişkisi çerçevesinde dosyadaki ödeme belgelerine göre davacının davalıya ödediği meblağ tespit edilerek ve davalının da bu uğurda «ödeme savunması» üzerinde durularak henüz «istirdadı» gerçekleşmeyen miktara hükmedilmesi gerekirken, geçersiz ikinci sözleşmedeki miktar üzerinden davanın kabulüne karar verilmesi doğru olmamış ve bu nedenle davalı v …
2- Dava, harici şirket ortaklığı sebebiyle verilen bedelin «istirdadı» istemine ilişkindir.
Benzer bu karardaŞirketinin 1/3 hissesinin davalıdan davacıya devrini öngören 28.11.2006 tarihli sözleşmenin «geçersiz» olduğu bu hususta taraflar arasında bir görüş ayrılığı bulunmadığı gibi, hisselerin tekrar davacı tarafından davalıya devrini öngören 12.12.2010 tarihli ikinci sözleşmenin de geçersiz olduğunu kabul etmek gerektiği, bu durumda geçersiz ilk sözleşmeden dolayı davacının sözleşmede yer alan 666.000,00 USD şirket borçlarından, davalının da davacıya geçersiz ikinci sözleşmeden kaynaklanan 106.000,00 USD borçtan sorumlu tutulamayacağı ancak davacının geçersiz ilk sözleşme doğrultusunda davalıya ödediği miktarı talep edebileceğinin kabulü gerektiği, o halde mahkemece, geçersiz ilk sözleşme ilişkisi çerçevesinde dosyadaki ödeme belgelerine göre davacının davalıya ödediği meblağ tespit edilerek ve davalının da bu uğurda «ödeme savunması» üzerinde durularak henüz «istirdadı» gerçekleşmeyen miktara hükmedilmesi gereğine işaret edilerek bozulmuştur.
Mahkemece İkinci Bozmaya Uyularak Verilen Karar Mahkemenin 28.03.2017 tarih, 2015/152 E. ve 2017/326 K. sayılı ile taraflar arasındaki «hisse devir sözleşmesinin» varlığı, geçerliliği ve doğuracağı haklar ve borçlar yönünden yetkili hukukun ABD İllinois Hukuku olduğu, İllinois Hukuku’nda yürürlükte olan 1983 tarihli Business Corparation ACT hükümleri ve evrensel hukuk gereğince davalının sözleşmenin «geçersizliği» iddiasının «hakkın kötüye kullanılması» teşkil edeceği ve dinlenemeyeceği, davalının sözleşmede belirtilen 106.000,00 USD'yi ödediğini ispat edemediği sürece bu bedeli ödemekle yükümlü olduğu, davalı savunmalarında dava konusu bedeli davacıya ödediğini ileri sürmüş ise de bu iddiasını usulünce ispat edemediği, davalı 15.000,00 USD ödeme yaptığına ilişkin «çek» örneği sunmuş ise de çekin «keşide tarihinin» taraflar arasındaki sözleşmeden önceki bir tarih olduğu anlaşıldığından bu ödemenin dava konusu alacağa mahsuben ödendiğinin kabul edilemeyeceği, davalının dava ko …
… konusunda uzmanlığı olmayan kişilerce hazırlanan rapora itibar edildiğini, davanın görülme yerinin ABD olduğunu, davanın Türkiye'de görülmesi halinde yetkili yerin «genel yetki kuralı» gereğince davalının ikametgahı yani Gaziantep mahkemesi olacağını, uygulanacak hukuk İllionis hukuku olarak tespit edilmiş olmasına rağmen bu hukukun gereği olarak sözleşmenin «geçersizliğinin» kabul edilmediğini, bu durumun açık bozma «sebebi» olduğunu, 03.02.2021 tarihli bozma ilamında sözleşmenin geçersiz olduğu bu nedenle davacının 106.000,00 USD isteyemeyeceği belirtildikten sonra ancak «sebepsiz zenginleşme» hükümleri gereğince tarafların verdiklerini isteyebileceklerinin belirtildiğini, bozmaya göre sebepsiz zenginleşme yönünden davanın görülmesi halinde bu konuda tarafların delillerinin sorulması gerektiğini, diğer yandan sebepsiz zenginleşme bakımından zaman aşımı söz konusu olduğunu, müvekkilin yaptığı ödemelerin kayıtlarının ABD bankalarından istenmesine ilişkin taleplerinin mahkemece anılan kayıtların mahkemeye davalı tarafından sunulacağının bildirilmesi ve bundan başka bankaların açık adres, hesap numaraları ve belgelerle ilgili bilgilere yer verilmemiş olması, bu şekilde müzekkere yazılması halinde zaten sonuç alınamayacağı gerekçesiyle reddedildiğini ve banka kayıtlarının müvekkili tarafından sunulmasına karar verildiğini, müvekkilinin başvurusuna ret yanıtı verildiğini ancak buna rağmen mahkemece taleplerini reddedildiğini, müzekkereden sonuç alınamayacağı gerekçesi ile müzekkere yazılmamasının devletin egemenlik ve yargılama hakkına duyulan güvensizliği gösterdiğini, bu suretle savunma haklarının ihlal edildiğini, Türk hukukuna göre eğitim alan yerel mahkeme hakimlerinin ABD hukukunun uygulanacağı bir davaya bakma ve böylesi bir davayı karara bağlama yeterliliğine sahip olmadıklarını, sundukları «çek» örneğinin 20.09.2007 tarihli olup bu tarihin yapılan sözleşmeden önceki bir tarih olduğunu ancak çek örneğinin altında büyük puntolarla "2122 $14,000.00 11.19.2007" «kaydı» bulunduğunu ve bu kaydın, ödemenin sırasıyla hangi çeke, ne miktarda ve hangi tarihte yapıldığını gösterdiğini, ancak mahkemece bu hususun bilinemediğini ve değerlendirilemediğini, bilirkişilerce de bu hususun atlandığını, ABD'de «keşide tarihi» ne olursa olsun bankanın kendisine «ibraz» edilen çeki hesapta para bulunması halinde ödemek zorunda olduğunu, buna göre davacının da elinde bulunan çeke 14.000,00 USD bedeli yazarak sözleşmeden ve satıştan sonraki bu tarihte bankaya çeki ibraz ederek parasını aldığını, davacının ödediği meblağın 106.000,00 USD olmadığını, daha önceki tarihte yapılan memorandumun diğer sözleşmenin hüküm ve kuvvetini düşüren bir sözleşme olduğunu, taraflar arasında imzalanan memorandumda davacının restoranlar için 50.000,00 USD ödediğini kabul ettiğini, bu durumda bu meblağı aşan kısmıyla ilgili yaptığı ödemeleri ortaklık hissesine ilişkin yaptığını kendisinin ispatlaması gerektiğini, davacının hem memoranduma dayandığını hem de orada belirtilen meblağın üzerinde iade talebinde bulunduğunu, bu nedenle en kötü ihtimalle borç meblağının 50.000,00 USD olacağını, ihtilafın üçüncü şahsı olan tanığın dinlenmediğini, şirket ortağı olunmasının yasaklandığına ilişkin iddiaların gerçek dışı olduğunu, zira davacının eşinin de ortak olduğunu, esasen ortada uygulanabilir geçerli bir sözleşme bulunmadığını, sözleşmenin hüküm doğurabilecek nitelikte olduğu, karşılıklı «ifa» edilebilir edimler içerdiği kabul edilse dahi müvekkiline ait edim ifa edilmeden önce restoranların satılmış olduğunu ve ortada satın alınacak ve karşılığında ödem …
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:genel yetki kuralı · çek ile ödeme · genel yetki · yabancılık unsuru · ödeme planı · virman · keşide tarihi · hakkın kötüye kullanılması
Benzer bu kararda… 5.000,00 USD) ve bir tanesi 17.06.2005 tarihli (10.000,00 USD) olmak üzere davacının taraflar arasındaki ilişki çerçevesinde davalıya toplam 65.000,00 USD tutarında «çek» verildiği, 14.09.2005 tarihinde 57.832,67 USD tutarında «virman» yaptığının anlaşıldığı, ayrıca davalının davacıya 20.09.2007 tarihli 14.000,00 USD tutarında çek verdiği ve 29.09.2005 tarihinde 2.832,67 USD tutarında çek verdiğinin de dosyaya yansıdığı, başka bir anlatımla davacının davalıya toplamda 122.832,67 USD verdiği, buna karşılık davalının da davacıya 16.832,67 USD verdiği, davacı tarafından davalıya verilen tutardan davalının davacıya verdiği tutar çıkarıldığında taraflar arasında yapılan sözleşmede belirlenen ödeme planındaki tutar olan 106.000,00 USD’nin elde edildiği, «ödeme planının» yer aldığı 13.10.2007 tarihli sözleşmeden sonra davalı tarafından ödeme planı doğrultusunda davacıya yapılan bir ödemeye rastlanılmadığı, her ne kadar Kiroğlu Inc. tarafından keşide edilen çek ile davacı 19.11.2007 tarihinde 14.000,00 USD tahsilat yapılmışsa da, bu «çek ödeme» planından önce 20.09.2007 tarihinde keşide edilen ve ödeme planından önce davacıya verilen çek olup, öncesinde verildiği için ödeme planına çekin «dahil» edilmediği gerekçesiyle «direnme» kararı verilmiş, karar davalı vekilince temyiz edilmiştir.
… konusunda uzmanlığı olmayan kişilerce hazırlanan rapora itibar edildiğini, davanın görülme yerinin ABD olduğunu, davanın Türkiye'de görülmesi halinde yetkili yerin «genel yetki kuralı» gereğince davalının ikametgahı yani Gaziantep mahkemesi olacağını, uygulanacak hukuk İllionis hukuku olarak tespit edilmiş olmasına rağmen bu hukukun gereği olarak sözleşmenin «geçersizliğinin» kabul edilmediğini, bu durumun açık bozma «sebebi» olduğunu, 03.02.2021 tarihli bozma ilamında sözleşmenin geçersiz olduğu bu nedenle davacının 106.000,00 USD isteyemeyeceği belirtildikten sonra ancak «sebepsiz zenginleşme» hükümleri gereğince tarafların verdiklerini isteyebileceklerinin belirtildiğini, bozmaya göre sebepsiz zenginleşme yönünden davanın görülmesi halinde bu konuda tarafların delillerinin sorulması gerektiğini, diğer yandan sebepsiz zenginleşme bakımından zaman aşımı söz konusu olduğunu, müvekkilin yaptığı ödemelerin kayıtlarının ABD bankalarından istenmesine ilişkin taleplerinin mahkemece anılan kayıtların mahkemeye davalı tarafından sunulacağının bildirilmesi ve bundan başka bankaların açık adres, hesap numaraları ve belgelerle ilgili bilgilere yer verilmemiş olması, bu şekilde müzekkere yazılması halinde zaten sonuç alınamayacağı gerekçesiyle reddedildiğini ve banka kayıtlarının müvekkili tarafından sunulmasına karar verildiğini, müvekkilinin başvurusuna ret yanıtı verildiğini ancak buna rağmen mahkemece taleplerini reddedildiğini, müzekkereden sonuç alınamayacağı gerekçesi ile müzekkere yazılmamasının devletin egemenlik ve yargılama hakkına duyulan güvensizliği gösterdiğini, bu suretle savunma haklarının ihlal edildiğini, Türk hukukuna göre eğitim alan yerel mahkeme hakimlerinin ABD hukukunun uygulanacağı bir davaya bakma ve böylesi bir davayı karara bağlama yeterliliğine sahip olmadıklarını, sundukları «çek» örneğinin 20.09.2007 tarihli olup bu tarihin yapılan sözleşmeden önceki bir tarih olduğunu ancak çek örneğinin altında büyük puntolarla "2122 $14,000.00 11.19.2007" «kaydı» bulunduğunu ve bu kaydın, ödemenin sırasıyla hangi çeke, ne miktarda ve hangi tarihte yapıldığını gösterdiğini, ancak mahkemece bu hususun bilinemediğini ve değerlendirilemediğini, bilirkişilerce de bu hususun atlandığını, ABD'de «keşide tarihi» ne olursa olsun bankanın kendisine «ibraz» edilen çeki hesapta para bulunması halinde ödemek zorunda olduğunu, buna göre davacının da elinde bulunan çeke 14.000,00 USD bedeli yazarak sözleşmeden ve satıştan sonraki bu tarihte bankaya çeki ibraz ederek parasını aldığını, davacının ödediği meblağın 106.000,00 USD olmadığını, daha önceki tarihte yapılan memorandumun diğer sözleşmenin hüküm ve kuvvetini düşüren bir sözleşme olduğunu, taraflar arasında imzalanan memorandumda davacının restoranlar için 50.000,00 USD ödediğini kabul ettiğini, bu durumda bu meblağı aşan kısmıyla ilgili yaptığı ödemeleri ortaklık hissesine ilişkin yaptığını kendisinin ispatlaması gerektiğini, davacının hem memoranduma dayandığını hem de orada belirtilen meblağın üzerinde iade talebinde bulunduğunu, bu nedenle en kötü ihtimalle borç meblağının 50.000,00 USD olacağını, ihtilafın üçüncü şahsı olan tanığın dinlenmediğini, şirket ortağı olunmasının yasaklandığına ilişkin iddiaların gerçek dışı olduğunu, zira davacının eşinin de ortak olduğunu, esasen ortada uygulanabilir geçerli bir sözleşme bulunmadığını, sözleşmenin hüküm doğurabilecek nitelikte olduğu, karşılıklı «ifa» edilebilir edimler içerdiği kabul edilse dahi müvekkiline ait edim ifa edilmeden önce restoranların satılmış olduğunu ve ortada satın alınacak ve karşılığında ödem …
Mahkemece İkinci Bozmaya Uyularak Verilen Karar Mahkemenin 28.03.2017 tarih, 2015/152 E. ve 2017/326 K. sayılı ile taraflar arasındaki «hisse devir sözleşmesinin» varlığı, geçerliliği ve doğuracağı haklar ve borçlar yönünden yetkili hukukun ABD İllinois Hukuku olduğu, İllinois Hukuku’nda yürürlükte olan 1983 tarihli Business Corparation ACT hükümleri ve evrensel hukuk gereğince davalının sözleşmenin «geçersizliği» iddiasının «hakkın kötüye kullanılması» teşkil edeceği ve dinlenemeyeceği, davalının sözleşmede belirtilen 106.000,00 USD'yi ödediğini ispat edemediği sürece bu bedeli ödemekle yükümlü olduğu, davalı savunmalarında dava konusu bedeli davacıya ödediğini ileri sürmüş ise de bu iddiasını usulünce ispat edemediği, davalı 15.000,00 USD ödeme yaptığına ilişkin «çek» örneği sunmuş ise de çekin «keşide tarihinin» taraflar arasındaki sözleşmeden önceki bir tarih olduğu anlaşıldığından bu ödemenin dava konusu alacağa mahsuben ödendiğinin kabul edilemeyeceği, davalının dava ko …
… .2013 tarih, 2013/279 E. ve 2013/399 K. sayılı kararı ile dava konusu bedelin davacıya ödediğini davalının usulünce ispat edemediği, davalı tarafından sunulan çekin «keşide tarihinin» taraflar arasındaki sözleşmeden önceki bir tarih olduğu, bu nedenle bu ödemenin dava konusu alacağa mahsuben ödendiğinin kabul edilmediği gerekçesiyle davanın bir …
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2011/6878 E. 2013/9296 K.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:zamanaşımı defi · olumsuz oy · zamanaşımı
Benzer bu karardaMahkemece, davanın kabulüne ilişkin verilen karar Dairemizce “davalının «zamanaşımı defi» hakkında olumlu veya «olumsuz» bir karar verilmesi gerektiği” gerekçesiyle bozulmuş, mahkemece bozma ilamına uyularak, TTK’nın 106/2. maddesi gereğince bir yıllık zamanaşımı süresi geçtikten sonra açıldığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2019/3278 E. , 2021/806 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ TİCARET MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada Bakırköy 4. Asliye Ticaret Mahkemesi'nce verilen 28.03.2017 gün ve 2015/152 - 2017/326 sayılı kararı onayan Daire'nin 02.05.2019 gün ve 2017/2619 - 2019/3347 sayılı kararı aleyhinde davalı vekili tarafından karar düzeltilmesi isteğinde bulunulmuş ve karar düzeltme dilekçesinin süresi içinde verildiği de anlaşılmış olmakla, dosya için düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra gereği konuşulup düşünüldü:
Davacı vekili, davalının lisans sahibi olduğu franchise restoran zincirine müvekkili ve dava dışı üçüncü bir şahsı haricen ortak etmek konusunda sözleştiklerini, tarafların bu sözlü anlaşmayı 28.11.2006 tarihinde noterde memorandum (mutabakat mektubu) şekline getirdiklerini, 13.10.2007 tarihli noter onaylı yazılı sözleşme ile müvekkilinin haricen sahip olduğu 1/3 hisseyi davalıya 106.000.- USD karşılığında sattığını, ancak davalının devir bedelini ödemediğini ileri sürerek, 106.000.- USD’nin faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, bozma ilamına uyularak alınan bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, 106.000 USD’nin faizi ile birlikte davalıdan tahsiline dair verilen kararın davalı vekilince temyizi üzerine karar Dairemizce onanmıştır.
Davalı vekili, bu kez karar düzeltme isteminde bulunmuştur.
1- Dosyadaki delillere, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davalı vekilinin HUMK 440. maddesinde sayılan hallerden hiç birisini ihtiva etmeyen ve yerinde görülmeyen aşağıdaki bent dışındaki sair karar düzeltme itirazlarının reddine karar verilmiştir.
2- Dava, harici şirket ortaklığı sebebiyle verilen bedelin istirdadı istemine ilişkindir.
Davacı vekili, müvekkilinin davalının franchise sözleşmesiyle işlettiği üç adet restorana haricen ortak olduğunu, bu uğurda bir takım ödemeler yaptığını, daha sonra tarafların verdikleri paraların iadesi ile ortaklığın bitirilmesinin kararlaştırıldığını, ancak davalının borcunu ödemediğini ileri sürerek 106.000 USD’nin istirdadını talep etmiştir.
Davalı vekili savunmasında, taraflar arasında yapılan sözleşmelerin batıl olduğunu, böyle bir sözleşmeye dayalı olarak talepte bulunulamayacağını, davacının müvekkiline ödediği bedelin ise iade edildiğini savunarak davanın reddini talep etmiştir.
Davalının ABD Illionis eyaletinde üç adet restoranı franchise ile işlettiği ... Inc. İsimli şirkete, 28.11.2006 tarihli sözleşme ile davacının 01.10.2005 tarihinden itibaren geçerli olmak üzere 1/3 oranında, dava dışı ...1/3 oranında ve davalı ... 1/3 oranında ortak olacağının kabul edildiği, şirkete ortak olacak kişilerin toplamda 150.000 USD ödedikleri, restoranlar için de 01.10.2005 tarihi itibariyle toplam borcun 666.000 USD olduğu hükümlerinin yer aldığı görülmektedir.
Davacı ile davalı arasında imzalanan 13.10.2007 tarihli sözleşme ile davacının ... Inc. Şirketinde sahip olduğu 1/3 hissenin davalıya devrine mukabil, davalının davacıya toplamda 106.000 USD ödemeyi taahhüt ettiği anlaşılmaktadır.
Dairemizin uyulan bozma ilamı doğrultusunda, Mahkemece, alınan bilirkişi raporuna istinaden, taraflar arasındaki hukuki ilişkiye uygulanması gerekli maddi hukukun ABD Illionis Eyaletinde geçerli maddi hukuk olduğuna ilişkin tespiti yerindedir. Buna göre olaya uygulanacak Illionis Business Act isimli kanunun 7.10.maddesi uyarınca, şirket ortaklar kurulu kararı olmaksızın yapılan hisse devir sözleşmelerinin de geçersiz olduğu ve kurulan bu tür geçersiz ortaklıkların tasfiyesinin de sebepsiz zenginleşme hükümlerince gerçekleştirilmesi gerektiği anlaşılmaktadır.
Somut olayda, uyuşmazlığa uygulanacak Illionis Business Act isimli kanunun 7.10.maddesi uyarınca, taraflar arasında imzalanan ... Inc. Şirketinin 1/3 hissesinin davalıdan davacıya devrini öngören 28.11.2006 tarihli sözleşme geçersiz olduğu bu hususta taraflar arasında bir görüş ayrılığı bulunmadığı gibi, hisselerin tekrar davacı tarafından davalıya devrini öngören 12.12.2010 tarihli ikinci sözleşmenin de geçersiz olduğunu kabul etmek gerekir. Bu durumda, geçersiz ilk sözleşmeden dolayı davacının sözleşmede yer alan 666.000 USD şirket borçlarından, davalının da davacıya geçersiz ikinci sözleşmeden kaynaklanan 106.000 USD borçtan sorumlu tutulamayacakları, ancak davacının geçersiz ilk sözleşme doğrultusunda davalıya ödediği miktarı talep edebileceğinin kabulü gerekir.
O halde Mahkemece, geçersiz ilk sözleşme ilişkisi çerçevesinde dosyadaki ödeme belgelerine göre davacının davalıya ödediği meblağ tespit edilerek ve davalının da bu uğurda ödeme savunması üzerinde durularak henüz istirdadı gerçekleşmeyen miktara hükmedilmesi gerekirken, geçersiz ikinci sözleşmedeki miktar üzerinden davanın kabulüne karar verilmesi doğru olmamış ve bu nedenle davalı vekilinin karar düzeltme talebinin kabulü ile Dairemizin onama ilamının kaldırılarak hükmün mümeyyiz davalı lehine bozulması gerekmiştir.
SONUÇ; Yukarıda (1) no’lu bent açıklanan nedenlerle HUMK.nun 442. maddesi uyarınca davalı vekilinin sair karar düzeltme sebeplerinin reddine, (2) no’lu bentte yer alan nedenlerle davalı vekilinin karar düzeltme talebinin kabulü ile Dairemizin hükmün onanmasına dair 02.05.2019 2017/2619 2019/3347 onama ilamının kaldırılarak hükmün yukarıdaki gerekçelerle BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin, temyiz ilam ve karar düzeltme harcının isteği halinde karar düzeltme isteyen davalıya iadesine, 03.02.2021 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi.
KARŞIOY
Usul ve Yasaya uygun olan Dairemizin onama kararına karşı vaki karar düzeltme itirazlarının reddi gerekir iken kabulü yönündeki sayın çoğunluğun görüşüne katılmıyoruz.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/638750700 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz