6102TTK Türk Ticaret Kanunu

İmzasız tediye makbuzları ispata yaramaz; ödeme aracı çek borç ikrarı sayılmaz

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2019/1757 E. 2020/5000 K. · · İlk derece: 6. Asliye Ticaret Mahkemesi

OnandıKesin

★ Emsal

Mahkemenin nitelemesi: Kıymetli evrak (kambiyo)

Gerekçe özeti

Borç dayanağı belgeler sunulmadıkça ve tediye makbuzlarında borçlunun imzası bulunmadıkça alacak ispat edilemez; imzasız makbuz yazılı delil başlangıcı sayılmadığından tanıkla ispat da mümkün değildir. Ödeme aracı olan çek başlı başına borç ikrarı sayılmaz. Takipte haksızlık kötüniyet için yeterli olmayıp kötüniyetin ayrıca ispatı gerekir.

Ele alınan sorunlar

Ortaklık kaynaklı alacağın ispatı → ret

İddia: Davacı şirket, eski ortağı davalının şirkete borçlu olduğunu ileri sürerek itirazın iptalini talep etmiştir.

Gerekçe: Davalı adına kaydedilen borç tutarlarının dayanağı belgeler sunulmadığı, tediye makbuzlarında davalının imzası bulunmadığından bu makbuzların ispata yarar belge sayılamayacağı; çekin kural olarak bir ödeme aracı olduğu, çekin sermaye artırımına ilişkin borç için verildiği yönündeki iddianın çekin hukuki vasfına ve hayatın olağan akışına uygun olmadığı; sermaye borcu bulunmadığının tespit edildiği; imzasız tediye makbuzları yazılı delil başlangıcı sayılmadığından tanık dinletme talebinin de yerinde olmadığı gerekçesiyle alacak ispat edilemediğinden dava reddedilmiştir. (Yargıtay'ca onanan İlk Derece Mahkemesi gerekçesi)

Kötüniyet tazminatı koşulları → ret

İddia: Davalı, davacının icra takibinde kötüniyetli olduğunu ileri sürerek kötüniyet tazminatı talep etmiştir.

Gerekçe: Davacının icra takibinde haksız olduğu kabul edilebilir ise de kötüniyetli olduğu ispat edilemediğinden kötüniyet tazminatı koşulları oluşmamıştır. (Yargıtay'ca onanan İlk Derece/Bölge Adliye Mahkemesi gerekçesi)

Emsal değeri

İmzasız tediye makbuzlarının ispat değeri, çekin borç ikrarı sayılmaması ve kötüniyet tazminatı koşulları bakımından emsaldir.

Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
ispat yükü tediye makbuzu yazılı delil başlangıcı çekin ödeme aracı olması bileşik ikrar kötüniyet tazminatı

Karar metni

Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster

11. Hukuk Dairesi         2019/1757 E.  ,  2020/5000 K.

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 12. HUKUK DAİRESİ

Taraflar arasında görülen davada Bakırköy 6. Asliye Ticaret Mahkemesi'nce verilen 23.11.2017 tarih ve 2015/497 E- 2017/980 K. sayılı kararın taraf vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf isteminin esastan reddine dair İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi'nce verilen 14.03.2019 tarih ve 2018/548 E- 2019/341 K. sayılı kararın Yargıtay'ca duruşmalı olarak incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, duruşma için belirlenen 10.11.2020 günü başkaca gelen olmadığı yoklama ile anlaşılıp hazır bulunan davalı vekili Av. ... dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı.

Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:

Davacı vekili, davalının müvekkili şirketin eski ortağı iken 01.12.2014 tarihinde hissesini devrederek ayrıldığını, ancak ortak olduğu dönemde müvekkili şirket şubelerinden asılsız gerekçelerle nakit tahsilatlar yaptığını, mağazadan POS cihazı marifetiyle tahsil olunan şirket gelirlerinin dahi davalı tarafından şirkete ödenmediğini, davalının 112.000.-TL sermaye artırım borcunu da inkar ettiğini, davalıya ödenen kâr payları ile sermaye düzeltmeden kaynaklı olumlu farkların 10.03.2014 tarihli muavin defter kaydı ile davalı lehine olarak borcundan mahsup edildiğini, davalının müvekkili şirkete 2.185.361,30 TL borçlu olduğunu, alacağın tahsili amacıyla başlatılan icra takibinin davalının haksız itirazı ile durduğunu ileri sürerek, itirazın iptali ile takibin devamına ve davalı aleyhine icra inkar tazminatına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

Davalı vekili, davacı şirketin ortağı ve müvekkilinin kardeşi olan dava dışı ...’in şirketle ilgili usulsüz işlemler yaptığını, müvekkiline ortaklıktan doğan hiçbir hakkını kullandırmadığını, tarafların aralarındaki ticari ilişkiyi 28.11.2014 tarihli noter sözleşmesi ile karşılıklık hisse ve şube devirleri ile sona erdirdiklerini, buna göre müvekkilinin davacı şirketteki hissesini dava dışı ...’e devredeceğini, ...’in ise davacı şirketin şubesi olan Yayla Tim Mağazasını müvekkiline devredeceğini, tarafların bu devir ile ibralaştıklarını, dolayısıyla davacının alacak iddiasının haksız olduğunu savunarak, davanın reddini savunmuş ve kötüniyet tazminatına hükmedilmesini talep etmiştir.

İlk derece Mahkemesince iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davacı şirkette ortak olan ... ve ...'in kardeş oldukları, davalının 28.11.2014 tarihinde düzenlenen hisse devir sözleşmesi ile ortaklıktan ayrıldığı, davalı ortaklıktan ayrıldıktan sonra davacı şirket tarafından başlatılan icra takibinin dayanağı belgelerin muavin defter kaydı ile tediye makbuzları olduğu ancak, bu makbuzlarda ödemeyi aldığı iddia edilen davalının imzasının bulunmadığı, şirket kayıtlarının birbirini tutmadığı, alacak tutarının ispata muhtaç kaldığı, davalının raporda sözü edilen 500.000.- TL'lik çekin kendisine borç olarak değil 28.11.2014 tarihli anlaşma kapsamında verildiğini savunduğu, bu beyanın bileşik ikrar niteliğinde olup bölünmesinin mümkün olmadığı, dolayısyla davanın ispat edilemediği gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.

Karara karşı, taraf vekillerince istinaf yoluna başvurulmuştur.

İstinaf Mahkemesi'nce iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davacı şirketin uyuşmazlık konusu yıllar olan 2012-2014 yıllarına ait ticari defterleri ve sunulan belgeler incelenmesi ile davalı adına toplam 2.185.361,30 TL borç kaydı bulunduğu görülmüş ise de, davalı adına borç kaydedilen tutarların dayanağı olan belgelerin sunulmadığı, tediye makbuzlarında ise davalı imzası olmadığından bu makbuzların ispata yarar belge olarak kabul edilemeyeceği, çekin kural olarak bir ödeme aracı olup, davalının dava konusu yapılan çekin davacı şirketin kendisine olan borcuna karşılık verildiğini savunduğu, bu durumda davacının, bu çekin davalıya sermaye artırımına ilişkin olarak verilen borç nedeniyle düzenlendiği yönündeki, çekin hukuki vasfına ve hayatın olağan akışına uygun olmayan iddiasına itibar edilmediği, öte yandan 226746 nolu, 37.628,67 TL bedelli, 04.05.2014 tarihli faturanın “Adat Faiz Geliri” açıklamalı bir fatura olduğu ancak, bu faturanın ekinde sunulan tabloda yer alan ödemelerin davalıya yapıldığına dair dayanak belge sunulmadığından bu faturaya yönelik alacak iddiasının da ispat edilemediği, davacı şirket kayıtlarında yapılan inceleme sonucu davalının sermaye borcu olmadığının da tespit edildiği, kaldı ki hisse devir sözleşmesinde davalının davacı şirketten olan ancak feragat edilen sermayeye bağlı alacağından söz edildiği, davacı şirket ortağı dava dışı ...

davanın tarafı olmadığından ve sunulan tediye makbuzları yazılı delil başlangıcı vasfında görülmediğinden, davacı tarafın tediye makbuzları ile yapılan ödemelere ilişkin tanık dinletme talebinin de haklı görülmediği, davacının icra takibinde haksız olduğu kabul edilebilir ise de kötüniyetli olduğu ispat edilemediğinden kötüniyet tazminatı koşullarının oluşmadığı gerekçesiyle, taraf vekillerinin istinaf başvuralarının esastan reddine karar verilmiştir.

Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.

Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesi'nce verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun HMK'nın 353/b-1 maddesi uyarınca Bölge Adliye Mahkemesi'nce esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.

SONUÇ

Yukarda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz isteminin reddi ile Bölge Adliye Mahkemesi'nce verilen kararın HMK'nın 370/1. maddesi uyarınca ONANMASINA, HMK'nın 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, takdir olunan 2.540,00 TL duruşma vekalet ücretinin davacıdan alınıp davalıya verilmesine, aşağıda yazılı bakiye 10,00 TL temyiz ilam harcının temyiz eden davacıdan alınmasına, 12.11.2020 tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.

Kaynak: https://6102ttk.com/karar/629943900 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz

İncelenen istinaf kararı — İst. BAM 12. HD

Bu Yargıtay 11. HD kararı, aşağıdaki İstinaf Dairesi kararının temyiz incelemesidir. Temyiz sonucu: Onandı

İstanbul BAM 12. Hukuk Dairesi · 2018/548 E. 2019/341 K.

Hisse devri sonrası eski ortaktan alacak iddiasının ispat edilememesi

Gerekçe özeti

Şirket ortaklığından hisse devri yoluyla ayrılan kişiye yöneltilen alacak iddialarında, hisse devir sözleşmesinde ayrılan ortağın sorumluluğunun sona erdiğine dair açık bir hüküm bulunmaması, alacağın ayrıca ispatlanması gerekliliğini ortadan kaldırmaz; borç kaydına dayanak belge sunulmaması, imzasız tediye makbuzlarının ispat aracı olarak kabul edilmemesi ve çekin ödeme aracı olma niteliğine aykırı yorumların itibar görmemesi nedeniyle alacak iddiası ispat edilemez. Yazılı delil başlangıcı niteliğinde görülmeyen belgelere dayalı tanık dinletme talepleri de reddedilir. Ayrıca, icra takibinde haksız çıkılmış olması tek başına kötüniyet tazminatı için yeterli değildir; kötüniyetin ayrıca ispatlanması gerekir.

Emsal değeri

Şirket ortaklığından hisse devri yoluyla ayrılan kişiden alacak talebinde, borç kaydına dayanak belge bulunmaması ve imzasız tediye makbuzlarının ispat gücünün bulunmaması ile çekin ödeme aracı niteliğine ilişkin değerlendirme yönünden emsal niteliktedir.

Kavramlar: itirazın iptali ispat yükü yazılı delil başlangıcı bileşik ikrar kötüniyet tazminatı hisse devri muavin defter

İstinaf (12. HD) kararının tam metni

T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
12. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO 2018/548

KARAR NO 2019/341

TÜRK MİLLETİ ADINA

İSTİNAF KARARI

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ BAKIRKÖY 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ 23/11/2017

NUMARASI 2015/497 E.-2017/980 K.

DAVA

İtirazın İptali

İSTİNAF KARAR TARİHİ 14/03/2019

İlk derece mahkemesince davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün taraf vekillerince istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü.

DAVA

Davacı vekili, davalı, müvekkili şirketin eski ortağı iken 01/12/2014 tarihinde şirketteki hissesini devrederek ayrıldığını, ancak ortak olduğu dönemde müvekkili şirket şubelerinden asılsız gerekçelerle nakit tahsilatlar yaptığını,mağazadan POS cihazı marifetiyle tahsil olunan şirket gelirlerinin dahi davalı tarafından şirket merkezine ödenmediğini, davalının 112.000-TL sermaye artırım borcunu da inkar ettiğini, davalıya ödenen kâr payları ile sermaye düzeltmeden kaynaklı olumlu farkların 10/03/2014 tarihli muavin defter kaydı ile davalı lehine olarak borcundan mahsup edildiğini, davalının müvekkili şirkete 2.185.361,30-TL borçlu olduğunu, alacağın tahsili amacıyla başlatılan icra takibinin davalının haksız itirazı ile durduğunu ileri sürerek itirazın iptali ile takibin devamına, icra inkar tazminatına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

CEVAP

Davalı vekili, davacı şirketin ortağı ve müvekkilinin kardeşi olan dava dışı ... şirketle ilgili usulsüz işlemler yaptığını, müvekkiline ortaklıktan doğan hiçbir hakkını kullandırmadığını ve bu durumun zamanla arttığını, hatta müvekkilinin davalı hakkında müdürlük görevini kötüye kullandığından bahisle azli talebiyle dava açtığını, sonunda tarafların aralarındaki ticari ilişkiyi 28/11/2014 tarihli noter sözleşmesi ile karşılıklık hisse ve şube devirleri ile sona erdirdiklerini, buna göre müvekkilinin davacı şirketteki hissesini dava dışı ... devredeceğini,... ise davacı şirketin şubesi olan ... müvekkiline devredeceğini, tarafların bu devir ile ibralaştıklarını, dolayısıyla davacının alacak iddiasının haksız olduğunu savunarak davanın reddini ve kötüniyet tazminatına hükmedilmesini istemiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ

İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda, davacı şirkette ortak olan ... ve ...'in kardeş oldukları, davalının 28/11/2014 tarihinde düzenlenen hisse devir sözleşmesi ile ortaklıktan ayrıldığı, davalı ortaklıktan ayrıldıktan sonra davacı şirket tarafından başlatılan icra takibinin dayanağı belgelerin muavin defter kaydı ile tediye makbuzları olduğu, ancak bu makbuzlarda ödemeyi aldığı iddia edilen davalının imzasının bulunmadığı, şirket kayıtlarının birbirini tutmadığı, alacak tutarının ispata muhtaç kaldığı, davalının raporda sözü edilen 500.000- TL'lik çekin kendisine borç olarak değil 28/11/2014 tarihli anlaşma kapsamında verildiğini savunduğu, bu beyanın bileşik ikrar niteliğinde olup bölünmesinin mümkün olmadığı, dolayısyla davanın ispat edilemediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.

İSTİNAF SEBEPLERİ

Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle;

1- Davalıya 16/03/2015 tarihli 500.000- TL bedelli ödemenin bankadan yapıldığını, bu tahsilata ilişkin bilirkişilerce inceleme yapılmadığını, çekin davacı şirket tarafından davalı namına düzenlendiğini, dolayısıyla çekin davalı tarafından tahsil edildiğinin açık olduğunu, bu çekin hisse devir sözleşmesine konu edilmediğini,2-11/12/2009 tarihli ticaret sicil gazetesinde yayımlanan sermaye artırım borcu sabitken bu borcun hesaplamaya dahil edilmemesinin doğru olmadığını, davalının sermaye artırım kararında imzası olduğunu,3-Yeni bir heyetten rapor alınması zorunlu iken taleplerinin haksız olarak reddedildiğini, 4-2014 yılı cari hesabında yer alan 226746 nolu 37.628,67- TL bedelli 04/05/2014 tarihli faturanın da incelemeye tabi tutulmadığını, sırf tediye makbuzlarında imza yok diye var olan belgelerin de görmezden gelinmesinin doğru olmadığını, 5-Tediye makbuzları ile yapılan ödemelere ilişkin, hem şirket ortaklarının kardeş olması hem de belgenin yazılı delil başlangıcı niteliğinde olması nedeniyle tanık dinletme taleplerinin kabulünün gerektiğini, 6-Davalıya ödenen kar paylarının ve sermaye düzeltmeden kaynaklı olumlu farkların 10/03/2014 tarihli muavin defter kaydı ile davalının lehine olarak borcundan mahsup edildiğini, bu durumun da incelenmediğini belirterek hükmün kaldırılmasını istemiştir.Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle;davacının alacak talebinin dayanak belgesi olmadığını bildiğini, bunu 28/11/2014 tarihli resmi belge ile de kabul ettiğini, ancak kötüniyetli olarak alacak talebinde bulunduğunu belirterek kötüniyet tazminatı taleplerinin reddine ilişkin kısım yönünden hükmün kaldırılmasını istemiştir.

GEREKÇE

Dava, şirket hissesini devreden ortaktan, şirket alacağının tahsili amacıyla başlatılan icra takibine vâki itirazın iptali istemine ilişkindir.Davacı şirket sicil kayıtları incelendiğinde, davacı şirket ortağı olan davalının, şirketin 01/12/2014 tarihli kararı ile hissesini diğer ortağa devrederek ortaklıktan ayrldığı, ortaklıktan ayrılmadan önce temsilci sıfatının bulunmadığı görülmüştür.Öncelikle davacı şirket tarafından kabul edildiği anlaşılan 22/11/2018 tarihli Hisse Devir Sözleşmesinde, davalının hissesini devretmiş olması nedeniyle şirkete olan sorumluluğunun sona erdiği yönünde bir hüküm yer almadığından davacının alacak iddiasının doğru olup olmadığının tespiti gerekir.Davacı iddialarının değerlendirilmesi için davacı şirketin uyuşmazlık konusu yıllar olan 2012-2014 yıllarına ait ticari defterleri ve sunulan belgeler incelenmiş ve buna göre davalı adına toplam 2.185.361,30-TL borç kaydı bulunduğu görülmüş ise de, davalı adına borç kaydedilen tutarların dayanağı olan belgelerin sunulmadığı görülmüştür.

Sunulan tediye makbuzlarında ise davalı imzası olmadığı tarafların kabulünde olup bu makbuzların ispata yarar belge olarak kabulü mümkün değildir.Davacı taraf bilirkişi raporu ve ek raporuna itiraz dilekçesinde özellikle hisse devrinden sonra 16/03/2015 tarihinde davalıya bedeli ödenen keşidecisi davacı şirket, lehdarı davalı olan 16/03/2015 tarihli 500.000-TL bedelli çek, 2014 yılı cari hesapta yer alan 226746 nolu 37.628,67- TL bedelli 04/05/2014 tarihli fatura ve 112.000-TL sermaye artırım borcundan söz ederek yeni bir bilirkişi raporu alınmasını talep etmiştir.Öncelikle çek kural olarak bir ödeme aracıdır, davalı çekin davacı şirketin kendisine olan borcuna karşılık verildiğini ileri sürmüştür, bu durumda davacının, bu çekin davalıya sermaye artırımına ilişkin olarak verilen borç nedeniyle düzenlendiği yönündeki, çekin hukuki vasfına ve hayatın olağan akışına uygun olmayan iddiasına itibar edilmemiştir.

Öte yandan 226746 nolu 37.628,67- TL bedelli 04/05/2014 tarihli faturanın “Adat Faiz Geliri” açıklamalı bir fatura olduğu görülmüştür, ancak bilirkişi ek raporunda da belirtildiği üzere bu faturanın ekinde sunulan tabloda yer alan ödemelerin davalıya yapıldığına dair dayanak belge sunulmamıştır. Dolayısıyla bu faturaya yönelik alacak iddiası da ispat edilememiştir. Davalının sermaye artırım borcuna ilişkin iddiaya gelince; davacı şirket kayıtlarında yapılan inceleme sonucu davalının sermaye borcu olmadığı açık bir şekilde tespit edilmiştir. Kaldı ki hisse devir sözleşmesinde davalının davacı şirketten olan ancak feragat edilen sermayeye bağlı alacağından söz edilmektedir.Davacı şirket ortağı dava dışı ...

davanın tarafı olmadığından ve sunulan tediye makbuzları yazılı delil başlangıcı vasfında görülmediğinden, davacı tarafın tediye makbuzları ile yapılan ödemelere ilişkin tanık dinletme talebi de haklı görülmemiştir.O halde davacı vekilinin istinaf nedenleri yerinde görülmemiş olup, ilk derece mahkemesince davanın reddi yönünde verilen kararda bir isabetsizlik bulunmamaktadır.Davalının istinafına gelince; davacının icra takibinde haksız olduğu kabul edilebilir ise de kötüniyetli olduğu ispat edilemediğinden kötüniyet tazminatı koşulları oluşmamış olup, davalının tazminat talebi de yerinde görülmemiştir.Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı ve davalı vekilinin istinaf başvurularını ayrı ayrı esastan reddine dair aşağıdaki şekilde karar verilmiştir.

HÜKÜM

Yukarıda açıklanan nedenlerle;Davacı vekilinin ve davalı vekilinin istinaf başvurularının HMK 353(1)b-1 maddesi uyarınca ayrı ayrı ESASTAN REDDİNE, Davacı vekilinden alınması gereken 44,40- TL istinaf karar harcından peşin yatırılan 31,40- TL harcın mahsubu ile bakiye 13- TL’nin davacıdan alınarak hazineye gelir kaydına,Davalı vekilinden alınması gereken 44,40- TL istinaf karar harcından peşin yatırılan 31,40- TL harcın mahsubu ile bakiye 13- TL’nin davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına. Taraflarca yapılan istinaf yargılama giderlerinin üzerlerinde bırakılmasına,Gerekçeli kararın birer örneğinin taraf vekillerine tebliğine, HMK 'nun 361/1. maddesi uyarınca kararın tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde temyiz yoluna başvurulabileceğine, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oy birliğiyle karar verildi.

14/03/2019

Bu sitedeki içerik bilgilendirme amaçlıdır; hukuki görüş veya tavsiye değildir. Resmî metin için mevzuat.gov.tr esastır.