YİDK kararının iptali | Marka hükümsüzlüğü
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2020/535 E. 2020/4953 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
hmk 297↗ iptal davası↗ içtihadı birleştirme kararı↗ ilk derece kararının kaldırılması↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulü ile ile TPMK YİDK'nın 2014/M-15115 sayılı kararının "kağıt, karton (mukavva) ve bunlardan yapılmış ürünler (kırtasiye amaçlı ürünler hariç)" yönünden iptaline, 2012/64943 sayılı markanın anılan emtialar yönünden kısmen hükümsüzlüğü ile sicilden terkinine dair verilen kararın davacı ve davalı kurum vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine Ankara Bölge Adliye Mahkemesince, başvuru ile davacı markaları arasında 556 sayılı KHK'nın 8/1-b maddesi anlamında benzerlik bulunduğu, başvurunun tescili halinde davacının tanınmış markalarının serisi olarak algılanılabileceği gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararın kaldırılmasına, davanın kabulü ile TPMK YİDK’nın 2014/M-15115 sayılı kararının iptlaline, 2012/64943 sayılı markanın hükümsüzlüğü ile sicilden terkinine karar verilmiştir.
Bu kararın davalı şirket vekili ve davalı kurum vekilince temyizi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince kurulan karar Dairemizin 2018/2668 E.-2019/4366 K.ve 12.06.2019 tarihli ilamıyla davalılar yararına bozulmuş; Ankara Bölge Adliye Mahkemesi'nce bozma ilamına uyularak yapılan yargılamada tüm dosya kapsamına göre, TPMK YİDK kararının iptaline yönelik açılan davanın kabulü ile 2014-M-15115 sayılı kararının iptaline, marka hükümsüzlüğüne ilişkin davanın kısmen kabulüne, 2012/64943 sayılı markanın "kağıt, karton (mukavva) ve bunlardan yapılmış ürünler (kırtasiye amaçlı ürünler hariç) " yönünden hükümsüzlüğü ile sicilden terkinine, fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiştir.
Kararı, katılma yolu ile davacı vekili ve davalılar vekilleri temyiz etmiştir.
1-Dava TPMK YİDK kararının iptali ile hükümsüzlük istemine ilişkindir.
İlk derece mahkemesince davanın kısmen kabulü ile YİDK kararının kısmen iptaline ve markanın kısmen hükümsüzlüğüne karar verilmiş, bu karar davacı tarafın istinaf istemi üzerine kaldırılmış ve davanın tamamen kabulüne karar verilmiş ise de bu karar Dairemizce YİDK kararının iptali davası yönünden bozulmuştur. Mahkemece, bozmaya uyularak yukarıda özetlenen gerekçelerle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
6100 sayılı HMK'nın 297 ve 298. maddeleri uyarınca mahkeme kararları, asgari olarak iki tarafın iddia ve savunmalarının özetlerini, incelenen maddi ve hukuki olayın özünü, mahkemeyi sonuca götüren gerekçelerin neler olduğu hususlarını ihtiva etmelidir. Anayasanın 141. maddesinin 3. fıkrası hükmü de mahkeme kararlarının gerekçeli olması gerektiğini düzenlemektedir. Dolayısıyla gerekçe, bir hükmün olmazsa olmaz unsurudur. Taraflar, ancak kararlara konulması gereken gerekçeler sayesinde hükmün hangi maddi ve hukuki nedene dayandırıldığını anlayabilirler. Ayrıca, karar aleyhine yasa yollarına başvurulduğunda da Yargıtay incelemesi sırasında gerekçe sayesinde kararın usul ve yasaya uygun olup olmadığı denetlenebilir. Diğer bir anlatımla, Yargıtay incelemesi ancak bir kararın somut olaya uygun gerekçe taşıması halinde mümkün olabilir. Öte yandan, yazılacak kararın gerekçesiyle hüküm kısmı arasında bütünsellik esastır. Başka bir anlatımla, gerekçe ile hüküm birbirine bağlı olup, çelişki bulunmaması gerekir. Nitekim, HMK’nın 298/2. maddesinde de gerekçeli kararın, tefhim edilen hüküm sonucuna aykırı olamayacağı açıkça düzenlenmiş bulunmaktadır. Yargıtay İçtihadı Birleştirme Genel Kurulu’nun 10.4.1992 gün ve 1991/7 Esas 1992/4 sayılı kararında da kısa karar ile gerekçeli kararın çelişik bulunmasının bozma nedeni sayılacağı içtihat edilmiştir.
Somut olayda, bölge adliye mahkemesince, hükmün gerekçe kısmında bozma ilamına uyularak YİDK kararının iptali davasının reddine karar vermek gerektiği yönünde ifadeye yer verildiği halde hüküm fıkrasında YİDK kararının iptaline şeklinde hüküm tesis edilmek suretiyle gerekçe ve hüküm arasında çelişki oluştuğu anlaşıldığından bölge adliye mahkemesi hükmünün anılan nedenle re'sen bozulması gerekmiştir.
2-Bozma sebep ve şekline göre, taraf vekillerinin sair temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik gerek görülmemiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2019/1298 E. 2019/8006 K.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:haklılık durumu · yargılama giderleri · ispat yükü · yargılama gideri · ıslah · vekalet ücreti
Benzer bu karardaMahkemece, bozma ilamına uyularak yapılan yargılamaya göre, davacı vekili her ne kadar sunduğu «ıslah» dilekçesiyle 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu uyarınca karar verilmesi talebinde bulunmuşsa da anılan Kanunun dava tarihinde yürürlükte bulunmadığı, her davanın açıldığı tarihteki koşullara ve yasal düzenlemelere göre değerlendirilmesi gerektiği, kanunların usuli işlemlerin ıslahı suretiyle dahi geriye yürütülemeyeceği bu nedenle ıslah talebinin usulüne uygun olmadığı, 556 sayılı KHK'nın 14. maddesinin Anayasa Mahkemesi'nin kararı ile iptal edilmesi nedeniyle davanın hukuki dayanağı kalmadığından reddinin gerektiği, «yargılama giderleri» ve «vekalet ücretine» tarafların dava tarihi itibariyle «haklılık durumu» dikkate alınarak karar verilmesi gerektiği, bu itibarla davaya konu markayı kullandığı hususunda «ispat yükü» üzerinde olan marka sahibi davalının dosyada yer alan bilirkişi raporunda da belirtildiği üzere davaya konu markayı 29. sınıf emtialarda dava tarihinden geriye doğ …
… rekçesinde, KHK'nın 14. maddesinin Anayasa Mahkemesi tarafından iptal edilmesi nedeniyle davanın açıldığı tarih itibariyle tarafların haklılık durumları gözetilerek «yargılama giderlerine» hükmedilmesi gerektiği, bu doğrultuda dava tarihi itibariyle davacının işbu davayı açmakta haklı olduğu ve yargılama gideri ile «vekalet ücretinin» tamamının davalıdan tahsilinin gerektiği belirtilmesine rağmen, davanın reddine, «yargılama giderleri» ve vekalet ücretinin davacıdan tahsiline karar verilmiştir.
-
İtirazın iptali | İcra inkar tazminatı
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2017/2295 E. 2018/6580 K.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:emtia nakliyat sigortası · nakliyat sigortası · infazda tereddüt · rücuen tahsil · icra takibine itiraz · infaz · taşıyan · sigorta poliçesi
Benzer bu kararda1- Dava, «emtia nakliyat sigorta poliçesi» uyarınca ödenen tazminatın «rücuen tahsili» istemi ile açılan «icra takibine itirazın» iptali istemine ilişkindir.
2008/ ... takip sayılı dosyasındaki 4.350,00 TL alacağa yapılan itirazın ödeme tarihinden itibaren işleyecek «avans faizi» ile birlikte iptali ile takibin devamına karar verilmek suretiyle her iki davalı hakkında da davanın kabulü şeklinde kısa karar ile gerekçeli karar arasında çelişki yaratır ve «infazda tereddüt» oluşturur şekilde karar verilmesi doğru olmadığından kararın re’sen bozulması gerekmiştir.
Mahkemece bozma ilamı, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, dava konusu taşımaya ilişkin CMR belgelerini «taşıyan» sıfatıyla davalı ... ... ... ...'nin imzaladığının anlaşıldığı, dosyada davalı ...
Uluslararası Nakliyat ve Dış Tic Ltd Şti'nin «taşıyan» olduğunu gösterir başka delil olmadığı gerekçesi ile davalı ...s Uluslararası Nakliyat ve Dış Tic Ltd.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2018/2929 E. 2019/4432 K.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:kötü niyet · iltibas
Benzer bu kararda1-) Asıl ve birleşen davalar, «iltibas», tanınmışlık ve «kötü niyet» vakıalarına dayalı marka hükümsüzlüğü istemine ilişkin olup, mahkemece, yazılı gerekçelerle, asıl ve birleşen davanın reddine karar verilmiştir.
Somut olayda, mahkemece hükme esas teşkil ettirilen bilirkişi raporunda, tanınmışlık ve «kötü niyet» iddialarının ispat edilemediği ancak davacı yanca hükümsüzlük talebine mesnet olarak gösterilen 2001/07620 sayılı “Üstüneller Baklavacısı+ Şekil” ibareli marka ile, hükümsüzlüğü talep edilen 2006/40880 sayılı “Üstüneller Avcıoğlu”, 2011/42754 sayılı “... “ ve 2014/08024 sayılı “Üstüneller Sade” ibareli markalar arasında raporda gösterilen emtialar bakımından «iltibas» tehlikesi bulunduğu bu nedenle anılan markalar bakımından kısmi hükümsüzlük koşullarının oluştuğu mütala edilmiştir.
5 benzer karar daha
-
Haksız Rekabetin Tespiti ve Tazminat
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2018/2668 E. 2019/4366 K.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:iltibas
Benzer bu kararda… psamına göre, taraf markalarının kapsadığı mal ve hizmetlerin benzer olduğu, markaların görsel, fonetik ve anlamsal bakımdan farklı olduğu, taraf markaları arasında «iltibas» yaratabilecek bir benzerliğin olmadığı, ancak davacının “TAÇ” markalarının “tanınmış marka” olduğu, çekişmeli mallardan “Kağıt, karton (mukavva) ve bunlardan yapıl …
… anınmış markaların sahibi olduğunu, davalının 2012 64943 sayılı 16. sınıf mal ve hizmetleri kapsayan "TACTAPE" ibareli marka tescil başvurusunun davacı markalarıyla «iltibas» yaratacağını ileri sürerek,YİDK kararın iptali ve hükümsüzlük talebinde bulunmuştur Bölge Adliye Mahkemesince, ilk derece mahkemesi kararı kaldırılarak, taraf mark …
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2018/2838 E. 2019/4476 K.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:hisse devri · mahsup · istirdat · asıl alacak · icra inkar tazminatı · inkar tazminatı · yasal faiz
Benzer bu karardaİcra Müdürlüğünün 2013/10571 sayılı takip dosyasında itirazının 13.000,00 TL «asıl alacak» için iptaline, takibin bu miktar üzerinden devamına, asıl alacağa takip tarihinden itibaren %9 oranında ve değişen oranlarda «yasal faiz» uygulanmasına, fazlaya ilişkin isteğin reddine, kabul edilen alacağın %20’si oranında hesaplanan 2.600,00 TL «icra inkar tazminatının» davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
… sas olan, davacının hisse devrinden kaynaklı alacaklarını tahsil ettiği yönündeki iddialarını destekler kanıta rastlanmadığının açıklandığı, yapılan değerlendirmede «hisse devri» alımı için arada başkaca hukuki ve mali işleme rastlanmadığından 2.000 TL'nin ödeme tarihininde noter hisse devri işlemine yakın bulunması nedeniyle avans olarak verildiğinin kabul edilebileceği, bu nedenle davacının davalıdan 2.000,00 TL'sinin ödenme tarihi olan 02.06.2011 tarihinden ve 13.000,00 TL'sinin ise 14.06.2011 tarihinden itibaren işletilecek yasal faiziyle tahsilinin istenebileceğinin mütalaa edildiği, bilirkişi heyetince varılan sonucun faiz yönünden değil ise de «asıl alacak» yönünden yerinde ve hükme dayanak alınabilecek nitelikte gerekçeli ve olaya uygun bulunduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile davalının Ankara 24.
Somut olayda, mahkeme gerekçesinde 30.03.2017 tarihli bilirkişi raporunun faiz yönünden değil ise de «asıl alacak» yönünden yerinde ve hükme esas alınabilecek nitelikte geçerli ve olaya uygun bulunduğu belirtilmiş olmasına ve mezkur bilirkişi raporunda 2.000 TL’nin hisse devir bedelinden «mahsup» edilmek üzere avans olarak verildiği kabul edilerek ödeme tarihi olan 02.06.2011’den, kalan 13.000 TL’nin ise 14.06.2011 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziy …
1- Dava, hisse bedelinin «istirdatına» dair icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkin olup mahkemece yazılı gerekçeyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2019/34 E. 2019/7128 K.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:denetime elverişlilik
Benzer bu karardaBu durum karşısında, mahkemece yukarıda açıklanan yasa hükümlerine uygun şekilde tarafların iddia ve savunmaları değerlendirilerek, kendi içinde tutarlı, maddi olaya ve talebe uygun, «denetime elverişli» gerekçeli karar oluşturulmak gerekirken Anayasa ile 6100 sayılı HMK'nın 297 ve 298. maddelerinde belirtilen unsurlardan yoksun gerekçesiz karar verilmesi doğru görülmemiş, kararın öncelikle bu nedenle bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2019/2026 E. 2020/297 K.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:bankacılık teamülleri · erken kapama komisyonu · teamül · hakkaniyet · istinaf incelemesi · komisyon · bilirkişi incelemesi · havale
Benzer bu karardaMahkemece, tüm dosya kapsamına göre; her ne kadar sözleşmede erken kapama ücreti alınacağı düzenlenmişse de; bu oran belirtilmediğinden bankanın takdir hakkını «hakkaniyete» uygun olarak bankaların emsal uygulamaları, «bankacılık teamüllerine» ve iyi niyet ilkelerine göre kullanmasının gerekeceği, diğer bankaların erken kapama ücret oranlarına göre yaptırılan ve hükme esas alınan «bilirkişi incelemesi» uyarınca makul seviyedeki «erken kapama komisyon» oranının %4,29 olduğu, davacı bankaca ise esas alınan oranın %11,17 olduğu, fazla tahsil edilen komisyonun iadesi gerektiği gerekçesiyle davanın kabulüne, taleple bağlı kalınarak 1 TL’nin ödeme tarihinden itibaren yasal faiziyle birlikte tahsiline, gerekçeli kararda ise ticari avans faiziyle birlikte tahsilinee karar verilmiş, karara karşı, davacı ve davalı ...Bankası A.Ş. vekilleri tarafından «istinaf yoluna başvurulmuştur».
Bölge Adliye Mahkemesince, dosya üzerinden yapılan «istinaf incelemesinde»; ilk derece mahkemesince emsal içtihatlara ve yasal düzenlemelere uygun olarak araştırma ve inceleme yapıldığı; bilirkişi heyet raporu aldırıldığı; alınan 26/09/2018 «havale» tarihli bilirkişi heyet raporundaki hesaplamaların dosya kapsamı ile uyumlu bulunduğu; davalı bankanın tahsil ettiği «komisyon» ücreti oranının %11,17 olduğu, diğer bankaların uyguladıkları erken kapama ücreti komisyonu oranları ortalamasının % 4,29 olduğu, bu durumda, davalı bankanın 2,61 …
T.A.Ş.'nin %10 «komisyon» oranın uyguladığını bildirdiği, bildirilen yüksek komisyon oranının hesaplamaya «dahil» edilmeyip, sadece düşük oran bildiren bankaların oranlarının hesaplamaya dâhil edilmesinin TMK.'nun 4. maddesindeki «hakkaniyet» ilkesine aykırı olduğu, taraflar arasındaki hak ve menfaat dengesini ihlal edici nitelikte bulunmadığı gerekçesiyle taraf vekillerinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Somut olayda; davacı vekili, haksız şekilde tahsil edilen «erken kapama komisyonun» ticari avans faiziyle birlikte tahsilini talep ettiği, mahkemece 27.11.2018 tarihli celsede tefhim edilen hükümde haksız tahsil edilen alacağın yasal faiziyle birl …
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2018/4886 E. 2019/6253 K.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:hapis hakkı · gayri nakdi kredi · dosyanın gönderilmesi · takas-mahsup · takas · bloke · alacağın temliki · mahsup
Benzer bu karardaMahkemece, bozma ilamına uyularak yapılan yargılamaya göre, davalı Banka'nın davalı Şirket ile yapmış olduğu yazılı sözleşme neticesi kullandırmış olduğu nakdi ve «gayri nakdi kredi» risklerine karşılık sözleşmeye göre taraflar arasında kabul edilmiş «takas mahsup» ve «hapis hakkını» kullanabileceği dolayısıyla davaya konu tutar üzerine «bloke» koyulabileceği veya «haciz» «dosyalarına gönderebileceği» bu nedenle dava konusu meblağdan dolayı davacıya karşı sorumlu olmayacağı, davalı Ver-el Hırdavat ve Makine Ltd Şti'nin davacı üniversiteden olan «alacağını temlik» etmesine rağmen davacı tarafça sehven hesabına yatırılan parayı iade ile sorumlu olduğu gerekçesiyle, davanın davalı ... yönünden kabulü ile, 19.682.19-TL' nin dav …
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2020/535 E. , 2020/4953 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20. HUKUK DAİRESİ
Taraflar arasında görülen davada Ankara 3. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi'nce verilen 28.12.2016 tarih ve 2015/8 E- 2016/519 K. sayılı kararın davacı vekili ve davalı TPMK vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf isteminin kabulüne dair Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi'nce verilen 23.10.2019 tarih ve 2019/1112 E- 2019/1040 K. sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davalılar vekilleri ve katılma yoluyla davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, davacı şirketin, "TAÇ" esas unsurlu 16, 24, 35, 38 ve 41. sınıf mal ve hizmetlerde tescilli tanınmış markaların sahibi olduğunu, davalının 2012/64943 sayılı 16. sınıf mal ve hizmetleri kapsayan "TACTAPE" ibareli marka tescil başvurusuna, iltibas ve tanınmışlık hukuki sebeplerine dayanılarak yapılan davacı itirazının nihai olarak TPMK YİDK tarafından red edildiğini, kararın haksız ve hukuka aykırı olduğunu ileri sürerek TPMK YİDK'nın 2014/M-15115 sayılı kararının iptaline, dava konusu marka tescil edilmiş ise hükümsüzlüğü ile sicilden terkinine karar verilmesini istemiştir.
Davalı vekilleri, taraf markaları arasında benzerlik bulunmadığını, YİDK kararının usul ve yasaya uygun olduğunu savunarak davanın reddini istemişlerdir.
İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulü ile ile TPMK YİDK'nın 2014/M-15115 sayılı kararının "kağıt, karton (mukavva) ve bunlardan yapılmış ürünler (kırtasiye amaçlı ürünler hariç)" yönünden iptaline, 2012/64943 sayılı markanın anılan emtialar yönünden kısmen hükümsüzlüğü ile sicilden terkinine dair verilen kararın davacı ve davalı kurum vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine Ankara Bölge Adliye Mahkemesince, başvuru ile davacı markaları arasında 556 sayılı KHK'nın 8/1-b maddesi anlamında benzerlik bulunduğu, başvurunun tescili halinde davacının tanınmış markalarının serisi olarak algılanılabileceği gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararın kaldırılmasına, davanın kabulü ile TPMK YİDK’nın 2014/M-15115 sayılı kararının iptlaline, 2012/64943 sayılı markanın hükümsüzlüğü ile sicilden terkinine karar verilmiştir.
Bu kararın davalı şirket vekili ve davalı kurum vekilince temyizi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince kurulan karar Dairemizin 2018/2668 E.-2019/4366 K.ve 12.06.2019 tarihli ilamıyla davalılar yararına bozulmuş; Ankara Bölge Adliye Mahkemesi'nce bozma ilamına uyularak yapılan yargılamada tüm dosya kapsamına göre, TPMK YİDK kararının iptaline yönelik açılan davanın kabulü ile 2014-M-15115 sayılı kararının iptaline, marka hükümsüzlüğüne ilişkin davanın kısmen kabulüne, 2012/64943 sayılı markanın "kağıt, karton (mukavva) ve bunlardan yapılmış ürünler (kırtasiye amaçlı ürünler hariç) " yönünden hükümsüzlüğü ile sicilden terkinine, fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiştir.
Kararı, katılma yolu ile davacı vekili ve davalılar vekilleri temyiz etmiştir.
1-Dava TPMK YİDK kararının iptali ile hükümsüzlük istemine ilişkindir.
İlk derece mahkemesince davanın kısmen kabulü ile YİDK kararının kısmen iptaline ve markanın kısmen hükümsüzlüğüne karar verilmiş, bu karar davacı tarafın istinaf istemi üzerine kaldırılmış ve davanın tamamen kabulüne karar verilmiş ise de bu karar Dairemizce YİDK kararının iptali davası yönünden bozulmuştur. Mahkemece, bozmaya uyularak yukarıda özetlenen gerekçelerle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
6100 sayılı HMK'nın 297 ve 298. maddeleri uyarınca mahkeme kararları, asgari olarak iki tarafın iddia ve savunmalarının özetlerini, incelenen maddi ve hukuki olayın özünü, mahkemeyi sonuca götüren gerekçelerin neler olduğu hususlarını ihtiva etmelidir. Anayasanın 141. maddesinin 3. fıkrası hükmü de mahkeme kararlarının gerekçeli olması gerektiğini düzenlemektedir. Dolayısıyla gerekçe, bir hükmün olmazsa olmaz unsurudur. Taraflar, ancak kararlara konulması gereken gerekçeler sayesinde hükmün hangi maddi ve hukuki nedene dayandırıldığını anlayabilirler. Ayrıca, karar aleyhine yasa yollarına başvurulduğunda da Yargıtay incelemesi sırasında gerekçe sayesinde kararın usul ve yasaya uygun olup olmadığı denetlenebilir.
Diğer bir anlatımla, Yargıtay incelemesi ancak bir kararın somut olaya uygun gerekçe taşıması halinde mümkün olabilir. Öte yandan, yazılacak kararın gerekçesiyle hüküm kısmı arasında bütünsellik esastır. Başka bir anlatımla, gerekçe ile hüküm birbirine bağlı olup, çelişki bulunmaması gerekir. Nitekim, HMK’nın 298/2. maddesinde de gerekçeli kararın, tefhim edilen hüküm sonucuna aykırı olamayacağı açıkça düzenlenmiş bulunmaktadır. Yargıtay İçtihadı Birleştirme Genel Kurulu’nun 10.4.1992 gün ve 1991/7 Esas 1992/4 sayılı kararında da kısa karar ile gerekçeli kararın çelişik bulunmasının bozma nedeni sayılacağı içtihat edilmiştir.
Somut olayda, bölge adliye mahkemesince, hükmün gerekçe kısmında bozma ilamına uyularak YİDK kararının iptali davasının reddine karar vermek gerektiği yönünde ifadeye yer verildiği halde hüküm fıkrasında YİDK kararının iptaline şeklinde hüküm tesis edilmek suretiyle gerekçe ve hüküm arasında çelişki oluştuğu anlaşıldığından bölge adliye mahkemesi hükmünün anılan nedenle re'sen bozulması gerekmiştir.
2-Bozma sebep ve şekline göre, taraf vekillerinin sair temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik gerek görülmemiştir.
SONUÇ
Yukarda (1) no'lu bentte açıklanan nedenlerle, Bölge Adliye Mahkemesi kararının re’sen BOZULMASINA, (2) no'lu bentte açıklanan nedenlerle taraf vekillerinin temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına, HMK'nın 373/2. maddesi uyarınca dava dosyasının Bölge Adliye Mahkemesi'ne gönderilmesine, ödedikleri peşin temyiz harcının istekleri halinde temyiz edenlere iadesine, 11.11.2020 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/626605700 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz