6102TTK Türk Ticaret Kanunu

Acentelik sözleşmesindeki tahkim şartı nedeniyle davanın usulden reddi

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2020/883 E. 2020/5293 K. · · İlk derece: İstanbul 19. Asliye Ticaret Mahkemesi

OnandıKesin

★ Emsal

Gerekçe özeti

Acentelik sözleşmesinin, ekindeki el kitabına atıfla tahkimi öngören hükümleri, tahkime konu uyuşmazlıkları ve tahkimin çözeceği ihtilafları belirli kıldığı için geçerli bir tahkim sözleşmesi oluşturur; tahkimden önce bir komisere başvuru imkânının tanınmış olması tahkim iradesini ortadan kaldırmaz. Sözleşmenin taraflarından biri yabancı şirket ise, mahkemede dava açılmasını öngören 805 sayılı Yasa'nın 1. maddesi uygulanamaz. Bu hâlde ilk itiraz olarak ileri sürülen tahkim itirazı üzerine dava usulden (tahkim yolu nedeniyle) reddedilir.

Ele alınan sorunlar

Acentelik sözleşmesindeki tahkim şartının geçerliliği ve uyuşmazlığın tahkim yoluyla çözülmesi gerektiği → ret

İddia: Davalılar, taraflar arasındaki tahkim sözleşmesi uyarınca uyuşmazlığın tahkim mahkemesinde çözümünün zorunlu olduğunu ve mahkemenin görevsiz olduğunu, El Kitabının 812 no'lu kararının 12.2.3 bölümüne göre 2. bölgedeki Türkiye acenteleri için Cenevre veya İsviçre tahkim merkezlerinin yetkili olduğunu ilk itiraz olarak ileri sürmüştür.

Gerekçe: 03.03.2010 tarihli Yolcu Bileti Satış Acentesi Anlaşmasının 14. maddesiyle bir konunun Satış Acentesi Kuralları uyarınca tahkime götürülmesi hâlinde acentenin tahkime başvurmayı ve tahkim kararına bağlı kalmayı kabul ettiği; 2.1.a maddesiyle de Seyahat Acentesi El Kitabındaki hükümlerin bu anlaşmanın parçası kılındığı kabul edilmiştir. El Kitabına göre uyuşmazlığın öncelikle seyahat acentesi komiseri tarafından, aksi hâlde tahkim yoluyla çözümlenmesi kararlaştırılmış olup, tahkimden önce komisere başvurulması tahkim iradesini ortadan kaldırmaz. Komiserin çözeceği uyuşmazlıklar ile komiserin kararından doğan veya onunla bağlantılı tüm ihtilaflar için tahkime gidilebileceği belirlenmiş olduğundan tahkime ilişkin uyuşmazlıklar da belirli olup tahkim sözleşmesi geçerlidir. Tahkim şartını içeren sözleşmenin bir tarafının yabancı şirket olması nedeniyle 805 sayılı Yasa'nın 1. maddesinin uygulanma olanağı bulunmamaktadır. Bu nedenle davalıların ilk itiraz olarak ileri sürdüğü tahkim itirazı yerinde olup davanın usulden reddi gerekir. (Yargıtay'ca onanan Bölge Adliye Mahkemesi gerekçesi)

Emsal değeri

El kitabına atıfla geçerli kılınan tahkim şartının belirliliği, komisere ön başvurunun tahkim iradesini kaldırmaması ve yabancı taraf bulunması nedeniyle 805 sayılı Yasa'nın uygulanamaması yönünden emsaldir; Yargıtay onaması nedeniyle bağlayıcı içtihat değeri taşır.

Usul tespitleri

Görevli mahkeme
Geçerli tahkim şartı bulunan ve taraflarından biri yabancı şirket olan sözleşmelerden doğan uyuşmazlıkta, ilk itiraz olarak ileri sürülen tahkim itirazı üzerine dava usulden reddedilir; 805 sayılı Yasa'nın 1. maddesi bu hâlde uygulanmaz.

Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
tahkim şartı tahkim itirazı ilk itiraz menfi tespit tahkim sözleşmesinin geçerliliği belirlilik acentelik sözleşmesi 805 sayılı Yasa

Atıf yapılan mevzuat: HMK — HMK 413/1HMK 116/1-b · 805 sayılı Yasa — 805 sayılı Yasa 1

Karar metni

Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster

11. Hukuk Dairesi         2020/883 E.  ,  2020/5293 K.

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 12. HUKUK DAİRESİ

Taraflar arasında görülen davada İstanbul 19. Asliye Ticaret Mahkemesi'nce verilen 08.07.2019 tarih ve 2018/424 E- 2019/268 K. sayılı kararın asıl ve birleşen davada davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf isteminin esastan reddine dair İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi'nce verilen 26.12.2019 tarih ve 2019/2336 E- 2019/1638 K. sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi asıl ve birleşen davada davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış, 6100 sayılı Kanun'un 369. maddesi gereğince miktar veya değer söz konusu olmaksızın duruşmalı olarak incelenmesi gereken dava ve işlerin dışında bulunduğundan duruşma isteğinin reddiyle, dava dosyası için Tetkik Hakimi ...

tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:

Asıl davada davacı vekili, müvekkilinin 03.03.2010 tarihinde davalı IATA acenteliğine kabul edildiğini ve bu tarihten itibaren uçak bileti düzenleme yetkisine sahip olduğunu, müvekkilinin IATA’ya üyelik başvurusunda havayolu şirketlerine karşı olası borçlarının teminatı için 23.02.2010 tarihli 261.000-USD bedelli bir teminat mektubunu IATA’ya teslim ettiğini, müvekkilinin yaklaşık 8 yıldır kredi kartı ile satış yapmamakta sadece nakit satış yapmakta olduğunu, ancak müvekkilinin bilgisi ve onayı olmadan kredi kartı ile bilet satış işlem kaydı yapıldığını ve davalı IATA’dan bu kaydın düzeltilmesinin istenildiğini, ancak davalı havayolu şirketinin basiretli bir tacir gibi davranmadığını ve bu kredi kartı satış işlemleri nedeniyle müvekkilinin cari hesabına borç kaydettiğini, platform üzerinden de müvekkiline acente borç dekontu (ADM) düzenlediğini, bu nedenle müvekkilinin uçak bileti düzenleme yetkisinin sonlandırıldığını ve IATA üyeliğinin askıya alındığını ileri sürerek müvekkilinin haksız ve hukuka aykırı düzenlenen 144.802,90 TL tutarındaki acente borç dekontları nedeniyle davalılara borçlu olmadığının tespitine karar verilmesini talep etmiş;

birleşen davada ise aynı iddiaları ileri sürerek müvekkilinin 225.728,54 TL tutarındaki acente borç dekontları nedeniyle davalılara borçlu olmadığının tespitine karar verilmesini talep etmiştir.

Asıl ve birleşen davada davalı IATA vekili, taraflar arasındaki tahkim sözleşmesi uyarınca uyuşmazlığın tahkim mahkemesinde çözümü zorunlu olup mahkemenin görevsiz olduğunu, Sözleşmenin ayrılmaz parçası olan Seyahat Acentesi El Kitabının 812 no'lu kararının 12.2.3. bölümündeki düzenlemeye göre davacı 2. bölgede bulunduğundan Türkiyede’ki acenteler için Cenevre veya İsviçre tahkim merkezlerinin görevli ve yetkili olacağını savunarak davanın reddini istemiştir.

Asıl ve birleşen davada davalı KLM Airlines vekili,taraflar arasındaki tahkim sözleşmesi uyarınca uyuşmazlığın tahkim mahkemesinde çözümü zorunlu olup mahkemenin görevsiz olduğunu, ayrıca davacı iddia ve talebinin haksız olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.

Mahkemece, tüm dosya kapsamına göre; taraflar arasında 03.03.2010 tarihli Yolcu Bileti Satış Acentesi Sözleşmesinin imzalandığı, Sözleşmenin 14. maddesi ile tahkim şartının düzenlendiği, taraflar arasında düzenlenen sözleşmenin davalı IATA tarafından düzenlenen Seyahat Acentesi El Kitabına tabi olarak kabul gördüğü, tahkim şartının geçerli olduğu, taraflar arasında düzenlenen 03/03/2010 tarihli sözleşmenin uygulanmasından çıkan uyuşmazlıkların Seyahat Acenteleri El Kitabı'nın 812 nolu kararının 12.2.3 bölümündeki düzenlemeye göre, davacı şirketin 2. bölgede bulunması nedeni ile Türkiye'deki acenteler için Cenevre veya İsviçre Tahkim merkezleri görevli ve yetkili kılındığı, davalıların da ilk itiraz olarak tahkim itirazında bulunduğu gerekçesiyle HMK'nun 413'üncü m.

uyarınca tahkim itirazı sebebi ile HMK'nun 116/1-b bendi uyarınca uyuşmazlığın tahkim yolu ile çözülmesi gerekeceğinden 413/1 m. gereğince asıl ve birleşen davanın usulden reddine karar verilmiş, karara karşı asıl ve birleşen davanın davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.

Bölge Adliye Mahkemesince, dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesinde; davacı ile davalı IATA arasında akdedilen 03.03.2010 tarihli Yolcu Bileti Satış Acentesi Anlaşması uyarınca bir havayolu şirketi olup IATA üyesi olan davalı KLM Royal Duch Airlines’ın da bu Anlaşmanın tarafı olduğu, anlaşmanın 14. maddesi ile, bir konunun Satış Acentesi Kuralları uyarınca tahkime götürülmek istenmesi durumunda, acentenin bu kurallar uyarınca tahkime başvurmayı ve tahkim prosedürlerine uygun davranmayı ve ayrıca verilen tahkim kararına bağlı kalmayı kabul ettiği hüküm altına alınmış, 2.1.a maddesi ile bu anlaşmaya eklenen Seyahat Acentesi El Kitabındaki (ve bu el kitabından alınan diğer hükümlerde) hükümlerin bu anlaşmanın bir parçası kılındığının kabul edileceği anlaşılmış olup, Seyahat Acentesi El Kitabı’na göre somut uyuşmazlığın öncelikle seyahat acentesi komiseri tarafından çözümlenmesi, aksi halde tahkim yoluyla çözümlenmesi kabul edilmiş olup tahkime başvurulmadan önce komisere başvurulması tahkim iradesini ortadan kaldırmacağı, seyahat acentesi komiserinin hangi uyuşmazlıkları çözeceği açıklanmış olup, komiserin aldığı bir karardan doğan veya onunla bağlantılı olarak ortaya çıkacak tüm ihtilaflar için tahkime gidilebileceğinden, tahkime ilişkin uyuşmazlıkların da belirli olduğu yani tahkim sözleşmesinin geçerli bir sözleşme olduğu, tahkim şartını içeren sözleşmenin bir tarafının yabancı şirket olması nedeniyle 805 sayılı Yasanın 1.maddesini uygulama olanağının bulunmadığı gerekçesiyle asıl ve birleşen davada davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

Kararı, asıl ve birleşen davada davacı vekili temyiz etmiştir.

Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun HMK'nın 353/b-1 maddesi uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.

SONUÇ

Yukarda açıklanan nedenlerle, asıl ve birleşen davada davacı vekilinin temyiz isteminin reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK'nın 370/1. maddesi uyarınca ONANMASINA, HMK'nın 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, temyiz harcı peşin alındığından başkaca harç alınmasına mahal olmadığına, 23.11.2020 tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.

Kaynak: https://6102ttk.com/karar/619271000 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz

İncelenen istinaf kararı — İst. BAM 12. HD

Bu Yargıtay 11. HD kararı, aşağıdaki İstinaf Dairesi kararının temyiz incelemesidir. Temyiz sonucu: Onandı

İstanbul BAM 12. Hukuk Dairesi · 2019/2336 E. 2019/1638 K.

Yolcu bileti satış acentesi anlaşmasında tahkim şartının geçerliliği

Gerekçe özeti

Havayolu bileti satış acentesi anlaşması gibi çok taraflı düzenlemelerde, anlaşmanın taraf olmayan üyeler için de -anlaşmada isimleri belirtilmiş ve taraf olarak kabul edilmiş gibi- geçerli olacağı kararlaştırılmışsa, o üye de anlaşmanın ve anlaşmaya dahil edilen tahkim şartının tarafı sayılır ve tahkim ilk itirazında bulunabilir. Tahkim şartının geçerliliği için tahkim iradesinin ve uyuşmazlığın belirli olması yeterlidir; uyuşmazlığın önce bir komiser/ara mekanizma tarafından incelenmesi öngörülmüş olsa da bu, tahkim iradesini ortadan kaldırmaz. Tahkim yeri belirlenirken, sözleşmede öngörülen yabancı tahkim yerinin Türk hukukundaki hakem kararına karşı iptal davası imkanıyla çelişmesi, sözleşmedeki tahkim yerinin uygulanmasını engellemez; sözleşme hükmü esas alınır. 805 sayılı Kanun'un Türkçe kullanma zorunluluğu, tarafı yabancı şirket olan sözleşmelere uygulanmaz, dolayısıyla İngilizce düzenlenen tahkim şartı bu nedenle geçersiz olmaz. Dilekçeler teatisi aşamasında ileri sürülmeyen imzaya itiraz, sonradan istinaf aşamasında dikkate alınmaz.

Emsal değeri

Karar, çok taraflı acentelik anlaşmalarında (IATA türü sözleşmelerde) sözleşmeye ismen taraf olmayan ancak sözleşme hükmü uyarınca taraf sayılan üyelerin tahkim itirazında bulunabileceği ve İngilizce düzenlenen tahkim şartlarının 805 sayılı Kanun kapsamında geçersiz sayılamayacağı yönündeki değerlendirmeleriyle, benzer uyuşmazlıklarda bölgesel ikna edici emsal niteliği taşımaktadır.

Kavramlar: tahkim ilk itirazı tahkim şartı tahkim yeri menfi tespit acente borç dekontu Seyahat Acentesi El Kitabı 805 sayılı Kanun usulden ret

İstinaf (12. HD) kararının tam metni

T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
12. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO 2019/2336

KARAR NO 2019/1638

TÜRK MİLLETİ ADINA

İSTİNAF KARARI

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ İSTANBUL 19. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ 08/07/2019

NUMARASI 2018/424 Esas-2019/268 Karar

DAVA

Menfi Tespit

İSTİNAF KARAR TARİHİ 26/12/2019

Asıl ve birleşen davanın usulden reddine yönelik olarak verilen hükmün asıl ve birleşen dava davacısı vekilince istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü.

ASIL VE BİRLEŞEN DAVA

Asıl davada davacı vekili, müvekkilinin 03.03.2010 tarihinde davalı ... acenteliğine kabul edildiğini ve bu tarihten itibaren uçak bileti düzenleme yetkisine sahip olduğunu, müvekkilinin ...’ya üyelik başvurusunda havayolu şirketlerine karşı olası borçlarının teminatı için 23.02.2010 tarihli 261.000-USD bedelli bir teminat mektubunu....’ya teslim ettiğini, müvekkilinin düzenlenen biletlere ilişkin olarak havayolu şirketleri ile arasındaki hesabını sadece ... elektronik platformu üzerinden gerçekleştirebilmekte olduğunu, bu kapsamda havayolu şirketinin acentenin hesabı ile kendi hesabı arasında bir fark görmesi halinde bu platform üzerinden acente borç dekontu veya acente alacak dekontu düzenlemekte olduğunu, havayolu şirketlerinin alacaklı görünmesi durumunda ise davalı ...’nın herhangi bir inceleme yapmadan acentelerin sundukları banka teminat mektuplarını nakde çevirerek havayolu şirketine ödeme yapmakta olduğunu, müvekkilinin yaklaşık 8 yıldır kredi kartı ile satış yapmamakta sadece nakit satış yapmakta olduğunu, ancak müvekkilinin bilgisi ve onayı olmadan kredi kartı ile bilet satış işlem kaydı yapıldığını ve davalı ....’dan bu kaydın düzeltilmesinin istenildiğini, ancak davalı havayolu şirketinin basiretli bir tacir gibi davranmadığını ve bu kredi kartı satış işlemleri nedeniyle müvekkilinin cari hesabına borç kaydettiğini, platform üzerinden de müvekkiline acente borç dekontu(ADM) düzenlediğini, bu nedenle müvekkilinin uçak bileti düzenleme yetkisinin sonlandırıldığını ve ...

üyeliğinin askıya alındığını, cari hesap farkının kapatılması için 31.12.2018 tarihine kadar süre tanındığını, aksi halde teminat mektubunun paraya çevrileceğini ileri sürerek müvekkilinin haksız ve hukuka aykırı düzenlenen 144.802,90-TL tutarındaki acente borç dekontları nedeniyle davalılara borçlu olmadığının tespitine karar verilmesini talep ve dava etmiş; birleşen davada ise aynı iddiaları ileri sürerek müvekkilinin haksız ve hukuka aykırı düzenlenen 225.728,54-TL tutarındaki acente borç dekontları nedeniyle davalılara borçlu olmadığının tespitine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

CEVAP

Asıl ve birleşen davada davalı ... vekili, taraflar arasındaki tahkim sözleşmesi uyarınca uyuşmazlığın tahkim mahkemesinde çözümü zorunlu olup mahkemenin görevsiz olduğunu, Sözleşmenin ayrılmaz parçası olan Seyahat Acentesi El Kitabının 812 nolu kararının 12.2.3. bölümündeki düzenlemeye göre davacı 2.bölgede bulunduğundan Türkiyede’ki acenteler için Cenevre veya İsviçre tahkim merkezlerinin görevli ve yetkili olacağını, öte yandan müvekkiline husumet yöneltilemeyeceğini, zira müvekkili davacıdan alacaklı olmadığı gibi davacıya borcunun da olmadığını, ayrıca davacının gerekli önlemleri almadığını ve iddia ettiği zarara kendi kusuruyla neden olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir. Asıl ve birleşen davada davalı ...

vekili,taraflar arasındaki tahkim sözleşmesi uyarınca uyuşmazlığın tahkim mahkemesinde çözümü zorunlu olup mahkemenin görevsiz olduğunu, ayrıca davacı iddia ve talebinin haksız olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ

İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda, taraflar arasında 03/03/2010 tarihli Yolcu Bileti Satış Acentesi Sözleşmesinin imzalandığı, Sözleşmenin 14.maddesi ile tahkim şartının düzenlendiği, taraflar arasında düzenlenen sözleşmenin davalı ... tarafından düzenlenen Seyahat Acentesi El Kitabına tabi olarak kabul gördüğü, tahkim şartının geçerli olduğu, taraflar arasında düzenlenen 03/03/2010 tarihli sözleşmenin uygulanmasından çıkan uyuşmazlıkların Seyahat Acenteleri El Kitabı'nın 812 nolu kararının 12.2.3 bölümündeki düzenlemeye göre, davacı şirketin 2 . bölgede bulunması nedeni ile Türkiye'deki acenteler için Cenevre veya İsviçre Tahkim merkezleri görevli ve yetkili kılındığı, davalıların da ilk itiraz olarak tahkim itirazında bulunduğu gerekçesiyle HMK'nun 413'üncü m.

uyarınca tahkim itirazı sebebi ile HMK'nun 116/1-b bendi uyarınca uyuşmazlığın tahkim yolu ile çözülmesi gerekeceğinden 413/1 m. gereğince asıl ve birleşen davanın usulden reddine karar verilmiştir.

İSTİNAF SEBEPLERİ

Asıl ve Birleşen Dava Davacıları vekili istinaf dilekçesinde özetle;

1- 03.03.2010 tarihli Yolcu Bileti Satış Acantesi Sözleşmesindeki imzanın müvekkili şirket yetkilisine ait olmadığının 18.10.2019 tarihinde vekil olarak kendisine bildirildiğini, dolayısıyla imza incelemesi yaptırılması gerektiğini, 2-Davalılar arasında bir nevi mecburi dava arkadaşlığı bulunduğunu, zira havayolu şirketinin düzenlediği tüm biletlerin ...’nın sistemi üzerinden kesilmekte olduğunu, müvekkili tarafından verilen teminat mektubunun ise ...’nın tasarrufunda bulunmakta olduğunu, ancak sözleşmeye taraf olmayan havayolu şirketinin tahkim ilk itirazının dinlenemeyeceğini, müvekkilinin asıl muhatabının ise havayolu şirketi olduğunu, ...’ya teminat mektubunu elinde bulundurması nedeniyle husumet yöneltildiğini, ...’nın ise açıkça bu hususta vekaleti olmadığı sürece havayolu şirketi adına tahkim sözleşmesi akdetme yetkisi bulunmadığını, mahkemenin taraflar arasında mecburi dava arkadaşlığı bulunmadığı kanaatinde olması halinde ise davaları ayırması ve havayolu şirketinin tahkim itirazının reddine karar vermesi gerektiğini, 3-Tahkim anlaşmasının geçerli olmadığını, taraflardan yalnız birinin Türk olması halinde dahi İngilizce hazırlanan tahkim şartına dayanılamayacağını, ayrıca ...’nın tek taraflı belirlediği prosedürlere, tek taraflı kaleme aldığı metinlere, tek taraflı yaptığı tahkim ve tahkim yeri seçimine tahkime başvurma iradesi bulunmayan müvekkilinin tabi olmasının beklemenin hakkaniyete ve eşitliğe aykırı olacağını belirterek asıl ve birleşen davalara ilişkin hükmün kaldırılmasını istemiştir.

GEREKÇE

Asıl ve birleşen dava, Yolcu Bileti Satış Acentesi Anlaşması uyarınca düzenlenen acente borç dekontları nedeniyle borçlu olunmadığının tespiti istemine ilişkindir. İlk derece mahkemesince yukarıda açıklanan gerekçelerle, asıl ve birleşen davanın tahkim ilk itirazı nedeniyle usulden reddine karar verilmiştir. Davacı ile davalı ... arasında akdedilen 03/03/2010 tarihli Yolcu Bileti Satış Acentesi Anlaşması incelendiğinde, davacının acente olarak anılacağının, acenteyi tayin eden ve ... üyesi adına ve namına hareket eden, ... Genel Müdürü tarafından temsil edilen her bir ... üyesinin ise taşımacı olarak anılacağının, Anlaşmanın 1.maddesinde ise bu anlaşmanın, acentenin faaliyet gösterdiği ülkelerde geçerli olan satış acentesi kurallarına göre taşımacı tarafından acentenin tayin edilmesi üzerine acente ve taşımacı arasında yürürlüğe girdiğinin, yapılan tadilatları ile birlikte yürürlüğe girmesinden sonra bu anlaşmanın taşımacı ve acente arasında isimleri anlaşmada özellikle belirtilmiş ve her ikisi de anlaşmanın tarafları olarak isimlerini anlaşmaya koymuşlar gibi geçerli olacağının kararlaştırıldığı görülmüş olup, bu durumda havayolu şirketi olup ...

üyesi olan davalı ... da bu Anlaşmanın tarafı olduğu kabul edilmiştir. Yine anılan Anlaşmanın 14.maddesi ile, bir konunun Satış Acentesi Kuralları uyarınca tahkime götürülmek istenmesi durumunda, acentenin bu kurallar uyarınca tahkime başvurmayı ve tahkim prosedürlerine uygun davranmayı ve ayrıca verilen tahkim kararına bağlı kalmayı kabul ettiği hüküm altına alınmış, 2.1.a maddesi ile, taşımacı ve acente arasındaki ilişkide geçerli olan şartlar ve koşulların, acente idarecisinin yetkisi altında zaman zaman yayınlanan ve bu anlaşmaya da eklenen Seyahat Acentesi El Kitabında yer verilen kararlarda (ve bu el kitabından alınan diğer hükümlerde) belirtildiği, 2.1.b maddesi, bu kuralların, kararların ve zaman zaman tadil edilen haliyle diğer hükümlerin bu anlaşmanın bir parçası kılındığının kabul edileceği, taşımacı ve acentenin bunlara uymayı kabul ettiği kararlaştırılmıştır.Seyahat Acentesi El Kitabı’nda yer alan 820e numaralı Karar uyarınca, taraflar arasında çıkan ihtilafların nihai çözüme kavuşturulmasının tahkim yoluyla inceleme bağlı olmak kaydıyla seyahat acentesi komiseri tarafından gerçekleştirileceği ve devamında hangi uyuşmazlıkları çözeceği kararlaştırılmış, El Kitabı’nın 12.2.1 maddesinde ise, seyahat acentesi komiserinin aldığı bir karardan doğan veya o kararla bağlantılı olarak ortaya çıkan tüm ihtilafların, nihai olarak Uluslararası Ticaret Odası Tahkim Kuralları çerçevesinde ve bu Kurallara göre atanan bir veya daha fazla hakemce çözüme kavuşturulacağı ve hakemlerin kararının yetkili herhangi bir mahkemede onaylatılıp kayda geçirilebileceği, 12.2.3.

maddesi ile, tahkim yerinin taraflar aksi üzerinde mutabık kalmadıkça onaylanmış lokasyonun bulunduğu ülkede veya başvuruya konu lokasyonun bulunduğu ülkede olacağı, yukarıdaki hükme bakılmaksızın o ülkenin kanunları Madde 12.2.5 hükmüyle çelişiyorsa,...2.bölge olarak verilmiş bir karar söz konusu ise tahkim yerinin Cenevre İsviçre olacağı, 12.2.5. maddesinde ise, hakem kararının taraflar açısından kesin ve nihai surette bağlayıcı olacağı ve karara içerdiği koşullara göre riayet edileceğinin kararlaştırıldığı görülmüştür. Ülkemiz hukuk sisteminde ise (HMK m.439.) hakem kararlarına karşı iptal davası açılabildiğinden, Ülkemiz kanunlarının El Kitabının 12.2.5 m. hükmüyle çeliştiği, dolayısıyla somut uyuşmazlık açısından tahkim yerinin Cenevre İşviçre olduğu kabul edilmiştir.

Tahkim iradesi tahkim sözleşmesinin kurucu unsuru olup, tahkim iradesinin bulunmadığı uyuşmazlıkların tahkime elverişli olduğunu kabul edebilmek mümkün değildir. Ayrıca uyuşmazlığın belirli olması gerekir. Somut olayda uyuşmazlığın öncelikle seyahat acentesi komiseri tarafından çözümlenmesi, aksi halde tahkim yoluyla çözümlenmesi kabul edilmiş olup tahkime başvurulmadan önce komisere başvurulması tahkim iradesini ortadan kaldırmaz, tahkimden vazgeçildiği anlamına gelmez. Ayrıca yukarıda açıklandığı üzere seyahat acentesi komiserinin hangi uyuşmazlıkları çözeceği açıklanmış olup, komiserin aldığı bir karardan doğan veya onunla bağlantılı olarak ortaya çıkacak tüm ihtilaflar için tahkime gidilebileceğinden, tahkime ilişkin uyuşmazlıkların da belirli olduğu kabul edilmelidir.

O halde tahkim sözleşmesi geçerli bir sözleşmedir. Öte yandan davacı taraf İktisadi Müesseselerde Mecburi Türkçe Kullanılması Hakkında 805 sayılı Yasanın 1.maddesine dayanmakta, İngilizce dilinde yapılan tahkim sözleşmesinin hükümsüz olduğunu savunmaktadır. 805 sayılı Yasanın 1.maddesine göre "Türk tabiiyetindeki her nevi şirket ve müesseseler, Türkiye dahilindeki her nevi muamele, mukavele, muhabere, hesap ve defterlerini Türkçe tutmağa mecburdurlar". Anılan Yasanın 2.maddesine göre ise bu zorunluluk, yabancı şirket ve müesseseler için, Türk müesseseleri ile Türkiye uyruğunda olan kişiler ile muhabere, muamele ve temaslarına ve devlet kurumlarına ibraz zorunluluğunda bulundukları evrak ve defterlerine hasredilmiştir.

Somut olaya döndüğümüzde, tahkim şartını içeren sözleşmenin bir tarafının yabancı şirket olması nedeniyle 805 sayılı Yasanın 1.maddesini uygulama olanağının bulunmadığı kanaatine varıldığından, davacının bu konudaki itirazı yerinde görülmediği gibi, yargılama sırasında dilekçeler teatisi aşamasında dile getirilmeyen 03/03/2010 tarihli Anlaşmadaki imzaya itirazına da itibar edilmemiştir. O halde ilk derece mahkemesince, yasal sürede yapılan tahkim ilk itirazlarının kabulü ile asıl ve birleşen davaların usulden reddi yönünde verilen kararda bir isabetsizlik görülmemiş olup, açıklanan nedenlerle asıl ve birleşen dava davacısı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine dair aşağıdaki şekilde karar verilmiştir.

HÜKÜM

Yukarıda açıklanan nedenlerle; Asıl ve birleşen dava davacısı vekilinin istinaf başvurusunun HMK 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, Peşin harcın karar harcına mahsubuna, başkaca harç alınmasına yer olmadığına, İstinaf yoluna başvuran davacı tarafından yapılan giderlerin üzerinde bırakılmasına,Gerekçeli kararın birer örneğinin taraflara tebliğine, HMK 'nun 361/1. maddesi uyarınca kararın tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde temyiz yoluna başvurulabileceğine, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oy birliğiyle karar verildi. 26/12/2019

Bu sitedeki içerik bilgilendirme amaçlıdır; hukuki görüş veya tavsiye değildir. Resmî metin için mevzuat.gov.tr esastır.