Acentelik sözleşmesindeki tahkim şartı nedeniyle davanın usulden reddi
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2020/883 E. 2020/5293 K. · · İlk derece: İstanbul 19. Asliye Ticaret Mahkemesi
OnandıKesin
★ Emsal
Gerekçe özeti
Acentelik sözleşmesinin, ekindeki el kitabına atıfla tahkimi öngören hükümleri, tahkime konu uyuşmazlıkları ve tahkimin çözeceği ihtilafları belirli kıldığı için geçerli bir tahkim sözleşmesi oluşturur; tahkimden önce bir komisere başvuru imkânının tanınmış olması tahkim iradesini ortadan kaldırmaz. Sözleşmenin taraflarından biri yabancı şirket ise, mahkemede dava açılmasını öngören 805 sayılı Yasa'nın 1. maddesi uygulanamaz. Bu hâlde ilk itiraz olarak ileri sürülen tahkim itirazı üzerine dava usulden (tahkim yolu nedeniyle) reddedilir.
Ele alınan sorunlar
Acentelik sözleşmesindeki tahkim şartının geçerliliği ve uyuşmazlığın tahkim yoluyla çözülmesi gerektiği → ret
İddia: Davalılar, taraflar arasındaki tahkim sözleşmesi uyarınca uyuşmazlığın tahkim mahkemesinde çözümünün zorunlu olduğunu ve mahkemenin görevsiz olduğunu, El Kitabının 812 no'lu kararının 12.2.3 bölümüne göre 2. bölgedeki Türkiye acenteleri için Cenevre veya İsviçre tahkim merkezlerinin yetkili olduğunu ilk itiraz olarak ileri sürmüştür.
Gerekçe: 03.03.2010 tarihli Yolcu Bileti Satış Acentesi Anlaşmasının 14. maddesiyle bir konunun Satış Acentesi Kuralları uyarınca tahkime götürülmesi hâlinde acentenin tahkime başvurmayı ve tahkim kararına bağlı kalmayı kabul ettiği; 2.1.a maddesiyle de Seyahat Acentesi El Kitabındaki hükümlerin bu anlaşmanın parçası kılındığı kabul edilmiştir. El Kitabına göre uyuşmazlığın öncelikle seyahat acentesi komiseri tarafından, aksi hâlde tahkim yoluyla çözümlenmesi kararlaştırılmış olup, tahkimden önce komisere başvurulması tahkim iradesini ortadan kaldırmaz. Komiserin çözeceği uyuşmazlıklar ile komiserin kararından doğan veya onunla bağlantılı tüm ihtilaflar için tahkime gidilebileceği belirlenmiş olduğundan tahkime ilişkin uyuşmazlıklar da belirli olup tahkim sözleşmesi geçerlidir. Tahkim şartını içeren sözleşmenin bir tarafının yabancı şirket olması nedeniyle 805 sayılı Yasa'nın 1. maddesinin uygulanma olanağı bulunmamaktadır. Bu nedenle davalıların ilk itiraz olarak ileri sürdüğü tahkim itirazı yerinde olup davanın usulden reddi gerekir. (Yargıtay'ca onanan Bölge Adliye Mahkemesi gerekçesi)
Emsal değeri
El kitabına atıfla geçerli kılınan tahkim şartının belirliliği, komisere ön başvurunun tahkim iradesini kaldırmaması ve yabancı taraf bulunması nedeniyle 805 sayılı Yasa'nın uygulanamaması yönünden emsaldir; Yargıtay onaması nedeniyle bağlayıcı içtihat değeri taşır.
Usul tespitleri
- Görevli mahkeme
- Geçerli tahkim şartı bulunan ve taraflarından biri yabancı şirket olan sözleşmelerden doğan uyuşmazlıkta, ilk itiraz olarak ileri sürülen tahkim itirazı üzerine dava usulden reddedilir; 805 sayılı Yasa'nın 1. maddesi bu hâlde uygulanmaz.
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
tahkim şartı↗ tahkim itirazı↗ ilk itiraz↗ menfi tespit↗ tahkim sözleşmesinin geçerliliği↗ belirlilik↗ acentelik sözleşmesi↗ 805 sayılı Yasa↗
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2020/883 E. , 2020/5293 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 12. HUKUK DAİRESİ
Taraflar arasında görülen davada İstanbul 19. Asliye Ticaret Mahkemesi'nce verilen 08.07.2019 tarih ve 2018/424 E- 2019/268 K. sayılı kararın asıl ve birleşen davada davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf isteminin esastan reddine dair İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi'nce verilen 26.12.2019 tarih ve 2019/2336 E- 2019/1638 K. sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi asıl ve birleşen davada davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış, 6100 sayılı Kanun'un 369. maddesi gereğince miktar veya değer söz konusu olmaksızın duruşmalı olarak incelenmesi gereken dava ve işlerin dışında bulunduğundan duruşma isteğinin reddiyle, dava dosyası için Tetkik Hakimi ...
tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Asıl davada davacı vekili, müvekkilinin 03.03.2010 tarihinde davalı IATA acenteliğine kabul edildiğini ve bu tarihten itibaren uçak bileti düzenleme yetkisine sahip olduğunu, müvekkilinin IATA’ya üyelik başvurusunda havayolu şirketlerine karşı olası borçlarının teminatı için 23.02.2010 tarihli 261.000-USD bedelli bir teminat mektubunu IATA’ya teslim ettiğini, müvekkilinin yaklaşık 8 yıldır kredi kartı ile satış yapmamakta sadece nakit satış yapmakta olduğunu, ancak müvekkilinin bilgisi ve onayı olmadan kredi kartı ile bilet satış işlem kaydı yapıldığını ve davalı IATA’dan bu kaydın düzeltilmesinin istenildiğini, ancak davalı havayolu şirketinin basiretli bir tacir gibi davranmadığını ve bu kredi kartı satış işlemleri nedeniyle müvekkilinin cari hesabına borç kaydettiğini, platform üzerinden de müvekkiline acente borç dekontu (ADM) düzenlediğini, bu nedenle müvekkilinin uçak bileti düzenleme yetkisinin sonlandırıldığını ve IATA üyeliğinin askıya alındığını ileri sürerek müvekkilinin haksız ve hukuka aykırı düzenlenen 144.802,90 TL tutarındaki acente borç dekontları nedeniyle davalılara borçlu olmadığının tespitine karar verilmesini talep etmiş;
birleşen davada ise aynı iddiaları ileri sürerek müvekkilinin 225.728,54 TL tutarındaki acente borç dekontları nedeniyle davalılara borçlu olmadığının tespitine karar verilmesini talep etmiştir.
Asıl ve birleşen davada davalı IATA vekili, taraflar arasındaki tahkim sözleşmesi uyarınca uyuşmazlığın tahkim mahkemesinde çözümü zorunlu olup mahkemenin görevsiz olduğunu, Sözleşmenin ayrılmaz parçası olan Seyahat Acentesi El Kitabının 812 no'lu kararının 12.2.3. bölümündeki düzenlemeye göre davacı 2. bölgede bulunduğundan Türkiyede’ki acenteler için Cenevre veya İsviçre tahkim merkezlerinin görevli ve yetkili olacağını savunarak davanın reddini istemiştir.
Asıl ve birleşen davada davalı KLM Airlines vekili,taraflar arasındaki tahkim sözleşmesi uyarınca uyuşmazlığın tahkim mahkemesinde çözümü zorunlu olup mahkemenin görevsiz olduğunu, ayrıca davacı iddia ve talebinin haksız olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, tüm dosya kapsamına göre; taraflar arasında 03.03.2010 tarihli Yolcu Bileti Satış Acentesi Sözleşmesinin imzalandığı, Sözleşmenin 14. maddesi ile tahkim şartının düzenlendiği, taraflar arasında düzenlenen sözleşmenin davalı IATA tarafından düzenlenen Seyahat Acentesi El Kitabına tabi olarak kabul gördüğü, tahkim şartının geçerli olduğu, taraflar arasında düzenlenen 03/03/2010 tarihli sözleşmenin uygulanmasından çıkan uyuşmazlıkların Seyahat Acenteleri El Kitabı'nın 812 nolu kararının 12.2.3 bölümündeki düzenlemeye göre, davacı şirketin 2. bölgede bulunması nedeni ile Türkiye'deki acenteler için Cenevre veya İsviçre Tahkim merkezleri görevli ve yetkili kılındığı, davalıların da ilk itiraz olarak tahkim itirazında bulunduğu gerekçesiyle HMK'nun 413'üncü m.
uyarınca tahkim itirazı sebebi ile HMK'nun 116/1-b bendi uyarınca uyuşmazlığın tahkim yolu ile çözülmesi gerekeceğinden 413/1 m. gereğince asıl ve birleşen davanın usulden reddine karar verilmiş, karara karşı asıl ve birleşen davanın davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.
Bölge Adliye Mahkemesince, dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesinde; davacı ile davalı IATA arasında akdedilen 03.03.2010 tarihli Yolcu Bileti Satış Acentesi Anlaşması uyarınca bir havayolu şirketi olup IATA üyesi olan davalı KLM Royal Duch Airlines’ın da bu Anlaşmanın tarafı olduğu, anlaşmanın 14. maddesi ile, bir konunun Satış Acentesi Kuralları uyarınca tahkime götürülmek istenmesi durumunda, acentenin bu kurallar uyarınca tahkime başvurmayı ve tahkim prosedürlerine uygun davranmayı ve ayrıca verilen tahkim kararına bağlı kalmayı kabul ettiği hüküm altına alınmış, 2.1.a maddesi ile bu anlaşmaya eklenen Seyahat Acentesi El Kitabındaki (ve bu el kitabından alınan diğer hükümlerde) hükümlerin bu anlaşmanın bir parçası kılındığının kabul edileceği anlaşılmış olup, Seyahat Acentesi El Kitabı’na göre somut uyuşmazlığın öncelikle seyahat acentesi komiseri tarafından çözümlenmesi, aksi halde tahkim yoluyla çözümlenmesi kabul edilmiş olup tahkime başvurulmadan önce komisere başvurulması tahkim iradesini ortadan kaldırmacağı, seyahat acentesi komiserinin hangi uyuşmazlıkları çözeceği açıklanmış olup, komiserin aldığı bir karardan doğan veya onunla bağlantılı olarak ortaya çıkacak tüm ihtilaflar için tahkime gidilebileceğinden, tahkime ilişkin uyuşmazlıkların da belirli olduğu yani tahkim sözleşmesinin geçerli bir sözleşme olduğu, tahkim şartını içeren sözleşmenin bir tarafının yabancı şirket olması nedeniyle 805 sayılı Yasanın 1.maddesini uygulama olanağının bulunmadığı gerekçesiyle asıl ve birleşen davada davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Kararı, asıl ve birleşen davada davacı vekili temyiz etmiştir.
Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun HMK'nın 353/b-1 maddesi uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ
Yukarda açıklanan nedenlerle, asıl ve birleşen davada davacı vekilinin temyiz isteminin reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK'nın 370/1. maddesi uyarınca ONANMASINA, HMK'nın 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, temyiz harcı peşin alındığından başkaca harç alınmasına mahal olmadığına, 23.11.2020 tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/619271000 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz