6102TTK Türk Ticaret Kanunu

Ortağın şirket zararı için kendi adına tazminat isteyememesi

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2019/5129 E. 2020/3067 K. ·

OnandıKesin

★ Emsal

Mahkemenin nitelemesi: Ticari şirketler

Gerekçe özeti

Limited şirket yöneticisine karşı açılan sorumluluk davasında, şirketin malvarlığında meydana geldiği ileri sürülen zarar nedeniyle ortağın kendi adına tazminat istemesi mümkün değildir; bu istem aktif dava ehliyeti yokluğundan, esasa girilmeksizin reddedilir.

Ele alınan sorunlar

Limited şirket ortağının, müdüre karşı sorumluluk davasında kendi adına tazminat isteyip isteyemeyeceği → ret

İddia: Davacı, feshedilen limited şirketin banka hesaplarında usulsüzlük bulunduğunu, şirket müdürü olan davalıların şirket gelirini ortaklar arasında paylaşıma konu yapmaksızın zimmetlerine geçirdiklerini ileri sürerek zararının tazminini istemiştir. Davalı ise davacının aktif husumet ehliyeti bulunmadığını ve istemin zamanaşımına uğradığını savunmuştur.

Gerekçe: Dava, limited şirket yöneticisine karşı açılmış sorumluluk davası niteliğindedir. Bu nitelikteki bir davada davacı şirket ortağının kendi adına tazminat istemesi mümkün değildir; davacının aktif dava ehliyeti bulunmamaktadır. (Yargıtay'ca onanan İlk Derece Mahkemesi gerekçesi)

Emsal değeri

Limited şirket ortağının, müdürün eyleminden doğan şirket zararı için kendi adına tazminat isteyemeyeceği ve istemin aktif dava ehliyeti yokluğundan reddedileceği yönünden emsaldir; Yargıtay onaması nedeniyle bağlayıcı içtihat değeri taşır.

Usul tespitleri

Dava şartı
Aktif dava ehliyeti: limited şirket yöneticisine karşı sorumluluk davasında ortağın kendi adına tazminat isteme hakkının bulunmaması

Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
limited şirket müdürünün sorumluluğu aktif dava ehliyeti aktif husumet şirket zararı ortağın dava hakkı

Karar metni

Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster

11. Hukuk Dairesi         2019/5129 E.  ,  2020/3067 K.

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

Taraflar arasında görülen davada Bakırköy 2. Asliye Ticaret Mahkemesince verilen 03/04/2019 tarih ve 2018/1297 E- 2019/382 K. sayılı kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf isteminin esastan reddine dair İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi'nce verilen 10/10/2019 tarih ve 2019/1689 E- 2019/1247 K. sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:

Davacı vekili, müvekkilinin davalılar ... ve ... ile birlikte 2012 yılında 400.000.-TL değerinde sermaye ile kurdukları Palabıyık Hafriyat İnşaat Nakliyat Sanayi Ticaret Limited Şirketi'nin 2016 yılında feshedilmiş olduğunu, hali hazırda müvekkili tarafından şirketin banka hesaplarında usulsüzlük tespit edildiğini, şirketin müdürü davalı ...'ın ve daha sonra şirket müdürlüğü görevini üstlenen ...'ın şirket gelirini usul ve yasaya aykırı olarak ortaklar arası paylaşıma konu yapmaksızın zimmetlerine geçirdikleri kendilerince tespit edildiğini, işbu zararın tespitiyle birlikte müvekkilinin oluşan zararının tazmini talep etmiştir.

Davalı vekili, davanın aktif husumet ehliyeti bulunmadığından davanın reddine, zamanaşımına uğraması nedeniyle davanın reddine, hiçbir sebep ve gerekçelerle hiçbir dayanağı bulunmadığından davanın esastan reddine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.

Mahkemece, davanın limited şirket yöneticisine karşı açılmış sorumluluk davası niteliğinde olması nedeniyle davacı şirket ortağının kendi adına tazminat istemesi mümkün bulunmamakta olup, davacının aktif dava ehliyeti bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.

Karar, davacı vekili tarafından istinaf edilmiştir.

İstanbul Bölge Adliye Mahkemesince, mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.

Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun HMK'nın 353/b-1 maddesi uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.

SONUÇ

Yukarda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz isteminin reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK'nın 370/1. maddesi uyarınca ONANMASINA, HMK'nın 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, aşağıda yazılı bakiye 10,00 TL temyiz ilam harcının temyiz edenden alınmasına, 22/06/2020 tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.

Kaynak: https://6102ttk.com/karar/616195900 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz

İncelenen istinaf kararı — İst. BAM 12. HD

Bu Yargıtay 11. HD kararı, aşağıdaki İstinaf Dairesi kararının temyiz incelemesidir. Temyiz sonucu: Onandı

İstanbul BAM 12. Hukuk Dairesi · 2019/1689 E. 2019/1247 K.

Limited şirket ortağının dolaylı zarar nedeniyle kendi adına tazminat isteyemeyeceği

Gerekçe özeti

Limited şirket müdürlerinin şirkete verdiği zarar dolaylı zarar niteliğinde ise, TTK 555 uyarınca pay sahibi bu zararın tazminini talep edebilir ancak tazminatın kendisine değil şirkete ödenmesini isteyebilir; pay sahibinin taleple bağlılık kuralı (HMK 26/1) gereği tazminatın doğrudan kendisine ödenmesini istemesi halinde aktif dava ehliyeti bulunmadığından dava reddedilir.

Emsal değeri

Limited şirket ortağının, şirket müdürlerinin sebep olduğu dolaylı zarar nedeniyle açtığı sorumluluk davasında tazminatın kendisine ödenmesini talep etmesi halinde aktif dava ehliyetinin bulunmadığı yönündeki değerlendirme, TTK 555 kapsamındaki dolaylı zarar davalarında emsal niteliği taşımaktadır.

Kavramlar: aktif dava ehliyeti dolaylı zarar doğrudan zarar limited şirket müdürünün sorumluluğu taleple bağlılık kuralı tasfiyenin ihyası

İstinaf (12. HD) kararının tam metni

T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
12. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO 2019/1689

KARAR NO 2019/1247

TÜRK MİLLETİ ADINA

İSTİNAF KARARI

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ BAKIRKÖY 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ 03/04/2019

NUMARASI 2018/1297 E.-2019/382 K.

DAVA

Alacak

İSTİNAF KARAR TARİHİ 10/10/2019

İlk derece mahkemesince verilen hükmün davacı vekilince istinaf edilmesi üzerine dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;

DAVA

Davacı vekili, müvekkili şahsın davalılar ... ve ... ortaklığında 2012 yılında 400.000,-TL değerinde sermaye ile kurulan ...Sanayi Ticaret Limited Şirketi'nin 2016 yılında feshedilmiş olduğunu, hali hazırda müvekkili tarafından şirketin banka hesaplarında usulsüzlük tespit edildiğini, şirketin müdürü davalı ...'ın ve daha sonra şirket müdürlüğü görevini üstlenen ...'ın şirket gelirini usul ve yasaya aykırı ortaklar arası paylaşıma konu yapmaksızın zimmetlerine geçirdikleri kendilerince tespit edildiğini, işbu zararın tespitiyle birlikte müvekkilinin oluşan zararının tazmini talep etmiştir.

CEVAP

Davalı vekili, davanın aktif husumet ehliyeti bulunmadığından davanın reddine, zamanaşımına uğraması nedeniyle davanın reddine, hiçbir sebep ve gerekçelerle hiçbir dayanağı bulunmadığından davanın esastan reddine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

Mahkemece, davanın limited şirket yöneticisine karşı açılmış sorumluluk davası niteliğinde olması nedeniyle davacı şirket ortağının kendi adına tazminat istemesi mümkün bulunmamakta olup, davacının aktif dava ehliyeti bulunmadığından sorumluluk davası ile ilgili olarak davanın reddine karar verilmiştir.

İSTİNAF SEBEPLERİ

İstinaf yoluna başvuran davacı vekili, TTK'nın 553. maddesinin tazminat davasının dayanağı olup, tasfiye sonrası doğrudan zararlarına ilişkin sorumluluğuna gidecekleri kişi olan tasfiye memurunun ise davalı yanın sunmuş olduğu tasfiyeye giriş evrakından görüleceği üzere davalı ... olduğunu, bu nedenle hem tasfiye memuru hem de şirket müdürü olan ...'ın sorumluluğu cihetine gitmelerinin kaçınılmaz olduğunu, TTK.'nın 553'ün pay sahiplerinin doğrudan zararlarına ilişkin olarak direkt pay sahibinin şahsına dava hakkı tanıdığı göz önünde bulundurulduğunda davalı yanın husumet itirazlarının reddine karar verilmesi gerekirken kabulüne karar verilmesinin açıkça yasal düzenlemeye aykırı olduğunu, mahkeme tarafından değerlendirme yapılırken suçun daha ağır cezayı gerektiren nitelikli hallerinin de işlenmiş olabileceği görülüyorsa, davanın zamanaşımı süresinin suçun nitelikli hali dikkate alınarak belirleneceği,şirketin aktif olmayıp tasfiye edildiği için husumet ehliyeti olabilecek bir şirketin varlığının da söz konusu olmadığında, şirketin tasfiye olmasından kaynaklı olarak hak sahibi olan alacaklının, şirketin pay sahibi olan müvekkili olup;

husumet ehliyetinin direkt şirket ve haliyle şirketin tüzel kişiliği olmamasından sebep müvekkilinin şahsına geçtiğini belirterek, usul ve yasaya aykırı olarak verilmiş kararın bozulmasına karar verilmesini talep etmiştir.

GEREKÇE

:Uyuşmazlık, limited şirket müdürleri davalı ... Ve ...'ın şirket hesaplarında usulsüzlük yapmak suretiyle şirkete verdiği zarar nedeniyle oluşan zararın tespiti ve davacıya ödenmesi istemine ilişkindir. Davacı vekili şirketin tasfiyesinin sonlanması nedeniyle dava açma hakkının davacı şirket ortağına geçtiğini ileri sürmektedir. TTK nun 644(1) -a maddesi atfı ile yöneticilerin sorumluluğuna ilişkin 553.madde hükmü limited şirketlerde de uygulanır.TTK 553/1 Kurucular, YK üyeleri, yöneticiler ve tasfiye memurları, kanundan ve esas sözleşmeden doğan yükümlülüklerini kusurlarıyla ihlal ettikleri takdirde, hem şirkete hem pay sahiplerine hem de şirket alacaklılarına karşı verdikleri zarardan sorumludurlar.

TTK 555/1 şirketin uğradığı zararın tazminini, şirket ve her bir pay sahibi isteyebilir. Pay sahipleri tazminatın ancak şirkete ödenmesini isteyebilirler.Buna göre, şirketin uğradığı zararın tazminini şirket veya her bir pay sahibinin isteyebileceği ancak pay sahibi tarafından dava açılması halinde talep edilen tazminatın şirkete ödenmesinin istenebileceği düzenlenmiştir. Somut olayda, şirket müdürleri ... ve ...'ın şirket gelirini usul ve yasaya aykırı ortaklar arası paylaşıma konu yapmaksızın zimmetlerine geçirdiklerini tespit edildiğini, hukuka ve usule uygun olmayacak şekilde para akışının sağlandığı suretiyle şirketi zarara uğrattığı yönündeki iddiaların tamamının davacı yönünden dolaylı zarar niteliğindedir.Davadışı şirketin tasfiyesi usulsüz sonlandırılmış ise TTK 547.maddesi uyarınca ihyası mümkün bulunduğundan sorumluluk davası açma ve zararın kendisine ödenmesini talep hakkının davacıya geçtiği iddiasının yasal dayanağı bulunmamaktadır.Davanın davacıyı dolaylı olarak zarara uğrattığı iddiası ile şirket müdürleri aleyhine açılmış sorumluluk davası olduğu, dava tarihinde yürürlükte bulunan 6102 sayılı TTK 555.maddesi hükmü uyarınca ortağın “tazminatın şirkete verilmesi” kayıt ve şartıyla sorumluluk davası açmasının mümkün bulunmasına rağmen davacının zararın müvekkiline ödenmesini talep etmesi karşısında HMK 26(1) gereği taleple bağlılık kuralı gözetilerek bu gerekçe ile davacının aktif dava ehliyeti olmadığından davanın reddine karar verilmesinde isabetsizlik bulunmadığından davacı vekilinin yerinde görülmeyen istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

HÜKÜM

Yukarıda açıklanan nedenlerle: Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK 'nun 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,Peşin harcın karar harcına mahsubuna başkaca harç alınmasına yer olmadığına,İstinaf yoluna başvuran davacı tarafından yapılan giderlerin üzerinde bırakılmasına, HMK 'nun 361/1. maddesi uyarınca kararın tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde temyiz yoluna başvurulabileceğine, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oy birliğiyle karar verildi. 10/10/2019

Bu sitedeki içerik bilgilendirme amaçlıdır; hukuki görüş veya tavsiye değildir. Resmî metin için mevzuat.gov.tr esastır.