İtirazın iptali | İcra inkar tazminatı
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2019/189 E. 2020/4122 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
güveni kötüye kullanma↗ mazeret↗ hükmün kesinleşmesi↗ i̇i̇k 194↗ ispat külfeti↗ muvazaa↗ ispat yükü↗ eksik inceleme↗ karar verilmesine yer olmadığına↗ ibraz↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece, iddia, savunma, uyulan bozma ilamı ve tüm dosya kapsamına göre, asıl davada verilen hükmün kesinleştiği, birleşen dava yönünden, asıl davanın davalısı tarafından birleşen davanın davalısı banka hesabına yapılan havalenin muvazaalı olduğuna dair somut belge ve delilin bulunmadığı, iddiaların ispatlanamadığı gerekçesiyle asıl davada yeniden karar verilmesine yer olmadığına, birleşen davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, birleşen dava yönünden davacı vekili temyiz etmiştir.
1- Mahkemece asıl ve birleşen davalar yönünden davanın kabulüne dair verilen hükmün davalılar tarafından temyiz edilmesi üzerine Dairemizin 19.12.2017 tarih ve 2017/4824- 7414 E.-K. sayılı ilamı ile asıl davaya ilişkin hükmün onanmasına, birleşen davaya ilişkin hükmün bozulmasına karar verilmiştir. Mahkemece, bozmadan sonra duruşma günü tayin edilerek taraflara davetiye çıkarılmış, davacı vekili ile birleşen davada davalı vekili mazeret beyan etmiş, anılan taraf vekillerinin mazereti kabul edilmiştir. Bu durumda mahkemece yeni bir duruşma günü belirlenerek mazereti kabul edilen taraf vekillerine usulünce bildirildikten ve bozma ilamına karşı diyecekleri sorulduktan sonra Dairemizin bozma ilamına uyulup uyulmayacağı yönünde bir karar verilmesi gerekirken hakkında verilen hüküm onanarak kesinleşen ve dosyada taraf sıfatı kalmayan asıl davanın davalısı vekilinin beyanı ile yetinilip bozma ilamına uyulması doğru olmamış, kararın bu yönden birleşen davanın davacısı yararına bozulmasını gerektirmiştir.
2- Kabule göre de, Dairemizin 19.12.2017 tarih ve 2017/4824 - 7414 E.-K. sayılı ilamında havalenin tek başına muvazaanın varlığına delalet etmeyeceği, mahkemece ispat yükünün ters çevrilmek suretiyle alacaklı olduğunu ispat külfetinin birleşen davanın davalısı üzerinde bulunduğundan bahisle birleşen davanın kabulüne karar verilmesi doğru görülmemiştir. Davacı vekili, asıl ve birleşen davalılar hakkında görülen ceza davasında birleşen dava davalısının mahkum edildiğine ilişkin ceza mahkemesi kararı sunmuştur. İbraz edilen Amasya 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 2013/156 Esas- 2016/194 Karar sayılı ilamında birleşen davanın davalısının, işbu davaya da konu edilen olayla ilgili olarak güveni kötüye kullanma suçuna yardım eden olarak cezalandırılmasına karar verildiği görülmüştür. Bu durumda mahkemece anılan ceza dosyasının kesinleşmesinin beklenilmesi, bu davaya etkisinin değerlendirilmesi ve sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken eksik incelemeye dayalı yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamıştır.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Kıymetli evrak iptal | Çek iptali
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2014/4008 E. 2014/10056 K.
Ortak:mazeret
İncelediğiniz karardaMahkemece, bozmadan sonra duruşma günü tayin edilerek taraflara davetiye çıkarılmış, davacı vekili ile birleşen davada davalı vekili «mazeret» beyan etmiş, anılan taraf vekillerinin mazereti kabul edilmiştir.
Bu durumda mahkemece yeni bir duruşma günü belirlenerek «mazereti» kabul edilen taraf vekillerine usulünce bildirildikten ve bozma ilamına karşı diyecekleri sorulduktan sonra Dairemizin bozma ilamına uyulup uyulmayacağı yönünde bi …
Benzer bu karardaDava, «kıymetli evrak iptali» istemine ilişkin olup; mahkemece; davacı vekilinin elektronik ortamda gönderdiği 16/10/2012 tarihli mesleki «mazeret dilekçesine» rağmen, duruşmaya mazereti olmaksızın katılmadığından bahisle; 17/10/2012 tarihinde «dosyanın işlemden kaldırılması» kararı verilerek ve usulüne uygun olmayan işlemden kaldırma kararı esas alınarak 3 ay sonra dosyanın «yenilenmemesi» nedeniyle «davanın açılmamış sayılmasına» karar verilmesi doğru olmamış,kararın bu nedenle bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:mazeret dilekçesi · kıymetli evrak iptali · dosyanın işlemden kaldırılması · kıymetli evrak · işlemden kaldırma · davanın açılmamış sayılması · açılmamış sayılma · yenileme
Benzer bu karardaDava, «kıymetli evrak iptali» istemine ilişkin olup; mahkemece; davacı vekilinin elektronik ortamda gönderdiği 16/10/2012 tarihli mesleki «mazeret dilekçesine» rağmen, duruşmaya mazereti olmaksızın katılmadığından bahisle; 17/10/2012 tarihinde «dosyanın işlemden kaldırılması» kararı verilerek ve usulüne uygun olmayan işlemden kaldırma kararı esas alınarak 3 ay sonra dosyanın «yenilenmemesi» nedeniyle «davanın açılmamış sayılmasına» karar verilmesi doğru olmamış,kararın bu nedenle bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2013/1270 E. 2013/18287 K.
Ortak:mazeret
İncelediğiniz karardaMahkemece, bozmadan sonra duruşma günü tayin edilerek taraflara davetiye çıkarılmış, davacı vekili ile birleşen davada davalı vekili «mazeret» beyan etmiş, anılan taraf vekillerinin mazereti kabul edilmiştir.
Bu durumda mahkemece yeni bir duruşma günü belirlenerek «mazereti» kabul edilen taraf vekillerine usulünce bildirildikten ve bozma ilamına karşı diyecekleri sorulduktan sonra Dairemizin bozma ilamına uyulup uyulmayacağı yönünde bi …
Benzer bu karardaMahkemece, 22.03.2012 tarihli celsede davacı vekilinin «mazereti» kabul edildiği halde usulüne uygun davetiye ile duruşma günü bildirilmeden «davanın açılmamış sayılmasına» karar verilmesi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:işlemden kaldırma · davanın açılmamış sayılması · açılmamış sayılma · yenileme
Benzer bu karardaMahkemece, davanın 12/06/2012 tarihli duruşmada takip edilmemesi nedeniyle «işlemden kaldırıldığı», işlemden kaldırıldığı tarihten itibaren de HMK'nın 150. maddesinde öngörülen üç aylık süre içinde «yenilenmediği», gerekçesiyle davanın HMK'nın 150. maddesi uyarınca «açılmamış sayılmasına», karar verilmiştir.
Mahkemece, 22.03.2012 tarihli celsede davacı vekilinin «mazereti» kabul edildiği halde usulüne uygun davetiye ile duruşma günü bildirilmeden «davanın açılmamış sayılmasına» karar verilmesi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2019/189 E. , 2020/4122 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada Amasya 2. Asliye Hukuk Mahkemesi'nce bozmaya uyularak verilen 19.07.2018 tarih ve 2018/71-2018/303 sayılı kararın Yargıtay'ca duruşmalı olarak incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş olduğu anlaşılmakla, duruşma için belirlenen 13.10.2020 günü başkaca gelen olmadığı yoklama ile anlaşılıp hazır bulunan birleşen davada davalı vekili Av. ... dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Asıl davada davacı vekili, Tarımsal ve Kırsal Kalkınmayı Destekleme Kurumu tarafından kırmızı et üretim tesisi kurulması için müvekkilinin hesabına gönderilen, başka bir amaçla kullanılması yasak olan 496.383,23 TL ile aynı hesapta bulunan 142,77 TL'nin toplamı 496.466.- TL'nin kendisine verilen vekaleti ve güveni kötüye kullanmak suretiyle davalı yanca önce aynı bankadaki kendi hesabına aktarıldığını, ardından davalının bu paranın büyük kısmını başka bankadaki hesabına gönderip orandan da çekerek ortadan kaybolduğunu, eylemin suç teşkil ettiğini, şirket parasının davalıdan tahsili talebiyle başlatılan icra takibine itirazın haksız olduğunu ileri sürerek itirazın iptalini, icra inkar tazminatının tahsilini talep ve dava etmiştir.
Asıl davada davalı, şirketten toplam 747.000.- TL alacağının olduğunu, çektiği 496.466.- TL'nin şirketten alacağına karşılık geldiğini, bakiye 250.941.- TL tutarındaki alacağının devam ettiğini savunarak davanın reddini istemiştir.
Birleşen davada davacı vekili, müvekkilinin parasını hesabına geçiren asıl dava davalısının davalı ile birlikte bankaya giderek davalı adına hesap açtırdıklarını, şirkete ait paranın 362.254,29 TL'sinin önce hesaptan çekilip birleşen dava davalısı adına yatırıldığını, düşünce ve eylem birliği içinde hareket eden davalıların şirketin parasının iadesinden müştereken sorumlu olduklarını ileri sürerek 362.254,29 TL'nin 01.04.2013 tarihinden itibaren işleyecek ticari faizi ile birlikte tahsilini talep ve dava etmiştir.
Birleşen davada davalı vekili, asıl dava davalısının müvekkilinden aldığı borcu ödediğini, havalenin kanunen bir borç ödeme vasıtası olduğunu, aksinin ileri sürence ispatının gerektiğini, inşaat işleri ile uğraşan ve ekonomik durumu iyi olan müvekkilinin idda edildiği gibi bir mal edinmeye ihtiyacının bulunmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, uyulan bozma ilamı ve tüm dosya kapsamına göre, asıl davada verilen hükmün kesinleştiği, birleşen dava yönünden, asıl davanın davalısı tarafından birleşen davanın davalısı banka hesabına yapılan havalenin muvazaalı olduğuna dair somut belge ve delilin bulunmadığı, iddiaların ispatlanamadığı gerekçesiyle asıl davada yeniden karar verilmesine yer olmadığına, birleşen davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, birleşen dava yönünden davacı vekili temyiz etmiştir.
1- Mahkemece asıl ve birleşen davalar yönünden davanın kabulüne dair verilen hükmün davalılar tarafından temyiz edilmesi üzerine Dairemizin 19.12.2017 tarih ve 2017/4824- 7414 E.-K. sayılı ilamı ile asıl davaya ilişkin hükmün onanmasına, birleşen davaya ilişkin hükmün bozulmasına karar verilmiştir. Mahkemece, bozmadan sonra duruşma günü tayin edilerek taraflara davetiye çıkarılmış, davacı vekili ile birleşen davada davalı vekili mazeret beyan etmiş, anılan taraf vekillerinin mazereti kabul edilmiştir. Bu durumda mahkemece yeni bir duruşma günü belirlenerek mazereti kabul edilen taraf vekillerine usulünce bildirildikten ve bozma ilamına karşı diyecekleri sorulduktan sonra Dairemizin bozma ilamına uyulup uyulmayacağı yönünde bir karar verilmesi gerekirken hakkında verilen hüküm onanarak kesinleşen ve dosyada taraf sıfatı kalmayan asıl davanın davalısı vekilinin beyanı ile yetinilip bozma ilamına uyulması doğru olmamış, kararın bu yönden birleşen davanın davacısı yararına bozulmasını gerektirmiştir.
2- Kabule göre de, Dairemizin 19.12.2017 tarih ve 2017/4824 - 7414 E.-K. sayılı ilamında havalenin tek başına muvazaanın varlığına delalet etmeyeceği, mahkemece ispat yükünün ters çevrilmek suretiyle alacaklı olduğunu ispat külfetinin birleşen davanın davalısı üzerinde bulunduğundan bahisle birleşen davanın kabulüne karar verilmesi doğru görülmemiştir. Davacı vekili, asıl ve birleşen davalılar hakkında görülen ceza davasında birleşen dava davalısının mahkum edildiğine ilişkin ceza mahkemesi kararı sunmuştur. İbraz edilen Amasya 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 2013/156 Esas- 2016/194 Karar sayılı ilamında birleşen davanın davalısının, işbu davaya da konu edilen olayla ilgili olarak güveni kötüye kullanma suçuna yardım eden olarak cezalandırılmasına karar verildiği görülmüştür.
Bu durumda mahkemece anılan ceza dosyasının kesinleşmesinin beklenilmesi, bu davaya etkisinin değerlendirilmesi ve sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken eksik incelemeye dayalı yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamıştır.
SONUÇ
Yukarıda (1) ve (2) numaralı bentlerde açıklanan nedenlerle birleşen davada davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın birleşen dava davacısı yararına BOZULMASINA, ödediği peşin temyiz harcının isteği halinde temyiz eden davacıya iadesine, 14.10.2020 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/615875400 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz