İtrazın İptali
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2020/4624 E. 2020/3747 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
kabul beyanı↗ yargılama giderleri↗ kazanılmış hak↗ kamu düzeni↗ işlemiş faiz↗ temerrüt faizi↗ kredi sözleşmesi↗ asıl alacak↗ icra inkar tazminatı↗ inkar tazminatı↗ vekalet ücreti↗ temerrüt↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece benimsenen bilirkişi raporuna göre, davanın kısmen kabulüne kısmen reddine, alacağın likit olmadığından bahisle icra inkar tazminatının şartları oluşmadığı gerekçesiyle tazminat talebinin reddine karar verilmiş, hüküm taraf vekillerince temyiz edilmiştir.
Hüküm Yargıtay 19. Hukuk Dairesi’nin 2016/10865 esas ve 2017/5854 karar sayılı 13.09.2017 tarihli ilamıyla, “H.M.K.'nun 297. maddesine göre kararın gerekçesi ile hüküm kısmı birbiri ile uyumlu olmalıdır. Yerel mahkeme kararının gerekçe kısmının 3.paragrafında dosyanın taraflarından söz edilmiş ancak dosya içeriği ile ilgisi tespit edilmeyen hususlara yer verilmiştir. Bu durum H.M.K.'nun 297. maddesine aykırıdır. Diğer yandan mahkemece hüküm altına alınan dava değeri üzerinden eğer dava nispi karar ve ilam harcına tabi ise bu miktar hesaplanarak karar yerinde gösterilir. Bu durum kamu düzenine ilişkindir. Mahkemece hüküm altına alınan karar ve ilam harcının eksik hesaplandığı yapılan inceleme sonucu anlaşılmıştır. Bu husus re'sen bozmayı gerektirir.”gerekçesiyle bozulmuştur.
Mahkemece bozma ilamına uyularak yapılan yargılamaya ve benimsenen bilirkişi raporuna göre, davacının kısmen haklı olduğu, alacak miktarı likit olmadığından icra inkar tazminatının şartlarının oluşmadığı, davalının icra dosyasına itirazının 349.302,15 TL'nin üzerindeki asıl alacak ve bu kısma yönelik işlemiş faiz yönünden olması nedeniyle yargılama giderleri ve vekalet ücretinin 69.773.86 TL üzerinden dikkate alınarak hesaplanması gerektiği ayrıca duran takibin 381.047,28 TL üzerinden devamına karar verildiği için bozma ilamı doğrultusunda bu bedel üzerinden nisbi harca hükmetmek gerektiğinden davanın kısmen kabulüne kısmen reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1-Davacı vekili mahkemece verilen 2010/663 esas ve 2014/137 karar sayılı ve 04.04.2014 tarihli ilamı temyiz ederken açıkça icra inkar tazminatı istemini temyiz nedeni yapmamış bu durum davalı lehine kazanılmış hak teşkil ettiğinden davacı bozmadan sonra yapılan yargılama sonucunda mahkemece verilen hükmü icra inkar tazminatı bakımından temyiz etme hakkı bulunmamaktadır. Bu nedenle davacı vekilinin bu isteminin reddine karar verilmiştir.
Ayrıca taraflar arasındaki 22.02.2010 tarihli kredi sözleşmesinde temerrüt faizi oranı kararlaştırılmadığından mahkemece benimsenen bilirkişi raporunda belirtildiği üzere davacı bankanın dosyaya sunduğu kredi kullandığı tarihteki aynı tür ticari kredilere uygulanan temerrüt faiz oranı yerinde görülmekle davacının bu isteminin de reddine karar verilmiştir.
2-Davalı ile davacı arasında 19.09.2017 tarihli sözleşmede Van 1. İcra Müdürlüğünün 2012/12020 esas sayılı icra dosyasındaki ve Van 1. Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 2010/669 esas sayılı itirazın iptali davasındaki itirazına ilişkin beyanları ile açıkça 458.273,63TL asıl alacağa ilişkin borcu kabul ettiğini beyan etmiştir. Kabul beyanı doğrultusunda davalının artık bu miktar üzerinden borçlu olduğu yönünde hüküm kurulması gerekirken mahkemece davalının kabul beyanı göz önüne alınmaksızın yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2020/8437 E. 2022/2035 K.
Ortak:vekalet ücreti
İncelediğiniz karardaMahkemece bozma ilamına uyularak yapılan yargılamaya ve benimsenen bilirkişi raporuna göre, davacının kısmen haklı olduğu, alacak miktarı likit olmadığından «icra inkar tazminatının» şartlarının oluşmadığı, davalının icra dosyasına itirazının 349.302,15 TL'nin üzerindeki «asıl alacak» ve bu kısma yönelik «işlemiş faiz» yönünden olması nedeniyle «yargılama giderleri» ve «vekalet ücretinin» 69.773.86 TL üzerinden dikkate alınarak hesaplanması gerektiği ayrıca duran takibin 381.047,28 TL üzerinden devamına karar verildiği için bozma ilamı doğrultusunda …
Benzer bu karardaAvukatlık Asgari Ücret Tarifesinin 13/3 hükmü gereğince «maddi tazminat» talepli davanın kısmen reddi durumunda karşı taraf vekili yararına hükmedilecek «vekalet ücreti» davacı vekili lehine belirlenen ücreti geçemeyecektir.
Mahkemece hüküm fıkrasında davacı yararına 3.920,64 TL «vekalet ücretinin» davalıdan alınarak davacı tarafa verilmesine karar verilmiş olup, davalı yararına 8.430,80 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalı tarafa verilmesine karar …
Sonuç: İncelediğiniz kararda Bozma ↔ benzerinde Kısmen bozma🔶 iki emsal
Farklı:menfi zarar · distribütörlük sözleşmesi · kâr mahrumiyeti · kâr kaybı · maddi tazminat · avans faizi
Benzer bu karardaMahkemece bozma ilamına uyularak yapılan yargılamaya göre, kâr «kaybının» 3 ay üzerinden yapılması gerektiği, davacı şirketin 90 gün olarak hesaplanan kâr «mahrumiyetine» göre, davacı şirketin alacağının 26.137,63TL olduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne kısmen reddine, 26.137,63TL'nin 04/09/2010 tarihinden itibaren işleyecek «avans faizi» ile birlikte davalıdan alınarak davacı tarafa verilmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiştir.
2- Dava, taraflar arasındaki 03.08.2007 tarihli «distribütörlük sözleşmesinin» haksız feshi nedeniyle doğduğu iddia edilen müspet ve «menfi zararın» tahsili istemine ilişkindir.
Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin 13/3 hükmü gereğince «maddi tazminat» talepli davanın kısmen reddi durumunda karşı taraf vekili yararına hükmedilecek «vekalet ücreti» davacı vekili lehine belirlenen ücreti geçemeyecektir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2017/1170 E. 2019/443 K.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2020/4624 E. , 2020/3747 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada Van 1. Asliye Hukuk Mahkemesi'nce bozmaya uyularak verilen 22.02.2018 tarih ve 2017/751-2018/162 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesinin davacı vekili tarafından istenildiği ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, bazı noksanlıkların ikmali için mahalline gönderilen dosyanın eksikliklerin giderilmesinden sonra gönderildiği anlaşılmakla,
dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, davacı bankanın Van Şubesi ile Kaplanoğlu Süt Ürünleri San. ve Tic. Ltd. Şti. arasında Genel Kredi Sözleşmesi imzalandığını, davalı borçlunun anılan kredi sözleşmesini müşterek borçlu ve müteselsil kefil sıfatıyla imzaladığını, kullanılan kredi geri ödenmediğinden borçlulara hesabın kat edilerek ihtar gönderildiğini, söz konusu hesap kat ihtarına yasal süre içerisinde itiraz edilmediğini, bunun üzerine Van 1.İcra Müdürlüğü'nün 2010/12729 esas sayılı dosyası ile takip başlattıklarını, davalının haksız olarak takibe itiraz ederek takibi durdurduğunu ileri sürerek, yapılan itirazın iptaline, borçlunun haksız itirazından dolayı %40'tan az olmamak üzere icra inkar tazminatına mahkum edilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı davaya cevap vermemiştir.
Mahkemece benimsenen bilirkişi raporuna göre, davanın kısmen kabulüne kısmen reddine, alacağın likit olmadığından bahisle icra inkar tazminatının şartları oluşmadığı gerekçesiyle tazminat talebinin reddine karar verilmiş, hüküm taraf vekillerince temyiz edilmiştir.
Hüküm Yargıtay 19. Hukuk Dairesi’nin 2016/10865 esas ve 2017/5854 karar sayılı 13.09.2017 tarihli ilamıyla, “H.M.K.'nun 297. maddesine göre kararın gerekçesi ile hüküm kısmı birbiri ile uyumlu olmalıdır. Yerel mahkeme kararının gerekçe kısmının 3.paragrafında dosyanın taraflarından söz edilmiş ancak dosya içeriği ile ilgisi tespit edilmeyen hususlara yer verilmiştir. Bu durum H.M.K.'nun 297. maddesine aykırıdır. Diğer yandan mahkemece hüküm altına alınan dava değeri üzerinden eğer dava nispi karar ve ilam harcına tabi ise bu miktar hesaplanarak karar yerinde gösterilir. Bu durum kamu düzenine ilişkindir. Mahkemece hüküm altına alınan karar ve ilam harcının eksik hesaplandığı yapılan inceleme sonucu anlaşılmıştır.
Bu husus re'sen bozmayı gerektirir.”gerekçesiyle bozulmuştur.
Mahkemece bozma ilamına uyularak yapılan yargılamaya ve benimsenen bilirkişi raporuna göre, davacının kısmen haklı olduğu, alacak miktarı likit olmadığından icra inkar tazminatının şartlarının oluşmadığı, davalının icra dosyasına itirazının 349.302,15 TL'nin üzerindeki asıl alacak ve bu kısma yönelik işlemiş faiz yönünden olması nedeniyle yargılama giderleri ve vekalet ücretinin 69.773.86 TL üzerinden dikkate alınarak hesaplanması gerektiği ayrıca duran takibin 381.047,28 TL üzerinden devamına karar verildiği için bozma ilamı doğrultusunda bu bedel üzerinden nisbi harca hükmetmek gerektiğinden davanın kısmen kabulüne kısmen reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1-Davacı vekili mahkemece verilen 2010/663 esas ve 2014/137 karar sayılı ve 04.04.2014 tarihli ilamı temyiz ederken açıkça icra inkar tazminatı istemini temyiz nedeni yapmamış bu durum davalı lehine kazanılmış hak teşkil ettiğinden davacı bozmadan sonra yapılan yargılama sonucunda mahkemece verilen hükmü icra inkar tazminatı bakımından temyiz etme hakkı bulunmamaktadır. Bu nedenle davacı vekilinin bu isteminin reddine karar verilmiştir.
Ayrıca taraflar arasındaki 22.02.2010 tarihli kredi sözleşmesinde temerrüt faizi oranı kararlaştırılmadığından mahkemece benimsenen bilirkişi raporunda belirtildiği üzere davacı bankanın dosyaya sunduğu kredi kullandığı tarihteki aynı tür ticari kredilere uygulanan temerrüt faiz oranı yerinde görülmekle davacının bu isteminin de reddine karar verilmiştir.
2-Davalı ile davacı arasında 19.09.2017 tarihli sözleşmede Van 1. İcra Müdürlüğünün 2012/12020 esas sayılı icra dosyasındaki ve Van 1. Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 2010/669 esas sayılı itirazın iptali davasındaki itirazına ilişkin beyanları ile açıkça 458.273,63TL asıl alacağa ilişkin borcu kabul ettiğini beyan etmiştir. Kabul beyanı doğrultusunda davalının artık bu miktar üzerinden borçlu olduğu yönünde hüküm kurulması gerekirken mahkemece davalının kabul beyanı göz önüne alınmaksızın yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiştir.
SONUÇ
Yukarıda (1) no'lu bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine, (2) no'lu bentte açıklanan nedenlerle hükmün davacı yararına BOZULMASINA, ödediği peşin temyiz harcının isteği halinde temyiz eden davacıya iadesine, 01.10.2020 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/615841800 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz