Menfi tespit | İstirdat
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2020/3304 E. 2020/5208 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
borcun yenilenmesi↗ kambiyo taahhüdü↗ senetle ispat kuralı↗ senede karşı senetle ispat↗ senetle ispat↗ ciro↗ kötü niyet tazminatı↗ yenileme↗ tbk 99↗ keşideci↗ istirdat↗ kötü niyet↗ ticari defter↗ taahhütname↗ çek↗ menfi tespit↗ teslim↗ e-defter↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece, Yargıtay (Kapatılan) 19. Hukuk Dairesi’nin usuli bozma kararına uyularak yapılan yargılama sonucunda, toplanan deliller ve benimsenen bilirkişi raporuna göre, davalı şirketin ticari defterlerinde davacının dava dışı Artucan ... Ltd.Şti.’den devralarak ciro ile davalıya teslim ettiği 4 adet çekin karşılıksız çıktığı, davalının bu çeklerle ilgili olarak defterine iade olarak kaydetmesine rağmen çekleri fiziki olarak davacıya iade etmediği, bu çekleri takibe konu etmesi üzerine çek bedellerini dava dışı keşideci şirketten tahsil ettiği, davaya konu edilen 4 adet çek bedelinin davalıya daha önce verilen 4 çek bedeli ile aynı olduğu, çeklerin önceki çek bedellerinin tahsili için verildiğinin anlaşıldığı, dava konusu 2 adet çekin tahsil edildiği, diğer çek yönünden tedbir kararı verildiği, dava konusu çeklerden alacaklı olmamasına rağmen takibe konu eden davalının takip başlatmakta köü niyetli olduğu gerekçesiyle davanın kabulüne, 98.800.-TL yönünden davacının borçlu olmadığının tespitine, 85.684,36 TL bedelin davalıdan istirdadına, kötü niyet tazminatının davalıdan tahsiline karar verilmiş, hüküm davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, 4 adet çeke dayalı borcun yenilenmesi için verilen 3 adet çekten dolayı menfi tespit ve istirdat istemine ilişkindir. 6098 sayılı TBK 133. maddesine göre, “Yeni bir borçla mevcut bir borcun sona erdirilmesi ancak tarafların bu yöndeki açık iradesi ile belli olur. Özellikle mevcut borç için kambiyo taahhüdünde bulunulması veya yeni bir alacak senedi düzenlenmesi, tarafların açık yenileme iradeleri olmadıkça yenileme sayılmaz.” Davacı her ne kadar dava konusu çeklerin, daha önceden kendisine iade edilmesi gereken çeklerin yenilemesi mahiyetinde verildiğini ve o çek bedellerinin de ödendiğini iddia ederek borcun sona erdiğini belirtmiş ise de, yukarıda bahsi geçen TBK 133. madde kapsamında, borç yenilemesi olduğunu usulüne uygun delillerle ispatlayamamıştır. Davalı da bu çeklerin öncekilerden bağımsız müstakil bir borç ilişkisi için kendisine tevdi edildiğini savunduğundan, senede karşı senetle ispat kuralına göre davacının iddia ve delillerinin sorularak varılacak uygun sonuç çerçevesinde bir karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm kurulması bozmayı gerektirmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2015/14876 E. 2016/6723 K.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Bozma ↔ benzerinde Kısmen bozma🔶 iki emsal
Farklı:nispi vekalet ücreti · maktu vekalet ücreti · şirket zararı · açılmamış sayılma · temlik · kusur · vekalet ücreti · i̇i̇k 72/son
Benzer bu kararda2- Ancak, 5411 sayılı Kanun'un 133/«son» maddesi, bu madde kapsamında açılan veya açılacak davalar ile kanuni halef sıfatıyla takip edilen davalarda, lehine hükmedilen taraf için «vekalet ücretinin» maktu olarak belirleneceği hükmünü haiz olup, mahkemece, davalılar yararına «maktu vekalet ücretine» hükmedilmesi gerekirken, yazılı şekilde «nispi vekalet ücretine» hükmedilmesi doğru olmamış ve kararın bu nedenle davacı yararına bozulması gerekmiş ise de yapılan yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden hükmün anılan yönden «temlik» alan davacı ... yararına düzeltilerek onanması gerekmiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre; davalıların zararlandırıcı işlem ve eylemlerinden dolayı «şirket zararının» kanıtlanamadığı, davalıların «kusurlarının» ve sorumluluklarının tespit edilemediği, davalılar ... ve ... yönünden davanın takip edilmediği gerekçesiyle; davalılar ... ve ... yönünden davanın HMK.nın 150. maddesi gereğince «açılmamış sayılmasına», davalılar ... ve ... dışındaki tüm davalılar yönünden davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, «temlik» alan davacı ... vekili temyiz etmiştir.
1- Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, «temlik» alan davacı ... vekilinin aşağıdaki bent dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2020/3304 E. , 2020/5208 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ TİCARET MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada Bursa 1. Asliye Ticaret Mahkemesince bozmaya uyularak verilen 23.10.2018 tarih ve 2018/912-2018/1347 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesinin davalı vekili tarafından istenildiği ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, davacının, davalı ile aralarında ticari ilişki kapsamında cirolayarak 4 adet çek verdiğini, çeklerin karşılıksız çıktığının bildirilmesi üzerine bu çeklerin yerine geçmek üzere 3 adet toplam 200.000.- TL bedelli çekler verilerek borcun ödendiğini, davalının karşılıksız çıkan 4 çeki iade etmeyerek icra takibine konu ettiğini ileri sürerek, henüz tahsil edilmemiş 100.000.- TL bedelli çek yönünden davalıya borçlu olmadığının tespitine, davalıya ödeme yapılır ise bedelin istirdadına, bedeli tahsil edilmiş toplam 100.000 TL bedelli 2 adet çekin 84.484,36 TL’nin davalıdan istirdadına, kötü niyet tazminatının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, ispat yükünün davacıda olduğunu, davalıya daha sonra verilen çeklerin başkaca ilişkilere ilişkin olduğunu, çeklerin iadesine ilişkin yapılmış bir anlaşma olmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, Yargıtay (Kapatılan) 19. Hukuk Dairesi’nin usuli bozma kararına uyularak yapılan yargılama sonucunda, toplanan deliller ve benimsenen bilirkişi raporuna göre, davalı şirketin ticari defterlerinde davacının dava dışı Artucan ... Ltd.Şti.’den devralarak ciro ile davalıya teslim ettiği 4 adet çekin karşılıksız çıktığı, davalının bu çeklerle ilgili olarak defterine iade olarak kaydetmesine rağmen çekleri fiziki olarak davacıya iade etmediği, bu çekleri takibe konu etmesi üzerine çek bedellerini dava dışı keşideci şirketten tahsil ettiği, davaya konu edilen 4 adet çek bedelinin davalıya daha önce verilen 4 çek bedeli ile aynı olduğu, çeklerin önceki çek bedellerinin tahsili için verildiğinin anlaşıldığı, dava konusu 2 adet çekin tahsil edildiği, diğer çek yönünden tedbir kararı verildiği, dava konusu çeklerden alacaklı olmamasına rağmen takibe konu eden davalının takip başlatmakta köü niyetli olduğu gerekçesiyle davanın kabulüne, 98.800.-TL yönünden davacının borçlu olmadığının tespitine, 85.684,36 TL bedelin davalıdan istirdadına, kötü niyet tazminatının davalıdan tahsiline karar verilmiş, hüküm davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, 4 adet çeke dayalı borcun yenilenmesi için verilen 3 adet çekten dolayı menfi tespit ve istirdat istemine ilişkindir. 6098 sayılı TBK 133. maddesine göre, “Yeni bir borçla mevcut bir borcun sona erdirilmesi ancak tarafların bu yöndeki açık iradesi ile belli olur. Özellikle mevcut borç için kambiyo taahhüdünde bulunulması veya yeni bir alacak senedi düzenlenmesi, tarafların açık yenileme iradeleri olmadıkça yenileme sayılmaz.” Davacı her ne kadar dava konusu çeklerin, daha önceden kendisine iade edilmesi gereken çeklerin yenilemesi mahiyetinde verildiğini ve o çek bedellerinin de ödendiğini iddia ederek borcun sona erdiğini belirtmiş ise de, yukarıda bahsi geçen TBK 133. madde kapsamında, borç yenilemesi olduğunu usulüne uygun delillerle ispatlayamamıştır.
Davalı da bu çeklerin öncekilerden bağımsız müstakil bir borç ilişkisi için kendisine tevdi edildiğini savunduğundan, senede karşı senetle ispat kuralına göre davacının iddia ve delillerinin sorularak varılacak uygun sonuç çerçevesinde bir karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm kurulması bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ
Yukarıda açıklanan nedenlerle yerel mahkeme hükmünün BOZULMASINA, bozma nedenine göre diğer temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, ödediği peşin temyiz harcının isteği halinde temyiz eden davalıya iadesine, 19.11.2020 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/615632100 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz