Marka Tescil İtiraz Kararının İptali
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2019/5272 E. 2020/3582 K. ·
Kısmen onandı, kısmen bozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
bilirkişi incelemesi↗ eksik inceleme↗ iltibas↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
İlk Derece Mahkemesince, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davalıya ait 2014/46335 sayılı ve 2014/46336 sayılı markaları ile davacıya ait 2014/58631 ve 2015/67297 tescilli markaları arasında 556 sayılı KHK’nın 8/1-b maddesi anlamında benzerlik ve iltibas tehlikesi bulunmadığı, davacının 2013/05767 sayı ile tescilli endüstriyel tasarımı ile davalının 2014/46335 ve 2014/46336 sayılı markaları arasında benzerlik olmadığı, söz konusu işaretler arasında davacının 556 sayılı KHK’nın 8/5 maddesi kapsamında önceye dayalı sınaî mülkiyet hakkının bulunduğu iddiasının haklı görülmediği, davacının, davalının 2014/46335 ve 2014/46336 sayılı marka tescillerinin kötü niyetli olarak yapıldığı yönündeki iddiasının ispatlanamadığı, bu halde ihtilafa konu 2014/46335 ve 2014/46336 sayılı markaların hükümsüzlüğü şartlarının oluşmadığı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir.
Karara karşı davacı vekilince istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.
İstinaf mahkemesince yapılan yargılama sonucunda, mahkeme kararının usul ve yasaya uygun olduğu gerekçesiyle, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava, davalıya ait markaların hükümsüz kılınması istemine ilişkindir. Davacı yan, davalı adına tescilli markalarda yer alan çakmak şeklinin müvekkili adına tescilli 2013/05767 sayılı tasarımda yer alan çakmak şekilleriyle ayırt edilemeyecek kadar benzer olduğunu ileri sürerek, davalıya ait 2 adet markanın 556 sayılı KHK’nın 8/3. ve 8/5. maddesine dayalı olarak hükümsüz kılınmasını istemiştir. İlk Derece Mahkemesince, benimsenen bilirkişi raporuna dayalı olarak, davacı tasarımının, davalıya ait markalara benzemediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Ancak bilirkişilerce değerlendirme yapılırken salt 556 sayılı KHK’nın 8/3 ve 8/5. maddelerine dayalı olarak inceleme yapılmışsa da, işbu dava bakımından öncelikle tartışılması gereken husus davalıya ait markaların aynı KHK’nın 5. maddesine göre marka olarak tescil ettirebilecek işaretlerden olup olmadığıdır. Bu itibarla, ilk derece mahkemesince, davalıya ait markaların, içerdikleri çakmak şekli sebebiyle marka olarak tescil ettirilebilecek işaretlerden olup olmadığına ilişkin bilirkişi incelemesi yaptırılması ve sonucuna göre karar verilmesi gerekirken eksik incelemeye dayalı olarak karar verilmesi doğru görülmemiş, ilk derece mahkemesi kararına karşı yapılan istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin bölge adliye mahkemesi kararının bozularak kaldırılması gerekmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Haksız Rekabetin Tespiti ve Tazminat
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2015/9445 E. 2016/4577 K.
Ortak:iltibas
İncelediğiniz kararda… sayılı ve 2014/46336 sayılı markaları ile davacıya ait 2014/58631 ve 2015/67297 tescilli markaları arasında 556 sayılı KHK’nın 8/1-b maddesi anlamında benzerlik ve «iltibas» tehlikesi bulunmadığı, davacının 2013/05767 sayı ile tescilli endüstriyel tasarımı ile davalının 2014/46335 ve 2014/46336 sayılı markaları arasında benzerlik olmad …
Benzer bu kararda… ek raporları ile tüm dosya kapsamına göre, davacıların ... ve 554 sayılı KHK kapsamındaki tasarım hakkına tecavüz iddialarının ortada eser bulunmadığı ve davalının «tescilli tasarımını» kullanması nedeniyle reddi gerektiği, davalının "..." ibareli markasının kullanım şeklinin davacının "..." ibareli markalarına tecavüz oluşturduğu, markaların kullanım şekli yönünden «iltibasın» doğduğu, tarafların logolarının benzer olduğu, çakmaklar üzerinde yer alan grafikler yönünden de benzedikleri, davalı eyleminin «haksız rekabet» oluşturduğu, davacının «yoksun kalınan» kazancın bulunmadığı, «ticari itibarının zedelendiğine» ilişkin somut veriye rastlanmadığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile davalıların, davacının markasının kullanım şekli bakımından «marka hakkına tecavüzünün» tespitine, önlenmesine, davalıların çakmakları üzerindeki grafiklerin haksız rekabet oluşturduğunun tespitine, haksız rekabetinin ortadan kaldırılmasına, davacı ya …
Bu nedenle, davalı ürün ambalajının davacı ambalajına «iltibasa» yol açacak şekilde benzetmesinin ancak «haksız rekabete» sebep olacağı ve «marka hakkına tecavüz» teşkil etmediği nazara alınmaksızın marka hakkına tecavüzün tespiti ile önlenmesine de karar verilmesi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:ticari itibarın zedelenmesi · yoksun kalınan kâr · infazda tereddüt · ticari itibar · tescilsiz tasarım · infaz · marka hakkına tecavüz · maddi tazminat
Benzer bu kararda… ek raporları ile tüm dosya kapsamına göre, davacıların ... ve 554 sayılı KHK kapsamındaki tasarım hakkına tecavüz iddialarının ortada eser bulunmadığı ve davalının «tescilli tasarımını» kullanması nedeniyle reddi gerektiği, davalının "..." ibareli markasının kullanım şeklinin davacının "..." ibareli markalarına tecavüz oluşturduğu, markaların kullanım şekli yönünden «iltibasın» doğduğu, tarafların logolarının benzer olduğu, çakmaklar üzerinde yer alan grafikler yönünden de benzedikleri, davalı eyleminin «haksız rekabet» oluşturduğu, davacının «yoksun kalınan» kazancın bulunmadığı, «ticari itibarının zedelendiğine» ilişkin somut veriye rastlanmadığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile davalıların, davacının markasının kullanım şekli bakımından «marka hakkına tecavüzünün» tespitine, önlenmesine, davalıların çakmakları üzerindeki grafiklerin haksız rekabet oluşturduğunun tespitine, haksız rekabetinin ortadan kaldırılmasına, davacı ya …
3- Ayrıca, davaya konu çakmak ürünleri üzerindeki hangi grafiklerin davacının ürünleri üzerinde kullanılan grafikleri ile benzediği belirlenip «haksız rekabet» oluşturan bu grafikler yönünden haksız rekabetin tespiti ile önlenmesine karar verilmesi gerekirken bu yönde bir tespit ve açıklama yapılmaksızın «infazda tereddüt» oluşturacak şekilde "davalıların çakmakları üzerindeki grafiklerin haksız rekabet oluşturduğunun tespitine ve haksız rekabetin ortadan kaldırılmasına" karar verilm …
2- Dava, marka, endüstriyel tasarım hakkına tecavüzün ve «haksız rekabetin» tespiti, önlenmesi, «maddi tazminatın» tahsili istemine ilişkindir.
… davalı tarafından taklit edildiği, görsel ve grafik yönünden aşırı benzerlik taşıdığı yönündeki bilirkişi görüşüne paralel olarak markanın kullanım şekli bakımından «marka hakkına tecavüzün» tespiti ile önlenmesine karar verilmişse de, bilirkişi raporunda da belirtildiği üzere, ürünler üzerinde davacı "..." markasını, davalı "..." markasını kullanmakta …
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2019/5272 E. , 2020/3582 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada Ankara 3. Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 17/04/2018 tarih ve 2016/339 E.- 2018/137 K. sayılı kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf isteminin esastan reddine dair Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi'nce verilen 11/10/2019 tarih ve 2018/1449 E. - 2019/990 K. sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin çakmak emtiasında kullandığı “İ-LIGHTER” (2012/97933 sayılı) markasının ve 2013/05767 sayılı tasarımın hak sahibi olduğunu, müvekkilinin ayrıca 2012/97933 I-LIGHTER, 2014/106180 ILIGHTER, 2014/32004 I-LIGHTER şekil, 2014/58631 markalarının da sahibi olduğunu, davalı tarafın, tasarımdan kaynaklı hakları davacıya ait olan ve davacının özgün bir form ve bizzat şekil formunun kendisi üzerinden yakaladığı markasal algıya sahip üç boyutlu tasarımının kendisini (farklı açılardan çekilmiş görselleri ile birlikte) üzerine, FLAMI markasını, marka örneğinde küçücük ve okunamayacak şekilde, yani sırf bir şekilde tescil almak, aslında bu kelime ile marka örneğinde ayırt edici algı taşımamak için eklediği açıkça belli olacak biçimde ek yaparak, kendisi adına bütünde, davacı tasarımının kendisine marka tescili alması sebebiyle olduğunu, bunun hem davacının KHK'nın 8/5.
maddesi anlamında öncelikli kullanımlarının olması hem de belirgin kötü niyet içermesi ve davacı ile haksız rekabet yaratması sebebiyle işbu davanın ikame edildiğini, davacının KHK'nın 8/3. md. anlamında önceye dayalı hakkının korunması gerektiğini, davacının eskiye dayalı kullanımlarının işbu dava dosyasında sunulan delillerden anlaşılacağını, davacının 8/5 anlamında da hak sahibi olduğunu, davacının dava konusu markanın asıl tescili istenen ve ön plandaki asıl unsuru olan çakmak özgün formunun kendi tasarımına sahip olduğunu, asıl tasarımsal özellik içeren ürünün özgün gövde formunun, dava konusu hem 2014/46335 hem de 2014/46336 sayılı markalarda aynen bulunduğunu, davalının kötü niyetli hareket ettiğini ileri sürerek, davalı adına tescilli 2014/46335 FLAMI+Şekil ve 2014/46336 sayılı FLAMI+Şekil markalarının tescil kapsamında bulunan tüm mallar yönünden hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine karar verilmesini istemiştir.
Davalı vekili, davacı tarafın davalı firmaya ait “FLAMİ” markasını, dava konusu yapılmış 3D markalarının üzerinde hangi büyüklükte kullanması gerektiğine ve kötü niyete ilişkin beyanlarının herhangi bir dayanağı olmadığını, bunun inisiyatifinin davalı firmada olduğunu, kötü niyetli olarak benzer tasarım/marka tescil başvurularında bulunduğunu, davacı tarafa ait 2015/67297 sayılı 3D markasında yer alan çakmak formunun ve 2014/58631 sayılı markasında yer alan 3D çakmak formunun davacı adına tescilli olmadığını, MGM Sportif’in 2014/05057 nolu dosya ile başvurusunu yaptığı tasarımlarını tescil ettiremediğini, yani MGM Sportif’e ait olan 2014/58631 sayılı 3D markasında birebir yer alan çakmak formunun şu anda tescilli olmadığını, davanın haksız ve yerinde olmadığını savunarak, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
İlk Derece Mahkemesince, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davalıya ait 2014/46335 sayılı ve 2014/46336 sayılı markaları ile davacıya ait 2014/58631 ve 2015/67297 tescilli markaları arasında 556 sayılı KHK’nın 8/1-b maddesi anlamında benzerlik ve iltibas tehlikesi bulunmadığı, davacının 2013/05767 sayı ile tescilli endüstriyel tasarımı ile davalının 2014/46335 ve 2014/46336 sayılı markaları arasında benzerlik olmadığı, söz konusu işaretler arasında davacının 556 sayılı KHK’nın 8/5 maddesi kapsamında önceye dayalı sınaî mülkiyet hakkının bulunduğu iddiasının haklı görülmediği, davacının, davalının 2014/46335 ve 2014/46336 sayılı marka tescillerinin kötü niyetli olarak yapıldığı yönündeki iddiasının ispatlanamadığı, bu halde ihtilafa konu 2014/46335 ve 2014/46336 sayılı markaların hükümsüzlüğü şartlarının oluşmadığı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir.
Karara karşı davacı vekilince istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.
İstinaf mahkemesince yapılan yargılama sonucunda, mahkeme kararının usul ve yasaya uygun olduğu gerekçesiyle, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava, davalıya ait markaların hükümsüz kılınması istemine ilişkindir. Davacı yan, davalı adına tescilli markalarda yer alan çakmak şeklinin müvekkili adına tescilli 2013/05767 sayılı tasarımda yer alan çakmak şekilleriyle ayırt edilemeyecek kadar benzer olduğunu ileri sürerek, davalıya ait 2 adet markanın 556 sayılı KHK’nın 8/3. ve 8/5. maddesine dayalı olarak hükümsüz kılınmasını istemiştir. İlk Derece Mahkemesince, benimsenen bilirkişi raporuna dayalı olarak, davacı tasarımının, davalıya ait markalara benzemediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Ancak bilirkişilerce değerlendirme yapılırken salt 556 sayılı KHK’nın 8/3 ve 8/5. maddelerine dayalı olarak inceleme yapılmışsa da, işbu dava bakımından öncelikle tartışılması gereken husus davalıya ait markaların aynı KHK’nın 5.
maddesine göre marka olarak tescil ettirebilecek işaretlerden olup olmadığıdır. Bu itibarla, ilk derece mahkemesince, davalıya ait markaların, içerdikleri çakmak şekli sebebiyle marka olarak tescil ettirilebilecek işaretlerden olup olmadığına ilişkin bilirkişi incelemesi yaptırılması ve sonucuna göre karar verilmesi gerekirken eksik incelemeye dayalı olarak karar verilmesi doğru görülmemiş, ilk derece mahkemesi kararına karşı yapılan istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin bölge adliye mahkemesi kararının bozularak kaldırılması gerekmiştir.
SONUÇ
Yukarda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz isteminin kabulü ile İlk Derece Mahkemesince verilen karara yönelik istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULARAK KALDIRILMASINA, HMK'nın 373/1. maddesi uyarınca dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, ödediği peşin temyiz harcının isteği halinde temyiz eden davacıya iadesine, 28/09/2020 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi.
KARŞI OY
Daire çoğunluğunun bozma kararının gerekçesine yansıdığının tersine, İlk Derece Mahkemesince farklılıklar öne çıkarılarak yapılan karşılaştırmanın 556 sayılı KHK'nın sistematiğine, Dairemizin konuya ilişkin uygulamalarına uygun olduğu kanısında olduğumdan, Bölge Adliye Mahkemesi kararının başvurunun esastan reddine dair kararın onanması gerektiğini düşünüyorum.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/613095700 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz