6102TTK Türk Ticaret Kanunu

Takipten önceki iadeye rağmen likit alacağa itirazda icra inkar tazminatı

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2020/2541 E. 2020/4252 K. · · İlk derece: 1. Asliye Ticaret Mahkemesi

OnandıKesin

★ Emsal

Mahkemenin nitelemesi: Ticari satım

Gerekçe özeti

Takipten önce yapılıp alacaklı tarafından iade edilen ödeme, takip tarihinde borcun mevcut olduğu gerçeğini ve itirazın haksızlığını değiştirmez; likit alacağa haksız itiraz halinde alacaklı yararına icra inkar tazminatına hükmedilir. Taraflar arasında anlaşma bulunmadan, yalnızca fiyat artışına dayanılarak tanzim edilen vade farkı faturası dayanaktan yoksundur; alacaklının koşulları oluşmadan böyle bir talepte bulunması haksız olsa da tek başına kötüniyet oluşturmayacağından borçlu lehine kötüniyet tazminatına hükmedilmez.

Ele alınan sorunlar

Takipten önce yapılan iadeye rağmen likit alacağa haksız itiraz nedeniyle icra inkar tazminatına hükmedilmesi → ret

İddia: Davalı, takipten önce davacıya yaptığı 100.000 TL'lik ödemenin davacı tarafından iade edildiğini, bu tutar göz önüne alınmadan toplam üzerinden başlatılan takibin kötüniyetli olduğunu savunmuştur.

Gerekçe: Takip tarihi itibarıyla davalının cari hesaptan kaynaklanan borcu bilirkişi raporuyla tespit edilmiş olup, davalının takipten önce havale ile gönderdiği tutar davacı tarafından aynı gün iade edilmiştir. Takipten evvel yapılan iade, icra takibi sırasında borcun mevcut olduğu ve haksız olarak takibe itiraz edildiği sonucunu değiştirmez; likit alacağa haksız itiraz nedeniyle itirazın kısmen iptali ile davacı yararına icra inkar tazminatına hükmedilmesinde isabetsizlik yoktur. (Yargıtay'ca onanan Bölge Adliye Mahkemesi gerekçesi)

Koşulları oluşmadan vade farkı faturası tanzim eden davacının haksız fakat kötüniyetli sayılamaması nedeniyle davalının kötüniyet tazminatı talebinin reddi → ret

İddia: Davalı, davacının koşulları oluşmadığı halde vade farkı faturası tanzim ederek takip başlatmasının kötüniyetli olduğunu ileri sürerek kötüniyet tazminatına hükmedilmesini istemiştir.

Gerekçe: Taraflar arasında vade farkı ödeneceğine ilişkin anlaşma bulunmadığından ve fatura konusu malların fiyatındaki artış davacıya vade farkı faturası tanzimi hakkı vermediğinden, davacının koşulları oluşmadığı halde vade farkı faturası tanzim ederek talepte bulunması haksızdır; ancak bu davranış kötüniyetli sayılamayacağından davalının kötüniyet tazminatı istemi yerinde değildir. (Yargıtay'ca onanan Bölge Adliye Mahkemesi gerekçesi)

Emsal değeri

Takipten önceki iadenin borcun mevcudiyetini ve itirazın haksızlığını değiştirmemesi ile koşulsuz vade farkı faturası tanziminin haksız olmakla birlikte tek başına kötüniyet oluşturmaması bakımından emsal değer taşır.

Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
itirazın iptali cari hesap alacağı vade farkı faturası likit alacak icra inkar tazminatı kötüniyet tazminatı temerrüt

Karar metni

Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster

11. Hukuk Dairesi         2020/2541 E.  ,  2020/4252 K.

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

Taraflar arasında görülen davada Kocaeli 1. Asliye Ticaret Mahkemesince verilen 29.12.2017 tarih ve 2016/1059 E.- 2017/944 K. sayılı kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf isteminin esastan reddine dair İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi'nce verilen 08.11.2018 tarih ve 2018/447 E.- 2018/1392 K. sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:

Davacı vekili, davacının davalıya inşaat demiri sattığını, taraflar arasındaki ticari ilişkiden dolayı davacının cari hesap alacağı oluştuğunu, davalı demir bedellerini zamanında ödemediğinden, davacı tarafından, davalıya 15.04.2016 tarihinde 495 seri numaralı fiyat farkı faturası düzenlendiğini, davalının banka havalesi yoluyla yapmış olduğu kısmi ödemenin davacı tarafca kabul edilmeyerek, havale yapan banka tarafından davalıya iade edildiğini, davalının cari hesaptan kaynaklanan borcunu ve fiyat farkı faturasını ödememesi üzerine Kocaeli 1. İcra Müdürlüğü’nün 2016/5665 Esas sayılı dosyası ile davalı aleyhine başlatılan takibe, davalının 101.240,57 TL borcu kabul etmek suretiyle, borcun kalan kısmına itiraz ettiğini ileri sürerek, itirazın iptali, takibin devamı ile davalı aleyhine icra inkar tazminatına hükmedilmesini talep ve dava etmiştir.

Davalı vekili, davalının davacıdan almış olduğu demir bedellerinin ilk taksiti olan 100.000.- TL'nin 27.04.2016 tarihinde banka kanalıyla davacıya ödendiğini, davacının yapılan bu ödemeyi iade ettiğini, daha önce yüklü miktarda mal alımlarında bedelin taksitler halinde ödendiğini, ödemelerin mal tesliminden itibaren 1 aylık süre içerisinde yapıldığını, davalı tarafından ödenen ancak davacının iade ettiği tutar göz önüne alınmadan, toplam tutar üzerinden davacının başlattığı takibin kötüniyetli olduğunu, fiyat farkı talebinin hukuki dayanağının olmadığını belirterek, davanın reddi ile davacı aleyhine kötüniyet tazminatına hükmedilmesini istemiştir.

İlk Derece Mahkemesince, yapılan yargılama, toplanan deliller ve benimsenen bilirkişi raporlarına göre, vade farkı faturası ve cari hesaptan kaynaklanan alacağa istinaden davalı hakkında başlatılan icra takibine, davalının kısmen itiraz ettiği, davalı tarafca takipten evvel davacıya 100.000.- TL ödeme yapıldığı, davacının bu ödemeyi iade ettiği, ancak icra takip tarihinde davalı defterlerine göre, davalının kabul ettiği 101.240,57 TL borç dışında, davacıya cari hesaptan kaynaklanan 100.000.- TL daha borcu bulunduğu, taraflar arasında vade farkı ödeneceğine ilişkin

bir anlaşma bulunmadığı, fatura konusu malların fiyatında artış olmasının davacıya vade farkı faturası tanzimi hakkı vermeyeceği, davalı takip öncesinde temerrüde düşürülmediğinden, davacının takip öncesi dönem için temerrüt faizi isteyemeyeceği gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, davalının kısmi itirazının itiraz olunan 100.000.- TL asıl alacak yönünden iptali ile takibin devamına, asıl alacağa takip tarihinden itibaren avans faizi işletilmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine, davalı aleyhine icra inkar tazminatına hükmedilmesine, davanın reddedilen kısmı yönünden davalının kötüniyet tazminatı talebinin reddine karar verilmiş, hükme karşı davalı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.

Bölge Adliye Mahkemesince, vade farkı faturası ve cari hesaptan kaynaklanan alacağa istinaden davalı hakkında toplam 252.716.- TL alacağın tahsili için icra takibi başlatıldığı, borçlu tarafından 101.240,57 TL borç bulunduğu kabul edilerek bu miktarın icra dosyasına ödendiği, kalan miktara davalının itiraz ettiği, davalının 27.04.2016 tarihinde takipten önce havale ile gönderdiği 100.000.- TL’nin davacı tarafından aynı gün davalıya iade edildiği, yine takipten önce davalı tarafından 13.05.2016 tarihinde davalıya 100.000.- TL daha ödeme yapıldığı, takip tarihi itibarıyla davalının cari hesaptan kaynaklanan 201.240,57 TL borcu bulunduğunun bilirkişi raporu ile tespit edildiği, davalının 101.240,57 TL borcu kabul ederek, cari hesaptan kaynaklanan faturalar bakiyesi 100.000.- TL ile vade farkı faturası bedeli kadar borca itiraz ettiği, mahkemece vade farkı faturası bedeli olan 48.412,70 TL için davanın reddedildiği, hükme karşı davacı tarafca istinaf yoluna başvurulmadığından hükmün bu yönüyle kesinleştiği, takipten evvel yapılan iadenin, icra takibi sırasında borcun mevcut olduğu ve haksız olarak takibe itiraz edildiği sonucunu değiştirmediğinden likit alacağa haksız itiraz nedeniyle itirazın kısmen iptali ile davacı yararına icra inkar tazminatına hükmedilmesinde isabetsizlik bulunmadığı, davacı alacaklının ise koşulları oluşmadığı halde vade farkı faturası tanzim ederek icra takibi ile talepte bulunması haksız ise de kötüniyetli sayılamayacağından, davalının kötüniyet tazminatı isteminin reddine karar verilmesinde isabetsizlik olmadığı gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş, hüküm davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.

Dosyadaki yazılara kararın dayandığı delillerle gerektirici sebeplere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davalı vekilinin yerinde görülmeyen bütün temyiz itirazlarının reddiyle muhakeme hukukuna ve maddi hukuka uygun bulunan hükmün ONANMASINA, dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, aşağıda yazılı bakiye 5.123,25 TL temyiz ilam harcının temyiz eden davalıdan alınmasına, 20.10.2020 tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.

Kaynak: https://6102ttk.com/karar/612645900 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz

İncelenen istinaf kararı — İst. BAM 12. HD

Bu Yargıtay 11. HD kararı, aşağıdaki İstinaf Dairesi kararının temyiz incelemesidir. Temyiz sonucu: Onandı

İstanbul BAM 12. Hukuk Dairesi · 2018/447 E. 2018/1392 K.

Cari hesapta iade edilen ödemenin yeniden yapılması halinde borcun devamı

Gerekçe özeti

Borçlu tarafından yapılan bir ödemenin alacaklı tarafça iade edilmesi, borçlunun daha sonra aynı tutarı yeniden ödemesi halinde, icra takibi tarihi itibariyle borcun mevcudiyetini ve bu tutardan borçlunun sorumluluğunun devam ettiğini ortadan kaldırmaz; takipten önceki iade işlemi, takip sırasında borcun varlığı sonucunu değiştirmez ve bu tutara yapılan itiraz haksız itiraz sayılır.

Emsal değeri

Cari hesap ilişkisinde iade edilen bir ödemenin borçlu tarafından yeniden yapılması halinde, takipten önceki iade işleminin icra takibi anındaki borcun mevcudiyetini etkilemeyeceğine ve bu tutara yapılan itirazın haksız itiraz sayılacağına ilişkin değerlendirme yönünden emsal niteliktedir.

Kavramlar: itirazın iptali icra inkar tazminatı kötüniyet tazminatı cari hesap likit alacak vade farkı faturası

İstinaf (12. HD) kararının tam metni

T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
12. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO 2018/447

KARAR NO 2018/1392

TÜRK MİLLETİ ADINA

İSTİNAF KARARI

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ KOCAELİ 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ 29/12/2017

NUMARASI 2016/1059 Esas 2017/944 Karar

DAVA

İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)

İSTİNAF KARAR TARİHİ 08/11/2018

Davanın kısmen kabulune ilişkin hükmün davalı vekilince istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;

DAVA

Davacı vekili; müvekkili tarafından davalıya çeşitli zamanlarda inşaat demiri satışı yapıldığını, davalıya 15/04/2016 tarihli fiyat farkı faturası düzenlendiğini, davalının borcu ödememesi üzerine Kocaeli ...İcra Dairesinin... esas sayılı dosyası ile takibe geçtiklerini, davalının 101.240,57-TL borcu kabul ederek kalan borca itiraz ettiğini itirazın iptali ile takibin devamına ve davalı aleyhine icra inkar tazminatına karar verilmesini talep etmiştir.

CEVAP

Davalı vekili; alım bedelinin ilk taksiti 100.000-TL'nin 27/04/2016 tarihinde banka kanalıyla ödendiğini, yapılan bu ödemeyi davacının iade ettiğini, daha önceki yüklü miktarda mal alımlarında bedelin taksitler halinde ödendiği, 1 aylık sürenin olağan dışı bir süre olmadığını, iade edilen miktar göz önüne alınmadan toplam üzerinden takip yapılmasının kötü niyetli olduğunu, fiyat farkı uygulamasının hiçbir hukuki dayanağının olmadığını, haksız ve kötü niyetli alacak talebinde bulunulan davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

Mahkemece,kabul edilen borç dışında davalı tarafça takipden evvel 100.000- TL ödeme yapıldığı,davacının bu ödemeyi iade ettiği ancak; icra takip tarihinde davalı defterlerine göre kabul ettiği 101.240,57 TL dışında 100.000- TL daha borcu bulunduğu,vade farkı ödeneceğine ilişkin bir anlaşma bulunmadığı,fatura konusu malların fiyatında artış olmasının vade farkı faturası tanzimi hakkını da vermeyeceği, takip öncesi temerrüde düşürülmediğinden takip öncesi için faiz istenemeyeceği gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile itirazın 100.000-TL için iptaline ve likit alacağa haksız itiraz nedeniyle davalının icra inkar tazminatı ile mahkumiyetine,koşulları olmadığından davanın reddedilen bu kısmı yönünden davalının kötü niyet tazminatı talebinin reddine karar verilmiştir.

İSTİNAF SEBEPLERİ

Davalı vekili;takibin devamına karar verilen 100.000-TLnin davacıya 27/04/2016 tarihinde banka kanalıyla ödendiği,fakat davacının iade ettiğini, davacının temerrüde düştüğünü, söz konusu bedelin hiç ifa edilmemiş gibi cari hesap alacağı içerisine dahil edilip takibe konulmasının mümkün olmadığını, icra inkar tazminatının da haksız olduğunu, davacı tarafın hem 48.412,70- TL'ye hem de müvekkilinin daha evvel ödediği ancak davacı tarafça iade edilen 100.000-TL'ye davaya konu faturaların tanzim tarihinden itibaren haksız şekilde faiz işletildiğini,davacının kötü niyeti ispatlanmışken davacı hakkında kötü niyet tazminatına hükmedilmemesinin hakkaniyete aykırı olduğunu, müvekkilinin davaya konu bedeli 27/04/2016 tarihinde ödediğinden müvekkilinin davaya konu takibin açılmasına sebebiyet verdiğinden söz edilemeyeceğini,vekalet ücretine hükmedilmemesi gerektiğinini belirterek,hükmün kaldırılmasına , davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

GEREKÇE

Davacı tarafından Kocaeli ...İcra Dairesinin ... esas sayılı dosyasında 24.3.2016 tarihli 157.098,90-TL,25.3.2016 tarihli 152.321,40-TL den önceden kalan 8.818,56-TL nin mahsubu ile 15.4.2016 tarihli 48.412,70-TL vade farkı faturasından bakiye kalan 249.652,32-TL si asıl alacak olmak üzere toplam 252.716-TL alacağın tahsili için icra takibi başlatılmış ,borçlu tarafından takipten dolayı 101.240,57-TL borç bulunduğu kabul edilerek bu miktar ödenmiş ve itirazın iptali davasına konu edilmemiştir.

Davacının düzenlediği 24.3.2016 tarihli 157.098,90-TL,25.3.2016 tarihli 152.321,40-TL fatura miktarı borç konusunda taraflar arasında ihtilaf yoktur.Davalının 27.4.2016 tarihinde havale ile gönderdiği 100.000-TL nin davacı tarafından aynı gün davalıya iade edildiği ,ancak icra takibi başlamadan evvel davalı tarafından 13.5.2016 tarihinde 100.000-TL daha ödeme yapıldığı ve cari hesap nedeniyle takip tarihi itibariyle 201.240,57-TL borç bulunduğu hususu sabittir.Davalı taraf icra takibine 101.240,57-TL yi kabul ederek faturalar bakiyesi 100.000-TL ile vade farkı faturası bedeli kadar borca itiraz etmiştir.Mahkemece vade farkı faturası bedeli 48.412,70-TL ye ilişkin dava reddedilmiş,hüküm davacı tarafça istinaf edilmediğinden bu yönüyle kesinleşmiştir.

Davalının 27.4.2016 tarihli 100.000-TL ödemesi davacı tarafça aynı gün davalıya iade edilmiş ancak 13.5.2016 tarihli ödeme ile icra takip tarihi itibariyle 201.240,57-TL borçlu bulunan davalı borcunun 100.000-TLsi daha evvel gönderilmesine rağmen davacı tarafından iade edildiğinden icra takibine konu edilemeyeceğini ileri sürmekte ise de iadeden sonra davalı daha sonra 100.000-TL göndererek kendisine iade edilen ödemeyi davacı alacaklıya yapmış bulunmaktadır.Yeniden gönderilen havale sonrasında kalan borç olan 201.240,57-TL borçtan 101.240,57-TL borç kabul edilmiş,kalanına itiraz edilmiş ise de bakiye 100.000-TL borçtan davalının sorumluluğu devam etmektedir. Takipten evvel yapılan iadenin icra takibi sırasında borcun mevcut olduğu ve haksız olarak takibe itiraz edildiği sonucunu değiştirmediği bu sebeble likit alacağa haksız itiraz nedeniyle itirazın kısmen iptali ile davacı yararına icra inkar tazminatına hükmedilmesinde isabetsizlik yoktur.

Davacı alacaklının ise koşulları oluşmadığı halde vade farkı faturası tanzim ederek icra takibi ile istemesi haksız ise de kötüniyetli sayılamayacak olduğundan davalının kötüniyet tazminatı isteminin reddine karar verilmesinde isabetsizlik olmadığından davalı vekilinin hükme yönelik istinaf sebebleri yerinde görülmemiş,davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

HÜKÜM

Yukarıda açıklanan nedenlerle:

Davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK 'nun 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,

Alınması gereken 6.831- TL istinaf karar harcından davalı tarafından peşin yatırılan 1.707,75- TL harcın mahsubu ile bakiye 5.123,25-TL harcın davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına,

Hükümden sonra davacı avansından karşılanan 83,50 -TL posta masrafının davalıdan alınarak davacıya ödenmesine, Gerekçeli kararın bir örneğinin taraf vekillerine tebliğine,

HMK 'nun 361/1. maddesi uyarınca kararın tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde temyiz yoluna başvurulabileceğine, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oy birliğiyle karar verildi. 08/11/2018

Bu sitedeki içerik bilgilendirme amaçlıdır; hukuki görüş veya tavsiye değildir. Resmî metin için mevzuat.gov.tr esastır.