Tapu iptal ve tescil
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2019/912 E. 2020/3962 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Usul tespitleri
- Dava şartı
- dava şartı
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
dava açma ehliyeti↗ yönetim kayyımı↗ hukuki menfaat↗ aktif husumet ehliyeti↗ kayyım↗ muvazaa↗ şirket müdürü↗ aktif husumet↗ husumet ehliyeti↗ ifa↗ taraf ehliyeti↗ limited şirket↗ cy/cy kaydı↗ temsil↗ husumet↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
İlk Derece Mahkemesince iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, tapudaki işlem tarihi itibariyle ...'ün yetkili temsilci olduğu, dava konusu taşınmaz üzerinde petrol istasyonu bulunmadığı, ... parsel üzerindeki binanın dava dışı ... parsel numaralı parseldeki 2 katlı bina ile bitişik durumda olduğu, ... parsele komşu 20 parsel sayılı taşınmazın akaryakıt istasyonu olduğu, dava konusu taşınmazın Bel-Pet Ltd. Şti.’nin ana iştigal konusunun ifa edildiği taşınmaz niteliğinde bulunmadığı, şirketin tek taşınmazının dava konusu taşınmaz olmadığı, taşınmazın 07.01.2016 satış tarihindeki değerinin 880.000,00 TL olduğunun belirlendiği, tapudaki satış bedelinin ise, 950.000,00 TL olduğu, taşınmazın gerçek değerinin altında satılmadığı, mahkemenin 2016/147 Esas sayılı dosyasında verilen kararın henüz kesinleşmediği, tapudaki işlemin muvazalı olduğunun ispat edilemediği gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Karara karşı, davacılar vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
İstinaf Mahkemesince iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, dava tarihinde mahkemece şirkete atanan yönetim kayyımının görevde olduğu, davacıların şirkete ait çekişmeli taşınmazla ilgili tasarruf bakımından dava açma ehliyetlerinin bulunmadığı gözetilmeksizin karar verilmesi doğru olmadığından davacılar vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, HMK'nın 33, 355 ve 353/1.b.2. maddeleri uyarınca davanın farklı bu gerekçe ile, davacıların aktif husumet ehliyeti yokluğu nedeniyle reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacılar vekili temyiz etmiştir.
1- Dava, davacıların ortağı oldukları dava dışı limited şirkete ait taşınmazın davalı adına olan tapu kaydının iptali ile şirket adına tescili istemine ilişkin olup, istinaf mahkemesince yukarıda özetlenen gerekçe ile, davanın aktif husumet ehliyeti yokluğu nedeniyle reddine karar verilmiştir. Ancak, somut olayda taşınmazın önceki maliki şirketin ortakları olan davacıların dava konusu gayrimenkulün şirket müdürü tarafından muvazaalı olarak davalıya devredildiği, yapılan devir işleminin batıl olduğu iddiası ile işbu davayı açtıklarının anlaşılması karşısında, iddianın ileri sürülüş şekli itibariyle davacıların dava açmakta hukuki menfaatleri olduğu gibi, aktif husumet ehliyetlerinin de bulunduğu göz önünde bulundurularak işin esasının incelenmesi gerekirken yanılgılı değerlendirmeye dayalı, yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
2- Bozma sebep ve şekline göre, davacılar vekilinin esasa yönelik temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik gerek görülmemiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2023/1194 E. 2024/3735 K.
Ortak:dava açma ehliyeti · yönetim kayyımı · hukuki menfaat · aktif husumet ehliyeti · kayyım · muvazaa · şirket müdürü · aktif husumet · dava şartı · Tapu iptal ve tescil
İncelediğiniz karardaİstinaf Mahkemesince iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, dava tarihinde mahkemece şirkete atanan «yönetim kayyımının» görevde olduğu, davacıların şirkete ait çekişmeli taşınmazla ilgili tasarruf bakımından dava «açma ehliyetlerinin» bulunmadığı gözetilmeksizin karar verilmesi doğru olmadığından davacılar vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, HMK'nın 33, 355 ve 353/1.b.2. maddeleri uyarınca davanın farklı bu gerekçe ile, davacıların «aktif husumet ehliyeti» yokluğu nedeniyle reddine karar verilmiştir.
Ancak, somut olayda taşınmazın önceki maliki şirketin ortakları olan davacıların dava konusu gayrimenkulün «şirket müdürü» tarafından «muvazaalı» olarak davalıya devredildiği, yapılan devir işleminin batıl olduğu iddiası ile işbu davayı açtıklarının anlaşılması karşısında, iddianın ileri sürülüş şekli itibariyle davacıların dava açmakta «hukuki menfaatleri» olduğu gibi, «aktif husumet ehliyetlerinin» de bulunduğu göz önünde bulundurularak işin esasının incelenmesi gerekirken yanılgılı değerlendirmeye dayalı, yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, bozmayı ge …
1- Dava, davacıların ortağı oldukları dava dışı «limited şirkete» ait taşınmazın davalı adına olan tapu «kaydının» iptali ile şirket adına tescili istemine ilişkin olup, istinaf mahkemesince yukarıda özetlenen gerekçe ile, davanın «aktif husumet ehliyeti» yokluğu nedeniyle reddine karar verilmiştir.
Benzer bu karardaGerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin 06.12.2018 tarih, 2018/481 E. ve 2018/1478 K. sayılı kararıyla; dava tarihinde mahkemece şirkete atanan «yönetim kayyımının» görevde olduğu, davacıların şirkete ait çekişmeli taşınmazla ilgili tasarruf bakımından dava «açma ehliyetlerinin» bulunmadığı gözetilmeksizin karar verilmesi doğru olmadığından davacılar vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, davanın farklı bu gerekçe ile davacıların «aktif husumet ehliyeti» yokluğu nedeniyle reddine karar verilmiştir.
… n 08.10.2020 tarih, 2019/912 E. ve 2020/3962 K. sayılı kararıyla somut olayda taşınmazın önceki maliki şirketin ortakları olan davacıların dava konusu gayrimenkulün «şirket müdürü» tarafından «muvazaalı» olarak davalıya devredildiği, yapılan devir işleminin batıl olduğu iddiası ile işbu davayı açtıklarının anlaşılması karşısında, iddianın ileri sürülüş şekli itibariyle davacıların dava açmakta «hukuki menfaatleri» olduğu gibi, «aktif husumet ehliyetlerinin» de bulunduğu göz önünde bulundurularak işin esasının incelenmesi gerekirken davanın reddine karar verilmesinin doğru olmadığı gerekçesi ile Bölge Adliye Mahkemesi …
… esince Bozmaya Uyularak Verilen Karar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacının tapu iptali ve tescil talebinin, iki hukuki «sebebe» dayandığı, bunlardan birincisinin davalı şirkete yapılan taşınmaz devrinin «muvazaalı» olduğu, gerçek bir satış olmadığı iddiası; ikincisi ise satışı yapan şirket yetkilisinin, bu taşınmazın satışını yapma «yetkisinin» bulunmadığı iddiası olduğu, şirket yetkilisinin satış yapma konusunda yetkisiz olduğu iddiasının da iki sebebe dayandığı, bunlardan birincisinin şirket yetkilisinin usulüne uygun şekilde seçilmediği, çünkü kanun gereği en az bir şirket ortağının da müdür olarak seçilmesi gerekliliğinin yerine getirilmediği; ikincisinin ise satıma konu 22 parsel sayılı taşınmazın şirketin tek faaliyet konusu olan petrol istasyonu işletmesinin bir eklentisi olduğu, istasyon işletmesiyle birlikte kullanıldığı, bu kadar önemli bir mal varlığının ancak bir genel kurul kararıyla satılabileceği, müdürün kendi başına böyle bir satış yapamayacağı iddiası olduğu, ilk derece mahkemesince yapılan «bilirkişi incelemesi» sonucunda alınan 11.09.2017 tarihli üç kişilik bilirkişi kurulu raporunda dava konusu taşınmazın davalıya satış tarihi olan 01.07.2016 tarihi itibariyle gerçek piyasa değerinin 880.000,00 TL olduğunun belirlendiği, davaya konu taşınmazın satış bedeli olan 950.000,00 TL'nin her iki şirket kayıtlarında da yer aldığı, satım bedelinin, davacıların ortağı olduğu satıcı ... şirketinin hesaplarına ve ticari kayıtlarına intikal ettirildiği, ...'in bilanço verilerine göre borçlarını ödeyebilmek için taşınmazı satmasına gerek olmadığı, satım bedelinin şirket kayıtlarında işlem gördüğü ve paranın şirket varlıklarının artışına sebebiyet verdiği, davalı şirketin kayıtlarında bu satın alma işleminin kayıtlı olduğu, taşınmaz bedeli ödendiği tarihlerde davalı şirket ortaklarınca şirketin banka hesaplarına para yatırdığı, emsal taşınmazlar da değerlendirilmek suretiyle, davaya konu 22 parsel sayılı taşınmazın, davalıya satış tarihi olan 01.07.2016 tarihi itibariyle, üzerindeki tüm bina ve muhtesatıyla birlikte değerinin 882.016,02 TL olduğu tespitinin yapıldığı, davaya konu 22 no.lu parselin, ... tarafından işletilen ve 20 no.lu parsel üzerinde bulunan petrol istasyonu ile araç yıkama ünitesi olarak kullanıldığı, ortada bir muvazaanın bulunmadığı, satıcı ... şirketi yetkilisi ...'ün bu satışı yapmaya yetkili olmadığına dair iddiaların incelenmesinde ise; ticari sicil kayıtlarına göre, şirket adına satışı yapan «şirket müdürü» ...'ün şirketi tek başına «temsil» ve ilzama yetkili olduğu, bu yetkisi kapsamında 01.07.2016 tarihinde 950.000,00 TL bedelle dava konusu taşınmazı davalı şirkete sattığı, Abidin Öztürk'ün 21.05.2015 tarihli genel kurul kararıyla «şirket müdürlüğüne» seçildiği, tek başına temsil ve ilzam yetkisi verildiği, Kocaeli Asliye Ticaret Mahkemesinin 2016/147 Esas -2016/613 Karar sayılı 15.06.2016 tarihli kararıyla bu «genel kurul kararının iptaline» karar verilmiş ise de, bu kararın 30.06.2020 tarihinde kesinleştiği, gerek «ihtiyati tedbir» kararının gerekse ...'ün seçimine dair genel kurul kararının iptaline dair mahkeme kararının, resmi satışın yapıldığı 07.01.2016 tarihinden sonra olduğu, dolayısıyla satış tarihi itibariyle ...'ün şirketin yetkili temsilcisi olduğu, genel kurul kararının iptaline dair mahkeme kararının ileriye etkili olduğu, geçmişe etkili sonuç doğurmadığı, bu durumda iptal kararından önce yapılan tasarruf işlemlerinin geçerliliğini koruduğu, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 623 üncü maddesi gözetilmeksizin şirket yönetiminin seçilmesine dair genel kurul kararının yok hükmünde olmayıp iptale tabi bir karar olduğu, iptal kararının etkisinin de ileriye dönük olduğu, önemli miktardaki mal varlığının devri için şirket genel kurul kararının alınması gerektiği, somut olayda, 22 no.lu parselin önemli miktardaki aktif olmadığı, zira dosya kapsamıyla sabit olduğu üzere, davacıların ortağı olduğu ...'in ana sözleşmesine göre faaliyet konularından biri taşınmaz ticareti olduğu, şirketinş davaya konu 22 parsel dışında başka pek çok taşınmazlarının da bulunduğu, bu nedenle, bu taşınmazın devrinin 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 538 inci maddesinin ikinci fıkrası anlamında önemli miktardaki aktifin toptan satışı niteliğinde olmadığı, bilirkişi kurulunca davaya konu 22 parselin, şirketin petrol istasyonunun bulunduğu 20 parselle bağlantılı olarak kullanıldığı belirtilmiş ise de taşınmazın oto yıkama alanı olarak petrol istasyonuyla birlikte kullanıldığı, salt bu nedenle bu taşınmazın devrinin 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 538 inci maddesinin ikinci fıkrasına tabi olmadığı, yani devir için genel kurul kararının gerekmediği, davaya konu işlemi de kapsayan iddialarla Kocaeli Cumhuriyet Başsavcılığının 2016/6911 (2022/1101 Yeni) Soruşturma sayılı dosyasının mevcut olduğu, yapılan yazışma sonuçlarına ve tarafların duruşma tutanağına geçen beyanlarına göre, anılan soruşturma dosyasında davalı şirketin tek ortağı ve yetkilisi ... hakkındaki suçlamalar bakımından «kovuşturmaya yer olmadığına» karar verildiği ve bu kararın kesinleştiği, yine aynı soruşturma kapsamında şüpheliler arasında bulunan ve davacıların ortağı olduğu ...'in yetkilisi sıfatıyla sat …
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:kovuşturmaya yer olmadığına dair karar · şirket müdürlüğü · yokluk · genel kurul kararının iptali · ihtiyati tedbir · kazanılmış hak · bilirkişi incelemesi · ihtarname
Benzer bu kararda… esince Bozmaya Uyularak Verilen Karar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacının tapu iptali ve tescil talebinin, iki hukuki «sebebe» dayandığı, bunlardan birincisinin davalı şirkete yapılan taşınmaz devrinin «muvazaalı» olduğu, gerçek bir satış olmadığı iddiası; ikincisi ise satışı yapan şirket yetkilisinin, bu taşınmazın satışını yapma «yetkisinin» bulunmadığı iddiası olduğu, şirket yetkilisinin satış yapma konusunda yetkisiz olduğu iddiasının da iki sebebe dayandığı, bunlardan birincisinin şirket yetkilisinin usulüne uygun şekilde seçilmediği, çünkü kanun gereği en az bir şirket ortağının da müdür olarak seçilmesi gerekliliğinin yerine getirilmediği; ikincisinin ise satıma konu 22 parsel sayılı taşınmazın şirketin tek faaliyet konusu olan petrol istasyonu işletmesinin bir eklentisi olduğu, istasyon işletmesiyle birlikte kullanıldığı, bu kadar önemli bir mal varlığının ancak bir genel kurul kararıyla satılabileceği, müdürün kendi başına böyle bir satış yapamayacağı iddiası olduğu, ilk derece mahkemesince yapılan «bilirkişi incelemesi» sonucunda alınan 11.09.2017 tarihli üç kişilik bilirkişi kurulu raporunda dava konusu taşınmazın davalıya satış tarihi olan 01.07.2016 tarihi itibariyle gerçek piyasa değerinin 880.000,00 TL olduğunun belirlendiği, davaya konu taşınmazın satış bedeli olan 950.000,00 TL'nin her iki şirket kayıtlarında da yer aldığı, satım bedelinin, davacıların ortağı olduğu satıcı ... şirketinin hesaplarına ve ticari kayıtlarına intikal ettirildiği, ...'in bilanço verilerine göre borçlarını ödeyebilmek için taşınmazı satmasına gerek olmadığı, satım bedelinin şirket kayıtlarında işlem gördüğü ve paranın şirket varlıklarının artışına sebebiyet verdiği, davalı şirketin kayıtlarında bu satın alma işleminin kayıtlı olduğu, taşınmaz bedeli ödendiği tarihlerde davalı şirket ortaklarınca şirketin banka hesaplarına para yatırdığı, emsal taşınmazlar da değerlendirilmek suretiyle, davaya konu 22 parsel sayılı taşınmazın, davalıya satış tarihi olan 01.07.2016 tarihi itibariyle, üzerindeki tüm bina ve muhtesatıyla birlikte değerinin 882.016,02 TL olduğu tespitinin yapıldığı, davaya konu 22 no.lu parselin, ... tarafından işletilen ve 20 no.lu parsel üzerinde bulunan petrol istasyonu ile araç yıkama ünitesi olarak kullanıldığı, ortada bir muvazaanın bulunmadığı, satıcı ... şirketi yetkilisi ...'ün bu satışı yapmaya yetkili olmadığına dair iddiaların incelenmesinde ise; ticari sicil kayıtlarına göre, şirket adına satışı yapan «şirket müdürü» ...'ün şirketi tek başına «temsil» ve ilzama yetkili olduğu, bu yetkisi kapsamında 01.07.2016 tarihinde 950.000,00 TL bedelle dava konusu taşınmazı davalı şirkete sattığı, Abidin Öztürk'ün 21.05.2015 tarihli genel kurul kararıyla «şirket müdürlüğüne» seçildiği, tek başına temsil ve ilzam yetkisi verildiği, Kocaeli Asliye Ticaret Mahkemesinin 2016/147 Esas -2016/613 Karar sayılı 15.06.2016 tarihli kararıyla bu «genel kurul kararının iptaline» karar verilmiş ise de, bu kararın 30.06.2020 tarihinde kesinleştiği, gerek «ihtiyati tedbir» kararının gerekse ...'ün seçimine dair genel kurul kararının iptaline dair mahkeme kararının, resmi satışın yapıldığı 07.01.2016 tarihinden sonra olduğu, dolayısıyla satış tarihi itibariyle ...'ün şirketin yetkili temsilcisi olduğu, genel kurul kararının iptaline dair mahkeme kararının ileriye etkili olduğu, geçmişe etkili sonuç doğurmadığı, bu durumda iptal kararından önce yapılan tasarruf işlemlerinin geçerliliğini koruduğu, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 623 üncü maddesi gözetilmeksizin şirket yönetiminin seçilmesine dair genel kurul kararının yok hükmünde olmayıp iptale tabi bir karar olduğu, iptal kararının etkisinin de ileriye dönük olduğu, önemli miktardaki mal varlığının devri için şirket genel kurul kararının alınması gerektiği, somut olayda, 22 no.lu parselin önemli miktardaki aktif olmadığı, zira dosya kapsamıyla sabit olduğu üzere, davacıların ortağı olduğu ...'in ana sözleşmesine göre faaliyet konularından biri taşınmaz ticareti olduğu, şirketinş davaya konu 22 parsel dışında başka pek çok taşınmazlarının da bulunduğu, bu nedenle, bu taşınmazın devrinin 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 538 inci maddesinin ikinci fıkrası anlamında önemli miktardaki aktifin toptan satışı niteliğinde olmadığı, bilirkişi kurulunca davaya konu 22 parselin, şirketin petrol istasyonunun bulunduğu 20 parselle bağlantılı olarak kullanıldığı belirtilmiş ise de taşınmazın oto yıkama alanı olarak petrol istasyonuyla birlikte kullanıldığı, salt bu nedenle bu taşınmazın devrinin 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 538 inci maddesinin ikinci fıkrasına tabi olmadığı, yani devir için genel kurul kararının gerekmediği, davaya konu işlemi de kapsayan iddialarla Kocaeli Cumhuriyet Başsavcılığının 2016/6911 (2022/1101 Yeni) Soruşturma sayılı dosyasının mevcut olduğu, yapılan yazışma sonuçlarına ve tarafların duruşma tutanağına geçen beyanlarına göre, anılan soruşturma dosyasında davalı şirketin tek ortağı ve yetkilisi ... hakkındaki suçlamalar bakımından «kovuşturmaya yer olmadığına» karar verildiği ve bu kararın kesinleştiği, yine aynı soruşturma kapsamında şüpheliler arasında bulunan ve davacıların ortağı olduğu ...'in yetkilisi sıfatıyla sat …
Temyiz Sebepleri Davacılar vekili temyiz dilekçesinde özetle; «genel kurul kararının iptali» davasında verilen kararın geriye yürüyeceğini, devir işleminin şirket ana sözleşmesine aykırı olduğunu, davalı şirketin sicilde tescil edilen yetkiye ilişkin hususları bilmediğini ileri süremeyeceğini, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 623 üncü maddesine aykırılığın yaptırımının «yokluk» olduğunu, devrin «muvazaalı» olduğunu, ...tarafından gönderilen «ihtarnamenin» ve davalı şirketin sermaye durumunun da bunun ispatı olduğunu, ödemenin bir kısmının nakit bir kısmının çekle yapılmış olmasının dahi davalı şirketin kasasında olm …
Temyizen incelenen Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına «kazanılmış hak» durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2015/3730 E. 2015/12029 K.
Ortak:muvazaa · temsil
İncelediğiniz karardaİlk Derece Mahkemesince iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, tapudaki işlem tarihi itibariyle ...'ün yetkili «temsilci» olduğu, dava konusu taşınmaz üzerinde petrol istasyonu bulunmadığı, ... parsel üzerindeki binanın dava dışı ... parsel numaralı parseldeki 2 katlı bina ile bitişik durumda olduğu, ... parsele komşu 20 parsel sayılı taşınmazın akaryakıt istasyonu olduğu, dava konusu taşınmazın Bel-Pet Ltd.
Şti.’nin ana iştigal konusunun «ifa» edildiği taşınmaz niteliğinde bulunmadığı, şirketin tek taşınmazının dava konusu taşınmaz olmadığı, taşınmazın 07.01.2016 satış tarihindeki değerinin 880.000,00 TL olduğunun belirlendiği, tapudaki satış bedelinin ise, 950.000,00 TL olduğu, taşınmazın gerçek değerinin altında satılmadığı, mahkemenin 2016/147 Esas sayılı dosyasında verilen kararın henüz kesinleşmediği, tapudaki işlemin «muvazalı» olduğunun ispat edilemediği gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Ancak, somut olayda taşınmazın önceki maliki şirketin ortakları olan davacıların dava konusu gayrimenkulün «şirket müdürü» tarafından «muvazaalı» olarak davalıya devredildiği, yapılan devir işleminin batıl olduğu iddiası ile işbu davayı açtıklarının anlaşılması karşısında, iddianın ileri sürülüş şekli itibariyle davacıların dava açmakta «hukuki menfaatleri» olduğu gibi, «aktif husumet ehliyetlerinin» de bulunduğu göz önünde bulundurularak işin esasının incelenmesi gerekirken yanılgılı değerlendirmeye dayalı, yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, bozmayı ge …
Benzer bu karardaAsıl dava, «muvazaa» ve «yetkisiz temsile» dayalı tapu iptali ve tescil istemine, birleşen dava ise kira alacağı istemine ilişkin olup, mahkemece, yazılı gerekçelerle yetkisiz temsil iddiasının başka bir «ortaklar kurulu» kararı bulunduğu, muvazaa iddiasının ise ispatlanamadığı gerekçesiyle asıl ve birleşen davanın reddine karar verilmiştir.
Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2009/326 Esas sayılı dosyasında 05/01/2009 tarihli «ortaklar kurulu» kararındaki imzanın kendisine ait olmadığı iddiası ile açtığı dava neticesinde ortaklar kurulundaki ...'a atfen atılan imzanın ...'a ait olmadığından bahisle 05/01/2009 tarihli Ortaklar Kurulu Kararının «hükümsüzlüğünün tespitine» karar verildiği, bu kararın Yargıtay denetiminden geçerek kesinleştiği, ancak 30/03/2005 tarihli sicil gazetesinde yayınlanan 21/03/2005 tarihli Ortaklar Kurulu Kararına istinaden 10 yıl süre ile müdür olarak atanan ...'ın müdürlük vasfının devam ettiği, bu itibarla tapuda devir işlemine dayanak yapılan 05/01/2009 tarihli Ortaklar Kurulu Kararı hükümsüz ise de 21/03/2005 tarihli Ortaklar Kurulu Kararı gereği tapuda yapılan işlemin geçerli olduğu, ayrıca davacı tarafından tapu devirlerinin «muvazaalı» olduğu iddiasının ispatlanamadığı, davalılar taşınmazlara tapu ile malik olup iyi niyetli «zilyet» oldukları için kira bedellerinin istenemeyeceği gerekçesiyle asıl ve birleşen davanın reddine karar verilmiştir.
Esasen taraflar arasındaki uyuşmazlıklardan bir tanesi de «muvazaa» iddiası olup, davaya konu taşınmazların tapudaki toplam satış değerlerinin 500.000,00 TL olduğu, davalıların ise bahse konu taşınmazlar için 1.700.000,00 TL ödendiği savunması karşısında, tapudaki değer düşüklüğünün tek başına muvazaa iddiasını kanıtlamaya yeterli olmadığı kabul edilse dahi davacı şirket kayıtları incelenmeden, bahse konu satış bedelinin şirket kayıtlarına ne şekilde intikal ettirildiği «denetime elverişli bilirkişi raporu» alınarak belirlenmeden, üstelik taşınmazların satışına ilişkin yazılı bir «komisyon sözleşmesi» «ibraz» etmeyen emlakçı tanıkların beyanlarına itibar edilmek suretiyle bu yönden «eksik incelemeye» dayalı karar verilmesi doğru olmamış, asıl ve birleşen davada kararın davacı yararına bozulması gerekmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:komisyon sözleşmesi · denetime elverişli bilirkişi raporu · yetkisiz temsil · zilyetlik · hükümsüzlüğün tespiti · ortaklar kurulu kararı · denetime elverişlilik · komisyon
Benzer bu karardaEsasen taraflar arasındaki uyuşmazlıklardan bir tanesi de «muvazaa» iddiası olup, davaya konu taşınmazların tapudaki toplam satış değerlerinin 500.000,00 TL olduğu, davalıların ise bahse konu taşınmazlar için 1.700.000,00 TL ödendiği savunması karşısında, tapudaki değer düşüklüğünün tek başına muvazaa iddiasını kanıtlamaya yeterli olmadığı kabul edilse dahi davacı şirket kayıtları incelenmeden, bahse konu satış bedelinin şirket kayıtlarına ne şekilde intikal ettirildiği «denetime elverişli bilirkişi raporu» alınarak belirlenmeden, üstelik taşınmazların satışına ilişkin yazılı bir «komisyon sözleşmesi» «ibraz» etmeyen emlakçı tanıkların beyanlarına itibar edilmek suretiyle bu yönden «eksik incelemeye» dayalı karar verilmesi doğru olmamış, asıl ve birleşen davada kararın davacı yararına bozulması gerekmiştir.
Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2009/326 Esas sayılı dosyasında 05/01/2009 tarihli «ortaklar kurulu» kararındaki imzanın kendisine ait olmadığı iddiası ile açtığı dava neticesinde ortaklar kurulundaki ...'a atfen atılan imzanın ...'a ait olmadığından bahisle 05/01/2009 tarihli Ortaklar Kurulu Kararının «hükümsüzlüğünün tespitine» karar verildiği, bu kararın Yargıtay denetiminden geçerek kesinleştiği, ancak 30/03/2005 tarihli sicil gazetesinde yayınlanan 21/03/2005 tarihli Ortaklar Kurulu Kararına istinaden 10 yıl süre ile müdür olarak atanan ...'ın müdürlük vasfının devam ettiği, bu itibarla tapuda devir işlemine dayanak yapılan 05/01/2009 tarihli Ortaklar Kurulu Kararı hükümsüz ise de 21/03/2005 tarihli Ortaklar Kurulu Kararı gereği tapuda yapılan işlemin geçerli olduğu, ayrıca davacı tarafından tapu devirlerinin «muvazaalı» olduğu iddiasının ispatlanamadığı, davalılar taşınmazlara tapu ile malik olup iyi niyetli «zilyet» oldukları için kira bedellerinin istenemeyeceği gerekçesiyle asıl ve birleşen davanın reddine karar verilmiştir.
Asıl dava, «muvazaa» ve «yetkisiz temsile» dayalı tapu iptali ve tescil istemine, birleşen dava ise kira alacağı istemine ilişkin olup, mahkemece, yazılı gerekçelerle yetkisiz temsil iddiasının başka bir «ortaklar kurulu» kararı bulunduğu, muvazaa iddiasının ise ispatlanamadığı gerekçesiyle asıl ve birleşen davanın reddine karar verilmiştir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2019/912 E. , 2020/3962 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada Kocaeli 1. Asliye Ticaret Mahkemesince verilen 17.01.2018 tarih ve 2016/547 E.- 2018/20 K. sayılı kararın davacılar vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf isteminin esastan reddine dair İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi'nce verilen 06.12.2018 tarih ve 2018/481 E.- 2018/1478 K. sayılı kararın Yargıtay'ca duruşmalı olarak incelenmesi davacılar vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, duruşma için belirlenen 06.10.2020 günü hazır bulunan davacılar vekili Av. ... ile davalı vekili Av. ... dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı.
Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacılar vekili, müvekkillerinin dava dışı Bel-Pet Petrol Ürünleri Ltd. Şti.’nin ortakları olduğunu, mahkemece şirket ortağı olmayan şirket müdürü ...'ün müdürlük yetkilerinin kaldırıldığını, müdürün 06.01.2016 tarihinde, dava konusu ... ada, ... parsel sayılı taşınmazı 950.000,00 TL'ye gerçek değerinin çok altında bir bedelle davalı şirkete sattığını, azledilen müdürün satış tarihi itibariyle bu yönde bir yetkisinin bulunmadığını, işlemin eşit işlem yapma yükümlülüğüne aykırı olduğunu, şirket müdürünün istasyon sahasının yanındaki taşınmazı davalıya değerinin altında satmasının şirketin korunması gereken mal varlığını zarara uğratacağını ileri sürerek, müvekkillerinin ortağı olduğu Bel-Pet Ltd.
Şti.’ye ait olup, davalı şirkete devredilen dava konusu taşınmazın tapu kaydının iptali ile şirket adına tescilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, her iki şirketin bu alım satım ilişkisini gerçekleştirirken yetkililerin taşınmaz alım ve satımına yetkileri olduğundan satışın gerçekleştiğini, müvekkilinin bedelini ödeyerek taşınmazı aldığını, iyiniyetinin korunması gerektiğini, davacının iddialarının yerinde olmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
İhbar olunan ..., davanın reddini istemiştir.
İlk Derece Mahkemesince iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, tapudaki işlem tarihi itibariyle ...'ün yetkili temsilci olduğu, dava konusu taşınmaz üzerinde petrol istasyonu bulunmadığı, ... parsel üzerindeki binanın dava dışı ... parsel numaralı parseldeki 2 katlı bina ile bitişik durumda olduğu, ... parsele komşu 20 parsel sayılı taşınmazın akaryakıt istasyonu olduğu, dava konusu taşınmazın Bel-Pet Ltd. Şti.’nin ana iştigal konusunun ifa edildiği taşınmaz niteliğinde bulunmadığı, şirketin tek taşınmazının dava konusu taşınmaz olmadığı, taşınmazın 07.01.2016 satış tarihindeki değerinin 880.000,00 TL olduğunun belirlendiği, tapudaki satış bedelinin ise, 950.000,00 TL olduğu, taşınmazın gerçek değerinin altında satılmadığı, mahkemenin 2016/147 Esas sayılı dosyasında verilen kararın henüz kesinleşmediği, tapudaki işlemin muvazalı olduğunun ispat edilemediği gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Karara karşı, davacılar vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
İstinaf Mahkemesince iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, dava tarihinde mahkemece şirkete atanan yönetim kayyımının görevde olduğu, davacıların şirkete ait çekişmeli taşınmazla ilgili tasarruf bakımından dava açma ehliyetlerinin bulunmadığı gözetilmeksizin karar verilmesi doğru olmadığından davacılar vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, HMK'nın 33, 355 ve 353/1.b.2. maddeleri uyarınca davanın farklı bu gerekçe ile, davacıların aktif husumet ehliyeti yokluğu nedeniyle reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacılar vekili temyiz etmiştir.
1- Dava, davacıların ortağı oldukları dava dışı limited şirkete ait taşınmazın davalı adına olan tapu kaydının iptali ile şirket adına tescili istemine ilişkin olup, istinaf mahkemesince yukarıda özetlenen gerekçe ile, davanın aktif husumet ehliyeti yokluğu nedeniyle reddine karar verilmiştir. Ancak, somut olayda taşınmazın önceki maliki şirketin ortakları olan davacıların dava konusu gayrimenkulün şirket müdürü tarafından muvazaalı olarak davalıya devredildiği, yapılan devir işleminin batıl olduğu iddiası ile işbu davayı açtıklarının anlaşılması karşısında, iddianın ileri sürülüş şekli itibariyle davacıların dava açmakta hukuki menfaatleri olduğu gibi, aktif husumet ehliyetlerinin de bulunduğu göz önünde bulundurularak işin esasının incelenmesi gerekirken yanılgılı değerlendirmeye dayalı, yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
2- Bozma sebep ve şekline göre, davacılar vekilinin esasa yönelik temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik gerek görülmemiştir.
SONUÇ
Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, davacılar vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile, Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULMASINA, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, davacılar vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesine yer olmadığına, HMK'nın 373/2. maddesi uyarınca dava dosyasının Bölge Adliye Mahkemesi'ne gönderilmesine, takdir olunan 2.540,00 TL duruşma vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacılara verilmesine, ödedikleri peşin temyiz harcının istekleri halinde temyiz eden davacılara iadesine, 08.10.2020 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/612637400 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz