İtirazın iptali | İcra inkar tazminatı
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2020/2442 E. 2020/3700 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
tbk 207↗ hmk 200↗ avans ödemesi↗ ilamsız takip↗ cari hesap ilişkisi↗ ticari defter incelemesi↗ cari hesap↗ denetime elverişlilik↗ icra takibine itiraz↗ ispat yükü↗ mahsup↗ tbk 99↗ ticari defter↗ fatura↗ icra inkar tazminatı↗ inkar tazminatı↗ hmk 353(1)b-2↗ teslim↗ e-defter↗ i̇i̇k 72/son↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
11. Hukuk Dairesi 2020/2442 E. , 2020/3700 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada Bursa 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nce verilen 05.10.2017 tarih ve 2014/1676 E- 2017/997 K. sayılı kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf isteminin esastan reddine dair Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 5. Hukuk Dairesi'nce verilen 12.07.2018 tarih ve 2018/91 E- 2018/580 K. sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, davalı şirket ile aralarında mal alım satım ilişkisi olduğunu, ticari ilişkileri gereği davalıya verdiği 50.000-EURO karşılığında 29.570-EURO bedelli malı fatura karşılığı aldığını, ancak bakiye 20.430-EURO karşılığını davalı şirketten alamadığını ve bu alacağının tahsili amacıyla ilamsız takip başlattığını, ancak davalının borcunun olmadığı gerekçesiyle takibe, borca ve borcun tüm ferilerine itiraz ettiğini belirterek itirazın iptaline, takibin devamına ve % 20 oranında icra inkar tazminatına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davacı şirket ile aralarında cari hesap ilişkisi olduğunu, davacının verdiği 50.000-EURO karşılığında 29.570-EURO bedelli malın davacıya verildiğini, ancak bakiye 20.430-EURO’nun davacının cari hesap ilişkisinden kaynaklı borcuna mahsup edildiğini ve bu nedenle davacıya bir borcunun olmadığını belirterek davanın reddini talep etmiştir.
Yerel mahkemece, bilirkişi tarafından her iki tarafın ticari defterlerinin incelendiği belirtilerek, davacı ticari defterlerine göre davacının davalıdan 20.430-EURO alacağının olduğu, davalı ticari defterlerine göre ise davalının davacıya 7.251,92-EURO borcunun bulunduğu, aradaki çelişkilerin giderilmesi amacıyla davacıdan dayanak tüm fatura ve belgelerinin istendiği ancak davacının başkaca belge ve faturayı dosyaya sunmadığı, davacının iddiasını ispat edemediği gerekçesiyle davalı ticari defterleri esas alınarak davanın kısmen kabulüne, icra takibine itirazın kısmen iptaline, takibin 7.251,92 Euro üzerinden takip tarihinden itibaren 3095 sayılı Kanunun 4/a maddesi uyarınca işleyecek faizi ile birlikte devamına, fazlaya ilişkin istemin reddine, kabul edilen tutar yönünden asıl alacağın %20 si tutarında hesap edilen 4.112,85-TL icra inkar tazminatının davalıdan alınıp davacıya verilmesine karar verilmiş olup, hüküm davacı vekili tarafından istinaf edilmiştir.
Bölge adliye mahkemesince, davacı tarafın, davalı ile aralarındaki son satıma ilişkin ticari ilişki gereği davalıya avans ödemesi yaptığını ve karşılığı olan malın eksik teslim edildiğini iddia ettiğini, ancak TBK 207/2 maddesi gereğince alım satımda asıl olan malın ve semenin aynı anda ödenmesi olduğu ve davacının avans olarak ödeme yaptığını HMK’nın 200 ve devamı maddeleri uyarınca yazılı delillerle ispatlaması gerektiği gerekçesiyle davacının istinaf isteminin 6100 sayılı HMK 353/1-b-1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmiş olup, hüküm davacı vekilince temyiz edilmiştir.
Dava, alacağın tahsiline ilişkin icra takibine yapılan itirazın iptali davasıdır. Davacı tarafından davalıya mal alımı konusunda 50.000-EURO ödeme yapıldığı hususunda uyuşmazlık bulunmamaktadır. Uyuşmazlık, bu bedel karşılığı olan mal alımının davacı tarafından yapılıp yapılmadığı, davalının cari hesap ilişkisinden kaynaklı başka bir alacağının olup olmadığıdır. Bölge adliye mahkemesince, ispat yükünün davacıda olduğu yönündeki görüşü doğru değildir. Davalı, almış olduğu 50.000-EURO avans karşılığı davacıya mal verdiği ve başka alım satım ilişkisinden kaynaklı cari hesabının bulunduğunu ispatla yükümlüdür. İlk derece mahkemesince esas alınan bilirkişi raporu yeterli incelemeyi içermemekte ve Yargıtay denetime elverişli bulunmamaktadır. Mahkemece yeni bir bilirkişiden rapor alınarak taraflar arasındaki ticari defterlerdeki alacak borç ilişkisine ilişkin farkın nereden kaynaklandığı, davalının yukarıda belirtildiği üzere 50.000-EURO karşılığı mal verip vermediği, davacının alacağının bulunup bulunmadığı hususları dayanak belgeleri ortaya konularak incelenmesi gerekir. Mahkemece ispat yükünde hataya düşülerek yetersiz bilirkişi raporuna dayalı hüküm kurulması doğru olmamış bozmayı gerektirmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
İtirazın iptali | İcra inkar tazminatı | İtirazın iptali
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2022/1481 E. 2023/3373 K.
Ortak:ilamsız takip · cari hesap ilişkisi · ticari defter incelemesi · cari hesap · icra takibine itiraz · ispat yükü · mahsup · ticari defter
İncelediğiniz karardaDavalı vekili, davacı şirket ile aralarında «cari hesap ilişkisi» olduğunu, davacının verdiği 50.000-EURO karşılığında 29.570-EURO bedelli malın davacıya verildiğini, ancak bakiye 20.430-EURO’nun davacının cari hesap ilişkisinden kaynaklı borcuna «mahsup» edildiğini ve bu nedenle davacıya bir borcunun olmadığını belirterek davanın reddini talep etmiştir.
Yerel mahkemece, bilirkişi tarafından her iki tarafın «ticari defterlerinin incelendiği» belirtilerek, davacı ticari defterlerine göre davacının davalıdan 20.430-EURO alacağının olduğu, davalı ticari defterlerine göre ise davalının davacıya 7.251,92-EURO borcunun bulunduğu, aradaki çelişkilerin giderilmesi amacıyla davacıdan dayanak tüm «fatura» ve belgelerinin istendiği ancak davacının başkaca belge ve faturayı dosyaya sunmadığı, davacının iddiasını ispat edemediği gerekçesiyle davalı ticari defterleri esas alınarak davanın kısmen kabulüne, «icra takibine itirazın» kısmen iptaline, takibin 7.251,92 Euro üzerinden takip tarihinden itibaren 3095 sayılı Kanunun 4/a maddesi uyarınca işleyecek faizi ile birlikte devamına, fazlaya ilişkin istemin reddine, kabul edilen tutar yönünden asıl alacağın %20 si tutarında hesap edilen 4.112,85-TL «icra inkar tazminatının» davalıdan alınıp davacıya verilmesine karar verilmiş olup, hüküm davacı vekili tarafından istinaf edilmiştir.
Uyuşmazlık, bu bedel karşılığı olan mal alımının davacı tarafından yapılıp yapılmadığı, davalının «cari hesap ilişkisinden» kaynaklı başka bir alacağının olup olmadığıdır.
Benzer bu kararda… 50.000,00 euro ödeme yapıldığı hususunda uyuşmazlık bulunmadığı, uyuşmazlığın, bu bedel karşılığı olan mal alımının davacı tarafından yapılıp yapılmadığı, davalının «cari hesap ilişkisinden» kaynaklı başka bir alacağının olup olmadığı hususunda olduğu, Bölge Adliye Mahkemesinin «ispat yükünün» davacıda olduğu yönündeki görüşünün doğru olmadığı, davalının, almış olduğu 50.000,00 euro avans karşılığı davacıya mal verdiği ve başka alım satım ilişkisinden kaynaklı cari hesabının bulunduğunu ispatla yükümlü olduğu, Mahkemece yeni bir bilirkişiden rapor alınarak taraflar arasındaki «ticari defterlerdeki» alacak borç ilişkisine ilişkin farkın nereden kaynaklandığı, davalının yukarıda belirtildiği üzere 50.000,00 euro karşılığı mal verip vermediği, davacının alacağın …
CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacı şirket ile aralarında «cari hesap ilişkisi» olduğunu, davacının verdiği 50.000,00 euro karşılığında 29.570,00 euro bedelli malın davacıya verildiğini, ancak bakiye 20.430,00 euro'nun davacının cari hesap ilişkisinden kaynaklı borcuna «mahsup» edildiğini ve bu nedenle davacıya bir borcunun olmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin 05.10.2017 tarihli ve 2014/1676 E., 2017/997 K. sayılı kararı ile bilirkişi tarafından her iki tarafın «ticari defterlerinin incelendiği», davacı ticari defterlerine göre davacının davalıdan 20.430,00 euro alacağının olduğu, davalı ticari defterlerine göre ise davalının davacıya 7.251,92 euro borcunun bulunduğu, aradaki çelişkilerin giderilmesi amacıyla davacıdan dayanak tüm «fatura» ve belgelerinin istendiği ancak davacının başkaca belge ve faturayı dosyaya sunmadığı, davacının iddiasını ispat edemediği gerekçesiyle davalı ticari defterleri esas alınarak davanın kısmen kabulüne, «icra takibine itirazın» kısmen iptaline, takibin 7.251,92 euro üzerinden takip tarihinden itibaren 3095 sayılı Kanuni Faiz ve Temerrüt Faizine İlişkin Kanun'un (3095 sayılı Kanun) 4/a maddesi uyarınca işleyecek faizi ile birlikte devamına, kabul edilen asıl alacağın %20'si oranında «icra inkar tazminatının» davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Bozma ↔ benzerinde Kısmen bozma🔶 iki emsal
Farklı:yazılı delille ispat · ba beyannamesi · hakkaniyet · temerrüt faizi · vekalet ücreti · temerrüt
Benzer bu karardaDavalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; bilirkişilerce tarafların sunduğu «ticari defterlerin incelendiği», 2010-2011-2012-2013-2014 yıllarına ait tüm satış faturaları, davacının davalıya yaptığı ödemeler, gümrük çıkış «beyannameleri» bir arada gözetilerek Yargıtay bozma ilamı doğrultusunda gerekli inceleme yapılarak, «cari hesap» dökümü oluşturulduğu, söz konusu cari hesapta 06.07.2010-22.08.2014 tarihleri arasında davacı tarafça davalıya ödenen bedeller ve bunun karşılığı gönderilen malların gümrük çıkış beyannamelerinin karşılaştırıldığı, davacı tarafın 10.935,66 euro alacaklı olduğu hususunun tespit olunmasına karşın ilk derece mahkemesinin takibin tamamı üzerinden (20.430,00 euro) devamına karar vermesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, söz konusu cari hesap dökümün İlk Derece Mahkemesince incelenmediğini, müvekkilinin ticari defterlerinin düzenli olmamasından bahisle aleyhine hüküm kurulduğu, kurulan bu hükmün «hakkaniyete» aykırı olduğu, bilirkişi raporunda müvekkili şirketle bir ilgisi olmayan 2.425,63 euronun düşülmesi durumunda müvekkilinin 8.510,03 euro borçlu olduğunun tespit ed …
İcra Müdürlüğünün 2014/10700 E. sayılı dosyası ile %11.75 oranında «temerrüt faizi» talep edildiğini, bu husus gözetildiğinde faiz talebinin reddi gerekirken mahkemece talep dışında 3095 sayılı Kanun'un 4/a maddesi uyarınca işleyecek faizi ile birlikte takibin devamına karar verilmesinin hatalı olduğunu, dava konusu Bursa 6.
Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin 12.07.2018 tarihli ve 2018/91 E., 2018/580 K. sayılı kararı ile davacının avans olarak ödeme yaptığını «yazılı delillerle ispat» edemediği gerekçesiyle davacının istinaf isteminin esastan reddine karar verilmiştir.
Merkez Bankası efektif satış kuru dikkate alınarak «vekalet ücretinin» hesaplanması gerektiğini belirterek mahkeme kararının vekalet ücreti yönünden düzeltilerek onanması veya bozulmasını istemiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2014/10389 E. 2014/15691 K.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:feri müdahil · temerrüt faizi · temerrüt
Benzer bu karardaMahkemece, davanın kısmen kabulü ile 15.430 TL'nin 14.12.1999 tarihinden itibaren işleyecek değişen ve değişecek oranlarda avans («temerrüt) faizi» ile davalı ...
Bank A.Ş'den tahsiline, fazlaya ilişkin istemin ise reddine dair verilen kararın davalı vekili ile «feri müdahil» vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine karar Dairemizin 17.03.2014 günlü ilamında açıklanan nedenlerle bozulmuştur.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2015/7477 E. 2016/1579 K.
Ortak:e-defter
İncelediğiniz karardaYerel mahkemece, bilirkişi tarafından her iki tarafın «ticari defterlerinin incelendiği» belirtilerek, davacı ticari defterlerine göre davacının davalıdan 20.430-EURO alacağının olduğu, davalı ticari defterlerine göre ise davalının davacıya 7.251,92-EURO borcunun bulunduğu, aradaki çelişkilerin giderilmesi amacıyla davacıdan dayanak tüm «fatura» ve belgelerinin istendiği ancak davacının başkaca belge ve faturayı dosyaya sunmadığı, davacının iddiasını ispat edemediği gerekçesiyle davalı ticari defterleri esas alınarak davanın kısmen kabulüne, «icra takibine itirazın» kısmen iptaline, takibin 7.251,92 Euro üzerinden takip tarihinden itibaren 3095 sayılı Kanunun 4/a maddesi uyarınca işleyecek faizi ile birlikte devamına, fazlaya ilişkin istemin reddine, kabul edilen tutar yönünden asıl alacağın %20 si tutarında hesap edilen 4.112,85-TL «icra inkar tazminatının» davalıdan alınıp davacıya verilmesine karar verilmiş olup, hüküm davacı vekili tarafından istinaf edilmiştir.
Mahkemece yeni bir bilirkişiden rapor alınarak taraflar arasındaki «ticari defterlerdeki» alacak borç ilişkisine ilişkin farkın nereden kaynaklandığı, davalının yukarıda belirtildiği üzere 50.000-EURO karşılığı mal verip vermediği, davacının alacağının bulunup bulunmadığı hususları dayanak belgeleri ortaya konularak incelenmesi gerekir.
Benzer bu karardaA.Ş.'nin kararı temyiz etmede «hukuki yararı» bulunmadığı gibi, sunduğu dilekçenin de süresinde olmadığı, temyiz «defterine» kaydedilmediği ve temyiz harcı da yatırılmamış olduğundan ...
Sonuç: İncelediğiniz kararda Bozma ↔ benzerinde Kısmen bozma🔶 iki emsal
Farklı:borç üstlenimi · müdahale talebi · başvurma harcı · ihbar olunan · feri müdahil · yargılama giderleri · ihbar · temerrüt faizi
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre; davacının bankaya yatırdığı mevduatının 14/12/1999 tarihinde ... hesabına «havale» edilmiş gibi gösterilerek davalı TMSF'nin devralıp «borçlarını üstlendiği» davalı banka tarafından kendi merkez hesaplarında tutularak bünyesinde kalan 15.430,00 TL miktarlı mevduatın davacıya geri ödenmediği gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile 15.430,00 TL'nin 14/12/1999 tarihinden itibaren işleyecek değişen ve değişecek oranlarda avans («temerrüt) faizi» ile davalı ...
Kararı, davalı vekili, fer'i müdahil ...vekili ve «ihbar olunan» ... vekili temyiz etmiştir.
A.Ş. vekili temyize cevap dilekçesi başlığıyla sunduğu dilekçede hükmün bozulmasını talep etmiş ise de; «ihbar olunan» sıfatını «taşıyan» ...
3- Ancak, davalı bankanın 5411 sayılı Kanun’un 140. maddesi uyarınca harçtan muaf bulunduğu belirtilmesine rağmen, «yargılama giderleri» içerisine «dahil» edilerek «başvuru harcının» da davalı tarafa yüklenmesi doğru olmamış, kararın bu nedenle bozulması gerekmiş ise de, anılan yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden kararın aşağıdaki şekilde düzeltilerek onanması gerekmiştir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2020/2442 E. , 2020/3700 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada Bursa 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nce verilen 05.10.2017 tarih ve 2014/1676 E- 2017/997 K. sayılı kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf isteminin esastan reddine dair Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 5. Hukuk Dairesi'nce verilen 12.07.2018 tarih ve 2018/91 E- 2018/580 K. sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, davalı şirket ile aralarında mal alım satım ilişkisi olduğunu, ticari ilişkileri gereği davalıya verdiği 50.000-EURO karşılığında 29.570-EURO bedelli malı fatura karşılığı aldığını, ancak bakiye 20.430-EURO karşılığını davalı şirketten alamadığını ve bu alacağının tahsili amacıyla ilamsız takip başlattığını, ancak davalının borcunun olmadığı gerekçesiyle takibe, borca ve borcun tüm ferilerine itiraz ettiğini belirterek itirazın iptaline, takibin devamına ve % 20 oranında icra inkar tazminatına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davacı şirket ile aralarında cari hesap ilişkisi olduğunu, davacının verdiği 50.000-EURO karşılığında 29.570-EURO bedelli malın davacıya verildiğini, ancak bakiye 20.430-EURO’nun davacının cari hesap ilişkisinden kaynaklı borcuna mahsup edildiğini ve bu nedenle davacıya bir borcunun olmadığını belirterek davanın reddini talep etmiştir.
Yerel mahkemece, bilirkişi tarafından her iki tarafın ticari defterlerinin incelendiği belirtilerek, davacı ticari defterlerine göre davacının davalıdan 20.430-EURO alacağının olduğu, davalı ticari defterlerine göre ise davalının davacıya 7.251,92-EURO borcunun bulunduğu, aradaki çelişkilerin giderilmesi amacıyla davacıdan dayanak tüm fatura ve belgelerinin istendiği ancak davacının başkaca belge ve faturayı dosyaya sunmadığı, davacının iddiasını ispat edemediği gerekçesiyle davalı ticari defterleri esas alınarak davanın kısmen kabulüne, icra takibine itirazın kısmen iptaline, takibin 7.251,92 Euro üzerinden takip tarihinden itibaren 3095 sayılı Kanunun 4/a maddesi uyarınca işleyecek faizi ile birlikte devamına, fazlaya ilişkin istemin reddine, kabul edilen tutar yönünden asıl alacağın %20 si tutarında hesap edilen 4.112,85-TL icra inkar tazminatının davalıdan alınıp davacıya verilmesine karar verilmiş olup, hüküm davacı vekili tarafından istinaf edilmiştir.
Bölge adliye mahkemesince, davacı tarafın, davalı ile aralarındaki son satıma ilişkin ticari ilişki gereği davalıya avans ödemesi yaptığını ve karşılığı olan malın eksik teslim edildiğini iddia ettiğini, ancak TBK 207/2 maddesi gereğince alım satımda asıl olan malın ve semenin aynı anda ödenmesi olduğu ve davacının avans olarak ödeme yaptığını HMK’nın 200 ve devamı maddeleri uyarınca yazılı delillerle ispatlaması gerektiği gerekçesiyle davacının istinaf isteminin 6100 sayılı HMK 353/1-b-1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmiş olup, hüküm davacı vekilince temyiz edilmiştir.
Dava, alacağın tahsiline ilişkin icra takibine yapılan itirazın iptali davasıdır. Davacı tarafından davalıya mal alımı konusunda 50.000-EURO ödeme yapıldığı hususunda uyuşmazlık bulunmamaktadır. Uyuşmazlık, bu bedel karşılığı olan mal alımının davacı tarafından yapılıp yapılmadığı, davalının cari hesap ilişkisinden kaynaklı başka bir alacağının olup olmadığıdır. Bölge adliye mahkemesince, ispat yükünün davacıda olduğu yönündeki görüşü doğru değildir. Davalı, almış olduğu 50.000-EURO avans karşılığı davacıya mal verdiği ve başka alım satım ilişkisinden kaynaklı cari hesabının bulunduğunu ispatla yükümlüdür. İlk derece mahkemesince esas alınan bilirkişi raporu yeterli incelemeyi içermemekte ve Yargıtay denetime elverişli bulunmamaktadır.
Mahkemece yeni bir bilirkişiden rapor alınarak taraflar arasındaki ticari defterlerdeki alacak borç ilişkisine ilişkin farkın nereden kaynaklandığı, davalının yukarıda belirtildiği üzere 50.000-EURO karşılığı mal verip vermediği, davacının alacağının bulunup bulunmadığı hususları dayanak belgeleri ortaya konularak incelenmesi gerekir. Mahkemece ispat yükünde hataya düşülerek yetersiz bilirkişi raporuna dayalı hüküm kurulması doğru olmamış bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ
Yukarıda açıklanan nedenlerle Bursa BAM 5. Hukuk Dairesi’nin 2018/91 esas ve 2018/580 karar sayılı ve 12.07.2018 tarihli kararının BOZULMASINA, kararın bir örneğinin Bursa BAM 5. Hukuk Dairesi’ne gönderilmesine, dava dosyasının Bursa 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'ne gönderilmesine, ödediği peşin temyiz harcının isteği halinde temyiz eden davacıya iadesine,30.09.2020 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/607927800 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz