İtirazın İptali
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2020/2591 E. 2020/4364 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Usul tespitleri
- Hak düşürücü süre
- {'var': True, 'sure': 'bir yıllık', 'kanun': None}
- Dava şartı
- dava şartı
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
hmk ek 1. madde↗ kambiyo vasfı↗ terditli dava↗ itirazın iptali davası↗ dava şartı yokluğu↗ zamanaşımı def'i↗ def'i↗ sebepsiz zenginleşme↗ iptal davası↗ hak düşürücü süre↗ alacak davası↗ bono↗ vekalet ücreti↗ zamanaşımı↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
İlk derece mahkemesince yapılan yargılamada, itirazın iptali davasının bir yıllık hak düşürücü süre içerisinde açılmadığı, dava şartı yokluğu sebebiyle davanın reddine karar verildiği, ayrıca itirazın iptali ve genel hükümlere göre açılan alacak davasının terditli açılmış olması sebebiyle genel hükümler yönünden inceleme yapılsa da davalının zamanaşımı def’inin de yerinde olduğu, davacının her iki talebinde davanın dava şartı yokluğundan reddedilmesi gerektiği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, hüküm taraf vekilleri tarafından istinaf edilmiştir.
Bölge adliye mahkemesince yapılan yargılama neticesinde, davacının itirazın iptali davasını bir yıllık hak düşürücü sürede açmadığı, davacının terditli alacak talebi hakkında yerel mahkemece ayrıca hüküm kurulmadığı, bu talebin gerekçeli kararda değerlendirilerek alacağın zamanaşımına uğradığının kabul edildiği, dava konusu senedin kambiyo vasfının olmaması nedeniyle TTK hükümlerine göre sebepsiz zenginleşmeye dayalı talepte bulunulamayacağı, genel hükümlere dayalı alacak talebinin de reddedilmesi ve buna göre hüküm kurulması gerektiği, davalı vekilinin vekalet ücretine yönelik istinaf talebinin reddi gerektiği gerekçesiyle, taraf vekillerinin sair istinaf itirazlarının reddine, ilk derece mahkemesi kararının düzeltilerek, yeniden esas hakkında karar verilmesine, itirazın iptali davasının hak düşürücü süre nedeniyle dava şartı yokluğundan reddine, terditli olarak açılan sebepsiz zenginleşmeye dayalı alacak davasının da bono vasfını taşımayan senetten dolayı talepte bulunulamayacağından reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Davacı vekili dava dilekçesinde, öncelikle davalı hakkında yapılan icra takibine yapılan itiraza ilişkin olarak itirazın iptalini talep ve dava etmiş, talep sübut bulmadığı takdirde ise genel hükümlere göre alacak davası olarak davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir. HMK'nın 111. maddesinde davacının aynı davalıya karşı birden fazla talebini aynı dava dilekçesinde ileri sürebileceği belirtilmiştir. Oysa dava konusu uyuşmazlıkta davacının tek bir talebi vardır, o da alacağın tahsili yönündedir. İtirazın iptali davaları İİK'nın 67. maddesi hükmünde düzenlenmiş olup ayrı bir usul ve esasa dayalı kendine özgü bir dava türüdür. Davacı alacaklı, aynı dava dilekçesinde hem itirazın iptali davası hem de genel hükümlere dayalı alacak davası olarak istemde bulunamaz. Mahkemece öncelikle davacı vekiline hangi dava yolunun seçildiğine dair bir açıklama yaptırılarak HMK 31. madde uyarınca davanın aydınlatılması gerekir. Davacı tarafından hangi dava yolunun seçildiği açıklandıktan sonra, bu dava türüne göre yargılama yapılıp karar verilmesi gerekirken, hem itirazın iptali davası hakkında hem de alacak davası hakkında ayrı ayrı karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup hükmün bozulması gerekmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2014/13244 E. 2014/20076 K.
Ortak:terditli dava
İncelediğiniz karardaİlk derece mahkemesince yapılan yargılamada, itirazın iptali davasının bir yıllık «hak düşürücü süre» içerisinde açılmadığı, dava «şartı yokluğu» sebebiyle davanın reddine karar verildiği, ayrıca itirazın iptali ve genel hükümlere göre açılan alacak davasının «terditli» açılmış olması sebebiyle genel hükümler yönünden inceleme yapılsa da davalının «zamanaşımı def»’inin de yerinde olduğu, davacının her iki talebinde davanın dava şartı yokluğundan reddedilmesi gerektiği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, hüküm taraf …
Bölge adliye mahkemesince yapılan yargılama neticesinde, davacının itirazın iptali davasını bir yıllık «hak düşürücü sürede» açmadığı, davacının «terditli» alacak talebi hakkında yerel mahkemece ayrıca hüküm kurulmadığı, bu talebin gerekçeli kararda değerlendirilerek alacağın «zamanaşımına» uğradığının kabul edildiği, dava konusu senedin «kambiyo vasfının» olmaması nedeniyle TTK hükümlerine göre «sebepsiz zenginleşmeye» dayalı talepte bulunulamayacağı, genel hükümlere dayalı alacak talebinin de reddedilmesi ve buna göre hüküm kurulması gerektiği, davalı vekilinin «vekalet ücretine» yönelik istinaf talebinin reddi gerektiği gerekçesiyle, taraf vekillerinin sair istinaf itirazlarının reddine, ilk derece mahkemesi kararının düzeltilerek, yeniden esas hakkında karar verilmesine, itirazın iptali davasının hak düşürücü süre nedeniyle dava «şartı yokluğundan» reddine, terditli olarak açılan sebepsiz zenginleşmeye dayalı alacak davasının da «bono» vasfını taşımayan senetten dolayı talepte bulunulamayacağından reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Benzer bu karardaMahkemece, davanın «hisse devrinin» tespiti ile tescili talebinin reddine, «terditli» olarak talep ettiği 42.000 TL'nin davalı ...'dan tahsiline dair verilen karar, davacı vekilinin temyiz istemi üzerine Dairemizin 17.03.2014 tarihli kararı ile bozulmuştur.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:hisse devri
Benzer bu karardaMahkemece, davanın «hisse devrinin» tespiti ile tescili talebinin reddine, «terditli» olarak talep ettiği 42.000 TL'nin davalı ...'dan tahsiline dair verilen karar, davacı vekilinin temyiz istemi üzerine Dairemizin 17.03.2014 tarihli kararı ile bozulmuştur.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2020/2591 E. , 2020/4364 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada Alanya 4. Asliye Hukuk Mahkemesince verilen 20.01.2017 tarih ve 2016/141 E. - 2017/17 K. sayılı kararın taraf vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf isteminin kısmen reddine dair Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi'nce verilen 20.10.2017 tarih ve 2017/855 E. - 2017/922 K. sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, davacının, davalıların murisi ...’a borç para verdiğini, ...’un aldığı borcun karşılığında davacıya bono verdiğini, bono bedelinin ödenmediğini, alacağın tahsili için sair zamanlarda takipler başlatıldığını ve icra hukuk mahkemesi kararlarıyla takiplerin iptal edildiğini, alacağın tahsili için başlatılan takibe davalıların haksız olarak itiraz ettiklerini, takip konusu senet zamanaşımına uğramış olsa bile davacının sebepsiz zenginleşmeye dayalı talep hakkının devam ettiğini ileri sürerek, öncelikle itirazın iptalini ve icra inkar tazminatının davalı yandan tahsilini, talebin sübut bulmaması halinde genel hükümler çerçevesinde takip konusu senet bedelinin avans faiziyle birlikte davalılardan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalılar vekili, dava konusu senedin bono vasfında olmadığını, senetteki borçlu imzasının davalıların murisine ait olmadığını, senede dayalı taleplerin zamanaşımına uğradığını savunarak, davanın reddini istemiştir
İlk derece mahkemesince yapılan yargılamada, itirazın iptali davasının bir yıllık hak düşürücü süre içerisinde açılmadığı, dava şartı yokluğu sebebiyle davanın reddine karar verildiği, ayrıca itirazın iptali ve genel hükümlere göre açılan alacak davasının terditli açılmış olması sebebiyle genel hükümler yönünden inceleme yapılsa da davalının zamanaşımı def’inin de yerinde olduğu, davacının her iki talebinde davanın dava şartı yokluğundan reddedilmesi gerektiği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, hüküm taraf vekilleri tarafından istinaf edilmiştir.
Bölge adliye mahkemesince yapılan yargılama neticesinde, davacının itirazın iptali davasını bir yıllık hak düşürücü sürede açmadığı, davacının terditli alacak talebi hakkında yerel mahkemece ayrıca hüküm kurulmadığı, bu talebin gerekçeli kararda değerlendirilerek alacağın zamanaşımına uğradığının kabul edildiği, dava konusu senedin kambiyo vasfının olmaması nedeniyle TTK hükümlerine göre sebepsiz zenginleşmeye dayalı talepte bulunulamayacağı, genel hükümlere dayalı alacak talebinin de reddedilmesi ve buna göre hüküm kurulması gerektiği, davalı vekilinin vekalet ücretine yönelik istinaf talebinin reddi gerektiği gerekçesiyle, taraf vekillerinin sair istinaf itirazlarının reddine, ilk derece mahkemesi kararının düzeltilerek, yeniden esas hakkında karar verilmesine, itirazın iptali davasının hak düşürücü süre nedeniyle dava şartı yokluğundan reddine, terditli olarak açılan sebepsiz zenginleşmeye dayalı alacak davasının da bono vasfını taşımayan senetten dolayı talepte bulunulamayacağından reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Davacı vekili dava dilekçesinde, öncelikle davalı hakkında yapılan icra takibine yapılan itiraza ilişkin olarak itirazın iptalini talep ve dava etmiş, talep sübut bulmadığı takdirde ise genel hükümlere göre alacak davası olarak davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir. HMK'nın 111. maddesinde davacının aynı davalıya karşı birden fazla talebini aynı dava dilekçesinde ileri sürebileceği belirtilmiştir. Oysa dava konusu uyuşmazlıkta davacının tek bir talebi vardır, o da alacağın tahsili yönündedir. İtirazın iptali davaları İİK'nın 67. maddesi hükmünde düzenlenmiş olup ayrı bir usul ve esasa dayalı kendine özgü bir dava türüdür. Davacı alacaklı, aynı dava dilekçesinde hem itirazın iptali davası hem de genel hükümlere dayalı alacak davası olarak istemde bulunamaz.
Mahkemece öncelikle davacı vekiline hangi dava yolunun seçildiğine dair bir açıklama yaptırılarak HMK 31. madde uyarınca davanın aydınlatılması gerekir. Davacı tarafından hangi dava yolunun seçildiği açıklandıktan sonra, bu dava türüne göre yargılama yapılıp karar verilmesi gerekirken, hem itirazın iptali davası hakkında hem de alacak davası hakkında ayrı ayrı karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup hükmün bozulması gerekmiştir.
SONUÇ
Yukarıda açıklanan nedenlerle istinaf mahkemesi hükmünün BOZULMASINA, dosyanın Antalya BAM 3. Hukuk Dairesi’ne gönderilmesine, ödediği peşin temyiz harcının isteği halinde temyiz eden davacıya iadesine, 22.10.2020 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/607648700 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz