Ticari Ünvanın Korunması
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2019/5101 E. 2020/4005 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Usul tespitleri
- Dava şartı
- dava şartı
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
infazda tereddüt↗ istinaf başvurusunun reddi↗ sicilden terkin↗ istinaf incelemesi↗ infaz↗ pasif husumet↗ husumet yokluğu↗ protokol↗ terkin↗ ilk derece kararının kaldırılması↗ hmk 353(1)b-2↗ husumet↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece, tüm dosya kapsamına göre; davacının davasının davalılar Unıted İç ve Dış Ticaret Ltd. Şti. ile davalı ... açısından kabulüne, 2010/57334 tescil nolu "arvas tekstil" markası ile 2013/13348 tescil nolu "arvas" markalarının iptaline ve sicilden terkin edilmelerine, Arvas İç ve Dış Ticaret Ltd. Şti. unvanının kullanılmamasına, davacının davasının davalı Türk Patent Enstitüsü yönünden husumet yokluğu nedeniyle reddine karar verilmiş, karara karşı davalı ... ile davalı United şirketi vekili istinaf kanun yoluna başvurmuştur.
Bölge Adliye Mahkemesince, dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesinde; markaların iptal yükümünü protokolde düzenlenen 1 yıllık sürede yerine getirmediği, dava tarihine kadar da markaların iptal edilmediğinden davalılar vekilinin bu yöndeki istinaf başvurusunun reddine, ancak davalı şirket dava tarihinden önce unvan değişikliği yaptığı, davacı tarafça Arvas ibareli ünvanının kullanıldığına dair delil sunulmadığı anlaşılmakla, davanın reddine karar verilmesi gerekirken kabulüne karar verilmesi hatalı görülmekle, davalılar vekilinin istinaf başvurusunun bu yönden kabulüne, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, davalılar ... ve United İç ve Dış Ticaret Ltd. Şti. aleyhine açılan davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine, 2010/57334 tescil nolu "arvas tekstil" markası ile 2013/13348 tescil nolu "arvas" markalarının iptaline ve sicilden terkin edilmelerine, Arvas İç ve Dış Ticaret Ltd. Şti. unvanının kullanılmamasına yönelik davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davalılar Adem ile United şirketi vekili ile davalı TPMK vekili temyiz etmiştir.
1- HMK 353/1-b-2'de yer alan “Yargılamada eksiklik bulunmamakla beraber, kanunun olaya uygulanmasında hata edilip de yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç duyulmadığı takdirde veya kararın gerekçesinde hata edilmiş ise düzelterek yeniden esas hakkında,” şeklindeki düzenleme uyarınca, mahkemece ilk derece mahkemesi kararının gerekçesinin hatalı veya yeterli bulunmaması halinde, mutlaka ilk derece mahkemesi kararının bütünüyle kaldırılıp, Bölge Adliye Mahkemesi tarafından yeniden hüküm fıkrasının oluşturulması zorunludur. 6100 sayılı HMK'nın 353 vd. maddeleri uyarınca Bölge Adliye Mahkemeleri, bir yandan hukuki denetim yapan mahkemeler iken, diğer yandan aynı zamanda vakıa incelemesi yapan mahkemelerdir. Bölge Adliye Mahkemeleri, ilk derece mahkemelerince yapılan vakıa incelemesini yerinde bulmadığı takdirde ilk derece mahkemesi kararını bütünüyle kaldırması ve infazda tereddüt oluşturmayacak şekilde kendisinin yeni bir hüküm kurması gerekir. Oysa somut olayda, Bölge Adliye Mahkemesi, bir yandan ilk derece mahkemesince verilen eda hükmüne ilişkin kararı kaldırarak ve yerine geçerek hüküm kurduğu halde, davalı kurum hakkındaki pasif husumetten ret kararı yönünden yeniden hüküm kurmamıştır. Bu durumda, infazda tereddüt uyandıracak şekilde infazı kabil iki ayrı karar ortaya çıkmasına meydan verilmekle Bölge Adliye Mahkemesince, ilk derece mahkemesi kararı bütünü itibariyle kaldırılarak tüm istemler yönünden yeniden hüküm kurulması gerekirken usul ve yasaya aykırı düşecek şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiş ve hükmün bu nedenle bozulması gerekmiştir.
2- Bozma sebep şekline göre, davalılar Adem ve United şirketi vekillerinin temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine gerek görülmemiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2017/5348 E. 2019/2053 K.
Ortak:infazda tereddüt · infaz · pasif husumet · husumet yokluğu · husumet · dava şartı
İncelediğiniz karardaŞti. unvanının kullanılmamasına, davacının davasının davalı Türk Patent Enstitüsü yönünden «husumet yokluğu» nedeniyle reddine karar verilmiş, karara karşı davalı ... ile davalı United şirketi vekili istinaf kanun yoluna başvurmuştur.
Bölge Adliye Mahkemeleri, ilk derece mahkemelerince yapılan vakıa incelemesini yerinde bulmadığı takdirde ilk derece mahkemesi kararını bütünüyle kaldırması ve «infazda tereddüt» oluşturmayacak şekilde kendisinin yeni bir hüküm kurması gerekir.
Oysa somut olayda, Bölge Adliye Mahkemesi, bir yandan ilk derece mahkemesince verilen eda hükmüne ilişkin kararı kaldırarak ve yerine geçerek hüküm kurduğu halde, davalı kurum hakkındaki «pasif husumetten» ret kararı yönünden yeniden hüküm kurmamıştır.
Benzer bu kararda37 İcra Müdürlüğünün 2013/22114 Esas sayılı takibine konu olan 30/03/2013 ve 30/05/2013 vadeli toplam 6.200,00 TL bedelli 2 adet senedin ve takip alacaklısının dava dışı 3.kişi olması nedeniyle davalının pasif taraf «ehliyeti» bulunmadığından bu senetler yönünden açılan «menfi tespitine» ilişkin talebin «pasif husumet yokluğu» nedeniyle reddine karar verilmiştir.
37 İcra Müdürlüğünün 2013/22114 Esas sayılı takibine konu olan 30/03/2013 ve 30/05/2013 vadeli senetler yönünden ise «pasif husumet yokluğu» nedeniyle reddine dair ilk derece mahkemesi hüküm fıkrasının kesinleşmiş olması nedeniyle bu hüküm fıkrası yönünden yeniden karar «verilmesine yer olmadığına» karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemeleri, ilk derece mahkemelerince yapılan vakıa incelemesini yerinde bulmadığı takdirde ilk derece mahkemesi kararını bütünüyle kaldırması ve «infazda tereddüt» oluşturmayacak şekilde kendisinin yeni bir hüküm kurması gerekir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:sözleşmenin iptali · hile · pasif husumet yokluğu · ek prim · vade · taraf ehliyeti · menfi tespit · avans faizi
Benzer bu kararda… lı tarafça devir işlemi yapılırken söz konusu hususlarda davacının bilgilendirilmediği ve davalının hileli davranışları nedeniyle sözleşmenin imzalandığı bu nedenle «hile» nedeniyle «sözleşmenin iptalinin» gerektiği, sözleşmenin iptali nedeniyle herkes verdiğini iade etmekle yükümlü olduğu, davacının ... zararının tazminini talep edebileceği, takibe konu edilmeyen ancak dava konusu yapılan 28/02/2013 ve 30/04/2013 «vade» tarihli toplam 8.000,00 TL bedelli 2 adet senet ile ...
… e konu olan 30/03/2013 ve 30/05/2013 vadeli toplam 6.200,00 TL bedelli 2 adet senedin ve takip alacaklısının dava dışı 3.kişi olması nedeniyle davalının pasif taraf «ehliyeti» bulunmadığı, diğer senetler bakımından ise davacının borçlu olmadığı gerekçeleri ile davacının talep ettiği 5.000,00 TL'nin 21/12/2012 tarihinden, 20.000,00 TL'nin 26/12/2012 tarihinden, imar ve ruhsat işlemleri için ödenen 2.100,00 TL ile tamir ve tadilat nedeniyle 4.271,60 TL 31/07/2013 tarihinden, kira bedeli 8.100,00 TL, maaş ödemesi 19.552,00 TL ve SGK «prim» ödemesi 5.392,00 TL'nin dava tarihinden işleyecek «avans faizi» ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine, ...
37 İcra Müdürlüğünün 2013/22114 Esas sayılı takibine konu olan 30/03/2013 ve 30/05/2013 vadeli toplam 6.200,00 TL bedelli 2 adet senedin ve takip alacaklısının dava dışı 3.kişi olması nedeniyle davalının pasif taraf «ehliyeti» bulunmadığından bu senetler yönünden açılan «menfi tespitine» ilişkin talebin «pasif husumet yokluğu» nedeniyle reddine karar verilmiştir.
37.İcra Müdürlüğünün 2013/22116 Esas sayılı takibine konu toplam 10.000,00 TL bedelli 2 adet senet yönünden davacının davalıya borçlu olmadığının tespitine, 28/02/2013 ve 30/04/2013 «vade» tarihli toplam 8.000,00 TL bedelli 2 adet senet ile ...
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2019/5101 E. , 2020/4005 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada Bursa 3. Asliye Hukuk Mahkemesince verilen 01.12.2016 tarih ve 2015/495 E- 2016/537 K. sayılı kararın davalılar Unıted İç ve Dış Ticaret Ltd. Şti. vekili ve ... vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf isteminin kısmen kabulüne dair İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi'nce verilen 27.09.2019 tarih ve 2017/2127 E- 2019/1915 K. sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davalılar vekilleri tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacılar vekili; davacıların davalı şirketteki hisselerini davalı ...'a devir ettiklerini, devir ederken şirket ünvanındaki "Arvas" isminin kullanılmaması ve "Arvas" ibareli markaların iptal edilmesi hususunda anlaştıklarını ve 12.06.2013 tarihli protokol yapıldığını, davacıların protokoldeki yükümlülüklerini yerine getirmesine rağmen davalının protokol hükümlerini yerine getirmediğini sadece şirket unvanını değiştirdiğini, markaları kullanmaya devam ettikleri belirterek ... tescil nolu "orvas tekstil" markası ile ... tescil nolu "Arvas" markalarının iptali ile sicilden terkinine, Arvas İç ve Dış Ticaret Ltd. Şti. unvanının kullanılmamasına karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı TPMK vekili; görevsizlik, yetkisizlik ve husumet itirazında bulunarak davanın reddini talep etmiştir.
Diğer davalılar ... ve United İç ve Dış Tic.Ltd. Şti. vekili; görevsizlik ve yetkisizlik itirazında bulunmuş, 21.11.2016 tarihli ıslah dilekçesinde ise; şirketin en önemli aktifinin azaltılmasının ortaklar arasında düzenlenen alelade bir sözleşme ile gerçekleştirilemeyeceğini, sözleşme maddesinin geçersiz olduğunu, dürüstlük kurallarına aykırı sözleşme yapılamayacağını, ticaret unvanının zaten değiştirildiğini, markanın hükümsüzlük hallerinin sınırlı olarak sayıldığını, markaları müvekkilinin ünlendirdiğini beyan ederek davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, tüm dosya kapsamına göre; davacının davasının davalılar Unıted İç ve Dış Ticaret Ltd. Şti. ile davalı ... açısından kabulüne, 2010/57334 tescil nolu "arvas tekstil" markası ile 2013/13348 tescil nolu "arvas" markalarının iptaline ve sicilden terkin edilmelerine, Arvas İç ve Dış Ticaret Ltd. Şti. unvanının kullanılmamasına, davacının davasının davalı Türk Patent Enstitüsü yönünden husumet yokluğu nedeniyle reddine karar verilmiş, karara karşı davalı ... ile davalı United şirketi vekili istinaf kanun yoluna başvurmuştur.
Bölge Adliye Mahkemesince, dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesinde; markaların iptal yükümünü protokolde düzenlenen 1 yıllık sürede yerine getirmediği, dava tarihine kadar da markaların iptal edilmediğinden davalılar vekilinin bu yöndeki istinaf başvurusunun reddine, ancak davalı şirket dava tarihinden önce unvan değişikliği yaptığı, davacı tarafça Arvas ibareli ünvanının kullanıldığına dair delil sunulmadığı anlaşılmakla, davanın reddine karar verilmesi gerekirken kabulüne karar verilmesi hatalı görülmekle, davalılar vekilinin istinaf başvurusunun bu yönden kabulüne, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, davalılar ... ve United İç ve Dış Ticaret Ltd. Şti. aleyhine açılan davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine, 2010/57334 tescil nolu "arvas tekstil" markası ile 2013/13348 tescil nolu "arvas" markalarının iptaline ve sicilden terkin edilmelerine, Arvas İç ve Dış Ticaret Ltd.
Şti. unvanının kullanılmamasına yönelik davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davalılar Adem ile United şirketi vekili ile davalı TPMK vekili temyiz etmiştir.
1- HMK 353/1-b-2'de yer alan “Yargılamada eksiklik bulunmamakla beraber, kanunun olaya uygulanmasında hata edilip de yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç duyulmadığı takdirde veya kararın gerekçesinde hata edilmiş ise düzelterek yeniden esas hakkında,” şeklindeki düzenleme uyarınca, mahkemece ilk derece mahkemesi kararının gerekçesinin hatalı veya yeterli bulunmaması halinde, mutlaka ilk derece mahkemesi kararının bütünüyle kaldırılıp, Bölge Adliye Mahkemesi tarafından yeniden hüküm fıkrasının oluşturulması zorunludur. 6100 sayılı HMK'nın 353 vd. maddeleri uyarınca Bölge Adliye Mahkemeleri, bir yandan hukuki denetim yapan mahkemeler iken, diğer yandan aynı zamanda vakıa incelemesi yapan mahkemelerdir.
Bölge Adliye Mahkemeleri, ilk derece mahkemelerince yapılan vakıa incelemesini yerinde bulmadığı takdirde ilk derece mahkemesi kararını bütünüyle kaldırması ve infazda tereddüt oluşturmayacak şekilde kendisinin yeni bir hüküm kurması gerekir. Oysa somut olayda, Bölge Adliye Mahkemesi, bir yandan ilk derece mahkemesince verilen eda hükmüne ilişkin kararı kaldırarak ve yerine geçerek hüküm kurduğu halde, davalı kurum hakkındaki pasif husumetten ret kararı yönünden yeniden hüküm kurmamıştır. Bu durumda, infazda tereddüt uyandıracak şekilde infazı kabil iki ayrı karar ortaya çıkmasına meydan verilmekle Bölge Adliye Mahkemesince, ilk derece mahkemesi kararı bütünü itibariyle kaldırılarak tüm istemler yönünden yeniden hüküm kurulması gerekirken usul ve yasaya aykırı düşecek şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiş ve hükmün bu nedenle bozulması gerekmiştir.
2- Bozma sebep şekline göre, davalılar Adem ve United şirketi vekillerinin temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine gerek görülmemiştir.
SONUÇ
Yukarda açıklanan nedenlerle, davalı TPMK vekilinin temyiz isteminin kabulü ile Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULMASINA, HMK'nın 373/2. maddesi uyarınca dava dosyasının Bölge Adliye Mahkemesi'ne gönderilmesine, (2) nolu bentte açıklanan nedenle davalılar Adem ve United şirketi vekilinin temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine yer olmadığına, ödedikleri peşin temyiz harcının istekleri halinde temyiz edenlere iadesine, 12.10.2020 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/607512900 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz