6102TTK Türk Ticaret Kanunu

Genel kurul kararının iptali davasında muhalefet şerhinin zamanı ve dava şartı

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2020/234 E. 2020/3955 K. ·

OnandıKesin

★ Emsal

Mahkemenin nitelemesi: Ticari şirketler

Gerekçe özeti

Genel kurul kararının iptali davasında, oylama öncesi görüşme sırasında bir öneriye karşı olunduğunun belirtilmesi TTK 447 anlamında muhalefet sayılmaz; muhalefetin karar alındıktan sonra yazdırılması gerekir. Usulüne uygun muhalefet şerhi bulunmadığında iptal davası için dava şartı gerçekleşmemiş olur ve dava reddedilir.

Ele alınan sorunlar

Genel kurul kararının iptali davasında usulüne uygun muhalefet şerhinin bulunmasının dava şartı olması → ret

İddia: Davacı, olağan genel kurul toplantısında alınan kararların yasaya, ana sözleşmeye ve dürüstlük kuralına aykırı olduğunu ileri sürerek iptallerini istemiştir.

Gerekçe: Oylama öncesi görüşme sırasında, sonradan alınacak karara esas olması muhtemel bir öneriye karşı olunduğunun belirtilmesi TTK 447 anlamında karara muhalif olunduğu anlamına gelmez; muhalefetin, kararın alınmasından sonra yazdırılması gerekir. Somut olayda oylamadan sonra muhalefet şerhi veya muhalefet şerhi anlamına gelebilecek bir beyan bulunmadığından ve yazılı olarak da bildirilmediğinden, alınan kararlar yönünden dava şartı gerçekleşmemiştir. (Yargıtay'ca onanan İlk Derece Mahkemesi gerekçesi)

Emsal değeri

Karar alınmadan önceki beyanın muhalefet şerhi sayılmaması ve usulüne uygun muhalefet şerhinin iptal davası için dava şartı olması bakımından emsal değer taşır.

Usul tespitleri

Dava şartı
genel kurul kararının iptali davasında usulüne uygun muhalefet şerhi (TTK 447)

Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
genel kurul kararının iptali muhalefet şerhi dava şartı TTK 447

Atıf yapılan mevzuat: TTK — TTK 447

Karar metni

Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster

11. Hukuk Dairesi         2020/234 E.  ,  2020/3955 K.

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

Taraflar arasında görülen davada İstanbul 1. Asliye Ticaret Mahkemesince verilen 20/09/2018 tarih ve 2018/396 E- 2018/900 K. sayılı kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf isteminin esastan reddine dair İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi'nce verilen 28/11/2019 tarih ve 2019/2074 E- 2019/1507 K. sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:

Davacı vekili, davacının davalı şirketin %35,79 oranında paydaşı olduğunu, davalı şirketin 05.02.2018 tarihli olağan genel kurul toplantısında ''2017 yılı Yönetim Kurulu faaliyet raporunun okunması, müzakeresi ve onaylanmasına'' ilişkin 2 nolu karar, ''2017 yılı bilanço, kar-zarar hesaplarının müzakeresi ve onaylanması ve karın dağıtılmasına'' ilişkin 3 nolu karar, ''2017 yılı faaliyetlerinden dolayı yönetim kurulu üyelerinin ayrı ayrı ibra edilmesine'' ilişkin 4 nolu karar ile ''görev süresi sona ermiş olan yönetim kurulu üyelerinin seçilmesi herhangi bir ücret veya huzur hakkı ödenmemesine'' ilişkin 5 nolu karar ve ''Yönetim kurulu üyelerine TTK. 395. maddesi ve 396. maddesi uyarınca izin verilmesine dair'' 6 nolu kararın yasaya, ana sözleşmeye ve dürüstlük kuralına aykırı olduğunu ileri sürerek 05.02.2018 tarihli olağan genel kurul toplantısı 2,3,4,5 ve 6 numaralı kararların iptallerine karar verilmesini istemiştir.

Davalı vekili, davanın kötüniyetli olarak açıldığını, dava şartlarının gerçekleşmediğini, davacı temsilcisinin genel kurulda alınan sadece 2 ve 3 nolu kararlarla ilgili söz aldığını, açıklamalarını yazılı olarak sunduğunu ve daha sonra karar alınmasına rağmen karardan sonra herhangi bir muhalefette bulunmadığını, bunun dışında 4, 5 ve 6 nolu karara karşı muhalefet şerhinin olmadığını savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.

Mahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre, oylama öncesi yapılan görüşme sırasında sonradan alınacak karara esas olması muhtemel bir öneriye karşı olunduğunun belirtilmesinin TTK. 447. maddesi anlamında karara muhalif olunduğu anlamına gelmeyeceği, muhalefetin kararın alınmasından sonra yazdırılması gerektiği, somut olayda bu koşulun yerine gelmediği gerekçesiyle davanın dava şartı yokluğundan usulden reddine karar verilmiştir.

Kararı, davacı vekili istinaf etmiştir.

İstanbul Bölge Adliye Mahkemesince tüm dosya kapsamına göre, YK üyelerinin ibra ve izin oylamasında oy kullanmadıkları ve alınan kararlarda yeterli nisabın bulunduğu, yapılan oylamadan sonra muhalefet şerhi veya muhalefet şerhi anlamına gelebilecek bir beyanda bulunulmadığı, yazılı olarak da bildirilmediği, usulüne uygun bir muhalefet şerhi bulunmadığından alınan kararlar yönünden dava şartının mevcut olmadığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353(1)b-1 maddesi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.

Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.

Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun HMK'nın 353/b-1 maddesi uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.

SONUÇ

Yukarda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz isteminin reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK'nın 370/1. maddesi uyarınca ONANMASINA, HMK'nın 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, aşağıda yazılı bakiye 10,00 TL temyiz ilam harcının temyiz eden davacıdan alınmasına, 08/10/2020 tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.

Kaynak: https://6102ttk.com/karar/607410900 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz

İncelenen istinaf kararı — İst. BAM 12. HD

Bu Yargıtay 11. HD kararı, aşağıdaki İstinaf Dairesi kararının temyiz incelemesidir. Temyiz sonucu: Onandı

İstanbul BAM 12. Hukuk Dairesi · 2019/2074 E. 2019/1507 K.

Genel kurul kararına muhalefet şerhi konulmamışsa iptal davası dava şartı yoktur

Gerekçe özeti

Genel kurul kararlarının iptali davası açılabilmesi için toplantıya katılan pay sahibinin karara ret oyu kullanarak muhalif kalması ve bu muhalefetini zapta geçirtmesi (veya yazılı olarak bildirmesi) gerekir. Oylama öncesi görüşme sırasında bir öneriye karşı olunduğunun belirtilmesi veya sadece ret oyu kullanılması, karara muhalif olunduğu anlamına gelmez; muhalefet, kararın alınmasından sonra usulüne uygun şekilde tutanağa geçirilmelidir. Bu koşul yerine gelmemişse, iptal davası dava şartı yokluğundan usulden reddedilir.

Emsal değeri

Genel kurul kararının iptali davalarında muhalefet şerhinin oylama öncesi görüşme sırasında değil, kararın alınmasından sonra tutanağa geçirilmesi veya yazılı olarak bildirilmesi gerektiği; aksi halde dava şartının bulunmadığı yönündeki tespit, bölgesel ve ikna edici emsal niteliği taşımaktadır.

Kavramlar: genel kurul kararının iptali muhalefet şerhi dava şartı nisap ibra kar dağıtımı

İstinaf (12. HD) kararının tam metni

T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
12. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO 2019/2074

KARAR NO 2019/1507

TÜRK MİLLETİ ADINA

İSTİNAF KARARI

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ İSTANBUL 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ 20/09/2018

NUMARASI 2018/396 Esas 2018/900 Karar

DAVA

Ticari Şirket (Genel Kurul Kararının İptali İstemli)

İSTİNAF KARAR TARİHİ 28/11/2019

Davanın dava şartı yokluğundan usulden reddine ilişkin hükmün davacı vekilince istinaf edilmesi üzerine dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;

DAVA

Davacı vekili,müvekkilinin davalı şirketin %35,79 oranında paydaşı olduğunu, davalı şirketin 05.02.2018 tarihli olağan genel kurul toplantısında, ''2017 yılı Yönetim Kurulu faaliyet raporunun okunması, müzakeresi ve onaylanmasına'' ilişkin 2 nolu kararın, ''2017 Yılı bilanço, kar-zarar hesaplarının müzakeresi ve onaylanması, 2017 yılı kar-zarar ve bilanço hesaplarının onaylanması ve bir kısım karın dağıtılmasına'' ilişkin 3 nolu kararının, ''2017 yılı faaliyetlerinden dolayı yönetim kurulu üyelerinin ayrı ayrı ibra edilmesine'' ilişkin 4 nolu kararı ile ''görev süresi sona ermiş olan yönetim kurulu üyelerinin seçilmesi herhangi bir ücret veya huzur hakkı ödenmemesine'' ilişkin 5 nolu kararı ve ''Yönetim kurulu üyelerine TTK.

395. maddesi ve 396. maddesi uyarınca izin verilmesine dair'' 6 nolu kararının iptalini talep etmiştir.

CEVAP

Davalı vekili cevap dilekçesinde; davanın kötüniyetli olarak açıldığını ve dava şartlarının gerçekleşmediğini zira genel kurul kararı iptali davası açılabilmesi için karara muhalefet şerhinin konulmasının zorunlu olup sadece aleyhe oy verilmesinin dava açmak için yeterli olmadığını, davacı temsilcisinin genel kurulda alınan sadece 2 ve 3 nolu kararlarla ilgili söz aldığını, açıklamalarını yazılı olarak sunduğunu ve daha sonra karar alınmasına rağmen karardan sonra herhangi bir muhalefette bulunmadığını, bunun dışında 4, 5 ve 6 nolu karara karşı muhalefet şerhinin olmadığını belirterek davanın öncelikle bu nedenle reddini olmadığı takdirde alınan tüm kararların ana sözleşme ve yasaya uygun bulunup iptal koşullarının olmaması nedeniyle esastan reddine karar verilmesini savunmuştur.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

Mahkemece, Genel kurul kararının iptalinin istenebilmesi için ret oyu kullanılıp oylama sona erip karar alındıktan sonra muhalefet şerhinin tutanağa geçirtilmesi veya ayrı bir yazılı belge şeklinde divan başkanlığına ibraz edilmesi gerektiği, oylama öncesi yapılan görüşme sırasında sonradan alınacak karara esas olması muhtemel bir öneriye karşı olunduğunun belirtilmesi TTK. 447. maddesi anlamında karara muhalif olunduğu anlamına gelmeyeceği, muhalefetin görüşülen öneriye karşı veya görüşme sırasında ileri sürülmesinin sonuca bir etkisinin olmayıp kararın alınmasından sonra yazdırılması gerekmekte olup, somut olayda bu koşulun yerine gelmediği, toplantı tutanağı ve hazirun cetveli içeriğiyle sabit olduğu gerekçesiyle davanın dava şartı yokluğundan usulden reddine karar verilmiştir.

İSTİNAF SEBEPLERİ

Davacı vekili, davaya konu genel kurul kararlarına muhalif kalınmasının gerekçelerinin müvekkili tarafından ayrıntılı olarak açıklandığını ve muhalefet şerhinin usulüne uygun bir şekilde tutanağa geçirildiğini, genel kurul toplantısında alınan 2,3,4,5 ve 6 nolu kararlara karşı müvekkilinin muhalif olduğu ve ret oyu kullandığını, mahkemece, muhalefet şerhinin oylama sona erip karar alındıktan sonra tutanağa geçirtilmesi gerektiği belirtilmişse de, ilgili kanun ve düzenlemelerde böyle bir zorunluluk bulunmadığını, TTK 446/1-a ve Anonim Şirketlerin Genel Kurul Usul ve Esasları ile Bu Toplantılarda Gümrük ve Ticaret Bakanlığı Temsilcileri Hakkında Yönetmelik madde 26/f.4 hükmünde muhalefetin toplantı tutanağına geçirilmesinin yeterli kabul edildiğini, Yargıtay kararlarının da bu yönde olduğunu, bu nedenlerle kararın kaldırılarak davanın kabulünü talep etmiştir.

GEREKÇE

Dava, TTK’nun 445.maddesi uyarınca davalı şirketin 05/02/2018 tarihinde yapılan genel kurul toplantısında alınan 2,3,4,5 ve 6 nolu kararın iptali istemine ilişkindir. Genel kurul kararlarının yasa, anasözleşme ve afaki iyiniyet kurallarına aykırılık halleri ileri sürülerek iptalleri isteminde bulunabilmek için 6102 sayılı TTK'nın 446. maddesi uyarınca, toplantıya katılan üyenin karara ret oyu kullanarak muhalif kalması ve bu keyfiyeti zapta geçirtmesi gerekir, oylama öncesi yapılan görüşme sırasında bir öneriye karşı olunduğunun belirtilmesi veya ret oyu kullanılması alınan karara muhalif olunduğu anlamını taşımaz. (Yargıtay 11. HD, 08.12.2015 tarih, 2014/18887; 2015/13122 E.K sayılı emsal ilamı)Somut olayda iptali talep edilen 2 nolu kararın YK faaliyet raporunun ,3 nolu kararın bilançonun tasdikine ilişkin olduğu ve 3 nolu kararda oybirliğiyle kar dağıtımına karar verildiği , 4 nolu kararın YK üyelerinin ibrasına ,5nolu kararın YK üyelerinin seçimine,6 nolu kararın ise TTK 395-396.maddeler uyarınca YK üyelerine izin verilmesine ilişkindir.

YK üyelerinin ibra ve izin oylamasında oy kullanmadıkları ve alınan kararlarda yeterli nisabın bulunduğu anlaşılmaktadır. Davacı vekili alınan tüm kararlara muhalefetini ayrıntılı olarak bildirdiğini ileri sürmekte ise de yapılan müzakereler sırasında öneriye karşı olduğunun belirtilmesi muhalefet şerhi yazdırılması anlamına gelmemektedir.Yapılan oylamadan sonra muhalefet şerhi veya muhalefet şerhi anlamına gelebilecek bir beyanda bulunulmamış ,yazılı olarak da bildirilmemiştir. Alınan tüm kararlara karşı usulüne uygun bir muhalefet şerhi bulunmadığından alınan kararlar yönünden dava şartının mevcut olmadığı sonuç ve kanaatine varılmıştır. İlk derece mahkemesince davanın dava şartı yokluğundan usulden reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmemiş olup, açıklanan nedenlerle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine dair karar verilmiştir.

HÜKÜM

Yukarıda açıklanan nedenlerle: Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK 'nun 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,Peşin harcın karar harcına mahsubuna başkaca harç alınmasına yer olmadığına,İstinaf yoluna başvuran davacı tarafından yapılan giderlerin üzerinde bırakılmasına, Gerekçeli kararın bir örneğinin taraf vekillerine tebliğine, HMK 'nun 361/1. maddesi uyarınca kararın tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde temyiz yoluna başvurulabileceğine, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oy birliğiyle karar verildi. 28/11/2019

Bu sitedeki içerik bilgilendirme amaçlıdır; hukuki görüş veya tavsiye değildir. Resmî metin için mevzuat.gov.tr esastır.