6102TTK Türk Ticaret Kanunu

Örtülü kazanç aktarımında dava açma yetkisi münhasıran SPK'ya aittir

İstanbul BAM 12. Hukuk Dairesi · 2023/2152 E. 2023/1798 K. · · İlk derece: İSTANBUL ANADOLU 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

İtirazın iptaliistinaf başvurusunun esastan reddiTemyiz yolu açık

★ EmsalDava şartı (hukuki yarar / ehliyet / kesin hüküm)

Davacının nitelemesi: Örtülü Kazanç Aktarımı mahkemenin nitelemesiyle örtüşüyor

sermaye piyasası

Gerekçe özeti

6362 sayılı Sermaye Piyasası Kanunu'nun 21. maddesi kapsamında örtülü kazanç aktarımı iddiasına dayanan iade taleplerinde, aynı Kanun'un 94. maddesi gereğince dava açma ve dava takip yetkisi münhasıran Sermaye Piyasası Kurulu'na aittir; malvarlığı veya kârı azaldığı ileri sürülen ilgili şirketin (veya iflas idaresinin) bu nitelikteki bir davayı bizzat açma yetkisi bulunmadığından, böyle bir dava dava takip yetkisi eksikliği nedeniyle dava şartı yokluğundan usulden reddedilir.

Ele alınan sorunlar

Örtülü kazanç aktarımı iddiasına dayalı davada dava takip yetkisinin kime ait olduğu → ret

İddia: Davacı vekili, SPK'nın dava açma yetkisinin diğer ilgililerin dava takip yetkisini ortadan kaldırmadığını, SPK'nın dava açması gerekip açmadığı durumlarda zarara uğrayan şirketin dava açma hakkının kaldırılmış olamayacağını, aynı talep sonucunu içeren iki farklı davacının açtığı ayrı davalardan birinin hukuki yarar yokluğundan reddedilemeyeceğini, ikinci davanın açıldığı tarihte ilk dava sonuçlanmamışsa hukuki yararın bulunduğunu, davaların birleştirilip birlikte karara bağlanması gerektiğini ileri sürmüştür.

Gerekçe: 6362 sayılı Sermaye Piyasası Kanunu'nun 21. maddesi, halka açık ortaklıkların ilişkili taraflarla emsallerine uygunluk ve dürüstlük ilkelerine aykırı işlemler yaparak kazanç aktarımında bulunmalarını yasaklamaktadır. Aynı Kanun'un 21/4. fıkrasına göre kazanç aktarımının Kurulca tespiti hâlinde, malvarlığı veya kârı azaltılan ortaklık, Kurulca belirlenecek süre içinde kendisine kazanç aktarımı yapılan taraflardan aktarılan tutarın iadesini talep eder. Ancak bu iade talebine ilişkin dava açma yetkisi Kanun'un 94. maddesinde düzenlenmiştir; 94/1 uyarınca Kurul, 21. maddede belirtilen işlemlerde bulunduğu tespit edilen ortaklıklardan, Kurulca belirlenen tutarın tayin edilen süre içinde iadesi için dava açmaya yetkili kılınmıştır. Kanun'un 94/1. maddesinde açıkça ifade edildiği üzere, 21. madde kapsamında tespit edilen hukuka aykırılıklarla ilgili dava açma yetkisi düzenleyici idari otorite olarak Sermaye Piyasası Kurulu'na tanınmıştır; örtülü kazanç aktarımı niteliğindeki işlemler sonucunda malvarlığı azaldığı ileri sürülen ilgili şirketin kendisinin dava açma yetkisi bulunmamaktadır. Somut olayda dava takip yetkisi Sermaye Piyasası Kurulu'na tanındığından, davacı şirket iflas idaresinin dava açma yetkisi bulunmamaktadır; bu nedenle davanın dava şartı yokluğu nedeniyle usulden reddine karar verilmesinde isabetsizlik bulunmamaktadır.

Gerekçe kaynağı: özgün

Emsal değeri

SPK m. 21 kapsamındaki örtülü kazanç aktarımı iddialarına dayalı iade davalarında, dava açma/takip yetkisinin SPK m. 94 uyarınca münhasıran Sermaye Piyasası Kurulu'na ait olduğu ve zarar gören şirketin bu davayı bizzat açamayacağı yönündeki tespit, benzer nitelikte açılan davalarda dava şartı incelemesi açısından yol gösterici niteliktedir.

Usul tespitleri

Dava şartı
Örtülü kazanç aktarımı iddiasına dayalı iade davasında, malvarlığı/kârı azaldığı ileri sürülen şirketin dava takip yetkisine sahip olmaması dava şartı yokluğu oluşturur; bu yetki 6362 sayılı Kanun'un 94. maddesi uyarınca münhasıran Sermaye Piyasası Kurulu'na aittir.

Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
örtülü kazanç aktarımı dava takip yetkisi dava şartı yokluğu Sermaye Piyasası Kurulu'nun dava açma yetkisi usulden ret

Karar metni

Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster

T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
12. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO 2023/2152

KARAR NO 2023/1798

TÜRK MİLLETİ ADINA

İSTİNAF KARARI

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ İSTANBUL ANADOLU 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ 09/03/2022

NUMARASI 2022/178 Esas 2022/200 Karar

DAVA

İtirazın İptali

Dava şartı yokluğundan davanın usulden reddine ilişkin kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;

DAVA

Davacı vekili; ... A.Ş.de müvekkil bankanın %22,9 oranda payı bulunduğunu,bankanın aynı zamanda ...'da %44,4 oranında payı bulunan ...A.Ş. paylarının %99'una sahip olduğunu, açıklanan pay durumuna göre müvekkili bankanın, doğrudan ve dolaylı olarak ... hisselerinin yaklaşık %70'ini elinde bulundurduğunu, müvekkili banka YKnun 26.4.2013 tarih ve ... sayılı kararıyla; ...'nun banka dışındaki ortakları üzerinde bulunan 1-TL nominal bedelli toplamda 75.822.125 adet payın nominal bedelleri üzerinden satın alınmasına karar verildiğini, 12.07.2013 tarihli ve 1257/2680 sayılı YK kararıyla; toplamda 75.822.125 adet hissenin,ortakların satma talebinde bulunması halinde bir hisse bedeli en fazla 1,69-TL olmak üzere satın alınmasına karar verildiğini, davalının 422.000-adet hissesi 1,6635 TL birim bedel karşılığından toplamda 702.000-TL bedelle 30/07/2013 tarihinde satın alındığını, Gayrimenkul Yatırım Ortaklıklarına İlişkin Esaslar Tebliği'nin 15.

maddesi gereğince, ortaklık paylarının devri, değere bakılmaksızın SPK'nun iznine tabi olduğunu,... tarafından 27.09.2013 tarihinde SPK'ya başvurulmuş ise de satın alınan pay bedellerinin SPK kararı beklenmeden ödendiğini,23.06.2014 tarihli vazı ile SPKnın pay devrine onay vermediğini, SPK'nun 23.06.2014 tarihli yazısında, SPKnın 13.06.2014 tarihli kararında; Banka YKnun 06.06.2014 tarihinde ...'da yayımlanan ve bankanın iştirak ve bağlı ortaklıkları ile ilgili potansiyel satış fırsatlarının belirlenmesi, alıcı gruplarla görüşmelerin yapılması, bu görüşmelere bağlı işlemlerin gerçekleştirilmesi, söz konusu işlemler için danışman firmalardan görüş ve destek alınması dahil olmak üzere çalışmaların gerçekleştirilmesi hususunda Genel Müdürlüğe yetki verilmesine ilişkin kararı ile ilgili ...

Inc. firmasının yetkilendirilmesi kararı hususunun ...'na bildirilmesine karar verildiği belirtildiğini, fazlaya dair tüm dava ve talep hakları saklı kalmak kaydıyla,davalı tarafından yapılan itirazın iptaline, kötüniyetli itiraz sebebiyle icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiştir.

CEVAP

Davalı vekili, İstanbul Anadolu 4. ATM nin 2018/1267 Esas sayılı dosyasına (tefrik nedeniyle )sunduğu cevap dilekçesinde; davanın zamanaşımına uğradığını, aynı konu ve taleple açılmış bir dava bulunduğundan iş bu davanın derdestlikten reddi gerektiğini, davanın SPK Raporu doğrultusunda örtülü kazanç aktarımı iddiası ile açıldığının belirtildiği, SPK'nın değerleme raporunda, refere edilen özsermaye tamamıyla duran varlıkların ilk edinilme tarihlerindeki defter kayıtları dikkate alındığından gerçekçi değeri yansıtmadığını, dava konusu 03.06.2013 tarihli Değerleme Raporu’na göre benzer şirketler olarak alınan 17 GYOnın portföy yapıları ve projelerinin tamamlanma durumu açısından ... ile beraber aynı özelikleri göstermemesi nedeniyle benzer şirketler metoduna göre hesaplanan Şirket ve Öz sermaye Değeri dikkate alınmadığını, indirgenmiş nakit akımına göre belirlenen değerlerin satışta esas alındığını, günün şartları ve koşullarında en doğru değerin bu yöntemde oluşan fiyat olduğu yargısına varıldığını,pay devrinin yapıldığı 2013 yılının üçüncü çeyreğinden hemen sonra, 07/05/2014 tarihinde, şirket sermayesi 20.509.096 TL olan bir iştirakini, ...

AŞ’ni, 40.750.000-usd bedelle sattığını ve böylece ...’nun öz kaynakları 167.283.976- TL olmuş olup bu reel gerçek değerin ...

30. 09.2014 Faaliyet raporu ile de ortada olduğunu, bunun sadece bir tek arsasının, iştirakinin satışı ile şirketin yükselen öz kaynağı miktarı olduğunu, eğer bu yöntemler yerine şirket değerlemesinde, parça değerleme yöntemi kullanılmış olsaydı, şirketin değerinin iştirakin satılması ile şirketin öz kaynağı 167.283.976- TL ve beher hisse değeri de 1,67 TL olduğunu,müvekkilin hisseyi elde ediş bedeli ile 7 yıl sonra sattığı bedel arasındaki farkın 1.500.-TL olduğunu, müvekkilin ve diğerlerinin satıştan zarar ettiğini,şirketin gayrimenkul projeleri gelecek vaad ettiğinden uzun dönemli yatırım olarak değerlendirip girişimde bulunduğunu, 1 hisseyi 1.6555.- TLye alıp 1.6588.-TL'ye elden çıkardığını belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

İLK DERECE MAHKEME KARARI

Mahkemece, davacı ... A.Ş.'nin de SPK ile birlikte dava takip yetkisinin bulunduğu kabul edilse dahi, Mahkemenin 2018/461 esas sayılı dosyasında Sermaye Piyasası Kanununun 94'üncü maddesi uyarınca müsnet davanın davalısı ile birlikte diğer davalılara aktarılan paranın ... A.Ş.'ye iadesini talep etmiş olup, bu durumda da aynı nedenle farklı davacılar tarafından önce 2018/461 esas sayılı dosyadaki dava açıldığından ... Bankası A.Ş.'nin istediği hukuki sonucu SPK 2018/461 esas sayılı dosyada alabilecek durumdayken aynı istemle ilgili ikinci kez dava açıldığından, bu durumda da davacılar farklı olduğundan derdest dava olmayacağından işbu davanın bu kez davacının bu davayı açmakta hukuki yararı bulunmaması nedeniyle davanın, HMK'nin 53, 114/1-e ve 115/2.

maddeleri uyarınca davacının dava takip yetkisine sahip olmaması nedeniyle "dava takip yetkisine ilişkin dava şartı yokluğu nedeniyle" usulden reddine karar verilmiştir.

İSTİNAF SEBEPLERİ

Davacı vekili; SPK 21/4 maddesinde zarar gören şirketin, kendilerine kazanç aktarımı yapılan taraflardan aktarılan tutarı talep edebileceğinin yasal düzenlemeye bağlandığını, SPK'nın dava yetkisinin, diğer ilgililerin dava takip yetkisini ortadan kaldırdığı kabul edilirse, SPK'nın dava açması gerekip açmadığı durumlarda zarara uğrayan şirketin yargı mercileri önünde davasını yürütme hakkının kaldırılmış olacağını, aynı talep sonucunu içeren iki farklı davacının açtığı, ayrı birer dava bulunması durumunda davalardan biri hakkında davanın hukuki yarar dava şartı yokluğundan reddine karar verilemeyeceğini, ikinci davanın açıldığı tarihte ilk dava sonuçlanmamış ise ikinci davanın açılmasında hukuki yarar olduğunu, bu durumda iki davanın birleştirilip birlikte karara bağlanması gerektiğini ve biri hakkında hüküm verildikten sonra diğeri hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verilmesi gerektiğini, kararın kaldırılmasını talep etmiştir.

GEREKÇE

SPK denetleme raporunda davalının 30.07.2013 tarihinde 422.000- adet payın 1-TL nominal bedel yerine 1,6535 bedel üzerinden davacıya satıldığının belirlendiğini, buna göre müflis bankanın 280.000-TL lik zararın ortaya çıktığını, bu zararın tahsili için davalı hakkında İst. Anadolu ... İcra Dairesinin ... esas sayılı dosyası ile takip yapmalarına rağmen davalının itirazı nedeniyle takibin durduğunu, 26/04/2013 tarihli yönetim kurulu kararında 1-TL bedel belirlenmişken 12/07/2013 tarihli kararda bu bedelin 1,69 olarak değiştirildiğini, SPK nın izni alınması gerekirken izin alınmadan devir işlemi yapıldıktan sonra 27/09/2013 tarihinde SPK ya başvurulduğunu, SPK'nın 23.06.2014 tarihli kararla devire izin vermediğini, bu durumun örtülü kazanç aktarımı niteliğinde bulunduğunu, Sermaye Piyasası Kanunu 21.

maddesi uyarınca bu nitelikte kazanç aktarımının yasak olup, aynı Kanunun 21 (4) uyarınca İstanbul Anadolu 4. ATM'nin 2018/1267 Esas sayılı davası açılmıştır Örtülü kazanç aktarımı 6362 Sayılı Sermaye Piyasası Kanunu'nun 21. Maddesinde düzenlenmiştir. Bu hükme göre; halka açık ortaklıklar ve kolektif yatırım kuruluşları ile bunların iştirak ve bağlı ortaklıklarının; yönetim, denetim veya sermaye bakımından doğrudan veya dolaylı olarak ilişkide bulundukları gerçek veya tüzel kişiler ile emsallerine uygunluk, piyasa teamülleri, ticari hayatın basiret ve dürüstlük ilkelerine aykırı olarak farklı fiyat, ücret, bedel veya şartlar içeren anlaşmalar veya ticari uygulamalar yapmak veya işlem hacmi üretmek gibi işlemlerde bulunmak suretiyle kârlarını veya malvarlıklarını azaltarak veya kârlarının veya malvarlıklarının artmasını engelleyerek kazanç aktarımında bulunmaları yasaklanmıştır.

Bu hükme aykırılığın tespitinde izlenmesi gereken usul ve esasların Kurul tarafından belirleneceği düzenlenmiştir. Hükmün son fıkrasında ise "kazanç aktarımının Kurulca tespiti hâlinde halka açık ortaklıklar, kolektif yatırım kuruluşları ile bunların iştirak ve bağlı ortaklıkları, Kurulca belirlenecek süre içinde kendilerine kazanç aktarımı yapılan taraflardan, aktarılan tutarın kanuni faizi ile birlikte mal varlığı veya kârı azaltılan ortaklığa veya kolektif yatırım kuruluşuna iadesini talep eder. Kendilerine kazanç aktarımı yapılan taraflar Kurulca belirlenecek süre içinde aktarılan tutarı kanuni faizi ile birlikte iade etmek zorundadır. Örtülü kazanç aktarımı yasağının ihlali ile ilgili 94 üncü ve 110 uncu maddeler ile ilgili mevzuatta öngörülen hukuki, cezai ve idari yaptırımlar saklıdır." denilmiştir.

Örtülü kazanç aktarımına dair tespit edilen hukuka aykırılıklar nedeniyle dava açma yetkisi ise kanunun 94. maddesinde düzenlenmiştir.Anılan 94/1 uyarınca Kurul; 21 inci maddede belirtilen işlemlerde bulundukları tespit edilen halka açık ortaklıklar, kollektif yatırım kuruluşları ve bunların bağlı ortaklıkları ile iştiraklerinden denetleme sonuçlarının Kurul tarafından belirlenecek usul ve esaslar dâhilinde ortaklara duyurulmasını istemeye, Kurulca belirlenen tutarın tayin edilen süre içinde iadesi için dava açmaya yetkili kılınmıştır. Ayrıca SerPK m. 94/2’de yapılan atıf gereği, Kurul’un, sermayenin veya malvarlığının azalmasına veya kaybına neden olan işlemleri tespit etmesi durumunda; ilk olarak 6102 sayılı TK hükümleri saklı kalmak kaydıyla ilgililerden aykırılıkların giderilmesi için tedbir alınmasını ve öngörülen işlemlerin yapılmasını isteme ve gerekirse durumu ilgili mercilere intikal ettirme yetkisi bulunmaktadır (SerPK m.

92/1-a). Ayrıca Kurul tarafından, sermayeyi veya malvarlığını azaltıcı işlemlerin hukuka aykırılığının tespiti hâlinde, Kurul'un tespit tarihinden itibaren üç ay ve her hâlde durum ve işlemin gerçekleşmesinden itibaren üç yıl içinde iptal davası ve beş yıl içinde butlan veya yokluğun tespiti davası açma yetkisi bulunmaktadır (SerPK m. 92/1-b). Bu durum ve işlemlerin mevcudiyetinin ilk derece mahkeme kararı ile tespit edilmesi veya bu karar beklenmeksizin Kurulun talebi üzerine mahkeme tarafından karar verilmesi hâlinde bu işlemlerde sorumluluğu bulunanların imza yetkilerinin kaldırılması, ilgililer hakkında suç duyurusunda bulunulması hâlinde yargılama sonuçlanıncaya kadar ilgililerin görevden alınması, ilk genel kurul toplantısına kadar görevden alınan yönetim kurulu üyelerinin yerine yenilerinin atanması hususunda da Kurul yetkili kılınmıştır (SerPK m.

92/1-c). Kanun'un 94/1. maddesinde açıkça ifade edildiği üzere, Kanun'un 21. Maddesi kapsamında tespit edilen hukuka aykırılıklarla ilgili dava açma yetkisi düzenleyici idari otorite olarak Sermaye Piyasası Kurulu'na tanınmıştır. Bahsi geçen düzenlemede örtülü kazanç aktarımı niteliğindeki işlemler sonucunda malvarlığı azaldığı ileri sürülen ilgili şirketin dava açma yetkisi bulunmamaktadır. Somut olayda dava takip yetkisi Sermaye Piyasası Kurulu'na tanındığından, davacı şirket iflas idaresinin dava açma yetkisi bulunmadığından mahkemece davanın dava şartı yokluğu nedeniyle usulden reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir. Açıklanan nedenlerle; mahkemece davanın dava şartı yokluğu nedeniyle usulden reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmadığından davacı vekilinin yerinde görülmeyen istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

HÜKÜM

Yukarıda açıklanan nedenlerle: Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nun 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, Peşin harcın karar harcına mahsubuna başkaca harç alınmasına yer olmadığına,Davalı tarafından yapılan 20-TL istinaf yargı giderinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, davacı tarafından yapılan giderlerin üzerinde bırakılmasına, Gerekçeli kararın bir örneğinin taraf vekillerine tebliğine, HMK 'nun 361/1. maddesi uyarınca kararın tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde temyiz yoluna başvurulabileceğine, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oy birliğiyle karar verildi. 20/11/2023

Kaynak: https://6102ttk.com/karar/60255 · sınıflandırıcı v3.2 · görünüm damgası: kmk_oncesi

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi temyiz incelemesi

Bu istinaf kararı Yargıtay 11. Hukuk Dairesince temyiz incelemesinden geçmiştir.

Onandı

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2024/1719 E. 2025/130 K. · Onandı

Dava takip yetkisi dava şartıdır ve re'sen gözetilir

Gerekçe özeti

Dava takip yetkisi, talep sonucu hakkında hüküm alabilme yetkisi olup Kanundaki istisnalar dışında maddi hukuktaki tasarruf yetkisine göre belirlenir; HMK 114/1-e uyarınca dava şartıdır ve 115/1 uyarınca re'sen gözetilir. İstemle ilgili dava takip yetkisi münhasıran ilgili kamu kurumuna aitse davacının açtığı dava, esasa girilmeksizin dava şartı yokluğundan usulden reddedilir. Ayrıca, davacılar farklı olduğundan derdestlikten söz edilemese bile, istenen hukuki sonuç aynı istemle önceden açılmış derdest davada elde edilebilecek durumdaysa ikinci davanın açılmasında hukuki yarar bulunmaz ve dava bu nedenle de dava şartı yokluğundan reddedilir.

Emsal değeri

Dava takip yetkisinin dava şartı olarak re'sen gözetilmesi, münhasır dava takip yetkisinin bulunduğu hâllerde davanın usulden reddi ve aynı sonucun önceki derdest davada elde edilebilir olmasının hukuki yararı ortadan kaldırması bakımından emsal değeri taşır.

Kavramlar: dava takip yetkisi dava şartı re'sen gözetme hukuki yarar derdestlik usulden ret itirazın iptali sermaye piyasası mevzuatı pay devrine onay

Yargıtay 11. HD kararının tam metni

11. Hukuk Dairesi         2024/1719 E.  ,  2025/130 K.

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi

SAYISI 2023/2152 Esas, 2023/1798 Karar

HÜKÜM

Esastan ret

İLK DERECE MAHKEMESİ İstanbul Anadolu 4. Asliye Ticaret Mahkemesi

SAYISI 2022/178 E., 2022/200 K.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

KARAR

I. DAVA

Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin bankanın doğrudan ve dolaylı olarak ... Gayrimenkul Yatırım Ortaklığı A.Ş. (... GYO) hisselerinin yaklaşık olarak % 70'ini elinde bulundurduğunu, müvekkili Banka yönetim kurulunun 26.04.2013 tarihli kararıyla, banka iştiraki ... GYO’nun banka dışındaki ortakları üzerinde bulunan hisseleri bir hisse en fazla 1,69 TL olmak üzere banka adına satın alınmasına karar verildiğini, davalının 422.000 adet hissesinin 1,6635 TL birim bedel karşılığında toplam 702.000,00 TL bedelle 30.07.2013 tarihinde satın alındığını, hisse bedelinin SPK'nın onayı beklenmeksizin ödendiğini, 23.06.2014 tarihli yazı ile SPK'nın pay devrine onay vermediğini, SPK'nın tespiti ile davalı borçluya fazla ödemede bulunulduğunu, müvekkili bankanın zarara uğratıldığını, zararın tazmini için davalı hakkında başlatılan icra takibine davalının haksız itiraz ettiğini ileri sürerek itirazın iptali ile icra inkar tazminatının tahsilini talep etmiştir.

II. CEVAP

Davalı vekili cevap dilekçesinde; davanın zamanaşımına uğradığını, davacının davayı açmada yetkisinin bulunmadığını, ayrıca SPK tarafından açılan dava nedeniyle derdestliğin söz konusu olduğunu, davacı tarafından davalıya ödeme talebinin iletilmediğini, müvekkilinin satıştan zarar ettiğini savunarak davanın reddini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

İlk Derece Mahkemesince, dava takip yetkisinin talep sonucu hakkında hüküm alabilme yetkisi olduğu, bu yetkinin Kanunda belirtilen istisnai durumlar dışında maddi hukuktaki tasarruf yetkisine göre tayin edileceği, dava takip yetkisinin bulunması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (HMK) 114/1-e maddesi uyarınca dava şartlarından olup aynı Kanun’un 115/1 hükmü uyarınca mahkeme tarafından re'sen dikkate alınacağı, işbu istemle ilgili dava takip yetkisi münhasıran SPK’ya ait olduğu, davacının dava takip yetkisinin bulunmadığı, davacının SPK ile birlikte dava takip yetkisinin bulunduğu kabul edilse dahi, mahkemelerinin 2018/461 E. sayılı dosyasında, 6362 sayılı Sermaye Piyasası Kanunu'nun (6362 sayılı Kanun) 94.

maddesi uyarınca müsnet davanın davalısı ile birlikte diğer davalılara aktarılan paranın Asya Katılım Bankası A.Ş.'ye iadesini talep ettiği, bu durumda da aynı nedenle farklı davacılar tarafından önce 2018/461 E. sayılı dosyadaki dava açtığı, Asya Katılım Bankası A.Ş.'nin istediği hukuki sonucu, SPK, 2018/461 E. sayılı dosyada alabilecek durumdayken aynı istemle ilgili ikinci kez dava açılmış olacağı, bu durumda da davacıların farklılığından derdest davadan söz edilemeyeceği, işbu davanın bu kez davacının bu davayı açmakta hukuki yararı bulunmaması nedeniyle yine dava şartı yokluğu nedeniyle usulden reddi gerektiği gerekçesiyle dava takip yetkisine ilişkin dava şartı yokluğu nedeniyle davanın usulden reddine karar verilmiş, hüküm, davacı vekilince istinaf edilmiştir.

IV. BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI

Bölge Adliye Mahkemesince, İlk Derece Mahkemesince, davanın dava şartı yokluğu nedeniyle usulden reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmadığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş, karar, davacı vekilince temyiz edilmiştir.

V. TEMYİZ İNCELEMESİ

1. Dava ve Hukuki Nitelendirme

Dava, itirazın iptali istemine ilişkindir.

2. Değerlendirme

Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 353/1-b(1) hükmü uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.

VI. SONUÇ

Yukarda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz itirazının reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK'nın 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, aynı Kanun'un 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, davacı harçtan muaf olduğundan harç alınmasına yer olmadığına, 15.01.2025 tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.

Bu sitedeki içerik bilgilendirme amaçlıdır; hukuki görüş veya tavsiye değildir. Resmî metin için mevzuat.gov.tr esastır.