6102TTK Türk Ticaret Kanunu

Tüzel kişilik perdesinin aralanması teorisinin istisnai niteliği ve uygulanma koşulları

İstanbul BAM 12. Hukuk Dairesi · 2023/1404 E. 2023/1799 K. · · İlk derece: İSTANBUL 12. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

Tazminatistinaf başvurusunun esastan reddiTemyiz yolu açık

★ Emsal

Mahkemenin nitelemesi: Ticari şirketler

Davacının nitelemesi: Tüzel Kişilik Perdesinin Aralanması mahkemenin nitelemesiyle örtüşüyor

Gerekçe özeti

Ticaret sicilinde tek pay sahibi ve yetkilisi olarak kayıtlı bulunan kişinin, şirketin gerçek sahibinin başka bir kişi olduğu iddiasıyla açtığı tazminat/sorumluluk davasında; sicil kayıtlarının aleniliği karşısında hata, hile veya tehdit gibi bir irade sakatlığı iddiası ileri sürülmemişse ve gizli ortaklık iddiası ispatlanamamışsa, tüzel kişilik perdesinin aralanması teorisi -istisnai ve dar yorumlanması gereken bir müessese olduğundan- uygulanamaz; dürüstlük kuralına aykırılık, hakkın kötüye kullanılması yoluyla üçüncü kişinin zarara uğratılması ve başka bir yasal dayanağın bulunmaması unsurları birlikte gerçekleşmedikçe bu teoriye başvurulamaz.

Ele alınan sorunlar

Tüzel kişilik perdesinin aralanması teorisinin somut olayda uygulanabilirliği → ret

İddia: Davacı, ticaret sicilinde tek pay sahibi ve yetkilisi olarak göründüğü şirketin gerçek sahibinin davalı olduğunu, kendisinin kandırılarak kullanıldığını, tüzel kişilik perdesinin aralanması gerektiğini ileri sürmüştür.

Gerekçe: Tüzel kişilik perdesinin aralanması teorisi, bazı şartların varlığı halinde tüzel kişilik ve mal ayrılığı ilkesi dikkate alınmadan mevcut tüzel kişiliğin arkasına saklanan gerçek veya tüzel kişinin borçtan sorumlu tutulmasını ifade eder. Mal varlığının bağımsızlığı ve sınırlı sorumluluk ilkelerinin istisnası olan bu teori, ancak istisnai ve sınırlı durumlarda titizlikle uygulanması gereken bir teoridir; ihtiyatlı bir biçimde yaklaşılmalı, istisnai olduğundan mümkün olduğunca dar yorumlanmalı ve tüzel kişilik kavramının arkasına saklanılarak dürüstlük kuralına aykırı davranıldığı, kendisine tanınan hakkın kötüye kullanılarak üçüncü kişilerin zarara uğratıldığı ve zarara yol açanın sorumluluğuna hükmedebilmek için başka bir yasal nedene dayanılmasının mümkün olmadığı durumlarda başvurulmalıdır. Somut olayda 15 Temmuz 2016 tarihli ticaret sicil gazetesinde davacının şirketin tek pay sahibi olarak kayıt ve tescil edildiği anlaşılmaktadır; davacı şirketin gizli ortağı ve yetkilisinin davalı olduğunu ileri sürmekte ise de bu iddiaya ilişkin şikayetleri neticesinde kovuşturmaya yer olmadığına karar verilmiştir. Hukukumuzda gizli ortaklık müessesesi tanımlanmamış olup davacı iddiasını ispatlayamamıştır. Bu nedenle tüzel kişilik perdesinin aralanması teorisinin somut olayda uygulanması mümkün görülmemiştir.

Gerekçe kaynağı: özgün

Tanık dinletilmemesine ilişkin istinaf sebebi → ret

İddia: Davacı, tüzel kişilik perdesinin aralanması gerektiği yönündeki tanıklarının dinlenmediğini ileri sürmüştür.

Gerekçe: Tüzel kişilik perdesinin aralanması teorisinin uygulanması mümkün olmadığından, bu yöndeki tanıkların dinlenmediğine ilişkin istinaf sebebi de yerinde görülmemiştir.

Gerekçe kaynağı: özgün

Emsal değeri

Kararın, tüzel kişilik perdesinin aralanması teorisinin ancak istisnai ve sınırlı durumlarda, dar yorumla ve belirli unsurların (dürüstlük kuralına aykırılık, hakkın kötüye kullanılması, başka yasal dayanağın bulunmaması) birlikte varlığı halinde uygulanabileceğine ilişkin tespiti, sicil kayıtlarına dayalı ortaklık/yönetici sıfatının gerçek sahiplik iddiasıyla çürütülmeye çalışıldığı davalar açısından bölgesel ikna edici emsal niteliği taşımaktadır.

Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
tüzel kişilik perdesinin aralanması mal varlığının bağımsızlığı sınırlı sorumluluk gizli ortaklık sicil kayıtlarının aleniliği dürüstlük kuralı

Karar metni

Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster

T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
12. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO 2023/1404

KARAR NO 2023/1799

TÜRK MİLLETİ ADINA

İSTİNAF KARARI

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ İSTANBUL 12. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ 31/10/2022

NUMARASI 2021/199 Esas - 2022/916 Karar

DAVA

Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan)

Davanın reddine ilişkin kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;

DAVA

Davacı vekili, ... San ve Tic.A.Ş isimli firmanın gerçek sahibinin davalı ... olduğunun tespiti ile firmanın 21/04/2004 tarihinden itibaren davalı ... adına tescil edilmesini, her türlü borçlarından rücuen sorumlu tutulmasını ve müvekkilinin uğradığı 764.697-TL çek kaynaklı kesinleşen icra takipli borç ve bu çeklerin karşılıksız çıkmasından kaynaklı icra ceza mahkemelerinde görülen davalarda kesinleşen 753.627-TL adli para cezası, SGK ve vergi borçlarından sorumluluğun davalı olduğunun tespitini, fazlaya ilişkin haklarını saklı tutarak İstanbul 7. İcra Ceza Mahkemesinin 2017/57 Esas, 2019/369 Karar sayılı kararı ile 28.950-TL adli para cezası, mahkeme kararının konusu olan icra takibindeki çek miktarının 30.000-TL maddi tazminatından davalının sorumluluğunun ve 1.000-TL manevi tazminatın karşılanmasını talep etmiştir.

CEVAP

Davalı vekili;davacının, şikâyet ve sair davalar ile taciz ederek haksız kazanç elde etme çabası içinde olduğunu, zira dava dilekçesinde de ikrar ettiği üzere bugüne kadar gerek Cumhuriyet Savcılığı gerekse hukuk mahkemelerine yaptığı mükerrer başvuruların reddedildiğini, dava dilekçesinde yazdığı ve alıntı yaparak eklediği tüm delil ve iddialar kendisinin de belirttiği üzere İstanbul C.Başsavcılığının 2017/154829 soruşturma numaralı dosyasında yer almış olup İstanbul Emniyet Müdürlüğüne bağlı Mali Şubenin de yaptığı kapsamlı inceleme sonucunda "Kovuşturmaya Yer Olmadığı" gerekçesi ile takipsizlik kararı verildiğini,takipsizlik kararına yapılan itirazın İstanbul 6. Sulh Ceza Mahkemesinin 2019/2474 değişik iş sayılı kararı ile reddedildiğini,soruşturma dosyasının tüm evrak ve ifade zabıtları dava dilekçesine kopyala yapıştır yapılarak eldeki dosyaya sunularak magazinsel bir kurgu yaratmaya çalışıldığını, ifade veren bazı şahısların hiç çalışmadıkları dönemlere ilişkin şirketlerin içindeymiş gibi ifade verdikleri beyanları dahi sanki delilmiş gibi ibraz edildiğini belirterek davanın reddini talep etmiştir.

İLK DERECE MAHKEME KARARI

Mahkemece, davacının ... Hiz..A.Ş isimli firmanın gerçek sahibinin davalı ... olduğunun tespiti ile firmanın 21/04/2004 tarihinden itibaren davalı ... adına tescil edilmesini, borçlarından rücuen sorumlu tutulmasını talep edilmiş ise şirketin sicil dosyasından, davacının 2010 yılından beri şirket yönetim kurulu üyesi olduğu, şirketin hali hazırda iflas nedeni ile tasfiye halinde olduğu ve davacının şirketi temsile yetkili olduğu görülmüş olup, sicil kayıtlarının aleniliği ve geçerliliği dikkate alındığında ve davacının hata, hile, tehdit gibi hususlardan kaynaklanan bir şirket ortaklığı/ yönetim kurulu üyeliği/ şirket yetkilisi durumu olduğuna dair iddia ileri sürmediği gözetilerek sicil kayıtlarına göre davacının şirketin ortağı ve yetkilisi olduğu, davalının adı her ne kadar şirketin imza sirkülerinde temsilci olarak adı geçmekte ise de, sonraki süreçlerde kayıtlarda adının yer almadığı, perdenin aralanması teorisinin uygulanmasına imkan sağlamayacağı, tüzel kişilik perdesinin kaldırılmasını icap ettiren vakaların birer istisna olduğu, her somut olayda yapılacak inceleme sonucunda kanuna karşı hile veya sözleşmeden doğan yükümlülüklerden kaçınma gibi durumların varlığı tespit edildiği takdirde tüzel kişiliğin nazara alınmasının TMK 2.

maddesine dayanılarak uygulanabileceği, iş bu dava tarafları arasındaki ilişkinin bu kapsamda da değerlendirilemeyeceği, açıklanan bütün hususlar birlikte değerlendirildiğinde davacının değil de davalının şirketin sahibi olduğu ve bütün borçlardan sorumlu olduğuna dair iddianın ispatlanamadığı kanaati ile davanın reddine karar verilmiştir.

İSTİNAF SEBEBLERİ

Davacı vekili, ... şirketinde 20/03/2006 tarihinde İç Güvenlik ve Denetim Müdürü olarak işe başladığını, şirketin o tarihlerde Türkiye genelinde bankaların kredi kartlarının dağıtım işini yapıp 2010 yılı Haziran ayında kredi kart dağıtım işi durdurulmuş ve şirket ... A.Ş.'nin Ankara, Bolu, Çayırova, İstanbul ve Çerkezköy fabrikalarında üretilen ürünlerin kullanma kılavuzlarını basım işine başlamış, 2011 yılında da Çerkezköy'de bulunan ... A.Ş.'nin fabrikalarında üretilen ürünlerin kullanma kılavuzlarını basmaya başlamış ve ...’te şirketin satın alma sorumlusu olduğunu; ..., çalışanı olan davacı müvekkile önce 10/04/2012 tarihli toplantı ile 18/04/2012 tarih 8051 sayılı Türk Ticaret Sicili gazetesinde yayınlanan karar ile binde 2 hisse ile yönetim kurulu üyeliğine en son da Türkiye Ticaret Sicili Gazetesinin 15/07/2016 tarih ve 9116 sayısı ile yayınlanan karar ile şirketin tüm hisselerini müvekkili ...'in üzerine devir ettirerek şirketin tek imza yetkilisi yaptığını, şirketi ...'nun yönettiğini, bu devirler esnasında müvekkilinin hiçbir bedel ödemediğini, zaten maddi imkanı da şirket yönetme bilgisi de olmadığını, müvekkilinin davalı tarafından kurban seçilip kandırıldığını, kararın kaldırılarak davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.

GEREKÇE

Dava; davacının ... Sanayi ve Ticaret A.Ş isimli firmanın gerçek sahibinin davalı ... olduğunun tespiti ile hisselerin baştan bu yana davalı adına tescili ve şirketin tüm borçlarından sorumlu tutulmasına ilişkindir. Öğreti ve uygulamada kabul edilen tüzel kişilik perdesinin aralanması teorisi; bazı şartların varlığı halinde, tüzel kişilik ve mal ayrılığı ilkesi dikkate alınmadan mevcut tüzel kişiliğin arkasına saklanan gerçek veya tüzel kişinin borçtan sorumlu tutulmasını ifade etmektedir. Mal varlığının bağımsızlığı ve sınırlı sorumluluk ilkelerinin istisnası olan tüzel kişilik perdesinin aralanması teorisi, ancak istisnai ve sınırlı durumlarda titizlikle uygulanması gereken bir teoridir. Bu teoriye ihtiyatlı bir biçimde yaklaşılmalı, istisnai olduğundan mümkün olduğunca dar yorumlanmalı ve bu teorinin uygulanmasına ancak tüzel kişilik kavramının arkasına saklanılarak dürüstlük kuralına aykırı davranıldığı, kendisine tanınan hakkın kötüye kullanılarak üçüncü kişilerin zarara uğratıldığı, zarara yol açan tüzel kişinin sorumluluğuna hükmedebilmek için ise başka bir yasal nedene dayanılmasının mümkün olmadığı durumlarda başvurulmalıdır (Yargıtay 11 HD 23.02.2021 tarih ve 2020/2970 esas, 2021/1603 karar sayılı ilamı).

Somut olayda tüzel kişilik perdesinin kaldırılması teorisinin de uygulanması mümkün görülmemiştir. 15 temmuz 2016 tarihli ticaret sicil gazetesinde ilan edildiği üzere davacının ... şirketinin tek pay sahibi olarak kayıt ve tescil edildiği anlaşılmaktadır. Davacı tek pay sahibi olduğu şirketin gerçek sahibinin davalı olduğunu, gerçekte şirketin tüm borçlarından sorumlu tutulması gerektiğini ileri sürmektedir. Davacı şirketin gizli ortağı ve yetkilisinin ... olduğunu ileri sürmekte ise de şikayetleri neticesinde kovuşturma yapılmasına yer olmadığına karar verildiği anlaşılmaktadır. Hukukumuzda gizli ortaklık müessesi tanımlanmamış olup davacının iddiaları ispatlayamadığından davanın reddine karar verilmesinde isabetsizlik bulunmamıştır.

Davacı tüzel kişilik perdesinin aralanması gerektiğini, bu yoldaki tanıklarının dinlenmediğini ileri sürülmüş ise de tüzel kişilik perdesinin aralanması teorisinin uygulanması mümkün olmadığından davacı vekilinin yerinde görülmeyen istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

HÜKÜM

Yukarıda açıklanan nedenlerle: Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nun 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, Alınması gereken 269,85-TL istinaf karar harcının davacıdan alınarak Hazine'ye gelir kaydına, Davacı tarafından yapılan giderlerin üzerinde bırakılmasına, Gerekçeli kararın bir örneğinin taraf vekillerine tebliğine,HMK 'nin 361/1. maddesi uyarınca kararın tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde temyiz yoluna başvurulabileceğine, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oy birliğiyle karar verildi.21/11/202

Kaynak: https://6102ttk.com/karar/60200 · sınıflandırıcı v3.2 · görünüm damgası: kmk_oncesi

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi temyiz incelemesi

Bu istinaf kararı Yargıtay 11. Hukuk Dairesince temyiz incelemesinden geçmiştir.

Onandı

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2024/922 E. 2024/9295 K. · Onandı

Tüzel kişilik perdesinin kaldırılması istisnai olup ispat şartına bağlıdır

Gerekçe özeti

Tüzel kişilik perdesinin kaldırılması istisnai bir uygulamadır; ancak her somut olayda kanuna karşı hile veya sözleşmeden doğan yükümlülüklerden kaçınma gibi durumların varlığı tespit edilirse TMK 2 uyarınca uygulanabilir. Ticaret sicil kayıtlarının aleniyeti ve geçerliliği karşısında, kayıtlarda kendisi yetkili görünen ve kayıtların sakatlığını ileri sürmeyen kişinin, şirketin gerçek sahibinin başkası olduğu iddiası ispatlanamamış sayılır.

Emsal değeri

Perdenin aralanmasının istisnai niteliği ve TMK 2'ye dayalı uygulanma koşullarına ilişkin tespit Yargıtay'ca onanmıştır.

Kavramlar: tüzel kişilik perdesinin kaldırılması perdenin aralanması dürüstlük kuralı kanuna karşı hile ticaret sicilinin aleniyeti ispat yükü

Yargıtay 11. HD kararının tam metni

11. Hukuk Dairesi         2024/922 E.  ,  2024/9295 K.

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi

SAYISI 2023/1404 Esas, 2023/1799 Karar

HÜKÜM

İstinaf başvurusunun esastan reddi

İLK DERECE MAHKEMESİ İstanbul 12. Asliye Ticaret Mahkemesi

SAYISI 2021/199 E., 2022/916 K.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

KARAR

I. DAVA

Davacı vekili dava dilekçesinde; dava dışı ... Dağıtım Hiz. Nakliye San ve Tic. A.Ş'nin gerçek sahibinin davalı ... olduğunun tespiti ile firmanın 21.04.2004 tarihinden itibaren davalı ... adına tescil edilmesini, her türlü borçlarından rücuen sorumlu tutulmasını ve müvekkilinin uğradığı 764.697,00 TL çek kaynaklı kesinleşen icra takipli borçları ve bu çeklerin karşılıksız çıkmasından kaynaklı icra ceza mahkemelerinde görülen davalarda kesinleşen 753.627,00 TL adli para cezası ile SGK ve vergi borçlarından sorumluluğun davalıda olduğunun tespitini, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydı ile İstanbul 7. İcra Ceza Mahkemesinin 2017/57 E., 2019/369 K. sayılı ilamı ile 28.950,00 TL adli para cezası, mahkeme kararının konusu olan icra takibindeki çek miktarının 30.000,00 TL maddi tazminatından davalının sorumluluğunun ve 1.000,00 TL manevi tazminatın karşılanmasını talep etmiştir.

II. CEVAP

Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacının mükerrer başvurularının reddedildiğini, adı geçenin şikayeti üzerine başlatılan soruşturma sonucunda kovuşturmaya yer olmadığına karar verildiğini, karara karşı yapılan itirazının da İstanbul 6. Sulh Ceza Mahkemesinin 2019/2474 değişik iş sayılı kararı ile reddedildiğini, soruşturma dosyasının tüm evrak ve ifade zabıtları dava dilekçesine kopyala yapıştır yapılarak eldeki dosyaya sunularak magazinsel bir kurgu yaratılmaya çalışıldığını, ifade veren bazı şahısların hiç çalışmadıkları dönemlere ilişkin şirketlerin içindeymiş gibi ifade verdikleri beyanları dahi sanki delilmiş gibi ibraz edildiğini savunarak davanın reddini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

İlk Derece Mahkemesince, ticaret sicil kayıtlarına göre dava dışı şirketin hali hazırdaki iflası nedeni ile tasfiye halinde olduğu, davacının 2010 yılından beri yönetim kurulu üyesi olup, şirketi temsile yetkili kılındığı, sicil kayıtlarının aleniliği ve geçerliliği dikkate alındığında davacının hata, hile, tehdit gibi hususlardan kaynaklanan bir şirket ortaklığı/yönetim kurulu üyeliği/şirket yetkilisi durumu olduğuna dair iddia ileri sürmediği gözetilerek sicil kayıtlarına göre davacının şirketin ortağı ve yetkilisi olduğu, şirketin imza sirkülerinde davalının temsilci olarak adı geçmekte ise de sonraki süreçlerde kayıtlarda adının yer almadığı, perdenin aralanması teorisinin uygulanmasına imkân sağlamayacağı, tüzel kişilik perdesinin kaldırılmasını icap ettiren vakaların birer istisna olduğu, her somut olayda yapılacak inceleme sonucunda kanuna karşı hile veya sözleşmeden doğan yükümlülüklerden kaçınma gibi durumların varlığı tespit edildiği takdirde tüzel kişiliğin nazara alınmasının 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 2 nci maddesine dayanılarak uygulanabileceği, işbu dava tarafları arasındaki ilişkinin bu kapsamda da değerlendirilemeyeceği, açıklanan bütün hususlar birlikte değerlendirildiğinde davacının değil de davalının şirketin sahibi olduğu ve bütün borçlardan sorumlu olduğuna dair iddianın ispatlanamadığı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekilince istinaf edilmiştir.

IV. BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI

Bölge Adliye Mahkemesince, ilk derece mahkemesi kararının usul ve yasaya uygun olduğu gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş, karar davacı vekilince temyiz edilmiştir.

V. TEMYİZ İNCELEMESİ

1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme

Dava, davalının dava dışı şirketin tek sahibi olduğunun tespiti ile bu durumun tescili ve şirketin her türlü borçlardan rücuen sorumlu tutulması ile maddi ve manevi tazminat istemlerine ilişkindir.

2. Değerlendirme

Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun 6100 sayılı Kanun'un 353 üncü maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinin (1) numaralı alt bendi uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.

VI. SONUÇ

Yukarda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz itirazının reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, aynı Kanun'un 372 nci maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, alınmadığı anlaşılan 427,60 TL temyiz ilam harcı ile 2.107,80 TL temyiz başvuru harcının temyiz eden davacıdan alınmasına, 23.12.2024 tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.

Bu sitedeki içerik bilgilendirme amaçlıdır; hukuki görüş veya tavsiye değildir. Resmî metin için mevzuat.gov.tr esastır.