6102TTK Türk Ticaret Kanunu

Şirket ihyası davasının temyiz kabiliyeti ve ihyada hukuki yarar

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2020/896 E. 2020/2519 K. ·

OnandıKesin

★ Emsal

Mahkemenin nitelemesi: Ticari şirketler

Gerekçe özeti

Şirket ihyası davaları HMK 382 kapsamında çekişmesiz yargı işi sayılamayacağından bu davalarda verilen bölge adliye mahkemesi kararları kesin nitelikte olmayıp temyiz kabiliyeti taşır; mahkemenin kararına atfettiği kesinlik nitelemesi, kesinlik için kanunda aranan objektif koşulların varlığı yönünden Yargıtayca denetlenir. Esasa ilişkin olarak, kesinleşmiş fakat tahsil edilememiş bir alacak varken, alacağın doğduğu dava sürerken sicilden terkin edilen şirketin ihyasında davacının hukuki yararı bulunur ve tasfiyesi tamamlanmış şirket ek tasfiye işlemleri için ihya edilebilir.

Ele alınan sorunlar

Şirket ihyası kararının çekişmesiz yargı işi sayılıp kesin nitelikte olup olmadığı ve temyiz kabiliyeti → kabul

Gerekçe: Bir kararın kesinlik nitelemesi, mahkemenin kararına atfettiği mahiyetten bağımsız olarak, kesinlik için kanunda öngörülen objektif neden ve koşulların bulunup bulunmadığının denetlenmesiyle belirlenir; ilk derece mahkemelerinin kesin olduğu kararlar bakımından bölge adliye mahkemelerine HMK 346 ile tanınan yerindelik denetimi yetkisi, HMK 366 uyarınca kıyasen, bölge adliye mahkemelerinin kesin saydığı kararlar bakımından temyiz mercii Yargıtay'a da tanınmıştır; bölge adliye mahkemesinin esasa yönelik kararı bulunmadığından bahisle bu denetimin yapılamayacağı savunulamaz. HMK 382/1'de çekişmesiz yargı ölçütü açıklanmış, 382/2'de bu kapsamdaki işler sayılmış olup şirket ihyası davalarına yer verilmemiştir; niteliği itibariyle de ihya davası çekişmesiz yargı işi sayılamaz. Bu nedenle bölge adliye mahkemesi kararının kesin nitelikte olduğundan söz edilemez, kararın temyiz kabiliyeti bulunmaktadır.

Gerekçe kaynağı: özgün

Kesinleşen ve tahsil edilemeyen alacak bulunması halinde sicilden terkin edilen şirketin ihyasında hukuki yararın bulunması → kabul

Gerekçe: Dava dışı şirket terkin edildikten sonra davalar açılmış, terkine ilişkin bildirimler yapılmamış ve başlatılan icra takibi terkin nedeniyle iptal edilmiş, davacının kesinleşen işçilik alacakları tahsil edilememiştir. Soyut ve ileride açılacak davalar için ihya kararı verilemezse de, kesinleşmiş ve tahsil edilememiş bir alacak mevcuttur; işçilik alacağı için açılan dava devam ederken sicilden terkin edilen şirketin ihyasının usulüne uygun yapıldığı kabul edilemez. Takip tarihi itibariyle şirketin hayatiyetinin bulunması gerektiğinden, tasfiyesi tamamlanmış olsa dahi ek tasfiye işlemleri için şirket ihya edilebilir; bu nedenle davacının şirketin ihyasını istemekte hukuki yararı vardır. (Yargıtay'ca onanan Bölge Adliye Mahkemesi gerekçesi)

Emsal değeri

Şirket ihyası davasının çekişmesiz yargı işi sayılamayıp bu davalardaki BAM kararlarının temyiz edilebilir olması ve kesinleşmiş-tahsil edilememiş alacak bulunması halinde ihyada hukuki yararın bulunması bakımından emsal değer taşır.

Usul tespitleri

Dava şartı
hukuki yarar

Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
şirket ihyası ek tasfiye sicilden terkin çekişmesiz yargı kesinlik denetimi yerindelik denetimi temyiz kabiliyeti hukuki yarar

Atıf yapılan mevzuat: HMK — HMK 382/1HMK 382/2HMK 346HMK 366 · TTK — TTK 547

Karar metni

Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster

11. Hukuk Dairesi         2020/896 E.  ,  2020/2519 K.

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

Taraflar arasında görülen davada Bakırköy 2. Asliye Ticaret Mahkemesince verilen 18/09/2019 tarih ve 2019/184 E- 2019/924 K. sayılı kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf isteminin kabulüne dair İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi'nce verilen 19/12/2019 tarih ve 2019/2335 E- 2019/1607 K. sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davalı ... vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:

Davacı vekili, Velsan Elektronik San ve Tic Ltd. Şti’nin çalışanı olan müvekkilinin Bakırköy 9. İş Mahkemesinin 2012/533 E. sayılı dosyasında açtığı işçi alacağına ilişkin davayı kazandığını, bu ilam henüz kesinleşmeden Bakırköy 6.İcra Müdürlüğü’nün 2015/17965 E. sayılı dosyasında takibe girişildiğini, bu takipte talep edilen faize ihyası istenen şirket tarafından itiraz edildiğini ve talebin kısmen kabul edildiğini, akabinde İş Mahkemesi kararının temyiz edilmesi üzerine bozulmasını müteakip uyulan bozma neticesinde bu defa Bakırköy 9. İş Mahkemesince 2018/74 E.- 2019/924 K. sayılı kararın verildiğini, verilen karar üzerine Bakırköy 6.İcra Müdürlüğü’nde takibin yenilendiğini ve 2019/1188 nolu takibin yürütüldüğünü, bu takibe de ihyası istenen şirket tarafından Bakırköy 10.

İcra Hukuk Mahkemesi'nin 2018/57 E. sayılı dosyasında şirket tasfiye edildiğinden ve tüzel kişiliği son bulduğundan takibin iptali istemli dava açıldığını, bu davanın kabul edildiğini ve usule aykırı olarak kesinleştiğini, bu kesinleşmeye ayrıca itiraz ettiklerini, halbuki ihyası istenen şirketin 27.03.2014 tarihinde ticaret sicilinden terkin edildiğini, terkin sonrası bu tip taleplerin dahi dinlenmemesi gerektiğini, Velsan Elektronik San ve Tic Ltd. Şti’nin usul ve yasaya aykırı olarak tasfiyesi tamamlanarak terkin edildiğini ve bundan tasfiye memuru davalı ...'ün sorumlu olduğunu ileri sürerek Velsan Elektronik San ve Tic Ltd. Şti’nin ihyasına karar verilmesini talep etmiştir.

Davalı ... Müdürlüğü vekili, tasfiye aşamasında sorumluluğun tasfiye memuruna ait olduğunu, müvekkili yasal hasım olduğundan aleyhine yargılama giderine hükmolunmaması gerektiğini savunmuştur.

Davalı tasfiye memuru ... vekili, iş mahkemesindeki davanın tasfiye kararı alındıktan 7 ay sonra olmayan bir şirkete karşı açıldığını savunarak davanın reddini istemiştir.

İlk Derece Mahkemesince, ihyası istenen sicilden terkin edilen şirket aleyhine derdest olan herhangi bir dava bulunmadığı, her dava gibi ihya isteminde de davacının davayı açmakta hukuki yararının aranacağı, somut olayda ihya isteminde hukuki yarar bulunmadığı, öte yandan şirketin ihyasını davacının ihya kararından sonraki iradesine tabi tutmanın da TTK'daki ihyanın amacına aykırı olacağı gerekçesiyle açılan davanın hukuki yarar yokluğundan reddine karar verilmiştir.

Karara karşı davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur.

İstanbul Bölge Adliye Mahkemesince, tüm dosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebeplerine göre, dava dışı şirket terkin edildikten sonra davalar açıldığı, şirketin terkin edildiğine ilişkin bildirimlerin yapılmadığı ve sonuçta başlatılan icra takibinin de terkin nedeniyle iptaline karar verildiği, davacının Yargıtayca onanarak kesinleşen işçilik alacaklarının tahsil edilemediği, her ne kadar soyut belirsiz ileride açılacak davalar için ihya kararı verilemezse de kesinleşen ve tahsil edilmeyen bir alacağın mevcut olduğu, işçilik alacağı için açılan dava devam ederken sicilden terkin edilen şirketin ihyasının usulüne uygun olarak yapıldığının kabul edilemeyeceği, şirketin tüzel kişiliğinin ihyasını istemekte davacının hukuki yararının bulunduğu, takip tarihi itibariyle şirketin hayatiyetinin mevcut olması gerektiği, şirketin tasfiyesi tamamlanmış olmasına rağmen ek tasfiye işlemleri için ihya edilebileceği gerekçesiyle, davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüyle, Bakırköy 2.

Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 18.09.2019 tarihli 2019/184 E.-2019/924 K. sayılı kararının HMK.'nın 353(1)b-2 maddesi gereği kaldırılmasına; İstanbul Ticaret Sicil Müdürlüğü'nün 325995-0 sicil numarasında kayıtlı iken tasfiye sonucu terkin edilen Tasfiye Halinde Velsan Elektronik Sanayii ve Ticaret limited Şirketi'nin Bakırköy 9.İş Mahkemesinin 2018/74 E. -2018/355 K. sayılı ilamı ile hükmedilen davacının işçilik alacaklarının tahsili için icra takibi başlatmak üzere TTK 547. maddesi uyarınca ihyasına, tasfiye memuru olarak re'sen ...'ün atanmasına, kararın ticaret sicilinde tescil ve ilanına karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı, davalı ... vekili tarafından temyiz edilmiştir.

İncelenen Bölge Adliye Mahkemesince esastan verilen nihai kararda, şirket ihyası taleplerinin çekişmesiz yargı işi olduğundan bahisle verilen kararın kesin nitelikte olduğu belirtilmiş olduğu anlaşılmaktadır. Bu durumda, verilen kararın, öncelikle kanunda öngörülen “kesinlik” koşullarını haiz olup olmadığının incelenmesi gerekmektedir. Bu incelemenin “yerindelik” denetimi niteliğinde yapılması gerektiği, yerindeliğin ise Bölge Adliye Mahkemesinin kararına atfettiği mahiyet ve bu mahiyete bağlı öngörülen kesinlikten bağımsız olarak, bunların varlığı için kanunda yer verilen objektif nitelikteki neden ve koşulların bulunup bulunmadığının değerlendirilmesi ile mümkün olabileceği açıktır. Esasen, ilk derece mahkemelerinin “kesin” olduğundan bahisle vermiş olduğu kararlar bakımından bölge adliye mahkemelerine HMK'nın 346.

maddesi ile verilen yerindelik denetimi yapma yetkisinin, aynı Kanunun 366. madde hükmü göz ardı edilerek, bölge adliye mahkemelerinin kesin olduğuna hükmettiği kararlar bakımından temyiz inceleme mercii olarak öngörülen Yargıtay’a tanınmadığından bahsetmek mümkün değildir. Anılan 366. maddenin öngördüğü üzere, işin niteliğine uygun biçimde ve kıyasen uygulanması gereken 346. maddenin, bu gibi durumlarda bölge adliye mahkemesinin esasa yönelik bir kararı bulunmadığından bahisle, Yargıtay incelemesi sırasında hiç nazara alınamayacağı gibi bir görüşün savunulması da doğru olmaz.

HMK'nın 382/1. maddesinde, uyuşmazlığın, hangi ölçütlere göre çekişmesiz yargı işi sayılacağının açıklanmasıyla birlikte kanunun 382/2. maddesinde çekişmesiz yargı kapsamında olan işler sayılmış, ancak şirket ihyası davalarına bu madde kapsamında yer verilmemiştir. İhya davalarının niteliği itibariyle de çekişmesiz yargı işi olarak kabulü mümkün değildir. Şu halde, temyiz istemine konu Bölge Adliye Mahkemesi kararının kesin nitelikte olduğundan bahsedilemeyecek olmasına göre verilen kararın temyiz kabiliyetinin bulunduğu ve davalı vekili tarafından ileri sürülen temyiz nedenlerinin incelenmesi gerektiği kanısına varılmıştır.

Davalı vekilinin temyiz itirazının incelenmesine gelince, ilk derece mahkemesince verilen karara yönelik olarak yapılan istinaf başvurusu üzerine HMK’nın 355. vd. maddeleri kapsamında yöntemince yapılan inceleme sonucunda Bölge Adliye Mahkemesince esastan verilen nihai kararda, dosya kapsamına göre saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kurallarına aykırı bir yön bulunmadığı gibi HMK’nın 369/1. ve 371. maddelerinin uygulanmasını gerektirici nedenlerin de bulunmamasına göre usul ve yasaya uygun Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.

SONUÇ

Yukarda açıklanan nedenlerle, davalı ... vekilinin temyiz isteminin reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK'nın 370/1. maddesi uyarınca ONANMASINA, HMK'nın 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, temyiz harcı peşin alındığından başkaca harç alınmasına mahal olmadığına, 01/06/2020 tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.

Kaynak: https://6102ttk.com/karar/600159000 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz

İncelenen istinaf kararı — İst. BAM 12. HD

Bu Yargıtay 11. HD kararı, aşağıdaki İstinaf Dairesi kararının temyiz incelemesidir. Temyiz sonucu: Onandı

İstanbul BAM 12. Hukuk Dairesi · 2019/2335 E. 2019/1607 K.

Terkin edilen şirketin ihyasında hukuki yarar: tahsil edilemeyen kesin alacak

Gerekçe özeti

Sicilden terkin edilen bir şirket aleyhine açılmış ve kesinleşmiş, ancak şirketin tüzel kişiliğinin bulunmaması nedeniyle icra takibi yoluyla tahsil edilemeyen bir alacağın varlığı sabit olduğunda, ilgili kişinin TTK 547. madde uyarınca ek tasfiye işlemleri yapılmak üzere şirketin ihyasını istemekte hukuki yararı vardır; soyut ve ileride açılacak belirsiz davalar için ihya kararı verilemezse de, somut ve kesinleşmiş bir alacağın tahsil edilememesi hukuki yararı doğurur. Ayrıca, ek tasfiye işlemleri amacıyla açılan şirket ihyası davaları çekişmesiz yargı işi niteliğinde olduğundan, bu davalarda istinaf incelemesi sonucunda verilen kararlar kesindir, temyiz yolu açık değildir.

Emsal değeri

Karar, hem terkin edilen şirketin ihyasında hukuki yararın hangi koşullarda (kesinleşmiş ve tahsil edilemeyen alacağın varlığı) mevcut olacağı konusunda hem de şirket ihyası davalarının Yargıtay Hukuk Genel Kurulu içtihadı doğrultusunda çekişmesiz yargı işi sayılarak kanun yolu bakımından kesin olduğu yönünde emsal niteliği taşımaktadır.

Kavramlar: şirketin ihyası ek tasfiye hukuki yarar taraf ehliyeti çekişmesiz yargı işi tasfiye memuru sicilden terkin

İstinaf (12. HD) kararının tam metni

T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
12. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO 2019/2335

KARAR NO 2019/1607

TÜRK MİLLETİ ADINA

İSTİNAF KARARI

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ BAKIRKÖY 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ 18/09/2019

NUMARASI 2019/184 Esas-2019/924 Karar

DAVA

Şirketin İhyası

İSTİNAF KARAR TARİHİ 19/12/2019

Davanın hukuki yarar yokluğundan reddine ilişkin hükmün davacı vekilince istinaf edilmesi üzerine dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;

DAVA

Davacı vekili, ... San ve Tic Ltd. Şti’nin 14/01/2016 tarihinde Bakırköy 9. İş Mahkemesinin 2012/533 esas sayılı dosyasının ve Bakırköy ....İcra Müdürlüğü’nün ... esas sayılı dosyasının hukuka aykırı şekilde taraf ehliyeti olmaksızın kesinleştirildiğini belirterek davanın kabulü ile ... San ve Tic Ltd Şti’nin ihyasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

CEVAP

Davalı ... Müdürlüğü vekili cevap dilekçesinde tasfiye aşamasında sorumluluğun tasfiye memuruna ait olduğunu belirterek yasal hasım konumunda olan müvekkili aleyhine yargılama giderine hükmolunmamasını talep etmiştir.Davalı tasfiye memuru ... vekili , İş mahkemesinde açılan davanın tasfiye kararı alındıktan 7 ay sonra olmayan bir şirkete karşı açıldığını ,zamanında ihtiyati tedbir talep etmeyen davacının 7 yıl sonra açtığı davanın zamanaşımı ve hak düşürücü süreden davanın reddini talep etmiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

Mahkemece, Davacı tarafça sicilden terkin edilen şirketin ihyası istemiyle işbu dava açılmış ise de,Bakırköy 10.İcra Hukuk Mahkemesi’nin 2018/57 Esas, 2019/56 karar sayılı dosyasının tetkikinden, ... ve ... şirketi tarafından davalılar ... aleyhine Bakırköy ....İcra Müdürlüğü’nün .... esas sayılı icra takibinin dosya borçlusu ... şirketinin tasfiye ile tüzel kişiliğinin sona erdiği ve tüzel kişiliği olmayan şirkete karşı takibin devamı mümkün olmadığından takibin iptali istemiyle dava açıldığı, yapılan yargılama neticesinde davanın kabulü ile takibin iptaline karar verildiği, davalı tarafından istinaf harcı yatırılmadığından istinaf isteminden vazgeçmiş sayılmasına karar verildiği, davacı şirket tarafından ihyası istenen sicilden terkin edilen şirket aleyhine derdest olan herhangi bir dava bulunmadığı, her dava gibi ihya isteminde de davacı şirketin davayı açmakta hukuki yararı bulunması gerektiği, ihya isteminde hukuki yarar bulunmadığı gibi, şirketin ihyasını davacının ihya kararından sonraki iradesine tabi tutmak da TTK'daki ihyanın amacına aykırı olduğu gerekçesiyle açılan davanın hukuki yarar yokluğundan reddine karar verilmiştir.

İSTİNAF SEBEPLERİ

Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde; işçilik hak ve alacaklarını tahsil edemeyen müvekkilinin dava açmakta hukuki yararının olduğunu, şirketin 2015 yılında tasfiyesini sona erdirmesine rağmen 28/12/2018 tarihinde müvekiline davacı sıfatıyla dava açarak, Bakırköy .... İcra Müdürlüğü'nün ... esas sayılı dosyası ile takibe konulan müvekkilinin ilamlı alacağında faize itiraz ettiklerini, tasfiye sürecinde şirketin tüzel kişiliğinin devam ettiğini, taraf ehliyetinin, usul hukuku kapsamında öngörülen haklardan istifade etme ehliyeti olduğunu, maddi hukuka göre belirlenmesine rağmen hak sahibinin dava hakkını içerdiğinden usul hukukunda da yer aldığını, müvekkilinin şirketin tasfiyesinden önce doğmuş işçilik hak ve alacakları alınmadığından taraf ehliyetine ve davanın açılmasında hukuki yarara sahip olduğunu belirterek, kararın bozulmasını talep etmiştir.

GEREKÇE

Dava; sicilden terkin edilen şirketin ihyası talebine ilişkindir. TTK' nun 547. maddesinde "Tasfiyenin kapanmasından sonra ek tasfiye işlemlerinin yapılmasının zorunlu olduğu anlaşılırsa, son tasfiye memurlarının, yönetim kurulu üyelerinin, pay sahibi veya alacaklıların, şirket merkezinin bulunduğu yerde ki asliye ticaret mahkemesinden bu ek işlemler tamamlanıncaya kadar şirketin yeniden tescilini isteyebilecekleri, mahkemenin istemin yerinde olduğuna kanaat getirirse ek tasfiye için yeniden tesciline ve bu işlemleri yapmaları için tasfiye memuru atayacağı düzenlenmiştir. Dosya arasına celbedilen ticaret sicil kaydının incelenmesinde ... sicil nolu Tasfiye Halinde ... San ve Tic Ltd. Şti'nin tasfiyesinin 27/03/2014 tarihinde sona erdiği 31/03/2014 tarihinde tescil edildiğinden sicil kaydının terkin edildiği anlaşılmaktadır.

Dosyanın bütünüyle incelenmesinde davacının işçilik alacakları için Bakırköy 9.İş Mahkemesinin 2012/533 esas sayılı dosyasında terkin olan şirket aleyhine dava açtığı ,davanın kabulune karar verildiği ,temyiz üzerine Yargıtay 9 HD nin 2016/1834 esas -2018/92 karar sayılı ilamı ile davacının ... nezdinde çalışması olmadığından adı geçen hakkında ki davanın kısmen kabulune karar verilmesi ve vekalet ücreti takdiri bakımından hükmün bozulduğu; bozmadan sonra mahkemenin 2018/74 esas sayısını aldığı ve bozmaya uyularak davalı Velsan ..ltd.şti hakkındaki davanın kısmen kabulune işçilik alacaklarının davalı şirketten tahsiline karar verilmiş ve terkin edilen şirket aleyhinde ki hüküm Yargıtay 9 HD nin 2018/9826 esas 2018/22121 karar sayılı ve 03/12/2018 tarihli ilamı ile onanmıştır.Bozmadan evvel verilen ilam davacı tarafından Bakırköy....İcra Dairesinin ...

esasında ilamlı icraya konu edilmiş,borçlu terkin edilen şirket tarafından işlemiş faiz bakımından şikayet yoluna gidilmiş ve Bakırköy 5.İcra Hukuk Mahkemesinin 2015/1274 esas -2016/500 karar ve 13/05/2016 karar tarihli ilamı ile faize yönelik şikayeti kabul edilmiştir. Akabinde 28/12/2018 tarihinde; takip başlatıldığında şirketin tüzel kişiliği bulunmadığından takibin iptalini talep etmiş ve Bakırköy 10 İcra Hukuk Mahkemesinin 2018/57 esas -2019/56 karar sayılı ve 15/02/2019 tarihli ilamı ile " taraf ehliyeti kamu düzeni ile ilgili olup hakimin bu durumu re'sen gözönünde bulundurması ,sicilden terkin edilen şirket hakkında takibe başlanması ve takip işlemlerine devam edilmesi durumunda yapılan işlemlerin hukuken yok hükmünde olduğu" gerekçesiyle takibin iptaline karar verilmiştir.Buna göre ;davadışı şirketin terkin edildikten sonra davalar açıldığı,şirketin terkin edildiğine ilişkin bildirimlerin yapılmadığı ve sonuçta başlatılan icra takibinin de terkin nedeniyle iptaline karar verildiği anlaşılmakla ,davacının Yargıtayca onanarak kesinleşen işçilik alacaklarının tahsil edilemediği de ortadadır.

Soyut belirsiz ileride açılacak davalar için ihya kararı verilemez ise de kesinleşen ve tahsil edilmeyen bir alacağın mevcut olduğu sabit olduğundan işçilik alacağı için açılan dava devam ederken sicilden terkin edilen şirketin ihyasının usulune uygun olarak yapıldığının kabulü mümkün olmadığından ,şirketin tüzel kişiliğinin ihyası gerekli olup davacının da ihya istemek te hukuki yararı bulunmaktadır. Aksini kabül uyuşmazlığı çözümsüz bırakacaktır. Takip tarihi itibariyle şirketin hayatiyetinin mevcut olmasıgerekmektedir.Davanın kabulü gerekirken reddine karar verilmesi doğru görülmemiş ,ancak yargılamada bir eksiklik bulunmadığından hükmün kaldırılmasına , TTK'nın 547. maddesi gereğince tasfiyenin kapanmasından sonra ek tasfiye işlemlerinin yapılmasının zorunlu olduğundan Bakırköy 9.İş Mahkemesinin 2018/74 esas -2018/355 karar sayılı ilamı ile hükmedilen alacaklarının tahsili için icra takibi başlatmak üzere ihyasına ,kararın ticaret sicilinde tescil ve ilanına ve eski tasfiye memuru davalı ...'ün tasfiye memuru atanmasına karar verilmiştir.Dairemizce;

Yargıtay 11. H.D.nin yerleşik uygulaması gereği tüzel kişiliğin ihyası davalarında istinaf incelemesi neticesinde temyiz yolu açık olarak hüküm verilmekte iken; Yargıtay HGKnun 2017/11-2924 esas 2018/1935 karar sayılı ve 13.12.2018 tarihli ilamı ile şirket davalarında yargılama usulünün düzenlendiği TTK 1521. maddesin de açılacak davalarda basit yargılama usulünün uygulanacağı, HMK nun 382. maddesinde bir işin çekişmesiz yargı işi olup olmadığının tesbiti için belirtilen ölçütlerden "ilgililer arasında ki uyuşmazlık olmayan haller" ve "ilgililerin ileri sürülebileceği herhangi bir hakkının bulunmadığı haller" şeklinde belirtilen ölçütler dikkate alındığında, ek tasfiyenin çekişmesiz yargı işi olduğu" nun tesbit edilmesi ve bu tesbitlerin benimsenmesi nedeniyle, daha evvel ki uygulamadan dönülerek çekişmesiz yargı işlerinde temyiz yolu açık bulunmadığından kesin olarak karar verilmiştir.

HÜKÜM

Yukarıda açıklanan nedenlerle: Davacı vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜNE, Bakırköy 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2019/184 Esas-2019/924 Karar sayılı ve 18/09/2019 tarihli kararının, HMK.'nun 353(1)b-2 gereği KALDIRILMASINA; İstanbul Ticaret Sicil Müdürlüğü'nün ... sicil nosunda kayıtlı iken tasfiye sonucu terkin edilen Tasfiye Halinde ... Sanayii ve Ticaret limited Şirketi'nin Bakırköy 9.İş Mahkemesinin 2018/74 esas -2018/355 karar sayılı ilamı ile hükmedilen davacının işçilik alacaklarının tahsili için icra takibi başlatmak üzere TTK 547.maddesi uyarınca ihyasına, Tasfiye memuru olarak re'sen ...'ün atanmasına, kararın ticaret sicilinde tescil ve ilanına,İlk derece yargılamasına ilişkin olarak;

Karar harcı 44,40 -TL peşin alındığından ayrıca harç alınmasına yer olmadığına, Davacı tarafından peşin olarak yatırılan 95,20-TL harcın davalı ...'ten tahsili ile davacıya ödenmesine,Davacı tarafından yargılama ve istinaf aşamalarında yapılan 240,10-TL tebligat ve müzekkere giderinden ibaret yargı giderinin davalı tasfiye memuru ...'ten tahsili ile davacıya ödenmesine,Davacı kendisini vekille temsil ettirdiğinden karar tarihinde geçerli A.A.Ü.T. uyarınca 2.725-TL vekalet ücretinin davalı ...'ten alınarak davacıya verilmesine,Taraflarca yatırılan ancak sarf edilmeyen gider avansının yatıran tarafa iadesine,İstinaf yoluna başvuran davacı tarafından yatırılan 44,40- TL peşin istinaf karar harcının kendisine iadesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda HMK.'nun 362(1)-ç maddesi gereğine kesin olmak üzere, oy birliği ile karar verildi.

19/12/2019

Bu sitedeki içerik bilgilendirme amaçlıdır; hukuki görüş veya tavsiye değildir. Resmî metin için mevzuat.gov.tr esastır.