Alacak
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2019/2934 E. 2020/1645 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
gerekçe-hüküm çelişkisi↗ hmk 297↗ ortaklık sözleşmesi↗ kaydileştirme↗ sermaye piyasası kanunu↗ ba formu↗ kanun yolu↗ maktu vekalet ücreti↗ sözleşmeye aykırılık↗ hisse senedi↗ denetime elverişlilik↗ sebepsiz zenginleşme↗ ortaklık ilişkisi↗ haksız fiil↗ yargılama gideri↗ menfi tespit↗ dahili dava↗ vekalet ücreti↗ avans faizi↗ karar verilmesine yer olmadığına↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu, bozma ilamı ve tüm dosya kapsamına göre, davacının Yimpaş A.Ş.'ye ortak olmadığının sabit olduğu, yurt dışında bulunan Yimpaş grubu şirketleri ile Yurt içinde bulunan Yimpaş şirketleri arasında bağ olduğu, davalı şirket ve yetkililerinin, pay senedi çıkarma yetkisi olmaksızın, nominal değerin üzerindeki bedel üzerinden "hisse devir kabul sözleşmesi" ve "hisse senedi talep formu" ile eldeki davada olduğu gibi "Ortaklık Sözleşmesi" adlı belgeler ile yüksek kâr vaadi ve istenildiği zaman para iadesi vaadi ile, davacı gerçek kişilerin iradesini fesada uğrattığı, her ne kadar davacı kendini davalı şirkete ortak zannetse de taraflar arasında sahih bir ortaklık ilişkisinin kurulmadığı, davalıların para toplama eylemi hukuka aykırı olduğundan haksız fiil kapsamında kaldığı, davalı ...'ın davalı şirketin faaliyeti kapsamında para toplama eylemini esasen yönlendiren kişilerin başında gelmesi ve dosya içerisine alınan ceza dosyaları ile de sabit olduğu üzere vaki haksız fiilden kaynaklı olarakdavalı şirket ile sorumlu olduğu, 25.000 DM karşılığı olan 12.782,29 EURO’nun dava tarihi (30/12/2011) karşılığının 31.435,48 TL olduğu gerekçesi ile, açılan davanın kısmen kabulüne, 31.435,48 TL nin dava tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalılardan tahsili ile davacıya ödenmesine karar verilmiştir.
Karar, davacı vekili ve davalılar vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1-Dava, geçerli şekilde ortaklık ilişkisinin kurulmaması sebebiyle bu amaçla verilen paranın tahsili istemine ilişkindir. Mahkemece yukarıda özetlenen gerekçe ile davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Yargıtay incelemesi ancak bir kararın somut olaya uygun gerekçe taşıması halinde mümkün olabilir. Öte yandan, yazılacak kararın gerekçesiyle hüküm kısmı arasında bütünsellik esastır. Gerekçe ile hüküm birbirine bağlı olup, çelişki bulunmaması gerekir. HMK’nın 298/2. maddesinde de gerekçeli kararın, tefhim edilen hüküm sonucuna aykırı olamayacağı açıkça düzenlenmiş bulunmaktadır. Somut olayda, mahkemece hükmün gerekçe bölümünde davacının geçerli bir ortaklık ilişkisi kurulmadığının tespiti talebinin de kabul edildiği belirtilmesine rağmen, hüküm fıkrasında bu hususta bir karar verilmemiştir. Bu durum karşısında, maddi olaya ve talebe uygun, denetime elverişli gerekçeli karar oluşturulmak gerekirken Anayasa ile 6100 sayılı HMK'nın 297 ve 298. maddelerinde belirtilen unsurlardan yoksun, gerekçe hüküm çelişkisi içeren karar verilmesi doğru görülmemiş, kararın öncelikle bu nedenle re’sen bozulması gerekmiştir.
2-Ayrıca, 07.12.2019 tarih, 30971 sayılı Resmi Gazete'de yayınlanan 7194 sayılı Dijital Hizmet Vergisi ile Bazı Kanunlarda ve 375 Sayılı Kanun Hükmünde Kararnamede Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun'un 41. maddesinde 25/3/1987 tarihli ve 3332 sayılı Sermaye Piyasasının Teşviki, Sermayenin Tabana Yaygınlaştırılması ve Ekonomiyi Düzenlemede Alınacak Tedbirler İle 5422 Sayılı Kurumlar Vergisi Kanunu, 213 Sayılı Vergi Usul Kanunu ve 3182 Sayılı Bankalar Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanuna aşağıdaki geçici maddenin eklendiği belirtilmiş olup, işbu geçici 4. maddede ''31/12/2014 tarihine kadar, pay sahibi sayısı nedeniyle payları halka arz olunmuş sayılan ve payları borsada işlem gören anonim ortaklıklar tarafından doğrudan veya dolaylı olarak nominal ya da primli değer üzerinden pay veya pay adı altında satışı yapılmış olan her türlü araç, 6/12/2012 tarihli ve 6362 sayılı Sermaye Piyasası Kanununun kaydileştirmeye ilişkin şartlarına tabi olmaksızın 29/6/1956 tarihli ve 6762 sayılı mülga Türk Ticaret Kanunu ile 13/1/2011 tarihli ve 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu kapsamında pay addolunur, bu ortaklıklara yapılan ödemeler pay karşılığı yapılmış kabul edilir ve ortaklık ilişkisi kurulmuş sayılır. Bu payların kaydileştirilmemiş olması ortaklık haklarına halel getirmeyeceği gibi ortaklık ilişkisinin kurulmadığı da iddia edilemez. Birinci fıkra kapsamında kurulmuş olan ortaklık ilişkileri hakkında; geçerli bir ortaklık ilişkisi bulunmadığı veya primli pay satışı yapıldığı ileri sürülerek sebepsiz zenginleşme, haksız fiil, sözleşme öncesi görüşmelere aykırılık veya sözleşmeye aykırılık nedenlerine dayalı olarak açılan ve kanun yolu incelemesindekiler dahil görülmekte olan menfi tespit, tazminat veya alacak davalarında, karar verilmesine yer olmadığına dair karar verilir ve yargılama gideri ile maktu vekalet ücreti ortaklık üzerinde bırakılır.” hükmü düzenlenmiş, aynı Kanun'un 52/1-h maddesinde de işbu hükmün yayımı tarihinde yürürlüğe gireceği hükme bağlanmıştır.
Bu durum karşısında, mahkemece taraf iddia ve savunmalarının Sermaye Piyasası Kanunu'nun 16. maddesi ve anılan yasal düzenleme kapsamında değerlendirilerek sonucuna göre bir karar vermek üzere kararın re'sen bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
3-Bozma sebep ve şekline göre davacı vekili ve davalılar vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik gerek görülmemiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Alacak 🔁 aynen tekrar
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2019/2759 E. 2020/1642 K.
Ortak:kaydileştirme · ba formu · kanun yolu · maktu vekalet ücreti · sözleşmeye aykırılık · hisse senedi · denetime elverişlilik · sebepsiz zenginleşme · Alacak
İncelediğiniz karardaBirinci fıkra kapsamında kurulmuş olan «ortaklık ilişkileri» hakkında; geçerli bir ortaklık ilişkisi bulunmadığı veya primli pay satışı yapıldığı ileri sürülerek «sebepsiz zenginleşme», «haksız fiil», sözleşme öncesi görüşmelere aykırılık veya «sözleşmeye aykırılık» nedenlerine dayalı olarak açılan ve «kanun yolu» incelemesindekiler «dahil» görülmekte olan «menfi tespit», tazminat veya alacak davalarında, karar «verilmesine yer olmadığına» dair karar verilir ve «yargılama gideri» ile «maktu vekalet ücreti» ortaklık üzerinde bırakılır.” hükmü düzenlenmiş, aynı Kanun'un 52/1-h maddesinde de işbu hükmün yayımı tarihinde yürürlüğe gireceği hükme bağlanmıştır.
… da bağ olduğu, davalı şirket ve yetkililerinin, pay senedi çıkarma yetkisi olmaksızın, nominal değerin üzerindeki bedel üzerinden "hisse devir kabul sözleşmesi" ve "«hisse senedi» talep «formu»" ile eldeki davada olduğu gibi "Ortaklık Sözleşmesi" adlı belgeler ile yüksek kâr vaadi ve istenildiği zaman para iadesi vaadi ile, davacı gerçek kişilerin iradesini fesada uğrattığı, her ne kadar davacı kendini davalı şirkete ortak zannetse de taraflar arasında sahih bir «ortaklık ilişkisinin» kurulmadığı, davalıların para toplama eylemi hukuka aykırı olduğundan «haksız fiil» kapsamında kaldığı, davalı ...'ın davalı şirketin faaliyeti kapsamında para toplama eylemini esasen yönlendiren kişilerin başında gelmesi ve dosya içerisine alınan ceza dosyaları ile de sabit olduğu üzere vaki haksız fiilden kaynaklı olarakdavalı şirket ile sorumlu olduğu, 25.000 DM karşılığı olan 12.782,29 EURO’nun dava tarihi (30/12/2011) karşılığının 31.435,48 TL olduğu gerekçesi ile, açılan davanın kısmen kabulüne, 31.435,48 TL nin dava tarihinden itibaren işleyecek «avans faizi» ile birlikte davalılardan tahsili ile davacıya ödenmesine karar verilmiştir.
Bu durum karşısında, maddi olaya ve talebe uygun, «denetime elverişli» gerekçeli karar oluşturulmak gerekirken Anayasa ile 6100 sayılı HMK'nın 297 ve 298. maddelerinde belirtilen unsurlardan yoksun, gerekçe hüküm çelişkisi içeren karar verilmesi doğru görülmemiş, kararın öncelikle bu nedenle re’sen bozulması gerekmiştir.
Benzer bu karardaBirinci fıkra kapsamında kurulmuş olan «ortaklık ilişkileri» hakkında; geçerli bir ortaklık ilişkisi bulunmadığı veya primli pay satışı yapıldığı ileri sürülerek «sebepsiz zenginleşme», «haksız fiil», sözleşme öncesi görüşmelere aykırılık veya «sözleşmeye aykırılık» nedenlerine dayalı olarak açılan ve «kanun yolu» incelemesindekiler «dahil» görülmekte olan «menfi tespit», tazminat veya alacak davalarında, karar «verilmesine yer olmadığına» dair karar verilir ve «yargılama gideri» ile «maktu vekalet ücreti» ortaklık üzerinde bırakılır.” hükmü düzenlenmiş, aynı Kanun'un 52/1-h maddesinde de işbu hükmün yayımı tarihinde yürürlüğe gireceği hükme bağlanmıştır.
… da bağ olduğu, davalı şirket ve yetkililerinin, pay senedi çıkarma yetkisi olmaksızın, nominal değerin üzerindeki bedel üzerinden "hisse devir kabul sözleşmesi" ve "«hisse senedi» talep «formu»" ile eldeki davada olduğu gibi "Ortaklık Sözleşmesi" adlı belgeler ile yüksek kar vaadi ve istenildiği zaman para iadesi vaadi ile, davacı gerçek kişilerin iradesini fesada uğrattığı, her ne kadar davacı kendini davalı şirkete ortak zannetse de taraflar arasında sahih bir «ortaklık ilişkisinin» kurulmadığı, davalıların para toplama eylemi hukuka aykırı olduğundan «haksız fiil» kapsamında kaldığı, davalı ...'ın davalı şirketin faaliyeti kapsamında para toplama eylemini esasen yönlendiren kişilerin başında gelmesi ve dosya içerisine alınan ceza dosyaları ile de sabit olduğu üzere vaki haksız fiilden kaynaklı olarak davalı şirket ile sorumlu olduğu gerekçesi ile 15.000 DM'nin dava tarihi (21/08/2013) karşılığı 20.177,34 TL olduğu ancak «taleple bağlılık ilkesi» gereği 20.053,10 TL kabul olması gerekirken sehven yapılan «maddi hata» neticesinde 18.026,08 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya verilmesine karar veril …
Bu durum karşısında, maddi olaya ve talebe uygun, «denetime elverişli» gerekçeli karar oluşturulmak gerekirken Anayasa ile 6100 sayılı HMK'nın 297 ve 298. maddelerinde belirtilen unsurlardan yoksun, gerekçe hüküm çelişkisi içeren karar verilmesi doğru görülmemiş, kararın öncelikle bu nedenle re’sen bozulması gerekmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:taleple bağlılık ilkesi · taleple bağlılık · maddi hata
Benzer bu kararda… da bağ olduğu, davalı şirket ve yetkililerinin, pay senedi çıkarma yetkisi olmaksızın, nominal değerin üzerindeki bedel üzerinden "hisse devir kabul sözleşmesi" ve "«hisse senedi» talep «formu»" ile eldeki davada olduğu gibi "Ortaklık Sözleşmesi" adlı belgeler ile yüksek kar vaadi ve istenildiği zaman para iadesi vaadi ile, davacı gerçek kişilerin iradesini fesada uğrattığı, her ne kadar davacı kendini davalı şirkete ortak zannetse de taraflar arasında sahih bir «ortaklık ilişkisinin» kurulmadığı, davalıların para toplama eylemi hukuka aykırı olduğundan «haksız fiil» kapsamında kaldığı, davalı ...'ın davalı şirketin faaliyeti kapsamında para toplama eylemini esasen yönlendiren kişilerin başında gelmesi ve dosya içerisine alınan ceza dosyaları ile de sabit olduğu üzere vaki haksız fiilden kaynaklı olarak davalı şirket ile sorumlu olduğu gerekçesi ile 15.000 DM'nin dava tarihi (21/08/2013) karşılığı 20.177,34 TL olduğu ancak «taleple bağlılık ilkesi» gereği 20.053,10 TL kabul olması gerekirken sehven yapılan «maddi hata» neticesinde 18.026,08 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya verilmesine karar veril …
Somut olayda, mahkemece hükmün gerekçesi açıklanırken davacının talebi ile bağlı olarak 20.053,10 TL alacağın kabulüne karar verilmesi gerekirken «maddi hata» sebebiyle 18.026,08 TL'sine hükmedildiği belirtilmek suretiyle gerekçe ve hüküm arasında çelişki oluşturacak şekilde karar verilmiştir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2019/2934 E. , 2020/1645 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada Yozgat 1. Asliye Hukuk Mahkemesince bozmaya uyularak verilen 02/05/2019 tarih ve 2016/170-2019/352 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesinin taraf vekilleri tarafından istenildiği ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava konusu meblağ 32.970 TL'nin altında bulunduğundan 6100 sayılı Kanun'un geçici 3/2. maddesi delaletiyle uygulanması gereken HUMK 3156 sayılı Kanunla değişik 438. maddesi gereğince duruşma isteğinin reddiyle incelemenin dosya üzerinde yapılmasına karar verildikten sonra
dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, davalıların müvekkilinden para yatırılması durumunda istediği zaman tamamını geri alabileceğini ve yüksek faiz uygulaması olduğunu belirterek para tahsil ettiğini, bu hususun TBMM, MASAK ve SPK tarafından hazırlanan raporlarla defalarca ortaya konduğunu, müvekkilinden de bu garantilerle şirket temsilcileri tarafından belge ile para tahsil edildiğini, müvekkilinin defalarca istemesine rağmen parasını geri alamadığını, davalılarca BK, TTK ve SPK mevzuatının ihlal edildiğini ileri sürerek, geçerli bir ortaklık ilişkisi bulunmadığının tespitine, kurulan yatırım ilişkisinin hükümsüzlüğüne, müvekkilinden tahsil edilen 12.782,29 Euro’nun (31.633,61 TL) fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla avans faizi ile birlikte davalılardan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalılar, davanın reddini istemişlerdir.
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu, bozma ilamı ve tüm dosya kapsamına göre, davacının Yimpaş A.Ş.'ye ortak olmadığının sabit olduğu, yurt dışında bulunan Yimpaş grubu şirketleri ile Yurt içinde bulunan Yimpaş şirketleri arasında bağ olduğu, davalı şirket ve yetkililerinin, pay senedi çıkarma yetkisi olmaksızın, nominal değerin üzerindeki bedel üzerinden "hisse devir kabul sözleşmesi" ve "hisse senedi talep formu" ile eldeki davada olduğu gibi "Ortaklık Sözleşmesi" adlı belgeler ile yüksek kâr vaadi ve istenildiği zaman para iadesi vaadi ile, davacı gerçek kişilerin iradesini fesada uğrattığı, her ne kadar davacı kendini davalı şirkete ortak zannetse de taraflar arasında sahih bir ortaklık ilişkisinin kurulmadığı, davalıların para toplama eylemi hukuka aykırı olduğundan haksız fiil kapsamında kaldığı, davalı ...'ın davalı şirketin faaliyeti kapsamında para toplama eylemini esasen yönlendiren kişilerin başında gelmesi ve dosya içerisine alınan ceza dosyaları ile de sabit olduğu üzere vaki haksız fiilden kaynaklı olarakdavalı şirket ile sorumlu olduğu, 25.000 DM karşılığı olan 12.782,29 EURO’nun dava tarihi (30/12/2011) karşılığının 31.435,48 TL olduğu gerekçesi ile, açılan davanın kısmen kabulüne, 31.435,48 TL nin dava tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalılardan tahsili ile davacıya ödenmesine karar verilmiştir.
Karar, davacı vekili ve davalılar vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1-Dava, geçerli şekilde ortaklık ilişkisinin kurulmaması sebebiyle bu amaçla verilen paranın tahsili istemine ilişkindir. Mahkemece yukarıda özetlenen gerekçe ile davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Yargıtay incelemesi ancak bir kararın somut olaya uygun gerekçe taşıması halinde mümkün olabilir. Öte yandan, yazılacak kararın gerekçesiyle hüküm kısmı arasında bütünsellik esastır. Gerekçe ile hüküm birbirine bağlı olup, çelişki bulunmaması gerekir. HMK’nın 298/2. maddesinde de gerekçeli kararın, tefhim edilen hüküm sonucuna aykırı olamayacağı açıkça düzenlenmiş bulunmaktadır. Somut olayda, mahkemece hükmün gerekçe bölümünde davacının geçerli bir ortaklık ilişkisi kurulmadığının tespiti talebinin de kabul edildiği belirtilmesine rağmen, hüküm fıkrasında bu hususta bir karar verilmemiştir.
Bu durum karşısında, maddi olaya ve talebe uygun, denetime elverişli gerekçeli karar oluşturulmak gerekirken Anayasa ile 6100 sayılı HMK'nın 297 ve 298. maddelerinde belirtilen unsurlardan yoksun, gerekçe hüküm çelişkisi içeren karar verilmesi doğru görülmemiş, kararın öncelikle bu nedenle re’sen bozulması gerekmiştir.
2-Ayrıca, 07.12.2019 tarih, 30971 sayılı Resmi Gazete'de yayınlanan 7194 sayılı Dijital Hizmet Vergisi ile Bazı Kanunlarda ve 375 Sayılı Kanun Hükmünde Kararnamede Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun'un 41. maddesinde 25/3/1987 tarihli ve 3332 sayılı Sermaye Piyasasının Teşviki, Sermayenin Tabana Yaygınlaştırılması ve Ekonomiyi Düzenlemede Alınacak Tedbirler İle 5422 Sayılı Kurumlar Vergisi Kanunu, 213 Sayılı Vergi Usul Kanunu ve 3182 Sayılı Bankalar Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanuna aşağıdaki geçici maddenin eklendiği belirtilmiş olup, işbu geçici 4. maddede ''31/12/2014 tarihine kadar, pay sahibi sayısı nedeniyle payları halka arz olunmuş sayılan ve payları borsada işlem gören anonim ortaklıklar tarafından doğrudan veya dolaylı olarak nominal ya da primli değer üzerinden pay veya pay adı altında satışı yapılmış olan her türlü araç, 6/12/2012 tarihli ve 6362 sayılı Sermaye Piyasası Kanununun kaydileştirmeye ilişkin şartlarına tabi olmaksızın 29/6/1956 tarihli ve 6762 sayılı mülga Türk Ticaret Kanunu ile 13/1/2011 tarihli ve 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu kapsamında pay addolunur, bu ortaklıklara yapılan ödemeler pay karşılığı yapılmış kabul edilir ve ortaklık ilişkisi kurulmuş sayılır.
Bu payların kaydileştirilmemiş olması ortaklık haklarına halel getirmeyeceği gibi ortaklık ilişkisinin kurulmadığı da iddia edilemez. Birinci fıkra kapsamında kurulmuş olan ortaklık ilişkileri hakkında; geçerli bir ortaklık ilişkisi bulunmadığı veya primli pay satışı yapıldığı ileri sürülerek sebepsiz zenginleşme, haksız fiil, sözleşme öncesi görüşmelere aykırılık veya sözleşmeye aykırılık nedenlerine dayalı olarak açılan ve kanun yolu incelemesindekiler dahil görülmekte olan menfi tespit, tazminat veya alacak davalarında, karar verilmesine yer olmadığına dair karar verilir ve yargılama gideri ile maktu vekalet ücreti ortaklık üzerinde bırakılır.” hükmü düzenlenmiş, aynı Kanun'un 52/1-h maddesinde de işbu hükmün yayımı tarihinde yürürlüğe gireceği hükme bağlanmıştır.
Bu durum karşısında, mahkemece taraf iddia ve savunmalarının Sermaye Piyasası Kanunu'nun 16. maddesi ve anılan yasal düzenleme kapsamında değerlendirilerek sonucuna göre bir karar vermek üzere kararın re'sen bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
3-Bozma sebep ve şekline göre davacı vekili ve davalılar vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik gerek görülmemiştir.
SONUÇ
Yukarıda (1) ve (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, kararın re'sen BOZULMASINA, (3) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, davacı vekili ve davalılar vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına, ödedikleri peşin temyiz harcının istekleri halinde temyiz edenlere iadesine, 18/02/2020 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/597935700 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz