6102TTK Türk Ticaret Kanunu

Ortaklık ilişkisinin kurulmadığının tespiti | Alacak

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2019/4172 E. 2020/1626 K. ·

BozulduKesinlik belirsiz

★ Emsal

Mahkemenin nitelemesi:

Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
kaydileştirme sermaye piyasası kanunu kanun yolu maktu vekalet ücreti sözleşmeye aykırılık sebepsiz zenginleşme ortaklık ilişkisi haksız fiil yargılama gideri menfi tespit dahili dava vekalet ücreti avans faizi karar verilmesine yer olmadığına

Atıf yapılan mevzuat: TTK · SPK · HMK

Gerekçe

Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).

İlk derece mahkemesince iddia, savunma vee tüm dosya kapsamına göre, davalı şirket ve davacılar murisi arasında ortaklık ilişkisi kurulmadığı, davalıların haksız fiilden sorumlu olduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile davacının davalı şirket ortağı olmadığının tespitine, 120.785,60 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek yıllık %16 ve değişen oranlarda avans faizi ile birlikte davalılardan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiştir.

Kararı, davalı şirket ve davacılar vekili istinaf etmiştir.

Bölge adliye mahkemesince tüm dosya kapsamına göre, ilk derece mahkemesinin davacının davalı şirket ortağı olmadığının tespitine, alacak davasının kısmen kabulü yönündeki kararında herhangi bir isabetsizlik görülmediğinden davalı şirket vekili ile davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

Kararı, davalı şirket ve davacılar vekili(katılmayla) temyiz etmiştir.

1- Dava, geçerli şekilde ortaklık ilişkisinin kurulmadığının tespiti ve bu amaçla verilen paranın tahsili istemine ilişkindir. ilk derece mahkemesince yazılı gerekçe ile davanın kısmen kabulüne, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf isteminin esastan reddine karar verilmiştir.

Ancak, 07.12.2019 tarih, 30971 sayılı Resmi Gazete'de yayınlanan 7194 sayılı Dijital Hizmet Vergisi ile Bazı Kanunlarda ve 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamede Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun'un 41. maddesinde 25/3/1987 tarihli ve 3332 sayılı Sermaye Piyasasının Teşviki, Sermayenin Tabana Yaygınlaştırılması ve Ekonomiyi Düzenlemede Alınacak Tedbirler İle 5422 sayılı Kurumlar Vergisi Kanunu, 213 sayılı Vergi Usul Kanunu ve 3182 sayılı Bankalar Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanuna aşağıdaki geçici maddenin eklendiği belirtilmiş olup, işbu geçici 4. maddede ''31/12/2014 tarihine kadar, pay sahibi sayısı nedeniyle payları halka arz olunmuş sayılan ve payları borsada işlem gören anonim ortaklıklar tarafından doğrudan veya dolaylı olarak nominal ya da primli değer üzerinden pay veya pay adı altında satışı yapılmış olan her türlü araç, 6/12/2012 tarihli ve 6362 sayılı Sermaye Piyasası Kanununun kaydileştirmeye ilişkin şartlarına tabi olmaksızın 29/6/1956 tarihli ve 6762 sayılı mülga Türk Ticaret Kanunu ile 13/1/2011 tarihli ve 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu kapsamında pay addolunur, bu ortaklıklara yapılan ödemeler pay karşılığı yapılmış kabul edilir ve ortaklık ilişkisi kurulmuş sayılır. Bu payların kaydileştirilmemiş olması ortaklık haklarına halel getirmeyeceği gibi ortaklık ilişkisinin kurulmadığı da iddia edilemez. Birinci fıkra kapsamında kurulmuş olan ortaklık ilişkileri hakkında; geçerli bir ortaklık ilişkisi bulunmadığı veya primli pay satışı yapıldığı ileri sürülerek sebepsiz zenginleşme, haksız fiil, sözleşme öncesi görüşmelere aykırılık veya sözleşmeye aykırılık nedenlerine dayalı olarak açılan ve kanun yolu incelemesindekiler dahil görülmekte olan menfi tespit, tazminat veya alacak davalarında, karar verilmesine yer olmadığına dair karar verilir ve yargılama gideri ile maktu vekalet ücreti ortaklık üzerinde bırakılır.” hükmü düzenlenmiş, aynı Kanun'un 52/1-h maddesinde de işbu hükmün yayımı tarihinde yürürlüğe gireceği hükme bağlanmıştır.

Bu durum karşısında, mahkemece taraf iddia ve savunmalarının Sermaye Piyasası Kanunu'nun 16. maddesi ve anılan yasal düzenleme kapsamında değerlendirilerek sonucuna göre bir karar vermek üzere kararın re'sen bozulmasına karar vermek gerekmiştir.

2- Bozma sebep ve şekline göre davacı ve davalı şirket vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik gerek görülmemiştir.

Benzer Kararlar

Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.

  • Menfi tespit | İade | Ortaklık ilişkisinin kurulmadığının tespiti | Alacak 🔁 aynen tekrar

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2022/2057 E. 2022/5988 K.

    Ortak:

    Sonuç: 🔶 iki emsal

  • Menfi tespit | İstirdat 🔁 aynen tekrar

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2020/2381 E. 2020/5991 K.

    Ortak:

    Sonuç: 🔶 iki emsal

Karar metni

Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster

11. Hukuk Dairesi         2019/4172 E.  ,  2020/1626 K.

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

Taraflar arasında görülen davada Konya 2. Asliye Ticaret Mahkemesince verilen 18/09/2017 tarih ve 2014/793 E- 2017/742 K. sayılı kararın davacılar vekili ile davalı şirket vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf isteminin esastan reddine dair Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21. Hukuk Dairesi'nce verilen 15/05/2019 tarih ve 2018/251 E- 2019/617 K. sayılı kararın Yargıtay'ca duruşmalı olarak incelenmesi davalı ...Ş. vekili tarafından istenmiş ise de 24/12/2019 tarihinde davalı şirket vekili tarafından verilen duruşmadan vazgeçme dilekçeside dikkate alınarak dosyanın incelemesinin evrak üzerinde yapılmasına karar verildikten sonra temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ...

tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:

Davacı vekili, davalının yetkilileri tarafından paranın istendiği an geri alınabileceği ve yüksek oranda kar verileceği taahhüdü ile nakit para topladığını, müvekkilinin bu beyanlara güvenerek ortaklık durum belgesi karşılığında davalılara 125.200,00 DM yatırdığını, davalıların dolandırmak kastıyla birçok kişiyi kandırarak bir takım belgeler karşılığı şirket kayıtlarına geçirdiğini, hukuken ortaklığın kabul edilemeyeceğini, davalıların müvekkilinin uğradığı zarardan sorumlu olduğunu belirterek geçerli şekilde ortaklık ilişkisinin kurulmadığının tespitine, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak üzere 125.200,00 DM (64.013,74 Euro) karşılığı 133.494,25 TL'nin işleyecek en yüksek avans faizi ile birlikte davalılardan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

Davalı şirket, davacı ile Kombassan İnş. Tar. A.Ş arasında ortaklık ilişkisi bulunduğunu, hile iddiasının bulunması halinde bir yıllık hak düşürücü sürenin gözetilmesi gerektiği, hak düşürücü ve zamanaşımı sürelerinin dolduğunu, davacının alacağına neden olarak gösterdiği belgenin müvekkili şirket yetkilerince tanzim edilmediğini savunarak davanın reddini istemiştir.

Davalı ... vekili, müvekkiline husumet yönetilemeyeceğini, davacının müvekkilinin davalı ... paravan olarak kullanarak zarara uğradığını iddia ettiğini, müvekkilinin yönetim kurulu başkanı olduğu dönemde davalı şirkette herhangi bir usulsüz işlem yapılmadığını, davacının davalı şirket ortağı olması nedeniyle müvekkilinden hukuki anlamda herhangi bir hak talep edemeyeceğini, davacının iddiasını ispatlamakla yükümlü olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.

İlk derece mahkemesince iddia, savunma vee tüm dosya kapsamına göre, davalı şirket ve davacılar murisi arasında ortaklık ilişkisi kurulmadığı, davalıların haksız fiilden sorumlu olduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile davacının davalı şirket ortağı olmadığının tespitine, 120.785,60 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek yıllık %16 ve değişen oranlarda avans faizi ile birlikte davalılardan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiştir.

Kararı, davalı şirket ve davacılar vekili istinaf etmiştir.

Bölge adliye mahkemesince tüm dosya kapsamına göre, ilk derece mahkemesinin davacının davalı şirket ortağı olmadığının tespitine, alacak davasının kısmen kabulü yönündeki kararında herhangi bir isabetsizlik görülmediğinden davalı şirket vekili ile davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

Kararı, davalı şirket ve davacılar vekili(katılmayla) temyiz etmiştir.

1- Dava, geçerli şekilde ortaklık ilişkisinin kurulmadığının tespiti ve bu amaçla verilen paranın tahsili istemine ilişkindir. ilk derece mahkemesince yazılı gerekçe ile davanın kısmen kabulüne, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf isteminin esastan reddine karar verilmiştir.

Ancak, 07.12.2019 tarih, 30971 sayılı Resmi Gazete'de yayınlanan 7194 sayılı Dijital Hizmet Vergisi ile Bazı Kanunlarda ve 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamede Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun'un 41. maddesinde 25/3/1987 tarihli ve 3332 sayılı Sermaye Piyasasının Teşviki, Sermayenin Tabana Yaygınlaştırılması ve Ekonomiyi Düzenlemede Alınacak Tedbirler İle 5422 sayılı Kurumlar Vergisi Kanunu, 213 sayılı Vergi Usul Kanunu ve 3182 sayılı Bankalar Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanuna aşağıdaki geçici maddenin eklendiği belirtilmiş olup, işbu geçici 4. maddede ''31/12/2014 tarihine kadar, pay sahibi sayısı nedeniyle payları halka arz olunmuş sayılan ve payları borsada işlem gören anonim ortaklıklar tarafından doğrudan veya dolaylı olarak nominal ya da primli değer üzerinden pay veya pay adı altında satışı yapılmış olan her türlü araç, 6/12/2012 tarihli ve 6362 sayılı Sermaye Piyasası Kanununun kaydileştirmeye ilişkin şartlarına tabi olmaksızın 29/6/1956 tarihli ve 6762 sayılı mülga Türk Ticaret Kanunu ile 13/1/2011 tarihli ve 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu kapsamında pay addolunur, bu ortaklıklara yapılan ödemeler pay karşılığı yapılmış kabul edilir ve ortaklık ilişkisi kurulmuş sayılır.

Bu payların kaydileştirilmemiş olması ortaklık haklarına halel getirmeyeceği gibi ortaklık ilişkisinin kurulmadığı da iddia edilemez. Birinci fıkra kapsamında kurulmuş olan ortaklık ilişkileri hakkında; geçerli bir ortaklık ilişkisi bulunmadığı veya primli pay satışı yapıldığı ileri sürülerek sebepsiz zenginleşme, haksız fiil, sözleşme öncesi görüşmelere aykırılık veya sözleşmeye aykırılık nedenlerine dayalı olarak açılan ve kanun yolu incelemesindekiler dahil görülmekte olan menfi tespit, tazminat veya alacak davalarında, karar verilmesine yer olmadığına dair karar verilir ve yargılama gideri ile maktu vekalet ücreti ortaklık üzerinde bırakılır.” hükmü düzenlenmiş, aynı Kanun'un 52/1-h maddesinde de işbu hükmün yayımı tarihinde yürürlüğe gireceği hükme bağlanmıştır.

Bu durum karşısında, mahkemece taraf iddia ve savunmalarının Sermaye Piyasası Kanunu'nun 16. maddesi ve anılan yasal düzenleme kapsamında değerlendirilerek sonucuna göre bir karar vermek üzere kararın re'sen bozulmasına karar vermek gerekmiştir.

2- Bozma sebep ve şekline göre davacı ve davalı şirket vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik gerek görülmemiştir.

SONUÇ

Yukarda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, İlk Derece Mahkemesince verilen karara yönelik istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının re’sen BOZULARAK KALDIRILMASINA, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, davacı ve davalı şirket vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına, HMK'nın 373/1. maddesi uyarınca dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, ödedikleri peşin temyiz harcının istekleri halinde temyiz edenlere iadesine, 18/02/2020 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Kaynak: https://6102ttk.com/karar/597504300 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz

Bu sitedeki içerik bilgilendirme amaçlıdır; hukuki görüş veya tavsiye değildir. Resmî metin için mevzuat.gov.tr esastır.