6102TTK Türk Ticaret Kanunu

Kârın tamamının yedek akçeye ayrılmasının TTK 445 uyarınca dürüstlük kuralına aykırılığı

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2019/3464 E. 2020/1930 K. · · İlk derece: 9. Asliye Ticaret Mahkemesi

OnandıKesin

★ Emsal

Mahkemenin nitelemesi: Ticari şirketler

İlgili mesele: ◆ Kâr dağıtmama / kârın yedek akçeye ayrılmasının dürüstlük kuralına aykırılığı

Gerekçe özeti

Somut yatırım hesabı/faaliyeti bulunmayan, kârlı ve güçlü finansal yapıya sahip şirkette, dağıtılabilir kâr varken hiç temettü ayrılmadan kârın tamamının yasal ve olağanüstü yedek akçelere ayrılması TTK 445 uyarınca dürüstlük kuralına aykırıdır ve karar iptal edilir.

Ele alınan sorunlar

Kârın tamamının yedek akçelere ayrılmasına ilişkin kararın TTK 445 uyarınca iptali → kabul

İddia: Davacı, dönem brüt kârının dağıtılmaması için makul ve haklı bir sebep bulunmadığını, genel kurul toplantısından önce belgelerin incelemeye hazır bulundurulmadığını, kararın şirket ana sözleşmesinin 12. maddesine ve objektif iyi niyet kuralına aykırı olduğunu ileri sürmüştür.

Gerekçe: Davalı şirketin kârlı olduğu, öz varlığının mevcut sermayesinin 37 katına ulaştığı, cari oranının yüksek olduğu (bir birim borca karşılık 9,73 birim hazır değer) ve finansal yapısının güçlü olduğu; 31.12.2015 tarihli bilançoda yatırım hesabı ve yatırım faaliyeti bulunmadığından, kârın Akbank projesi risklerine karşı güvence olarak tutulması yönündeki savunmaya itibar edilemeyeceği; dağıtılabilir kâr mevcutken herhangi bir temettü ayrılmaksızın kârın tamamının yasal ve olağanüstü yedeklere ayrılmasına ilişkin kararın TTK 445 uyarınca dürüstlük kuralına aykırı olduğu gözetildiğinde iptali gerekir. (Yargıtay'ca onanan İlk Derece Mahkemesi gerekçesi)

Emsal değeri

Benimsenen ilk derece holding'i üzerinden; güçlü finansal yapıya sahip, gerçek bir yatırım faaliyeti bulunmayan şirkette hiç temettü ayrılmadan kârın tamamının yedeğe ayrılmasının TTK 445 uyarınca dürüstlük kuralına aykırı olup iptali gerektiği yönünden emsaldir.

Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
kâr payı / temettü yedek akçe dürüstlük kuralı (TTK 445) objektif iyiniyet şirketin finansal yapısı

Atıf yapılan mevzuat: TTK — TTK 445

Karar metni

Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster

11. Hukuk Dairesi         2019/3464 E.  ,  2020/1930 K.

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 14. HUKUK DAİRESİ

Taraflar arasında görülen davada İstanbul Anadolu 9. Asliye Ticaret Mahkemesince verilen 08/11/2017 tarih ve 2016/672 E- 2017/970 K. sayılı kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf isteminin esastan reddine dair İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi'nce verilen 18/04/2019 tarih ve 2018/865 E- 2019/573 K. sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçeler duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği düşünüldü:

Davacı vekili; müvekkilinin, davalı şirketin %30 oranında ortağı olduğunu, davalı şirketin 02.03.2016 tarihinde olağan genel kurul toplantısının yapıldığını, genel kurul toplantısında alınan ve müvekkilinin muhalefet şerhini yazdırarak olumsuz oy kullandığı (1) nolu kararın yasaya, ana sözleşmeye ve objektif iyi niyet kuralına aykırı olduğun zira genel kurul toplantısından en az 15 gün önce şirket merkezinde bulundurulması gereken belgelerin müvekkiline tebliğ edilmediğini ve şirket merkezinde de incelemeye hazır bulundurulmadığını, şirketin kârının tamamının yasal ve olağanüstü yedek akçelere ayrılmasına karar verildiğini, şirketin dönem brüt kârının 1.810.604,62 TL olduğunu ve dağıtılmaması için makul ve haklı bir sebebin bulunmadığını, kararın şirket ana sözleşmesinin 12.

maddesine de aykırı olduğunu, ileri sürerek, 02.03.2016 tarihli genel kurulda 1 numaralı gündem maddesinde alınan kararın iptaline karar verilmesini istemiştir.

Davalı vekili; usule ilişkin olarak iptal davasının TTK' da öngörülen yasal süre geçtikten sonra açıldığını, esasa ilişkin olarak, müvekkili şirketin Akbank A.Ş ile imzaladığı Yeni Altyapı Dönüştürme Projesi ile 2.797.750,00 TL kazanç sağladığını, ancak yaşanabilecek aksaklıklar ve diğer risk faktörleri karşısında müvekkili şirketin elde ettiği kârı teminat olarak elde tutmak istemesinin makul olduğunu, bu projeden kaynaklı alacağın 2015 yıl sonu itibariyle henüz %60'ının temin edildiğini, müvekkili şirketin aylık masrafının 250.000,00 TL civarında olduğunu, kâr dağıtıldığında şirketin ödeme güçlüğüne düşeceğinin açık olduğunu, müvekkili şirketin finansal tablolarının, iddianın aksine, müvekkili şirketin merkezinde pay sahiplerinin incelemesi için hazır halde bekletildiğini, davacının muhalefet şerhinin usule uygun olmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.

İlk Derece Mahkemesince tüm dosya kapsamına göre, davalı şirketin 2015 ve 2016 yılları ticari defterleri ve 2015 yılı kurumlar vergisi beyannamelerine göre 2014 ve 2015 yıllarında kârlılık gösterdiği, şirketin 1.854.012,10 TL'lik öz varlığı ile mevcut sermayesinin 37 katı öz varlığa sahip olduğu, 50.000,00 TL'lik mevcut sermayesinin 31.12.2015 tarihli bilançoda bu tutarın yasal olarak ayrılması gereken %20'si olan 10.000,00 TL tutarın yasal yedek akçe olarak daha önceden ayrıldığı, şirketin cari oranının %9,73 olduğu yani şirketin 1 birim borcuna karşılık 9,73 birim hazır değeri bulunduğu, dolayısıyla finansal yapı bakımından güçlü olduğu, davalı şirketin kârın dağıtılmayıp Akbank A.Ş projesinde oluşabilecek risklere karşı güvence olarak tutulmak istendiği ve bu önlemin şirketin uzun vadede daha büyük atılımlar yapıp daha büyük projeler alarak ortaklarına daha yüksek miktarlarda kâr dağıtılabilmesinin de bir gereği olduğu yönündeki savunmasına 31.12.2015 tarihli bilançoda yatırım hesabı ve yatırım faaliyeti bulunmadığı anlaşılmakla itibar edilmediği, davalı şirketin 02.03.2016 tarihli 2015 yılına ilişkin olağan genel kurul toplantısında alınan (1) nolu hasıl olan kardan herhangi bir temettü ayrılmaksızın tamamının yasal ve olağanüstü yedeklere ayrılmasına yönelik kararın TTK'nın 445.

maddesi uyarınca dürüstlük kuralına aykırı olduğu gerekçesiyle iptaline karar verilmiştir.

Karara karşı davalı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur.

İstanbul Bölge Adliye Mahkemesince, tüm dosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebeplerine göre ilk derece mahkemesinin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı, davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.

Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun HMK'nın 353/b-1 maddesi uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.

SONUÇ

Yukarda açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin temyiz isteminin reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK'nın 370/1. maddesi uyarınca ONANMASINA, HMK'nın 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, aşağıda yazılı bakiye 10,00 TL temyiz ilam harcının temyiz edenden alınmasına, 24/02/2020 tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.

Kaynak: https://6102ttk.com/karar/597008100 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz

Bu sitedeki içerik bilgilendirme amaçlıdır; hukuki görüş veya tavsiye değildir. Resmî metin için mevzuat.gov.tr esastır.