Marka Tescil Başvurusunun Reddi Kararının İptali
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2019/3696 E. 2020/1957 K. ·
Kısmen onandı, kısmen bozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
istinaf incelemesi↗ ayırt edicilik↗ hmk 353(1)b-2↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece, tüm dosya kapsamına göre; davacının markalarının "Liderler Zirvesi" ve "Turkcell Liderler Zirvesi" ibareli olduğu, markalardaki asıl ve ayırt edici unsurunun "Liderler Zirvesi" ibaresinden oluştuğu, "Liderler Zirvesi" ibaresinin marka kapsamındaki ürün ve hizmetler bakımından derhâl ve doğrudan doğruya ürün ve hizmetlerin cinsini, vasfını veya herhangi bir hâlini belirtmediği ayırt edicilik vasfının bulunduğu, davalı başvurularının konusu olan işaretlerin de "İşinin Liderleri Zirvesi" ve "Türk Telekom İşinin Liderleri Zirvesi" ibarelerinden oluştuğu, "Liderler Zirvesi" ve "İşinin Liderleri Zirvesi" ibarelerinin, anlamsal ve görsel ile sescil olarak karıştırılmaya sebep olacak düzeyde benzer oldukları, farklı unsurların ayırt edicilikte yeterli farklılık yaratmadığı, başvuru kapsamında yer alan ve dava konusu edilen ürün ve hizmetlerin, davacı markalarının kapsamında aynen yer aldığı ve bu sebeple aynı tür oldukları gerekçesi ile asıl ve birleşen davanın kabulüne karar verilmiş, karara karşı davalı şirket vekili ile davalı Kurum vekili istinaf kanun yoluna başvurmuştur.
Bölge Adliye Mahkemesince, dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesinde; mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, davacının "Liderler Zirvesi" ve "Turkcell Liderler Zirvesi" ibareli markaları ile davalının "İşinin Liderleri Zirvesi" ve "Türk Telekom İşinin Liderleri Zirvesi" ibareli başvuru konusu markalar arasında 556 sayılı KHK'nın 8/1-b maddesi anlamında benzerlik bulunduğu gerekçesiyle davalılar vekillerinin istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir.
Kararı, davalı şirket vekili ile davalı Kurum vekili temyiz etmiştir.
1- Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince asıl dava bakımından verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurularının HMK'nın 353/b-1 maddesi uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından davalı şirket vekili ile davalı Kurum vekilinin asıl davaya yönelik temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
2- Davalı şirket vekili ile davalı Kurum vekilinin birleşen davaya yönelik temyiz itirazlarının incelenmesine gelince; birleşen dava, YİDK kararının iptali ve markanın hükümsüzlüğü istemine ilişkin olup, mahkemece davacının ‘’Liderler Zirvesi’’ ve ‘’Turkcell Liderler Zirvesi’’ markaları ile davalının 2015/89317 sayılı ve ‘’Türk Telekom İşinin Liderleri Zirvesi’’ ibareli markasının karıştırılmaya yol açacak derecede benzer olduğu gerekçesiyle davanın kabulüne, YİDK kararının iptali ile davalı markasının hükümsüzlüğüne karar verilmiştir. Ancak, davalı markasındaki ‘’Türk Telekom’’ ibaresinin taraf markalarını 556 sayılı KHK’nın 8/1-b maddesi anlamında karıştırılmaya neden olmayacak düzeyde farklılaştırdığı anlaşılmakta olup, bu durumda mahkemece, birleşen davada taraf markalarının karıştırılmaya yol açacak düzeyde benzer olmadığı göz önüne alınarak davanın reddine karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde karar verilmesi isabetli olmamış olup, bu nedenle birleşen davanın davalılar yararına bozulması gerekmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2012/9904 E. 2012/14403 K.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2009/12868 E. 2010/648 K.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
-
YİDK kararının iptali | Marka hükümsüzlüğü
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2021/7229 E. 2023/1541 K.
Ortak:ayırt edicilik
İncelediğiniz kararda… si" ibaresinin marka kapsamındaki ürün ve hizmetler bakımından derhâl ve doğrudan doğruya ürün ve hizmetlerin cinsini, vasfını veya herhangi bir hâlini belirtmediği «ayırt edicilik» vasfının bulunduğu, davalı başvurularının konusu olan işaretlerin de "İşinin Liderleri Zirvesi" ve "Türk Telekom İşinin Liderleri Zirvesi" ibarelerinden oluştuğu, …
Benzer bu karardaDavalı şirket vekili cevap dilekçesinde; “ICS İstanbul Carbon Summit” markasında ayırt edici unsurun ICS ibaresi olduğunu, “Carbon Summit” veya “Karbon Zirvesi” ibarelerinin markasal anlamda herhangi bir «ayırt ediciliğinin» bulunmadığını, müvekkilinin markanın tescilinde kötü niyetinden bahsetmenin söz konusu olmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
… p, söz konusu ibare, etkinliğin yapıldığı yeri ve konusunu gösteren, tek başına markasal ayırt edici niteliği bulunmayan bir ibare olduğunu, başvuru konusu markada, «ayırt ediciliği» sağlayan unsurların şekil unsuru ve "ics" ibareleri olduğunu, davacı şirketin başvuru tarihinden önce bir hak elde ettiği yönünde bir sonuca ulaşmak için yeterli kanaat oluşturmadığını, taraflar arasında geçmişte bir ilişkisi bulunduğu görülmekle birlikte, başvuru konusu işaret üzerinde itiraz sahibinin hak elde ettiği hususu ispatlanamamış olduğundan, başvurunun «kötüniyetle» yapıldığı yönünde de yeterli bir kanaat oluşmadığını belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını istemiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:çerçeve sözleşme · iptal davası · kötü niyet · kötüniyet
Benzer bu karardaDAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; davalı şirketçe yapılan 2017/75304 sayılı "ICS CORBON SUMMIT+Şekil" ibareli marka başvurusuna gerçek hak sahipliği ve «kötü niyet» vakıalarına dayalı olarak yapmış oldukları itirazın nihai olarak TPMK YİDK tarafından reddedildiğini ancak başvuruya konu ibare ve logonun ilk defa müvekkili taraf …
A.Ş.’de çalıştıkları sırada meydana getirildiği, İstanbul Karbon Zirvesi ile ilgili görsellerde “Zirve Organizatörü” olarak “mci” ibaresinin yer aldığı, söz konusu logo, ..., Barış Kahrıman ve Ufuk Yavuz Tümer’in «çerçeve sözleşme» imzaladıkları yurtdışı firmasına ait olsa da, organizasyonun “Türkiye MCI” yani “3 Tanıtım Org.
… su marka için başvuru yapmasının iyi niyetli olarak değerlendirilemeyeceği gerekçesi ile davanın kabulüne, YİDK'nın 09.11.2018 tarih ve 2018/M-9548 sayılı kararının «iptaline, davaya» konu 2017/75304 sayılı markanın hükümsüzlüğü ile sicilden terkinine karar verilmiştir.
… p, söz konusu ibare, etkinliğin yapıldığı yeri ve konusunu gösteren, tek başına markasal ayırt edici niteliği bulunmayan bir ibare olduğunu, başvuru konusu markada, «ayırt ediciliği» sağlayan unsurların şekil unsuru ve "ics" ibareleri olduğunu, davacı şirketin başvuru tarihinden önce bir hak elde ettiği yönünde bir sonuca ulaşmak için yeterli kanaat oluşturmadığını, taraflar arasında geçmişte bir ilişkisi bulunduğu görülmekle birlikte, başvuru konusu işaret üzerinde itiraz sahibinin hak elde ettiği hususu ispatlanamamış olduğundan, başvurunun «kötüniyetle» yapıldığı yönünde de yeterli bir kanaat oluşmadığını belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını istemiştir.
1 benzer karar daha
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2013/10317 E. 2014/13627 K.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:komisyon alacağı · ibraname · şikayet · cezai şart · mahsup · komisyon · husumet yokluğu · kâr payı
Benzer bu karardaŞti.'nin diğer davalı Turkcell İletişim A.Ş. tarafından kendisine, davacı «dahil» bir kısım üye işyerlerinin hukuka aykırı işlemleri dolayısıyla «cezai şart» uygulandığını bildirerek, davacı ile arasındaki sözleşmeyi feshedip, anılan cezai şart bedelinden davacı üye işyerine düşen «payı», davacının «komisyon alacağından» «mahsup» ettiği anlaşılmaktadır.
Telekom A.Ş.'nin davacının usulsüz işlemleri diyerek ileri sürdüğü hususların soyut olup belirli bir nedene dayanmadığı, dolayısıyla sözleşmeyi tek taraflı feshinin ve «cezai şart» uygulamasının haksız olduğu gerekçesiyle davalı Turkcell İletişim Hizmetleri A.Ş’ye karşı açılan davanın «husumet yokluğundan» reddine, davalı D.
Şti. tarafından dosyaya sunulan «ibranamedeki» kaşenin ve davacıya atfen atılı imzanın davacıya ait olmadığının tespit edildiği, davalı D.
Şti. ile aralarındaki sözleşmelerin aynı hükmünü içeren 4.23. maddesinin ihlali nedeniyle «cezai şart» talebinde bulundukları belirtilmektedir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2019/3696 E. , 2020/1957 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada Ankara 2. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 20/12/2017 tarih ve 2017/37 E. - 2017/479 K. sayılı kararın davalılar vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf isteminin esastan reddine dair Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi'nce verilen 03/05/2019 tarih ve 2018/1079 E. - 2019/527 K. sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davalı şirket vekili ve davalı Kurum vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Asıl ve birleşen davada davacı vekili, müvekkilinin "Liderler Zirvesi" ibareli, "Turkcell Liderler Zirvesi" ibareli 2012/17300 sayılı markaların sahibi olduğunu, davalının "İşinin Liderleri Zirvesi" ve "Türk Telekom İşinin Liderleri Zirvesi " ibareli marka tescil başvuruları gerçekleştirdiğini, müvekkilinin başvuruların tescilli markalarına iltibas oluşturağı gerekçesiyle başvuruların reddi istemiyle itirazlarda bulunduğunu, itirazlarının nihai olarak YİDK tarafından 2016/M-11807 ve 2017/M-1519 sayılı kararlarla hukuka aykırı olarak reddedildiğini ileri sürerek benzer mal ve hizmet sınıfları bakımından YİDK kararlarının iptaline ve davalı adına tescil olunan markaların hükümsüzlüğü ile sicilden terkinine karar verilmesini talep etmiştir.
Asıl ve birleşen davada davalı şirket vekili, başvuru konusu markalarla, davacıya ait redde mesnet alınan ibare ve markaların anlamsal, görsel ve sescil olarak bütünü itibarı ile bıraktığı izlenim itibarı ile ortalama tüketicileri iltibasa düşürebilecek derecede benzer olmadıklarını savunarak davaların reddine karar verilmesini istemiştir.
Asıl ve birleşen davada davalı ... Patent ve Marka Kurumu vekili, müvekkili Kurum kararlarının usul ve yasaya uygun bulunduğunu savunarak, davaların reddini istemiştir.
Mahkemece, tüm dosya kapsamına göre; davacının markalarının "Liderler Zirvesi" ve "Turkcell Liderler Zirvesi" ibareli olduğu, markalardaki asıl ve ayırt edici unsurunun "Liderler Zirvesi" ibaresinden oluştuğu, "Liderler Zirvesi" ibaresinin marka kapsamındaki ürün ve hizmetler bakımından derhâl ve doğrudan doğruya ürün ve hizmetlerin cinsini, vasfını veya herhangi bir hâlini belirtmediği ayırt edicilik vasfının bulunduğu, davalı başvurularının konusu olan işaretlerin de "İşinin Liderleri Zirvesi" ve "Türk Telekom İşinin Liderleri Zirvesi" ibarelerinden oluştuğu, "Liderler Zirvesi" ve "İşinin Liderleri Zirvesi" ibarelerinin, anlamsal ve görsel ile sescil olarak karıştırılmaya sebep olacak düzeyde benzer oldukları, farklı unsurların ayırt edicilikte yeterli farklılık yaratmadığı, başvuru kapsamında yer alan ve dava konusu edilen ürün ve hizmetlerin, davacı markalarının kapsamında aynen yer aldığı ve bu sebeple aynı tür oldukları gerekçesi ile asıl ve birleşen davanın kabulüne karar verilmiş, karara karşı davalı şirket vekili ile davalı Kurum vekili istinaf kanun yoluna başvurmuştur.
Bölge Adliye Mahkemesince, dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesinde; mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, davacının "Liderler Zirvesi" ve "Turkcell Liderler Zirvesi" ibareli markaları ile davalının "İşinin Liderleri Zirvesi" ve "Türk Telekom İşinin Liderleri Zirvesi" ibareli başvuru konusu markalar arasında 556 sayılı KHK'nın 8/1-b maddesi anlamında benzerlik bulunduğu gerekçesiyle davalılar vekillerinin istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir.
Kararı, davalı şirket vekili ile davalı Kurum vekili temyiz etmiştir.
1- Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince asıl dava bakımından verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurularının HMK'nın 353/b-1 maddesi uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından davalı şirket vekili ile davalı Kurum vekilinin asıl davaya yönelik temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
2- Davalı şirket vekili ile davalı Kurum vekilinin birleşen davaya yönelik temyiz itirazlarının incelenmesine gelince; birleşen dava, YİDK kararının iptali ve markanın hükümsüzlüğü istemine ilişkin olup, mahkemece davacının ‘’Liderler Zirvesi’’ ve ‘’Turkcell Liderler Zirvesi’’ markaları ile davalının 2015/89317 sayılı ve ‘’Türk Telekom İşinin Liderleri Zirvesi’’ ibareli markasının karıştırılmaya yol açacak derecede benzer olduğu gerekçesiyle davanın kabulüne, YİDK kararının iptali ile davalı markasının hükümsüzlüğüne karar verilmiştir. Ancak, davalı markasındaki ‘’Türk Telekom’’ ibaresinin taraf markalarını 556 sayılı KHK’nın 8/1-b maddesi anlamında karıştırılmaya neden olmayacak düzeyde farklılaştırdığı anlaşılmakta olup, bu durumda mahkemece, birleşen davada taraf markalarının karıştırılmaya yol açacak düzeyde benzer olmadığı göz önüne alınarak davanın reddine karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde karar verilmesi isabetli olmamış olup, bu nedenle birleşen davanın davalılar yararına bozulması gerekmiştir.
SONUÇ
Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, asıl davaya yönelik davalılar vekillerinin temyiz istemlerinin reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen asıl davaya yönelik kararın HMK'nın 370/1. maddesi uyarınca ONANMASINA, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, davalılar vekillerinin birleşen davaya yönelik temyiz itirazlarının kabulü ile İlk Derece Mahkemesince verilen karara yönelik istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının davalılar yararına BOZULARAK KALDIRILMASINA, HMK'nın 373/1. maddesi uyarınca dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, aşağıda yazılı bakiye 10.00 TL temyiz ilam harcının temyiz eden asıl davaya yönelik-davalılardan ayrı ayrı alınmasına, 24/02/2020 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/596926400 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz