Beyan yükümlülüğü
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2019/4545 E. 2020/1308 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
beyan yükümlülüğü↗ bildirim yükümlülüğü↗ sigorta tazminatı↗ hayat sigortası↗ sigorta teminatı↗ sigorta ettiren↗ riziko↗ ek prim↗ sigorta poliçesi↗ kusur↗ teminat↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece tüm dosya kapsamına göre; davacıların murisinin ölümünün kronik kalp-damar ve böbrek hastalığı sonucu meydana geldiği, ölümüne sebep olan hastalıklarının tanısının 07/12/2010 tarihinde Bursa Devlet Hastanesi’nde konulduğu ve bu tarihten itibaren tedavi gördüğü, murisin 13/04/2015 tarihinde evinde öldüğü, murisin hastalıklarından davalı şirkete bahsetmediği ve beyanda bulunmadığı, hastalıklarını bildirme yükümlülüğünün muriste bulunduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacılar vekili temyiz etmiştir.
1-Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davacı vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
2- Dava, Kredi Hayat Sigorta Poliçesi ile sigortalanan murisin vefatı üzerine sigorta teminatının tahsili istemine ilişkindir.
Poliçenin düzenlendiği tarihte yürürlüğe girmiş bulunan 6102 sayılı TTK'nın 1439. maddesi uyarınca Sigortacı için önemli olan bir husus bildirilmemiş veya yanlış bildirilmiş olduğu takdirde, sigortacı aynı kanunun 1440. maddesinde belirtilen süre içinde sözleşmeden cayabilir veya prim farkı isteyebilir. İstenilen prim farkının on gün içinde kabul edilmemesi hâlinde, sözleşmeden cayılmış kabul olunur. Önemli olan bir hususun sigorta ettirenin kusuru sonucu öğrenilememiş olması veya sigorta ettiren tarafından önemli sayılmaması durumu değiştirmez. Rizikonun gerçekleşmesinden sonra, sigorta ettirenin ihmali ile beyan yükümlülüğü ihlal edildiği takdirde, bu ihlal tazminatın veya bedelin miktarına yahut rizikonun gerçekleşmesine etki edebilecek nitelikte ise, ihmalin derecesine göre tazminattan indirim yapılır. Sigorta ettirenin kusuru kast derecesinde ise beyan yükümlülüğünün ihlali ile gerçekleşen riziko arasında bağlantı varsa, sigortacının tazminat veya bedel ödeme borcu ortadan kalkar; bağlantı yoksa, sigortacı ödenen primle ödenmesi gereken prim arasındaki oranı dikkate alarak sigorta tazminatını veya bedelini öder.
Somut olayda Mahkemece, her ne kadar murisin bildirim yükümlüğünü ihlal ettiği kabul edilerek davanın reddine karar verilmişse de, davacıların kredi borcunu ödediği de dikkate alınarak 6102 sayılı TTK'nın 1439. maddesi uyarınca herhangi bir değerlendirme yapılmadan yazılı şekilde karar verilmesi yerinde görülmemiş, kararın bozulmasını gerektirmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2012/3137 E. 2013/4284 K.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:denetime elverişli rapor · illiyet bağı · denetime elverişlilik
Benzer bu karardaDavacıların murisinin kronik böbrek yetersizliği hastalığı ile vefatı arasında «illiyet bağının» bulunup bulunmadığının tespiti için, konusunda uzman hekimlerden oluşan bilirkişi kurulundan yeterli ayrıntıyı içerir ve «denetime elverişli rapor» düzenlettirilerek sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, yukarıda belirtilen unsurları içermeyen, yetersiz bilirkişi raporuna dayanılarak davanın kabulüne k …
Ancak, mahkemece davacıların murisinin hangi delillere dayanılarak hastalığını kasten saklamadığı sonucuna ulaşıldığı belirli olmadığı gibi, görüşüne başvurulan bilirkişiler davacıların murisinin kronik böbrek yetersizliği hastalığı ile vefatı arasında «illiyet bağının» bulunup bulunmadığını tespit etmemişlerdir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2015/14557 E. 2017/2081 K.
Ortak:sigorta tazminatı · hayat sigortası · sigorta poliçesi
İncelediğiniz karardaSigorta ettirenin «kusuru» kast derecesinde ise «beyan yükümlülüğünün» ihlali ile gerçekleşen «riziko» arasında bağlantı varsa, «sigortacının tazminat» veya bedel ödeme borcu ortadan kalkar; bağlantı yoksa, sigortacı ödenen primle ödenmesi gereken «prim» arasındaki oranı dikkate alarak sigorta tazminatını veya bedelini öder.
Benzer bu karardaDava, davacılar murisinin kullandığı kredinin bakiye borcunun «hayat sigortası poliçesi» kapsamında ödenmesi talebine dayalı «menfi tespit» istemine ilişkin olup, mahkemece, davanın reddine karar verilmiştir.
Davalı ... «hayat sigortası poliçesinde» «daini mürtehin» olarak yer almaktadır.
Mahkemece iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre; banka ile muris arasında bir «kredi sözleşmesi» imzalandığı, bankanın «daini mürtehin» sıfatı ile imzalanan «sigorta sözleşmesinde» yer aldığı ve davaya «muvafakat» etmediği, kaldı ki murisin de «sigorta poliçesi» düzenlenirken sağlığına ilişkin hususlarda gerçeğe aykırı beyanda bulunduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:dain-i mürtehin · sigorta sözleşmesi · muvafakat · kredi sözleşmesi · menfi tespit · eksik inceleme · dahili dava
Benzer bu karardaMahkemece iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre; banka ile muris arasında bir «kredi sözleşmesi» imzalandığı, bankanın «daini mürtehin» sıfatı ile imzalanan «sigorta sözleşmesinde» yer aldığı ve davaya «muvafakat» etmediği, kaldı ki murisin de «sigorta poliçesi» düzenlenirken sağlığına ilişkin hususlarda gerçeğe aykırı beyanda bulunduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Ancak, davacılar murisinin kredi borcunun poliçe kapsamında sigorta şirketinden tahsili konusunda davalı/alacaklı ...'nın hareketsiz kalması ve açılan davaya da «muvafakat» etmemesi, ... ile davalı Sigorta Şirketi olan ...nin aynı sermaye grubuna «dahil» olduğu gözetildiğinde TMK'nın 2. maddesine aykırıdır.
Bu durumda, davacının talebinin «sigorta tazminatının» tahsiline ilişkin olmayıp «menfi tespit» istemine ilişkin olduğu da dikkate alınarak işbu davayı açabileceğinin ve davalı ...'nın işbu davaya «muvafakat» etmemesinin sonuca etkili olmadığının kabulü gerekir.
Dava, davacılar murisinin kullandığı kredinin bakiye borcunun «hayat sigortası poliçesi» kapsamında ödenmesi talebine dayalı «menfi tespit» istemine ilişkin olup, mahkemece, davanın reddine karar verilmiştir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2019/4545 E. , 2020/1308 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ TÜKETİCİ MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada Bursa 3. Tüketici Mahkemesince verilen 16/04/2019 tarih ve 2016/403-2019/208 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesinin davacılar vekili tarafından istenildiği ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacılar vekili; müvekkillerinin murisi ...'in T.Halkbankası A.Ş' den çekmiş olduğu kredinin teminatı olarak muris adına davalı şirket nezdinde hayat sigortası poliçesi düzenlendiğini, murisin 13/04/2015 tarihinde hayatını kaybetmesi üzerine poliçe kapsamında davalı şirkete yaptıkları başvurunun reddedildiğini ileri sürerek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 1.000,00 TL tazminatın başvuru tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle birlikte davalıdan tahsilini talep etmiştir.
Davalı vekili; müteveffa sigortalının sigorta poliçesi tanzim edilmeden önce böbrek ve kalp yetmezliği hastalığının kendisinde mevcut olduğunun vefat dosyası kapsamında anlaşıldığını, bunun üzerine başlatılan inceleme sonucunda TTK ve Hayat Sigortaları Genel Şartlarının ilgili maddesine istinaden beyan yükümlülüğünün kasten ihlal edildiğinin tespit edildiği ve bu sebeple sözleşmeden cayıldığını, sigorta bedelinin tazmin edilemeyeceği ve priminin iade edilemeyeceğinin müteveffanın mirasçılarına bildirildiğini, vefat ile rahatsızlığı arasında açıkça illiyet bağının bulunduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece tüm dosya kapsamına göre; davacıların murisinin ölümünün kronik kalp-damar ve böbrek hastalığı sonucu meydana geldiği, ölümüne sebep olan hastalıklarının tanısının 07/12/2010 tarihinde Bursa Devlet Hastanesi’nde konulduğu ve bu tarihten itibaren tedavi gördüğü, murisin 13/04/2015 tarihinde evinde öldüğü, murisin hastalıklarından davalı şirkete bahsetmediği ve beyanda bulunmadığı, hastalıklarını bildirme yükümlülüğünün muriste bulunduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacılar vekili temyiz etmiştir.
1-Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davacı vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
2- Dava, Kredi Hayat Sigorta Poliçesi ile sigortalanan murisin vefatı üzerine sigorta teminatının tahsili istemine ilişkindir.
Poliçenin düzenlendiği tarihte yürürlüğe girmiş bulunan 6102 sayılı TTK'nın 1439. maddesi uyarınca Sigortacı için önemli olan bir husus bildirilmemiş veya yanlış bildirilmiş olduğu takdirde, sigortacı aynı kanunun 1440. maddesinde belirtilen süre içinde sözleşmeden cayabilir veya prim farkı isteyebilir. İstenilen prim farkının on gün içinde kabul edilmemesi hâlinde, sözleşmeden cayılmış kabul olunur. Önemli olan bir hususun sigorta ettirenin kusuru sonucu öğrenilememiş olması veya sigorta ettiren tarafından önemli sayılmaması durumu değiştirmez. Rizikonun gerçekleşmesinden sonra, sigorta ettirenin ihmali ile beyan yükümlülüğü ihlal edildiği takdirde, bu ihlal tazminatın veya bedelin miktarına yahut rizikonun gerçekleşmesine etki edebilecek nitelikte ise, ihmalin derecesine göre tazminattan indirim yapılır.
Sigorta ettirenin kusuru kast derecesinde ise beyan yükümlülüğünün ihlali ile gerçekleşen riziko arasında bağlantı varsa, sigortacının tazminat veya bedel ödeme borcu ortadan kalkar; bağlantı yoksa, sigortacı ödenen primle ödenmesi gereken prim arasındaki oranı dikkate alarak sigorta tazminatını veya bedelini öder.
Somut olayda Mahkemece, her ne kadar murisin bildirim yükümlüğünü ihlal ettiği kabul edilerek davanın reddine karar verilmişse de, davacıların kredi borcunu ödediği de dikkate alınarak 6102 sayılı TTK'nın 1439. maddesi uyarınca herhangi bir değerlendirme yapılmadan yazılı şekilde karar verilmesi yerinde görülmemiş, kararın bozulmasını gerektirmiştir.
SONUÇ
Yukarıda (1) no'lu bentte açıklanan nedenlerle davacılar vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine, (2) no'lu bentte açıklanan nedenlerle temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davacılar yararına BOZULMASINA, ödedikleri peşin temyiz harcının istekleri halinde temyiz eden davacılara iadesine, 12/02/2020 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/596280500 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz