6102TTK Türk Ticaret Kanunu

Temyiz sınırının altında kalan BAM kararına karşı temyiz istemi miktardan reddedilir

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2018/5107 E. 2020/2394 K. ·

Temyiz istemi usulden reddedildiKesin

★ Emsal

Mahkemenin nitelemesi:

Gerekçe özeti

Bölge Adliye Mahkemesince hükmedilen miktar, BAM hüküm tarihi itibarıyla HMK Ek 1. maddesiyle güncellenen HMK 362/1-a temyiz sınırının altında kalıyorsa karar kesindir ve temyiz kabiliyeti yoktur; kesin karara yönelik temyiz istemi hakkında HMK 366 delaletiyle 346/2 uyarınca Bölge Adliye Mahkemesi karar verebileceği gibi Yargıtay da karar verebilir. Asıl temyiz istemi miktardan reddedilmiş ise, karşı tarafın katılma yoluyla temyiz istemi de incelenemez.

Ele alınan sorunlar

Bölge Adliye Mahkemesince hükmedilen miktarın temyiz (kesinlik) sınırının altında kalması → ret

Gerekçe: HMK'nın 6763 sayılı Kanun'un 42. maddesi ile değişik 362/1-a maddesi uyarınca Bölge Adliye Mahkemelerinin miktar veya değeri 40.000,00 TL'yi geçmeyen davalara ilişkin kararları aleyhine temyiz yoluna başvurulamaz; bu miktar HMK'nın Ek 1. maddesi uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince verilen hüküm tarihi olan 2018 yılı itibarıyla 47.530,00 TL'dir. Hükmedilen kısım bu sınırın altında kaldığından karar miktar itibarıyla kesin olup temyiz kabiliyeti bulunmamaktadır. HMK'nın 366. maddesi delaletiyle kıyasen uygulanması gereken aynı Kanun'un 346/2. maddesi uyarınca kesin olan kararların temyiz istemleri hakkında Bölge Adliye Mahkemesince bir karar verilmesi gerekmekle birlikte Yargıtay tarafından da karar verilebileceğinden, temyiz isteminin miktardan reddine karar verilmiştir.

Gerekçe kaynağı: özgün

Temyiz dilekçesinin yasal süre geçirildikten sonra verilmesi ve katılma yoluyla temyizin incelenebilirliği → ret

Gerekçe: Bölge Adliye Mahkemesi kararının vekile tebliğinden sonra temyiz harcı yatırılmak suretiyle temyiz dilekçesi, yasal temyiz süresi geçirildikten sonra ibraz edilmiştir. Bir an için bu dilekçenin katılma yoluyla temyiz süresi içinde verildiği kabul edilebilirse de, karşı tarafın temyiz istemi miktar yönünden reddedildiğinden, onun temyizine katılma yoluyla bu temyiz isteminin incelenmesi de mümkün değildir. Kesin olan kararların temyiz istemi hakkında Bölge Adliye Mahkemesince karar verilebileceği gibi Yargıtay tarafından da karar verilebilir.

Gerekçe kaynağı: özgün

Emsal değeri

Temyiz sınırının BAM hüküm tarihindeki güncellenmiş tutar üzerinden belirlenmesi ve asıl temyizin miktardan reddi hâlinde katılma yoluyla temyizin incelenemeyeceği yönünden bağlayıcı içtihat değeri taşır.

Usul tespitleri

Hak düşürücü süre
Bölge Adliye Mahkemesi kararına karşı temyiz dilekçesinin yasal temyiz süresi içinde verilmesi gerekir; süre geçirildikten sonra verilen dilekçeye dayalı temyiz istemi reddedilir (kararda sürenin gün olarak miktarı belirtilmemiştir).

Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
temyiz (kesinlik) sınırı katılma yoluyla temyiz temyiz süresi kesin karar

Atıf yapılan mevzuat: HMK — HMK 362/1-aHMK Ek 1HMK 366HMK 346/2

Karar metni

Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster

11. Hukuk Dairesi         2018/5107 E.  ,  2020/2394 K.

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ ADLİYE MAHKEMESİ 12. HUKUK DAİRESİ

Taraflar arasında görülen davada Kocaeli 1. Asliye Ticaret Mahkemesince verilen 19/04/2017 tarih ve 2007/464 E- 2017/247 K. sayılı kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf isteminin kısmen kabulüne dair İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi'nce verilen 05/07/2018 tarih ve 2017/856 E- 2018/868 K. sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi taraf vekilleri tarafından istenilmekle, duruşma için belirlenen 03/03/2020 günü hazır bulunan davacı vekili Av. ... ile davalı vekili Av. ...dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:

Davacı vekili, İzmit ve ilçeleri hatlarının yolcu taşıma işinin ihaleye verilmesi üzerine, ihalenin tüm şartlarının yerine getirilip teminatların yatırılarak müvekkili firmaya ihale edildiğini, ihale şartları gereği yolcu taşımacılığı sözleşmesinin yapıldığını, yolcu güzergah ve tarifelerİ tespit edilerek işe başladığını, ihalenin 10 yıllığına yapıldığını ve 02/07/2004 tarihinde kesinleştiğini, bu tarihten itibaren müvekkilinin Hereke- Karamürsel dışında kalan 8 hattın yolcu taşıma işini üstlendiğini ve sözleşme yapıldığını, davalının müvekkilinin 10 yıllığına aldığı işbu sözleşmeyi tek taraflı olarak 15.09.2005 tarihinde feshettiğini, fesih sonrası müvekkiline ait bulunan iskelelerdeki tüm malzemelere davalının el koyduğunu, keyfi olarak işe son vermesi karşısında 1.000,00 TL’si yanan teminattan, 1.000,00 TL’si yatırımdan kaynaklanan giderler ve 4.000,00 TL’si de 10 yıllık çalışmanın engellenmesinden kaynaklanan kâr kaybından olmak üzere tüm kalemlere ilişkin fazlaya ilişkin talep ve dava hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 6.000,00 TL'nin işe son verme tarihi olan 15/09/2005 tarihinden itibaren ticari faiziyle davalıdan tahsilini talep ve dava etmiş, ıslah dilekçesi ile, 25.380,00 TL teminat bedeli, 39.994,00 TL yatırım bedeli, 882.770,69 TL kâr kaybı talep ettiklerini beyan etmiştir.

Davalı vekili, ihalenin davacıya verildiğini, kesinleşmesinden sonra müvekkilinin davacıyı sözleşmeye davet ettiğini ancak, davacının sözleşme imzalamaya gelmediğini, ortada davacı ve müvekkili arasında imzalanan bir sözleşme bulunmadığı için sözleşmenin feshinden bahsedilemeyeceğini, 2886 sayılı Devlet İhale Kanunu’nun 57. m. gereğince onaylanan ihale kararının bildirilmesini izleyen 15 gün içinde geçici teminatın kesin teminata çevrilerek noterlikçe tescil edilmiş sözleşmenin idareye verilme zorunluluğunun bulunduğunu, davacının bu yükümlülüğü yerine getirmemekte ısrar ettiğini, bunun üzerine ihalenin bozulduğunu, davacının

İhale Şartnamesinin 5.5 m. sayılan gemilerin nitelik ve sayıları ile ilgili şart ve hükümlere riayet etmediğini, 8 güzergahta yolcu taşıma işini üstlenmiş olmasına rağmen sadece 2 hatta yolcu taşma işini yerine getirdiğini, bu durumun şartnameye aykırılık oluşturduğunu, gerekli izinleri almadan yat gezileri ve mehtap turları düzenlediğini, şartnamenin 9. m. iskele üzerinde yapılacak yolcu salonları, turnike ve bilet gişelerinin belediyece belirlenecek nitelikte olmak şartıyla yolcu taşıma işini üstlenen kiracı tarafından yapılacağı öngörülmüş olmasına rağmen davacının bu yükümlülüğünü yerine getirmediğini, turnikelerin müvekkili tarafından yapıldığını, denetim görevlilerinin 04.08.2005 tarihinde Sarıoğlu ve Feyzioğlu gemilerinde yaptıkları denetimlerde yolcuların gemiye binmelerini müteakip gemi görevlilerinin yolculardan biletleri yırtmadan geri aldıklarını, yolculardan para alınmasına rağmen bilet verilmediğini, terminal içindeki tuvaletten ücret alındığının tespit edildiğini, davacının ihale şartnamesinin 5.9 , 5.10 , 5.7 , 8 , 9 , 11, 13.

m. gereklere uymadığını, iskelelerdeki davacıya ait tüm malzemelerin davacıya teslim edildiğini savunarak, davanın reddini istemiştir.

İlk derece Mahkemesince iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davacı tarafça belirtilen ihale kanunu ile emredici şekilde düzenlenmesi ve davalı ... tarafından davalıya sözleşme yapma konusunda bildirimlere rağmen davacının sözleşme yapmaya yanaşmadığı, ihale şartanamesi açık hükümlerine rağmen taşımacılık işini gereği gibi yapmadığı, çeşitli seferlerin iptalleri suretiyle vatandaşların mağduriyetine sebebiyet verdiği, vatandaşın ulaşım hizmetlerinin sağlanmasının beldiyenin yapması gereken kamu hizmetlerinden olup, bu hizmetin deniz ulaşımı ayağını belediyenin ihale suretiyle davacı eliyle yaptırmak istediği, ancak davacının ihale ile yükümlenmesine rağmen bu hizmeti gereği gibi yapmadığı, davalı belediyenin her ne kadar imzalanmamış ise de fiili olarak süren sözleşmeyi feshetmesinin haklı nedene dayandığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.

Karara karşı, davacı vekilince istinaf isteminde bulunulmuştur.

İstinaf Mahkemesince iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davalının 07.07.2014 tarihinde, davacıyı sözleşme imzalamaya davet ettiği fakat davacının sözleşme imzalamaksızın ihale kapsamında yükümlenilen kamu hizmetini yürütmeye başladığı, 2886 sayılı Kanun’un 53.m. göre bütün ihalelerin sözleşmeye bağlanmasının zorunlu olduğu, davacının yükümlendiği edimin, 2886 sayılı Kanun’un 53/2.m. kapsamında sözleşme yapılması zorunlu olmayan özel hallerden olmadığı, ihale sonrası davacının sözleşme imzalamaya davet edildiği fakat yazılı sözleşme imzalanmadığı, davacının sözleşme imzalamadan öngörülen hatlarda fiilen faaliyette bulunduğu sabit olduğuna göre ortada geçerli bir sözleşme bulunmadığı için davalının sözleşmenin feshi olarak kabul edilen işlemi, ihalenin bozulması anlamında olup hukuken geçersiz olan bir sözleşmenin geçerli kabul edilerek feshedilmiş olduğu anlamında yorumlanamayacağı, geçersiz bir sözleşme kapsamında tarafların yerine getirdikleri edimleri birbirlerine iade etmekle yükümlü oldukları, bu bağlamda davacının ihale kapsamında yapmış olduğu yatırımların bedelini davacıya iade etmesi gerektiği, davalı uhdesinde kalan yatırım bedellerinin 39.994,00 TL olduğu, davacının, ihale kapsamında yapması gereken hukuki gerekleri yerine getirmediği, sözleşmeyi imzalamadığı bu kapsamda yatırdığı geçici teminatın davalı tarafından 2886 sayılı Kanun’un 57/son maddesi uyarınca gelir kaydedilmesinde bir usulsüzlük bulunmadığı, davacının sözleşmeyi imzalamadığı, davalı belediyenin de ihaleyi bozduğu, geçici teminatın gelir kaydedildiği, ortada geçersiz bir sözleşme bulunduğu, bu kapsamda davacının geçersiz sözleşmeye istinaden yaptığı yatırımların bedelini talep etmesinin haklı olduğu fakat bunun dışındaki taleplerinin hukuka uygun olmadığı gerekçesiyle, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak davanın yatırım bedeli yönünden kabulü gerektiği gerekçesiyle, istinaf başvurusunun kısmen kabulü ile, Kocaeli 1.

Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 19/04/2017 tarih, 2007/464 Esas-2017/247 K. sayılı hükmünün HMK’nın 353-b-2 m. gereği kaldırılmasına, davanın kısmen kabulüne, yatırım bedeli 39.994,00 TL'nin, 1.000,00 TL'sinin dava, kalanın 14.07.2014 ıslah tarihinden itibaren avans faiziyle davalıdan tahsiline karar verilmiştir.

Kararı, taraf vekilleri temyiz etmiştir.

1- Davalı vekilinin temyiz isteminin incelenmesinde; Davacı tarafça toplam 948.144,69 TL’nin faiziyle tahsili talep edilmiş, ilk derece mahkemesince davanın reddine karar verilmiş, işbu karara karşı davacı vekilince istinaf yoluna başvurulmuş ve Bölge Adliye Mahkemesince davacı vekilinin istinaf başvurusunun kısmen kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak davanın kısmen kabulüne, 39.994,00 TL’nin faiziyle davalıdan tashiline karar verilmiştir.

HMK'nın 6763 sayılı Kanun'un 42. maddesi ile değişik 362/1-a maddesi hükmüne göre, Bölge Adliye Mahkemelerinin miktar veya değeri 40.000,00 TL'yi geçmeyen davalara ilişkin verdiği kararlar aleyhine temyiz yoluna başvurulamaz. Bu miktar, HMK'nın Ek 1. maddesi uyarınca, Bölge Adliye Mahkemesince verilen hüküm tarihi olan 2018 yılı itibariyle 47.530,00 TL'dir.

Somut uyuşmazlıkta, mahkemece hükmedilen kısım miktar itibariyle kesin olup, temyiz kabiliyeti bulunmamaktadır. HMK'nın 366. maddesi delaletiyle kıyasen uygulanması gereken aynı Kanunun 346/2. maddesi hükmü uyarınca, kesin olan kararların temyiz istemleri hakkında Bölge Adliye Mahkemesince bir karar verilmesi gerekmekle birlikte, Yargıtay tarafından da bir karar verilebileceğinden davalı vekilinin temyiz isteminin miktardan reddine karar vermek gerekmiştir.

2- Davacı vekilinin temyiz isteminin incelenmesine gelince Bölge Adliye Mahkemesince verilen karar 17.08.2018 tarihinde davacı vekili Av. ... imzasına tebliğ edilmiş, davacının anılan vekili tarafından 13.09.2018 tarihinde temyiz harcı yatırılmak sureti ile, yasal temyiz süresi geçirildikten sonra temyiz dilekçesi ibraz edildiği anlaşılmıştır. Bir an için davacı vekili tarafından ibraz edilen işbu dilekçenin katılma yolu ile temyiz süresi içerisinde verildiği kabul edilebilir ise de, davalı tarafın temyiz istemi miktar yönünden red edildiğinden davalı tarafın temyizine katılma yolu ile davacı vekilinin temyiz istemini incelemek de mümkün değildir. Bu nedenlerle davacı tarafın temyiz istemi hakkında Bölge Adliye Mahkemesince bir karar verilebileceği gibi, Yargıtay tarafından da bir karar verilebileceğinden davacı vekilinin temyiz isteminin de reddine karar verilmiştir.

SONUÇ

Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle de davacı vekilinin temyiz istemlerinin REDDİNE, işlem yapılmak üzere dosyanın Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, ödedikleri peşin temyiz harcının istekleri halinde temyiz edenlere iadesine, 05/03/2020 tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.

Kaynak: https://6102ttk.com/karar/587690700 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz

İncelenen istinaf kararı — İst. BAM 12. HD

Bu Yargıtay 11. HD kararı, aşağıdaki İstinaf Dairesi kararının temyiz incelemesidir. Temyiz sonucu: Temyiz istemi usulden reddedildi

İstanbul BAM 12. Hukuk Dairesi · 2017/856 E. 2018/868 K.

İhalede sözleşme imzalanmadan hizmete başlanması: geçersiz sözleşme ve yatırım bedeli iadesi

Gerekçe özeti

İhale kesinleşmiş ve idare tarafından sözleşme imzalanmaya davet edilmiş olsa da, yüklenici yazılı sözleşme imzalamaksızın fiilen işe başlamışsa ve 2886 sayılı Kanun'un 53. maddesi kapsamında sözleşme yapılması zorunlu olan bir iş söz konusuysa, taraflar arasında geçerli bir sözleşme kurulmamış olur; idarenin bu ilişkiyi sona erdirme işlemi, geçerli bir sözleşmenin feshi değil, ihalenin bozulması niteliğindedir. Geçersiz sözleşme ilişkisinde taraflar yerine getirdikleri edimleri birbirlerine iade etmekle yükümlü olduğundan, yüklenicinin ihale kapsamında yaptığı yatırımların bedeli kendisine iade edilmelidir; ancak yüklenicinin sözleşmeyi imzalama yükümlülüğünü yerine getirmemesi nedeniyle 2886 sayılı Kanun'un 57/son maddesi uyarınca geçici teminatın gelir kaydedilmesi usule uygundur ve geçersiz sözleşmeye dayalı kâr kaybı talebi haklı görülmez.

Emsal değeri

2886 sayılı Devlet İhale Kanunu kapsamında ihalenin kesinleşmesine rağmen yazılı sözleşme imzalanmadan fiilen işe başlanması halinde ortada geçerli bir sözleşme bulunmadığının ve idarenin ilişkiyi sona erdirme işleminin fesih değil ihalenin bozulması niteliğinde olduğunun kabulü, ayrıca geçersiz sözleşme kapsamında yapılan yatırımların iadesi gerektiği ancak geçici teminatın gelir kaydedilmesinin usulsüz olmadığı ve kâr kaybı talep edilemeyeceği yönündeki tespitler bakımından bölgesel ikna edici emsal niteliği taşımaktadır.

Kavramlar: geçersiz sözleşme ihalenin bozulması sedimlerin iadesi geçici teminatın gelir kaydı 2886 sayılı Devlet İhale Kanunu kâr kaybı

İstinaf (12. HD) kararının tam metni

T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
12. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO 2017/856

KARAR NO 2018/868

TÜRK MİLLETİ ADINA

İSTİNAF KARARI

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ KOCAELİ 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ 19/04/2017

NUMARASI 2007/464 E.- 2017/247 K.

DAVA

Alacak

İSTİNAF KARAR TARİHİ 05/07/2018

Davanın reddine ilişkin hükmün davacı vekilince istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;

DAVA

Davacı vekili, İzmit ve ilçeleri hatlarının yolcu taşıma işinin ihaleye verilmesi üzerine, ihalenin tüm şartlarının yerine getirilip teminatların yatırılarak ihaleye girdiği müvekkili firmaya ihale edildiğini, ihale şartları gereği yolcu taşımacılığı sözleşmesinin yapıldığını, yolcu güzergah ve tarifeler tespit edilerek işe başladığını, ihalenin 10 yıllığına müvekkiline verildiğini ve 02/07/2004 tarihinde kesinleştiğini, bu tarihten itibaren müvekkili firmanın Hereke- Karamürsel dışında kalan 8 hattın yolcu taşıma işini üstlendiğini ve sözleşme yapıldığını, davalı belediyenin tamamen siyasal nedenlerle müvekkili firmanın 10 yıllığına aldığı iş bu sözleşmeyi tek taraflı olarak 15.09.2005 tarihinde feshettiğini, fesih sonrası müvekkiline ait bulunan iskelelerdeki tüm malzemelere davalı belediyenin el koyduğunu, davalının keyfi olarak işe son vermesi karşısında 1.000 TL’si yanan teminattan, 1.000 TL’si yatırımdan kaynaklanan giderler ve 4.000 TL’si de 10 yıllık çalışmanın engellenmesinden kaynaklanan kar kaybından olmak üzere tüm kalemlere ilişkin fazlaya ait dava ve talep hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 6.000 TL'nin işe son verme tarihi olan 15/09/2005 tarihinden itibaren ticari faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

ISLAH

14.7.2014 tarihli dilekçe ile harcı ikmal edilerek 25.380-TL teminat bedeli, 39.994-TL yatırım bedeli ,882.770,69-TL kar kaybı talep edilmiştir.

CEVAP

Davalı vekili, İhale Şartnamesi’nin 1. maddesinde belirtilen hatlar arasındaki yolcu taşıma işi olan davaya konu işin, 29.06.2004 tarih ve 04/227 sayılı Encümen kararı ile 2886 sayılı Devlet İhale Kanununun 43. Maddesine göre pazarlık usulü ile davacı üzerinde kaldığını, ihalenin 02.07.2004 tarihinde kesinleştiğini, müvekkili Büyükşehir Belediye Başkanlığının davacıyı sözleşmeye davet ettiğini, ancak davacının sözleşme imzalamaya gelmediğini, ortada davacı ve müvekkili arasında imzalanan bir sözleşme bulunmadığı için sözleşmenin feshinden bahsedilemeyeceğini, 2886 sayılı devlet İhale Kanununun 57. Maddesi gereğince onaylanan ihale kararının bildirilmesini izleyen 15 gün içinde geçici teminatın kesin teminata çevrilerek noterlikçe tescil edilmiş sözleşmenin idareye verilme zorunluluğunun bulunduğunu, davacının bu yükümlülüğünü yerine getirmemekte ısrar ettiğini, bunun üzerine ihalenin bozulduğunu, davacının ihale şartnamesinin 5.5 maddesinde sayılan gemilerin nitelik ve sayıları ile ilgili şart ve hükümlere riayet etmediğini, 8 güzergahta yolcu taşıma işini üstlenmiş olmasına rağmen sadece 2 hatta yolcu taşma işini yerine getirdiğini, bu durumun şartnameye aykırılık oluşturduğunu, gerekli izinleri almadan yat gezileri ve mehtap turları düzenlediğini, şartnamenin 9.

maddesinde iskele üzerinde yapılacak yolcu salonları, turnike ve bilet gişelerinin belediyece belirlenecek nitelikte olmak şartıyla yolcu taşıma işini üstlenen kiracı tarafından yapılacağı öngörülmüş olmasına rağmen davacının bu yükümlülüğünü yerine getirmediğini, turnikelerin müvekkili tarafından yapıldığını, denetim görevlilerinin 04.08.2005 tarihinde .. ve ... gemilerinde yaptıkları denetimlerde yolcuların gemiye binmelerini müteakip gemi görevlilerinin yolculardan biletleri yırtmadan geri aldıklarını, yolculardan para alınmasına rağmen bilet verilmediğini, terminal içindeki tuvaletten ücret alındığının tespit edildiğini, davacının ihale şartnamesinin 5.9 - 5.10 - 5.7 - 8 - 9 - 11 - 13. Maddelerindeki gereklere uymadığını, iskelelerdeki davacıya ait tüm malzemelerin davacıya teslim edildiğini belirterek davanın reddini talep etmiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

Mahkemece, davacı tarafça belirtilen ihale kanunu ile emredici şekilde düzenlenmesi ve davalı belediye tarafından davalıya sözleşme yapma konusunda bildirimlere rağmen davacının sözleşme yapmaya yanaşmadığı, ihale şartanamesi açık hükümlerine rağmen taşımacılık işini gereği gibi yapmadığı, çeşitli seferlerin iptalleri suretiyle vatandaşların mağduriyetine sebebiyet verdiği, vatandaşın ulaşım hizmetlerinin sağlanmasının beldiyenin yapması gereken kamu hizmetlerinden olup, bu hizmetin deniz ulaşımı ayağını belediyenin ihale suretiyle davacı eliyle yaptırmak istediği, ancak davacının ihale ile yükümlenmesine rağmen bu hizmeti gereği gibi yapmadığı, davalı belediyenin her ne kadar imzalanmamış ise de fiili olarak süren sözleşmeyi feshetmesi haklı nedenlere dayanmakta olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.

İSTİNAF SEBEPLERİ

İstinaf yoluna başvuran davacı vekili, davalı Büyükşehir Belediyesi'nin müdür konumundaki çalışanı ...'ın ifade ettiği üzere davacının taşıma görevini ihmal edici bir fiil içinde olmadığını, kendilerine bu konuyla ilgili herhangi bir şikayet gelmediğini ifade ettiğini, davalı Belediye tarafından bu hususa ilişkin aksi bir delil ibraz etmediğini, belediyenin Deniz Ulaşım Müdürünün açık ifadesine rağmen Kocaeli 1. Asliye Ticaret yerinde olmayan değerlendirmeyle kusurun davalı belediyede olmasına rağmen haksız bir değerlendirme yaparak hukuka aykırı olarak davayı reddettiğini, ıslah dilekçesi sonrası sözleşmenin feshini gerektirecek ek bir delilin dosyaya girmediğini, müvekkilinin haksız fesih sebebiyle zarar gördüğünü, zararın eksik hesap edildiğini belirterek davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.

GEREKÇE

Uyuşmazlık konusu taraflar arasındaihaleyle oluşsa da, geçerli bir sözleşme olup olmadığı, bu bağlamda geçerli bir sözleşme varsa sözleşmenin feshi koşullarının oluşup oluşmadığı ve davacının bir zararı varsa, miktarıdır.

Davacı firmanın, davalı belediyenin 29/06/2004 tarih ve 04/227 sayılı Encümen kararı üzerine 2886 sayılı Devlet İhale Kanunun 43. Maddesi kapsamında gerçekleştirilen ihaleye katıldığı ve ihalenin pazarlık usulü davacıya ihale edildiği, ihalenin 2886 sayılı Kanunun 31. Maddesi uyarınca davalı belediyenin ita amirince onaylanarak kesinleştiği, davalı belediyenin 07/07/2014 tarihinde, davacıyı sözleşme imzalamaya davet ettiği fakat davacının sözleşme imzalamaksızın ihale kapsamında yükümlenilen kamu hizmetini yürütmeye başladığı, 2886 sayılı Kanunun 53. Maddesine göre bütün ihalelerin sözleşmeye bağlanmasının zorunlu olduğu, davacının yükümlendiği edimin, 2886 sayılı Kanunun 53/2. Maddesi kapsamında sözleşme yapılması zorunlu olmayan özel hallerden olmadığı anlaşılmaktadır.

İhale sonrası davacının sözleşme imzalamaya davet edildiği fakat yazılı sözleşme imzalanmadığı, davacı firmanın sözleşme imzalamadan öngörülen hatlarda fiilen faaliyette bulunduğu sabit olduğuna göre ortada geçerli bir sözleşme bulunmadığı için davalının sözleşmenin feshi olarak kabul edilen işlemi, ihalenin bozulması anlamında olup hukuken geçersiz olan bir sözleşmenin geçerli kabul edilerek feshedilmiş olduğu anlamında yorumlanamaz.Geçersiz bir sözleşme kapsamında taraflar, yerine getirdikleri edimleri birbirlerine iade etmekle yükümlüdürler. Bu bağlamda davacının ihale kapsamında yapmış olduğu yatırımların bedeli davacıya iade edilmelidir. Tüm bilirkişi raporlarında davalı uhdesinde kalan yatırım bedellerinin 39.994-TL olduğu hesaplanmıştır.

Bunun dışında davacının, ihale kapsamında yapması gereken hukuki gerekleri yerine getirmediği, sözleşmeyi imzalamadığı bu kapsamda yatırdığı geçici teminatın davalı belediye tarafından 2886 sayılı Kanunun 57/son maddesi uyarınca gelir kaydedilmesinde bir usulsüzlük bulunmamaktadır. Adı geçen kanun maddesine göre: "Bu zorunluluklara (Kanun maddesinin ilk iki fıkrasında belirtilen) uyulmadığı takdirde, protesto çekmeye ve hüküm almaya gerek kalmaksızın ihale bozulur ve varsa geçici teminat gelir kaydedilir.

"Sonuç olarak davalının 2886 Kanun hükümleri dahilinde gerçekleştirilen ihaleye katıldığı, ihalenin üzerine kaldığı fakat ihale kapsamında üstlendiği hizmetlerin yerine getirilmesinin hukuksal bir gerekliliği olan sözleşmeyi imzalamadığı, davalı belediyenin de ihaleyi bozduğu, geçici teminatın gelir kaydedildiği, ortada geçersiz bir sözleşme bulunduğu, bu kapsamda davacının geçersiz sözleşmeye istinaden yaptığı yatırımların bedelini talep etmesinin haklı olduğu fakat bunun dışındaki taleplerinin hukuka uygun olmadığı anlaşılmakla ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak davanın yatırım bedelinin ıslah doğrultusunda kabulüne karar verilmesi gerekmiş, aşağıdaki hüküm kurulmuştur.

HÜKÜM

Yukarıda açıklanan nedenlerle:

Davacı vekilinin istinaf başvurusunun KISMEN KABULÜNE, Kocaeli 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 19/04/2017 tarih ve 2007/464 Esas-2017/247 Karar sayılı hükmünün HMK.'nın 353-b-2 maddesi gereği KALDIRILMASINA,

"Davanın KISMEN KABULÜNE,Yatırım bedeli 39.994,- TL'nin 1.000,- TL'sinin dava; kalanın 14.7.2014 ıslah tarihinden itibaren avans faizi işletilerek davalıdan tahsiliyle davacıya ödenmesine, Fazlaya ilişkin alacak istemi yerinde olmadığından reddine,

İlk derece mahkemesine ilişkin olarak ;

"Alınması gerekli 2.731,99- TL harcın, davacı tarafından peşin yatırılan 81,- TL peşin harç ile 16.089,50- TL ıslah harcından mahsubu ile fazla alınan 13.438,51- TL harcın karar kesinleştiğinde talep halinde davacıya iadesine,

Kabul edilen tutar açısından karar tarihinde yürürlükte olan A.A.Ü.T. uyarınca takdir olunan 4.749,34 - TL nispi avukatlık ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,

Reddedilen tutar açısından karar tarihinde yürürlükte olan A.A.Ü.T. uyarınca takdir olunan 50.276,03- TLnispi vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,

Davacının yatırdığı, karar harcına mahsup edilen 2.731,99- TL harcın davalıdan alınarak davacıya verilmesine,

Davacı tarafından yapılan 10.900,- TL bilirkişi ücreti ve 452,73- TL posta gideri olmak üzere toplam 11.352,73- TL yargı giderinin kabul ve red oranı dikkate alınarak 478,87- TL'sinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, kalan kısmın davacı üzerinde bırakılmasına,

"İstinaf yoluna başvuran davacı tarafından yatırılan istinaf harcının istek halinde kendisine iadesine,

Gerekçeli kararın bir örneğinin taraf vekillerine tebliğine,

HMK 'nun 362/1. maddesi uyarınca kararın tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde temyiz yoluna başvurulabileceğine, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oy birliğiyle karar verildi. 05/07/2018

Bu sitedeki içerik bilgilendirme amaçlıdır; hukuki görüş veya tavsiye değildir. Resmî metin için mevzuat.gov.tr esastır.