Temyiz sınırının altında kalan BAM kararına karşı temyiz istemi miktardan reddedilir
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2018/5107 E. 2020/2394 K. ·
Temyiz istemi usulden reddedildiKesin
★ Emsal
Gerekçe özeti
Bölge Adliye Mahkemesince hükmedilen miktar, BAM hüküm tarihi itibarıyla HMK Ek 1. maddesiyle güncellenen HMK 362/1-a temyiz sınırının altında kalıyorsa karar kesindir ve temyiz kabiliyeti yoktur; kesin karara yönelik temyiz istemi hakkında HMK 366 delaletiyle 346/2 uyarınca Bölge Adliye Mahkemesi karar verebileceği gibi Yargıtay da karar verebilir. Asıl temyiz istemi miktardan reddedilmiş ise, karşı tarafın katılma yoluyla temyiz istemi de incelenemez.
Ele alınan sorunlar
Bölge Adliye Mahkemesince hükmedilen miktarın temyiz (kesinlik) sınırının altında kalması → ret
Gerekçe: HMK'nın 6763 sayılı Kanun'un 42. maddesi ile değişik 362/1-a maddesi uyarınca Bölge Adliye Mahkemelerinin miktar veya değeri 40.000,00 TL'yi geçmeyen davalara ilişkin kararları aleyhine temyiz yoluna başvurulamaz; bu miktar HMK'nın Ek 1. maddesi uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince verilen hüküm tarihi olan 2018 yılı itibarıyla 47.530,00 TL'dir. Hükmedilen kısım bu sınırın altında kaldığından karar miktar itibarıyla kesin olup temyiz kabiliyeti bulunmamaktadır. HMK'nın 366. maddesi delaletiyle kıyasen uygulanması gereken aynı Kanun'un 346/2. maddesi uyarınca kesin olan kararların temyiz istemleri hakkında Bölge Adliye Mahkemesince bir karar verilmesi gerekmekle birlikte Yargıtay tarafından da karar verilebileceğinden, temyiz isteminin miktardan reddine karar verilmiştir.
Gerekçe kaynağı: özgün
Temyiz dilekçesinin yasal süre geçirildikten sonra verilmesi ve katılma yoluyla temyizin incelenebilirliği → ret
Gerekçe: Bölge Adliye Mahkemesi kararının vekile tebliğinden sonra temyiz harcı yatırılmak suretiyle temyiz dilekçesi, yasal temyiz süresi geçirildikten sonra ibraz edilmiştir. Bir an için bu dilekçenin katılma yoluyla temyiz süresi içinde verildiği kabul edilebilirse de, karşı tarafın temyiz istemi miktar yönünden reddedildiğinden, onun temyizine katılma yoluyla bu temyiz isteminin incelenmesi de mümkün değildir. Kesin olan kararların temyiz istemi hakkında Bölge Adliye Mahkemesince karar verilebileceği gibi Yargıtay tarafından da karar verilebilir.
Gerekçe kaynağı: özgün
Emsal değeri
Temyiz sınırının BAM hüküm tarihindeki güncellenmiş tutar üzerinden belirlenmesi ve asıl temyizin miktardan reddi hâlinde katılma yoluyla temyizin incelenemeyeceği yönünden bağlayıcı içtihat değeri taşır.
Usul tespitleri
- Hak düşürücü süre
- Bölge Adliye Mahkemesi kararına karşı temyiz dilekçesinin yasal temyiz süresi içinde verilmesi gerekir; süre geçirildikten sonra verilen dilekçeye dayalı temyiz istemi reddedilir (kararda sürenin gün olarak miktarı belirtilmemiştir).
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
temyiz (kesinlik) sınırı↗ katılma yoluyla temyiz↗ temyiz süresi↗ kesin karar↗
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2018/5107 E. , 2020/2394 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ ADLİYE MAHKEMESİ 12. HUKUK DAİRESİ
Taraflar arasında görülen davada Kocaeli 1. Asliye Ticaret Mahkemesince verilen 19/04/2017 tarih ve 2007/464 E- 2017/247 K. sayılı kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf isteminin kısmen kabulüne dair İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi'nce verilen 05/07/2018 tarih ve 2017/856 E- 2018/868 K. sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi taraf vekilleri tarafından istenilmekle, duruşma için belirlenen 03/03/2020 günü hazır bulunan davacı vekili Av. ... ile davalı vekili Av. ...dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, İzmit ve ilçeleri hatlarının yolcu taşıma işinin ihaleye verilmesi üzerine, ihalenin tüm şartlarının yerine getirilip teminatların yatırılarak müvekkili firmaya ihale edildiğini, ihale şartları gereği yolcu taşımacılığı sözleşmesinin yapıldığını, yolcu güzergah ve tarifelerİ tespit edilerek işe başladığını, ihalenin 10 yıllığına yapıldığını ve 02/07/2004 tarihinde kesinleştiğini, bu tarihten itibaren müvekkilinin Hereke- Karamürsel dışında kalan 8 hattın yolcu taşıma işini üstlendiğini ve sözleşme yapıldığını, davalının müvekkilinin 10 yıllığına aldığı işbu sözleşmeyi tek taraflı olarak 15.09.2005 tarihinde feshettiğini, fesih sonrası müvekkiline ait bulunan iskelelerdeki tüm malzemelere davalının el koyduğunu, keyfi olarak işe son vermesi karşısında 1.000,00 TL’si yanan teminattan, 1.000,00 TL’si yatırımdan kaynaklanan giderler ve 4.000,00 TL’si de 10 yıllık çalışmanın engellenmesinden kaynaklanan kâr kaybından olmak üzere tüm kalemlere ilişkin fazlaya ilişkin talep ve dava hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 6.000,00 TL'nin işe son verme tarihi olan 15/09/2005 tarihinden itibaren ticari faiziyle davalıdan tahsilini talep ve dava etmiş, ıslah dilekçesi ile, 25.380,00 TL teminat bedeli, 39.994,00 TL yatırım bedeli, 882.770,69 TL kâr kaybı talep ettiklerini beyan etmiştir.
Davalı vekili, ihalenin davacıya verildiğini, kesinleşmesinden sonra müvekkilinin davacıyı sözleşmeye davet ettiğini ancak, davacının sözleşme imzalamaya gelmediğini, ortada davacı ve müvekkili arasında imzalanan bir sözleşme bulunmadığı için sözleşmenin feshinden bahsedilemeyeceğini, 2886 sayılı Devlet İhale Kanunu’nun 57. m. gereğince onaylanan ihale kararının bildirilmesini izleyen 15 gün içinde geçici teminatın kesin teminata çevrilerek noterlikçe tescil edilmiş sözleşmenin idareye verilme zorunluluğunun bulunduğunu, davacının bu yükümlülüğü yerine getirmemekte ısrar ettiğini, bunun üzerine ihalenin bozulduğunu, davacının
İhale Şartnamesinin 5.5 m. sayılan gemilerin nitelik ve sayıları ile ilgili şart ve hükümlere riayet etmediğini, 8 güzergahta yolcu taşıma işini üstlenmiş olmasına rağmen sadece 2 hatta yolcu taşma işini yerine getirdiğini, bu durumun şartnameye aykırılık oluşturduğunu, gerekli izinleri almadan yat gezileri ve mehtap turları düzenlediğini, şartnamenin 9. m. iskele üzerinde yapılacak yolcu salonları, turnike ve bilet gişelerinin belediyece belirlenecek nitelikte olmak şartıyla yolcu taşıma işini üstlenen kiracı tarafından yapılacağı öngörülmüş olmasına rağmen davacının bu yükümlülüğünü yerine getirmediğini, turnikelerin müvekkili tarafından yapıldığını, denetim görevlilerinin 04.08.2005 tarihinde Sarıoğlu ve Feyzioğlu gemilerinde yaptıkları denetimlerde yolcuların gemiye binmelerini müteakip gemi görevlilerinin yolculardan biletleri yırtmadan geri aldıklarını, yolculardan para alınmasına rağmen bilet verilmediğini, terminal içindeki tuvaletten ücret alındığının tespit edildiğini, davacının ihale şartnamesinin 5.9 , 5.10 , 5.7 , 8 , 9 , 11, 13.
m. gereklere uymadığını, iskelelerdeki davacıya ait tüm malzemelerin davacıya teslim edildiğini savunarak, davanın reddini istemiştir.
İlk derece Mahkemesince iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davacı tarafça belirtilen ihale kanunu ile emredici şekilde düzenlenmesi ve davalı ... tarafından davalıya sözleşme yapma konusunda bildirimlere rağmen davacının sözleşme yapmaya yanaşmadığı, ihale şartanamesi açık hükümlerine rağmen taşımacılık işini gereği gibi yapmadığı, çeşitli seferlerin iptalleri suretiyle vatandaşların mağduriyetine sebebiyet verdiği, vatandaşın ulaşım hizmetlerinin sağlanmasının beldiyenin yapması gereken kamu hizmetlerinden olup, bu hizmetin deniz ulaşımı ayağını belediyenin ihale suretiyle davacı eliyle yaptırmak istediği, ancak davacının ihale ile yükümlenmesine rağmen bu hizmeti gereği gibi yapmadığı, davalı belediyenin her ne kadar imzalanmamış ise de fiili olarak süren sözleşmeyi feshetmesinin haklı nedene dayandığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Karara karşı, davacı vekilince istinaf isteminde bulunulmuştur.
İstinaf Mahkemesince iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davalının 07.07.2014 tarihinde, davacıyı sözleşme imzalamaya davet ettiği fakat davacının sözleşme imzalamaksızın ihale kapsamında yükümlenilen kamu hizmetini yürütmeye başladığı, 2886 sayılı Kanun’un 53.m. göre bütün ihalelerin sözleşmeye bağlanmasının zorunlu olduğu, davacının yükümlendiği edimin, 2886 sayılı Kanun’un 53/2.m. kapsamında sözleşme yapılması zorunlu olmayan özel hallerden olmadığı, ihale sonrası davacının sözleşme imzalamaya davet edildiği fakat yazılı sözleşme imzalanmadığı, davacının sözleşme imzalamadan öngörülen hatlarda fiilen faaliyette bulunduğu sabit olduğuna göre ortada geçerli bir sözleşme bulunmadığı için davalının sözleşmenin feshi olarak kabul edilen işlemi, ihalenin bozulması anlamında olup hukuken geçersiz olan bir sözleşmenin geçerli kabul edilerek feshedilmiş olduğu anlamında yorumlanamayacağı, geçersiz bir sözleşme kapsamında tarafların yerine getirdikleri edimleri birbirlerine iade etmekle yükümlü oldukları, bu bağlamda davacının ihale kapsamında yapmış olduğu yatırımların bedelini davacıya iade etmesi gerektiği, davalı uhdesinde kalan yatırım bedellerinin 39.994,00 TL olduğu, davacının, ihale kapsamında yapması gereken hukuki gerekleri yerine getirmediği, sözleşmeyi imzalamadığı bu kapsamda yatırdığı geçici teminatın davalı tarafından 2886 sayılı Kanun’un 57/son maddesi uyarınca gelir kaydedilmesinde bir usulsüzlük bulunmadığı, davacının sözleşmeyi imzalamadığı, davalı belediyenin de ihaleyi bozduğu, geçici teminatın gelir kaydedildiği, ortada geçersiz bir sözleşme bulunduğu, bu kapsamda davacının geçersiz sözleşmeye istinaden yaptığı yatırımların bedelini talep etmesinin haklı olduğu fakat bunun dışındaki taleplerinin hukuka uygun olmadığı gerekçesiyle, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak davanın yatırım bedeli yönünden kabulü gerektiği gerekçesiyle, istinaf başvurusunun kısmen kabulü ile, Kocaeli 1.
Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 19/04/2017 tarih, 2007/464 Esas-2017/247 K. sayılı hükmünün HMK’nın 353-b-2 m. gereği kaldırılmasına, davanın kısmen kabulüne, yatırım bedeli 39.994,00 TL'nin, 1.000,00 TL'sinin dava, kalanın 14.07.2014 ıslah tarihinden itibaren avans faiziyle davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Kararı, taraf vekilleri temyiz etmiştir.
1- Davalı vekilinin temyiz isteminin incelenmesinde; Davacı tarafça toplam 948.144,69 TL’nin faiziyle tahsili talep edilmiş, ilk derece mahkemesince davanın reddine karar verilmiş, işbu karara karşı davacı vekilince istinaf yoluna başvurulmuş ve Bölge Adliye Mahkemesince davacı vekilinin istinaf başvurusunun kısmen kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak davanın kısmen kabulüne, 39.994,00 TL’nin faiziyle davalıdan tashiline karar verilmiştir.
HMK'nın 6763 sayılı Kanun'un 42. maddesi ile değişik 362/1-a maddesi hükmüne göre, Bölge Adliye Mahkemelerinin miktar veya değeri 40.000,00 TL'yi geçmeyen davalara ilişkin verdiği kararlar aleyhine temyiz yoluna başvurulamaz. Bu miktar, HMK'nın Ek 1. maddesi uyarınca, Bölge Adliye Mahkemesince verilen hüküm tarihi olan 2018 yılı itibariyle 47.530,00 TL'dir.
Somut uyuşmazlıkta, mahkemece hükmedilen kısım miktar itibariyle kesin olup, temyiz kabiliyeti bulunmamaktadır. HMK'nın 366. maddesi delaletiyle kıyasen uygulanması gereken aynı Kanunun 346/2. maddesi hükmü uyarınca, kesin olan kararların temyiz istemleri hakkında Bölge Adliye Mahkemesince bir karar verilmesi gerekmekle birlikte, Yargıtay tarafından da bir karar verilebileceğinden davalı vekilinin temyiz isteminin miktardan reddine karar vermek gerekmiştir.
2- Davacı vekilinin temyiz isteminin incelenmesine gelince Bölge Adliye Mahkemesince verilen karar 17.08.2018 tarihinde davacı vekili Av. ... imzasına tebliğ edilmiş, davacının anılan vekili tarafından 13.09.2018 tarihinde temyiz harcı yatırılmak sureti ile, yasal temyiz süresi geçirildikten sonra temyiz dilekçesi ibraz edildiği anlaşılmıştır. Bir an için davacı vekili tarafından ibraz edilen işbu dilekçenin katılma yolu ile temyiz süresi içerisinde verildiği kabul edilebilir ise de, davalı tarafın temyiz istemi miktar yönünden red edildiğinden davalı tarafın temyizine katılma yolu ile davacı vekilinin temyiz istemini incelemek de mümkün değildir. Bu nedenlerle davacı tarafın temyiz istemi hakkında Bölge Adliye Mahkemesince bir karar verilebileceği gibi, Yargıtay tarafından da bir karar verilebileceğinden davacı vekilinin temyiz isteminin de reddine karar verilmiştir.
SONUÇ
Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle de davacı vekilinin temyiz istemlerinin REDDİNE, işlem yapılmak üzere dosyanın Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, ödedikleri peşin temyiz harcının istekleri halinde temyiz edenlere iadesine, 05/03/2020 tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/587690700 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz