Alacak
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2018/5068 E. 2020/2290 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
saklama sözleşmesi↗ temerrüt tarihi↗ yasal faiz↗ eksik inceleme↗ temerrüt↗ i̇i̇k 72/son↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece, Dairemizin bozma ilamına uyulmasına karar verilerek yapılan yargılama sonunda, davacının hesabına gelen havaleler toplamından (43.900.000,00 ETL) davacının hesabından çıkan havalelerin (6.915.606,200 ETL) mahsubu suretiyle havaleler arasındaki farkın (36.984.393,800 ETL) belirlenmesi akabinde davacının hesabına 3.şahıslar tarafından yatırılan paraların (8.148.100.954eTL) mahsubu ve davacının hesabından 3.şahıslara yapılan ödemeler (40.172.443,231 ETL)'nin ve bu miktara da repo gelirinin (325.685.487ETL) ilavesi suretiyle bulunan 69.334.421.564 ETL'nin (69.334.42YTL) olarak belirlenen hesaplamanın doğru olduğuna kanaat getirilerek asıl davanın kabulü ile, 45.000 TL'nin 18/01/2000 tarihinden itibaren değişen oranlarda yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine, birleşen İst. 13 Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2004/111 esas sayılı dosyasında davacının davasının kısmen kabulü ile 24.334,42 TL'nin 18/01/2000 temerrüt tarihi itibariyle yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine, birleşen davada fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiştir.
Kararı, taraf vekilleri temyiz etmiştir.
Asıl ve birleşen davalar, menkul kıymet alım satım saklama sözleşmesine dayalı olarak davacının davalı şirket elemanı tarafından yapılan işlemler nedeniyle uğradığı zararın tahsili istemine ilişkindir. Mahkemece Dairemiz bozma ilamına uyularak devam olunan yargılamada bilirkişi heyetinden birden fazla ek rapor alınmış ve nihayetinde 18.12.2017 tarihli son ek rapora itibar edilerek asıl davanın kabulüne birleşen davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Hükme esas alınan ek rapora göre, davacının hesabından 3. kişilere yapılan ödemeler hesaba geri eklenmiş, davacının hesabına 3. kişilerden gelen havaleler ise hesaptan düşülmüştür. Hesaplama yöntemi doğru olmakla beraber, 3. kişilerin hesabına yapılan havalelerin toplam 40.172 TL olarak hesap edildiği ve bu tutarın içerisinde davacı ve eşinin müşterek hesabına yapılan havalelerin de olduğu anlaşılmaktadır.
Dairemiz bozma ilamında ifade edildiği üzere hesaptan çıkan paraların büyük oranda davacı ve eşinin müşterek hesabına aktarıldığı, müşterek hesaba aktarılanlar dışında 3. kişilere aktarılan para miktarı ile bu hesapların kimlere ait olduğuna ilişkin olarak yeterli inceleme ve değerlendirme yapılmadığı, yine davacı ve eşine ait müşterek hesaba yapılan havalelerin tereddüte mahal bırakmayacak şekilde tespiti gerekirken eksik inceleme yapıldığı, ayrıca ... ile...'ın aynı kişiler olup olmadığı ve ... ile...adına çıkan havalelerin davacı ve eşine ait müşterek hesaba girip girmediğinin tespit edilmediği anlaşılmaktadır. Ayrıca, havalelerde ismi geçen 3. kişilerin davacı ile arasındaki ilişki veya bağlantılarının da ortaya çıkarılması, bu şahıslar adına yapılan havalelerin de incelenmesi gerekmektedir. O halde, mahkemece Dairemiz bozma ilamında ifade edilen hususlarda yeterli değerlendirme yapılmaksızın eksik ve hatalı hesaplamalar içeren ek rapora itibar edilerek karar verilmesi doğru olmamış, kararın bozulması gerekmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2016/12563 E. 2018/4154 K.
Ortak:i̇i̇k 72/son
İncelediğiniz karardaMahkemece Dairemiz bozma ilamına uyularak devam olunan yargılamada bilirkişi heyetinden birden fazla ek rapor alınmış ve nihayetinde 18.12.2017 tarihli «son» ek rapora itibar edilerek asıl davanın kabulüne birleşen davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Benzer bu karardaBu durumda, temyiz incelemesi yapılabilmesi için, temyiz «harç» ve giderlerinin yatırılması hususunda ve HUMK 434/«son» maddesi uyarınca davacı vekiline usulüne uygun süre verilmesi ve sonucuna göre işlem yapılması, her halükarda davalı vekilinin temyiz itirazları incelenmek üzere Dairemize gönderilmesi için dosyanın mahalline geri çevrilmesine karar vermek gerekmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:cevap süresi · havale · harç · ibraz
Benzer bu karardaTemyize «cevap süresi» içerisinde «ibraz» edilen ve havalesi yapılan bu dilekçesinin katılma yoluyla temyiz dilekçesi olarak kabul edilmesi gerektiği ancak, temyiz harcının yatırılmamış olduğu anlaşılmıştır.
Davacı vekili 05.08.2016 «havale» tarihli temyize cevap dilekçesi ile davalı ...
Bu durumda, temyiz incelemesi yapılabilmesi için, temyiz «harç» ve giderlerinin yatırılması hususunda ve HUMK 434/«son» maddesi uyarınca davacı vekiline usulüne uygun süre verilmesi ve sonucuna göre işlem yapılması, her halükarda davalı vekilinin temyiz itirazları incelenmek üzere Dairemize gönderilmesi için dosyanın mahalline geri çevrilmesine karar vermek gerekmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2016/7882 E. 2017/5148 K.
Ortak:yasal faiz · Alacak
İncelediğiniz kararda… .334.42YTL) olarak belirlenen hesaplamanın doğru olduğuna kanaat getirilerek asıl davanın kabulü ile, 45.000 TL'nin 18/01/2000 tarihinden itibaren değişen oranlarda «yasal faizi» ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine, birleşen İst.
13 Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2004/111 esas sayılı dosyasında davacının davasının kısmen kabulü ile 24.334,42 TL'nin 18/01/2000 «temerrüt tarihi» itibariyle «yasal faizi» ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine, birleşen davada fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiştir.
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davacının gönderdiği 26.500 TL'nin davalı bankanın «kusuru» sebebiyle 3. kişiye ödendiği, bu yanlış ödemeden davalının sorumlu olduğu, ödeme doğru kişiye yapılmış olsa dahi «havale» «masrafının» alınması gerektiğinden davacının havale masrafına ilişkin talebinin yerinde olmadığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, 26.500 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek «yasal faizi» ile birlikte davalıdan tahsiline, fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:mutlak ticari dava · re'sen gözetilme · üçüncü kişi · kamu düzeni · görevsizlik kararı · havale · dosya masrafı · kusur
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davacının gönderdiği 26.500 TL'nin davalı bankanın «kusuru» sebebiyle 3. kişiye ödendiği, bu yanlış ödemeden davalının sorumlu olduğu, ödeme doğru kişiye yapılmış olsa dahi «havale» «masrafının» alınması gerektiğinden davacının havale masrafına ilişkin talebinin yerinde olmadığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, 26.500 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek «yasal faizi» ile birlikte davalıdan tahsiline, fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiştir.
1- Dava, «havale» göndericisinin davalı Banka aracılığıyla gönderdiği paranın hak sahipleri dışında «üçüncü kişiye» ödenmesi nedeniyle uğranılan zararın tahsili istemine ilişkin olup, mahkemece davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
HMK'nın 1. maddesinde ise görev hususunun «kamu düzenine» ilişkin olduğu, mahkemece yargılamanın her aşamasında re'«sen gözetileceği» düzenlenmiştir.
Dava tarihinde yürürlükte bulunan 6102 sayılı TTK'nın 4/1-c bendi uyarınca, havaleden kaynaklanan uyuşmazlıklardan doğan hukuk davaları «mutlak ticari» davalardan olup 6102 sayılı TTK’nın 5. maddesi uyarınca, bu davalarda «görevli» mahkeme asliye ticaret mahkemesidir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2017/2576 E. 2017/4315 K.
Ortak:Alacak
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:ticari temsilci · ticari işletme · kesin süre · usulden reddi · görevsizlik kararı · havale · dava sebebi · temsil
Benzer bu karardaMahkemece, Dairemizin bozma ilamına uyularak yapılan yargılamaya göre, davaya konu paranın davalıya gönderme «sebebini» açıklamak üzere davacı tarafa «kesin süre» verildiği, kesin süre içerisinde dava konusu paranın davalıya gönderme sebebinin açıklanmadığı, davacının davalı şirkette «ticari temsilci» sıfatıyla görev yaptığı ve yapılan havalenin de «ticari işletme» adına yapıldığının anlaşılamadığı gerekçesiyle dava dilekçesinin «görevsizlik» nedeniyle «usulden reddine» karar verilmiştir.
Bu durumda, davanın 6102 sayılı TTK’nın 4.maddesi kapsamında «havale» hükümlerine ilişkin olduğu gözetilerek ticari dava olduğunun kabulü ile işin esasının incelenmesi gerekirken, davacının bozma ilamına dayalı olarak yaptığı açıklama sonucunda havalenin hukuki dayanağının belirlenemediği gerekçesiyle genel hükümlere tabi olduğundan bahisle «görevsizlik» kararı verilmesi doğru görülmemiş, kararın bozulması gerekmiştir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2018/5068 E. , 2020/2290 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ TİCARET MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada İstanbul 16. Asliye Ticaret Mahkemesince bozmaya uyularak verilen 06/03/2018 tarih ve 2016/277-2018/172 sayılı kararın Yargıtayca duruşmalı olarak incelenmesi taraf vekilleri tarafından istenmiş olduğu anlaşılmakla, duruşma için belirlenen 03.03.2020 günü hazır bulunan davacı vekili Av. ... ile davalı vekili Av. ... dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, asıl davada müvekkilinin davalı bankanın Yenişehir Ankara Şubesinde yer alan yatırım hesabının davalı banka personeli tarafından müvekkilinin bilgisi ve rızası dışında kullanılmak suretiyle boşaltıldığını ileri sürerek, öncelikle hesapta olması gereken 12.800 lot Doğan Holding hisse senetlerinin aynen iadesini, bu talep yerinde görülmez ise, 2000 yılı Ocak ayı itibari ile 345.600 TL olan zararından fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 45.000 TL'nin 18/10/1999 tarihinden itibaren davalıdan tahsilini talep ve dava etmiş ve 21/12/2000 tarihli ıslah dilekçesi ile Doğan Holding hisselerinin şimdilik 45.000 TL'lik kısmının iadesi şeklinde talebini ıslah etmiş, birleşen davada, aynı sebeplere istinaden 201.400 TL'nin tahsilini istemiştir.
Davalı vekili, eda davası açılacak yerde tespit davası açılamayacağını, davacının menkul kıymet alımı için müvekkiline herhangi bir talimatının olmadığını, ayrıca yapılan işlemlerin usulüne uygun olduğunu belirterek davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, Dairemizin bozma ilamına uyulmasına karar verilerek yapılan yargılama sonunda, davacının hesabına gelen havaleler toplamından (43.900.000,00 ETL) davacının hesabından çıkan havalelerin (6.915.606,200 ETL) mahsubu suretiyle havaleler arasındaki farkın (36.984.393,800 ETL) belirlenmesi akabinde davacının hesabına 3.şahıslar tarafından yatırılan paraların (8.148.100.954eTL) mahsubu ve davacının hesabından 3.şahıslara yapılan ödemeler (40.172.443,231 ETL)'nin ve bu miktara da repo gelirinin (325.685.487ETL) ilavesi suretiyle bulunan 69.334.421.564 ETL'nin (69.334.42YTL) olarak belirlenen hesaplamanın doğru olduğuna kanaat getirilerek asıl davanın kabulü ile, 45.000 TL'nin 18/01/2000 tarihinden itibaren değişen oranlarda yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine, birleşen İst.
13 Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2004/111 esas sayılı dosyasında davacının davasının kısmen kabulü ile 24.334,42 TL'nin 18/01/2000 temerrüt tarihi itibariyle yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine, birleşen davada fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiştir.
Kararı, taraf vekilleri temyiz etmiştir.
Asıl ve birleşen davalar, menkul kıymet alım satım saklama sözleşmesine dayalı olarak davacının davalı şirket elemanı tarafından yapılan işlemler nedeniyle uğradığı zararın tahsili istemine ilişkindir. Mahkemece Dairemiz bozma ilamına uyularak devam olunan yargılamada bilirkişi heyetinden birden fazla ek rapor alınmış ve nihayetinde 18.12.2017 tarihli son ek rapora itibar edilerek asıl davanın kabulüne birleşen davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Hükme esas alınan ek rapora göre, davacının hesabından 3. kişilere yapılan ödemeler hesaba geri eklenmiş, davacının hesabına 3. kişilerden gelen havaleler ise hesaptan düşülmüştür. Hesaplama yöntemi doğru olmakla beraber, 3. kişilerin hesabına yapılan havalelerin toplam 40.172 TL olarak hesap edildiği ve bu tutarın içerisinde davacı ve eşinin müşterek hesabına yapılan havalelerin de olduğu anlaşılmaktadır.
Dairemiz bozma ilamında ifade edildiği üzere hesaptan çıkan paraların büyük oranda davacı ve eşinin müşterek hesabına aktarıldığı, müşterek hesaba aktarılanlar dışında 3. kişilere aktarılan para miktarı ile bu hesapların kimlere ait olduğuna ilişkin olarak yeterli inceleme ve değerlendirme yapılmadığı, yine davacı ve eşine ait müşterek hesaba yapılan havalelerin tereddüte mahal bırakmayacak şekilde tespiti gerekirken eksik inceleme yapıldığı, ayrıca ... ile...'ın aynı kişiler olup olmadığı ve ... ile...adına çıkan havalelerin davacı ve eşine ait müşterek hesaba girip girmediğinin tespit edilmediği anlaşılmaktadır. Ayrıca, havalelerde ismi geçen 3. kişilerin davacı ile arasındaki ilişki veya bağlantılarının da ortaya çıkarılması, bu şahıslar adına yapılan havalelerin de incelenmesi gerekmektedir.
O halde, mahkemece Dairemiz bozma ilamında ifade edilen hususlarda yeterli değerlendirme yapılmaksızın eksik ve hatalı hesaplamalar içeren ek rapora itibar edilerek karar verilmesi doğru olmamış, kararın bozulması gerekmiştir.
SONUÇ
Yukarıda açıklanan nedenlerle taraf vekillerinin temyiz itirazlarının kabulü ile yerel mahkeme kararının taraflar yararına BOZULMASINA, takdir olunan 2.540,00 TL duruşma vekalet ücretinin her bir yandan alınarak yek diğerine verilmesine, ödedikleri peşin temyiz harcının istekleri halinde temyiz edenlere iadesine, 03/03/2020 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/587552200 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz