6102TTK Türk Ticaret Kanunu

Alacak

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2018/5018 E. 2020/2289 K. ·

BozulduKesinlik belirsiz

★ Emsal

Mahkemenin nitelemesi:

Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
bankanın özen yükümlülüğü gerekçenin düzeltilmesi icazet özen yükümlülüğü teamül havale ilk derece kararının kaldırılması hmk 353(1)b-2

Atıf yapılan mevzuat: HMK — HMK 353

Gerekçe

Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).

Mahkemece iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre; zarar doğrudan şirketin denetim ve sorumluluğu altındaki çalışanın eylemlerinden kaynakladığından davacı tarafın asli ve tam kusurlu olduğu, davalı bankaya atfedilen eylemlerin tek başına zararlı neticeyi doğrumaya müsait olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.

Karar karşı davacı vekili istinaf kanun yoluna başvurmuştur.

Bölge Adliye Mahkemesince; yapılan havale işlemleri hakkında davalı banka tarafından davacı şirkete gerek telefon ile ve gerekse e-mail yolu ile günlük bildirimlerde bulunulduğu, buna rağmen davacı şirketin herhangi bir itirazda bulunmaması nedeniyle işleme icazet verdiği kabul edildiği, bankanın faks belgeri üzerinden gerekli imza ve kaşe kontrollerini de yaptığı, faksla gelen talimat asıllarının eskiden beri davacı tarafından gönderilmediği ve bunun taraflar arasında teamül haline geldiği, artık bankanın özen yükümlülüğüne aykırı davrandığı ve zarardan sorumlu olduğunun kabul edilemeyeceği gerekçesiyle HMK 353/1-b-2 maddesi gereğince gerekçesi düzeltilmek suretiyle, davacının istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.

1-6100 sayılı HMK’nın 353/1-b-2 maddesiyle, yargılamada eksiklik bulunmamakla beraber, kanunun olaya uygulanmasında hata edilip de yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç duyulmadığı takdirde veya kararın gerekçesinde hata edilmiş ise, bölge adliye mahkemesinin ilk derece mahkemesi kararını düzelterek yeniden esas hakkında karar vereceği düzenleme altına alınmıştır.

Bu durumda, ilk derece mahkemesi kararını eksik ya da hatalı bulan veyahut davanın esası hakkında farklı gerekçelerle bir karar verilmesi gerektiğine hükmeden bölge adliye mahkemesinin ilk derece mahkemesi kararını kaldırıp, esas hakkında yeniden hüküm kurması gerekmektedir. Aksi hal 6100 sayılı HMK ile benimsenen istinaf sistemine aykırılık oluşturacağı gibi, ilk derece ve bölge adliye mahkemesi gerekçeleri arasında çelişki oluşmasına da sebebiyet verebilecektir.

Yapılan açıklamalar ışığında ilk derece mahkemesince, zarar doğrudan davacı şirketin denetim ve sorumluluğu altındaki çalışanın eylemlerinden kaynakladığından davacı tarafın asli ve tam kusurlu olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Davacı vekilince yapılan istinaf başvurusunu inceleyen bölge adliye mahkemesince, istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmi ise de, kararda, ilk derece mahkemesinden farklı gerekçelere de yer verildiği anlaşılmaktadır. Zira bölge adliye mahkemesi kararında, davacının artık yapılan işlemlere icazet verdiğinin kabulü gerektiği ayrıca taraflar arasında süregelen ilişkide faksla gelen talimatlarda belge aslının sunulmamasının teamül haline geldiği şeklinde gerekçeye yer verilmiş ise de, ilk derece mahkemesi kararında belirtilen şekilde bir gerekçeye yer verilmediği görülmektedir. Bu durumda, ilk derece mahkemesinden farklı gerekçelerle davanın reddine karar verilmesi gerektiği sonucuna ulaşılan bölge adliye mahkemesince, ilk derece mahkemesi kararı kaldırılarak, esas hakkında yeniden hüküm kurulması gerekirken başvurunun esastan reddine karar verilmesi doğru görülmemiş, bölge adliye mahkemesi kararının bozulması gerekmiştir.

2.Bozma neden ve şekline göre, davacı vekilinin temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine gerek görülmemiştir.

Karar metni

Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster

11. Hukuk Dairesi         2018/5018 E.  ,  2020/2289 K.

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ BURSA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 5. HUKUK DAİRESİ

Taraflar arasında görülen davada Bursa 1. Asliye Ticaret Mahkemesince verilen 13/09/2017 tarih ve 2016/571 E- 2017/906 K. sayılı kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf isteminin esastan reddine dair Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 5. Hukuk Dairesi'nce verilen 11/04/2018 tarih ve 2018/315 E- 2018/297 K. sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, duruşma için belirlenen 03.03.2020 günü hazır bulunan davacı vekili Av. ... ile davlı vekili Av. Mediha Gizem Tekin dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı.

Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:

Davacı vekili; davacı şirketin davalı bankanın Bursa Nilüfer Girişimci Şube müşterisi olup, davacı şirketin muhasebe personeli ...'un sahte imza ile ödeme, talimat ve işlemleri ve davalı bankanın kusurlu uygulamaları ile davacının bankadaki TL ve USD hesabında bulunan paraların davacı şirket ile ilgisi bulunmayan üçüncü kişilerin hesabına aktardığını, böylece davacının TL hesabından 346.340,06 TL, USD hesabından 366.426,93 USD zarara uğradığından, bu paraların hesaptan çıktığı tarihten itibaren işleyecek en yüksek ticari temerrüt faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

Davalı vekili; yapılan talimat ödemelerinin hukuka uygun olduğunu, davacının muhasebe yetkilisi ...'un uzun yıllardır davacı şirkette çalıştığını, dava konusu sahte talimatların bu kişi tarafından düzenlendiğini, banka işlemlerine teyit verdiğini, davacının şirket işlerinin işleyişi ve personel denetimi basiretini göstermediğini, sahte işlemleri davacının personeli gerçekleştirdiğinden müvekkili bankanın davacı ile ilgili bankacılık işlemlerinde hiçbir kusuru olmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.

Mahkemece iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre; zarar doğrudan şirketin denetim ve sorumluluğu altındaki çalışanın eylemlerinden kaynakladığından davacı tarafın asli ve tam kusurlu olduğu, davalı bankaya atfedilen eylemlerin tek başına zararlı neticeyi doğrumaya müsait olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.

Karar karşı davacı vekili istinaf kanun yoluna başvurmuştur.

Bölge Adliye Mahkemesince; yapılan havale işlemleri hakkında davalı banka tarafından davacı şirkete gerek telefon ile ve gerekse e-mail yolu ile günlük bildirimlerde bulunulduğu, buna rağmen davacı şirketin herhangi bir itirazda bulunmaması nedeniyle işleme icazet verdiği kabul edildiği, bankanın faks belgeri üzerinden gerekli imza ve kaşe kontrollerini de yaptığı, faksla gelen talimat asıllarının eskiden beri davacı tarafından gönderilmediği ve bunun taraflar arasında teamül haline geldiği, artık bankanın özen yükümlülüğüne aykırı davrandığı ve zarardan sorumlu olduğunun kabul edilemeyeceği gerekçesiyle HMK 353/1-b-2 maddesi gereğince gerekçesi düzeltilmek suretiyle, davacının istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.

1-6100 sayılı HMK’nın 353/1-b-2 maddesiyle, yargılamada eksiklik bulunmamakla beraber, kanunun olaya uygulanmasında hata edilip de yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç duyulmadığı takdirde veya kararın gerekçesinde hata edilmiş ise, bölge adliye mahkemesinin ilk derece mahkemesi kararını düzelterek yeniden esas hakkında karar vereceği düzenleme altına alınmıştır.

Bu durumda, ilk derece mahkemesi kararını eksik ya da hatalı bulan veyahut davanın esası hakkında farklı gerekçelerle bir karar verilmesi gerektiğine hükmeden bölge adliye mahkemesinin ilk derece mahkemesi kararını kaldırıp, esas hakkında yeniden hüküm kurması gerekmektedir. Aksi hal 6100 sayılı HMK ile benimsenen istinaf sistemine aykırılık oluşturacağı gibi, ilk derece ve bölge adliye mahkemesi gerekçeleri arasında çelişki oluşmasına da sebebiyet verebilecektir.

Yapılan açıklamalar ışığında ilk derece mahkemesince, zarar doğrudan davacı şirketin denetim ve sorumluluğu altındaki çalışanın eylemlerinden kaynakladığından davacı tarafın asli ve tam kusurlu olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Davacı vekilince yapılan istinaf başvurusunu inceleyen bölge adliye mahkemesince, istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmi ise de, kararda, ilk derece mahkemesinden farklı gerekçelere de yer verildiği anlaşılmaktadır. Zira bölge adliye mahkemesi kararında, davacının artık yapılan işlemlere icazet verdiğinin kabulü gerektiği ayrıca taraflar arasında süregelen ilişkide faksla gelen talimatlarda belge aslının sunulmamasının teamül haline geldiği şeklinde gerekçeye yer verilmiş ise de, ilk derece mahkemesi kararında belirtilen şekilde bir gerekçeye yer verilmediği görülmektedir.

Bu durumda, ilk derece mahkemesinden farklı gerekçelerle davanın reddine karar verilmesi gerektiği sonucuna ulaşılan bölge adliye mahkemesince, ilk derece mahkemesi kararı kaldırılarak, esas hakkında yeniden hüküm kurulması gerekirken başvurunun esastan reddine karar verilmesi doğru görülmemiş, bölge adliye mahkemesi kararının bozulması gerekmiştir.

2.Bozma neden ve şekline göre, davacı vekilinin temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine gerek görülmemiştir.

SONUÇ

Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, Bölge Adliye Mahkemesi kararının re’sen BOZULMASINA, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine yer olmadığına, HMK'nın 373/2. maddesi uyarınca dava dosyasının Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, takdir olunan 2.540,00 TL duruşma vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, ödediği peşin temyiz harcının isteği halinde temyiz edene iadesine, 03/03/2020 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Kaynak: https://6102ttk.com/karar/587468200 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz

Bu sitedeki içerik bilgilendirme amaçlıdır; hukuki görüş veya tavsiye değildir. Resmî metin için mevzuat.gov.tr esastır.