YİDK kararının iptali | Marka hükümsüzlüğü | Sicilden terkini
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2019/3833 E. 2020/2305 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
ortalama tüketici↗ ayırt edicilik↗ iltibas↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, başvuru konusu ibare ile davacının itirazına mesnet markalar arasında 556 sayılı KHK'nın 8/1-b maddesi anlamında iltibas tehlikesinin bulunmadığı, aynı KHK'nın 8/4 maddesi koşullarının da oluşmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Karara karşı, davacı vekili istinaf kanun yoluna başvurmuştur.
Ankara Bölge Adliye Mahkemesince, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Karar, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, YİDK kararının iptali ve hükümsüzlük talebine ilişkindir. Mahkemece, davacının “Fit” ana unsurlu itiraza mesnet markaları ile davalı şirketin “Fitküvi” ibareli başvuru markası arasında 556 sayılı KHK'nın 8/1-b maddesi anlamında karıştırılma tehlikesi bulunmadığı, KHK 8/4 maddesi koşullarının da oluşmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Olaya uygulanacak mülga 556 sayılı marka KHK'nın 8/1-b maddesi anlamında karıştırılma tehlikesinin değerlendirmesinde, markaların ayırt edici unsurlarının özellikle baskın kısımlarının gözetilmek suretiyle, ortalama tüketicilerin markaların görsel, işitsel ve anlamsal özelliklerine göre oluşacak bütüncül intibaları dikkate alınmalıdır. Söz konusu değerlendirme yapılırken, markaya konu ibarelerin ilk ve başlangıç kısımlarının sonraki kısımlarına göre tüketicilerin bütüncül intibalarının oluşumunda daha baskın nitelikte olduğu gözden uzak tutulmamalıdır. Anılan ilkeler dikkate alındığında, davacının itiraza mesnet çok sayıdaki seri markalarının asıl ve ayırt edici unsurunun “FİT” ibaresi olduğu, davalı markasının da “FİT” hecesi ile başladığı, bu kısmın markanın baskın unsuru olduğu, bu ibareye eklenen “küvi” ibaresinin 556 sayılı KHK'nın 8/1 maddesi anlamında markalar arasındaki ilişkilendirme ihtimalini ortadan kaldıracak düzeyde, markaya ayırt edicilik katmadığı, bu şekliyle davalı markasının davacının seri markalarından biri olarak algılanabileceği, bu itibarla 556 sayılı KHK'nın 8/1-b bendi uyarınca dava konusu davalı markasının davacı markaları ile ilişkilendirme ihtimalini de kapsayacak şekilde karıştırılma tehlikesine yol açacak derecede benzer olduğu yönünde bir değerlendirme yapılarak sonucuna göre karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiş kararın bu nedenle davacı yararına bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
YİDK kararının iptali | Markanın hükümsüzlüğü
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2020/6329 E. 2021/5023 K.
Ortak:ortalama tüketici · iltibas
İncelediğiniz karardaMahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, başvuru konusu ibare ile davacının itirazına mesnet markalar arasında 556 sayılı KHK'nın 8/1-b maddesi anlamında «iltibas» tehlikesinin bulunmadığı, aynı KHK'nın 8/4 maddesi koşullarının da oluşmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Olaya uygulanacak mülga 556 sayılı marka KHK'nın 8/1-b maddesi anlamında karıştırılma tehlikesinin değerlendirmesinde, markaların ayırt edici unsurlarının özellikle baskın kısımlarının gözetilmek suretiyle, «ortalama tüketicilerin» markaların görsel, işitsel ve anlamsal özelliklerine göre oluşacak bütüncül intibaları dikkate alınmalıdır.
Benzer bu karardaBuna göre, «ortalama tüketici» markaların kendisinde bıraktığı bütüncül izlenim itibariyle farklı kaynaklardan gelen iki farklı marka karşısında olduğunu anlayabilecekse «iltibas» oluşmaz.
556 sayılı KHK’nın 8/1-b maddesi uyarınca «iltibas» değerlendirilmesi yapılırken markaların bir bütün olarak tüketicide bıraktığı genel izlenimin dikkate alınması gerekmektedir.
… ın “fit” ibaresini esas unsur olarak içeren seri markaları bulunduğu da gözetildiğinde, başvuru markasının davacının seri markaları arasına sızabileceği, bu durumda «ortalama tüketicinin» iki farklı marka karşısında olduğunu idrak edebilse bile marka kapsamında sunulan hizmetlerin aynı veyahut aralarında idari veya ekonomik bağlantı bulunan işletmelere ait olduğu intibaına kapılabileceği, bu nedenle taraf markaları arasında ilişkilendirme ihtimali de «dahil» karıştırılma ihtimali bulunduğu kabul edilmelidir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:dahili dava
Benzer bu kararda… ın “fit” ibaresini esas unsur olarak içeren seri markaları bulunduğu da gözetildiğinde, başvuru markasının davacının seri markaları arasına sızabileceği, bu durumda «ortalama tüketicinin» iki farklı marka karşısında olduğunu idrak edebilse bile marka kapsamında sunulan hizmetlerin aynı veyahut aralarında idari veya ekonomik bağlantı bulunan işletmelere ait olduğu intibaına kapılabileceği, bu nedenle taraf markaları arasında ilişkilendirme ihtimali de «dahil» karıştırılma ihtimali bulunduğu kabul edilmelidir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2019/2470 E. 2020/500 K.
Ortak:ortalama tüketici · ayırt edicilik · iltibas
İncelediğiniz karardaMahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, başvuru konusu ibare ile davacının itirazına mesnet markalar arasında 556 sayılı KHK'nın 8/1-b maddesi anlamında «iltibas» tehlikesinin bulunmadığı, aynı KHK'nın 8/4 maddesi koşullarının da oluşmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Olaya uygulanacak mülga 556 sayılı marka KHK'nın 8/1-b maddesi anlamında karıştırılma tehlikesinin değerlendirmesinde, markaların ayırt edici unsurlarının özellikle baskın kısımlarının gözetilmek suretiyle, «ortalama tüketicilerin» markaların görsel, işitsel ve anlamsal özelliklerine göre oluşacak bütüncül intibaları dikkate alınmalıdır.
… uğu, bu ibareye eklenen “küvi” ibaresinin 556 sayılı KHK'nın 8/1 maddesi anlamında markalar arasındaki ilişkilendirme ihtimalini ortadan kaldıracak düzeyde, markaya «ayırt edicilik» katmadığı, bu şekliyle davalı markasının davacının seri markalarından biri olarak algılanabileceği, bu itibarla 556 sayılı KHK'nın 8/1-b bendi uyarınca dava konusu …
Benzer bu kararda… eklenen “Dry” ibaresinin 556 sayılı KHK'nın 8/1 maddesi anlamında markalar arasındaki ilişkilendirme ihtimalini ortadan kaldıracak düzeyde, davalı başvuru markasına «ayırt edicilik» katmadığı, bu şekliyle davalı markasının davacının seri markalarından biri olarak algılanabileceği, bu itibarla 556 sayılı KHK'nın 8/1-b bendi uyarınca dava konusu davalı markasının davacı markaları ile ilişkilendirme ihtimalini de kapsayacak şekilde «iltibas» tehlikesine yol açacak derecede benzer olduğu anlaşılmaktadır. (Dairemizin 2019/253 E.
Mahkemece, davacının “Fit” ana unsurlu itiraza mesnet markaları ile davalı şirketin “Fitdry” ibareli başvuru markasının 556 sayılı KHK'nın 8/1-b maddesi anlamında benzer olmadığı ve markalar arasında «iltibas» tehlikesi bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
İltibas tehlikesinin değerlendirmesinde markaların baskın unsurları da gözetilmek suretiyle üzerinde kullanılacağı ürünlerin «ortalama tüketicileri» nezdinde görsel, işitsel ve anlamsal olarak karışıklığa yol açıp açmayacağının dikkate alınması gereklidir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:kötüniyet
Benzer bu karardaİlk derece mahkemesince, markalar arasında 556 sayılı KHK’nın 8/1-b maddesi anlamında karıştırılma tehlikesinin olmadığı, davacının aynı KHK’nın 8/3 maddesi kapsamında eskiye dayalı kullanımı nedeniyle üstün ve öncelikli hakkının bulunmadığı, davacı markalarının 556 sayılı KHK’nın 8/4 bendi anlamında tanınmış marka olduğunun ispatlanamadığı, dava konusu marka başvurusunun «kötüniyetli» olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2019/3833 E. , 2020/2305 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ ADLİYE MAHKEMESİ 20. HUKUK DAİRESİ
Taraflar arasında görülen davada Ankara 3. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 27/02/2018 tarih ve 2017/234 E- 2018/31 K. sayılı kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf isteminin esastan reddine dair Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi'nce verilen 16/05/2019 tarih ve 2018/1151 E- 2019/598 K. sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkili şirketin “FİT” esas ibareli tanınmış markaların sahibi olduğunu, davalının, bu markalar ile karıştırma ihtimali bulunacak derecede benzer nitelikteki “FİTKÜVİ” ibaresini marka olarak tescil ettirmek üzere diğer davalı TPMK’ya başvuruda bulunduğunu, 2015/97060 kod numarasını alan başvuruya müvekkilince itiraz edildiğini, itirazın davalı Kurum tarafından nihai olarak reddedildiğini, oysa müvekkilinin markalarının tanınmış olduğunu ve başvurunun bu markalarla karıştırılma ihtimali bulunduğunu, müvekkili markalarının tanınmışlığından haksız yararlanılacağını ileri sürerek, YİDK'nın 2017-M-3355 sayılı kararının iptaline, tescili halinde markanın hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı şirket vekili, müvekkilinin başvurusu ile davacının markaları arasında iltibasa yol açacak düzeyde benzerlik bulunmadığını, zira davacı markalarının asli unsurunu oluşturan “FİT” ibaresinin ayırt ediciliğinin zayıf olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
Davalı Kurum vekili, başvuru konusu ibare ile davacının itirazına mesnet markalar arasında 556 sayılı KHK'nın 8/1-b maddesi anlamında benzerlik ve iltibas tehlikesinin bulunmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, başvuru konusu ibare ile davacının itirazına mesnet markalar arasında 556 sayılı KHK'nın 8/1-b maddesi anlamında iltibas tehlikesinin bulunmadığı, aynı KHK'nın 8/4 maddesi koşullarının da oluşmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Karara karşı, davacı vekili istinaf kanun yoluna başvurmuştur.
Ankara Bölge Adliye Mahkemesince, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Karar, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, YİDK kararının iptali ve hükümsüzlük talebine ilişkindir. Mahkemece, davacının “Fit” ana unsurlu itiraza mesnet markaları ile davalı şirketin “Fitküvi” ibareli başvuru markası arasında 556 sayılı KHK'nın 8/1-b maddesi anlamında karıştırılma tehlikesi bulunmadığı, KHK 8/4 maddesi koşullarının da oluşmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Olaya uygulanacak mülga 556 sayılı marka KHK'nın 8/1-b maddesi anlamında karıştırılma tehlikesinin değerlendirmesinde, markaların ayırt edici unsurlarının özellikle baskın kısımlarının gözetilmek suretiyle, ortalama tüketicilerin markaların görsel, işitsel ve anlamsal özelliklerine göre oluşacak bütüncül intibaları dikkate alınmalıdır. Söz konusu değerlendirme yapılırken, markaya konu ibarelerin ilk ve başlangıç kısımlarının sonraki kısımlarına göre tüketicilerin bütüncül intibalarının oluşumunda daha baskın nitelikte olduğu gözden uzak tutulmamalıdır. Anılan ilkeler dikkate alındığında, davacının itiraza mesnet çok sayıdaki seri markalarının asıl ve ayırt edici unsurunun “FİT” ibaresi olduğu, davalı markasının da “FİT” hecesi ile başladığı, bu kısmın markanın baskın unsuru olduğu, bu ibareye eklenen “küvi” ibaresinin 556 sayılı KHK'nın 8/1 maddesi anlamında markalar arasındaki ilişkilendirme ihtimalini ortadan kaldıracak düzeyde, markaya ayırt edicilik katmadığı, bu şekliyle davalı markasının davacının seri markalarından biri olarak algılanabileceği, bu itibarla 556 sayılı KHK'nın 8/1-b bendi uyarınca dava konusu davalı markasının davacı markaları ile ilişkilendirme ihtimalini de kapsayacak şekilde karıştırılma tehlikesine yol açacak derecede benzer olduğu yönünde bir değerlendirme yapılarak sonucuna göre karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiş kararın bu nedenle davacı yararına bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ
Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile İlk Derece Mahkemesince verilen karara yönelik istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULARAK KALDIRILMASINA, HMK'nın 373/1. maddesi uyarınca dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, ödediği peşin temyiz harcının isteği halinde temyiz edene iadesine, 03/03/2020 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/587446300 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz