6102TTK Türk Ticaret Kanunu

İki ortaklı şirkette ortağın çıkarılması kararında nisap oluşmaz

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2019/2945 E. 2020/879 K. ·

BozulduKesinlik belirsiz

★ Emsal

Mahkemenin nitelemesi: Ticari şirketler

Gerekçe özeti

Ortağın haklı sebeple şirketten çıkarılması için mahkemeye başvurulmasına ilişkin karar TTK 621/1-h uyarınca önemli karardır ve temsil edilen oyların en az üçte ikisi ile oy hakkı bulunan esas sermayenin tamamının salt çoğunluğunun bir arada bulunmasını gerektirir; iki ortaklı limited şirkette ortaklar aynı yönde oy kullanmadıkça bu nisap oluşmaz ve karar geçersizdir. Nisapsızlık nedeniyle geçersiz olan kararlara karşı, muhalefet şerhi tutanağa geçirilmemiş olsa dahi geçersizliğin tespiti (iptali) istenebilir; buna karşılık geçerli bir karara yönelik iptal isteminde usulüne uygun muhalefet şerhi dava şartıdır. Finansal tabloların pay sahiplerine teslimi zorunlu olmayıp, toplantıdan en az on beş gün önce incelemeye hazır tutulması yeterlidir.

Ele alınan sorunlar

Finansal tabloların onaylanmasına ilişkin 4 numaralı kararın iptali → ret

İddia: Davacı, toplantıda bilançoların ortaklarca imza altına alınmasını talep ettiğini, bilanço sunulmadığından talebinin yerine getirilmediğini ve sunulmayan bilançoların onaylanmasına ilişkin kararın iptali gerektiğini ileri sürmüştür.

Gerekçe: Şirketin TTK 437/1'de sayılan belgeleri toplantıdan önce pay sahiplerine verme veya teslim etme yükümlülüğü yoktur; belgelerin hazırlanarak toplantı tarihinden en az on beş gün önce incelemeye hazır tutulması yeterlidir. Davacının, toplantıdan önce belgeleri incelemek üzere şirket merkezine gittiği ancak belgelerin hazır edilmediği yolunda bir iddiası da bulunmamaktadır. Bilançonun gerçeğe aykırı olması hâlinde iptal kararı verilebilirse de, bilirkişi incelemesi sonucunda bilançonun gerçeğe uygun olduğu belirlenmiştir. Kaldı ki iptal koşullarının mevcut olduğu kabul edilse dahi, bu karara usulüne uygun muhalefet şerhi bulunmadığından dava şartı yokluğundan davanın reddine karar verilmesi gerekir. (Yargıtay'ca onanan Bölge Adliye Mahkemesi gerekçesi)

Müdürün ve tasfiye memurunun ibrasına ilişkin 5 ve 6 numaralı kararların iptali → kabul

İddia: Davalı, hâkim hissedarın oy kullanmaması hâlinde şirketin hiçbir karar alamayacağını, bu nedenle ibra kararlarında oy kullanmasının hukuka uygun olduğunu savunmuştur.

Gerekçe: Şirket müdürü ve tasfiye memuru olan ortağın oyları ile ibra kararı alınmış olup, bu ortak kendi ibrasına ilişkin kararlarda oy hakkından yoksundur. Davacının oyu da redde ilişkin bulunduğundan yeterli nisapla alınmış bir karar söz konusu değildir. Her iki kararda da davacının muhalefet şerhi bulunmamakla birlikte, geçersiz kararlara karşı muhalefet şerhi konulmaksızın geçersizliğin tespiti (iptali) istenebilir. (Yargıtay'ca onanan Bölge Adliye Mahkemesi gerekçesi)

Ortağın haklı sebeple şirketten çıkarılması için mahkemeye başvurulmasına ilişkin 7 numaralı kararda nisap → kabul

İddia: Davacı, gerekçe gösterilmeksizin pay sahipliğinden kaynaklanan haklarının yok edilmesinin amaçlandığını ileri sürerek bu kararın da iptalini istemiştir.

Gerekçe: TTK'nın 621. maddesinde önemli genel kurul kararları düzenlenmiş olup, 621/1-h maddesinde bir ortağın haklı sebepler dolayısıyla şirketten çıkarılması için mahkemeye başvurulması önemli karar olarak nitelendirilmiştir. Önemli kararlar, temsil edilen oyların en az üçte ikisinin ve oy hakkı bulunan esas sermayenin tamamının salt çoğunluğunun bir arada bulunması hâlinde alınabilir. Davalı şirketin iki ortağı bulunduğuna göre, her iki ortak da aynı yönde oy kullanmadıkça bu konudaki genel kurul kararı bakımından nisabın oluşması mümkün değildir. Nisap gerçekleşmediğinden bu kararın geçersizliğine hükmedilmesi gerekirken, bu karar bakımından davanın kısmen reddine karar verilmesi doğru değildir.

Gerekçe kaynağı: özgün

Emsal değeri

İki ortaklı limited şirkette ortağın çıkarılması için mahkemeye başvurulmasına ilişkin kararda TTK 621/1-h nisabının oluşamayacağı yönünden bağlayıcı Yargıtay içtihadı; ayrıca muhalefet şerhinin geçersiz kararlarda aranmayacağı yönünde onanan istinaf holding'i emsal değer taşır.

Usul tespitleri

Dava şartı
Genel kurul kararının iptali davasında usulüne uygun muhalefet şerhi dava şartıdır; ancak nisapsızlık nedeniyle geçersiz kararlara karşı muhalefet şerhi aranmaz.

Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
genel kurul kararının iptali önemli kararlar nisap oydan yoksunluk ibra muhalefet şerhi dava şartı haklı sebeple ortaklıktan çıkarma

Atıf yapılan mevzuat: TTK — TTK 437/1TTK 621TTK 621/1-h

Benzer Kararlar

Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.

  • Genel kurul kararının iptali

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2018/2157 E. 2019/4403 K.

    Ortak: · Genel kurul kararının iptali

    Sonuç: 🔶 iki emsal

    Farklı:

Karar metni

Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster

11. Hukuk Dairesi         2019/2945 E.  ,  2020/879 K.

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ ADLİYE MAHKEMESİ 12. HUKUK DAİRESİ

Taraflar arasında görülen davada İstanbul 9. Asliye Ticaret Mahkemesince verilen 24/11/2016 tarih ve 2014/477 E- 2016/704 K. sayılı kararın taraf vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf isteminin kısmen kabulüne dair İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi'nce verilen 14/03/2019 tarih ve 2018/525 E- 2019/334 K. sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi taraf vekilleri tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:

Davacı vekili, müvekkilinin 18.06.2013 tarihli genel kurulda alınan 4 No‘lu karar ile ilgili, toplantıda bilançoların ortaklar tarafından imza altına alınmasını talep ettiğini, talebin tutanağa geçirildiğini, bilanço sunulmadığı için, talebin yerine getirilmediğini, sunulmayan bilançoların onaylanmasına ilişkin 4 numaralı kararın iptali gerektiğini, 5 ve 6 numaralı kararlar ile ilgili, 5. maddesinde 01.01.2012-15.03.2012 dönemi için şirket müdürünün ibrası, 6. maddesinde 15.03.2012 - 31.12.2012 dönemi için şirket tasfiye memurunun ibrası hususunun görüşüldüğünü, aynı zamanda şirket müdürü ve tasfiye memuru olan ortak ...'in kendi oyları ile ibrasına karar verdiğini, genel kurul toplantısının 7.maddesinde ise davacının şirketten çıkarılması için mahkemeye müracaat edilmesine karar verildiğini, davacının bu karara muhalif kaldığını, gerekçesi belirtilmeksizin pay sahipliğinden kaynaklanan haklarının yok edilmesi amaçlandığını ileri sürerek 18.06.2013 tarihli ortaklar kurulu toplantısında alınan kararların iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir

Davalı vekili, müflis Alfa Menkul Değerler A.Ş. müşteri hesaplarında, müsebbibi davacı olan milyonlarca dolarlık suç teşkil eden iş ve işlemlerin yapıldığını, davacı taraf ile müvekkil şirket ve hakim hissedarı arasında da, derin husumet mevcut olduğunu, müvekkili Şirketin 18.06.2013 tarihinde yapılan dava konusu genel kurul toplantısından önce davacıya genel kurul davetiyesinin usulüne göre tebliğ edildiğini, buna rağmen, davacının tetkike amade bilgi ve belgeleri tetkik etmek üzere şirket merkezine gelerek inceleme yapma imkanını kullanmadığını, davacının 5 ve 6 numaralı genel kurul kararlarının geçersiz olduğunu iddia ettiğini, şirket müdürünün ve tasfiye memurunun ibrası kararının yerinde olduğunu, zorunlu giderler dışında şirket kasasından hiçbir harcama yapılmadığını, şirketin bilanço ve gelir tablosunun sağlıklı olduğunu, davacının haksız iptal talebinin reddi gerekeceğini, öte yandan, şirket müdürü ve tasfiye memuru sıfatları ile...

...'in, kendi ibrasına ilişkin kararda oy kullanmasının hukuka aykırı olduğu yönündeki davacı iddialarına da itibar edilemeyeceğini, müvekkil şirkette... ...’in toplam 5.000- TL'lik sermayenin 4.750- TL’lik kısmına sahip olduğunu, dolayısı ile hakim hissedar olduğunu, karar yeter sayısına ulaşmak için, hakim hissedar... ...'in ortaklar kurulunda oy kullanması gerektiğini, aksi taktirde müvekkil şirketin müdür ibrası veya başka bir hususta hiçbir karar alması mümkün olmayacağını savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.

İlk derece mahkemesince, iddia, savunma, toplanan deliller, benimsenen bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davacının uyuşmazlık konusu genel kurul toplantı tutanağında muhalefetinin yer aldığının görüldüğü, 4 numaralı kararın iptal edilebilir nitelikle olduğu, 5 no'lu kararda şirket müdürünün ibrası, 6 numaralı kararda ise şirket tasfiye memurunun ibrasının görüşüldüğünü, bu kararlara ilişkin olarak oy hakkından yoksunluğa ilişkin TK m. 6l9’a dayanılarak, şirketin yönetimine herhangi bir biçimde katılmış olanların, müdürlerin ibrasına ilişkin kararlarda oy kullanamayacağının belirlendiğini, 7 numaralı genel kurul kararı ile ilgili bir dava açılmadığı gerekçesiyle, genel kurulda alınan 7 numaralı karar dışındaki kararların iptaline, 7 numaralı kararın iptaline yönelik davanın reddine karar verilmiştir.

Karar, taraf vekilleri tarafından istinaf edilmiştir.

İstinaf Mahkemesince iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, 4 numaralı karar ile ilgili olarak, şirketin TTK 437/1’de sayılan belgeleri toplantıdan önce pay sahiplerine vermesi, teslim etmesi gibi yükümlülüğünün bulunmadığı, belgelerin hazırlanarak toplantı tarihinden en az 15 gün önce incelemeye hazır tutulmasının yeterli olduğu, davacının toplantıdan evvel belgeleri incelemek üzere şirket merkezine gittiğini, ancak hazır edilmediğine ilişkin de bir iddiasının olmadığı, ancak bilançonun gerçeğe aykırı olması nedeniyle iptal kararı verilebilecek ise de, yapılan bilirkişi incelemesi neticesinde bilançonun gerçeğe uygun olduğu, iptal koşullarının mevcut olduğunun kabulü halindede alınan bu karara usulune uygun muhalefet şerhi bulunmadığından bu karar açısından dava şartı yokluğundan davanın reddine karar verilmesi gerekirken iptaline karar verilmesinin yerinde olmadığı, ibraya ilişkin 5 ve 6 numaralı kararlar ile ilgili olarak, davacının red oyu kullandığı, şirket müdürü ve tasfiye memuru şirket ortağının %95 olumlu oyu ile ibra kararı alındığı, oylarıyla ibra kararı alınan...

...'in alınan bu kararlarda oy hakkından yoksun olduğu, davacının oyu da redde ilişkin bulunduğundan yeterli nisapla alınmış bir karar sözkonusu olmadığından, alınan her iki kararlarda da davacının muhalefet şerhi yok ise de, geçersiz kararlara karşı muhalefet şerhi konulmaksızın geçersizliğin tesbitinin (iptali) istenebileceği, 7 numaralı karara ilişkin olarak, ortaklardan birinin haklı sebeblerle ve mahkeme kararı ile şirketten çıkartılabilmesi için mahkemeye başvuru kararını genel kurulda temsil edilen oyların en az 2/3 ünün oy hakkı bulunan sermayenin tamamının salt çoğunluğu ile alınması gerektiği yolunda ki düzenleme nedeniyle ana sözleşmede çıkarmaya ilişkin bir hüküm olmasa bile iki kişilik limited şirketlerde de, çıkarma davası açılabilmesi için dava açılması yönünde karar alınmasının dava şartı kabul edildiği gözetilerek (Daireimizin 2015/10688-2016/4780 karar sayılı ilamı) kalan sermayeyi teşkil eden diğer ortağın oylarıyla bu kararın alınabileceği gerekçesiyle davacı vekilinin 7 numaralı kararı ile davalı vekilinin 4 numaralı karara ilişkin istinaf başvuruları yerinde görülerek ilk derece mahkemesinin kararının kaldırılmasına, davanın kısmen kabulüne, 18/06/2013 Tarihli ortaklar kurulunda alınan 5 ve 6 no'lu kararların iptaline, 4 ve 7 no'lu kararların iptali isteminin reddine karar verilmiştir.

Karar, taraf vekilleri tarafından temyiz edilmiştir.

1- İlk Derece Mahkemesince verilen karara yönelik olarak yapılan istinaf başvurusu üzerine HMK'nın 355 vd. maddeleri kapsamında yöntemince yapılan inceleme sonucunda Bölge Adliye Mahkemesince esastan verilen nihai kararda, aşağıda belirtilen husus dışında dosya kapsamına göre saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kurallarına aykırı bir yön bulunmamasına göre, davalı vekilinin tüm, davacı vekilinin aşağıdaki bent kapsamın dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddine karar verilmiştir.

2-Dava, davalı limited şirketin genel kurul kararının iptali istemine ilişkindir. TTK’nın 621. maddesinde önemli genel kurul kararlarının düzenlenmiş olup, bu düzenleme içinde 621/1-h maddesinde “Bir ortağın haklı sebepler dolayısıyla şirketten çıkarılması için mahkemeye başvurulması ve bir ortağın şirket sözleşmesinde öngörülen sebepten dolayı şirketten çıkarılması.” önemli karar olarak nitelendirilmiştir. Önemli kararların temsil edilen oyların en az üçte ikisinin ve oy hakkı bulunan esas sermayenin tamamının salt çoğunluğunun bir arada bulunması halinde alınabileceği madde hükmünde açıklanmıştır. Dolayısı ile davalı şirketin iki ortağının olduğu gözönüne alındığında, her iki ortağın da aynı yönde oy kullanmaması halinde önemli kararlardan sayılan ortağın haklı sebeple ortaklıktan çıkarılması için genel kurul kararı bakımından nisabın oluşması mümkün değildir.

Bu nedenle 18/06/2013 tarihli genel kurulda alınan “7” numaralı karar bakımından TTK 621/h maddesindeki nisap gerçekleşmediğinden bu maddenin geçersizliğine hükmedilmesi gerekirken mahkemece bu karar bakımından davanın bölge adliye mahkemesince kısmen reddine karar verilmesi doğru görülmemiş, hükmün bu nedenle davacı yararına bozulmasını gerektirmiştir.

SONUÇ

Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin tüm, davacı vekilinin sair temyiz itirazlarının REDDİNE, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz istemlerinin kabulü ile Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULMASINA, HMK'nın 373/2. maddesi uyarınca dava dosyasının Bölge Adliye Mahkemesi'ne gönderilmesine, aşağıda yazılı bakiye 10,00 TL temyiz ilam harcının temyiz eden davalıdan alınmasına, ödediği peşin temyiz harcının isteği halinde temyiz eden davacıya iadesine, 03/02/2020 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Kaynak: https://6102ttk.com/karar/587440200 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz

İncelenen istinaf kararı — İst. BAM 12. HD

Bu Yargıtay 11. HD kararı, aşağıdaki İstinaf Dairesi kararının temyiz incelemesidir. Temyiz sonucu: Bozuldu

İstanbul BAM 12. Hukuk Dairesi · 2018/525 E. 2019/334 K.

Limited şirket ortaklar kurulu kararlarının iptalinde muhalefet şerhi ve oydan yoksunluk

Gerekçe özeti

Limited şirket genel kurul (ortaklar kurulu) kararlarının iptalinde, bilanço ve faaliyet raporunun TTK 437/1 gereği toplantıdan en az 15 gün önce şirket merkezinde incelemeye hazır bulundurulması yeterlidir; belgelerin pay sahiplerine bizzat verilmesi şart değildir ve bu koşulun ihlali tek başına iptal sebebi oluşturmaz; ayrıca iptal koşulları oluşsa bile karara usulüne uygun muhalefet şerhi konulmamışsa dava şartı yokluğundan ret gerekir. TTK 619 uyarınca oydan yoksunluk kuralı, şirket yönetimine katılmış kişilerin müdür ibrası kararında oy kullanmasını yasaklar; bilanço onayı ve ibra ayrı gündem maddeleri olarak görüşüldüğünde bilanço onayında oydan yoksunluk uygulanmaz, ancak ibra kararında yasaklı kişinin oyu sayılmazsa nisap oluşmadığından karar geçersiz olur; geçersiz kararlara karşı iptal talebinde muhalefet şerhi şartı aranmaz. İki kişilik limited şirketlerde, ortağın haklı sebeple çıkarılması için mahkemeye başvurulmasına dair genel kurul kararı dava şartı olup, oybirliği mümkün olmadığından kalan ortağın oylarıyla salt çoğunlukla alınabilir.

Emsal değeri

Karar, bilanço/faaliyet raporu onayı kararlarının iptalinde muhalefet şerhi eksikliğinin dava şartı yokluğu sonucu doğurduğu, TTK 619 oydan yoksunluk kuralının bilanço onayı ile ayrı gündemde görüşülen ibra kararına etkisi ve geçersiz kararlarda muhalefet şerhi aranmayacağı, ayrıca iki kişilik limited şirkette haklı sebeple çıkarma davası açılması için gerekli genel kurul kararının nisabı konularında bölgesel ikna edici emsal değer taşımaktadır.

Kavramlar: genel kurul kararının iptali muhalefet şerhi oydan yoksunluk ibra kararı örtülü ibra dava şartı haklı sebeple ortaklıktan çıkarma actio pro socio nisap

İstinaf (12. HD) kararının tam metni

T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
12. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO 2018/525

KARAR NO 2019/334

TÜRK MİLLETİ ADINA

İSTİNAF KARARI

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ İSTANBUL 9. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ 24/11/2016

NUMARASI 2014/477 Esas 2016/704 Karar

DAVA

Ticari Şirket (Genel Kurul Kararının İptali İstemli)

İSTİNAF KARAR TARİHİ 14/03/2019

İlk derece mahkemesince verilen hükmün davacı ve davalı vekilince istinaf edilmesi üzerine dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;

DAVA

Davacı vekili;

18. 06.2013 tarihli genel kurulda alınan 4 No‘lu karar ile ilgili; toplantıda bilançoların ortaklar tarafından imza altına alınmasını talep ettiğini, talebin tutanağa geçirildiğini; bilanço sunulmadığı için, talebin yerine getirilmediğini, sunulmayan bilançoların onaylanmasına ilişkin 4 nolu kararın iptali gerektiğini, 5 ve 6 nolu kararlar ile ilgili; tarihli Genel Kurul Toplantısının 5. maddesinde 01.01.2012-15.03.2012 dönemi için şirket müdürünün ibrası, 6. maddesinde 15.03.2012 - 31.12.2012 dönemi için şirket tasfiye memurunun ibrası hususunun görüşüldüğünü; aynı zamanda şirket müdürü ve tasfiye memuru olan ortak ... kendi oyları ile ibrasına karar verdiğini, genel kurul toplantısının 7.maddesinde davacının şirketten çıkarılması için mahkemeye müracaat edilmesine karar verildiğini, davacının bu karara muhalif kaldığını, gerekçesi belirtilmeksizin pay sahipliğinden kaynaklanan haklarının yok edilmesi amaçlandığını,18.06.2013 tarihli ortaklar kurulu toplantısında alınan kararların iptaline karar verilmesini talep etmiştir.

CEVAP

Davalı vekili;davacının müflis ... A.Ş. şirketindeki özel asistanı ... eşi ve çocuğu ile birlikte ABD’ye kaçması üzerine, müflis ... A.Ş. müşteri hesaplarında, müsebbibi davacı olan milyonlarca dolarlık suç teşkil eden iş ve işlemlerin yapıldığının ortaya çıktığını, davacı taraf ile müvekkil şirket ve hakim hissedarı arasında da, derin husumet mevcut olduğunu, Müvekkili Şirketin 18.06.2013 tarihinde yapılan dava konusu genel kurul toplantısından önce davacıya genel kurul davetiyesi usulüne göre tebliğ edildiğini, buna rağmen, davacının tetkike amade bilgi ve belgeleri tetkik etmek üzere Şirket Merkezine gelerek inceleme yapma imkanını kullanmadığını, genel kurul yapıldıktan sonra davacının genel kurul öncesi incelemediği evrakları tetkik etmek hakkının kullandırılmadığı yönündeki dava dilekçesindeki beyanlarının kötüniyetli olduğunu, davacının 5 ve 6 nolu genel kurul kararlarının geçersiz olduğunu iddia ettiğini, şirket müdürünün ve tasfiye memurunun ibrası kararı yerinde olduğunu, zorunlu giderler dışında şirket kasasından hiçbir işlem yapmadığını, şirketin bilanço ve gelir tablosunun sağlıklı olduğunu, davacının haksız iptal talebinin reddi gerekeceğini, öte yandan, şirket müdürü ve tasfiye memuru sıfatları ile, ..., kendi ibrasına ilişkin kararda oy kullanmasının hukuka aykırı olduğu yönündeki davacı iddialarına da itibar edilemeyeceğini, müvekkil şirkette ...

müvekkil şirkette toplam 5.000- TL lik sermayenin 4.750- TL’lik kısmına sahip olduğunu, dolayısı ile hakim hissedar olduğu görüleceğini,karar yeter sayısına ulaşmak için, hakim hissedar ... ortaklar kurulunda oy kullanması gerektiğini, aksi taktirde müvekkil şirketin müdür ibrası veya başka bir hususta hiçbir karar alması mümkün olmayacağını,ibra kararının iptal edilmesinin, diğer bir ifade ile ibra edilmemenin müeyyidesi %10 oranında paya sahip ortakların şahsi sorumluluk davası açabilmelerine imkan tanınması olduğunu, davacının %5 oranında hisse payının olduğunu,yalnızca şirket müdürü ... %10 dan fazla oranda payı olduğunu ve onun da kendi aleyhine dava açması düşünülemeyeceğinden bu kararının iptali de uygulamada herhangi bir sonuç doğurmayacağını savunarak davanın reddini talep etmiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

Mahkemece, alınan bilirkişi raporları ve Yargıtay ilamları doğrultusunda; davacının uyuşmazlık konusu genel kurul toplantı tutanağında muhalefetinin yer aldığı görüldüğü, 4 no.lu kararın iptal edilebilir nitelikle olduğu, 5 no.lu kararda şirket müdürünün ibrası, 6 no.lu kararda ise şirket tasfiye memurunun ibrası görüşüldüğünü, bu kararlara ilişkin olarak oy hakkından yoksunluğa ilişkin TK m, 6l9’a dayanılarak, şirketin yönetimine herhangi bir biçimde katılmış olanların, müdürlerin ibrasına ilişkin kararlarda oy kullanamayacağının belirlendiğini, son celse 7 nolu genel kurul kararı ile ilgili mahkemeye müracaatla ilgili bir dava açılmadığından, 7 nolu genel kurulda alınan karar dışındaki kararların belirtilen yargıtay kararları ve son bilirkişi kurulu raporuna göre, 4 nolu kararın iptali gerekeceğine dair yargıtay ilamları doğrultusunda genel kurul kararlarının 4,5, ve 6.maddelerinin iptaline karar verilmiştir.

İSTİNAF SEBEPLERİ

Davacı vekili; 7 nolu genel kurul kararının hukuka, hakkaniyete ve şirket menfaatlerine aykırı olduğunu, gerekçesi belirtilmeksizin müvekkilinin pay sahipliğinden kaynaklanan haklarını yok etmek amacıyla müvekkilinin şirketten çıkarılmaya çalışıldığını, davalı şirket tarafından kararın uygulanması yönünde bir işlemin yapılmamış olmasının ret kararının gerekçesi olarak sunulmasının kabul edilemeyeceğini, mahkemenin karar gerekçesinde, genel kurulun ihraç kararı verme yetkisi olduğu halde mahkemeye başvurma yönünde karar oluşturulduğunu ifade etmesinin hatalı olduğunu belirterek kararın reddedilen kısmının kaldırılarak davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir. Davalı vekili;reddedilen kısım yönünden müvekkili lehine vekalet ücretine hükmedilmediğini, yargı giderlerinin tamamının müvekkiline yükletildiğini, dosyada alınan 3 bilirkişi rapounda bilançonun iptaline yer olmadığı yönünde görüş bildirildiğini, son ek raporda farklı görüş oluşturulduğunu, davacıya genel kurul toplantısından önce genel kurul davetiyesinin usulüne uygun tebliğ edildiği, buna rağmen inceleme yapma imkanını kullanmadığını,davacı tarafın bilanço inceleme ve bilgi alma taleplerinin hakkın kötüye kullanılmasından ileri gitmediğini, karara esas alınan raporun önceki raporlarla çelişkili olduğundan çelişkinin giderilmesi yada yeni bir heyetten rapor alınması gerekmekte iken bu rapora dayanılarak karar verilmesinin bozma sebebi olduğunu, şirket müdürünün ve tasfiye memurunun ibrası kararının yerinde olduğunu, davacının %5 oranda hisse payının olduğunu, müdürün kendi ibrası ile ilgili kararda oy kullanmaması kuralının uygulamada kendiliğinden geçersiz hale geldiğini, müvekkili şirket müdürünün ibrası kararının iptali halinde,iki kişilik bir limited şirket olan müvekkili şirketi yönetme hakkının ortadan kalkacağını, ibra kararlarına ilişkin verilen iptal kararlarının yerinde olmadığını belirterek davanın reddini talep etmiştir.

GEREKÇE

TTK nun 622 atfıyla anonim şirketlerin genel kurul kararlarının iptali ve yokluğuna ilişkin hükümler limited şirketlere de uygulanacaktır. Davalı şirkette ortaklık pay durumu %95 (4.750) pay davadışı ortak ... ,% 5 pay(250)davacıya ait olup davaya konu ortaklar kurulunun 4 nolu kararı bilançonun ve faaliyet raporunun onaylanması ,5 ve 6 nolu karar şirket tasfiye memuru ve müdürü ... ibrası ,7 nolu kararda davacının şirket ortaklığından çıkartılması için dava açılmasına ilişkin karar alınmasına yöneliktir. Toplantı tutanağının incelenmesinde davacının müzakere sırasında görüş ve eleştirilerini bildirmiş ,red oyu kullanmış ise de kararların alınmasından sonra usulüne uygun muhalefet şerhi yazdırmamıştır.

Bilançonun ve faaliyet raporunun onaylanmasına ilişkin 4 nolu kararın davacının %5 oranında ki red oyu ile diğer ortağın % 95 kabul oyu ile alınmıştır.Şirket müdürü ve tasfiye memurunun ibrası 5 ve 6.maddelerde ayrı bir gündem madde ile görüşüldüğünden şirket müdürünün oydan yoksunluk hali bulunmadığından %95 oy ile ve yeterli nisapla karar alındığı anlaşılmaktadır.Davacı 4 nolu karar ile ilgili olarak ; toplantıya davet ekinde bilanço gelir veya gider tablosu gönderilmediğini ,sunulduğu iddia edilen bilançoların ortaklarca imzasını teklif ettiğini ,ancak diğer ortak tarafından kabul edilmediğini ,hesap ve bilançoların genel kurulda dahi sunulmadığını ileri sürerek alınan kararın iptalini talep etmektedir.

Toplantı sırasında da okunan faaliyet raporunu kabul etmediğini ,şirketin faaliyetleri hakkında bilgi verilmediğini beyan etmiştir. Davalı da bilanço ve faaliyet raporunun toplantıdan evvel şirket merkezinde hazır bulundurulduğunu davacının inceleme hakkını kullanmadığını savunmaktadır.TTK 437/1 madde de , finansal tablolar ...yıllık faaliyet raporunun toplantıdan en az 15 gün önce şirket merkezinde hazır bulundurulacağı düzenlenmiştir. Madde de düzenlenen husus yazılı belgelerin pay sahiplerine verilmesi-ortaklarca imzalanması değil, onlar tarafından istendiğinde incelenmek üzere şirket merkezinde ve varsa şubelerinde hazır bulundurulmasıdır. Başka bir deyişle, şirketin TTK 437/1’de sayılan belgeleri toplantıdan önce pay sahiplerine vermesi, teslim etmesi gerekli değildir.

Belgelerin hazırlanarak toplantı tarihinden en az 15 gün önce incelemeye hazır tutulması, bu yükümlülüğün yerine getirilmiş sayılması bakımından gereklidir.Davacı sözkonusu belgelerin davacıya verilmemiş olması, bilançonun tasdiki kararının iptalini gerektiren bir sebep değildir.Davacının toplantıdan evvel belgeleri incelemek üzere şirket merkezine gittiğini ,ancak hazır edilmediğine ilişkin bir iddiası yoktur. Ancak bilançonun gerçeğe aykırı olması nedeniyle iptal kararı verilebilecek ise de yapılan bilirkişi incelemesi neticesinde bilançonun gerçeğe uygun olduğu tesbit edilmiştir. Bu sebeble iptal koşullarının mevcut olduğunun kabulü halinde de alınan bu karara usulune uygun muhalefet şerhi bulunmadığından bu karar açısından davanın dava şartı yokluğundan reddine karar verilmesi gerekirken iptaline karar verilmesi doğru görülmemiştir.

Limited şirket ortaklık kurulu kararlarında oydan yoksunluk TTK nun 619 maddesinde düzenlenmiştir. (1) bentte; herhangibir şekilde şirket yönetimine katılmış bulunanlar ,müdürlerin ibrası kararında oy kullanamazlar.Bu kural açık ibra değil TTK 424 e göre örtülü ibra kararlarında da uygulama alanı bulur.Ancak bilançonun onaylanması ve ibra ayrı ayrı gündem maddelerini teşkil ediyorsa bu durumda bilançonun onaylanması ibra anlamına gelmeyeceğinden ,bu oylama sırasında müdürler ve ibra oylamasında oydan yasaklı diğer kişiler oy kullanabilir.İbraya ilişkin 5 ve 6 nolu kararların incelenmesinde ; davacı red oyu kullanmış şirket müdürü ve tasfiye memuru şirket ortağının %95 olumlu oyu ile ibra kararı alınmıştır.Oylarıyla ibra kararı alınan ...

alınan bu kararlarda oy hakkından yoksun olup ,davacının oyu da redde ilişkin bulunduğundan yeterli nisapla alınmış bir karar sözkonusu olmadığından ,alınan her iki karar da geçersizdir.bu kararlarda da davacının muhalefet şerhi yok ise de geçersiz kararlara karşı muhalefet şerhi konulmaksızın geçersizliğin tesbiti (iptali ) istenebileceğinden davalı vekilinin 5 ve 6 nolu kararlara ilişkin istinaf nedenleri yerinde görülmemiştir.7 nolu karar ise davacının ortaklıktan çıkartılması için mahkemeye başvurulmasına ilişkindir. Davalı şirket 2 ortaktan ibarettir. Doktrinde iki kişilik limited ortaklıklarda ,haklı sebeble ortağın çıkartılması için ortaklık genel kurulu aranmaması gerektiği savunulmaktadır.Gerekçesi de: bu şekilde açılacak çıkarma davasında ortaklık herhangi bir role sahip değildir.

Bu davanın gerçek tarafları ortaklığın her iki ortağıdır.Burada haklı sebeble çıkarma davası ,actio pro socio'dan doğmaktadır.(BKz Prof.Dr.Oruç Hami Şener-limited ortaklıklar s; 907) İlk derece mahkemesi , 7 nolu karara ilişkin olarak karara dayalı olarak tasarrufta bulunulmaması ; davalı şirketin davacının ihracına karar alabileceği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Alınan kararın konusu itibariyle oybirliği mümkün olmadığı,Yargıtay 11 HD nin emsal kararlarında ortaklardan birinin haklı sebeblerle ve mahkeme kararı ile şirketten çıkartılabilmesi için mahkemeye başvuru kararını genel kurulda temsil edilen oyların en az 2/3 ünün oy hakkı bulunan sermayenin tamamının salt çoğunluğu ile alınması gerektiği yolunda ki düzenleme nedeniyle ana sözleşmede çıkarmaya ilişkin bir hüküm olmasa bile iki kişilik limited şirketlerde de , çıkarma davası açılabilmesi için dava açılması yönünde karar alınması dava şartı kabul edildiği gözetilerek (Yargıtay 11 HD nin 2015/10688-2016/4780 karar sayılı ilamı da aynı yöndedir.) kalan sermayeyi teşkil eden diğer ortağın oylarıyla bu kararın alınabileceği Dairemizce benimsenmiştir.

Davacı vekilinin 7 nolu karara ilişkin,davalı vekilinin 4 nolu karara ilişkin istinaf nedenleri yerinde görülerek hüküm bütünüyle kaldırılarak yeniden hüküm verilmesi yoluna gidilmiştir.

HÜKÜM

Yukarıda açıklanan nedenlerle: Davalı vekilinin istinaf başvurusunun KISMEN KABULÜNE, Davacı vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜNE; İstanbul 9.Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 24/11/2016 Tarih 2014/477 Esas 2016/704 Karar sayılı hükmün HMK 353(1)b-2 gereği KALDIRILMASINA; "Davanın KISMEN KABULÜNE; 18/06/2013 Tarihli ortaklar kurulunda alınan 5 ve 6 nolu kararların İPTALİNE, 4 ve 7 nolu kararların iptali isteminin REDDİNE,"İlk Derece Yargılamasına İlişkin Olarak; "Alınması gereken 44,40- TL harçtan, davacı tarafından peşin yatırılan 24,30- TL harcın mahsubu ile bakiye 20,10- TL'nin davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına,Davacı tarafından ödenen 48,60- TL peşin harçların davalıdan alınarak davacıya ödenmesine,Davacı tarafından yapılan 3.800- TL bilirkişi ücreti, 218,85- TL teb-müz.

masrafı olmak üzere toplam 4.018,85 - TL yargı giderinin davanın kabulü oranında hesaplanan 2.010-TL'sinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, bakiye kısmın davacı üzerinde bırakılmasına,Davacı vekili için AAÜT uyarınca takdir olunan 2.725- TL maktu vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya ödenmesine, Davanın reddolunan kısmı üzerinden davalı vekili için takdir olunan 2.725-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya ödenmesine,Karar kesinleştiğinde ve talep halinde kullanılmayan gider avansının yatıran tarafa iadesine"İstinaf yoluna başvuran davacı ve davalı tarafından yatırılan peşin istinaf karar harcının(Davacı 35,90-TL davalı 35,90-TL ) istek halinde kendilerine iadesine,Davacı tarafından hükümden sonra yapılan 93,90- TL istinaf yargı giderinin davanın kabulü oranında hesaplanan 46 -TL sinin davalıdan alınarak davacıya ödenmesine.

Gerekçeli kararın bir örneğinin taraf vekillerine tebliğine, HMK 'nun 361/1. maddesi uyarınca kararın tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde temyiz yoluna başvurulabileceğine, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oy birliğiyle karar verildi.14/03/2019

Bu sitedeki içerik bilgilendirme amaçlıdır; hukuki görüş veya tavsiye değildir. Resmî metin için mevzuat.gov.tr esastır.