Menfi tespit
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2018/3340 E. 2020/711 K. ·
Kısmen onandı, kısmen bozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
faaliyet izninin kaldırılması↗ temlik sözleşmesi↗ lehdar↗ teminat mektubu↗ temlik↗ ek tasfiye↗ iflas↗ taahhütname↗ zamanaşımı↗ teminat↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece bozma ilamına uyularak yapılan yargılama, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davalı ...'na devredilen Esbank tarafından davacının lehdarı, diğer davalı bankaya devredilen Osmanlı Bankası'nın muhatabı olduğu 10.10.1991 ve 09.01.1992 tarihli iki adet süresiz teminat mektubu düzenlendiği, Suriye şirketine hitaben iki adet teminat mektubu verdiği, Suriye Bankası tarafından 09/02/1993 tarihinde tanzim talebinde bulunduğu, Osmanlı Bankası'nın bu talebi reddettiği, zamanaşımı süresinin ilk ödeme talebinin yapıldığı 09/02/1993 tarihinden itibaren işlemeye başlamış olup, zamanaşımını kesen veya durduran bir halin varlığı da ispat edilemediğinden, 09/02/2003 tarihinde zamanaşımı süresinin dolması sebebiyle dava konusu teminat mektuplarının zamanaşımına uğradığı gerekçesiyle, davanın kabulü ile, Esbank tarafından düzenlenen, 10/10/1991 tarih, 14824 numaralı, 132.000,00 USD tutarlı ve 09/01/1992 tarih, 15398 numaralı, 13.000,00 USD tutarlı iki adet teminat mektubunun zamanaşımına uğraması nedeniyle hükümsüz kaldığının tespitine karar verilmiştir.
Kararı, davalı ...Ş. vekili temyiz etmiştir.
1- Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, mümeyyiz davalı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
2- 5411 sayılı Kanun’un 140. maddesi uyarınca, Fon her türlü vergi, resim ve harçtan muaf olduğu gibi, faaliyet izni kaldırılan veya tasfiyeleri Fon eliyle yürütülen bankaların iflas ve tasfiye idarelerinin Fon tarafından, borçlarının ve/veya taahhütlerinin üstlenilmesi ve/veya alacaklarının devralınması halinde Fonun, üstlendiği borçlar ve/veya taahhütler ile devraldığı alacaklarla ilgili devir ve temlik sözleşmeleri, her türlü teminatın tesisi ve kaldırılması, sözleşmelerin bozulması, dava ve icra takipleri ile bu borçlar ve/veya alacaklar ve/veya taahhütlerle ilgili diğer her türlü işlemler, her türlü vergi, resim ve harçtan istisnadır. O halde, mahkemece davalı ...aleyhine açılan işbu davada harçtan muaf olduğu halde harçtan sorumlu tutulması doğru olmayıp, kararın bu yönden bozulması gerekir ise de, yapılan yanlışlığın düzeltilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, HUMK'nun 438/7. maddesi uyarınca hükmün, aşağıda yazılı olduğu şekilde düzeltilerek onanmasına karar vermek gerekmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2019/2422 E. 2021/258 K.
Ortak:faaliyet izninin kaldırılması · temlik sözleşmesi · temlik · ek tasfiye · iflas · taahhütname · zamanaşımı · teminat · zamanaşımı var
İncelediğiniz kararda2- 5411 sayılı Kanun’un 140. maddesi uyarınca, Fon her türlü vergi, resim ve harçtan muaf olduğu gibi, «faaliyet izni kaldırılan» veya tasfiyeleri Fon eliyle yürütülen bankaların «iflas» ve «tasfiye» idarelerinin Fon tarafından, borçlarının ve/veya «taahhütlerinin» üstlenilmesi ve/veya alacaklarının devralınması halinde Fonun, üstlendiği borçlar ve/veya taahhütler ile devraldığı alacaklarla ilgili devir ve «temlik sözleşmeleri», her türlü «teminatın» tesisi ve kaldırılması, sözleşmelerin bozulması, dava ve icra takipleri ile bu borçlar ve/veya alacaklar ve/veya taahhütlerle ilgili diğer her türlü işlemler, her …
Mahkemece bozma ilamına uyularak yapılan yargılama, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davalı ...'na devredilen Esbank tarafından davacının «lehdarı», diğer davalı bankaya devredilen Osmanlı Bankası'nın muhatabı olduğu 10.10.1991 ve 09.01.1992 tarihli iki adet süresiz «teminat mektubu» düzenlendiği, Suriye şirketine hitaben iki adet teminat mektubu verdiği, Suriye Bankası tarafından 09/02/1993 tarihinde tanzim talebinde bulunduğu, Osmanlı Bankası'nın bu talebi reddettiği, «zamanaşımı» süresinin ilk ödeme talebinin yapıldığı 09/02/1993 tarihinden itibaren işlemeye başlamış olup, zamanaşımını kesen veya durduran bir halin varlığı da ispat edilemed …
Benzer bu kararda2-5411 sayılı Kanun’un 140. maddesi uyarınca, Fon her türlü vergi, resim ve harçtan muaf olduğu gibi, «faaliyet izni kaldırılan» veya tasfiyeleri Fon eliyle yürütülen bankaların «iflas» ve «tasfiye» idarelerinin Fon tarafından, borçlarının ve/veya «taahhütlerinin» üstlenilmesi ve/veya alacaklarının devralınması halinde Fonun, üstlendiği borçlar ve/veya taahhütler ile devraldığı alacaklarla ilgili devir ve «temlik sözleşmeleri», her türlü «teminatın» tesisi ve kaldırılması, sözleşmelerin bozulması, dava ve icra takipleri ile bu borçlar ve/veya alacaklar ve/veya taahhütlerle ilgili diğer her türlü işlemler, her …
Mahkemece bozma ilamına uyularak yapılan yargılama, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davalı ...'un dava açılmadan önce vefat ettiği, dava konusu «alacağın temlik» eden Türk Ticaret Bankası ile davalılar arasında imzalanan 21.03.1991 tarihli «genel kredi sözleşmesine» dayandığından TBK’nın 146. (BK’nun 125.) maddesi gereğince 10 yıllık «zamanaşımına» tabi olduğu, bu genel kredi sözleşmesinden sonra taraflar arasında 23.06.1992, 26.04.1993, 06.06.1996, 30.10.1997 tarihli «zeyilnamelerin» imzalandığı, borcun, asıl borçlu ve müşterek borçlu ile müteselsil kefilleri olan davalılar tarafından ödenmemesi nedeniyle hesabın 15.11.1999 tarihi itibariyle kat edilerek 26.11.1999 tarihli «ihtarname» ile 9.480,73 TL'nin ödenmesinin talep edildiği, borcun ödenmemesi üzerine takip başlatıldığı, 01.05.2000 tarihi itibariyle toplam borç miktarının 15.268,00 TL olduğu, davalılar tarafından verilen 15.05.2000 tarihli itiraz dilekçesi nedeniyle takibin durduğu, yasal süresi içinde davacı tarafça «itirazın iptali davası» açılmadığı, itiraz tarihinden 12 yıl sonra 08.11.2012 tarihinde işbu alacak davasının açıldığı, davalıların itirazından sonra dava açılana kadar icra takip dosyasında zamanaşımını kesen bir işlem yapılmadığı, bu suretle itiraz tarihinden davanın açıldığı tarihe kadar 10 yıllık zamanaşımı süresinin geçtiği gerekçesiyle, davalı ... aleyhine açılan davanın «husumet yokluğu» nedeniyle reddine ilişkin verilen karar kesinleştiğinden bu hususta yeniden karar «verilmesine yer olmadığına», davalı ... aleyhine açılan davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:zeyilname · itirazın iptali davası · alacağın temliki · genel kredi sözleşmesi · iptal davası · husumet yokluğu · kredi sözleşmesi · ihtarname
Benzer bu karardaMahkemece bozma ilamına uyularak yapılan yargılama, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davalı ...'un dava açılmadan önce vefat ettiği, dava konusu «alacağın temlik» eden Türk Ticaret Bankası ile davalılar arasında imzalanan 21.03.1991 tarihli «genel kredi sözleşmesine» dayandığından TBK’nın 146. (BK’nun 125.) maddesi gereğince 10 yıllık «zamanaşımına» tabi olduğu, bu genel kredi sözleşmesinden sonra taraflar arasında 23.06.1992, 26.04.1993, 06.06.1996, 30.10.1997 tarihli «zeyilnamelerin» imzalandığı, borcun, asıl borçlu ve müşterek borçlu ile müteselsil kefilleri olan davalılar tarafından ödenmemesi nedeniyle hesabın 15.11.1999 tarihi itibariyle kat edilerek 26.11.1999 tarihli «ihtarname» ile 9.480,73 TL'nin ödenmesinin talep edildiği, borcun ödenmemesi üzerine takip başlatıldığı, 01.05.2000 tarihi itibariyle toplam borç miktarının 15.268,00 TL olduğu, davalılar tarafından verilen 15.05.2000 tarihli itiraz dilekçesi nedeniyle takibin durduğu, yasal süresi içinde davacı tarafça «itirazın iptali davası» açılmadığı, itiraz tarihinden 12 yıl sonra 08.11.2012 tarihinde işbu alacak davasının açıldığı, davalıların itirazından sonra dava açılana kadar icra takip dosyasında zamanaşımını kesen bir işlem yapılmadığı, bu suretle itiraz tarihinden davanın açıldığı tarihe kadar 10 yıllık zamanaşımı süresinin geçtiği gerekçesiyle, davalı ... aleyhine açılan davanın «husumet yokluğu» nedeniyle reddine ilişkin verilen karar kesinleştiğinden bu hususta yeniden karar «verilmesine yer olmadığına», davalı ... aleyhine açılan davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2014/16685 E. 2015/11819 K.
Ortak:lehdar · teminat mektubu · taahhütname · zamanaşımı · teminat · zamanaşımı var · Menfi tespit
İncelediğiniz karardaMahkemece bozma ilamına uyularak yapılan yargılama, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davalı ...'na devredilen Esbank tarafından davacının «lehdarı», diğer davalı bankaya devredilen Osmanlı Bankası'nın muhatabı olduğu 10.10.1991 ve 09.01.1992 tarihli iki adet süresiz «teminat mektubu» düzenlendiği, Suriye şirketine hitaben iki adet teminat mektubu verdiği, Suriye Bankası tarafından 09/02/1993 tarihinde tanzim talebinde bulunduğu, Osmanlı Bankası'nın bu talebi reddettiği, «zamanaşımı» süresinin ilk ödeme talebinin yapıldığı 09/02/1993 tarihinden itibaren işlemeye başlamış olup, zamanaşımını kesen veya durduran bir halin varlığı da ispat edilemed …
2- 5411 sayılı Kanun’un 140. maddesi uyarınca, Fon her türlü vergi, resim ve harçtan muaf olduğu gibi, «faaliyet izni kaldırılan» veya tasfiyeleri Fon eliyle yürütülen bankaların «iflas» ve «tasfiye» idarelerinin Fon tarafından, borçlarının ve/veya «taahhütlerinin» üstlenilmesi ve/veya alacaklarının devralınması halinde Fonun, üstlendiği borçlar ve/veya taahhütler ile devraldığı alacaklarla ilgili devir ve «temlik sözleşmeleri», her türlü «teminatın» tesisi ve kaldırılması, sözleşmelerin bozulması, dava ve icra takipleri ile bu borçlar ve/veya alacaklar ve/veya taahhütlerle ilgili diğer her türlü işlemler, her …
Benzer bu karardaDava, davacı lehine davalı ....'ye devredilen ... tarafından düzenlenen iki adet süresiz ve «ilk talepte ödeme kaydını» havi «teminat mektubunun», 10 yıllık «zamanaşımı» süresinin dolması nedeniyle hükümsüz kaldığının tespiti istemine ilişkin olup mahkemece, dava konusu süresiz teminat mektuplarında, riskin zamanaşımının doğduğu tarihten itibaren başladığı, tazmin riski devam ettiğinden alacağın henüz «muaccel» olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Muhatap, «lehtar» ve «garanti» eden olmak üzere bünyesinde üçlü bir ilişki içeren «teminat mektubu», (doktrinde tartışmalar mevcut olmakla birlikte) esas olarak «üçüncü kişinin» fiilini «taahhüt» niteliğinde olması nedeniyle bir tür «garanti sözleşmesidir».
11.06.1969 Tarih 1969-4 Esas-1969-6 Karar sayılı İçtihadı Birleştirme Kararında da «teminat mektubunun» mahiyeti itibariyle BK'nın 110. maddesinde sözü edilen «üçüncü kişinin» fiilini «taahhüt» niteliğinde bir «garanti sözleşmesi» olduğu kabul edilmiştir.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:ilk talepte ödeme kaydı · garanti sözleşmesi · sözleşme serbestisi · depo kararı · lehtar · riziko · muacceliyet · üçüncü kişi
Benzer bu karardaMuhatap, «lehtar» ve «garanti» eden olmak üzere bünyesinde üçlü bir ilişki içeren «teminat mektubu», (doktrinde tartışmalar mevcut olmakla birlikte) esas olarak «üçüncü kişinin» fiilini «taahhüt» niteliğinde olması nedeniyle bir tür «garanti sözleşmesidir».
Banka «teminat mektubu» ile «garanti» eden banka, kayıtsız ve şartsız bir ödeme yükümlülüğü altına girmemekte, aksine «üçüncü kişi» durumunda bulunan «lehtarın» edimini «ifa» etmemesi ya da sair «rizikoların» ortaya çıkması halinde muhatabın uğrayacağı zararları teminat altına almayı amaçlamaktadır.
Dava, davacı lehine davalı ....'ye devredilen ... tarafından düzenlenen iki adet süresiz ve «ilk talepte ödeme kaydını» havi «teminat mektubunun», 10 yıllık «zamanaşımı» süresinin dolması nedeniyle hükümsüz kaldığının tespiti istemine ilişkin olup mahkemece, dava konusu süresiz teminat mektuplarında, riskin zamanaşımının doğduğu tarihten itibaren başladığı, tazmin riski devam ettiğinden alacağın henüz «muaccel» olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
11.06.1969 Tarih 1969-4 Esas-1969-6 Karar sayılı İçtihadı Birleştirme Kararında da «teminat mektubunun» mahiyeti itibariyle BK'nın 110. maddesinde sözü edilen «üçüncü kişinin» fiilini «taahhüt» niteliğinde bir «garanti sözleşmesi» olduğu kabul edilmiştir.
-
İtirazın iptali | Kararın kaldırılması
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2022/4811 E. 2024/1065 K.
Ortak:ek tasfiye · zamanaşımı · zamanaşımı var
İncelediğiniz karardaMahkemece bozma ilamına uyularak yapılan yargılama, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davalı ...'na devredilen Esbank tarafından davacının «lehdarı», diğer davalı bankaya devredilen Osmanlı Bankası'nın muhatabı olduğu 10.10.1991 ve 09.01.1992 tarihli iki adet süresiz «teminat mektubu» düzenlendiği, Suriye şirketine hitaben iki adet teminat mektubu verdiği, Suriye Bankası tarafından 09/02/1993 tarihinde tanzim talebinde bulunduğu, Osmanlı Bankası'nın bu talebi reddettiği, «zamanaşımı» süresinin ilk ödeme talebinin yapıldığı 09/02/1993 tarihinden itibaren işlemeye başlamış olup, zamanaşımını kesen veya durduran bir halin varlığı da ispat edilemed …
2- 5411 sayılı Kanun’un 140. maddesi uyarınca, Fon her türlü vergi, resim ve harçtan muaf olduğu gibi, «faaliyet izni kaldırılan» veya tasfiyeleri Fon eliyle yürütülen bankaların «iflas» ve «tasfiye» idarelerinin Fon tarafından, borçlarının ve/veya «taahhütlerinin» üstlenilmesi ve/veya alacaklarının devralınması halinde Fonun, üstlendiği borçlar ve/veya taahhütler ile devraldığı alacaklarla ilgili devir ve «temlik sözleşmeleri», her türlü «teminatın» tesisi ve kaldırılması, sözleşmelerin bozulması, dava ve icra takipleri ile bu borçlar ve/veya alacaklar ve/veya taahhütlerle ilgili diğer her türlü işlemler, her …
Benzer bu karardaİLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalıların murisinin «kefil» olduğu dört ayrı «genel kredi sözleşmesinin» 04.03.1992, 25.10.1991, 06.05.1992 ve 06.08.1992 tarihlerinde imzalandığı, 6101 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun Yürürlüğü ve Uygulama Şekli Hakkındaki Kanunun (6101 sayılı Kanun) 1 ... maddesine göre, «temerrüt», sona erme ve «tasfiye» konularında 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (6098 sayılı Kanun) uygulanacağı, aynı Kanun'un 5 ... maddesi uyarınca, 6098 sayılı Kanun'un yürürlüğe girmesinden önce başlamış «hak düşürücü süreler» ile «zamanaşımı» sürelerinin 818 sayılı Borçlar Kanunu (818 sayılı Kanun) hükümlerine göre tabi olmaya devam edeceği ancak bu sürelerin henüz dolmamış kısmının 6098 sayılı Kanun'da öngürülen süreden ... olması halinde bu Kanun'da öngörülen süreden başlayarak 6098 sayılı Kanun'da öngörülen sürenin geçmesiyle hak düşürücü süre veya zamanaşımı süresinin dolmuş olacağı, yine 6101 sayılı Kanun'un 5 ... maddesinin ikinci fıkrasına göre, 6098 sayılı Kanun ile hak düşürücü süre veya ... bir zamanaşımı süresi ilk defa öngörülmüş olup başlangıç tarihi itibariyle bu süre dolmuşsa, hak sahiplerinin 6098 sayılı Kanun'un yürürlüğe girdiği tarihten başlayarak bir yıllık ek süreden yararlanacaklarının, ek sürenin 6098 sayılı Kanun'da öngörülen süreden daha ... olamayacağı, aynı Kanun'un 6 ncı maddesinde, bu Kanun'un 5 ... maddesinin uygun düştüğü ölçüde 6098 sayılı Kanun'da öngörülen diğer süreler hakkında da uygulanacağının belirtildiği, somut olayda «kefaletin» oluştuğu tarihlerin 1991-1992 yılları olduğu ve 6098 sayılı Kanun'un 598 ... maddesindeki 10 yıllık sürenin bu Kanun'un yürürlüğe girmesinden önce dolduğu, yasanın …
CEVAP Davalılar birlikte sundukları cevap dilekçesinde; murisleri ... ...'in bankaya borcunun bulunmadığını, talep konusunun «zamanaşımına» uğradığını, imzanın murislerine ait olmadığını belirterek davanın reddine karar verilmesini istemişlerdir.
İstinaf Sebepleri Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Mahkemece, alacağın «fon alacağı» olduğu değerlendirilmeden ve «zamanaşımı» süresi hatalı yorumlanarak yasaya ve usule aykırı bir şekilde karar verildiği, 2012 yılında yürürlüğe giren 6098 sayılı Kanun'a göre değerlendirmede bulunulduğu ancak bu Kanun'un yürürlüğe girmesinden sonra yapılacak olan «kefalet sözleşmelerine» uygulanabileceği, daha önce akdedilmiş olan kefalet sözleşmelerine, sözleşmenin yapıldığı zaman yürürlükte bulunan kanunun uygulanması gerektiği, 6101 sayılı Kanun …
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:mirasçının sorumluluğu · fon alacağı · hakdüşürücü süre · hesap kat ihtarnamesi · kat ihtarnamesi · kefalet sözleşmesi · hesap kat · mirasçılık
Benzer bu kararda… ayısı belirtilen kararı ile İlk Derece Mahkemesinin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı ve 6101 sayılı Kanun'un 1 ... maddesinin «son» cümlesinde 6098 sayılı Kanun'un yürürlüğe girmesinden sonra bu fiili ve işlemlere ilişkin olarak gerçekleşecek «temerrüt», sona erme ve tasfiyenin 6098 sayılı Kanun'un hükümlerine tabi olduğunun düzenlendiği, aynı Kanun'un 5 ... maddesinin ikinci fıkrasında 6098 sayılı Kanun ile «hakdüşürücü süre» veya ... bir «zamanaşımı» süresinin ilk defa öngörülmüş olması ve başlangıç tarihi itibariyle bu sürenin dolmuş olması halinde, hak sahiplerinin Türk Borçlar Kanununun yürürlüğe girdiği tarihten başlayarak bir yıllık ek süreden yararlanacaklarına, ancak bu ek sürenin 6098 sayılı Kanun'da öngörülen süreden daha ... olamayacağına yer verildiği, yine aynı Kanun'un 6 ncı maddesinde ise Kanun'un 5 ... maddesinin uygun düştüğü ölçüde 6098 sayılı Kanun'da öngörülen diğer süreler hakkında da uygulanacağının belirtildiği, 6098 sayılı Kanun'un 598 ... maddesinin üçüncü fıkrasında bir ... kişi tarafından verilmiş olan her türlü «kefaletin», buna ilişkin sözleşmenin kurulmasından başlayarak 10 yılın geçmesiyle kendiliğinden ortadan kalkacağının aynı maddenin dördüncü fıkrasında ise kefaletin 10 yıldan fazla bir süre için verilmiş olması halinde dahi uzatılmış veya ... bir kefalet verilmiş olmadıkça «kefilin», ancak 10 yıllık süre doluncaya kadar takip edilebileceği hükmüne yer verildiği, somut olayda kefalet borcunun sona ermesiyle ilgili olarak 6098 sayılı Kanun hükümlerinin uygulanması gerektiği, buna göre 1991 ve 1992 yılında düzenlenen sözleşmeler uyarınca kullandırılan kredilere ilişkin borcun 27.04.1998 tarihli ihtarla kat edildiği ve alacağın «muaccel» hale geldiği, buna göre 6098 sayılı Kanun'un yürürlüğe girdiği 01.07.2012 tarihinden önce, 24.07.2008 tarihinde 10 yıllık «hak düşürücü sürenin» dolmuş olduğu, 6101 sayılı Kanun'un 5 ... maddesinin ikinci fıkrasında ifade edilen 1 yıllık ek sürenin de 01.07.2013 tarihi itibariyle sona erdiği, buna göre icra takibinin yapıldığı 2015 yılından çok önce kefaletin kendiliğinden ortadan kalktığı, dolayısıyla kefil ... ... «mirasçılarının sorumluluklarının» da sona ermiş olduğu, dava konusu «fon alacağına» ilişkin olarak 20 yıllık zamanaşımı süresi öngörülmüş olmasının da, 10 yıllık hak düşürücü süreye bir etkisinin olmadığı gerekçesiyle başvurunun esastan reddine ka …
Noterliği'nin 16075 yevmiye numarasıyla «hesap kat ihtarnamesi» keşide edildiğini, borcun ödenmemesi üzerine İstanbul 6.
İstinaf Sebepleri Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Mahkemece, alacağın «fon alacağı» olduğu değerlendirilmeden ve «zamanaşımı» süresi hatalı yorumlanarak yasaya ve usule aykırı bir şekilde karar verildiği, 2012 yılında yürürlüğe giren 6098 sayılı Kanun'a göre değerlendirmede bulunulduğu ancak bu Kanun'un yürürlüğe girmesinden sonra yapılacak olan «kefalet sözleşmelerine» uygulanabileceği, daha önce akdedilmiş olan kefalet sözleşmelerine, sözleşmenin yapıldığı zaman yürürlükte bulunan kanunun uygulanması gerektiği, 6101 sayılı Kanun …
İcra Hukuk Mahkemesi'nin 2014/204 E. sayılı «ihya» dosyasında borçlu ... ...'in takip başlatılmadan vefat etttiğinden dolayı taraf sıfatının kalmadığının belirtildiğini, bu nedenle borçlu muris ... ...'in «mirasçıları» aleyhine borçtan dolayı işbu davaya konu olan takibin başlatıldığını, dava konusu borcun 1998 yılında çekilen «ihtarname» ile «muaccel» hale geldiğini, alacak «fon alacağı» olduğu için bu tarihten itibaren 20 yıllık «zamanaşımı» süresi işlemeye başlayacağını, ancak 1999 yılında açılan takip sonucunda zamanaşımı süresinin de kesildiğini, bir an için zamanaşımı süresinin kesilmediğini varsay …
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2018/3340 E. , 2020/711 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ TİCARET MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada İstanbul 13. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce bozmaya uyularak verilen 26.02.2018 tarih ve 2017/579-2018/121 sayılı kararın Yargıtayca duruşmalı olarak incelenmesi davalı ...vekili tarafından istenmiş olup, duruşma için belirlenen 21.1.2020 günü başkaca gelen olmadığı yoklama ile anlaşılıp hazır bulunan davacı vekili Av. Nazan Akyürek ile davlılardan ...vekili Av.... dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkili şirket tarafından Esbank'tan alınan 10.10.1991 ve 09.01.1992 tarihli iki adet süresiz ve ilk talepte ödeme kaydını taşıyan teminat mektubunun Osmanlı Bankası...Şubesi'nin Suriye'deki Commercial Bank of Syria'ya teslim etmiş olduğu teminat mektuplarının kontgarantisi olarak Osmanlı Bankası'na tevdi edildiğini, muhatabın 09.02.1993 tarihinde Osmanlı Bankası'ndan tazmin talebinde bulunduğunu, ilgili bankanın bu talebi geri çevirdiğini, bu tarih dikkate alındığında 10 yıllık zamanaşımı süresinin dolduğunu ileri sürerek, söz konusu iki adet teminat mektubunun hükümsüz kaldığının tespitine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı ... vekili, davanın kesin hüküm nedeniyle reddinin gerektiğini, dava konusu mektupların meri olduğunu ve riskin devam ettiğini savunarak, davanın reddini istemiştir.
Davalı ...Ş vekili, işbu davaya konu olan teminat mektuplarından dolayı riskin devam ettiğini savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece bozma ilamına uyularak yapılan yargılama, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davalı ...'na devredilen Esbank tarafından davacının lehdarı, diğer davalı bankaya devredilen Osmanlı Bankası'nın muhatabı olduğu 10.10.1991 ve 09.01.1992 tarihli iki adet süresiz teminat mektubu düzenlendiği, Suriye şirketine hitaben iki adet teminat mektubu verdiği, Suriye Bankası tarafından 09/02/1993 tarihinde tanzim talebinde bulunduğu, Osmanlı Bankası'nın bu talebi reddettiği, zamanaşımı süresinin ilk ödeme talebinin yapıldığı 09/02/1993 tarihinden itibaren işlemeye başlamış olup, zamanaşımını kesen veya durduran bir halin varlığı da ispat edilemediğinden, 09/02/2003 tarihinde zamanaşımı süresinin dolması sebebiyle dava konusu teminat mektuplarının zamanaşımına uğradığı gerekçesiyle, davanın kabulü ile, Esbank tarafından düzenlenen, 10/10/1991 tarih, 14824 numaralı, 132.000,00 USD tutarlı ve 09/01/1992 tarih, 15398 numaralı, 13.000,00 USD tutarlı iki adet teminat mektubunun zamanaşımına uğraması nedeniyle hükümsüz kaldığının tespitine karar verilmiştir.
Kararı, davalı ...Ş. vekili temyiz etmiştir.
1- Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, mümeyyiz davalı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
2- 5411 sayılı Kanun’un 140. maddesi uyarınca, Fon her türlü vergi, resim ve harçtan muaf olduğu gibi, faaliyet izni kaldırılan veya tasfiyeleri Fon eliyle yürütülen bankaların iflas ve tasfiye idarelerinin Fon tarafından, borçlarının ve/veya taahhütlerinin üstlenilmesi ve/veya alacaklarının devralınması halinde Fonun, üstlendiği borçlar ve/veya taahhütler ile devraldığı alacaklarla ilgili devir ve temlik sözleşmeleri, her türlü teminatın tesisi ve kaldırılması, sözleşmelerin bozulması, dava ve icra takipleri ile bu borçlar ve/veya alacaklar ve/veya taahhütlerle ilgili diğer her türlü işlemler, her türlü vergi, resim ve harçtan istisnadır. O halde, mahkemece davalı ...aleyhine açılan işbu davada harçtan muaf olduğu halde harçtan sorumlu tutulması doğru olmayıp, kararın bu yönden bozulması gerekir ise de, yapılan yanlışlığın düzeltilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, HUMK'nun 438/7.
maddesi uyarınca hükmün, aşağıda yazılı olduğu şekilde düzeltilerek onanmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ
Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, mümeyyiz davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının REDDİNE, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, mümeyyiz davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile, hüküm fıkarının 3. ve 4. bentlerinde yer alan ''.... davalılardan ....'' ibaresinin çıkartılarak yerine ''.... davalı ...Ş.'den....'' ibaresi yazılmak sureti ile kararın mümeyyiz davalı yararına bu şekliyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA, takdir olunan 2.540,00 TL duruşma vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalı ...ye verilmesine, 23/01/2020 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/587433500 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz