Haksız Rekabetin Tespiti ve Men'i
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2018/4495 E. 2020/2118 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
gerekçe-hüküm çelişkisi↗ hmk 297↗ denetime elverişlilik↗ reeskont faizi↗ ticaret unvanı↗ marka hakkına tecavüz↗ içtihadı birleştirme kararı↗ maddi ve manevi tazminat↗ maddi tazminat↗ yasal faiz↗ haksız rekabet↗ avans faizi↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece uyulan bozma ilamına göre, davacı Global Eğitim Hizmetleri Turizm ve Dış Tic. Ltd. Şti tarafından davalı şirket aleyhine açılan davanın kısmen kabulü ile davalının TPE nezdinde tescilli 2006/27592 tescil nolu Global Vizyon Yurtdışı Eğitim + şekil 41. sınıftaki markasının hükümsüzlüğüne ve sicilden tekinine, davalının markasının tescilli olduğu şekilde farklı olarak kullanımı nedeniyle davacı marka hakkına tecavüzünün ve haksız rekabetin tespitine ve menine, davacı yanın ticaret unvanına yönelik talebinin reddine, davalının eğitim ve öğretim alanında basın internet ve diğer kanallarda global ibaresini kullanmak suretiyle yapılan reklamlarının durdurulmasına, 2.000 TL maddi tazminatın dava tarihinden itibaren avans faizini geçmeyecek şekilde yürütülecek reeskont faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, Takdiren belirlenen 10.000 TL manevi tazminatın dava tarihinden itibaren yürütülecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya dair maddi ve manevi tazminat taleplerinin reddine karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
(1) HMK'nın 297 ve 298. maddeleri uyarınca mahkeme kararları, asgari olarak iki tarafın iddia ve savunmalarının özetlerini, incelenen maddi ve hukuki olayın özünü, mahkemeyi sonuca götüren gerekçelerin neler olduğu hususlarını ihtiva etmelidir. Anayasanın 141. maddesinin 3. fıkrası hükmü de mahkeme kararlarının gerekçeli olması gerektiğini düzenlemektedir. Dolayısıyla gerekçe, bir hükmün olmazsa olmaz unsurudur. Taraflar, ancak kararlara konulması gereken gerekçeler sayesinde hükmün hangi maddi ve hukuki nedene dayandırıldığını anlayabilirler. Ayrıca, karar aleyhine yasa yollarına başvurulduğunda da Yargıtay incelemesi sırasında gerekçe sayesinde kararın usul ve yasaya uygun olup olmadığı denetlenebilir. Diğer bir anlatımla, Yargıtay incelemesi ancak bir kararın somut olaya uygun gerekçe taşıması halinde mümkün olabilir. Öte yandan, yazılacak kararın gerekçesiyle hüküm kısmı arasında bütünsellik esastır. Başka bir anlatımla, gerekçe ile hüküm birbirine bağlı olup, çelişki bulunmaması gerekir. Nitekim, HMK’nın 298/2. maddesinde de gerekçeli kararın, tefhim edilen hüküm sonucuna aykırı olamayacağı açıkça düzenlenmiş bulunmaktadır. Yargıtay İçtihadı Birleştirme Genel Kurulu’nun 10.4.1992 gün ve 1991/7 esas 1992/4 sayılı kararında da kısa karar ile gerekçeli kararın çelişik bulunmasının bozma nedeni sayılacağı içtihat edilmiştir.
Mahkeme kararının gerekçesinde, davalının 2006 27592 tescil no.lu "GLOBAL VİZYON YURTDIŞI EĞİTİM" markasının tescil edildiği 41. sınıftaki "Eğitim ve öğretim hizmetleri, eğitim ve öğretim hizmetleri; Yurtdışı eğitim danışmanlığı hizmetleri, yurtdışı eğitim kurumlarına yabancı dil eğitimi ve veya akademik eğitim, mesleki staj eğitimi maksattı gönderme hizmetleri, Au Pair öğrenci yerleştirme hizmetleri" bakımından kısmen hükümsüzlüğü şartlarının mevcut olduğu belirtilmiş olmasına rağmen, hüküm kısmında dava konusu markanın hükümsüz kılınmasına denilerek, gerekçe ve hüküm fıkrası arasında çelişki oluşturacak ve kararın infazında tereddüte sebebiyet verecek şekilde karar verilmiştir.
Bu durum karşısında, mahkemece yukarıda açıklanan yasa hükümlerine ve içtihada uygun şekilde tarafların iddia ve savunmaları değerlendirilerek, gerekçe ile hüküm çelişkisi içermeyen, kendi içinde tutarlı, maddi olaya ve talebe uygun, denetime elverişli gerekçeli karar oluşturulmak gerekirken Anayasa ile 6100 sayılı HMK'nın 297 ve 298. maddelerinde belirtilen unsurlardan yoksun, gerekçe ve hüküm fıkrası arasında çelişki içeren karar verilmesi doğru görülmemiş, kararın öncelikle bu nedenle resen bozulması gerekmiştir.
(2) Bozma sebep şekline göre davalı vekilinin temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine gerek görülmemiştir
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Haksız Rekabetin Tespiti ve Men'i
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2021/8688 E. 2023/495 K.
Ortak:denetime elverişlilik · ticaret unvanı · marka hakkına tecavüz · haksız rekabet · avans faizi · Haksız Rekabetin Tespiti ve Men'i
İncelediğiniz kararda… ı Eğitim + şekil 41. sınıftaki markasının hükümsüzlüğüne ve sicilden tekinine, davalının markasının tescilli olduğu şekilde farklı olarak kullanımı nedeniyle davacı «marka hakkına tecavüzünün» ve «haksız rekabetin» tespitine ve menine, davacı yanın «ticaret unvanına» yönelik talebinin reddine, davalının eğitim ve öğretim alanında basın internet ve diğer kanallarda global ibaresini kullanmak suretiyle yapılan reklamlarının durdurulmasına, 2.000 TL «maddi tazminatın» dava tarihinden itibaren «avans faizini» geçmeyecek şekilde yürütülecek «reeskont faizi» ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, Takdiren belirlenen 10.000 TL manevi tazminatın dava tarihinden itibaren yürütülecek «yasal faizi» ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya dair maddi ve manevi tazminat taleplerinin reddine karar verilmiştir.
… içtihada uygun şekilde tarafların iddia ve savunmaları değerlendirilerek, gerekçe ile hüküm çelişkisi içermeyen, kendi içinde tutarlı, maddi olaya ve talebe uygun, «denetime elverişli» gerekçeli karar oluşturulmak gerekirken Anayasa ile 6100 sayılı HMK'nın 297 ve 298. maddelerinde belirtilen unsurlardan yoksun, gerekçe ve hüküm fıkrası arasında ç …
Benzer bu karardaUyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Dava, davalı adına tescilli markanın hükümsüz kılınması, tescilsiz olarak markasal bir şekilde kullanılan işarete ve «ticaret unvanına tecavüzün» ve «haksız rekabetin» tespiti, önlenmesi ve durdurulması ve maddi ve manevi tazminatın tahsili istemine ilişkin olup taraflar arasında, markasal kullanım bakımından “Global” ibaresi üzerindeki öncelik hakkının kime ait olduğu, davalının adına tescilli markayı tescil edildiği şekliyle değil davacının markasal olarak kullandığı işarete yanaşacak şekilde kullanıp kullanmadığı ve belirtilen kullanımın davacının «marka hakkına tecavüz» ve haksız rekabet teşkil edip etmediği hususları uyuşmazlık konusudur.
Zira bilirkişi raporunda, taraflarca sunulan «deliller değerlendirilmeksizin» salt davacının "Global" ibaresini içeren «ticaret unvanını» davalıdan daha önce tescil ettirdiğinden bahisle ibare üzerindeki öncelik hakkının davacıya ait olduğu sonucuna ulaşılmıştır.
Ancak somut olaya uygulanması gereken 556 sayılı KHK'nın 8 inci maddesinin üçüncü fıkrasına göre öncelik hakkının kabulü için işaretin ticaret sırasında markasal olarak kullanılması ve bu kullanım neticesinde belirli oranda tanınır hale getirilmesi gerekli olup davacının «ticaret unvanını» davalıdan daha önce tescil ettirmesi tek başına ibare üzerindeki öncelik hakkının davacıya ait olduğunu kabul için yeterli değildir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:ticaret unvanına tecavüz · delil değerlendirmesi · bilirkişi incelemesi · eksik inceleme · ibraz
Benzer bu karardaBu itibarla Mahkemece, ilk bozma ilamında belirtildiği üzere taraflarca sunulan deliller kapsamında yeniden «bilirkişi incelemesi» yaptırılması, tarafların ihtilaf konusu işareti markasal olarak kullanmaya başladıkları tarihin tereddüde mahal vermeyecek şekilde belirlenmesi ve işaret üzerindeki markasal öncelik hakkının taraflardan hangisine ait olduğu tespit edilerek sonucuna göre karar verilmesi gerekirken uyulan bozma ilamının gereklerine riayet edilmeksizin «eksik incelemeye» dayalı olarak karar verilmesi doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.
Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Dava, davalı adına tescilli markanın hükümsüz kılınması, tescilsiz olarak markasal bir şekilde kullanılan işarete ve «ticaret unvanına tecavüzün» ve «haksız rekabetin» tespiti, önlenmesi ve durdurulması ve maddi ve manevi tazminatın tahsili istemine ilişkin olup taraflar arasında, markasal kullanım bakımından “Global” ibaresi üzerindeki öncelik hakkının kime ait olduğu, davalının adına tescilli markayı tescil edildiği şekliyle değil davacının markasal olarak kullandığı işarete yanaşacak şekilde kullanıp kullanmadığı ve belirtilen kullanımın davacının «marka hakkına tecavüz» ve haksız rekabet teşkil edip etmediği hususları uyuşmazlık konusudur.
Değerlendirme Davacı yan, "Global" ibaresini 1991 yılından itibaren markasal olarak kullandığını, belirtilen kullanımları sebebiyle ihtilaf konusu ibare üzerinde öncelik hakkının bulunduğunu ileri sürmüş, davalı yan da aynı şekilde belirtilen ibareyi 1996 yılından itibaren markasal olarak kullandığını belirterek öncelik hakkının kendisinde olduğunu savunmuş ve bu husustaki delillerini dosyaya «ibraz» etmiştir.
Zira bilirkişi raporunda, taraflarca sunulan «deliller değerlendirilmeksizin» salt davacının "Global" ibaresini içeren «ticaret unvanını» davalıdan daha önce tescil ettirdiğinden bahisle ibare üzerindeki öncelik hakkının davacıya ait olduğu sonucuna ulaşılmıştır.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2019/1298 E. 2019/8006 K.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:haklılık durumu · yargılama giderleri · ispat yükü · yargılama gideri · ıslah · vekalet ücreti
Benzer bu karardaMahkemece, bozma ilamına uyularak yapılan yargılamaya göre, davacı vekili her ne kadar sunduğu «ıslah» dilekçesiyle 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu uyarınca karar verilmesi talebinde bulunmuşsa da anılan Kanunun dava tarihinde yürürlükte bulunmadığı, her davanın açıldığı tarihteki koşullara ve yasal düzenlemelere göre değerlendirilmesi gerektiği, kanunların usuli işlemlerin ıslahı suretiyle dahi geriye yürütülemeyeceği bu nedenle ıslah talebinin usulüne uygun olmadığı, 556 sayılı KHK'nın 14. maddesinin Anayasa Mahkemesi'nin kararı ile iptal edilmesi nedeniyle davanın hukuki dayanağı kalmadığından reddinin gerektiği, «yargılama giderleri» ve «vekalet ücretine» tarafların dava tarihi itibariyle «haklılık durumu» dikkate alınarak karar verilmesi gerektiği, bu itibarla davaya konu markayı kullandığı hususunda «ispat yükü» üzerinde olan marka sahibi davalının dosyada yer alan bilirkişi raporunda da belirtildiği üzere davaya konu markayı 29. sınıf emtialarda dava tarihinden geriye doğ …
… rekçesinde, KHK'nın 14. maddesinin Anayasa Mahkemesi tarafından iptal edilmesi nedeniyle davanın açıldığı tarih itibariyle tarafların haklılık durumları gözetilerek «yargılama giderlerine» hükmedilmesi gerektiği, bu doğrultuda dava tarihi itibariyle davacının işbu davayı açmakta haklı olduğu ve yargılama gideri ile «vekalet ücretinin» tamamının davalıdan tahsilinin gerektiği belirtilmesine rağmen, davanın reddine, «yargılama giderleri» ve vekalet ücretinin davacıdan tahsiline karar verilmiştir.
-
İtirazın iptali | İcra inkar tazminatı
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2017/2295 E. 2018/6580 K.
Ortak:avans faizi
İncelediğiniz kararda… ı Eğitim + şekil 41. sınıftaki markasının hükümsüzlüğüne ve sicilden tekinine, davalının markasının tescilli olduğu şekilde farklı olarak kullanımı nedeniyle davacı «marka hakkına tecavüzünün» ve «haksız rekabetin» tespitine ve menine, davacı yanın «ticaret unvanına» yönelik talebinin reddine, davalının eğitim ve öğretim alanında basın internet ve diğer kanallarda global ibaresini kullanmak suretiyle yapılan reklamlarının durdurulmasına, 2.000 TL «maddi tazminatın» dava tarihinden itibaren «avans faizini» geçmeyecek şekilde yürütülecek «reeskont faizi» ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, Takdiren belirlenen 10.000 TL manevi tazminatın dava tarihinden itibaren yürütülecek «yasal faizi» ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya dair maddi ve manevi tazminat taleplerinin reddine karar verilmiştir.
Benzer bu kararda2008/ ... takip sayılı dosyasındaki 4.350,00 TL alacağa yapılan itirazın ödeme tarihinden itibaren işleyecek «avans faizi» ile birlikte iptali ile takibin devamına karar verilmek suretiyle her iki davalı hakkında da davanın kabulü şeklinde kısa karar ile gerekçeli karar arasında çelişki yaratır ve «infazda tereddüt» oluşturur şekilde karar verilmesi doğru olmadığından kararın re’sen bozulması gerekmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:emtia nakliyat sigortası · nakliyat sigortası · infazda tereddüt · rücuen tahsil · icra takibine itiraz · infaz · taşıyan · sigorta poliçesi
Benzer bu kararda1- Dava, «emtia nakliyat sigorta poliçesi» uyarınca ödenen tazminatın «rücuen tahsili» istemi ile açılan «icra takibine itirazın» iptali istemine ilişkindir.
2008/ ... takip sayılı dosyasındaki 4.350,00 TL alacağa yapılan itirazın ödeme tarihinden itibaren işleyecek «avans faizi» ile birlikte iptali ile takibin devamına karar verilmek suretiyle her iki davalı hakkında da davanın kabulü şeklinde kısa karar ile gerekçeli karar arasında çelişki yaratır ve «infazda tereddüt» oluşturur şekilde karar verilmesi doğru olmadığından kararın re’sen bozulması gerekmiştir.
Mahkemece bozma ilamı, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, dava konusu taşımaya ilişkin CMR belgelerini «taşıyan» sıfatıyla davalı ... ... ... ...'nin imzaladığının anlaşıldığı, dosyada davalı ...
Uluslararası Nakliyat ve Dış Tic Ltd Şti'nin «taşıyan» olduğunu gösterir başka delil olmadığı gerekçesi ile davalı ...s Uluslararası Nakliyat ve Dış Tic Ltd.
2 benzer karar daha
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2019/34 E. 2019/7128 K.
Ortak:denetime elverişlilik
İncelediğiniz kararda… içtihada uygun şekilde tarafların iddia ve savunmaları değerlendirilerek, gerekçe ile hüküm çelişkisi içermeyen, kendi içinde tutarlı, maddi olaya ve talebe uygun, «denetime elverişli» gerekçeli karar oluşturulmak gerekirken Anayasa ile 6100 sayılı HMK'nın 297 ve 298. maddelerinde belirtilen unsurlardan yoksun, gerekçe ve hüküm fıkrası arasında ç …
Benzer bu karardaBu durum karşısında, mahkemece yukarıda açıklanan yasa hükümlerine uygun şekilde tarafların iddia ve savunmaları değerlendirilerek, kendi içinde tutarlı, maddi olaya ve talebe uygun, «denetime elverişli» gerekçeli karar oluşturulmak gerekirken Anayasa ile 6100 sayılı HMK'nın 297 ve 298. maddelerinde belirtilen unsurlardan yoksun gerekçesiz karar verilmesi doğru görülmemiş, kararın öncelikle bu nedenle bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2018/2929 E. 2019/4432 K.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:kötü niyet · iltibas
Benzer bu kararda1-) Asıl ve birleşen davalar, «iltibas», tanınmışlık ve «kötü niyet» vakıalarına dayalı marka hükümsüzlüğü istemine ilişkin olup, mahkemece, yazılı gerekçelerle, asıl ve birleşen davanın reddine karar verilmiştir.
Somut olayda, mahkemece hükme esas teşkil ettirilen bilirkişi raporunda, tanınmışlık ve «kötü niyet» iddialarının ispat edilemediği ancak davacı yanca hükümsüzlük talebine mesnet olarak gösterilen 2001/07620 sayılı “Üstüneller Baklavacısı+ Şekil” ibareli marka ile, hükümsüzlüğü talep edilen 2006/40880 sayılı “Üstüneller Avcıoğlu”, 2011/42754 sayılı “... “ ve 2014/08024 sayılı “Üstüneller Sade” ibareli markalar arasında raporda gösterilen emtialar bakımından «iltibas» tehlikesi bulunduğu bu nedenle anılan markalar bakımından kısmi hükümsüzlük koşullarının oluştuğu mütala edilmiştir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2018/4495 E. , 2020/2118 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ FİKRÎ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada İstanbul 2. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesince bozmaya uyularak verilen 14/07/2016 tarih ve 2015/111-2016/118 sayılı kararın Yargıtayca duruşmalı olarak incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş olduğu anlaşılmakla, duruşma için belirlenen 25.02.2020 günü başkaca gelen olmadığı yoklama ile anlaşılıp hazır bulunan davacı vekili Av. ... dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin yurtdışı eğitim danışmanlığı alanında faaliyet gösterdiğini, 1991 yılından beri "Global" ibaresini ticari unvanında kullandığını, davalının da aynı sektörde faaliyet gösterdiğini, davalının 2006 yılında "Global Vizyon Yurt Dışı Eğitim" markasını tescil ettirdiğini, müvekkilinin markasının tanınmış olduğunu, davalı markasıyla benzer olduğunu, markanın müvekkili tarafından 19 yıldır kullanıldığını, davalının tescilinin kötüniyetli olduğunu, ayrıca davalı markasının "Global Vizyon" olmasına karşın müvekkilinin markası olan "Global Yurtdışı Eğitim"i tanıtımlarında kullandığını, bu durumun iltibasa neden olduğunu ileri sürerek, davalının müvekkilinin unvanına vaki tecavüzün ve haksız rekabetin tespitini ve men'ini, davalı markasının hükümsüzlüğünü, 2.000,00 TL maddi, 20.000,00 TL manevi tazminatın davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, müvekkilinin 1996 yılında faaliyetlerine başladığını, müvekkilinin "Global Vizyon" ibaresini markasal olarak kullandığını, ticari sicile tescilli unvanın marka hakkına tecavüz edemeyeceğini, markanın ticari unvanda olduğu şekliyle kullanıldığı, davacının müvekkilinin markasından haberdar olduğunu, uzun süre sessiz kalındığını, müvekkilinin kendi markasına ayırt edicilik kazandırdığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece uyulan bozma ilamına göre, davacı Global Eğitim Hizmetleri Turizm ve Dış Tic. Ltd. Şti tarafından davalı şirket aleyhine açılan davanın kısmen kabulü ile davalının TPE nezdinde tescilli 2006/27592 tescil nolu Global Vizyon Yurtdışı Eğitim + şekil 41. sınıftaki markasının hükümsüzlüğüne ve sicilden tekinine, davalının markasının tescilli olduğu şekilde farklı olarak kullanımı nedeniyle davacı marka hakkına tecavüzünün ve haksız rekabetin tespitine ve menine, davacı yanın ticaret unvanına yönelik talebinin reddine, davalının eğitim ve öğretim alanında basın internet ve diğer kanallarda global ibaresini kullanmak suretiyle yapılan reklamlarının durdurulmasına, 2.000 TL maddi tazminatın dava tarihinden itibaren avans faizini geçmeyecek şekilde yürütülecek reeskont faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, Takdiren belirlenen 10.000 TL manevi tazminatın dava tarihinden itibaren yürütülecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya dair maddi ve manevi tazminat taleplerinin reddine karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
(1) HMK'nın 297 ve 298. maddeleri uyarınca mahkeme kararları, asgari olarak iki tarafın iddia ve savunmalarının özetlerini, incelenen maddi ve hukuki olayın özünü, mahkemeyi sonuca götüren gerekçelerin neler olduğu hususlarını ihtiva etmelidir. Anayasanın 141. maddesinin 3. fıkrası hükmü de mahkeme kararlarının gerekçeli olması gerektiğini düzenlemektedir. Dolayısıyla gerekçe, bir hükmün olmazsa olmaz unsurudur. Taraflar, ancak kararlara konulması gereken gerekçeler sayesinde hükmün hangi maddi ve hukuki nedene dayandırıldığını anlayabilirler. Ayrıca, karar aleyhine yasa yollarına başvurulduğunda da Yargıtay incelemesi sırasında gerekçe sayesinde kararın usul ve yasaya uygun olup olmadığı denetlenebilir.
Diğer bir anlatımla, Yargıtay incelemesi ancak bir kararın somut olaya uygun gerekçe taşıması halinde mümkün olabilir. Öte yandan, yazılacak kararın gerekçesiyle hüküm kısmı arasında bütünsellik esastır. Başka bir anlatımla, gerekçe ile hüküm birbirine bağlı olup, çelişki bulunmaması gerekir. Nitekim, HMK’nın 298/2. maddesinde de gerekçeli kararın, tefhim edilen hüküm sonucuna aykırı olamayacağı açıkça düzenlenmiş bulunmaktadır. Yargıtay İçtihadı Birleştirme Genel Kurulu’nun 10.4.1992 gün ve 1991/7 esas 1992/4 sayılı kararında da kısa karar ile gerekçeli kararın çelişik bulunmasının bozma nedeni sayılacağı içtihat edilmiştir.
Mahkeme kararının gerekçesinde, davalının 2006 27592 tescil no.lu "GLOBAL VİZYON YURTDIŞI EĞİTİM" markasının tescil edildiği 41. sınıftaki "Eğitim ve öğretim hizmetleri, eğitim ve öğretim hizmetleri; Yurtdışı eğitim danışmanlığı hizmetleri, yurtdışı eğitim kurumlarına yabancı dil eğitimi ve veya akademik eğitim, mesleki staj eğitimi maksattı gönderme hizmetleri, Au Pair öğrenci yerleştirme hizmetleri" bakımından kısmen hükümsüzlüğü şartlarının mevcut olduğu belirtilmiş olmasına rağmen, hüküm kısmında dava konusu markanın hükümsüz kılınmasına denilerek, gerekçe ve hüküm fıkrası arasında çelişki oluşturacak ve kararın infazında tereddüte sebebiyet verecek şekilde karar verilmiştir.
Bu durum karşısında, mahkemece yukarıda açıklanan yasa hükümlerine ve içtihada uygun şekilde tarafların iddia ve savunmaları değerlendirilerek, gerekçe ile hüküm çelişkisi içermeyen, kendi içinde tutarlı, maddi olaya ve talebe uygun, denetime elverişli gerekçeli karar oluşturulmak gerekirken Anayasa ile 6100 sayılı HMK'nın 297 ve 298. maddelerinde belirtilen unsurlardan yoksun, gerekçe ve hüküm fıkrası arasında çelişki içeren karar verilmesi doğru görülmemiş, kararın öncelikle bu nedenle resen bozulması gerekmiştir.
(2) Bozma sebep şekline göre davalı vekilinin temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine gerek görülmemiştir
SONUÇ
Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle kararın re'sen BOZULMASINA, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin uyuşmazlığın esasına yönelik temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine yer olmadığına, ödediği peşin temyiz harcının isteği halinde temyiz eden davalıya iadesine, 27/02/2020 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/587397900 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz