6102TTK Türk Ticaret Kanunu

Ticari Ünvanın Korunması

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2019/3642 E. 2020/2045 K. ·

BozulduKesinlik belirsiz

★ Emsal

Mahkemenin nitelemesi:

Usul tespitleri

Dava şartı
dava şartı

Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
dava şartı yokluğu usulden reddi terkin hmk 353(1)b-2

Atıf yapılan mevzuat: HMK — HMK 353

Gerekçe

Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).

İlk derece mahkemesince tüm dosya kapsamına göre, davalı Aslan Ticaret Day. Tük. Mal. Ltd. Şti. yönünden, davalı tarafın SCHAFER markasını 2010 yılında devraldıktan sonra yatırım yapıp tanınmış marka haline getirdiği, gerek yurt içi gerek yurtdışı piyasasında markayı kullandığı, reklam ve tanıtım faaliyetlerinde bulunduğu davacı tarafın gerek markanın tescilinden itibaren gerek markanın devrinden sonra markanın kullanımına yönelik herhangi bir engellemede bulunmadığı, davacı tarafın kötü niyetli hareket ettiği, sessiz kalmayla hak kaybettiği gerekçesiyle davanın reddine, diğer davalı yönünden ise davalı tarafın markayı devreden kişi olup, tescilli bir hak sahibi olmadığı gerekçesiyle dava şartı yokluğu nedeniyle davalı ... Paslanmaz Ticaret Ltd. Şti ne yönelik davanın usulden reddine karar verilmiştir.

Kararı, davacı vekili istinaf etmiştir.

Bölge adliye mahkemesince tüm dosya kapsamına göre, davacının, davalı Aslan Ticaret Day. Tük. Mal. Ltd. Şti. adına tescilli “SCHAFER” ibareli markaların hükümsüzlüğünü istemediği, Türkiye'de de kendi adına marka tescil başvurusunda bulunmadığı, markayı Türkiye piyasası bakımından terk ettiği, markanın davalı Aslan Ticaret'e Türkiye piyasasında kullanılması koşuluyla devredilmesine izin verdiği kanaatine varıldığı, markanın hükümsüzlüğünü ya da devrin iptalini talep edemeyeceği, ilk derece mahkemesinin davanın reddi kararı sonuç itibariyle doğru olduğu gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf talebinin esastan reddine karar verilmiştir.

Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.

1-Dava, marka devrinin iptali ve markanın kullanmama nedeniyle hükümsüzlüğü istemine ilişkin olup, ilk derece mahkemesince yukarıda yazılı gerekçe ile davanın reddine, Bölge Adliye Mahkemesince değişik gerekçe ile istinaf isteminin esastan reddine karar verilmiştir. 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b.2 maddesi “Yargılamada eksiklik bulunmamakla beraber, Kanunun olaya uygulanmasında hata edilip de yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç duyulmadığı takdirde veya kararın gerekçesinde hata edilmiş ise düzelterek yeniden esas hakkında duruşma yapılmadan karar verilir.” hükmünü haiz olup, anılan hüküm doğrultusunda Bölge Adliye Mahkemesince, İlk Derece Mahkemesinin gerekçesi değiştirilmek suretiyle başvurunun esastan reddine dair karar verilmesi yerinde olmamış, Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasına karar vermek gerekmiştir.

2- Bozma sebep ve şekline göre davacı vekilinin sair temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine gerek görülmemiştir.

Benzer Kararlar

Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.

Karar metni

Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster

11. Hukuk Dairesi         2019/3642 E.  ,  2020/2045 K.

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ ADLİYE MAHKEMESİ 16. HUKUK DAİRESİ

Taraflar arasında görülen davada Bakırköy 1. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 15/06/2017 tarih ve 2015/173 E- 2017/127 K. sayılı kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf isteminin esastan reddine dair İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi'nce verilen 30/05/2019 tarih ve 2018/405 E- 2019/1252 K. sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, 6100 sayılı Kanun'un 369. maddesi gereğince miktar veya değer söz konusu olmaksızın duruşmalı olarak incelenmesi gereken dava ve işlerin dışında bulunduğundan duruşma isteğinin reddiyle dava dosyası için Tetkik Hakimi ...

tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:

Davacı vekili, müvekkilinin eskiden beri Türkiye'deki bayisi olan OMS Uluslararası Tic. Ltd. Şti.’nin kendisinin bilgisi dahilinde TPMK nezdinde “HATEX SCHAFER” ibaresini 2003/09069 sayı ile tescil ettirip kullandığını, davalıların müvekkiline herhangi bir bilgi vermeden, müvekkilinin asıl hak sahibi olduğu bu markayı kötü niyetle kendi aralarında satış işlemine konu ettiklerini ileri sürerek, satış işleminin iptalini, markanın asıl hak sahibi olarak müvekkili adına TPMK’da tescilini, aksi kanaat halinde markanın kullanmama nedeniyle hükümsüzlüğünü talep ve dava etmiştir.

Davalı .... Ltd. Şti vekili, müvekkilinin dava konusu marka ile doğrudan ya da dolaylı bir bağının olmadığını, husumet yönünden davanın reddinin gerektiğini, dava konusu markanın davacı Almanya’da henüz tescil ettirmemişken dava dışı OMS Paslanmaz Mutfak Araçları San. Ve Tic. Ltd. Şti' tarafından 2003 yılının Mart ayında Çin’de yaptırılırak ithal edilen ürünlerde kullanıldığını, davacının diğer davalının Türkiye’de markaya yaptığı yatırımı ve markanın kullanıldığını bilmesine rağmen kötü niyetle uzun süre sessiz kaldığını, davacının kısa zaman farkı ile ilk tescil sahibi olmasının davaya etkisinin olmayacağını savunarak davanın reddini istemiştir.

Davalı Aslan Ticaret Day. Tük. Mal. Ltd. Şti. vekili, dava konusu “HATEX SCHAFER” markası için 18.04.2003 tarihinde başvurulduğunu, 20.04.2005 tarihinde tescillendiğini, müvekkilinin ise markayı 13.01.2010 tarihinde devraldığını, markayı 14.07.2003 tarihinden bu yana kullandığını, markayı meşhur ve maruf hale getirdiğini, davacının dosyaya sahte evrak sunarak dava konusu markayı kendilerinin talebi ile OMS Uluslararası Tic. Ltd. Şti tarafından başvurulduğunu iddia ettiğini ancak müvekkilinin markayı OMS Paslanmaz Mutfak Araçları San. ve Tic. Ltd. Şti' nden devraldığını, belge altındaki imzanın kime ait olduğunun belli olmadığını, müvekkilinin 2003 yılında tescillenmiş markasına 2015 yılında davanın açıldığını, davacının sessiz kalmayla hak kaybına uğradığını, müvekkilinin tescillerinden önce davacının henüz tanınmış ve bilinir bir hale gelmediğini bu nedenle yapılan tescillerde kötü niyetin olmadığını savunarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

İlk derece mahkemesince tüm dosya kapsamına göre, davalı Aslan Ticaret Day. Tük. Mal. Ltd. Şti. yönünden, davalı tarafın SCHAFER markasını 2010 yılında devraldıktan sonra yatırım yapıp tanınmış marka haline getirdiği, gerek yurt içi gerek yurtdışı piyasasında markayı kullandığı, reklam ve tanıtım faaliyetlerinde bulunduğu davacı tarafın gerek markanın tescilinden itibaren gerek markanın devrinden sonra markanın kullanımına yönelik herhangi bir engellemede bulunmadığı, davacı tarafın kötü niyetli hareket ettiği, sessiz kalmayla hak kaybettiği gerekçesiyle davanın reddine, diğer davalı yönünden ise davalı tarafın markayı devreden kişi olup, tescilli bir hak sahibi olmadığı gerekçesiyle dava şartı yokluğu nedeniyle davalı ...

Paslanmaz Ticaret Ltd. Şti ne yönelik davanın usulden reddine karar verilmiştir.

Kararı, davacı vekili istinaf etmiştir.

Bölge adliye mahkemesince tüm dosya kapsamına göre, davacının, davalı Aslan Ticaret Day. Tük. Mal. Ltd. Şti. adına tescilli “SCHAFER” ibareli markaların hükümsüzlüğünü istemediği, Türkiye'de de kendi adına marka tescil başvurusunda bulunmadığı, markayı Türkiye piyasası bakımından terk ettiği, markanın davalı Aslan Ticaret'e Türkiye piyasasında kullanılması koşuluyla devredilmesine izin verdiği kanaatine varıldığı, markanın hükümsüzlüğünü ya da devrin iptalini talep edemeyeceği, ilk derece mahkemesinin davanın reddi kararı sonuç itibariyle doğru olduğu gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf talebinin esastan reddine karar verilmiştir.

Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.

1-Dava, marka devrinin iptali ve markanın kullanmama nedeniyle hükümsüzlüğü istemine ilişkin olup, ilk derece mahkemesince yukarıda yazılı gerekçe ile davanın reddine, Bölge Adliye Mahkemesince değişik gerekçe ile istinaf isteminin esastan reddine karar verilmiştir. 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b.2 maddesi “Yargılamada eksiklik bulunmamakla beraber, Kanunun olaya uygulanmasında hata edilip de yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç duyulmadığı takdirde veya kararın gerekçesinde hata edilmiş ise düzelterek yeniden esas hakkında duruşma yapılmadan karar verilir.” hükmünü haiz olup, anılan hüküm doğrultusunda Bölge Adliye Mahkemesince, İlk Derece Mahkemesinin gerekçesi değiştirilmek suretiyle başvurunun esastan reddine dair karar verilmesi yerinde olmamış, Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasına karar vermek gerekmiştir.

2- Bozma sebep ve şekline göre davacı vekilinin sair temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine gerek görülmemiştir.

SONUÇ

Yukarıda (1) no'lu bentte açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz isteminin kabulü ile İlk Derece Mahkemesince verilen karara yönelik istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULMASINA, (2) no'lu bentte açıklanan nedenlerle sair temyiz itirazlarının incelenmesine yer olmadığına, HMK'nın 373/2. maddesi uyarınca dava dosyasının Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, ödediği peşin temyiz harcının isteği halinde temyiz edene iadesine, 25/02/2020 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Kaynak: https://6102ttk.com/karar/587386200 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz

Bu sitedeki içerik bilgilendirme amaçlıdır; hukuki görüş veya tavsiye değildir. Resmî metin için mevzuat.gov.tr esastır.