1996-2004 dönemi işçilik alacağı iş mahkemesinde görülmelidir
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2019/314 E. 2020/152 K. ·
Kısmen onandı, kısmen bozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Gerekçe özeti
Bir belgede adı geçen kişilere ödeme yapıldığı savunulsa dahi, bu kişilerle şirket arasında ticari ilişki bulunmadığı bilirkişi incelemesiyle saptanmışsa, ödemenin şirket borcu için yapıldığının kabulü doğru olmaz. Yönetici ve ortak sıfatıyla çalışılan dönem bakımından işçi-işveren ilişkisi bulunmadığından işçilik alacağı talep edilemez; buna karşılık işçi sıfatıyla çalışıldığı ileri sürülen dönem yönünden istem tefrik edilerek, 5521 sayılı Kanun m.1 uyarınca görevli iş mahkemesi lehine görevsizlik kararı verilmelidir.
Ele alınan sorunlar
Çekilen bedelin, şirketle ticari ilişkisi bulunmayan üçüncü kişilere şirket borcu için ödendiğinin kabulü → kabul
İddia: Davalı, şirket hesaplarından çektiği paranın bir kısmıyla şirketin borçlarını, bu arada belgede adı geçen kişilere yapılan ödemeleri ifa ettiğini savunmuştur.
Gerekçe: İlk derece mahkemesi, şirket antetli tarihsiz belgeye dayanarak belgede belirtilen miktarların şirketin borcu nedeniyle anılan kişilere verilmek üzere davalıya verildiğini kabul ederek bu kısmı alacaktan düşmüştür. Ancak yapılan bilirkişi incelemesinde, belgede belirtilen kişiler ile davacı şirket arasında herhangi bir ticari ilişki bulunmadığı saptanmıştır. Bu durumda anılan bedelin, belgede belirtilen kişilere şirketin borcunun ödenmesi amacıyla davalıya verildiğinin kabulü doğru değildir; bu kısım yönünden davanın reddi doğru görülmemiştir.
Gerekçe kaynağı: özgün
Yönetici ve ortak sıfatıyla çalışılan dönem yönünden işçilik alacağı talep edilip edilemeyeceği → ret
İddia: Karşı davacı, yönetici ve ortak olduğu dönem de dâhil olmak üzere kıdem, ihbar, ücret ve diğer işçilik alacaklarının ödenmesini istemiştir.
Gerekçe: Karşı davacının belirtilen dönemde şirketin yöneticisi ve ortağı olduğu dosya kapsamıyla sabittir; bu sıfatla çalışılan dönem bakımından taraflar arasında işçi-işveren ilişkisi bulunmadığından işçilik haklarından kaynaklı alacak talep edilemez. (Yargıtay'ca benimsenen İlk Derece Mahkemesi gerekçesi)
İşçi sıfatıyla çalışıldığı ileri sürülen dönem yönünden görev ve tefrik → kabul
İddia: Karşı davacı, önceki dönemde işçi sıfatıyla çalıştığını ileri sürerek bu döneme ilişkin işçilik alacaklarını da talep etmiştir.
Gerekçe: Karşı davacı, bir dönem işçi sıfatıyla çalıştığını ileri sürerek bu döneme ilişkin de alacak isteminde bulunmuştur. Mahkemece bu döneme ilişkin herhangi bir değerlendirme yapılmaksızın karar verilmesi doğru olmadığı gibi, alacak isteminin bu kısmının işçi-işveren ilişkisi iddiasına dayalı olduğu nazara alınarak tefriki ile 5521 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu'nun 1. maddesi uyarınca iş mahkemelerinin görevli olması nedeniyle görevsizlik kararı verilmesi gerekirken, işin esasına girilerek karar verilmesi doğru değildir.
Gerekçe kaynağı: özgün
Emsal değeri
İşçi sıfatıyla çalışıldığı ileri sürülen döneme ilişkin işçilik alacağı isteminin tefrik edilerek iş mahkemesi lehine görevsizlik kararı verilmesi gereği bakımından emsal değer taşır.
Usul tespitleri
- Görevli mahkeme
- İşçi-işveren ilişkisine (hizmet akdine) dayalı işçilik alacağı davalarında 5521 sayılı Kanun m.1 uyarınca iş mahkemeleri görevlidir.
- Dava şartı
- görev
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
itirazın iptali↗ işçilik alacağı↗ işçi-işveren ilişkisi↗ yönetici-ortak sıfatı↗ tefrik↗ görevsizlik↗ ispat yükü↗ bilirkişi incelemesi↗
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2013/2227 E. 2013/20371 K.
Ortak:işçi-işveren ilişkisi
İncelediğiniz karardaMahkemece, taraflar arasında «işçi işveren ilişkisi» bulunmadığından davanın reddine karar verilmiştir.
Mahkemece, bu döneme ilişkin herhangi bir değerlendirme yapılmaksızın karar verilmesi doğru olmadığı gibi alacak isteminin bu kısmının «işçi işveren ilişkisi» iddiasına dayalı olduğu nazara alınarak «tefriki» ile 5521 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu'nun 1'inci maddesi uyarınca iş mahkemelerinin «görevli» olduğundan «görevsizlik» kararı verilmesi gerekirken, yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiş, karşı davadada verilen kararın bu kısım yönünden karşı davacı yararına bozulmasına ka …
Benzer bu karardaHukuk Dairesi'nce davacı ile davalı arasındaki ilişkinin “«işçi-işveren ilişkisi»” olarak değerlendirilemeyeceği, davanın İş Mahkemesinde görülemeyeceği, genel mahkemede görülmesi gerektiği belirtilerek bozulduğu, şirket ana sözleşmesi de değerlendirildiğinde davacı ile davalı şirket arasında işçi- işveren ilişkisi bulunmadığı,davalı şirketin ortağı olan davacı ile davalı şirket arasındaki baskın ilişkinin «ortaklık ilişkisi» olduğu,bunun sonucunda da dava dilekçesinde talep olunan işçilikten kaynaklanan alacağın söz konusu olmadığı gerekçesiyle,davanın reddine karar verilmiştir.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Bozma ↔ benzerinde Kısmen bozma🔶 iki emsal
Farklı:ortaklık ilişkisi
Benzer bu karardaHukuk Dairesi'nce davacı ile davalı arasındaki ilişkinin “«işçi-işveren ilişkisi»” olarak değerlendirilemeyeceği, davanın İş Mahkemesinde görülemeyeceği, genel mahkemede görülmesi gerektiği belirtilerek bozulduğu, şirket ana sözleşmesi de değerlendirildiğinde davacı ile davalı şirket arasında işçi- işveren ilişkisi bulunmadığı,davalı şirketin ortağı olan davacı ile davalı şirket arasındaki baskın ilişkinin «ortaklık ilişkisi» olduğu,bunun sonucunda da dava dilekçesinde talep olunan işçilikten kaynaklanan alacağın söz konusu olmadığı gerekçesiyle,davanın reddine karar verilmiştir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2019/314 E. , 2020/152 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ ADLİYE MAHKEMESİ 12. HUKUK
Taraflar arasında görülen davada İstanbul 5. Asliye Ticaret Mahkemesince verilen 25/09/2017 tarih ve 2014/389 E- 2017/700 K. sayılı kararın taraf vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf isteminin esastan reddine dair İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi'nce verilen 20/09/2018 tarih ve 2018/262 E- 2018/1096 K. sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi asıl dava yönünden davacı-karşı davalı vekili, karşı dava yönünden davalı-karşı davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçeler duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği düşünüldü:
Davacı-karşı davalı vekili, davalının müvekkilinin eski müdürü olduğunu, müdürlük görevinin sona ermesinden sonra şirketin anka hesaplarından para çektiğini, tüm şifahi görüşmelere rağmen paranın iade edilmediğini davalı aleyhine icra takibi yapıldığını, ancak itiraz nedeniyle takibin durduğunu ileri sürerek itirazın iptaline, icra inkar tazminatına karar verilmesini istemiş, karşı davada ise, karşı davacının müvekkili şirkette işçi olmadığını, olsa dahi alacağın zamanaşımana uğradığını savunarak karşı davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
Davalı-karşı davacı vekili, çekilen para ile davacı borçlarının ifa edildiğini, ayrcı hisse devri ve müvekkilinin1996 yılından 2012 yılına kadar davalı şirketteki işçilik haklarından kaynaklı alacakları bulunduğunu, varsa bakiye bir şirket alacağının müvekkilinin alacakları ile takas edilmesi gerektiğini savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiş, karşı davada, müvekkilinin karşı davalı şirkette 1996-2004 yılları arası işçi statüsünde 2004-2012 yılları arasında ise ortak ve müdür statüsünde çalıştığını, hizmet akdinden kaynaklanan hiçbir alacağının kendisine verilmediğini ileri sürerek kıdem, ihbar tazminatı, ücret alacağı, yıllık izin ücretleri, yol ve yemek parası, fazla mesai alacakları dini ve milli bayramlardaki çalışma ücreti alacağı için 11.
0000 TL'nin tahsiline karar verilmesini istemiştir. Karşı davada, kıdem taminatını 49.360,36 TL ihbar tazminatını 18.666,66 TL olarak ıslah etmiştir.
İlk Derece Mahkemesince, davalının davacı hesaplarından para çektiği, çekilen miktarın bir kısmı ile davacı şirketin borçlarının ödendiği, ancak bakiye bedel olan 175.567,42 TL’nin ödendiğinin davalı tarafından ispat edilmediği, davalı tarafça dava konusu yapılan miktarın davalıda kalacağına dair sözlü anlaşma yapılıp yapılmadığına dair yemin teklif edildiği, davacı tarafça bu şekilde bir anlaşma yapılmadığına dair yemin edildiği, bu durumda davalının çektiği miktarların uhdesinde kalacağına dair iddiasını da ispat edemediği gerekçesi ile asıl davanın kısmen kabulüne, 661,38 TL işlemiş faiz alacağı ve 175.567,42 TL asıl alacak toplamı 176.228,08 TL üzerinden takinin devamına, asıl alacak % 20 oranında icra inkar tazminatının davalıdan tahsiline karar verilmiş, karşı davada ise karşı davacı ...'in şirketin ortağı ve müdürü olduğu, bu sebeple işçilik hakkından doğan alacakları talep edemeyeceği gerekçesi ile karşı davanın reddine karar verilmiştir.
Karara karşı taraf vekillerince istinaf isteminde bulunulmuştur.
Bölge Adliye Mahkemesince, İlk Derece Mahkemesince aynı gerekçe ile taraf vekillerinin istinaf isteminin esastan reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı - karşı davalı vekili asıl dava yönünden, davalı - karşı davacı vekili karşı dava yönünden temyiz etmiştir.
1- Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince asıl davaya yönelik verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun HMK'nın 353/b-1 maddesi uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından davacı – karşı davalı vekilinin asıl davaya yönelik aşağıdaki (2) numaralı bendin kapsamı dışındaki sair temyiz itirazları yerinde değildir.
2- Dava, davalının müdürlük görevinin sona ermesinden sonra davacı şirket hesaplarından çekmiş olduğu bedelin iadesi istemine ilişkindir. Mahkemece, yukarıda yazılı gerekçe ile davalı müdürün çekmiş olduğu miktarın bir kısmı ile şirket borcunu ödemesi, bu kısımlara yönelik iade isteminin reddine karar verilmiştir. Ancak, davacı şirketin unvan, adres ve telefon bilgilerinin yer aldığı antetli, davalı ...’den Dr. Saad’a verilmek üzere 16.01.2012 tarihinde 5233 USD, Mori’ye verilmek üzere 01.03.2013 tarihinde 326 USD... Mühendis’e verilmek üzere 01.03.2013 tarihinde 3700 USD alındığı hususunun beyan edildiği, davacı şirketin yetkilisince imzalı, tarihsiz belge de nazara alınarak belgede belirtilen miktarların davalı tarafından davacı şirketin borcu nedeniyle anılan kilere verilmek üzere davacıya verildiği kabul edilerek anılan kısmın da dava konusu alacaktan düşülerek bakiye kalan miktara hükmedilmiştir.
Fakat, yapılan bilirkişi incelemesinde belgede belirtilen kişiler ile davacı şirket arasında herhangi bir ticari ilişki olmadığı saptanmıştır. Bu durumda anılan bedelin belgede belirtilen kişilere davacı şirketin borcunun ödenmesi amacıyla davacıya verildiğinin kabulü doğru görülmemiş, anılan kısım yönünden davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiş, asıl davanın bu kısım yönünden davacı yararına bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
3- Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince karşı davaya yönelik verilen kararın, karşı davacının 2004- 2012 yılları arasında yönetici ve ortak olduğu döneme ilişkin kısmında isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun HMK'nın 353/b-1 maddesi uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından davalı – karşı davacı vekilinin karşı davaya yönelik temyiz itirazının aşağıdaki (4) numaralı bendin kapsamı dışındaki sair temyiz itirazları yerinde değildir.
4- Karşı dava; işçilik haklarından kaynaklı alacak istemine ilişkindir. Karşı davacı, 1996’dan 2004 yılında kadar işçi sıfatıyla, 2004 yılından 2012 yılına kadar da yönetici ve şirket ortağı olarak karşı davalı şirkette çalıştığını ileri sürerek alacak isteminde bulunmuştur. Mahkemece, taraflar arasında işçi işveren ilişkisi bulunmadığından davanın reddine karar verilmiştir. Karşı davacının 2004-2012 yılları arasında yönetici ve ortak olduğunu hususu dosya kapsamı ile sabit olup, bu kısım yönünden karar yerindedir. Ancak, karşı davacı 1996’dan 2004 yılında kadar işçi sıfatıyla, karşı davalı şirkette çalıştığını da ileri sürerek alacak isteminde bulunmuştur. Mahkemece, bu döneme ilişkin herhangi bir değerlendirme yapılmaksızın karar verilmesi doğru olmadığı gibi alacak isteminin bu kısmının işçi işveren ilişkisi iddiasına dayalı olduğu nazara alınarak tefriki ile 5521 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu'nun 1'inci maddesi uyarınca iş mahkemelerinin görevli olduğundan görevsizlik kararı verilmesi gerekirken, yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiş, karşı davadada verilen kararın bu kısım yönünden karşı davacı yararına bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ
Yukarıdaki (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı karşı davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı karşı davalı vekilinin temyiz isteminin kabulü ile İlk Derece Mahkemesince asıl davada verilen karara yönelik istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULARAK KALDIRILMASINA, (3) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı karşı davacı vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine, (4) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı karşı davacı vekilinin temyiz isteminin kabulü ile İlk Derece Mahkemesince karşı davada verilen karara yönelik istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULARAK KALDIRILMASINA, HMK'nın 373/1.
maddesi uyarınca dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, ödedikleri peşin temyiz harcının istekleri halinde temyiz edenlere iadesine, 08/01/2020 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/587248200 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz