Mesleki sorumluluk sigortası
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2019/3506 E. 2020/2106 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
mesleki sorumluluk sigortası↗ poliçe özel şartı↗ özel dava şartı↗ sorumluluk sigortası↗ teminat kapsamı↗ sigorta sözleşmesi↗ riziko↗ acentelik↗ bilirkişi incelemesi↗ sigorta poliçesi↗ yasal faiz↗ ibraz↗ teminat↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece bozma ilamına uyularak yapılan yargılamada iddia, savunma, bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre, taraflar arasında 2011 yılı Mart ayında “Avukatlık Mesleki Sorumluluk Sigorta Poliçesi” yapılmasına ilişkin görüşmelerin başladığı, sigorta şirketinin acentesi tarafından 26/03/2011 tarihli teklifin yapıldığı, 26/04/2011 tarihinde sigorta poliçesinin düzenlendiği, Yargıtay 6. Hukuk Dairesi'nin 13/04/2011 tarihli bozma ilamı üzerine tensip zaptının davacı tarafa 25/04/2011 tarihinde tebliğ edildiği, ancak bozma ilamının davacı tarafa bu tarihte tebliğ edildiği ve davacı tarafından öğrenildiğine dair herhangi bir belge bulunmadığı, bu nedenle davacı tarafın bozma ilamını 26/04/2011 tarihinde öğrendiklerine dair beyanına itibar edildiği, davacı tarafın bozma ilamını yani rizikonun gerçekleştiğini öğrendiği gün ile sigorta sözleşmesinin düzenlendiği günün aynı tarihe rastladığı, 6102 sayılı TTK 1401. maddesi ve sigorta poliçesinde başlangıç tarihinin 26/04/2011 saat 12.00 olarak belirtilmesi nedeniyle sigorta sözleşmesinin yürürlüğünün 26/04/2011 günü saat 12:00'de başladığının kabul edilmesi gerektiği, bu haliyle sigorta sözleşmesinin rizikonun gerçekleşmesinden sonra düzenlendiği hususunun davalı tarafça ispat edilmesi gerektiği, ancak buna ilişkin herhangi bir delil ibraz edilemediği, bilirkişi incelemesiyle davacının 24.959,98 TL'sini davalıdan talep etme hakkı olduğunun anlaşıldığı, aksinin kabulü halinde dahi poliçe özel şartlarının C-2 maddesi uyarınca davalı ... şirketinin sözleşmeden caymaması nedeniyle de sigorta sözleşmesi kapsamında sorumlu olduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, 24.959,98 TL’nin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
1-Mahkemece, yukarıda özetlenen şekilde davanın kısmen kabulüne karar verilmişse de, davaya konu 26.04.2011 başlangıç tarihli Avukatlık Mesleki Sigorta Poliçesi özel şartlarında Geriye Yürürlük Tarihi başlığı altında; “Talebin bu poliçe teminatı içinde değerlendirilebilmesi için talebe neden olan hatalı eylemin bu tarihten sonra yapılmış olması gerektiği” şeklinde düzenleme bulunmaktadır.
Davaya konu olayda ise, hatalı eylem şufa davasının açılışına ilişkin olup, 2010 yılında gerçekleşmiştir. Poliçede yer alan düzenlemede teminat kapsamı “eylemin işleniş tarihi” esas alınarak belirlenmiş olduğundan, hatalı eylemin poliçenin düzenlenmesinden sonra saptanmasının sonuca etkisi bulunmamaktadır. Şu halde, davanın reddine karar verilmesi gerekirken, hatalı eylemin öğrenilmesi kriterine dayalı yerinde olmayan gerekçe ile yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiş, kararın bozulması gerekmiştir.
2-Bozma sebep ve şekline göre, davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik gerek görülmemiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2023/3453 E. 2024/1379 K.
Ortak:teminat kapsamı · sigorta sözleşmesi · riziko · acentelik · bilirkişi incelemesi · sigorta poliçesi · yasal faiz · ibraz
İncelediğiniz kararda… bir belge bulunmadığı, bu nedenle davacı tarafın bozma ilamını 26/04/2011 tarihinde öğrendiklerine dair beyanına itibar edildiği, davacı tarafın bozma ilamını yani «rizikonun» gerçekleştiğini öğrendiği gün ile «sigorta sözleşmesinin» düzenlendiği günün aynı tarihe rastladığı, 6102 sayılı TTK 1401. maddesi ve «sigorta poliçesinde» başlangıç tarihinin 26/04/2011 saat 12.00 olarak belirtilmesi nedeniyle sigorta sözleşmesinin yürürlüğünün 26/04/2011 günü saat 12:00'de başladığının kabul edilmesi gerektiği, bu haliyle sigorta sözleşmesinin rizikonun gerçekleşmesinden sonra düzenlendiği hususunun davalı tarafça ispat edilmesi gerektiği, ancak buna ilişkin herhangi bir delil «ibraz» edilemediği, «bilirkişi incelemesiyle» davacının 24.959,98 TL'sini davalıdan talep etme hakkı olduğunun anlaşıldığı, aksinin kabulü halinde dahi «poliçe özel şartlarının» C-2 maddesi uyarınca davalı ... şirketinin sözleşmeden caymaması nedeniyle de sigorta sözleşmesi kapsamında sorumlu olduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, 24.959,98 TL’nin dava tarihinden itibaren işleyecek «yasal faizi» ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Mahkemece bozma ilamına uyularak yapılan yargılamada iddia, savunma, bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre, taraflar arasında 2011 yılı Mart ayında “Avukatlık Mesleki Sorumluluk Sigorta Poliçesi” yapılmasına ilişkin görüşmelerin başladığı, sigorta şirketinin «acentesi» tarafından 26/03/2011 tarihli teklifin yapıldığı, 26/04/2011 tarihinde «sigorta poliçesinin» düzenlendiği, Yargıtay 6.
Poliçede yer alan düzenlemede «teminat kapsamı» “eylemin işleniş tarihi” esas alınarak belirlenmiş olduğundan, hatalı eylemin poliçenin düzenlenmesinden sonra saptanmasının sonuca etkisi bulunmamaktadır.
Benzer bu kararda… bir belge bulunmadığı, bu nedenle davacı tarafın bozma ilamını 26.04.2011 tarihinde öğrendiklerine dair beyanına itibar edildiği, davacı tarafın bozma ilamını yani «rizikonun» gerçekleştiğini öğrendiği gün ile «sigorta sözleşmesinin» düzenlendiği günün aynı tarihe rastladığı, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) 1401 ... maddesi ve «sigorta poliçesinde» başlangıç tarihinin 26.04.2011 saat 12..00 olarak belirtilmesi nedeniyle sigorta sözleşmesinin yürürlüğünün 26.04.2011 günü saat 12.00'de başladığının kabul edilmesi gerektiği, bu haliyle sigorta sözleşmesinin rizikonun gerçekleşmesinden sonra düzenlendiği hususunun davalı tarafça ispat edilmesi gerektiği, ancak buna ilişkin herhangi bir delil «ibraz» edilemediği, «bilirkişi incelemesiyle» davacının 24.959,98 TL'sini davalıdan talep etme hakkı olduğunun anlaşıldığı, aksinin kabulü halinde dahi poliçe ... şartlarının C-2 maddesi uyarınca davalı ... şirketinin sözleşmeden caymaması nedeniyle de sigorta sözleşmesi kapsamında sorumlu olduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, 24.959,98 TL’nin dava tarihinden itibaren işleyecek «yasal faizi» ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiş, davalı vekilince temyiz edilmiştir.
Mahkemece 23.05.2019 tarihli ve 2018/590 E., 2019/501 K. sayılı kararı ile taraflar arasında 2011 yılı Mart ayında “Avukatlık Mesleki Sorumluluk Sigorta Poliçesi” yapılmasına ilişkin görüşmelerin başladığı, sigorta şirketinin «acentesi» tarafından 26.03.2011 tarihli teklifin yapıldığı, 26.04.2011 tarihinde «sigorta poliçesinin» düzenlendiği, Yargıtay 6.
Mahkemece «direnme» kararı verilmiş, davalı vekilinin temyizi üzerine dosya Yargıtay Hukuk Genel Kurulunca görüşülmüş, 20.10.2022 tarihli 2020/11-655 E. ve 2022/1349 K. sayılı ilamı ile " dava konusu «sigorta sözleşmesinin» akdedilmesinden önce, sözleşmenin geriye dönüş süresi içerisinde gerçekleşen «tazmin talebine» konu olaydan davacının, sözleşmenin kurulduğu tarihten önce haberdar olduğu kabul edilmekle davacının talebi, poliçenin “İstisnalar” başlıklı bölümünün “Önceden Edinilmiş Bilgiler/Olaylar” başlıklı maddesi gereğince «teminat kapsamı» dışındadır.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Bozma ↔ benzerinde Kısmen bozma🔶 iki emsal
Farklı:tazmin talebi · sigorta ettiren · direnme kararı
Benzer bu karardaMahkemece «direnme» kararı verilmiş, davalı vekilinin temyizi üzerine dosya Yargıtay Hukuk Genel Kurulunca görüşülmüş, 20.10.2022 tarihli 2020/11-655 E. ve 2022/1349 K. sayılı ilamı ile " dava konusu «sigorta sözleşmesinin» akdedilmesinden önce, sözleşmenin geriye dönüş süresi içerisinde gerçekleşen «tazmin talebine» konu olaydan davacının, sözleşmenin kurulduğu tarihten önce haberdar olduğu kabul edilmekle davacının talebi, poliçenin “İstisnalar” başlıklı bölümünün “Önceden Edinilmiş Bilgiler/Olaylar” başlıklı maddesi gereğince «teminat kapsamı» dışındadır.
Bu hususun «sigorta ettiren» tarafından da bilindiği gözetildiğinde, taraflar arasındaki «sigorta sözleşmesi» 6102 sayılı Kanun'un 1486 ncı maddesindeki yollamayla uygulanacak olan aynı Kanun’un 1458 ... maddesi gereğince hükümsüz olduğundan eldeki davanın sözleşmenin hükümsüz olması nedeniyle reddine karar verilmesi gerekir." gerekçesiyle bozulmuştur.
Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; kararın hukuka aykırı olduğunu, poliçe tarihinde «tazmin talebine» konu olayın ve hatanın bilinmediğini, belirterek kararın bozulmasını istemiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2014/18109 E. 2015/2530 K.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:dosyanın işlemden kaldırılması · işlemden kaldırma · çek iptali · vekile tebliğ · davanın açılmamış sayılması · açılmamış sayılma · yenileme · çek
Benzer bu karardaMahkemece, iddia ve tüm dosya kapsamına göre; 06/03/2013 tarihli duruşma davacı tarafça takip edilmediğinden HMK Md.150/1 uyarınca «dosyanın işlemden kaldırıldığı», davanın işlemden kaldırıldığı tarihten itibaren yasal 3 aylık süre içinde «yenilenmemiş» olduğu gerekçesiyle HMK 150/5 maddesi uyarınca «davanın açılmamış sayılmasına» karar verilmiştir.
Dava, «çek iptali» istemine ilişkin olup, mahkemece, yukarıda anılan gerekçe ile «davanın açılmamış sayılmasına» karar verilmiştir.
Somut olayda, duruşma gününün davacı «vekiline tebliğine» dair dosya içerisinde bir evrak bulunmamasına rağmen davanın takip edilmediğinden bahisle dava dosyasının «işlemden kaldırılması» doğru olmadığı gibi, bu işleme dayalı olarak HMK'nın 150/5. maddesi uyarınca «davanın açılmamış sayılmasına» karar verilmesi de doğru görülmemiş hükmün bu nedenle bozulması gerekmiştir.
Ancak, 6100 sayılı HMK'nın 150/1 maddesine göre, «dosyanın işlemden kaldırılması» için duruşma gün ve saatinin taraflara usulüne uygun şekilde tebliğ edilmiş olması gerekir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2019/3506 E. , 2020/2106 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ TİCARET MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada Eskişehir Asliye Ticaret Mahkemesince bozmaya uyularak verilen 23/05/2019 tarih ve 2018/590-2019/501 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesinin davalı vekili tarafından istenildiği ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, davacının dava dışı...'in avukatı olarak açtığı şufa davasında hisse satışını yapan hissedarlardan sadece...'un hissesi hakkında şufa talebinde bulunarak hata yaptığını, bu yüzden diğer hissedarların hisselerinin davacının müvekkili adına tescil ettirilmediğini, 2 senelik zamanaşımı süresi geçtiği için de şufa hakkını kullanamadığını, dava dışı...’in başka bir avukatı vekil tayin ederek ortaklığın giderilmesi davası açtıklarını ve mahkemesince ortaklığın giderilmesine karar verildiğini, mesleki hatası nedeniyle kendisinden talep edilen 27.308,58 TL'sini dava dışı...’in avukatına ödediğini, ... Sigorta A.Ş. tarafından 26/04/2011 tarihinden itibaren Avukatlık Mesleki Sigorta Poliçesi ile sigortalı olduğunu, 24/12/2013 tarihli dilekçe ile yaptığı başvurunun davalı tarafından reddedildiğini ileri sürerek 27.308,58 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek ticari avans faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Davalı vekili, davaya konu rizikoyu doğuran mesleki hatanın davacı avukat tarafından bilinen ve makul olarak bilinmesi gereken bir riziko olduğunu, zararın teminat dışı olduğunu, davacının beyan yükümlülüğüne aykırı davrandığını savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece bozma ilamına uyularak yapılan yargılamada iddia, savunma, bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre, taraflar arasında 2011 yılı Mart ayında “Avukatlık Mesleki Sorumluluk Sigorta Poliçesi” yapılmasına ilişkin görüşmelerin başladığı, sigorta şirketinin acentesi tarafından 26/03/2011 tarihli teklifin yapıldığı, 26/04/2011 tarihinde sigorta poliçesinin düzenlendiği, Yargıtay 6. Hukuk Dairesi'nin 13/04/2011 tarihli bozma ilamı üzerine tensip zaptının davacı tarafa 25/04/2011 tarihinde tebliğ edildiği, ancak bozma ilamının davacı tarafa bu tarihte tebliğ edildiği ve davacı tarafından öğrenildiğine dair herhangi bir belge bulunmadığı, bu nedenle davacı tarafın bozma ilamını 26/04/2011 tarihinde öğrendiklerine dair beyanına itibar edildiği, davacı tarafın bozma ilamını yani rizikonun gerçekleştiğini öğrendiği gün ile sigorta sözleşmesinin düzenlendiği günün aynı tarihe rastladığı, 6102 sayılı TTK 1401.
maddesi ve sigorta poliçesinde başlangıç tarihinin 26/04/2011 saat 12.00 olarak belirtilmesi nedeniyle sigorta sözleşmesinin yürürlüğünün 26/04/2011 günü saat 12:00'de başladığının kabul edilmesi gerektiği, bu haliyle sigorta sözleşmesinin rizikonun gerçekleşmesinden sonra düzenlendiği hususunun davalı tarafça ispat edilmesi gerektiği, ancak buna ilişkin herhangi bir delil ibraz edilemediği, bilirkişi incelemesiyle davacının 24.959,98 TL'sini davalıdan talep etme hakkı olduğunun anlaşıldığı, aksinin kabulü halinde dahi poliçe özel şartlarının C-2 maddesi uyarınca davalı ... şirketinin sözleşmeden caymaması nedeniyle de sigorta sözleşmesi kapsamında sorumlu olduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, 24.959,98 TL’nin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
1-Mahkemece, yukarıda özetlenen şekilde davanın kısmen kabulüne karar verilmişse de, davaya konu 26.04.2011 başlangıç tarihli Avukatlık Mesleki Sigorta Poliçesi özel şartlarında Geriye Yürürlük Tarihi başlığı altında; “Talebin bu poliçe teminatı içinde değerlendirilebilmesi için talebe neden olan hatalı eylemin bu tarihten sonra yapılmış olması gerektiği” şeklinde düzenleme bulunmaktadır.
Davaya konu olayda ise, hatalı eylem şufa davasının açılışına ilişkin olup, 2010 yılında gerçekleşmiştir. Poliçede yer alan düzenlemede teminat kapsamı “eylemin işleniş tarihi” esas alınarak belirlenmiş olduğundan, hatalı eylemin poliçenin düzenlenmesinden sonra saptanmasının sonuca etkisi bulunmamaktadır. Şu halde, davanın reddine karar verilmesi gerekirken, hatalı eylemin öğrenilmesi kriterine dayalı yerinde olmayan gerekçe ile yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiş, kararın bozulması gerekmiştir.
2-Bozma sebep ve şekline göre, davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik gerek görülmemiştir.
SONUÇ
Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın BOZULMASINA, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının incelenmesine yer olmadığına, ödediği peşin temyiz harcının isteği halinde temyiz edene iadesine, 26/02/2020 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/587245000 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz