Bayilik sözleşmesinin haksız feshinde kar mahrumiyeti ve garantörün sorumluluğu
İstanbul BAM 12. Hukuk Dairesi · 2023/2096 E. 2024/1276 K. · · İlk derece: İSTANBUL ANADOLU 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
Alacakkaldırma ve esas hakkında yeniden hükümKesin
★ Emsal
bayilik (acente-kıyas)
Gerekçe özeti
Bayilik sözleşmesinde süre maddesi matbu olarak belirlenmiş, sadece başlangıç tarihi boş bırakılmışsa ve karşı taraf bu boşluğun anlaşmaya aykırı doldurulduğunu ispatlayamamışsa, sözleşme matbu sürede geçerli kabul edilir. Sözleşmeyi süresinden önce ve haklı sebep göstermeden fesheden bayiye karşı dağıtıcı kar mahrumiyeti talep edebilir; bu zarar, davacının aynı bölgede aynı şartlarla yeni bir bayilik ilişkisi kurabileceği makul süre esas alınarak hesaplanır. Sözleşme öncesi döneme ait taleplerin ancak dava konusu sözleşmenin kapsamına giren dönem için kabul edilebileceği, önceki sözleşme dönemlerinin davacı tarafça reddedilmiş olması halinde o döneme ait masrafların talep edilemeyeceği kabul edilir. Bayi şirketin tek ortağı/yetkilisi olan gerçek kişinin TBK 128 uyarınca verdiği taahhüt, kefalet-garanti ayrımına ilişkin kıstaslar (asli-feri yükümlülük, yükümlülüğün niteliği, menfaat, teminatın kişiye veya objektif sonuca yönelik olması) uygulanarak garanti sözleşmesi olarak nitelendirilirse, bu sözleşme herhangi bir şekil şartına tabi olmaksızın geçerlidir ve garantör, asıl borçlu bayi ile birlikte sorumludur.
Ele alınan sorunlar
Sözleşmenin süresi ve feshin haksızlığı → kabul
İddia: Davalılar, sözleşmenin süre maddesinin boş bırakıldığını, sözleşmenin önceki sözleşmelerin devamı niteliğinde olduğunu ve bu nedenle feshin haksız olmadığını savunmuştur.
Gerekçe: Her iki sözleşmenin süreye ilişkin maddelerinde matbu olarak 5 yıl süre yazılı olup, yalnızca başlangıç tarihi kısımları elle doldurulacak şekilde bırakılmıştır. Sözleşme başlangıç tarihinin taraflar arasındaki anlaşmaya aykırı doldurulduğunu ileri süren taraf bunu yazılı olarak kanıtlamak zorundadır; buna dair delil sunulmamıştır. Davalıların sözleşmenin önceki sözleşmelerin devamı olduğu yönündeki savunmasını destekleyen bir hüküm sözleşmelerde bulunmamaktadır; davalı şirket ayrı bir tüzel kişi olarak sözleşmeyi 5 yıl süre için imzalamıştır. Bu nedenlerle sözleşmelerin 5 yıl süreli olarak imzalandığı ve davalı şirketin hiçbir gerekçe belirtmeden yaptığı feshin haksız olduğu kabul edilmiştir.
Gerekçe kaynağı: özgün
Kar mahrumiyetinin hesaplanma süresi (makul süre) → ret
İddia: Davacı vekili, kar mahrumiyetinin haksız fesih tarihinden sözleşmenin 5 yıllık süresinin sonuna kadar hesaplanması gerektiğini, mahkemece 3 ay ile sınırlandırılmasının hukuka aykırı olduğunu ileri sürmüştür.
Gerekçe: Fesihten sonraki dönemde kar mahrumiyeti zararı hesaplanırken, davacının aynı bölgede aynı şartlarla yeni bir bayilik ilişkisi kurabilmesi için gerekli olan makul süre esas alınmalıdır. Bilirkişi raporunda bu makul sürenin 3 ay olduğu ve bu süre için akaryakıt ve LPG kar kaybı tutarlarının belirlendiği tespit edilmiştir. Bu hesaplama yöntemi ve süresi doğru bulunarak davalı şirket aleyhine hükmedilen kar kaybı tazminatında isabetsizlik görülmemiştir.
Gerekçe kaynağı: özgün
Kurumsal kimlik bedeli talebinin kapsamı → kısmi kabul
İddia: Davacı vekili, dava konusu sözleşme tarihinden önceki faturalara dayanarak kurumsal kimlik bedelinin 30.000-TL olarak kabul edilmesi gerektiğini ileri sürmüştür.
Gerekçe: Davacı taraf, davalıların savunmasında belirtilen önceki dava dışı şirketlerle akdedilen sözleşmeleri davalı şirket açısından benimsemeyip önceki sözleşme dönemlerini reddetmiş, eldeki davada yalnızca 12/03/2015 tarihli sözleşmelere dayanmıştır. Bu tutarlılık gereği, davacının 12/03/2015 tarihinden önceki kurumsal kimlik harcamalarını davalılardan talep etmesi mümkün değildir; bu tarihten sonra düzenlenen 25/06/2015 tarihli fatura bedeli esas alınmalıdır.
Gerekçe kaynağı: özgün
Davalı gerçek kişinin garantör sıfatıyla sorumluluğu (garanti-kefalet ayrımı) → kabul
İddia: Davacı vekili, davalı ...'nin sözleşmeleri garantör sıfatıyla imzaladığını, garanti sözleşmesinin şekil şartına tabi olmadığını, davalının imza ve şekil şartına ilişkin bir itirazının bulunmadığını, mahkemenin resen sözleşmenin hükümsüzlüğüne karar veremeyeceğini ileri sürmüştür.
Gerekçe: TBK 128'de düzenlenen garanti sözleşmesi ile kefalet sözleşmesi arasındaki temel fark, garantide teminat verenin bağımsız bir borç altına girmesi, kefalette ise asıl bir borcun varlığı ve onun ödenmesinin güvence altına alınmasıdır. Ayırt edici kıstaslar; asli-feri yükümlülük, yükümlülüğün kapsam ve niteliği, menfaat unsuru ve teminatın kişiye mi yoksa objektif bir sonuca mı yönelik verildiğidir. Kefalet şekil şartına tabi iken garanti sözleşmesi herhangi bir şekil şartına bağlı değildir; kefilin def'i ileri sürme ve rücu hakları garantide bulunmaz. Davalı gerçek kişi, diğer davalı bayi şirketin tek ortağı ve tek yetkilisi olarak sözleşmeleri garantör ve taahhüt eden sıfatıyla imzalamış, sözleşmelerde bayiin yükümlülüklerinin eksiksiz ve zamanında yerine getirileceği TBK 128 gereğince garanti ve taahhüt edilmiştir. Yukarıdaki kıstaslar uygulandığında davalının iradesinin garanti sözleşmesi akdetmek yönünde olduğu, garanti sözleşmesinin şekil şartına bağlı olmadığından geçerli bulunduğu ve davalının diğer davalı şirketle birlikte sorumlu olduğu kabul edilmiştir; ilk derece mahkemesinin garanti sözleşmesini kefalet hükümlerine kıyasla şekil şartına tabi kabul ederek geçersizliğine hükmetmesi hatalıdır.
Gerekçe kaynağı: özgün
Emsal değeri
Kararın, bayi şirketin tek ortağı/yetkilisi olan gerçek kişinin TBK 128 uyarınca verdiği taahhüdün garanti mi kefalet mi olduğunu ayırt eden kıstasları uygulaması ve garanti sözleşmesinin şekil şartına tabi olmadığı yönündeki tespiti, benzer bayilik sözleşmelerindeki garantörlük uyuşmazlıkları için bölgesel ikna edici emsal niteliği taşımaktadır. Ayrıca kar mahrumiyetinin 'makul süre' esasına göre hesaplanmasına ilişkin gerekçe de benzer bayilik fesih davalarında emsal değeri taşır.
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
bayilik sözleşmesi↗ haksız fesih↗ kar mahrumiyeti↗ makul süre↗ kurumsal kimlik bedeli↗ garanti sözleşmesi↗ kefalet↗ TBK 128↗ garanti-kefalet ayrımı↗ üçüncü kişinin fiilini üstlenme↗
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
12. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO 2023/2096
KARAR NO 2024/1276
TÜRK MİLLETİ ADINA
İSTİNAF KARARI
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ İSTANBUL ANADOLU 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ 29/03/2023
NUMARASI 2016/339 Esas - 2023/260 Karar
DAVA
Alacak (Bayilik Sözleşmesinden Kaynaklanan)
İSTİNAF KARAR TARİHİ 19/09/2024
Davalı ... hakkında açılan davanın reddine, davalı ... Ltd. Şti. açısından davanın kısmen kabulüne ilişkin verilen kararın davacı vekili ve davalı ... Ltd. Şti vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;
DAVA
Davacı vekili,müvekkili ile davalı şirket ... Ltd. Şti. arasında 12/03/2015 tarihli 5 yıl süreli ayrı ayrı akaryakıt ve LPG satımına ilişkin bayilik sözleşmeleri akdedildiğini; davalı şirket ortağı ve yetkilisi diğer davalının TBK nın 128 maddesine göre garanti ve taahhüt verdiğini; davalı şirketin müvekkiline noterden gönderdiği 31/12/2015 tarihli tek taraflı olarak haksız biçimde feshettiğini; müvekkilince 11/01/2016 tarihli cevabi ihtarname ile haksız fesih sebebiyle kar mahrumiyeti borcu bulunduğunun bildirildiğini; sözleşmelerin 5 yıl süreyle devam edeceği taahhüdü sebebiyle istasyon için 46.230,35-TL bedelli kurumsal kimlik tasarlanarak nakliye ve montaj harcaması yapıldığını, eskimeden kaynaklanan değer azalması sonrası montaj-demontaj bedeliyle birlikte güncel tutarın 30.000-TL olduğunu;
sözleşmenin 7. maddesine göre 5 yıllık süre sona ermeden sözleşme feshedildiğinden kurumsal kimlik bedelinin indirimsiz ödeneceğinin kararlaştırıldığını; sözleşmelerin akdedildiği 12/03/2015 tarihinden fesih tarihi olan 31/12/2015 tarihine kadar davalı şirketin 359 ton motorin, 65 ton benzin ve 99 ton LPG satın aldığı nazara alındığında, 5 yıllık sürenin tamamlanmasına kadar 2.154 ton motorin, 390 ton benzin ve 831 ton LPG satın alacağının hesaplandığını, fesih sebebiyle müvekkilinin kar mahrumiyetine uğradığını; otomasyon sistemi ile söz konusu satış miktarlarının tespit edilerek kalan 50 aylık sürede müvekkilinin kar mahrumiyetinin hesap edileceği belirterek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kadıyla 30.000-TL kurumsal kimlik bedeli, akaryakıttan 25.000-TL ve LPG sebebiyle 25.000-TL kar mahrumiyetinin faiziyle birlikte davalılardan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
ISLAH
Davacı vekili 23/05/2022 tarihli ıslah dilekçesiyle, dava dilekçesinde ayrı 25.000-TL olarak talep edilen kar mahrumiyeti alacak talebinin, bilirkişi raporunda 6 aylık süre için hesap edilen akaryakıttan dolayı 129.148,58-TL kar mahrumiyeti ve LPG'den dolayı 36.316,02-TL'ye artırıldığını belirterek, toplam 165.461,60-TL kar mahrumiyeti ve 30.000-TL kurumsal kimlik alacağının dava tarihinden itibaren ticari temerrüt faiziyle davalılardan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
CEVAP
Davalılar vekili,ilk sözleşmenin müvekkili ...'nin ortağı ve yetkilisi olduğu dava dışı ... Ltd. Şti. ile birlikte müvekkili ...'nin verdiği taahhütname esas alınarak 5 yıl süre için 01/01/2011 tarihinde başladığını, sözleşmenin 31/12/2015 tarihinde sona ereceğini,müvekkili ...'nin 01/02/2012 tarihinde işletmeyi dava dışı ... Ltd. Şti.'ye kiraladığını ve davacının kiracı ile 05/03/2012 tarihinde bayilik sözleşmesi imzaladığını; sonrasında 2014 yılında müvekkili ...'nin kiracı ...'nin belli bir zamandır yakıt alamadığını öğrendiğini, kendi itibarı için işletmeyi fiilen devraldığını ve ... Ltd. Şti. adına satışa başladığını; 2015 yılına gelindiğinde davacıyla yapılan mutabakat gereği dava dışı ...
Ltd. Şti. ile yapılan anlaşma hükümleri baki kalmak kaydıyla kiracı şirketle yolların ayrılmasına ve diğer davalı şirketle bayilik anlaşması sürecine girildiğini; 12/03/2015 tarihinde anlaşma yapılırken belirtilen ve 18/01/2016 tarihli cevabi ihtarnamede belirtildiği üzere davacıyla yeni başlayan 5 yıllık bir sözleşme değil yıl sonuna kadar geçerli bir sözleşme yapıldığını, önemli olanın ... Ltd. Şti. ile yapılan sözleşme olduğunu, yıl sonunda jestinyon şartlarında anlaşılamazsa iki satırlık bir ihtar çekilip olayın biteceği şeklinde güvence verdiğini, bunun üzerine yeniden getirilen sözleşmenin "süre" bölümü boş bırakılmak kaydıyla anlaşma imzalandığını; Aralık ayı başlarında gelindiğinde karlılık hususundaki görüşmelerde davacının aynı oranlarda devam etmek istediğini,bu konuda anlaşamadıklarını;
dava dilekçesinde belirtilen kurumsal kimlik harcamalarının gerçeği yansıtmadığını, faturadan da görüleceği üzere nakliye gideri hariç müvekkili şirket için özel olarak yapılan hizmet tutarının toplam 79,06-TL olduğunu, 315,06-TL'lik faturanın kdv dahil 236-TL'lik bölümünün nakliye gideri olduğunu; davacının gönderdiği 31/12/2015 tarihli faturanın 18/01/2016 tarihli ihtarla iade edildiğini; zaten demontaj için kiralanan vinç ve taşıma bedellerinin müvekkili şirketçe karşılandığını ve fatura edildiğini, çalışma dönemindeki tüm faturaların ödendiğini; müvekkili şirket ile davacı arasında tek bir 5 yıllık sözleşme bulunduğunu, tek kurumsal kimlik ile üç şirketle birlikte çalışılmasına, işletmede 3 kez montaj-demontaj yapılmaması ve kurumsal kimlik yapılan tek işin isim ile lisans folyosunun değiştirilmesi dikkate alındığında bu talebin iyiniyetli olmadığını;
sonuç olarak yapılan sözleşmelerin 5 yıllık tek bir sözleşmenin tamamlanmasına yönelik olması, sözleşmenin süreye ilişkin maddelerinin boş bırakılması, süre açısından iradesinin fesada uğratılmış olması, karlılık anlaşması yapılmadan 5 yıl süreli sözleşmeden ve haksız fesihten bahsedilemeyeceği gözetilerek davanın reddi gerektiğini, yeni bir sözleşme olmadığından 50 aylık kar kaybından söz edilemeyeceğini ve her üç sözleşmenin birlikte değerlendirilmesi gerektiğini belirterek, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
İLK DERECE MAHKEME KARARI
Mahkemece, davalı şirketin bayilik sözleşmesini sadece “görülen lüzum üzerine” açıklamasıyla bir gerekçe belirtmeden haksız olarak feshettiği; her ne kadar davacı taraf kar mahrumiyetini 5 yıl olarak hesaplanmasını talep etmiş ise de, sektör bilirkişisinin raporunda ayrıntılı olarak açıklandığı ve işin mahiyeti değerlendirildiği üzere kar mahrumiyetinin 3 ay için hesaplanmasının makul olduğu; TBKnın 603'e göre kefaletin şekline ilişkin hükmün gerçek kişiler tarafından kişisel güvence verilmesine ilişkin başka ad altında yapılan diğer (örn. garantörlük) sözleşmelerine de uygulanacağı, somut olaydaki garantörlük sözleşmesinin geçerli olması için, TBK nın 583/1 uyarınca, garantörlük tarihinin ve garantörün sorumlu olacağı azami miktarın el yazısı ile yazılması gerektiği, ancak bayilik sözleşmelerindeki garantörlük kayıtlarında bu geçerlilik şartına uyulmadığı,davalı ...'ın davacının diğer davalı şirketin borcundan garantör olarak sorumluluğu bulunmadığı gerekçesiyle, davalı ...'a karşı açılan davanın reddine;
davalı ... Ltd. Şti.'ye karşı açılan davanın kısmen kabulü ile 64.574,29-TL beyaz ürün satışı için kar kaybı, 18.158,01-TL lpg satışı için kar kaybı alacağı olmak üzere toplam 82.732,30 TL'nin ve 315,06-TL kurumsal kimlik bedelinin dava tarihinden itibaren avans faizi işletilerek davalıdan alınarak davacıya verilmesine ve fazla talebin reddine karar verilmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİ
1- Davacı vekili, müvekkiline ait kurumsal kimlik ekipmanı bedeli alacağının 30.000-TL olduğunu, müvekkili tarafından davalı şirkete teslim edilen kurumsal kimlik bedelinin bayilik sözleşmesi öncesi ödenmesinin kurumsal kimlik elemanlarının mülkiyetinin müvekkiline ait olduğu ve kullanım ödüncü olarak davalı şirkete verildiği gerçeğini ortadan kaldırmadığını, “Ariyet Malzeme Taahhütnamesi”nde ariyet olarak teslim edilen malzemenin taahhütnameye ek olarak düzenlenen listede yer aldığı, ileride doğacak ihtiyaçları karşılamak için ... tarafından verilecek olan diğer ariyet demirbaş malzemelerin imzalanan taahhütname hükümlerine tabi olacağı, demirbaş malzemeyi yazılı olarak iadesi istendiğinde derhal müvekkiline teslim edilmesi gerektiği, gecikilen hergün için 1.000-USD cezai şart olarak ödeneceğinin kabul edildiğini, taahhütnameye rağmen zararın sadece 315,06-TL tespitinin hatalı olduğunu, akaryakıt bayilik sözleşmesinin 7.
maddesinde, beş yıllık süresinin tamamlanmasından evvel sözleşmenin feshedilmesi halinde, kurumsal kimlik bedelinin indirim yapılmaksızın ödeneceğinin kararlaştırıldığını; müvekkilinin uğradığı kar mahrumiyetinin, haksız feshin yapıldığı tarihten itibaren sözleşmenin 5 yıllık süresi sonuna kadar tespit edilmesi gerekirken, mahkeme tarafından kar mahrumiyetinin 3 ay ile sınırlandırılmasının hukuka aykırı olduğunu, fesihten sonra müvekkilinin Karataş ilçesinde başkaca bayilik veremediğini; davalı ...'nin sözleşmeleri garantör sıfatıyla imzaladığını, garanti sözleşmesinin şekil şartına tabi olmadığını, kaldı ki davalı ... tarafından sözleşmelere imza atmadığı ve şekil şartlarına uyulmadığı yönünde bir itirazda bulunmadığını, mahkemece resen sözleşmenin hükümsüzlüğüne karar verilmeyeceğini belirterek, kararın kaldırılarak davanın her iki davalı yönünden de kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.
2- Davalı ... Ltd. Şti. vekili , dosyadaki tüm delillere göre davacının taleplerine konu alacağı bulunmadığını; EPDK kurallarına göre tamamlanmış bir sözleşme olmadığını; savunmalarının, bilirkişi raporlarına itirazlarının ve sektörde jestinyon alınmadan sözleşme yapılıp yapılmadığı hususlarının cevaplanmadan eksik incelemeyle karar verildiğini; ariyet olarak bırakılan taşınırların sökümünün yapılarak Adana ilinde başka bir davacı bayiye montajının yapıldığını ve 315,06-TL'lik ödemenin yapıldığına dair dekont sunulduğundan kurumsal kimlik bedelinin istenemeyeceğini belirterek,kararın kaldırılarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
GEREKÇE
Dava; akaryakıt ve lpg bayilik sözleşmelerinin davalı şirket bayiin tek taraflı feshi nedeniyle mahrum kalınan kar ve kurumsal kimlik alacağının tahsili istemine ilişkindir. Akaryakıt bayilik sözleşmesi uyarınca kar mahrumiyeti talep edilebilmesi için davalı bayiin borca aykırı davranması ve bu borca aykırı davranış nedeniyle davacı dağıtıcının sözleşmeyi feshetmesi veya davalı bayiin haklı sebep olmadan sözleşmeyi feshetmesi gerekir. Davacı dağıtım şirketi ile davalı bayi şirket arasında 12/03/2015 tarihinde akaryakıt satışı hususunda bayilik sözleşmesi imzalandığı; sözleşmenin "Süre" başlıklı 11. maddesinde, sözleşmenin 20/05/2015 tarihinden itibaren 5 yıl süre ile geçerli olduğu; "Garanti ve taahhüt" başlıklı 17.
maddesinde, bayiin sözleşmeden doğan yükümlülüklerinin eksiksiz ve zamanında yerine getirileceği TBKnın 128 gereğince garanti ve taahhüt edildiği, buna göre davalı ...'ın garanti ve taahhüt eden olarak sözleşmeyi imzaladığı; "Tesis düzenlemesi" başlıklı 7. maddesinde, sözleşmenin süresinden önce bayiin aykırı bir eylemi sebebiyle feshi halinde her hangi bir indirim yapılmadan düzenlemenin bedelinin bayi tarafından ödeneceği; "Sözleşmenin sona ermesi" başlıklı 15. maddesinde sözleşmenin bayi tarafından feshi halinde kar mahrumiyeti talep edebileceği düzenlenmiştir. Aynı şekilde davacı (birleşen ... Gaz A.Ş.) ile davalı şirket arasında 12/03/2015 tarihinde lpg bayilik sözleşmesi imzalandığı; sözleşmenin "Süre" başlıklı 5.
maddesinde, sözleşmenin 01/06/2015 tarihinden itibaren 5 yıl süre ile geçerli olduğu; diğer sözleşmedeki gibi (18. madde) davalı ...'nin sözleşmeyi garanti ve taahhüt eden olarak sözleşmeyi imzaladığı ve (13. madde) fesih halinde kar mahrumiyeti ve yatırım tutarlarının ödenmesini isteyebileceği kabul edilmiştir. Her iki sözleşmenin de davalı şirket bayi tarafından noterden davacıya gönderilen 31/12/2015 tarihli ihtarnamelerle görülen lüzum üzerine tek taraflı olarak fesh edildiği bildirilmiştir. Davacı bu ihtarnamelere karşı davalı şirkete gönderdiği 11/01/2015 tarihli cevabi ihtarla, feshin haksız olduğunu ve akaryakıt için 949.480-TL+KDV ile lpg için de 62.790-TL+KDV kar mahrumiyeti alacağının tebliğden itibaren 7 gün içinde ödenmesinin istenilmiş, ihtarname davalı şirkete 14/01/2016 tarihinde tebliğ edilmiştir.
Davalılar vekili, davaya konu her iki sözleşme imzalandığında süre maddesinde sürenin başladığı tarihin belirtilmediğini, o kısmın boş bırakıldığını ve dosyaya sunulan suretlerden de bunun görülebileceğini belirtmiştir. Ancak her iki sözleşmenin de süreye ilişkin 11. ve 5. maddelerinde sözleşmelerin 5 yıl süreli olduğu matbu bir şekilde yazılı olup, başlangıç tarihi kısımları elle doldurulmak üzere boş bırakılmıştır. Davalıların sunduğu surette bu tarihler boş olup, davacının sunduğu nüshada ise bu tarihler 20/05/2015 ve 01/06/2015 olarak yazılıdır. Ancak davalı şirket ve diğer davalı; bayilik sözleşme başlangıç tarihinin taraflar arasındaki anlaşmaya aykırı olarak doldurulduğunu da yazılı olarak kanıtlamak zorundadır.Bu yolda bir delil gösterilmemiştir.
Ayrıca davalılar vekili,dava konusu sözleşmenin ilk sözleşmenin 5 yıllık süresini dolduracak yani o sözleşmenin sona erme tarihi olan 31/12/2015 tarihinde sona erecek şekilde imzalandığını, her üç sözleşmenin birlikte değerlendirilmesi gerektiğini ve belirtilen tarihte yapılan feshin de haksız olmadığını savunmuştur. Ayrıca belirtilen sözleşmeleri, kira sözleşmesini ve davalı şirketle dava dışı ... Ltd. Şti. arasındaki işletme devri sözleşmelerini sunmuştur. Ancak davaya konu sözleşmelerde davalıların savunmasını ispat edecek şekilde yani 3 sözleşmenin birbirinin devamı olduğu yönünde hüküm bulunmamaktadır.Davalı şirketin ayrı bir tüzel kişi olarak sözleşmeyi 5 yıl süre için imzaladığı dikkate alınarak davalıların belirtilen savunması yerinde bulunmamıştır.Bu nedenlerle, akaryakıtla ilgili bayilik sözleşmesinin 20/05/2015 ve lpg ile ilgili bayilik sözleşmesinin de 01/06/2015 tarihinden itibaren 5 yıl süre için imzalandığı, davalı şirketin hiç bir gerekçe belirtmeden 31/12/2015 tarihli ihtarnamelerle yaptığı feshin haksız olduğuna ilişkin tesbiti yerindedir.
Davalı tarafından sözleşmenin süresinden evvel tek taraflı feshinin haksız olmasına göre, davacı kural olarak sözleşme gereği kar mahrumiyeti talep edebilecektir. Bu durumda "fesihten sonraki dönemde kar mahrumiyeti zararı hesaplanmasında, davacının aynı bölgede aynı şartlarla yeni bir bayilik ilişkisi kurabilmesi için gerekli olan makul süre belirlenerek" davacının talep edebileceği kar mahrumiyeti hesaplanmalıdır (Yargıtay 19. HD'nin 2016/2825 E., 9158 K. sayılı ve 23/05/2016 tarihli, 2015/11965 E., 2016/6931 K. sayılı ve 20/04/2016 tarihli, 2015/11090 E., 2016/1858 K. sayılı ve 08/02/2016 tarihli ilamları). Bilirkişi raporunda ;Davacının davaya konu istasyonun bulunduğu bölgede aynı şartlarla yeni bir bayilik ilişkisi kurabilmesi için makul sürenin 3 ay olduğu ,bu sürede davacının akaryakıt (beyaz ürün) için kar kaybının 64.574,29-TL ve lpg için de 18.158,01-TL olduğu belirlenmiştir.
Mahkemece;davalı şirket aleyhine hesaplanan kar kaybı tazminatına hükmedilmesinde isabetsizlik bulunmamıştır. 16/03/2019 tarihli mali müşavir bilirkişi raporunda; davacının bu talebine dayanak olarak sunduğu faturalar 05/07/2011 tarihli 54.551,81-TL, 08/12/2011 tarihli 3.172,43-TL, 21/02/2012 tarihli 172,20-TL, 08/09/2012 tarihli 1.595,36-TL, 09/12/2013 tarihli 301.729,54-TL ve 25/06/2015 tarihli 315,06-TL şeklindedir. Buna göre, davaya konu her iki sözleşme de 12/03/2015 tarihinde imzalanmış olup, mahkemece bu tarihten sonra düzenlenen 25/06/2015 tarihli fatura bedeli dikkate alınarak hüküm altına alınmıştır. Davacı tarafından 12/03/2015 tarihinden önce düzenlenen faturaların da dikkate alınarak, dava tarihi itibariyle söz konusu kurumsal kimlik elemanlarının değeri olan 30.000-TL'nin kabulü gerektiğini ileri sürmüştür.Ancak davacı taraf, davalıların savunmasında belirttiği daha önce dava dışı her iki şirketlerle akdedilen her iki sözleşmeyi de davalı şirket açısından benimsemeyip önceki sözleşme dönemlerini reddetmesi, eldeki davada 12/03/2015 tarihli sözleşmelere dayandığı dikkate alındığında, davacının yaptığı 12/03/2015 tarihinden önceki kurumsal kimlik harcamalarını davalılardan talep etmesi mümkün değildir.
TBK'nın "Üçüncü kişinin fiilini üstlenme" başlıklı 128/1 maddesinde üçüncü bir kişinin fiilini başkasına karşı üstlenen, bu fiilin gerçekleşmemesinden doğan zararı gidermekle yükümlü olduğu kabul edilmiştir.TBK'nın 128. maddesinde ayrı bir müessese olarak düzenlenen garanti sözleşmesi ile kefalet sözleşmesinin temel amacı, esas itibariyle asıl borç ilişkisinin tarafı olmayan üçüncü kişilerce, alacaklıya şahsi teminat verilmesidir. Kefalet sözleşmesi geçerlilik şekil şartlarına tabi iken, garanti sözleşmesinin geçerliliği herhangi bir şekil şartına tabi tutulmamıştır. Kefalette TBK'nın 591. maddesi hükmü uyarınca kefil, borçluya ait defileri alacaklıya karşı ileri sürebilme hakkına sahipken, garanti sözleşmesinde teminat veren kişiye bu hak tanınmış değildir.
Ayrıca kefilin kefaletten doğan borcunu ödedikten sonra asıl borçluya yasadan doğan rücu hakkı bulunduğu halde, garanti sözleşmesinde bu hak tanınmamıştır. Garanti verenin sorumluluğu, kefalet verenin sorumluluğundan daha ağır koşullara tabi tutulmuş olup, her iki sözleşmenin birbirinden ayırt edilebilmesi için çeşitli kıstaslar belirlenmiştir. Bu kıstaslardan yardımcı olarak belirlenen ilk kıstaslar; sözleşmede kullanılan deyimler, üstlenilen rizikonun niteliği, borçlu yerine ifa veya tazminat ödeme yükümlülüğü, para borcunun tekeffülü veya bir fiilin tekeffülü gibi kıstaslardır. Ana kıstaslardan ilki ise asli-feri yükümlülük kriteridir. Buna göre, garanti veren bağımsız bir borç altına girmekte olup, kefalette ise, asıl olan bir başka borcun olması ve kefalet ile o borcun ödenmesinin sağlanmasıdır.
Ana kıstaslardan ikincisi, yükümlülüğün kapsam ve niteliğidir. Buna göre, asıl borçlu gibi yükümlülük altına girme amacını taşıyan sözleşme kefalet, asıl borçlunun borcunu aşabilecek, lehine taahhüt altına girilen alacaklının hiçbir şekilde zarara uğramayacağını temine yönelik sözleşme ise, garanti sözleşmesi olarak nitelendirilmelidir. Üçüncü kıstas ise menfaat olup, kefalet ilişkisinde kefalet verenin bu ilişkide bir yararlanma amacı olmadığı halde, garanti sözleşmesinde ilke olarak teminat verenin menfaati mevcuttur. Ana kıstaslardan bir diğeri ise, kişiye yönelik teminat verme kıstası olup, buna göre teminatın bir kişi gözönüne tutularak verilmesi halinde kefalet; objektif olarak belli bir sonucun gerçekleşmesi amacına yönelik olarak verilmesi halinde ise garanti sözleşmesinin amaçlandığı kabul edilmelidir (Yargıtay 3.
HD'nin 2017/6543 E. ve 2019/3083 K. sayılı emsal ilamı). Davalı ..., diğer davalı bayii şirketin tek ortağı ve tek yetkilisi olup, davaya konu her iki sözleşmeyi garantör ve taahhüt eden sıfatıyla imzalamıştır. Sözleşmelerde, davalı ...'nin bayiin sözleşmeden doğan yükümlülüklerinin eksiksiz ve zamanında yerine getirileceği TBK 128 gereğince garanti ve taahhüt edildiği düzenlenmiştir. TBK'nda ayrı bir müessese olarak düzenlenmiş garanti sözleşmesinin, kefalet sözleşmesinden farkları yukarıda ortaya konulduktan sonra, davalı ...'nin sözleşmelerdeki iradesinin tabi olacağı hükümleri belirlemek gerekir. Buna göre diğer davalı şirketin yani bayilik sözleşmeleri borçlusunun tek ortağı ve tek yetkilisi olan davalı ...'nin, yukarıdaki kriterlere göre bayilik sözleşmelerini garantör sıfatıyla imzaladığı, iradesinin garanti sözleşmesi akdetmek yönünde olduğu,garanti sözleşmelerinin geçerli olduğu, bunun sonucu olarak da davaya konu taleplerden diğer davalı şirketle birlikte sorumlu olduğunun kabulü gerekirken garanti sözleşmesinin geçersiz olduğu gerekçesiyle davalı ...
hakkındaki davanın reddine karar verilmesi doğru olmamıştır. Açıklanan nedenlerle; davalı ... Ltd. şti. vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine; davalı ...'ın davalı şirketin borcundan sorumlu tutulması gerekirken davanın reddine karar verilmesi doğru değil ise de, yapılan hata/eksiklik yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile kararın kaldırılarak davanın her iki davalı açısından kısmen kabulüne fazla istemin reddine karar verilmiştir.
HÜKÜM
Yukarıda açıklanan nedenlerle:
1- Davalı ... Ltd. Şti. vekilinin istinaf başvurusunun HMK 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, 2-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, İstanbul Anadolu 7. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2016/339 Esas - 2023/260 Karar sayılı 29/03/2023 tarihli kararının, HMK 353(1)b-2 gereği KALDIRILMASINA; "Davanın kısmen kabulüne, 64.574,29-TL beyaz ürün satışı için kar kaybı, 18.158,01-TL LPG Otogaz Satışı için kar kaybı alacağı ve 315,06 TL kurumsal kimlik bedeli olmak üzere toplam 83.047,36-TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalılardan alınarak davacıya verilmesine, fazla istemin reddine," İlk derece mahkemesine ilişkin olarak; "Alınması gereken 5.672,96-TL karar ve ilam harcından davacı tarafından yatırılan 1.366,20-TL peşin ve 1.975-TL ıslah harcı olmak üzere toplam 3.341,20-TL harcın mahsubu ile eksik kalan 2.331,76-TL harcın davalılardan müteselsilen tahsili ile Hazineye ödenmesine, Davacı tarafından yatırılan 3.370,40-TL peşin harçların davalılardan alınarak davacıya verilmesine, Davacı tarafından yapılan 2.756,40 yargı giderinin davanın kabulü oranında hesaplanan 1.171,13-TL'sinin davalılardan alınarak davacıya verilmesine, kalan kısmın davacı üzerinde bırakılmasına, Davalılar tarafından yapılan 1.050-TL yargı giderinin davanın reddi oranında hesaplanan 605-TL'sinin davacıdan alınarak davalılara verilmesine, kalanın davalı üzerinde bırakılmasına, Davacı lehine taktir olunan 13.287,58-TL nispi vekalet ücretinin davalılardan alınarak davacıya verilmesine, Davanın reddolunan kısmı üzerinden davalılar lehine taktir olunan 17.862,14-TL nispi vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalılara ödenmesine, Yatırılan 269,85-TL peşin istinaf karar harcının istek halinde davacıya iadesine, Alınması gereken 5.672,96-TL istinaf karar harcından davalı ...
Ltd. Şti. tarafından peşin yatırılan 1.418,49-TL harcın mahsubu ile kalan 4.254,47-TL harcın davalı ... Ltd. Şti.'den alınarak Hazine'ye gelir kaydına, Davalılar tarafından yapılan 210-TL istinaf yargı giderinin davanın reddi oranında hesaplanan 121-TL'sinin davacıdan alınarak davalılara verilmesine, kalanın davalılar üzerinde bırakılmasına, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda HMK 362(1)-a maddesi uyarınca kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi. 19/09/2024
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/58160 · sınıflandırıcı v3.2 · görünüm damgası: kmk_oncesi