6102TTK Türk Ticaret Kanunu

Teminat senedinde mutabakat şartı gerçekleşmezse senet vasfı devam eder

İstanbul BAM 12. Hukuk Dairesi · 2023/2297 E. 2024/334 K. · · İlk derece: BAKIRKÖY 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

Tespitkaldırma ve esas hakkında yeniden hükümKesin

★ Emsal

Gerekçe özeti

Bir teminat senedinin iadesi/borçlu olunmadığının tespiti talep edildiğinde, sözleşmede senedin iadesi belirli bir tarihe kadar tarafların yazılı mutabakatına ve bu mutabakat sonucunda borcun bulunmadığının ispatına bağlanmışsa, bu mutabakatın gerçekleştiğini ve borcun bulunmadığını ispat yükü senedi veren tarafa (borçluya) aittir. Borçlu, alacaklıyı mutabakata davet ettiğini ve alacaklının temerrüde düşürüldüğünü ispat edemez ve mutabakatın gerçekleşmediği taraflarca kabul edilirse, senedin teminat vasfı devam eder ve borçlu olunmadığının tespiti talebi reddedilir.

Ele alınan sorunlar

Ek kararın (istinaftan feragat/harç eksikliği nedeniyle başvurulmamış sayılma) kaldırılması → kabul

İddia: Davacı vekili, hakim tarafından imzalanan muhtıra tebliğ edilmeden, tebligat zarfında yer alan uyarı ile eksik harç ve gider avansının tamamlanmasının istenmesinin usulsüz olduğunu, bu nedenle ek kararın kaldırılmasını talep etmiştir.

Gerekçe: Davacı vekilinin 09/06/2021 tarihli dilekçesi ile süresinde istinaf kanun yoluna başvurduğu, davacı vekiline hakim tarafından düzenlenen muhtıranın tebliğ edilmediği, sadece tebligat zarfında yer verilen uyarının geçerli bir bildirim niteliğinde olmadığı, eksik gider avansı ve harcın 05/07/2021 tarihinde süresinde tamamlandığı anlaşıldığından, mahkemenin 02/07/2021 tarihli ek kararının kaldırılması gerekmiştir.

Gerekçe kaynağı: özgün

Dava konusu teminat senedinden dolayı borçlu olunmadığının tespiti talebi → ret

İddia: Davacı vekili, senedin teminat senedi olduğunu, ispat yükünün davalı üzerinde bulunduğunu, müvekkilinin mali verilerle borcunun olmadığını ispatladığını, davalının mutabakat için bir araya gelmeye yanaşmadığını, bilirkişi raporunun eksik incelemeye dayandığını ileri sürerek kararın kaldırılmasını talep etmiştir.

Gerekçe: Taraflar arasındaki 22/08/2017 tarihli protokole göre, davacının dava konusu bononun iadesini talep edebilmesi için 15/09/2017 tarihine kadar şirketin borçları hakkında tarafların yazılı olarak mutabakata vardıklarını ve bu mutabakat uyarınca herhangi bir borcunun bulunmadığını ispat etmesi gerekmektedir. Davacı bu yönde herhangi bir delil sunmamış, ayrıca dava dilekçesinde iş yoğunluğu nedeniyle kesin hesabın yapılması için kararlaştırılan süre içinde tarafların bir araya gelemediklerini beyan etmiştir. Bu durumda taraflar arasında mutabakat yapılmadığı anlaşılmıştır. Mutabakat yapılması hususunda davacı borçlunun davalı alacaklıyı TBK 106. madde gereğince temerrüde düşürdüğünü ispatlayamadığından, sözleşmede öngörülen mutabakat gerçekleşmediğinden dava konusu senedin teminat senedi vasfı devam etmektedir. Bu nedenle davanın reddine karar verilmesi gerekmektedir. Usul ve yasaya uygun görülen Yargıtay bozma ilamına uyulmuştur.

Gerekçe kaynağı: özgün

Emsal değeri

Sözleşmede senedin iadesinin belirli bir tarihe kadar yazılı mutabakat şartına bağlandığı hallerde, mutabakatın gerçekleştiğini ve borcun bulunmadığını ispat yükünün senedi veren tarafa ait olduğuna ve mutabakat gerçekleşmediğinde senedin teminat vasfının devam ettiğine ilişkin değerlendirme bakımından emsal niteliktedir.

Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
teminat senedi ispat yükü temerrüt mutabakat şartı protokol bozma ilamına uyma

Atıf yapılan mevzuat: 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK) — HMK 353(1)b-2HMK 362(1)-a · 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu (TBK) — T.B.K 106

Karar metni

Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster

T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
12. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO 2023/2297

KARAR NO 2024/334

TÜRK MİLLETİ ADINA

İSTİNAF KARARI

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ BAKIRKÖY 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ 26/04/2021

NUMARASI 2018/1300 Esas - 2021/450 Karar

İSTİNAF KARAR TARİHİ 28/02/2024

Dairemizce verilen kararın Yargıtay 11. H.D tarafından bozulması üzerine yapılan duruşma sonunda dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;

DAVA

Davacı vekili; Müvekkili davacının, davalı ile ... San ve Tic. Ltd. Şti’nde 22.8.2017 tarihine kadar ortak olduklarını, bu şirketten önce işlerin davalıya ait ... Ltd. Şti bünyesinde yürütüldüğünü, ... End.. Ltd. Şti.nin endüstriyel mutfak malzemeleri ticareti yaptığını, fakat müvekkili ile birlikte kurumsal koku ticareti yapmaya başladığını ve kurumsal koku işleri ile ilgili alış ve satış faturalarının bu şirket üzerinden düzenlendiğini, koku malzemesi işlerinin büyümesi ile birlikte tarafların %45 hissesi müvekkiline, %55 hissesi davalıya ait olacak şekilde ... Ltd. Şti'yi kurduklarını, bu şirketin ise 22.8.2017 tarihinde yapılan devir sözleşmesi ile sonlandığını, devir sözleşmesine göre davalının şirketteki tüm hisselerini davacıya devrettiğini, şirket kurulmadan önce koku işi ile ilgili olarak ...Ltd.

Şti. adına düzenlenen 17 adet çekin ...Ltd. Şti. tarafından ödenecek olması nedeniyle ... şirketinin aynı miktarda teminat senedini ..Ltd. Şti.ne vermesinin kararlaştırıldığını, yine taraflar arasındaki hesabın 15.9.2017 tarihine kadar yazılı olarak mutabık kalınarak tamamlanacağı, çıkacak olan hesap sonucuna bağlı olmak üzere 31/12/2018 vadeli, 18 nolu 1 adet 100.000-TL teminat senedinin müvekkili tarafından davalıya verilmesinin kararlaştırıldığını, uyuşmazlığın bu senetten kaynaklandığını, bu senedin teminat senedi olmasına rağmen davalının bu senedi bankadan tahsile koyduğunu, tarafların kesin hesabın yapılması için kararlaştırılan süre içinde bir araya gelemediklerini,dava konusu senedin taraflar arasındaki cari hesap sonunda iade edileceğinin belirtildiğini,cari hesabın tamamlanamaması halinde senedin tahsiline dair hüküm bulunmadığını ileri sürerek müvekkilinin davalıya borçlu olmadığının tespitine karar verilmesini talep etmiştir.

CEVAP

Davalı taraf cevap dilekçesi sunmamıştır.

İLK DERECE MAHKEME KARARI

Mahkemece,dava konusu senedin teminat senedi olduğu, ancak sözleşmenin 2. maddesinde belirtilen çek ve senetlerle şirketler arası borç-alacak ilişkisi kurulduğu, sözleşmenin 3. ve 4. maddesinde belirtilen senetlerle ise şahıslar arasında borç-alacak ilişkisi kurulduğu, şirketler arasındaki ilişkinin yapılan mali inceleme ile ortaya koyulduğu, şahıslar arasındaki ilişkinin ise sözleşme içeriğine göre değerlendirildiğinde, davacının senedin iadesini talep edebilmesi için 15.09.2017 tarihine kadar şirketin borçları hakkında tarafların yazılı olarak mutabakata vardıklarını ve bu mutabakat uyarınca borcunun bulunmadığını ispat etmesi gerektiği, davacı tarafından bu yönde delil sunulmadığı gibi dava dilekçesinde tarafların iş yoğunluğu nedeniyle kesin hesabın yapılması için kararlaştırılan sürede bir araya gelemediklerini beyan ettiği,mutabakat yapılmadığı, kambiyo senedini elinde bulunduran kişinin senet miktarı oranında alacaklı sayılacağına ilişkin karine uyarınca davalının alacaklı olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.

Mahkemece 02/07/2021 tarihli ek karar ile; eksik istinaf karar harcının muhtıraya rağmen davacı vekili tarafından yatırılmadığı gerekçesiyle istinaf kanun yoluna başvurulmamış sayılmasına karar verilmiştir.

İSTİNAF SEBEPLERİ

Davacı vekili; dava konusu senedin teminat senedi olduğunu, bu senet nedeniyle ispat yükünün davalı üzerinde bulunduğunu, buna rağmen müvekkili tarafından davalıya mutabakata varılması için çağrıda bulunduğunu ve gönderdiği mali verilerle borcunun olmadığını ispatladığını, müvekkilinin davalıdan alacaklı olduğunu, davalının bundan dolayı iş yoğunluğunu ileri sürerek müvekkili ile mutabakata yanaşmadığını, bilirkişi raporunda bu hususların değerlendirilmediğini, bilirkişi raporunun eksik inceleme ile düzenlendiğini, davalının mutabakat için bir araya gelmeye yanaşmadığını, şirketin hesapları çıkarılmadan, incelenen defterler göz önüne alınmadan, teminat senedinin geçerli olup olmadığı saptanmadan, davalıya ait şirket kayıtları dahi incelenmeden davanın reddine karar verilmesinin hatalı olduğunu ileri sürerek kararın kaldırılmasını talep etmiştir.

Davacı vekili ek karara karşı sunduğu istinaf dilekçesinde; tebligatın herhangi bir muhtıra içermeden dosya bilgilerini içeren bir dosya ile boş bir şekilde tarafına tebliğ edildiğini, hakim tarafından imzalanan muhtıra gönderilmesi gerektiğini, tebligatın usulsüz olduğunu belirterek ek kararın kaldırılmasını talep etmiştir.

GEREKÇE VE SÜREÇ

Mahkemece 02/07/2021 tarihli ek kararla muhtıra tebliğine rağmen kesin süre içinde harç yatırılmadığından istinaf başvurusunun reddine karar verilmiş ise de, davacı vekilinin 09/06/2021 tarihli dilekçesi ile süresinde istinaf kanun yoluna başvurduğu, davacı vekilinden 200-TL gider avansı ve eksik kalan 59,30-TL istinaf karar harcının tamamlamasının istediği, tebligatın davacı vekiline 16/06/2021 tarihinde tebliğ edildiği,ancak davacı vekiline hakim tarafından düzenlenen muhtıra tebliğ edilmediği, sadece tebligat zarfında yer verilen uyarının geçerli bir bildirim olmadığı, 05/07/2021 tarihinde eksik gider avansı ve harcı süresinde tamamlandığı anlaşıldığından mahkemenin 02/07/2021 tarihli ek kararı kaldırılarak davacı vekilinin esasa ilişkin istinaf başvurusu incelenmiştir.

Dairemizce yapılan istinaf incelemesi neticesinde, 2021/1733 esas, 2021/1640 karar sayılı 11.11.2021 tarihli karar ile "Davacı, dava konusu 31/12/2018 vadeli, 18 nolu 100.000-TL bedelli teminat senedinin davalıya 22/08/2017 tarihli protokol kapsamında teminat olarak verildiğini, davalıya bu protokolden kaynaklanan borcunun bulunmadığını ileri sürerek bahse konu senetten dolayı borçlu olmadığının tespiti talebinde bulunmuştur. Mahkemece senedin protokol kapsamında teminat olarak verildiğini kabul etmekle beraber protokolde kararlaştırılan hesap mutabakatı şartının gerçekleştiğinin ve davacının davalıya borçlu olmadığının ispat edilemediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Taraflar arasındaki 22/08/2017 tarihli protokolde davalının ...Ltd.

Şti'ndeki hisselerinin davacıya devri şartları düzenlenmiştir. Tarafların ortağı olduğu ...Ltd. Şti'nin dava dışı satıcı firmalara verdiği, ...Ltd Şti.'nin ödemesi gerektiği toplam 17 adet ve 828.851,56-TL bedelli çeke karşılık olarak ...Ltd. Şti tarafından ...Ltd Şti.'ne aynı bedelde teminat senedi verilmesi kararlaştırılmıştır. Bunun dışında ...Ltd. Şti ile ilgili şirketlerden hariç olmak üzere taraflar arasındaki alacak - borç hesabının 15/09/2017 tarihine kadar yazılı mutabakatla tamamlanacağı kararlaştırılmış, hesabın sonucuna bağlı olmak üzere 31/12/2018 tarihli 18 nolu 100.000-TL bedelli senedin davalıya verildiği belirtilmiştir. Protokole göre davacı tarafından davalıya hisse devri ile ilgili olarak ayrıca 31/12/2019 tarihli 250.000-TL bedelli teminat senedi daha verildiği anlaşılmaktadır.

Davacının dava konusu 100.000-TL bedelli senedi taraflar arasındaki alacak ve borç hesabı sonrasında ortaya çıkacak miktara bağlı olmak üzere teminat için verdiği anlaşıldığından ispat yükünün davacı üzerinde olduğu kabul edilerek sonuca gidilmiştir.Bahse konu senedin alacak ve borç hesabı sonrasında ortaya çıkacak miktara bağlı olarak verilmesi nedeniyle taraflar arasındaki gerçek borç ve alacak durumu saptanmalı,dava konusu senedin teminat vasfının devam edip etmediği değerlendirilmelidir. Bahse konu senet 22/08/2017 tarihli protokol kapsamında teminat olarak verildiğinden davacı ile aralarındaki hukuki ilişkinin tasfiyesi sonucunda alacağı bulunduğunun ve dava konusu senedin teminat vasfının devam ettiğinin davalı tarafından ispatı gerekmektedir (Yarg.

HGK. 29/06/2021 T. 2017/3-969 E. 2021/866 K.). Yargılama sırasında davalı, 22/08/2017 tarihli protokol ile ilgili alacağını ortaya koyan bir delil ileri sürmemiştir. Bu durumda davalı tarafça dava konusu bononun teminat vasfının devam ettiği ispat edilemediğinden davacının bu bonodan dolayı davalıya borçlu olmadığını kabul etmek gerekir. Bu itibarla mahkemece davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçe ile reddine karar verilmesi doğru olmamış ise de yapılan hata nedeniyle yeniden yargılama yapılması gerekmediğinden davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, kararın kaldırılmasına, yeniden karar verilerek davanın kabulüne" karar verilmiştir. Kararın davalı tarafından temyizi üzerine,Yargıtay 11 HD.'nin 2022/972 esas, 2023/4092 karar sayılı, 04.07.2023 tarihli ilamı ile "yukarıda belirtilen sözleşme maddesinden de anlaşılacağı üzere davacının dava konusu bononun iadesini talep edebilmesi için 15.09.2017 tarihine kadar şirketin borçları hakkında tarafların yazılı olarak mutabakata vardıklarını ve bu mutabakat uyarınca herhangi bir borcunun bulunmadığını ispat etmesi gerekmektedir.

Davacının bu yönde herhangi bir delil sunmamasına ve ayrıca dava dilekçesinde iş yoğunluğu nedeni ile kesin hesabın yapılması için kararlaştırılan süre içerisinde tarafların bir araya gelemediklerini belirtmesine göre taraflar arasında mutabakat yapılmadığı anlaşılmıştır. O halde, mutabakat yapılması hususunda davacı borçlunun davalı alacaklıyı T.B.K 106 maddesi gereğince temerrüte düşürdüğünü ispatlayamadığından, taraflar arasındaki sözleşmede öngörülen mutakabat yapılmadığından dava konusu senedin teminat senedi vasfı devam etmekte olup davanın reddine karar verilmesi gerekirken yanılgılı değerlendirme ve hatalı gerekçe ile davanın kabulüne karar verilmesi doğru görülmemiş bozmayı gerektirmiştir." denilerek Dairemiz kararının bozulmasına karar verilmiştir.

Usul ve yasaya uygun görülen Yargıtay bozma ilamına uyulmuştur. Hükmüne uyulan Yargıtay bozma ilamı gereği, davanın reddine karar verilmiştir.

HÜKÜM

Yukarıda açıklanan nedenlerle: Davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, Bakırköy 4. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2018/1300 Esas - 2021/450 Karar sayılı 26/04/2021 tarihli kararın ve 02/07/2021 tarihli ek kararın HMK.'nun HMK 353(1)b-2 gereği KALDIRILMASINA; "Davanın reddine" İlk derece yargılamasına ilişkin olarak; "Alınması gereken 427,60-TL harcın davacı tarafından peşin yatırılan 1.707,75-TL'den mahsubu ile 1.280,15‬-TL'nin davacıya iadesine, Davacı tarafından yapılan yargı giderinin üzerinde bırakılmasına, Davalı vekili için takdir olunan 13.450-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, " Yatırılan 59,30-TL peşin istinaf karar harcının istek halinde davacıya iadesine, Davalı tarafından yapılan 106-TL istinaf yargı giderinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, davacı tarafından yapılan istinaf ve temyiz giderlerinin üzerinde bırakılmasına, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda HMK 362(1)-a maddesi uyarınca kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi.

28/02/202

Kaynak: https://6102ttk.com/karar/57702 · sınıflandırıcı v3.2 · görünüm damgası: kmk_oncesi

Bu sitedeki içerik bilgilendirme amaçlıdır; hukuki görüş veya tavsiye değildir. Resmî metin için mevzuat.gov.tr esastır.