6102TTK Türk Ticaret Kanunu

Marka Tescilinin Hükümsüzlüğü

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2019/2121 E. 2020/20 K. ·

BozulduKesinlik belirsiz

★ Emsal

Mahkemenin nitelemesi:

Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
ortalama tüketici ayırt edicilik iltibas

Atıf yapılan mevzuat: HMK

Gerekçe

Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).

İlk derece mahkemesince, markalar arasında görsel ve sescil olarak ortalama tüketicileri iltibasa düşürecek derecede benzerlik bulunduğu, başvuruya konu markanın kapsamındaki mallar ile davacı markaları kapsamındaki malların aynı olduğu, taraf markalarının idari ve ekonomik açıdan birbirleriyle bağlantılı, işletmesel kökenlerinin aynı olduğu konusunda ortalama düzeydeki tüketici kesiminde bir yanılgı yaşanabileceği, bu açıdan 556 sayılı KHK'nın 8/1-b maddesindeki koşulların oluştuğu, 556 sayılı KHK'nın 8/4. maddesi koşullarının gerçekleşmediği, başvuru konusu ibare üzerinde davacının 556 sayılı KHK'nın 8/5 maddesi anlamında sınai mülkiyet hak sahibi olduğunun ve davalı marka başvurusunun kötü niyetle yapıldığı iddiasının ispat edilemediği gerekçesiyle davanın kabulü ile TPMK YİDK'nin 2016-M-7279 sayılı kararının iptaline, 2015/16551 sayılı markanın hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine karar verilmiştir.

Bu karara karşı davalılar vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur.

Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi’nce, mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle davalılar vekillerinin istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir.

Kararı davalılar vekilleri temyiz etmiştir.

Mahkemece, davalı şirketin “Ek ESTEL + Şekil” işaretli başvuru markası ile davacının “VESTEL” ana unsurlu itiraza mesnet markalarının 556 sayılı KHK'nın 8/1-b maddesi anlamında benzer olduğu ve markalar arasında iltibas tehlikesi bulunduğu gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir. İltibas tehlikesinin değerlendirmesinde markaların baskın unsurları da gözetilmek suretiyle üzerinde kullanılacağı ürünlerin ortalama tüketicileri nezdinde görsel, işitsel ve anlamsal olarak karışıklığa yol açıp açmayacağının dikkate alınması gereklidir. Bu hususlar dikkate alınarak yapılan değerlendirmede davalı şirketin “Ek ESTEL” işaretli başvuru markasının yazım tarzı ve ibarelerin işaretteki yerleştirilme şekli itibarıyla davacı markalarından yeterli derecede ayırt ediciliğinin bulunduğu, dairemizin 2017/3594 E. 2019/522 K. sayılı ve 2012/14517 E. 2013/12078 K. sayılı ilamları ile de “VESTEL” ile “ESTEL” ibareleri arasında 556 sayılı KHK’nin 8/1-b anlamında iltibas ihtimalinin olmadığının belirlendiği, salt markada kullanılan kırmızı renk nedeniyle davacı markalarına yanaşma değerlendirmesi yapılmasının doğru bir değerlendirme olmadığı anlaşılmaktadır. Bu itibarla 556 sayılı KHK'nın 8/1-b bendi uyarınca dava konusu davalı şirkete ait başvuru markasının davacı markaları ile ilişkilendirme ihtimalini de kapsayacak şekilde karıştırılma ihtimali bulunmadığı dikkate alınarak davanın reddine karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçe ile davanın kabulüne karar verilmesi doğru görülmemiş kararın bu yönden davalılar yararına bozulmasına karar vermek gerekmiştir.

Karar metni

Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster

11. Hukuk Dairesi         2019/2121 E.  ,  2020/20 K.

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20. HUKUK DAİRESİ

Taraflar arasında görülen davada Ankara 4. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 10/01/2018 tarih ve 2016/362 E- 2018/14 K. sayılı kararın davalılar vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf isteminin esastan reddine dair Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi'nce verilen 24/01/2019 tarih ve 2018/715 E- 2019/81 K. sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davalılar vekilleri tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:

Davacı vekili, davacının “VESTEL” ana unsurlu çok sayıda tanınmış markasının bulunduğunu, davalı şirketin bu markalarla iltibas oluşturacak şekilde "Ek ESTEL" ibaresinin marka olarak tescili için davalı kuruma başvurduğunu, 2015/16551 kod numarası verilen başvuruya yapılan itirazın TPMK YİDK tarafından reddedildiğini, kararın haksız olduğunu, davalı markası ile davacı markaları arasında karıştırılma ihtimali bulunduğunu, “VESTEL” markası tanınmış olduğundan markanın özdeş veya benzerinin aynı ve hatta farklı sınıflar için dahi tescilinin hukuken mümkün olmadığını, başvurunun kötü niyetle yapıldığını ileri sürerek TPMK YİDK'nin 2016-M-7279 sayılı kararının iptaline, dava konusu başvurunun tescili halinde hükümsüzlüğüne karar verilmesini istemiştir.

Davalı TPMK vekili, kurum kararının usul ve yasaya uygun olduğunu savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.

Davalı şirket vekili, markaların benzer olmadığını savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.

İlk derece mahkemesince, markalar arasında görsel ve sescil olarak ortalama tüketicileri iltibasa düşürecek derecede benzerlik bulunduğu, başvuruya konu markanın kapsamındaki mallar ile davacı markaları kapsamındaki malların aynı olduğu, taraf markalarının idari ve ekonomik açıdan birbirleriyle bağlantılı, işletmesel kökenlerinin aynı olduğu konusunda ortalama düzeydeki tüketici kesiminde bir yanılgı yaşanabileceği, bu açıdan 556 sayılı KHK'nın 8/1-b maddesindeki koşulların oluştuğu, 556 sayılı KHK'nın 8/4. maddesi koşullarının gerçekleşmediği, başvuru konusu ibare üzerinde davacının 556 sayılı KHK'nın 8/5 maddesi anlamında sınai mülkiyet hak sahibi olduğunun ve davalı marka başvurusunun kötü niyetle yapıldığı iddiasının ispat edilemediği gerekçesiyle davanın kabulü ile TPMK YİDK'nin 2016-M-7279 sayılı kararının iptaline, 2015/16551 sayılı markanın hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine karar verilmiştir.

Bu karara karşı davalılar vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur.

Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi’nce, mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle davalılar vekillerinin istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir.

Kararı davalılar vekilleri temyiz etmiştir.

Mahkemece, davalı şirketin “Ek ESTEL + Şekil” işaretli başvuru markası ile davacının “VESTEL” ana unsurlu itiraza mesnet markalarının 556 sayılı KHK'nın 8/1-b maddesi anlamında benzer olduğu ve markalar arasında iltibas tehlikesi bulunduğu gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir. İltibas tehlikesinin değerlendirmesinde markaların baskın unsurları da gözetilmek suretiyle üzerinde kullanılacağı ürünlerin ortalama tüketicileri nezdinde görsel, işitsel ve anlamsal olarak karışıklığa yol açıp açmayacağının dikkate alınması gereklidir. Bu hususlar dikkate alınarak yapılan değerlendirmede davalı şirketin “Ek ESTEL” işaretli başvuru markasının yazım tarzı ve ibarelerin işaretteki yerleştirilme şekli itibarıyla davacı markalarından yeterli derecede ayırt ediciliğinin bulunduğu, dairemizin 2017/3594 E.

2019/522 K. sayılı ve 2012/14517 E. 2013/12078 K. sayılı ilamları ile de “VESTEL” ile “ESTEL” ibareleri arasında 556 sayılı KHK’nin 8/1-b anlamında iltibas ihtimalinin olmadığının belirlendiği, salt markada kullanılan kırmızı renk nedeniyle davacı markalarına yanaşma değerlendirmesi yapılmasının doğru bir değerlendirme olmadığı anlaşılmaktadır. Bu itibarla 556 sayılı KHK'nın 8/1-b bendi uyarınca dava konusu davalı şirkete ait başvuru markasının davacı markaları ile ilişkilendirme ihtimalini de kapsayacak şekilde karıştırılma ihtimali bulunmadığı dikkate alınarak davanın reddine karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçe ile davanın kabulüne karar verilmesi doğru görülmemiş kararın bu yönden davalılar yararına bozulmasına karar vermek gerekmiştir.

SONUÇ

Yukarıda açıklanan nedenlerle davalılar vekillerinin temyiz itirazlarının kabulü ile İlk Derece Mahkemesince verilen karara yönelik istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULARAK KALDIRILMASINA, HMK'nın 373/1. maddesi uyarınca dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, ödedikleri peşin temyiz harcının istekleri halinde temyiz edenlere iadesine, 06/01/2020 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Kaynak: https://6102ttk.com/karar/575215600 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz

Bu sitedeki içerik bilgilendirme amaçlıdır; hukuki görüş veya tavsiye değildir. Resmî metin için mevzuat.gov.tr esastır.