6102TTK Türk Ticaret Kanunu

Nama yazılı payda ciro-teslim şartı olmadan devir geçersizdir

İstanbul BAM 12. Hukuk Dairesi · 2025/557 E. 2025/879 K. · · İlk derece: İSTANBUL 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

Diğer / sınıflanamadıkaldırma ve esas hakkında yeniden hükümTemyiz yolu açık

★ EmsalDava şartı (hukuki yarar / ehliyet / kesin hüküm)

Gerekçe özeti

Anonim şirket esas sözleşmesinde hisse senetlerinin nama yazılı olarak bastırılıp ortaklara dağıtıldığı durumlarda, pay devrinin geçerli olabilmesi için TTK 490 uyarınca senedin ciro edilmesi ve zilyetliğinin devralana teslim edilmesi şarttır; salt yazılı bir devir sözleşmesi veya temlikname bu şartı ikame etmez, ciro ve teslim gerçekleşmemişse devir geçersizdir ve taraflar verdiklerini ancak sebepsiz zenginleşme hükümlerine göre geri isteyebilir. Geçersiz devir sözleşmesi kapsamında ödendiği ileri sürülen bir bedelin hukuki niteliği konusunda karşı tarafın ödemenin başka bir amaçla yapıldığını ileri sürmesi vasıflı ikrar niteliğindedir; vasıflı ikrar bölünemeyeceğinden, ödemenin iddia edilen amaçla (somut olayda pay devir bedeli olarak) yapıldığını ispat yükü, ikrar eden değil, bunu ileri süren taraf üzerindedir. Ayrıca, pay devrine konu payların ait olduğu şirkete karşı pay defterine kayıt talebiyle açılan davada, o şirket pasif husumet ehliyetine sahiptir; bu nedenle davanın husumet yokluğundan usulden reddi hatalı olup, esastan reddedilmesi ve maktu vekalet ücretine hükmedilmesi gerekir.

Ele alınan sorunlar

Nama yazılı pay devrinin geçerliliği (ciro ve zilyetlik teslimi şartı) → ret

İddia: Davacı vekili, 05.12.2017 tarihli pay devir sözleşmesinin kanuna uygun olduğunu, davalı şirketin hisse senedi bastırmadığını, dolayısıyla ciro şartının uygulanamayacağını, sözleşmenin geçerli olduğunu ileri sürmüştür.

Gerekçe: TTK 490 uyarınca kanunda veya esas sözleşmede aksi öngörülmedikçe nama yazılı paylar herhangi bir sınırlamaya bağlı olmaksızın devredilebilir; hukuki işlemle devir ise ciro edilmiş nama yazılı pay senedinin zilyetliğinin devralana geçirilmesiyle yapılabilir. Nama yazılı pay senedi, senedin devralana teslimi olmaksızın sadece ayrı bir kağıda yazılan temlikname veya sözleşme ile devredilemez. Somut olayda davalı şirketçe nama yazılı hisse senedi bastırılıp ortaklara dağıtıldığı sabit olduğundan, ciro ve teslim şartları gerçekleşmediğinden taraflar arasındaki pay devri geçersizdir. Bu durumda taraflar ancak geçersiz sözleşme ile verdiklerini sebepsiz zenginleşme kurallarına göre talep edebilecektir.

Gerekçe kaynağı: özgün

Ayrılma akçesi ve hisse gerçek değeri talebinin ortaklık sıfatına bağlılığı → ret

Gerekçe: Davacının davalı şirkette ortak olmaması nedeniyle ayrılma akçesi ve bu kapsamda hisselerin gerçek değerinin talep edilmesi mümkün değildir. Bu nedenle davacı ancak devir bedeli olarak ödediği para varsa bunu talep edebilecektir.

Gerekçe kaynağı: özgün

Devir bedeli olarak ödenen paranın ispatı ve vasıflı ikrarın bölünmezliği → kısmi kabul

İddia: Davacı vekili, 10.10.2017 tarihli 144.184,21-TL ve 250.000-TL'lik havalelerin hisse alım bedeli olarak gönderildiğini, davalının bu paranın başka bir borç için gönderildiği iddiasını ispatlaması gerektiğini ileri sürmüştür. Davalı ... vekili ise 250.000-TL'nin proje fon ödemesi olduğunu, pay devir bedeli olmadığını, dekont açıklamasının bunu gösterdiğini savunmuştur.

Gerekçe: 10.10.2017 tarihli 144.184,21-TL'lik havale dekontunda açıklama bulunmadığından, bu paranın mevcut bir borcun ödenmesi amacıyla gönderildiğine dair karine mevcuttur ve bunun aksi davacı tarafça kanıtlanamamıştır. 250.000-TL'lik diğer havalede ise 'hisse proje fon ödemesi' açıklaması bulunmaktadır; davalı bu ödemenin hisse devir bedeli olmayıp başka bir proje çalışmasına fon olmak üzere yapıldığını savunmuştur. Vasıflı ikrarda karşı tarafın ileri sürdüğü maddi vakıanın varlığı kabul edilmekle birlikte onun hukuki niteliğinin ileri sürülenden başka olduğu bildirilir; vasıflı ikrar bölünemeyeceğinden karşı yan iddiasını kanıtlamalıdır. Bu nedenle davalının savunması vasıflı ikrar niteliğinde olup, ödemenin hisse devir bedeline istinaden yapıldığını ispat yükü davacı üzerindedir. Banka kayıtlarına göre davacıya hisse alımı için 250.000-TL kredi tahsis edildiği, satıcı olarak davalının kimlik bilgilerinin yer aldığı ve tahsis edilen paranın aynı tarihte davalının hesabına gönderildiği anlaşılmaktadır. Davalının davacıya keşide ettiği ihtarnamede de devir konusunda şifahi anlaşma yapıldığı, ayrıca proje için gönderilen miktarın ayrıştırılması sonrası hisseye ilişkin ödemenin iade edileceği belirtilmiştir. Bu beyan diğer delillerle birlikte değerlendirildiğinde, 250.000-TL'nin pay devir bedeli olarak gönderildiğinin kabulü gerekmektedir.

Gerekçe kaynağı: özgün

Pay defterine kayıt isteminde şirkete husumet yöneltilmesi ve pasif husumet ehliyeti → kısmi kabul

İddia: Davalı ... Hizmetleri A.Ş. vekili, hakkındaki davanın pasif husumet ehliyeti yokluğundan değil esastan reddedilmesi gerektiğini, bu suretle nispi değil maktu değil nispi vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiğini ileri sürmüştür.

Gerekçe: Davacının davalı şirkete karşı istemi, pay devrine konu hisselerin adına pay defterine kaydına ilişkindir. Devir sözleşmesinin konusu davalı şirkete ait paylar olup, pay defterine kayıt isteminin davalı şirkete yöneltilmesi gerekmektedir. Bu nedenle somut olayda husumetin davalı şirkete de yöneltilmesi doğru olduğundan, mahkemece davalı şirket aleyhine açılan davanın esastan reddi yerine pasif husumet ehliyeti yokluğundan reddine karar verilmesi hatalıdır. Bununla birlikte davalı şirket aleyhine açılan pay defterine kayıt istemli dava maktu ücrete tabi olduğundan, davalı şirket lehine maktu vekalet ücretine hükmedilmesi doğrudur. Yapılan hata/eksiklik yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, kararın kaldırılarak yeniden hüküm kurulmasına karar verilmiştir.

Gerekçe kaynağı: düzeltme

Emsal değeri

Nama yazılı pay devrinde ciro ve zilyetlik teslimi şartının aranması ile bu şartın gerçekleşmemesi halinde devrin geçersizliği yönünden; ayrıca ödemenin niteliğine ilişkin savunmanın vasıflı ikrar sayılarak ispat yükünün karşı tarafa geçmesi yönünden ve pay defterine kayıt davalarında şirketin pasif husumet ehliyeti bulunduğu yönünden emsal değer taşımaktadır.

Usul tespitleri

Dava şartı
Pay defterine kayıt istemiyle açılan davada, payların ait olduğu şirketin pasif husumet ehliyeti bulunmaktadır; bu istem şirkete yöneltilmelidir.

Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
nama yazılı pay devri ciro ve zilyetliğin teslimi vasıflı ikrar ispat yükü pasif husumet ehliyeti sebepsiz zenginleşme ayrılma akçesi pay defterine kayıt

Atıf yapılan mevzuat: 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu (TTK) — TTK 490 · 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK) — HMK 353(1)b-1HMK 353(1)b-2HMK 361/1

Karar metni

Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster

T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
12. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO 2025/557

KARAR NO 2025/879

TÜRK MİLLETİ ADINA

İSTİNAF KARARI

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ İSTANBUL 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ 14/11/2024

NUMARASI 2020/507 Esas - 2024/846 Karar

DAVA

Ticari Şirket (Şirket Ortaklık Payı Alacağının Tahsili Kaynaklı)

İSTİNAF KARAR TARİHİ 29/05/2025

Davanın kısmen kabulüne ilişkin kararın taraf vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;

DAVA

Davacı vekili; müvekkilinin Beyoğlu ... Noterliği'nin 05/12/2017 tarihli anonim şirket pay devir sözleşmesi ile davalı şirkete ait 450.000 adet payı şirket ortağı olan davalı gerçek kişiden 600.000-TL bedel ile devraldığını, davalı şirkete ortak olmak için Bakırköy ... Noterliği'nin 25/06/2020 tarihli ihtarnamesi ile müracaat ettiğini, davalı şirketin Beşiktaş ... Noterliği'nin 06/07/2020 tarihli ihtarnamesi ile pay devrinin kabul edilmediğini şirket ana sözleşmesi ve devir yasağının bilinmediğini,bedeli tamamen ödenmiş nama yazılı payların serbestçe devredilebileceğini,müvekkilinin ortak olma talebini yasal gerekçe olmadan reddeden ve müvekkilinin sahip olduğu paya bir bedel ödemeyi teklif etmeyen davalı şirkete müvekkilinin hükmen ortak edilmesi gerektiğini, aksi halde müvekkilinin TTK'nın 641.

maddesine göre ayrılma akçesi isteme hakkı bulunduğunu, bunun da kabul edilmemesi halinde hisse devri için ödenen bedelin müvekkiline iadesi gerektiğini belirterek, devredilen 450.000 adet payın müvekkili adına tesciline,aksi halde payların gerçek değerinin bilirkişi marifetiyle tespiti ile TTK'nın 638/2 maddesi uyarınca davalı şirketçe edinilmesi yoluyla, davacıya ait hisse bedellerinin ve ayrılma akçesinin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davacıya ödenmesine, ayrılma akçesinin 600.000-TL’nin altında kalması halinde, aradaki farkın davalı ...den dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte tahsili ile davacıya ödenmesine, şirket hisselerinin davalı tarafından müvekkiline satılamayacağına karar verilmesi halinde, ödenen 600.000-TL’nin 05.12.2017 tarihinden itibaren avans faizi işletilerek davalı ...’den alınarak davacıya ödenmesine, tespit edilecek ayrılma akçesi ve pay bedellerinin, satış bedeli 600.000-TL’nin altında kalması durumunda, aradaki farkın davalı ...’den tahsiliyle davacıya ödenmesine karar verilmesini talep etmiştir.

CEVAP

Davalı ... vekili; müvekkili ile davacının, müvekkilinin şirketteki 450.000 payının davacıya devri konusunda şifahen anlaştıklarını, bu anlaşma üzerine taraflarca yürütülecek başka bir proje çalışmasına fon olmak üzere davacı tarafından müvekkiline 10.10.2017 tarihinde 250.000-TL avans gönderildiğini, akabinde 05.12.2017 tarihli pay devri sözleşmesinin düzenlendiğini, ancak davacının pay devir bedelini ödemediğini, bu nedenle pay devri sözleşmesinin müvekkilince 04.08.2020 tarihli ihtar ile feshedildiğini, devir bedeli ödenmediğinden geçerli bir sözleşme bulunmadığını, davacının ödeme belgesi sunmadığını, davacının iddiasının aksine davalı şirket tarafından nama yazılı hisse senedi bastırılmadığından, ciro ve devirden söz edilemeyeceğini,davalı şirket tarafından devre muvafakat edilmediğinden hükmen tescil talebinin yerinde olmadığını, davacının ortak sıfatı bulunmadığından şirketten ayrılma akçesi talep edemeyeceğini belirterek, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.Davalı ...

Hiz. AŞ vekili; davada müvekkili şirketin taraf sıfatının bulunmadığını, şirkete ait ana sözleşme gereği hisse devrinin hüküm ifade edebilmesi için yönetim kurulunun muvafakat etmesi gerektiğini, diğer davalı ile davacı arasında geçerli bir pay devri sözleşmesi bulunmadığını,ödeme yapılmadığından sözleşmenin feshedildiğini, davacı ile diğer davalının pay devri konusunda şifahen anlaştıklarını, bu anlaşma gereği birlikte yürütecekleri başka bir proje çalışmasına fon olarak 10.10.2017 tarihinde davacının diğer davalıya 250.000-TL avans gönderdiğini,devir bedelinin ödenmediğinden sözleşmenin feshedildiğini,nama yazılı hisse senedi oluşturulmadığından, hiçbir zaman ciro ve devirden bahsedilemeyeceğini belirterek, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

ISLAH

Davalı şirket vekili 24.05.2023 tarihli ıslah dilekçesiyle; müvekkili şirketin hisse senetleri basılmış olup 05.12.2017 tarihinden çok önce fiziki nama yazılı hisse senetlerinin mevcut olduğunu, olayda ciro ve teslim yapılmadığını, 20.02.2014 tarihli genel kurulda yapılan esas sözleşme değişikliğine göre şirket hisse senetlerinin tamamı nama yazılı olup şirketin sermayesinin yönetim kurulunca şekli tayin edilen hisse senetleriyle temsil edildiğini, davalı ...'in şirkete 01.01.2017 tarihinde ortak olduğunu, şirketin eski ortakları tarafından aynı tarihli ciro işlemi ve hisse senetlerinin davalıya teslimiyle pay devrinin gerçekleştiğini, eski hisse senetleri yerine şirketin 25.03.2021 tarihli yönetim kurulu kararıyla yeni hisse senetleri bastırılmış olup davalıya ait nama yazılı hisse senedi bulunduğunu, şirketin 450.000 adet sermaye payına ilişkin hisse senetlerinin halihazırda ve dava konusu vakıaların gerçekleştiği tarihlerde davalının zilyetliğinde bulunduğunu, davacıya yapılan bir ciro ve teslim olmadığından pay devrinin geçersiz olduğunu, şirket ana sözleşmesi gereğince yönetim kurulu onayı olmadığı sürece hisse devrinin şirkete karşı hüküm ifade etmeyeceğini, müvekkilinin pay defterine kayıt talebini reddetmekte haklı olduğunu belirterek, davanın reddini istemiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

Mahkemece; davalı şirketin hisselerinin 20.12.2016 tarihli yönetim kurulu kararı ile nama yazılı olarak bastırılmasına karar verildiği ve basılı hisselerin tamamının ... AŞ'ye teslim edildiği, TTK'nın 490. maddesi uyarınca, nama yazılı pay senetlerinin devrinin, kanunda ya da esas sözleşmede başka bir sınırlama öngörülmeyen durumlarda ciro edilmesi ve zilyetliğin teslimi şartına bağlandığı, davacı ile davalı arasında Beyoğlu ... Noterliği'nin 05/12/2017 tarihli anonim şirket pay devir sözleşmesi düzenlendiği, nama yazılı senetlerin ciro ve teslim işleminin tamamlanmadığı, taraflar arasında ayrı bir temlikname düzenlenmesinin, pay devri için yeterli olmadığı, bu durumda mevzuata uygun şekilde yapılmış bir pay devri işlemi bulunmadığından, davacının diğer davalı şirketten pay devrinin tescili talebinde bulunamayacağı,davalı ...

şirketi yönünden davanın pasif husumet yokluğundan usulden reddine karar verildiği,pay devri usulüne uygun yapılmadığından, davalı şirketin pay devir talebine ilişkin aldığı yönetim kurulu kararına dair ayrıca bir değerlendirme yapılmasına gerek olmaıdğı, davalı ...'in 05/12/2017 tarihli anonim şirket pay devir sözleşmesi ile payını davacıya devir ve temlik ettiğini kabul ettiği, buna karşılık cevap dilekçesinde davalı şirketin hisselerinin basılmadığını, bu nedenle ciro edilmesinin mümkün olmadığını ileri sürdüğü, oysa davalı şirketin hisselerinin 20.12.2016 tarihli yönetim kurulu kararı ile ...AŞ. adına nama yazılı olarak bastırıldığı, dolayısıyla davalı gerçek kişi adına nama yazılı hisse senedi bulunduğunun dosya kapsamından anlaşılamadığı, banka kayıtlarının celbi sonrası bilirkişi marifetiyle yapılan incelemede 250.000-TL ödeme kaydı tespit edildiği, bu nedenle anılan sözleşme gereği davacının davalı gerçek kişiye yaptığı ödemenin davalıdan tahsili gerektiği gerekçesiyle, davalı ...

Hizmetleri A.Ş. aleyhine açılan davanın reddine, diğer davalı aleyhine açılan davanın kısmen kabulüne, davalının paylarının hükmen tescili talebinin reddine, alacak talebinin kısmen kabulüne, 250.000-TL'nin 02/09/2020 tarihinden itibaren yasal faiz işletilerek davalı ...'den alınarak davacıya verilmesine, fazla talebin reddine karar verilmiştir.

İSTİNAF SEBEPLERİ

1- Davacı vekili; mahkemenin davalı şirketin hisse senetlerinin nama yazılı bir şekilde bastırıldığına ilişkin tespitinin dosya kapsamına göre doğru olmadığını, mahkemece 18.02.2021 tarihli celsede davalı şirketçe basılmış pay senedi veya ilmuhaber olup olmadığı hususunda taraf vekillerine süre verildiğini, bu ara kararına karşı davalı şirketçe 23.02.2021 tarihli dilekçe ile şirket ana sözleşmesinde yer alan hükümlere rağmen nama yazılı hisse senedi bastırılmadığının, sadece 28.01.2008 tarihinde geçici ilmühaber çıkartıldığı, devam eden süreçte 20.12.2016 tarihli yönetim kurulu kararı ile iki adet hisse senedi basılmış olup, halen sicilde kayıtlı şirket ortaklarının yedinde bulunduğunun belirtildiğini, davalı şirketin 24.05.2023 tarihli ıslah dilekçesi ile, nama yazılı hisse senedinin dava dışı ...

şirketine verildiği belirtilmişse de, bu şirketin davalı şirket ortağı olmadığını, mahkemenin işlemlerine karşı ıslah yapılamayacağını,davalı şirketin cevabını değiştiremeyeceğini, bu dilekçe ile davalının mahkemeye karşı nama yazılı hisse senedi bulunmadığını kabul ettiğini, ayrıca ıslah dilekçesinin taraflarına tebliğ edilmemesinin usule aykırı olduğunu, mahkemeye sunulan hisse senetleri fotokopi olup, aslının incelenmediğini, hisse senetlerinin 5.400.000 hisse birinci tertip bir numara ile ... şirketi adına, 600.000 hisse birinci tertip iki numaralı hisse senedinin de ... adına kayıtlı olduğunun görüldüğünü, sunulan 27.03.2014 tarihli belgeye göre hisse senetlerinin ... tarafından ...’e ciro edildiğini, ancak 20.12.2016 tarihinde bastırılan hisse senetlerinin 27.03.2014 tarihinde ciro edilmesinin mümkün olmadığını, 05.12.2017 tarihli sözleşmenin kanuna uygun olduğunu, sözleşmenin davalı ...’in satış bedelini aldığını alacağı kalmadığını gösterdiğini, davalının devrettiği payları nedeniyle alacağı bulunduğunu ispatlaması gerektiğini, müvekkilince 10.10.2017 tarihinde davalı ...’in banka hesabına hisse alımı için 144.184,21-TL havale yapıldığını, 10.10.2017 tarihinde müvekkilinin hisse alımı için kredi kullanarak davalıya 250.000-TL gönderdiğini, 01.12.2017 tarihinde davalı ...'in diğer davalı şirketteki 450.000 payını müvekkiline devredeceğini taahhüt ettiğini, 05.12.2017 tarihli sözleşme ile payların devredildiğini, 144.184,21-TL'lik havalede açıklama bulunmamasının, müvekkilinin davalıya borç ödediğini göstermediğini, davalı tarafın bu paranın başka bir borç için gönderildiği iddiasını ispatlaması gerektiğini, bu nedenle 10.10.2017 tarihinde müvekkili tarafından davalıya gönderilen havalenin hisse satışı için yapıldığının kabulünün gerektiğini belirterek, kararın kaldırılarak davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.

Davalı ... vekili; davacı tarafından müvekkiline pay bedeli ödenmediğinden sözleşmenin müvekkili tarafından haklı nedenle feshedildiğini, davacının havale dekontlarında pay devrine ilişkin olduğu yönünde açıklama bulunmadığı gibi, doğrudan pay devrine ilişkin yapılan bir ödeme de bulunmadığını, 10.10.2017 tarihli 250.000-TL bedelli ödemeye ilişkin dekontun açıklama kısmında "1129000-1016 no'lu hisse proje fon ödemesi (...)" yazılı olduğunu, bu açıklamanın dava konusu pay devri ile ilgisi olmadığını, anılan ödemenin pay devir bedeli olarak kabul edilemeyeceğini, davacı tarafça pay devir bedeli ödemesi olarak gösterilmeye çalışılan 10.10.2017 tarihli 250.000-TLbedelli ödemeye dair ... Bankası tarafından dosyaya farklı tarihlerde gönderilen yazı cevapları arasında açık çelişki bulunduğunu, ancak mahkemece bu konudaki itirazlarının dikkate alınmadığını, bankaca gönderilen 14.02.2020 tarihli yazıda davacının pay alımı için 250.000-TL kredi tahsis edildiğinin bildirildiğini, ancak sunulan belgeler arasında pay devrine ilişkin bir belge bulunmadığını,pay devir bedeli olarak yapılan ödemenin tarihi 10.10.2017 olmasına rağmen pay devir sözleşmesinin 05.12.2017 tarihinde düzenlendiğini, kredi tarihinin de sözleşme tarihinden 2 ay öncesi olduğunu, bu durumda pay devrine ilişkin bir sözleşme olmadan kullanılan kredinin pay devri için verildiğinin şüpheli olduğunu, söz konusu dekontun ve banka kayıtlarının delil olarak kabul edilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, yine taraflar arasında söz konusu para gönderimi öncesi ve sonrasında karşılıklı olarak bir çok para gönderimi bulunduğunu, bu durumda birbirini tanıyan taraflar arasındaki banka kayıtlarıyla sabit borç alış verişine yönelik karşılıklı para gönderimleri dikkate alınmadan, davaya konu sözleşme tarihinden 2 ay önce 10.10.2017 tarihinde gönderilen 250.000-TL’nin hisse devir bedeli olarak kabulünün mümkün olmadığını belirterek, kararın kaldırılarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

Davalı ... Hiz. AŞ vekili; mahkemece dava müvekkili bakımından hatalı bir şekilde usulden reddedilmiş olup, davanın esastan reddinin gerektiğini, buna bağlı olarak esasa girilmek suretiyle reddedilen davada müvekkili lehine dava değeri üzerinden nispi vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiğini belirterek, kararın kaldırılarak davanın reddine ve müvekkili lehine nispi vekalet ücretine hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiştir.

GEREKÇE

Dava, anonim şirket pay devir sözleşmesine dayalı olarak devir konusu payların davalı şirket pay defterine tescili, olmadığı takdirde pay bedeli ile ayrılma akçesinin tahsili, aksi halde hisse devri için ödenen bedelin iadesi istemine ilişkindir.Somut olayda; davacı ile davalı ... arasında, davalının diğer davalı şirketde bulunan 450.000 adet payın 600.000-TL bedelle davacıya devrine ilişkin 05.12.2017 tarihli anonim şirket pay devri sözleşmesi düzenlendiği, davacı tarafından davalı şirkete hitaben düzenlenen Bakırköy ... Noterliği'nin 25/06/2020 tarihli ihtarnamesi ile pay devir sözleşmesi gereğince şirkete ortak olarak alınması konusunda işlem yapılmasının talep edildiği, davalı şirketin keşide ettiği Beşiktaş ...

Noterliği'nin 06/07/2020 tarihli ihtarnamesi ile,pay devrinin şirkete karşı hüküm ifade etmesi için yönetim kurulunun devre muvafakat etmesi gerektiği belirtilerek pay devrinin kaydı isteminin reddedildiği, davalı ... tarafından davacıya hitaben keşide edilen 04.08.2020 tarihli ihtarname ile devir konusunda şifahi olarak anlaştıkları, anlaşma neticesi birlikte yürütecekleri proje çalışmasına kaynak olmak üzere 250.000-TL avans gönderildiği, sonrasında sözleşme düzenlendiği, ancak pay bedeli ödenmediği belirtilerek sözleşmenin feshedildiğinin ve proje için gönderilen miktarın ayrıştırması yapıldıktan sonra pay bedelinin iade edileceğinin bildirildiği anlaşılmaktadır.Davalı şirket ana sözleşmesinin 8.

maddesine göre şirket hisse senetlerinin tamamı nama yazılı olup, 9. maddesine göre de hisse devrinin şirkete karşı hüküm ifade edebilmesi yönetim kurulu kararına bağlıdır ve yönetim kurulu herhangi bir hisse devrini sebep göstermeksizin pay defterine kayıttan kaçınabilir. Davalı şirketin 20.02.2014 tarihli genel kurulunda alınan 8 no'lu kararda hisse senetleri nama yazılı olup yönetim kurulunun hisse senetlerini kupürler halinde ihraca yetkili olduğu, 9. maddesinde ise yine payların ancak yönetim kurulunun onayı ile devredilebileceği düzenlenmiştir. Sunulan delillere göre; davalı ...'in diğer ortaklara ait nama yazılı pay senetlerini ciro ve teslim yoluyla devraldığı ve devrin şirket pay defterine kaydedildiği, şirketin 25.03.2021 tarihli yönetim kurulu kararıyla çıkarılan yeni nama yazılı pay senetleri davalının payı oranında adına yazılıdır.

6102 sayılı TTK'nın 490. maddesine göre, kanunda veya esas sözleşmede aksi öngörülmedikçe, nama yazılı paylar, herhangi bir sınırlandırmaya bağlı olmaksızın devredilebilirler. Hukuki işlemle devir ise, ciro edilmiş nama yazılı pay senedinin zilyetliğinin devralana geçirilmesiyle yapılabilir. Dolayısıyla nama yazılı pay senedi ancak ciro ve zilyetliğin devralana geçirilmesi ile devredilebilmektedir. Buna göre nama yazılı pay senedi, senedin devralana teslimi olmaksızın, sadece ayrı bir kağıda yazılan temlikname veya bir sözleşme ile devredilemez. Somut olayda da davalı şirketçe nama hisse senedi bastırıldığı ve ortaklara dağıtıldığı sabit olmakla, ciro ve teslim şartları gerçekleşmediğinden, taraflar arasındaki pay devri geçersizdir.

Bu durumda taraflar, ancak geçersiz sözleşme ile verdiklerini sebepsiz zenginleşme kurallarına göre talep edebilecektir. Davacı tarafça pay devrinin şirket pay defterine kaydı isteminin mümkün olmaması halinde terditli olarak devre konu hisselerin gerçek değerinin ve ayrılma akçesinin davalıdan tahsili, bunun da mümkün olmaması halinde hisse devir bedelinin davalıdan tahsili talep edilmiştir. Davacının davalı şirkette ortak olmaması nedeniyle ayrılma akçesi ve bu kapsamda hisselerin gerçek değerinin talep edilmesi mümkün değildir. Bu nedenle davacı ancak devir bedeli olarak ödediği para varsa bunu talep edebilecektir. Taraflarca imzalanan 05.12.2017 tarihli anonim şirket pay devri sözleşmesinde, davalıya ait 450.000 adet payın davacıya devrinden bahsedilmiş olup, devir bedelinin devreden davalıya ödendiğine dair herhangi bir beyan ve kayıt bulunmamaktadır.

Bu durumda davacının pay devrinin ödediğini ispat yönünde ileri sürdüğü banka havale makbuzlarının incelenmesi gerekmektedir. Bunlardan 10.10.2017 tarihli havale makbuzuna göre davacı tarafından davalı ...'e 144.184,21-TL para gönderilmiş olup, dekontta herhangi bir açıklama bulunmamaktadır. Bu durumda söz konusu paranın mevcut bir borcun ödenmesi amacıyla gönderildiğine dair karine bulunmakta olup, bunun aksi davacı tarafça kanıtlanamamıştır.

10. 10.2017 tarihli 250.000-TL para gönderimine ilişkin diğer dekontta ise "... no'lu hisse proje fon ödemesi (...)" şeklinde açıklama yer almaktadır. Davalı tarafça bu ödemenin hisse devir bedeli olmayıp, taraflarca yürütülecek başka bir proje çalışmasına fon olmak üzere yapıldığı savunulmuştur. Vasıflı ikrarda karşı tarafın ileri sürdüğü maddi vakıanın varlığı kabul edilmekle birlikte, onun hukuki niteliğinin (vasfının) ileri sürülenden başka olduğu bildirilir. Vasıflı ikrar bölünemeyeceğinden, karşı yan iddiasını kanıtlamalıdır. Öğreti ve uygulamada, bağlantısız bileşik ikrar dışındaki ikrar türlerinin bölünemeyeceği, dolayısıyla böyle durumlarda, ikrar edenin ispat yükü altında olmadığı kabul edilmekte, iddiasını ispatlama yükümlülüğünün, karşı tarafa ait olduğu benimsenmektedir.

Bu kapsamda somut olayda davalının savunması vasıflı ikrar niteliğinde olup, bu ödemenin hisse devir bedeline istinaden yapıldığını ispat yükü davacı üzerindedir. Davacı tarafça, bu paranın hisse devri için bankadan kullanılan kredi ile ödendiği ileri sürülmüştür. Getirtilen banka kayıtlarına göre davacıya 10.10.2017 tarihli kredi başvurusuna istinaden hisse alımı için 250.000-TL kredi tahsis edildiği, satıcı olarak davalının kimlik bilgilerine yer verildiği, ödeme yapılacak hesap numarası kısmında ödeme şube hesabına olacaktır şeklinde kayıt düşüldüğü, tahsis edilen 250.000-TL'nin aynı tarihte davalının hesabına gönderilmiş olduğu anlaşılmaktadır. Davalının davacıya keşide ettiği 04.08.2020 tarihli ihtarnamede de, devir konusunda davacı ile şifahi olarak anlaştıkları belirtildikten sonra, anlaşma neticesi birlikte yürütecekleri proje çalışmasına kaynak olmak üzere 250.000-TL avans gönderildiği bildirilerek, proje için gönderilen miktarın ayrıştırması yapıldıktan sonra hisseye ilişkin ödemenin iade edileceği ifade edilmiştir.

İhtarnamedeki bu beyan da diğer delillerle birlikte değerlendirildiğinde, 250.000-TL'nin davacı tarafından davalıya dayanak sözleşme gereği pay devir bedeli olarak gönderildiğinin kabulü gerekmektedir. Bu nedenle mahkemece pay devir sözleşmesinin geçersiz olduğunun kabulü ile hisse devrinin pay defterine kaydı isteminin reddine, hisse devri için ödendiği belirlenen 250.000-TL'nin davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir. Davacının davalı şirkete karşı istemi, pay devrine konu hisselerin adına pay defterine kaydına ilişkindir. Devir sözleşmesinin konusu davalı şirkete ait paylar olup, pay defterine kayıt isteminin davalı şirkete yöneltilmesi gerekmektedir.

Bu nedenle somut olayda husumetin davalı şirkete de yöneltilmesi doğru olduğundan, mahkemece davalı şirket aleyhine açılan davanın esastan reddi yerine pasif husumet ehliyeti yokluğundan reddine karar verilmesi hatalıdır. Bununla birlikte davalı şirket aleyhine açılan pay defterine kayıt istemli dava, maktu ücrete tabi olduğundan davalı şirket lehine maktu vekalet ücretine hükmedilmesi doğrudur.Açıklanan nedenlerle; davacı vekili ile davalı ... vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, davalı şirket aleyhine açılan davanın esastan reddi gerekirken pasif husumet ehliyeti yokluğundan reddine karar verilmesi doğru değil ise de, yapılan hata/eksiklik yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, davalı ...

Hiz. AŞ vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile kararın kaldırılarak, yeniden hüküm verilmek suretiyle "davalı ... Hiz. AŞ aleyhine açılan davanın reddine, davalı ... aleyhine açılan davanın kısmen kabulüne,fazla istemin reddine " karar verilmiştir.

HÜKÜM

Yukarıda açıklanan nedenlerle: Davacı vekili ve davalı ... vekilinin istinaf başvurusunun HMK.'nın 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,Davalı ... Hiz. A.Ş vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne; İstanbul 3. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 14/11/2024 Tarih 2020/507 Esas 2024/846 Karar sayılı kararın HMK 353(1)b-2 gereği KALDIRILMASINA; "Davalı ... Hiz. A.Ş aleyhine açılan davanın reddine, davalı ... aleyhine açılan davanın kısmen kabulüne, 250.000-TL'nin 02.09.2020 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte bu davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazla istemin reddine," İlk derece yargılamasına ilişkin olarak; "Alınması gereken 17.077,50-TL nispi karar ve ilam harcından mahkeme veznesine yatırılan 10.246,50-TL peşin harcın mahsubu ile kalan 6.831-TL'nin davalı ...'den alınarak Hazine'ye gelir kaydına, Davacı tarafından yatırılan 10.308,70-TL peşin harçların davalı ...'den alınarak davacıya verilmesine, Davacı tarafından yapılan 12.000-TL bilirkişi ücreti ve 632,05-TL posta masrafı olmak üzere toplam 12.632,05-TL yargı giderinin davanın kabulü oranında hesaplanan 5.227,08-TL'sinin davalı ...'den alınarak davacıya verilmesine, kalan davacı üzerinde bırakılmasına, Davalı ...

A.Ş tarafından yapılan 4.000-TL bilirkişi ücreti ve 100-TL tebligat posta masrafı olmak üzere toplam 4.100-TL yargı giderinin davacıdan alınarak davalı ... Hiz. A.Ş'ye verilmesine, Davacı lehine taktir olunan 40.000-TL vekalet ücretinin davalı ...'den alınarak davacıya verilmesine, Davalı ... Hiz. A.Ş lehine taktir olunan 30.000-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak Davalı ... Hiz. A.Ş'ye verilmesine, Davanın reddolunan kısmı üzerinden davalı ... lehine taktir olunan 56.000-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalı ...'e verilmesine, Karar kesinleştiğinde ve talep halinde kullanılmayan gider avansının yatıran tarafa iadesine," Davacı tarafından yatırılan peşin harcın karar harcına mahsubuna başkaca harç alınmasına yer olmadığına, Davalı ...'den alınması gereken 17.077,50-TL istinaf karar harcından peşin yatırılan 4.269,37‬-TL harcın mahsubu ile kalan 12.808,13‬-TL harcın Davalı ...'den alınarak Hazine'ye gelir kaydına, Yatırılan 615,40-TL peşin istinaf karar harcının karar kesinleştiğinde istek halinde Davalı ...

Hiz. A.Ş'ye iadesine, Davalı ... tarafından yapılan 510-TL istinaf yargı giderinin davanın reddi oranında hesaplanan 300-TL'sinin davacıdan alınarak davalı ...'e verilmesine, kalanın davalı ... üzerinde bırakılmasına, Gerekçeli kararın bir örneğinin taraf vekillerine tebliğine, HMK 'nun 361/1. maddesi uyarınca kararın tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde temyiz yoluna başvurulabileceğine, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oy birliğiyle karar verildi. 29/05/2025

Kaynak: https://6102ttk.com/karar/5745 · sınıflandırıcı v3.2 · görünüm damgası: kmk_oncesi

Bu sitedeki içerik bilgilendirme amaçlıdır; hukuki görüş veya tavsiye değildir. Resmî metin için mevzuat.gov.tr esastır.