İpotek
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2013/8900 E. 2013/23086 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
mükerrer ödeme↗ ödeme planı↗ mükerrer tahsilat↗ ipoteğin paraya çevrilmesi↗ mükerrerlik↗ satış sözleşmesi↗ ipotek↗ iş bölümü↗ sebepsiz zenginleşme↗ alacak davası↗ protokol↗ istirdat↗ teminat↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre; 1762 parsel 2 nolu bağımsız bölümde kayıtlı taşınmazın dava dışı ...'dan cebri satış ile davalı-alacaklı Türkiye Halkbankası A.Ş'ye intikal etmesi sonrasında malik bankanın mülkiyet hakkı bağlamında taşınmazı dava dışı ...'ya belirli bir bedel karşılığında satmasında hukuka aykırı bir durum bulunmadığı, davacı vekilinin müvekkilinin banka ile taşınmazın satışının kendi üzerine geçirileceği yönünde anlaşma yaptıkları iddialarını da ispat edemeyişi karşısında dava konusu taşınmaz üzerinde hak talep edemeyeceği, bu anlamda tarafların akdettikleri taşınmaz satış sözleşmesine istinaden satıcı banka tarafından alınan 15.000,00 TL bedelde davacı tarafın talep edebileceği herhangi bir hak bulunmadığı, sebepsiz zenginleşme koşullarının da dava konusu olay için gerçeklemediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava, sebepsiz zenginleşme temeline dayalı istirdat (alacak) davası niteliğinde olup, davacının iddiası dava dışı şirketin kredi borcunun tahsili için girişilen ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla takip sonucu, ipotekli taşınmazların paraya tahvili suretiyle takip dosyasına konu borcun sükut ettiği, buna mukabil bankaca daha sonra asıl borçlu ve diğer ilgililerle yapılan borç yapılandırma sözleşmesi çerçevesinde davalı bankaya yapılan ödemelerin mükerrer ödeme niteliğinde olup, davalı Bankanın bu suretle sebepsiz zenginleştiği noktasında toplanmaktadır. Gerçekten de dava dosyasındaki belgeler incelendiğinde dava dışı şirketin 2007/147 Esas sayılı takip dosyasında takibe konulan borcunun, ipotekli taşınmazın ihaleye çıkarılması ve alacağına mahsuben davalı Banka tarafından satın alınması, bir başka deyişle teminatın paraya çevrilmesi suretiyle 08.06.2010 tarihi itibariyle sonlandığı, ancak davalı Banka ile kredi borçlusu şirket yetkilisi arasında düzenlenen 30.06.2009 tarihli protokol ile sükut eden borcun yeniden yapılandırılıp, bir ödeme planına bağlandığı, her ne kadar davacı bu yapılandırma sözleşmesinin dışında kalmış ise de söz konusu yapılandırma sözleşmesinde belirtilen ödeme tarihleri çerçevesinde davacının davalı Bankaya banka havalesi suretiyle ve yapılan ödemelerin "ipotekli takip dosyasından kaynaklanan dava dışı şirket borcuna mahsuben yapıldığı" belirtilerek toplam 52.207,32 TL tutarında ödemede bulunulduğu anlaşılmaktadır. Bu durumda davalı Bankanın dava dışı şirketten olan kredi alacağını tümüyle tahsil ettikten sonra bir kez de davacıdan tahsil etmek suretiyle, mükerrer tahsil ederek sebepsiz zenginleştiği açıktır. Davacı tarafından yapılan ödemelerin doğrudan takip dosyasına yapılmayıp, davalı bankaya havaleler suretiyle yapılmış olması, açıklanan ve dosya kapsamıyla sabit olan bu olguya etkili değildir. Bu durumda davacının ödemiş olduğu tutarın, davalıdan tahsiline karar verilmesi gerekirken aksine ve dosya kapsamına aykırı değerlendirmeye dayalı olarak davanın reddine karar verilmiş olması doğru görülmeyip, temyiz eden davacı lehine kararın bozulması gerekmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2015/4771 E. 2015/11783 K.
Ortak:mükerrer tahsilat · mükerrerlik · sebepsiz zenginleşme
İncelediğiniz karardaBu durumda davalı Bankanın dava dışı şirketten olan kredi alacağını tümüyle tahsil ettikten sonra bir kez de davacıdan tahsil etmek suretiyle, «mükerrer tahsil» ederek «sebepsiz zenginleştiği» açıktır.
Dava, «sebepsiz zenginleşme» temeline dayalı «istirdat» («alacak) davası» niteliğinde olup, davacının iddiası dava dışı şirketin kredi borcunun tahsili için girişilen «ipoteğin paraya çevrilmesi» yoluyla takip sonucu, «ipotekli» taşınmazların paraya tahvili suretiyle takip dosyasına konu borcun sükut ettiği, buna mukabil bankaca daha sonra asıl borçlu ve diğer ilgililerle yapılan borç yapılandırma sözleşmesi çerçevesinde davalı bankaya yapılan ödemelerin «mükerrer ödeme» niteliğinde olup, davalı Bankanın bu suretle sebepsiz zenginleştiği noktasında toplanmaktadır.
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre; 1762 parsel 2 nolu bağımsız «bölümde» kayıtlı taşınmazın dava dışı ...'dan cebri satış ile davalı-alacaklı Türkiye Halkbankası A.Ş'ye intikal etmesi sonrasında malik bankanın mülkiyet hakkı bağlamında taşınmazı dava dışı ...'ya belirli bir bedel karşılığında satmasında hukuka aykırı bir durum bulunmadığı, davacı vekilinin müvekkilinin banka ile taşınmazın satışının kendi üzerine geçirileceği yönünde anlaşma yaptıkları iddialarını da ispat edemeyişi karşısında dava konusu taşınmaz üzerinde hak talep edemeyeceği, bu anlamda tarafların akdettikleri taşınmaz «satış sözleşmesine» istinaden satıcı banka tarafından alınan 15.000,00 TL bedelde davacı tarafın talep edebileceği herhangi bir hak bulunmadığı, «sebepsiz zenginleşme» koşullarının da dava konusu olay için gerçeklemediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Benzer bu karardaMahkemece bozma ilamına uyularak, davalı bankanın dava dışı şirketten borcunu tamamen tahsil ettikten sonra bir kez de davacıdan toplamda 52.207,32 TL tahsil etmek suretiyle «mükerrer tahsil» ederek «sebepsiz zenginleştiği» gerekçesiyle, davanın kabulüne taleple bağlı kalınarak 13.500 TL'nin davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:ıslah harcı · ek mehil · ıslah
Benzer bu karardaDavacının verdiği dilekçe davanın «ıslahı» mahiyetinde olup, bu durumda mahkemece davacıya «ıslah harcı» yatırmak üzere «mehil» verilmesi ve oluşacak sonuç çerçevesinde karar verilmesi gerekirken, davacının ıslah mahiyetindeki dilekçesi nazara alınmadan yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2016/12563 E. 2018/4154 K.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:cevap süresi · havale · harç · ibraz · i̇i̇k 72/son
Benzer bu karardaTemyize «cevap süresi» içerisinde «ibraz» edilen ve havalesi yapılan bu dilekçesinin katılma yoluyla temyiz dilekçesi olarak kabul edilmesi gerektiği ancak, temyiz harcının yatırılmamış olduğu anlaşılmıştır.
Bu durumda, temyiz incelemesi yapılabilmesi için, temyiz «harç» ve giderlerinin yatırılması hususunda ve HUMK 434/«son» maddesi uyarınca davacı vekiline usulüne uygun süre verilmesi ve sonucuna göre işlem yapılması, her halükarda davalı vekilinin temyiz itirazları incelenmek üzere Dairemize gönderilmesi için dosyanın mahalline geri çevrilmesine karar vermek gerekmiştir.
Davacı vekili 05.08.2016 «havale» tarihli temyize cevap dilekçesi ile davalı ...
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2016/7882 E. 2017/5148 K.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:mutlak ticari dava · re'sen gözetilme · üçüncü kişi · kamu düzeni · görevsizlik kararı · havale · dosya masrafı · yasal faiz
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davacının gönderdiği 26.500 TL'nin davalı bankanın «kusuru» sebebiyle 3. kişiye ödendiği, bu yanlış ödemeden davalının sorumlu olduğu, ödeme doğru kişiye yapılmış olsa dahi «havale» «masrafının» alınması gerektiğinden davacının havale masrafına ilişkin talebinin yerinde olmadığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, 26.500 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek «yasal faizi» ile birlikte davalıdan tahsiline, fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiştir.
1- Dava, «havale» göndericisinin davalı Banka aracılığıyla gönderdiği paranın hak sahipleri dışında «üçüncü kişiye» ödenmesi nedeniyle uğranılan zararın tahsili istemine ilişkin olup, mahkemece davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
HMK'nın 1. maddesinde ise görev hususunun «kamu düzenine» ilişkin olduğu, mahkemece yargılamanın her aşamasında re'«sen gözetileceği» düzenlenmiştir.
Dava tarihinde yürürlükte bulunan 6102 sayılı TTK'nın 4/1-c bendi uyarınca, havaleden kaynaklanan uyuşmazlıklardan doğan hukuk davaları «mutlak ticari» davalardan olup 6102 sayılı TTK’nın 5. maddesi uyarınca, bu davalarda «görevli» mahkeme asliye ticaret mahkemesidir.
1 benzer karar daha
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2017/2576 E. 2017/4315 K.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:ticari temsilci · ticari işletme · kesin süre · usulden reddi · görevsizlik kararı · havale · dava sebebi · temsil
Benzer bu karardaMahkemece, Dairemizin bozma ilamına uyularak yapılan yargılamaya göre, davaya konu paranın davalıya gönderme «sebebini» açıklamak üzere davacı tarafa «kesin süre» verildiği, kesin süre içerisinde dava konusu paranın davalıya gönderme sebebinin açıklanmadığı, davacının davalı şirkette «ticari temsilci» sıfatıyla görev yaptığı ve yapılan havalenin de «ticari işletme» adına yapıldığının anlaşılamadığı gerekçesiyle dava dilekçesinin «görevsizlik» nedeniyle «usulden reddine» karar verilmiştir.
Bu durumda, davanın 6102 sayılı TTK’nın 4.maddesi kapsamında «havale» hükümlerine ilişkin olduğu gözetilerek ticari dava olduğunun kabulü ile işin esasının incelenmesi gerekirken, davacının bozma ilamına dayalı olarak yaptığı açıklama sonucunda havalenin hukuki dayanağının belirlenemediği gerekçesiyle genel hükümlere tabi olduğundan bahisle «görevsizlik» kararı verilmesi doğru görülmemiş, kararın bozulması gerekmiştir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2013/8900 E. , 2013/23086 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada... Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 07.03.2013 tarih ve 2010/288-2013/141 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin kardeşi ...'ın davalı Bankadan firması için çekmiş bulunduğu kredinin teminatı olarak, müvekkilinin oturmakta olduğu, annesi ... adına tescilli evin ve... ilçesi 1762 parsel sayılı taşınmazda kayıtlı işyeri nitelikli bağımsız bölümün ipotek edildiğini, kredi çekenin kredi borçlarını ödemediğini, adı geçen taşınmazların davalının alacağına karşılık ihaleye çıkartıldığını, müvekkili davacının her iki taşınmazın ipoteğinin paraya çevrilip ihale edildiği...
1. İcra Müdürlüğü'nün 2007/147 Esas sayılı dosyasındaki tüm borcu davalı bankaya yapılandırarak üstlendiğini ve ödediğini, müvekkilinin dosya borcunu taksitlendirip ödemesi halinde taşınmazlar üzerindeki ipoteklerin fekkolacağı gibi taşınmazların tapularının da müvekkiline verilerek, bankaya borçlu şirket yetkililerinin de ihalenin feshi davasından feragat edecekleri üzerinde anlaştıklarını, müvekkilinin ipoteğiyle birlikte bağımsız bölüm evi davalı yandan ipoteğiyle devir aldığını, iş yerinin o an devrini alamadığını, ancak tüm 2007/147 Esas sayılı dosya borcunu ödeyerek dosyayı infaz ettiklerini, ancak işyeri nitelikli taşınmazın davalı banka tarafından her nedense ipotek borçlusu ve eski malik ...'ya devredildiğini, bankanın alacak miktarını müvekkilinden almışken ikinci kez de eski malike satarak haksız olarak da zenginleştiğini, dosya borcu müvekkiline ödetildikten sonra kendisine tapu edilmeksizin ...'ya devir bedeli olan 15.000,00 TL'lik kısım için haksız ve nedensiz zenginleşme hükümlerince müvekkiline bu kısmının iadesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davacı şirket ile müvekkili banka arasında akdedilen kredi sözleşmesi gereği kullandırılan kredinin geri ödenmesinde borçluların temerrüde düşmesi üzerine, Reyhanlı İcra Müdürlüğü'nün 2007/147 Esas sayılı dosyası ile ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla başlatılan takip konusu borcu 36 taksitte yapılandırıldığını ve borcun 07/06/2010 tarihi itibariyle ana para faizleriyle birlikte tasfiye edildiğini, kredinin teminatı olan söz konusu taşınmazın ipotek borçlusu ve eski malik ... adına tescil edilmesinin sebebinin, davacı Beyazıt Bal'ın 07/06/2010 tarihli ibra ve muvafakatnamesi olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre; 1762 parsel 2 nolu bağımsız bölümde kayıtlı taşınmazın dava dışı ...'dan cebri satış ile davalı-alacaklı Türkiye Halkbankası A.Ş'ye intikal etmesi sonrasında malik bankanın mülkiyet hakkı bağlamında taşınmazı dava dışı ...'ya belirli bir bedel karşılığında satmasında hukuka aykırı bir durum bulunmadığı, davacı vekilinin müvekkilinin banka ile taşınmazın satışının kendi üzerine geçirileceği yönünde anlaşma yaptıkları iddialarını da ispat edemeyişi karşısında dava konusu taşınmaz üzerinde hak talep edemeyeceği, bu anlamda tarafların akdettikleri taşınmaz satış sözleşmesine istinaden satıcı banka tarafından alınan 15.000,00 TL bedelde davacı tarafın talep edebileceği herhangi bir hak bulunmadığı, sebepsiz zenginleşme koşullarının da dava konusu olay için gerçeklemediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava, sebepsiz zenginleşme temeline dayalı istirdat (alacak) davası niteliğinde olup, davacının iddiası dava dışı şirketin kredi borcunun tahsili için girişilen ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla takip sonucu, ipotekli taşınmazların paraya tahvili suretiyle takip dosyasına konu borcun sükut ettiği, buna mukabil bankaca daha sonra asıl borçlu ve diğer ilgililerle yapılan borç yapılandırma sözleşmesi çerçevesinde davalı bankaya yapılan ödemelerin mükerrer ödeme niteliğinde olup, davalı Bankanın bu suretle sebepsiz zenginleştiği noktasında toplanmaktadır. Gerçekten de dava dosyasındaki belgeler incelendiğinde dava dışı şirketin 2007/147 Esas sayılı takip dosyasında takibe konulan borcunun, ipotekli taşınmazın ihaleye çıkarılması ve alacağına mahsuben davalı Banka tarafından satın alınması, bir başka deyişle teminatın paraya çevrilmesi suretiyle 08.06.2010 tarihi itibariyle sonlandığı, ancak davalı Banka ile kredi borçlusu şirket yetkilisi arasında düzenlenen 30.06.2009 tarihli protokol ile sükut eden borcun yeniden yapılandırılıp, bir ödeme planına bağlandığı, her ne kadar davacı bu yapılandırma sözleşmesinin dışında kalmış ise de söz konusu yapılandırma sözleşmesinde belirtilen ödeme tarihleri çerçevesinde davacının davalı Bankaya banka havalesi suretiyle ve yapılan ödemelerin "ipotekli takip dosyasından kaynaklanan dava dışı şirket borcuna mahsuben yapıldığı" belirtilerek toplam 52.207,32 TL tutarında ödemede bulunulduğu anlaşılmaktadır.
Bu durumda davalı Bankanın dava dışı şirketten olan kredi alacağını tümüyle tahsil ettikten sonra bir kez de davacıdan tahsil etmek suretiyle, mükerrer tahsil ederek sebepsiz zenginleştiği açıktır. Davacı tarafından yapılan ödemelerin doğrudan takip dosyasına yapılmayıp, davalı bankaya havaleler suretiyle yapılmış olması, açıklanan ve dosya kapsamıyla sabit olan bu olguya etkili değildir. Bu durumda davacının ödemiş olduğu tutarın, davalıdan tahsiline karar verilmesi gerekirken aksine ve dosya kapsamına aykırı değerlendirmeye dayalı olarak davanın reddine karar verilmiş olması doğru görülmeyip, temyiz eden davacı lehine kararın bozulması gerekmiştir.
SONUÇ
Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün davacı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 17.12.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/572872700 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz