Marka hükümsüzlüğü | Terkin
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2012/17706 E. 2013/22777 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
yenileme↗ eksik inceleme↗ fikri ve sınai haklar hukuk mahkemesi↗ i̇i̇k 72/son↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
11. Hukuk Dairesi 2012/17706 E. , 2013/22777 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : FİKRÎ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada İstanbul Anadolu 1. Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk (Kartal Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk) Mahkemesi’nce verilen 17.05.2012 tarih ve 2010/75-2012/148 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili; müvekkilinin TPE nezdinde kendi adına tescilli "ORGAFEN" ibareli markayı kullandığını, ancak sehven tescilin yenilenmemesi sebebiyle koruma süresinin sona erdiğini, durumun tespitinden sonra hemen marka tescil başvurusunda bulunulduğunu, haksız şekilde tescili yapılan 2007/62970 sayılı "ORGAFER" ibareli marka nedeniyle başvurunun reddedildiğini, bu markanın müvekkilin markasının hükümden düşmesinin hemen akabinde yapıldığını, müvekkili tarafından sehven yayına itiraz edilmediğini bu yüzden markanın tescil işleminin gerçekleştiğini, müvekkilinin 30 yılı aşkın süredir "ORGAFEN" markasını kullandığını, "ORGAFER" markasının da müvekkili şirkete ait bir marka olarak algılanmasına neden olacağını, davalı markasının müvekkilinin kendi markasını tanıtmak amacıyla sarf ettiği emeğin sonucundaki yaratılan tanınmışlıktan yararlanacağını, müvekkilinin eskiye dayalı kullanımının ve asıl hak sahipliğinin sabit olduğunu, davalının bu tanınmışlıktan yararlanarak haksız kazanç elde edileceğini ileri sürerek 27/11/2007 tarih ve 2007 62970 sayılı "orgafer" ibareli markanın hükümsüzlüğüne, sicilden terkinine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili; müvekkilinin Türkiye'de birçok alanda faaliyet gösteren köklü ve tanınmış bir şirket olduğunu, "ORGAFER" markası için TPE'ye başvurduklarını, TPE uzmanları tarafından gerekli incelemeler yapıldıktan sonra Resmi Markalar Bülteni'nde yayınlandığını ve hiçbir itiraza konu olmadığını, şimdiye kadar defalarca müvekkilinin markasından haberdar olması gereken davacının kötü niyetli davranarak herhangi bir girişimde bulunmadığını, davacı tarafından ileri sürülen iddiaların tamamen haksız ve kötü niyetli olduğunu savunarak davanın reddine karar verilmesini talep ettiklerini beyan etmiştir.
Mahkemece; iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davacının "ORGAFEN" ibareli markasının 27.06.1997 başvuru tarihli olup 01. sınıf mal ve hizmetler bakımından tescilli iken 10 yıllık koruma süresinin bittiği 27.06.2007 tarihinde tescilin yenilenmediği, davalıya ait "ORGAFER" markasının ise 01 ve 35. sınıf mal ve hizmetler bakımından tescil edilmiş olup tescil başvuru tarihinin 27.11.2007 olduğu, 556 sayılı KHK'nun md. 8/son hükmüne göre, davacının markasının koruma süresi 27.06.2007 tarihinde sona ermişse de davacının marka üzerinde 27.06.2009 tarihine kadar öncelik hakkı olduğu, bu durumda davalının tescil başvuru tarihinin henüz davacının markasının 2 yıllık ek koruma süresi geçmeden yapıldığı belirlenmekle davacının isteminde haklı olduğu, buna göre davacı markasının koruma sınırları içerisinde kalan mallar ile davalı markasındaki benzer nitelik arzeden sınıflar ile ilgili hükümsüzlük kararı verilebileceği gerekçesi ile davanın kısmen kabulü ile davalı markasının tescil edildiği 1. sınıf mal ve hizmetler içinde yer alan "sanayide, bilim sahasında, fotoğrafçılıkta, tarım, bahçecilik ve ormancılıkta kullanılan kimyasallar" ile bu sınıf içindeki mal ve hizmetlerin doğal sonucu niteliğindeki 35. sınıf mal ve hizmetler içinde yer alan "müşterilerin malları elverişli bir şekilde görmesi ve satın alması için çeşitli malların bir araya getirilmesi hizmetleri (belirtilen hizmetler perakende, toptan satış mağazaları, elektronik ortamlar, kataloglar ve benzeri diğer yöntemler ile sağlanabilir)" ile ilgili mal ve hizmet sınıfları itibariyle hükümsüzlüğüne, fazlaya dair istemin reddine karar verilmiştir.
Davalı vekili; kararı temyiz etmiştir.
1- Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davalı vekilinin aşağıdaki bent kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazları yerinde değildir.
2- Ancak; 556 sayılı KHK’nın 42/1-b bendine göre hükümsüzlüğe karar verilebilmesi için aynı KHK’nın 8/son maddesi çerçevesinde markanın yenilenmeme nedeniyle koruma süresinin dolmasından sonra iki yıl içerisinde markanın kullanıldığının kanıtlanması gerekir.Davacı,dava dilekçesinde daha önce adına tescilli olan markanın hükümden düşürüldüğü tarihten sonraki dönemi de kapsayacak şekilde kullanıma devam ettiğini iddia etmiş ve delillerini dosyaya sunmuştur.Bu durumda,somut uyuşmazlık bakımından 556 sayılı KHK’nın 42/1-b maddesi uyarınca davacı kullanımının bulunup bulunmadığını hususu tartışılmaksızın eksik inceleme ve değerlendirme sonucunda davanın kısmen kabulü doğru olmamış bu nedenle kararın bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2019/2996 E. 2021/1301 K.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:maddi hata
Benzer bu karardaYargıtay ilamında benimsenen gerektirici sebeplere ve 2008/52638 sayılı dava konusu markanın bozma ilamında sehven 2006/33312 şeklinde yazılmasının «maddi hata» niteliğinde olmasına göre, davalı vekilinin HUMK 440. maddesinde sayılan hallerden hiçbirini ihtiva etmeyen karar düzeltme isteğinin reddi gerekir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2016/14502 E. 2017/127 K.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:anonim şirket · feragat · yargılama gideri · yetkisizlik kararı · vekalet ücreti
Benzer bu karardaMahkeme kararı verildikten sonra davacı vekili mahkemeye vermiş olduğu 01/11/2016 tarihli dilekçe ile mahkeme kararında belirtilen «yargılama gideri» ve «vekalet ücreti» alacağından «feragat» ettiği ve vekaletnamesinde feragat «yetkisinin» bulunduğu anlaşılmaktadır.
2-Mahkemece «anonim şirketin» ihyasına ve davalının «yargılama gideri» ve «vekalet ücreti» ile sorumluluğuna karar verilmiştir.
Davacı vekilinin mahkeme kararında yazılı bulunan «vekalet ücreti» ve «yargılama gideri» alacağından hükümden sonra «feragat» etmiş bulunması gözetilerek bu konuda bir karar verilmek üzere mahkeme kararının bozulması gerekmiştir.
Mahkemece, davacının ortağı olduğu A.Ş.'nin alacaklı olduğu icra takibi yönünden geçerli olmak üzere A.Ş.'nin ihyasına ve davalının «yargılama gideri» ve «vekalet ücreti» ile sorumluluğuna karar verilmiştir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2012/17706 E. , 2013/22777 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ FİKRÎ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada İstanbul Anadolu 1. Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk (Kartal Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk) Mahkemesi’nce verilen 17.05.2012 tarih ve 2010/75-2012/148 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili; müvekkilinin TPE nezdinde kendi adına tescilli "ORGAFEN" ibareli markayı kullandığını, ancak sehven tescilin yenilenmemesi sebebiyle koruma süresinin sona erdiğini, durumun tespitinden sonra hemen marka tescil başvurusunda bulunulduğunu, haksız şekilde tescili yapılan 2007/62970 sayılı "ORGAFER" ibareli marka nedeniyle başvurunun reddedildiğini, bu markanın müvekkilin markasının hükümden düşmesinin hemen akabinde yapıldığını, müvekkili tarafından sehven yayına itiraz edilmediğini bu yüzden markanın tescil işleminin gerçekleştiğini, müvekkilinin 30 yılı aşkın süredir "ORGAFEN" markasını kullandığını, "ORGAFER" markasının da müvekkili şirkete ait bir marka olarak algılanmasına neden olacağını, davalı markasının müvekkilinin kendi markasını tanıtmak amacıyla sarf ettiği emeğin sonucundaki yaratılan tanınmışlıktan yararlanacağını, müvekkilinin eskiye dayalı kullanımının ve asıl hak sahipliğinin sabit olduğunu, davalının bu tanınmışlıktan yararlanarak haksız kazanç elde edileceğini ileri sürerek 27/11/2007 tarih ve 2007 62970 sayılı "orgafer" ibareli markanın hükümsüzlüğüne, sicilden terkinine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili; müvekkilinin Türkiye'de birçok alanda faaliyet gösteren köklü ve tanınmış bir şirket olduğunu, "ORGAFER" markası için TPE'ye başvurduklarını, TPE uzmanları tarafından gerekli incelemeler yapıldıktan sonra Resmi Markalar Bülteni'nde yayınlandığını ve hiçbir itiraza konu olmadığını, şimdiye kadar defalarca müvekkilinin markasından haberdar olması gereken davacının kötü niyetli davranarak herhangi bir girişimde bulunmadığını, davacı tarafından ileri sürülen iddiaların tamamen haksız ve kötü niyetli olduğunu savunarak davanın reddine karar verilmesini talep ettiklerini beyan etmiştir.
Mahkemece; iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davacının "ORGAFEN" ibareli markasının 27.06.1997 başvuru tarihli olup 01. sınıf mal ve hizmetler bakımından tescilli iken 10 yıllık koruma süresinin bittiği 27.06.2007 tarihinde tescilin yenilenmediği, davalıya ait "ORGAFER" markasının ise 01 ve 35. sınıf mal ve hizmetler bakımından tescil edilmiş olup tescil başvuru tarihinin 27.11.2007 olduğu, 556 sayılı KHK'nun md. 8/son hükmüne göre, davacının markasının koruma süresi 27.06.2007 tarihinde sona ermişse de davacının marka üzerinde 27.06.2009 tarihine kadar öncelik hakkı olduğu, bu durumda davalının tescil başvuru tarihinin henüz davacının markasının 2 yıllık ek koruma süresi geçmeden yapıldığı belirlenmekle davacının isteminde haklı olduğu, buna göre davacı markasının koruma sınırları içerisinde kalan mallar ile davalı markasındaki benzer nitelik arzeden sınıflar ile ilgili hükümsüzlük kararı verilebileceği gerekçesi ile davanın kısmen kabulü ile davalı markasının tescil edildiği 1.
sınıf mal ve hizmetler içinde yer alan "sanayide, bilim sahasında, fotoğrafçılıkta, tarım, bahçecilik ve ormancılıkta kullanılan kimyasallar" ile bu sınıf içindeki mal ve hizmetlerin doğal sonucu niteliğindeki 35. sınıf mal ve hizmetler içinde yer alan "müşterilerin malları elverişli bir şekilde görmesi ve satın alması için çeşitli malların bir araya getirilmesi hizmetleri (belirtilen hizmetler perakende, toptan satış mağazaları, elektronik ortamlar, kataloglar ve benzeri diğer yöntemler ile sağlanabilir)" ile ilgili mal ve hizmet sınıfları itibariyle hükümsüzlüğüne, fazlaya dair istemin reddine karar verilmiştir.
Davalı vekili; kararı temyiz etmiştir.
1- Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davalı vekilinin aşağıdaki bent kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazları yerinde değildir.
2- Ancak; 556 sayılı KHK’nın 42/1-b bendine göre hükümsüzlüğe karar verilebilmesi için aynı KHK’nın 8/son maddesi çerçevesinde markanın yenilenmeme nedeniyle koruma süresinin dolmasından sonra iki yıl içerisinde markanın kullanıldığının kanıtlanması gerekir.Davacı,dava dilekçesinde daha önce adına tescilli olan markanın hükümden düşürüldüğü tarihten sonraki dönemi de kapsayacak şekilde kullanıma devam ettiğini iddia etmiş ve delillerini dosyaya sunmuştur.Bu durumda,somut uyuşmazlık bakımından 556 sayılı KHK’nın 42/1-b maddesi uyarınca davacı kullanımının bulunup bulunmadığını hususu tartışılmaksızın eksik inceleme ve değerlendirme sonucunda davanın kısmen kabulü doğru olmamış bu nedenle kararın bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ
Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin (2) nolu bent kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddine, (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile yerel mahkeme kararının BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 12.12.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/571019400 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz